Etiket: domuz gribi

  • Domuz gribi geri mi döndü?

    Domuz gribi geri mi döndü?

    Adana’da 3, Niğde’de 1 kişinin ölümünün domuz gribinden kaynaklanmış olabileceği şüphesi, 2009’daki salgından sonra hastalığı yeniden gündeme getirdi. Adana’da hastanelerin acil servislerine yoğun başvuru var. Peki domuz gribi nasıl anlaşılır? Şüphe varsa neler yapmalı?

    Adana’da domuz gribi şüphesiyle tedavi gören 2’si Suriyeli 3 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından kentteki hastanelerde yoğunluk var. Çukurova Devlet Hastanesi acil servisine son 24 saatte, 2 binin üzerinde hasta başvurdu.

    Kozan Devlet Hastanesinde 73 yaşındaki bir hasta domuz gribi şüphesiyle tedaviye alınınca acil serviste bulunan personel, hasta ve yakınlarına maske dağıtıldı.

    Bu durumda bir salgından söz edilebilir mi? İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Oğuz, soruya şöyle yanıt verdi: “Hakikaten H1N1 vakalarında artış var, bunu laboratuvarlardan aldığımız verilerden söylüyoruz ama şu an için pandemi seviyesine geldiğini söyleyemiyoruz.”

    Oğuz’a göre domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsünün tetiklediği grip kronik böbrek yetmezliği, diyabet, hipertansiyon, solunum yolu ve kalp yetersizliği hastalarında daha şiddetli seyrediyor.

    Dr. Başak Oğuz, ne zaman doktora başvurmak gerektiği konusunu ise, “Grip olduğumuzda 2-3 günü geçen inatçı ateşler oluyorsa, 3-4 güne kadar iyileşme görmüyorsak, inatçı şikayetler, öksürükler daha da arttıysa ve şiddetlendiyse bir hekime başvurup yardım almakta fayda var” şeklinde özetledi.

    Domuz gribi geri mi döndü?
    Domuz gribi geri mi döndü?

    ÖLÜMLER SOLUNUM SORUNLARINDAN KAYNAKLANIYOR

    Tansiyon düşüklüğü, ateşte iyice yükselme gibi sorunların yoğun bakımda yatışa hatta ölüme yol açabildiğini dile getiren Oğuz, “Esas korktuğumuz solunum yetmezlikleriyle ilgili sıkıntılardır. Genellikle de bugüne kadarki ölümler de hep solunum nedeniyle olmuştur” dedi.

    KORUNMAK İÇİN NELER YAPILMALI?

    Virüsün hasta bir kişinin bulunduğ mekanda solunum yoluyla kolayca bulaşabildiğini aktaran ve “Virüsü hasta kişinin dokunduğu bir yüzeyden aldıysak bunu yine ıslak bir yüzeyimize temas ettirmemiz gerekiyor” diyen Dr. Oğuz, gripten korunma önerilerini şöyle özetledi: “Sağlıklı kişilerin önlem almasındansa, hasta kişilerin sosyal hayattan çekilmesi daha doğrudur. Ateşli dönem en bulaştırıcı dönemdir, bundan sonra da 1 hafta bulaştırıcılık sürecektir. En azından bulaştırıcılık dönemindeki hastaların toplumdan biraz çekilmesi daha sağlıklı olacaktır.”

    Bağışıklık sistemini güçlü kılmak için dengeli ve yeterli beslenme, sık sık el yıkama, kalabalık mekanlarda fazla vakit geçirmeme gibi önlemler de gripten korunmada etkili oluyor.

  • Salgın söz konusu değil

    Salgın söz konusu değil

    Sağlık Bakanlığı Enfeksiyon Komitesi, ülkede görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarının geçmiş yıllarla benzer düzeyde seyrettiğini, herhangi bir artışın ya da salgının söz konusu olmadığını belirtti.

    Üst solunum yolu enfeksiyonlarının mevsimsel değişikliklerde gözlendiğini belirten Sağlık Bakanlığı Enfeksiyon Komitesi, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Genetik Laboratuarı’nda enfeksiyon hastalıklarıyla ilgili her türlü tetkik yapıldığını da belirtti.

    1 Şubat ile 15 Mart tarihleri arasında alınan solunum yolu örneklerinden viral panel çalışıldığı kaydeden Enfeksiyon Komitesi, “Bu çalışma sonucunda herhangi bir Domuz Gribi (H1N1 virüsü) vakasına rastlanmamıştır” dedi.

    “GENETİK LABORATUARI’NDA TANISAL BAKTERİYOLOJİK VE MOLEKÜLER GENETİK TESTLER YAPILABİLİYOR”

    Enfeksiyon Komitesi, üst solunum yolu enfeksiyonları konusunda yazılı bir açıklama yaptı.

    Sağlık Bakanlığı’nın Basın Bürosu aracılığıyla yapılan açıklamada, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Genetik Laboratuarı’nda solunum yolu hastalıklarına yönelik tanısal bakteriyolojik ve moleküler genetik testlerin yapılabildiğini, gerekli tedavilerin de verilebildiği kaydedildi.

    “KAS, EKLEM AĞRISI, BURUN AKINTISI, KURU ÖKSÜRÜK VE ATEŞ YÜKSEKLİĞİ OLAN YAŞLILAR VE KRONİK HASTALAR HEKİME BAŞVURSUN”

    Kas, eklem ağrısı, burun akıntısı, kuru öksürük ve ateş yüksekliği semptomları olan özellikle yaşlı ve kronik hastaların mutlaka hekime müracaat etmesini isteyen Sağlık Bakanlığı Enfeksiyon Komitesi, hekimlere bir çağrı yaptı.

    “UZAYAN YAKINMALAR…”

    Buna göre, hekimlerin uzayan yakınmalarda gelişebilecek komplikasyonların önüne geçebilmek için hastaları Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanlarına yönlendirmesinin önemine dikkat çekildi.

    “TÜRKİYE’DE DOMUZ GRİBİ VAKASI GÖRÜLÜYOR ANCAK GRİP BİLİM KURULU BUNUN TOPLUM SAĞLIĞINI ETKİLEMEDİĞİNİ BELİRTİYOR”

    Enfeksiyon Komitesi, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nın dün domuz gribiyle ilgili bir açıklama yaptığını belirtti.

    Komite, Türkiye’de “Domuz Gribi” vakalarının görüldüğünü ancak Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Grip Bilim Kurulu’nun bunun toplum sağlığını olumsuz etkileyecek bir sorun olmadığını belirttiğini söyledi.

  • Grip Aşısı Olmak İçin Geç mi?

    Grip Aşısı Olmak İçin Geç mi?

    Türkiye genelinde bir süredir etkili olan grip salgınından korunmak için özellikle risk grubunda yer alanların aşılanması gerektiği bildirildi.

    Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yılla kıyaslandığında ciddi grip salgını yaşandığını, özellikle son 15-20 gündür vaka sayısında büyük artış gözlendiğini söyledi.

    Grip virüsünün yol açtığı salgının giderek artacağını, çünkü her gün polikliniklere gelen vaka sayısının arttığını ifade eden Köksal, “H3N2 virüsü, geçen yıllar çok korkulan H1N1, yani domuz gribinden biraz farklı. Bu, domuz gribinin majör, yani küçük bir değişime uğramış variant hali ama inanın geçen seneki griplere göre, hatta domuz gribinden bile daha ağır ve uzamış klinik seyir izliyor” dedi.

    Köksal, grip virüslerinin insanları hastalandırma kapasitesinin çok yüksek olduğunu ve solunum yolu hücrelerine tutunduklarını, sonra da hastalık yapıcı maddelerini aktararak solunum yollarında ciddi hastalıklara yol açtığını anlatarak, şunları söyledi: “H3N2 virüsü oldukça ağır klinik tablo ortaya çıkarmaktadır. Özellikle çocuklar ve yaşlıları etkileyen hastalık, başlangıç olarak diğer grip türlerinden pek farklı değil.

    Halsizlik, yüksek ateş ve boğazda yanma ilk belirtiler

    Hastalık etkeni virüsün kolayca alt solunum yollarına inerek akciğerleri etkilediğini vurgulayan Köksal, şöyle devam etti:

    “Özellikle de risk grubunda olan yaşlılar, şeker, kalp, akciğer ve kanser hastaları ile çocuklar, gebeler, sigara içenler ve aşırı alkol tüketenlerde hastalık biraz daha ağır seyrediyor. En korktuğumuz nokta akciğerlerin etkilenmesi çünkü grip çok ağır seyirli zatürredir ve ölüme kadar gidebilir. Bunun için uzamış belirtileri olan hastaların kendi kendilerine ilaç almaksızın mutlaka sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekir.”

    Hastaneye müracaatta yüzde 20-30 oranında artış yaşandı

    Köksal, gribin tedavisi olan ve korunulabilen hastalık olduğuna dikkati çekerek, “Tedavide kesinlikle antibiyotik kullanılmaması gerekiyor. Antibiyotiklerin bir etkisi olmadığı gibi ileride gelişebilecek komplikasyonlarda direnç gelişmiş olacağı için tercih edebileceğimiz antibiyotik kalmayacak. İlk 48 saat içinde antiviral ilaçların alınması, hastalığın klinik seyrini ciddi oranda etkilemekte ve iyileştirmektedir” diye konuştu. Gribin bu kadar yaygın görülmemesi gerektiğine işaret eden Köksal, şunları kaydetti:

    “Geçen seneki aşılama oranları ile bu sene ki oranlara baktığımda yüzde yüze yakın düşüş olduğunu görüyorum. Bu çok önemli bir nokta. Geçen yıl domuz gribinden korkulduğu için büyük bir kesimi rahatlıkla aşıladık ama bu sene sanki domuz gribi bitti başka da grip olmayacak gibi, bırakın normal insanları risk grubunu oluşturan, beraberinde de altta yatan başka hastalığı olan kişilerin dahi öykülerini aldığımızda aşılanmadıklarını üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Hala geç değil, aşılanmamış, özellikle risk grubunu oluşturan grupların mutlaka aşılarını yaptırması gerekiyor.”

    Grip mevsimi boyunca aşı yapılabilir

    Köksal, hastaneye müracaatta yüzde 20-30 oranında artış yaşandığını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Grip solunum yoluyla bulaşan bir hastalıktır. Sosyal öpüşme, tokalaşma gibi davranışlar bulaşmaya yol açabilir. Onun için ellerin sık sık yıkanması, hasta olanların mümkünse maske takarak iş yerine ya da okula gitmeleri basit korunma yollarıdır. Ellere değil de bükülen kolun iç kısmına hapşırılması, ellerin temiz kalması açısından bir parça önem arz etmektedir. Ellerini sık yıkama şansı olmayanlar, dezenfektan ürünleri kullanabilirler. Yarıyıl tatilinin geliyor olması, hastalığın yayılma hızını biraz düşürecektir ama şu anda hastalık pik noktasına gelmedi, artarak devam ediyor.”

    Kimler grip aşısı yaptırmalı?
    6 ay-18 yaş arası çocuklar ve gençler
    Kronik akciğer hastalığı olanlar ( Kronik bronşit, Astım vb.)
    Bütün kalp damar hastaları (Yalnızca Hipertansiyonu olan hastalaarda mutlak zorunlu değildir)
    Kronik böbrek, karaciğer hastalığı ve şeker gibi metabolik hastalığı olanlar
    Vücudu savunma sistemini zayıflatan kortizon veya immunsupresif denilen ilaçları kullananlar
    AIDS, kanser gibi vücudu direncini düşüren hastalığı olanlar
    Solunum sistemi çalışmasını bozan akciğer dışı hastalığı olanlar (Omurilik felçlileri, kas ve sinir sistemi hastalığı olanlar)
    Huzurevi ve bakımevinde kalanlar
    Hamileliğinde 3 ayı tamamlayan tüm hamileler
    Grip sezonu (sonbahar ve kış) hamile kalma olasılığı olanlar
    50 yaş üstü erişkinler
    Sağlık personeli ve itfaiye polis gibi önemli, yaygın kamu hizmeti yapanlar

    Gri aşısını kimler yaptıramaz?

    Piyasada ölü virüslerle yapılan ‘Split inaktif’ denilen aşı yaygındır ve güvenle yapılabilir. Zayıflatılmış virüslerle yapılan ve burundan sprey şeklinde verilen canlı aşılar ise doktora danışılmadan yapılmamalıdır. Bu aşılar bazı gruplara yapılmamaktadır. Bu gruplar şu şekilde sıralanabilir:
    Yumurtaya ciddi alerjisi olanlar
    Daha önce grip aşısına alerjik reaksiyon gösterenler
    Grip aşısından 6 ay sonraya kadar olan dönemde Guillan Barre denilen kas hastalığı geçirmiş olanlar
    6 aydan küçük çocuklar
    Ateşli hastalık geçirenler (Ateşli hastalık tamamen düzelene kadar aşı yapılmaz)

  • Domuz Gribi ve Aspirin hakkında…

    Bayer A Tipi (H1N1) grip – domuz gribi olduğundan şüphe edilen kişilerin tedavilerinin sağlık uzmanları tarafından yapılmasının çok önemli olduğunu onaylamaktadır. Bayer domuz gribi olduğundan şüphelenen herkesin derhal bir hekime başvurmasını şiddetle tavsiye eder. Grip hastalarının tedavisini yürüten hekimlerce, baş ve vücut ağrısı, boğaz iltihabı, ateş ve enflamasyon benzeri belirtilerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olması amacıyla genellikle aspirin önerilmektedir. 110 yıllık güvenlik ve etkililik verileri ile dünyanın en kapsamlı şekilde araştırılmış ilaçlarından biri olan aspirin nesillerdir kullanılmaktadır.

    Yetişkinlerde, aspirin’in griple ilişkili semptomlar için genel olarak güvenli ve etkili bir tedavi olduğu konusunda kuşku yoktur. Aspirin özellikle de kullanım talimatında belirtildiği şekilde ağrı, ateş ve enflamasyonun azaltılması için kısa süreli kullanıldığında, klinik olarak belirgin yan etkilerle nadiren ilişkilendirilir.

    Reye Sendromu, ilk olarak 1970’lerin ortalarında tanımlanan, çocuk ve ergenlerde beyin ve karaciğeri etkileyen bir hastalıktır. Son derece nadir, fakat ciddi ve muhtemelen ölümle sonuçlanan bir sendromdur. Sebebi bilinmemekle birlikte, genellikle bir viral enfeksiyonu takiben ortaya çıkar. Oldukça nadir görülen bir hastalık olan Reye Sendromu ile ilgili çekinceler öncelikle çocuklar ve ergenlerde viral enfeksiyonlarla ilişkilidir. Bununla birlikte literatürde, erişkinlerde Reye Sendromu görülmesiyle ilgili tek hastalık olgu raporları bulunmaktadır.

    Bayer’in Asetil Salisilik Asit (ASA) içeren Aspirin® gibi ürünlerinin kullanma talimatlarında olası Reye Sendromu riskine ilişkin uyarılar bulunmaktadır. Bu uyarılar ASA kullanımı ile Reye Sendromu arasında bir ilişki bulunduğunu öne süren epidemiyolojik verilere dayandırılmaktadır. Ancak daha önceden hiçbir tedavi almadığı halde Reye Sendromu görülen vakalar da bildirilmiştir. Bugüne kadar yapılan klinik çalışmalarda ASA’yı da içeren ilaç gruplarının kullanımı ile Reye Sendromu gelişmesi arasında neden sonuç ilişkisi kurulamamıştır.

    Kalp krizi gibi kardiyovasküler vakaların önlenmesi için doktoru tarafından aspirin profilaksisi önerilen onbinlerce yetişkin için, griple ilgili semptomlarla mücadelede de etkili bir analjeziğin seçimi çok önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, mevcut kardiyovasküler hastalığa sahip kişilerin Pandemik (H1N1) 2009 kaynaklı ciddi komplikasyonlar açısından daha yüksek risk altında olduğu düşünülmektedir. Ek olarak, gözlem çalışmaları da grip enfeksiyonunun kişinin kardiyovasküler riskini geçici olarak 2–3 kat artırabildiğini ortaya koymaktadır . Önemli bir nokta da, aspirin’in -parasetamol ya da ibuprofen’in aksine- bir kalp krizi veya iskemik felci önleyerek yaşam kurtarma gücüne sahip olan tek ağrı kesici olmasıdır. Düşük doz aspirin profilaksisindeki kişiler, hekimleri tarafından aksi yönde bilgi verilmedikçe, ürünün kullanma talimatında belirtilen dozda aspirin’i güvenle alabilir.

    Doktor önerisiyle, uzun dönemli, potansiyel olarak hayat kurtarıcı ve kardiyak koruyucu amaçla aspirin tedavisini kullanan kişilerde, aspirin tedavisinin durdurulması zararlı olabileceğinden, hekimin talimatı dışında aspirin rejimlerini kesmemeleri veya değiştirmemeleri önemlidir. Koroner hastalarda aspirin profilaksisinin devamlılığının önemini gösteren birçok çalışma bulunmaktadır. Bunlardan birisi, Journal of the American College of Cardiology’de yayınlanan ve koroner hastalarda aspirin kullanımının kesilmesinin, yeni bir koroner olay oluşma riski yaratabildiğini göstermektedir. Hastalar aspirin tedavisi konusundaki olası tüm sorularını hekimleri ile tartışmalıdırlar.

    Ağrı kesicileri belirtildiği şekilde almak ve tüm sorular için bir sağlık profesyoneli ile temasa geçmek önemlidir. Aspirin® kullanım talimatı, hastaları güvenlik ve diğer potansiyel riskler konusunda bilgilendirir. Aynı zamanda Aspirin® kullanılmaması gereken durumları içerir ve bir hekime danışmayı tavsiye eder. Çocuklar ve gençlerde, çok nadir fakat öldürücü olabilecek bir hastalık olan Reye Sendromu konusundaki potansiyel çekinceler nedeniyle, aspirin’in viral enfeksiyonlarda bir hekime danışılmadan kullanılmaması gerekir. Bu uyarı aspirin kullanım talimatında da yer almaktadır.

    Aspirin kullanımı herkes için uygun olmayabileceği için, hastalar daima ürün kullanım talimatını okumalı ve kullanım öncesi herhangi bir soruları olması durumunda hekim veya eczacılarına danışmalıdır.

  • Domuz Gribi ve Ruh Sagligi

    Günümüzde domuz gribi adını sıkça duyurmakta olan ve gün geçtikçe bir çok kişinin hayatının son bulmasına neden olan zor bir rahatsızlıktır. Bu hastalıktan korunma yolları her gün neredeyse her saat başı tv kanallarında gazetelerde duyurulmaktadır. Korunma yollarının başında, hijyenik ortamın sağlanması gelmektedir. Bu zaman zarfı içinde insanlar kendilerini eczanelerde alkollü mendiller, alkollü sabunlar alırken buluyor. Kimileri yarım saatte bir elini yıkıyor, kimileri hiçbir yere dokunmak ve temas halinde olmak istemiyor. Bazıları ise neredeyse, evden dışarı adım atmak istemiyor. Bu durumu değerlendirdiğimiz zaman, domuz gribinin fiziksel sağlımızın ötesinde ruh sağlığımızı da etkilediğini görebiliriz.

    Domuz gribi salgını, alt yapısında obsesif kompulsif bozukluk taşıyan kişilerin ve bu bozukluğa yatkın kişilerin bir bir ortaya çıkmasında etkili oluyor. Bu nedenle OKB hastalığını yakından tanıyıp önlemimizi almak gerekir.

    OKB hastalığından yakınan kişiler, akıllarında sürekli bir düşünce olduğundan ve bu düşünceyi kafalarından atamadıklarından bahsederler. Bu düşüncelerden kurtulmak için belli başlı davranışları uygularlar. Takıntı (obsesyon) , yanlış olduğu bilindiği halde kafadan atılamayan, mantık ve muhakeme ile uzaklaştırılamayan, arzu edilmeyen saplantı halindeki fikirler ya da kişide korku ve bunalım yaratan, kişinin çabalarına karşın kurtulamadığı ısrarla tekrar eden düşünce, hayal(imaj)olarak tanımlanır.

    Bu düşüncelerin, hayallerin çok çeşitli örnekleri vardır. En sık rastlanılan düşünceler, hayaller, davranışlar aşağıdaki gibi sıralanabilir.

    1. Mikrop kapma fikri, her yerin mikroplu olduğu düşüncesi ve bu düşünceden kurtulmak için sürekli temizlik yapmak.
    2. Bir başkasına, sevdiğine zarar geleceği fikri ve bunun olmaması için yapılan ritüeller. (bir takım kelimeleri sessizce tekrar etme, içinden sayı sayma.)

    Kişi bu fikirlerin aklına gelmemesi için ya da bu davranışları yapmamak için kendini zorlar. Fakat çoğu zaman başarılı olamazlar. Bu hastalıktan yakınan kişiler, belli davranışları sergilediklerinde adeta uzun bir süre nefessiz kalıp tekrar nefes almışcasına rahatlarlar.

    Erken tedavi, her hastalıkta önem taşıdığı gibi bu rahatsızlıkta da oldukça büyük önem taşımaktadır. Psikiyatrik müdahele ve Bilişsel Davranışçı terapiler kombine olarak tedaviyi oluşturmaktadır.

    Sağlıklı ve mutlu günler…
    ________________________________________

    Klinik Psikolog
    Merve MAMACI