Hamilelikte FSH düşüklüğü nedeni hipofiz bezinde oluşabilecek bir rahatsızlığa bağlı olarak hormon seviyesinde meydana gelen azalmalardır. FSH hormon değerleri çocuk sahibi olunmasını etkileyen önemli hormonlardır ve düşük ya da yüksek olması hamilelik üzerinde oldukça etkili olmaktadır. Hipofiz bezine bağlı olarak çalışan FSH hormonu kadınların regl dönemlerinde ve yumurtlama dönemlerinde etkiye sahiptir ve gebelikte plasenta oluşmasını sağlaması açısından gerekli olmaktadır.
Hamilelik sırasında kadınlarda meydana gelen sürekli açlık hissi ve aşırı derecede stresli olma durumları FSH hormonu düşüklüğüne bağlı olan problemler olmaktadır. FSH hormon düşüklüklerinde;
Çok zayıf olmak ile ya da hipofiz bezlerindeki sorunlardan dolayı yaşanan bu durumda yumurta ve spermlerin olmaması söz konusu olabilmektedir.
Çok zayıf olan kişilerin kendi kilolarına dönmeleri için tedavi edilmeleri gerekir.
FSH düşüklüğü nedeni ile aşırı derecede kilo kaybı yaşanması yumurtalık kanser riski taşındığını gösterebilir.
Hamile Kalmak İçin Olması Gereken FSH Değerleri
FSH seviyesi kadın ve erkeklerdeki cinsel organların çalışma durumunda göstermekte ve bu nedenle yapılan testlerde FSH hormonu kaç olursa hamile kalınır sorusu şu şekilde cevaplanabilmektedir;
FSH hormon değeri 10 birimden küçük olması değerin normal olduğunu gösterir. Bu durumda hamilelik gerçekleşme oranı oldukça yüksek olur.
FSH hormon değerinin 10 birimden yüksek olması hamile kalma durumunu riske sokmaktadır ve hamile kalma şansını zayıflatır.
FSH Yüksek Değerleri Nasıl Düşürülür?
FSH hormonu yüksekliği yaş ile birlikte yumurtalık rezervlerindeki azalmayla bağlantılı olmakta ve geri dönüşü bulunmamaktadır. Yaş ilerledikçe kadınların yumurta kalitelerinde bozulmalar ve sayılarında azalmalar meydana gelir ve bu durumun ilaçlar ve tedaviler ile düzeltilme imkânı bulunmaz. Yaş ile bağlantılı olan fsh yüksek değerlerini düşürmek için yapılması gereken tedavi yöntemi yerine değerin daha yükselmesini önlemeye çalışarak hamilelik elde edilmesi gerekir.
İkinci çocuğa sahip olmanın avantajları saymakla bitmez..dikkat!:)size bildireceğimiz, ikinci çocuğa sahip olmanın avantajları başka bir bebek için denemeye özendirici olabilir:)
Sizin için tek çocuk yeterli mi yoksa başka bir tane daha mı planlıyorsunuz?
Günümüz modern dünyasında çoğu karı koca çalıştığından tek çocuk sahibi olmayı yeğliyor. Fakat ikinci çocuğa sahip olmanın avantajları saymakla bitmez..dikkat!:)size bildireceğimiz, ikinci çocuğa sahip olmanın avantajları başka bir bebek için denemeye özendirici olabilir:)
Tek çocuk sahibi olmak pekçok sorunu beraberinde getiriyor. Yalnız büyüyen çocuklar genelde daha şımarık ve egoist yetişip, problemli bir birey olup çıkabiliyorlar.
Başka bir bebek için hazır olup olmadığınızı merak ediyorsanız, o zaman ikinci çocuğa sahip olmanın tüm avantajlarını düşünmelisiniz.
Eğer büyük güzel bir aile hayatı özlemi içindeyseniz, psikiyatristlerin önerisi en az iki çocuk sahibi olmaktır. Finansal ve duygusal olarak hazırsanız, kesinlikle ikinci çocuk sahibi olmanın, büyük bir aileye kavuşmanın zevkini tatmalısınız!
İkinci Çocuğa Sahip Olmanın Avantajları
Çocuğunuz Hayatta Yalnız Kalmayacak Her canlı ölümü tadacaktır… Bu kaçınılmaz sondan kurtulan hiç bir fert kalmayacaktır.
Bu durumda, siz bu dünyadan göçüp gittiğinizde, evladınıza bir can yoldaşı, kanı canı
herşeyi olan bir hayat arkadaşı bırakmak kadar güzel ne olabilir. İkinci çocuk demek, ilk çocuğunuzun hayatta tutunacak bir dalı olması demektir.
Tecrübelisinizdir 2. hamilelikler genellikle birincilere göre daha kolay geçer. Çünkü rahim ağzı genişlemiştir, ilk gebeliğin verdiği acemilik ve telaş yoktur,
Yapılacak rutin kontrollerinizi, kan testlerinizi, muaynelerinizi bilirsiniz, daha tecrübelisinizdir.
Bunun yanısıra ilk çocuğunuzda size yardımcı olan jinekoloğunuzda hazırdır, kesinlikle pekçok yönden kafanız rahattır.
Paylaşmayı Öğretebilirsiniz
Paylaşmak, sahip olduklarımızdan verebilmek muhteşem bir erdemdir ve insan ilişkilerinde çok önemli bir değerdir. Egoist, cimri, malı kıymetli insanlar toplumda sevilmez ve depresif yetişkinler olup, mutsuzluğa sürüklenirler.
Genelde tek çocuklar, ebeveynleri tarafından ona özel ilgiyle büyüdüklerinden daha bencil olup, dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünerek yetiştirirler, tabi bilinçli olarak çocuklarını yetiştiren aileler istisna.
İlk Çocuk Rehber Emin olun ilk çocuğunuzu büyütürken karşılaştığınız çoğu problemle, ikinci çocuğunuzu büyütürken karşılaşmayacaksınız.
Bunlardan biri de alfabe ve sayıları öğretmek olacaktır. İlk çocuğunuz seve seve ona pekçok şeyi öğretecek, abi/abla olmakla gurur duyacaktır.
Yalnız size düşen görev, büyük çocuğu bu konuda biraz teşvik, gururunu okşayıcı sözler:)
İkinci Çocuğa Sahip Olmanın Avantajları
İlk Çocuk Büyük Yardımcı
İki çocuğunuz arasında biraz yaş farkı olması sayesinde ilk çocuğunuz kardeşini büyütürken seve seve size yardımcı olacaktır.
Fakat onu bu konu üzerine teşvik eden siz olmalısınız, ona kardeşin biraz büyüyünce
beraber oyunlar oynayacaksınız, sen ona abilik/ablalık yapacaksın gibi özendirici şeyler söylemek kardeşine sempatiyle yaklaşmasını sağlayacaktır.
İkinci Çocuğa Sahip Olmanın Avantajları
Kıfayet ve Oyuncaklar Hazırdır ikinci çocuk sahibi olmanın avantajlarından biri de ilk çocuğunuzun kıyafet ve oyuncaklarının küçük kardeşe kalmasıdır.
Kaliteli çocuk giysilerinin ve oyuncakların ateş pahası olduğu günümüzde, ikinci kez
hamile kalan anne, aile ekonomisini bu konularda zorlamaz, birinci çocuğun giysileriyle,
ikinci hatta üçüncü çocuğunuzu büyütebilirsiniz.
2 Çocuk Var Problem Yok 2. çocuğa sahip olduğunuzda, tek çocuk sahibi olmanın da sorunlarından kurtulmuş olacaksınız.
Yalnız yetişen kaprisli, şımarık bir çocuk yerini, ikinci çocuk sahibi olmakla eve denge ve huzur getiren büyük bir aileye bırakacaktır.
Kafanız Rahat Olur Tek çocuklu çiftlerin en büyük şikayetlerinden biri, çocuklarının onlardan sürekli ilgi ve alaka beklemesidir.
Yalnız olan çocuklar, tek başına sıkılarak ebeyenlerinden devamlı onla oynamalarını bekleyebiliyor.
Fakat iki çocuğunuz olduğunda onlar her an birbiriyle kah oynayıp, kah itiştiğinden:)sizi de rahat bırakırlar.
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.
Amerikalı ve Japonya bilim adamları kadınlarda yumurta kesesinin gelişimini ve büyümesini destekleyen R-Spodin adını verilen yeni bir hormon keşfetti.
Amerika’da Stanford ve Japonya’da Akira Üniversitesi’nde yapılan araştırmalarda kadınlarda folikül gelişimini destekleyen ve yumurtalıklarda yumurtaların büyümesini uyaran yeni bir hormon keşfedildi. Yeni hormona “R-spondin2” adı verildi. Yumurtaların büyümesini sağlayan yeni hormon: R-Spodin
Acıbadem Maslak Hastanesi Tüp Bebek Merkezi uzmanlarından Op. Dr. Halit Fırat Erden konuyla ilgili şu açıklamada bulundu:
”R-Spodin kadınlarda doğurganlık şansını ve tüp bebek tedavilerinde başarıyı artırabilecek bir hormon. Bu hormon sayesinde geçerli doğurganlık tedavilerinin etkinliği artırılabilir veya farklı tedavi seçenekleri oluşturulabilir. Bilim adamları keşfettikleri R-Spodin hormonunu çoğaltıp farelere enjekte ederek olgun yumurta üretimi elde etti. Elde edilen yumurtalarda farelerde yumurtalık hücrelerinin büyümesini desteklemede kullanıldı. Bu yumurtalar döllendiğinde başarılı gebelik ve sağlıklı yavrular dünyaya geldi. Amerikalı ve Japon bilim adamlarının yeni keşfettiği yöntem bize neyi müjdeliyor sorunun yanıtı şudur: Bilimin keşfettiği R-Spodin hormonu, kadının doğurganlığını dolayısıyla da çocuk sahibi olma şansını artıracaktır. Over hormonu Folikül Uyarma Hormonu (FSH) ile birlikte kullanıldığında, FSH nedeniyle tek başına tedaviye iyi yanıt vermeyen kadınlar için yeni bir tedavi seçeneği olabilir.
Kısırlık Bir Hastalıktır, Eksiklik Değil…
Op. Dr. Halit Fırat Erden sözlerine şöyle devam etti:
”Günümüzde Türk toplumunda kısırlık bir eksiklik olarak görüldüğü için evli çiftler bu sorunu utanılacak bir durum olarak saklamaya çalışıyor.
Kısırlık sorunu bir eksiklik değil hastalıktır. Kişi nasıl bir alerji hastası olduğunda tedavi oluyorsa çocuk sahibi olamadığında da tedavi olmalıdır.
Çocuk sahibi olmaya çalışan çiftler tedavi sürecinde maddi-manevi zor süreçlerden geçtikleri için psikolojileri bozulabilir. Bilim uzun süredir infertil ailelere güzel haberler verebilmek için soluksuz çalışıyor. Tüp bebekte başarıyı artıran yeni hormon R-Spodin’de bu çalışmalardan birinin sonucu. Yeni hormonun keşfi ile tüp bebek tedavi seçeneklerinde her şeyi değişecek gözüyle bakılıyor. Ancak insanlarda etkin bir şekilde kullanması ve güvenli olduğuna karar vermek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.”
Türk doktorların geliştirdiği ‘hücre ayrıştırıcı çip’ bebek sahibi olamayan çaresiz çiftler için umut ışığı oldu.
Bu yöntem Türkiye ve ABD’de eşzamanlı olarak sunularak , Harvard Tıp Fakültesi- MIT Sağlık Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Utkan Demirci, tüp bebek merkezlerinde seçilen spermlerin kalitesini arttırarak daha başarılı tüp bebek çalışmalarının ortaya çıkmasını sağlayacak ‘hücre ayrıştırıcı çip’ teknolojisini tanıttı. KOSGEB’in desteğiyle İzmir’de üretilen çipin, tüp bebek tedavisinin başarısını artıracağını anlatan Utkan Demirci: “Bu teknolojiyi ilk kez ürün olarak sunuyoruz. Ayrıca ABD’de eş zamanlı olarak geliştirilerek sunulacak. Özellikle erkeklerdeki sperm azlığından kaynaklanan çocuk sahibi olamama problemlerine çözüm üreteceğiz” dedi.
Üretken ve verimli anlamına gelen ‘Fertil’ adının verildiği çip ile çiftlere umut ışığı olmayı hedeflediklerini anlatan Utkan Demirci:
“Bir girişi ve çıkışı olan çipe 50 milyon hücre koyabilirsiniz. En verimli, yumurtayı en iyi dölleyebilecek olan spermler, çip sayesinde kolayca ayrıştırılacak. Dünyada sperm hücrelerini bir kanalda ayrıştırabilen bir teknoloji yok.
Çok yoğun ve fazla sayıda proses yapmak yerine ayrıştırma yapıldığını belirten ve spermlerin ortamın mikro olmasından etkilenerek yarışmaya ve yüzmeye başladıkları ve en kalitelisini belirlendiğini aktardı.
Böylece hiçbir şey yapmadan spermleri yarıştırarak sonunda toplayıp tüp bebek adımında kullanabiliyoruz. Özellikle erkeklerden kaynaklanan çocuk edinme problemlerinde başarı elde edebileceğimiz bir teknoloji oldu” diye konuştu. Kök Hücre Tedavisinde Kullanılabilecek
Bu yeni çiplerden kök hücre ayrıştırılması konusunda da faydalanılacağını dile getiren Demirci, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle kanda kök hücre ayrıştırılmasında kullanılacak bu sistem sayesinde organ nakillerinde de bazı ilerlemeler gerçekleşecek.”
Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin, cevap aradıkları soruların başında hangi yönteme başvurmaları gerektiği gelir.
Bilgi kirliliği içinde araştırma yaparken çiftler güvenilir uzman, güvenilir kurum ve güvenilir yöntem üçlüsünü oluşturmaya çalışırlar. Peki, çoğu çiftin merak ettiği konulardan biri de “İlaçsız ya da Naturel Siklus Tüp Bebek Tedavisi “dir. Bu tedavide yumurta olgunlaştıktan sonra toplanır. Bu yöntemde doğal adet döngüsü içinde kadının kendiliğinden gelişen yumurtasından faydalanılır. Yeterli büyüklüğe ulaşmış olgun yumurta toplandıktan sonra klasik tüp bebek veya mikroenjeksiyon yöntemiyle döllendirilerek embriyo oluşturulur. Bu yöntemde hiç ilaç kullanılmaz. Yöntemin amacı; vücutta yumurta olgunlaştırma amacıyla kullanılan ilaçların zarar verebileceği hastaların vücutlarının korunmasını sağlamaktır. Yumurtalıkların büyümesi izlenir ve yeterli büyüklüğe ulaşan yumurta genel anesteziyle birlikte bir iğne yardımıyla toplanır. Bu toplanan olgunlaşmış yumurta, hastanın baba adayından alınan spermle birlikte mikroenjeksiyon işlemi yapılır ve daha sonra elde edilen embriyo tekrar rahim içerisine yerleştirilir.
Yöntemin avantajları nelerdir?
İlaçsız tedavi yönteminin tercih edildiği hasta grubu şöyle sıralanabilir:
Düşük ovaryen rezerve sahip, ilaç kullanımına rağmen birden fazla yumurta gelişimi sağlanamayacak kadınlar,
Geleneksel tüp bebek tedavilerinde elde edilen fazla yumurtaya rağmen tek kaliteli embriyo gelişimi sağlanan çiftler,
Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlarının uygulanamayacağı kanser hastalan veya ovaryen hiperstimulasyon sendromu (aşın yumurta gelişimi) yüksek riskli hasta grubu,
Kişisel tercihi veya dini inancı nedeniyle fazla yumurta, embriyo saklanmasını ve imha edilmesini istemeyen hastalardır.
İlaçsız tüp bebek tedavisinin olumlu ve olumsuz yönleri ise şunlardır:
Olumlu yönleri: Tedavi daha kolaydır. Yan etkisi yoktur. Komplikasyon olmaz. Tedavi süresi daha kısadır. Enjeksiyon sayısı azdır, ilaç maliyeti düşüktür.
Olumsuz yönleri: İstenilen kalitede yumurtanın her zaman elde edilmemesi ve gebelik oranının düşük olma olasılığıdır.
Polikistik Over Sendromu (PCOS) varlığında kilo vermek zordur. Ancak birçok PCOS hastasında kilo verme hormonal tabloyu düzeltebildiği için yumurtlama ve gebelik şansını artabilir. Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Bebek Merkezi IVF ve Sağlıklı Yaşam Danışmanı Dr. Hasan Ali Nogay “Akupunktur ile ‘doyma merkezi’nin yeterli ve dengeli uyarılması sayesinde anne adayı, diyet programına uyum sağlayarak kolayca tatmin olmakta ve doymaktadır” dedi.
Halk arasında yumurtalıklarda birçok kist varlığı olarak tanımlanan Polikistik Over Sendromu (PCOS) genç kadınlarda %10 oranında, çocuk sahibi olmak isteyen kadınların da %25-45’de görülen bir hastalıktır. PCOS varlığında kilo vermek zordur. Bahçeci Sağlık Grubu IVF ve Sağlıklı Yaşam Danışmanı Dr. Hasan Ali Nogay PCOS Diyeti’nin nasıl yapılacağını açıkladı.
Akupunktur ile Kilo Verme Hızlandırılabilir
İyi bir “şişmanlık tedavi programı” gerekir. Ayrıca, kritik nokta bu programa uyum sağlayabilmek ve istikrarlı olarak sürdürmektir. Bunun için de biz, öncelikle “akupunktur ve nöral terapi”den faydalanıyoruz. Böylece, modern hayatın getirdiği günlük stresi azaltırken, akupunktur ile ‘doyma merkezi’nin yeterli ve dengeli uyarılması sayesinde anne adayımız, diyet programına uyum sağlayarak kolayca ‘tatmin olmakta ve doymaktadır’.
Çünkü yapılan araştırma sonuçları yüzde 5-10’luk kilo kaybı bile dramatik bir şekilde yumurtlama ve gebelik şansını artığını ortaya koymaktadır.
PCOS Diyeti Nasıl Yapılır?
1- Yağlar Beslenmede Çok Önemlidir
Günümüzde, neredeyse tüm diyet uzmanları artık yağları, eti yasaklıyor; hatta balık yenilmemesini öneriyorlar. Halbuki yağlar, beslenmede çok önemlidir. Özellikle “A,D,E,K” vitaminleri, besinlerde yağ olmadığında bağırsaklardan emilemez. Ancak, zeytinyağı dışındaki “sıvı yağlar” ve “margarin” kullanmamalıdır. Kızartma yerine “ızgara” ve doymuş yağlar (tereyağı) tercih edilmelidir.
2- Haftada Bir Kez Kırmızı Et Tüketilmelidir
Amerika’da, kırmızı etlerdeki “Dioxin” isimli toksinin yüksek olması sebebiyle, “kırmızı et yenilmesini yasaklayan” diyet yaklaşımları mevcuttur. Haftada en az 1 kez “özgür dolaşan hayvanların” kırmızı eti ile birlikte “mevsiminde taze sebze-meyve” yenilmelidir.
3- Organik Gıdalar Tercih Edilmelidir
Ayrıca, ülkemizde son yıllarda B12 vitamini yetersizliği yaygın görülmekte ve “hiçbir bitkisel besin B12 içermemektedir”. Bitkisel kaynaklı-vejeteryan- beslenmede en önemli diğer bir eksiklik de Esansiyel Amino Asitlerin fakirliğidir.
4- *Yumurta ve süt ürünlerini de yiyen “Laktoovovejeteryanlar” ise yedikleri süt ürünleri ve gıdaların “organik” olmalarına dikkat etmelidirler.
5- Ayrıca “unlu ve şekerli” gıdaları da tüketmemelidirler. Toplam diyetin en az yarısını “Çiğ” yiyeceklerden oluşmalıdır.
6- Özellikle ‘Pestisit’ denilen toksik tarım ilaçlarını az tutan karnıbahar, brokoli, Brüksel Lahanası, muz, ananas, avokado, taze soğan, soğan, üzüm, erik, karpuz mevsimine göre daha çok tercih edilmelidir.
7 – Kefir, yoğurt, turşu, nar eşlisi ve boza gibi “Probiyotiklerden” (Faydalı Mikroplar) zengin gıdalar alınmalıdır.
8 – Ayrıca paketlenmiş-fabrikasyon- gıdalardan (market ürünleri) sakınmak da son derece önemlidir.
9 – Ekmek yerine ceviz, kavrulmamış fındık,badem yemelisiniz.
Katkı maddelerinden dolayı “salam-sosis” gibi sanayi tipi et yenilmemelidir.
10 – Omega-3/ Omega-6 oranınızı artırmak için Omega-3 açısından zengin olan ve sonbahar ve kış aylarında İstanbul’da kolaylıkla bulunabilen yüzey “Olta Balıkları” tercih edilmelidir. Çiftlik balıkları tercih edilmemelidir. Midye, istridye gibi “sindirim organları ile birlikte pişirilen-hazırlanan ” deniz gıdalarını kesinlikle tüketilmemelidir. Çünkü bunlar, “Ağır Metal Zehirlenmesi” açısından çok risklidir.
11 – Yeteri kadar güneşlenmeli ya da kan düzeylerini 40-120 ng/ml tutacak kadar D vitamini alınmalıdır.
12 – Kiloya göre günde ortalama en az 2-2,5 litre su içilmelidir.