Etiket: çocuk istismarı

  • Evliliklerde çocuk istismarı

    Evliliklerde çocuk istismarı

    Çocuk istismarı hakkında hepimiz az ya da çok fikir sahibiyiz ama evliliklerde ve ayrılıklarda çocuk istismarı dediğimizde başlık biraz farklı gelebilir. Evet başlık farklı ama aslında birçok evde yaşanan olayı anlatmak için bundan daha uygun bir başlık olamazdı.

    Evliliklerde ve ayrılıklarda çocuk istismarı

    Evliliklerde çocuk, evliliği zenginleştiren bir unsurdur ancak maalesef hala sorunlu giden evlilikleri kurtarmak üzere bir can simidi gibi görüldüğünü vurgulamak isterim. Oysa çocuk sorunsuz evliliklerde bile evliliği, getirdiği sorumlulukla ciddi bir sorunlar odağı haline getirebilir.

    Evliliklerde çocuk istismarı
    Evliliklerde çocuk istismarı

    Düşünün, henüz birbirine yeni ısınan, birlikte bir hayat düzenine alışmaya çalışan kadın ve erkek yeni kazanmış oldukları eş statüsüne uyum göstermeye çalışırlarken, beklenmedik bir anda, hiç hazır olmadıkları zamanda gelişen bir hamilelik sonrasında dünyaya gelen bebekle bir anda anne baba statüsüne geçmek zorunda kalıyorlar. Bu durum birçok insan için ‘aa ne şirin’ şeklinde karşılanabilir ancak gerçek hayatta durum bu kadar şirin olmayacaktır. Eşlerin birlikte gezip tozmak ve yeni hayatlarına alışmak üzere yaptıkları tüm planlar kalkacak ve gece uykusuzlukları, doktor kontrolleri, çocuk hastalıkları, eve kapanmalar, artan masraflar, ağlamalar ve yoğun stres hayatın akışını değiştirecek. Bu noktada durum kadın ve erkek için ayrı ayrı yön değiştirmeye başlayacak. Örneğin erkek, eşinin sadece bebekle ilgilendiğini ve kendisine zaman ayıramadığını düşünerek içine kapanacak, kadın ise doğumla beraber bedeninin bozulduğunu düşünerek, eşinin kendisinden uzaklaşmasını da çekiciliğini kaybetmesine bağlayacaktır. Ek olarak annenin hamilelik ve doğum sonrası depresyonu yaşayabileceğini de düşünürsek bebek hiç hazırlıklı olunmayan pek çok soruna yol açacaktır. Sorun evliliğin ilk yıllarında çocuk sahibi olmak değildir, sorun çocuk sahibi olmaya hazır olmamaktır. Ya da taraflardan birinin istememesine rağmen diğer eşin çocuk konusundaki ısrarı evliliği sorunlu aşamaya getirecektir.

    Evliliklerde çocuk istismarı dediğimizde iki kişi aynı anda hazır olmadan çocuk sahibi olmak ve evlilikle ilgili tüm sorunları o çocuk üzerinden karşı tarafa yansıtmak çocuğa yapılacak en büyük kötülüktür.
    Özellikle çocuğun yanında ‘çocuğunla ilgilenmiyorsun’, ‘ben bu çocuğu annemin evinden getirmedim’, ‘artık dayanamıyorum, çekip gideceğim bu evden’, şeklinde sözler çocuk için çok yaralayıcıdır.
    Aynı şekilde diğer eşi hedef gösteren ve çocuğa hitaben söylenen; ‘ o annene söyle, biraz ev kadınlığı öğrensin’, ‘baban baba olsaydı seninle ilgilenir, alıp dolaştırırdı’, ‘sen olmasan ben bu adama / kadına bir dakika bile tahammül edemem’, ‘kimbilir gene kimlerle beraber, bu saat oldu hala ortalarda yok’ şeklindeki diğer eşi suçlayan cümleler, uğruna her şeyi feda edeceğiniz çocuğunuza bilmeden verdiğiniz zararlardan.

    İki yetişkinin kendi aralarındaki sorunlarını konuşarak çözmek yerine çocuk üzerinden birbirine yönelik saldırı başlatmak ve sürdürmek hem evlilik için hem de çocuk için hakikaten çok büyük hasarlara yol açıyor. Sorunlarla konuşarak başa çıkamıyorsanız hem birbirinize hem de çocuklarınıza daha fazla zarar vermeden evliliği bitirmek ve tarafların eş olarak sorumluluklarını sonlandırıp, ebeveyn olarak bir ilişkiyi yürütmelerini sağlamak en doğrusu.

    Ancak bazen aslı sorun evlilik bittikten sonra da devam ediyor hatta daha da şiddetleniyor. Bu defa eşler ayrılmış olmalarına rağmen birbirlerine olan öfkelerini çocukları üzerinden devam ettiriyorlar ve bu süreçte çocuklarına tahmin edemeyecekleri kadar büyük zarar veriyorlar. Öncelikle her iki eş de sahip oldukları her gücü ve ilişkiyi kullanarak birbirlerini çocukların göstermemek ya da velayetini almak şeklinde tehdit ediyorlar. Son derece medenice eski eşler arasında konuşarak halledilecek olay mahkemelere çok çekişmeli ve tartışmalı bir biçimde yansıyor ve ne yazık ki çocuk bunların neredeyse tamamına tanık oluyor. Olmasa da anne ya da baba diğerinin canını daha çok yakmak adına çocuğuna gerekli gereksiz her ayrıntıyı anlatıyor. Çocuk annesine gittiğinde babası hakkında, babasına gittiğinde annesi hakkında olumsuz sözler duyarak tıpkı bir tenis topu iki sözde yetişkinin(!) arasında oradan oraya savruluyor. Oysa ayrılıklar nasıl gerçekleşmiş olursa olsun tek kelimeyle Travmadır ve zararları olabilecek en az hasarla atlatılmaya çalışılmalıdır. Yani eşler isteyerek ve anlaşmalı da ayrılsa, çatışmalı bir ayrılma da olsa sonuç olarak acı vericidir ve bir an önce bu süreç atlatılmaya çalışılmalıdır. Bu dönemde bir psikolog desteği çok önemli faydalar sağlar. Bireylerin tek başına atlatmaya çalışması kolay değildir. Özellikle yakın aile üyelerinin olur olmaz olaylara dahil olmaya çalışmaları, hemen her konuda fikir verme çabaları iyi niyetli olsa dahi tarafları çok üzecek sonuçlara kadar gidebilir. Eşler istemedikçe olaya çok dahil olmamaya çalışmak ve özellikle eşler arasında laf getirip götürmek evlilik bitse bile sonrası için çok olumsuz sonuçlara yol açabilir. Eşlerin sadece eş olarak bir ilişkiyi sonlandırdığını ama sonraki hayatlarında belki de daha fazla bir ebeveyn sorumluluğu taşıyacaklarını, bu nedenle de birbirilerinin yüzüne bakacak hatırlarının ve iyi niyetlerinin kalması gerektiğini lütfen unutmayın. İyilik yapmak isterken daha fazla zarar veriyor olabilirsiniz. Ayrılık anlarında eşlerin yakınları olarak biraz daha sakin ve serinkanlı kalabilmek çok önemlidir.
    Özellikle çocuklarla anne babaların ilişkileri yeni bir sürece gireceği için daha dikkatli olunması gerekir. Ne yazık ki eğitim almış olsa da olmasa da çok fazla anne babanın ayrılıkların acısını çocuklarına yükleyip çocuğun diğer ebeveynle olan ilişkisine ciddi anlamda zarar verdiklerini görüyoruz. Kişisel kırgınlıklarını, eşine söyleyemediklerini, içine attıklarını çocuğuna yansıtan anne ya da baba bu davranışıyla ayrıldığı eşini değil, aslında doğrudan doğruya çocuğunu mahvettiğini maalesef fark edemiyor. Oysa bir çocuğun dünyaya gelmesinde biyolojik olarak eşit hak sahibi olduğunuzu unutmayın. İkiniz aynı anda olmadan o çocuk olamazdı.

    Eski eşinize çok kızgın olabilirsiniz, pek çok hayaliniz yarım kalmış olabilir, terk edilmiş, aldatılmış, hakarete uğramış, aşağılanmış olabilirsiniz. Bütün bunların sorumlusu ya da suçlusu yavrunuz değil. Ona annesi ya da babası hakkında söylediğiniz her söz katlanarak size geri dönecek. Nasıl mı?

    Senin annen/ senin baban…… diye başlayıp içinizdeki öfkeyle doldurduğunuz cümleler çocuğunuzun beyninde ‘demek ki ben çok kötü bir kadının / adamın çocuğuyum. Peki benim annem / babam bu kadar kötü bir insanla neden evlendi, neden ben oldum? Benim annem / babam iyi insan olsaydı bu kadar kötü bir insanla beraber olmazdı, o zaman her ikisi de kötü mü? O zaman ben de kötü bir çocuğum. Her şey benim suçum.’ Şeklinde algılanabilir ve bu duygularla büyüyen çocuğunuz ilerleyen yıllarda durumun böyle olmadığını görüp, sizin diğer ebeveyniyle görüşmesin diye söylediğiniz cümleler olduğunu öğrendiğinde asıl uzaklaştığı kişi siz olacaksınız. Üstelik o süre boyunca uzak büyüdüğü diğer ebeveyniyle de sağlıklı ilişki kuramadığı için size karşı inanılmaz büyük öfke duyacaktır. Bu durumu hiçbir gerekçeyle haklı gösteremez, kendinizi affettiremezsiniz.

    Eski eşinize karşı ne hissediyorsanız lütfen gidip yüzüne söyleyin:
    Sana aşığım deyin, seni unutamadım deyin, sana çok öfkeliyim deyin, seni affedemiyorum, seni kıskanıyorum, bana dönmeni istiyorum deyin…
    Ne derseniz deyin ama bunu ona söyleyin, çocuğunuzun yanında ya da çocuğunuza onu kötülemek için söylemeyin. Çünkü bu tip söylemler çocuklar üzerinde çok olumsuz sonuçlar doğurur. Örneğin çocuk kendisini her iki ebeveyninin yanında da güvensiz hisseder, bir yere ait olma duygusu, sevme ve sevildiğini hissetme duygusu ağır hasar alır, her an terk edileceğini, yalnız kalabileceğini düşünür.
    İlerleyen yaşlarda akranlarıyla ya da karşı cinsle olan ilişkilerinde çok ciddi sorunlar yaşar. Uzun süreli sağlıklı ilişkiler kuramaz, başka insanların duygularına karşı kayıtsızlaşabilir, onay görmek, kabul edilmek ihtiyacı ile kendisinden istenen her şeyi yerine getirme, başkalarının yönetimine kolaylıkla girme davranışları ortaya çıkabilir. Karar almakta ve kendi hayatını yönetmekte önemli sıkıntılar yaşayabilir.

    Ebeveynlerinin birbirilerini kötülediği bir ayrılıkta çocuk en az zarar görme duygusuna yönelerek dış dünyaya karşı kayıtsız kalmaya başlayacaktır. Bir anlamda duyarsızlaşma olarak tanımlayacağımız bu davranış aslında bir tür savunma tutumudur. Çocuk kendisini güvende hissetmediği için zarar görme ihtimali gördüğü her ortamda dışarıdan gelebilecek olumsuzluklara karşı tepkisiz ve duyarsız kalma davranışına yönelebilir. Empati duygusu yeteri kadar gelişmeyebilir, başka insanların acılarına duyarsız kalabilir. Anlayış ve algılama duyguları hasar görebilir.
    Çocukluğunda tutarlı ve sağlıklı sevgi ve ilgi görmeyen, annesi ve babası tarafından onaylanmayan çocuklar yaşadıkları güvensizlikleri ve içine düştükleri boşlukları başka şekilde doldurmaya çalışırken, madde kullanımından farklı grup ve örgütlere katılmaya kadar giden çok uç davranış bozuklukları gösterebilirler. Özellikle kendini değersiz hissetme ve bir yere ait olma duygusundaki hasarlar bireyin şimdiye ait zaman ve gerçeklik algısını bozarak başka bir yolla bu duyguyu temin etme ihtiyacına yöneltebilir.

    Sevgili anne babalar, bir evlilik bitebilir. Elbette ki bu üzücü sonuçlara yol açacaktır. Ancak bu sonuçları gelecek yıllara yansıtıp yansıtmamak sizin elinizde. Özellikle yaşadığınız hayal kırıklıkları ve öfkeyi eşinize yansıtmak isterken asıl zarar görenin çocuklarınız olduğunu tekrar tekrar hatırlatmak isterim. Zira ileride geri alamayacağınız tek şey geçen zamandır ve çocuğunuza çocukluğunda yaşattığınız sevgi ve ilgi eksikliğini bir daha tamir etme şansınız olmayabileceğini de lütfen unutmayın. Zor zamanlarda psikolojik destek almak sizin güçsüz ve çaresiz olduğunuzu değil, aksine güçlü olduğunuzu ve sorunlarla mücadele ettiğinizi gösterir. Destek almaktan çekinmeyin.

    Psk. Serap DUYGULU

  • Çocuklarda cinsel istismar ve psikolojik etkileri

    Çocuklarda cinsel istismar ve psikolojik etkileri

    Çocuklarda cinsel istismar ve psikolojik etkileri Çocuk istismarı bir çocuğa bir yetişkin tarafından fiziksel ya da psikolojik olarak kötü davranılmasıdır. Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını şöyle tanımlar: “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir.”

    Çocuk istismarının birçok boyutu var; fiziksel istismar, duygusal istismar, ihmal ve cinsel istismar. Bu istismar çeşitlerinden en zor anlaşılan cinsel istismardır. Bunun nedeni kurbanın bunu çeşitli nedenlerden dolayı gizli tutması veya cinsel istismara uğradığını anlayacak yaşta olmamasından kaynaklanmaktadır.

    Çocuklarda cinsel istismar
    Çocuklarda cinsel istismar

    Cinsel istismar, genel tanım olarak, kişilerin başkaları tarafından cinsel olarak kötüye kullanılmaları, suistimal edilmeleri, istemedikleri halde başkalarının cinsel yönelimlerine hedef olmaları durumunu ifade eder.

    Çocuğun cinsel istismarı, kendisinden en az 6 yaş büyük bir kişi tarafından cinsel haz amacıyla zorla ya da ikna edilerek cinsel etkileşime maruz bırakılmasıdır.Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları incelendiğinde; %30’unun 2-5, % 40’ının 6-10, %30’unun 11-17 yaş grubunda olduğu görülmektedir. Başka bir deyişle, olguların %70’ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır. İstismarcıların %96’sı erkek ve %80’i de çocuğun tanıdığı birisidir.

    Fiziksel zararla tehditler (çocuğun kendisine veya çocuğun ailesine), evden atılma korkusu, kendisine inanılmaması korkusu, utanma veya suçluluk gibi sebeplerle çocuk cinsel istismara uğradığını söylemekten kaçınabilmektedir.

     

    Cinsel istismara uğrayan çocuklarda,

    Cinsel nitelik taşıyan her şeye karşı olağan dışı bir ilgi gösterme veya bunlardan olağan dışı biçimde kaçınma

    Belli kişi ya da yerlere karşı belirgin bir korku sergileme

    Kendisine herhangi birinin dokunup dokunmadığı sorulduğunda beklenmedik ya da olağandışı bir cevap alma

    Fiziksel muayenelerden olağandışı biçimde ürkme ve kaçınma

    Uyku sorunları veya kabuslar

    Depresyon veya arkadaşlarından ya da ailesinden uzaklaşma

    Başka çocukları cinsel aktivitelerde bulunmaya sevk etme teşebbüsleri

    Mesane ya da bağırsak kontrolünü aniden yitirme

    Bedenlerinin kirli ya da hasarlı olduğuna dair ifadeler veya genital bölgelerinde bir sorun olduğu korkusu

    Okula gitmeyi reddetme

    Suça yönelme veya davranım bozuklukları

    Ketumluk

    Resimlerinde, oyunlarında, hayallerinde cinsel tacize ilişkin unsurlar

    Olağandışı saldırganlık

    İntihar davranışı görülebilmektedir.

    Çocuk Cinsel istismar
    Çocuk Cinsel istismar

    Çocuğun cinsel istismara maruz kalmasını önlemek için,

    Çocuklarınıza vücudun özel bölgelerinin doğru adlarını öğretin.

    Sadece yabancıların tehlikeli olduğuna odaklaşmayın. Unutmayın ki çocukların çoğunluğu tanıdığı ve güvendiği kişiler tarafından istismar edilmektedir.

    Çocuklarınıza fiziksel güvenlik ve hangi dokunmanın normal hangisinin normal olmadığını öğretin.

    Çocuklarınızı vücutları hakkında kararların kendilerine ait olduğunu konusunda bilinçlendirin. Başkalarının kendisine dokunmasını istemediğinde hayır demeye yüreklendirin, istismar amaçlı olmasa bile ve başkalarına dokunmamalarını söyleyin.

    Çocuklarınıza kendi bedenlerinin bölgelerine kendilerinin bakmalarını öğretin (Tuvalete, banyoya giderken, tuvalet kağıdı kullanırken vs). Böylece diğer yetişkin ve çocukların yardımına bağımlı olmazlar.

    Psk. Aslı ACAR

  • Çocuk Cinsel Tacizi

    Çocuk Cinsel Tacizi

    Şüphesiz ki, her anne ve babanın en korkulu rüyalarından biri, en değerli varlıklarının yani çocuklarının tacize uğramasıdır. Çünkü taciz, insan yaşantısını değiştirmesi açısından cinayetten sonraki en ağır suçlardan biridir. Bu nedenle, başta ailelerin ve öğretmenlerin, çocukların tacizden nasıl korunması gerektiği ve eğer tacize uğramışlarsa bunun nasıl anlaşılacağı konusunda bilgi sahibi olması gerekir. Çocukları hedef alan cinsel suçlar arka arkaya patlak verince, toplumda endişe ve korku artıyor. Bu nedenle yıllardır görmezden gelinen çocuk tacizlerini masaya yatırarak, “Cinsel taciz nedir?”, “Ebeveynler çocuklarını taciz konusunda nasıl uyarmalı ve neler yapmalı?” veya “Tacize uğrayan çocuk kendini belli eder mi?” gibi soruları yanıtlamak istedim…

    CİNSEL TACİZİN ÜSTÜ ÖRTÜLMEK İSTENİYOR?
    Ailelerin çocuklarını tacize karşı eğitmeleri gerekiyor. Ülkemizde cinsel taciz vakalarında son yıllarda ürkütücü bir artış var; ancak toplum bu konuyu konuşmaktan ve gündemde tutmaktan utanıyor. Bu nedenle, hemen üstünü örtmeye çalışıyor. Her ne kadar bu tepkinin altında yatan birçok neden olsa da, en önemlilerinden biri bilgisizliktir. Peki, cinsel taciz nedir? Cinsel taciz veya cinsel istismar; çocuğun kendisinden en az 6 yaş büyük bir kişi tarafından cinsel haz amacıyla zorla ya da ikna edilerek cinsel etkileşime maruz bırakılmasıdır. Ensest yaklaşımlar, tecavüz, çocuğu pornografi ve fuhuş malzemesi yapmaktan, teşhircilik, cinselliği kışkırtan konuşmalar, cinsel ilişki ya da pornografik film seyrettirme, cinsel organları okşama ve oral sekse kadar hemen hemen her istismarcı eylem cinsel taciz kapsamında değerlendirilebilir. Diğer bir değişle, cinsellik içeren her türlü söz, fiil ve materyaller yardımıyla bir çocukla cinsel yakınlık kurmaya çalışmak, çocuklara yönelik cinsel taciz kapsamına girmektedir. Cinsel taciz, çocuğun duygularının cinselliğe alet edilerek taciz edilmesine bağlı olan ‘duygusal taciz’ ve cinsel içerik taşıyan dokunmalar da dâhil olmak üzere, sonucu tecavüzle biten saldırganlık arasındaki bütün davranışları içeren ‘fiziksel taciz’ şeklinde olabilir.

    ÇOCUKLARA “HAYIR!” DEMEYİ ÖĞRETMEK GEREKİYOR…
    Cinsel tacize karşı çocuklar “kendi bedenlerini koruma refleksi” ile büyütülmeli. Bir çocuğun tacize maruz kalmayacağından hiçbir zaman emin olunamaz ve tacize uğrama noktasında kız ve erkek çocukları aynı oranda risk altındadır. Çocuklara taciz ve tacizci yetişkinler tehlikesinden açıkça bahsetmek çocuğun tacizden korunabilmesi için yeterli değildir. Ebeveynler, çocuklarına ‘Hayır!’ demeyi öğretmeli, onlara istemedikleri şeyleri ifade edebileceklerini, yetişkinlere de ‘Hayır!’ diyebileceklerini, bundan dolayı suçluluk duymamaları gerektiğini anlatmalı, doğru gelmeyen şeyleri kendilerine iletmelerini söylemelidir. Ancak bunun yanında, çocukların her zaman abartılı söylemleri olabileceğini düşünmeli ama söylediklerini mutlaka araştırmalı ve asla kulak arkası etmemelidir. İstemiyorlarsa, birinin onları öpmemesi veya sevgi göstermemesi için kararlı olmalıdırlar. Ayrıca, çocuklara tehlikeli kişilerden korunmalarının tembih edilmemesi, onların sosyal gelişimlerini ve güven duygularını zedeleme riski taşır. Bu nedenlerden dolayı çocuklar, kendilerine yönelmiş bir taciz tehlikesine belki farkında bile olmadan refleks halinde karşı koymasını öğrenmelidir.

    KORKUTMADAN ANLATIN…
    Çocukları tacizden korumak için ebeveynlerin bazı öğütleri vermesi gerekiyor. Tehlike, her yerde tehlikedir; okul yolunda, park yakınlarında, eve dönüşte, spor sahalarının yakınlarında, arkadaşlarının evine gidip gelirken… Tehlikenin bulunabileceği yerler hakkında ebeveynler çocuklarını aydınlatmalıdır. Çocukların tanımadıkları şahıslardan para veya hediye almamaları, yabancı şahıslarla herhangi bir yere yalnız gitmemeleri, kesinlikle yabancıların arabalarına binmemeleri, evde yalnız kaldıklarında, tanımadıkları kimselere kapıyı açmamaları, telefonda yabancı kimselere bilgi vermemeleri, ıssız parklar, yollar vb. yerlerden uzak durmaları, toplu olarak oynayan çocukların yanından ayrılmamaları ve tek başlarına oynamamaları, takip edildiklerini hissettiklerinde büyüklerinden yardım istemeleri ve bu durumlarda ıssız yerlere değil kalabalığa doğru gitmeleri, tehlikede olduklarında bağırmaları, kaçmaları ve kendilerini müdafaa etmeleri gerektiği, kendilerine zarar vermek isteyen şahıslara iyi bakıp onları teşhis etmeleri ve araçlarının plakasını almaları, kendilerine veya arkadaşlarına bir şey yapıldığında derhal ailelerine haber vermeleri mutlaka anlatılmalıdır. Ancak, çocukların ‘Hayır!’ demeyi öğrenebilmeleri için onlara korkutmadan öğüt ve bilgi verilmelidir.

    ÇOCUKLARA MAHREMİYET DUYGUSUNU KAZANDIRMAK GEREKİYOR…
    Çocukların ebeveynlerine her konuda güvenmeleri ve her türlü sorunlarını onlarla konuşabilmeleri çok önemli bir durumdur. Tacizden korunmak için çocuklara mahremiyet duygusunun kazandırılması ve ‘Bedenim benimdir ve bana aittir!’ bilincinin verilmesi gerekir. Kendi bedenlerinin kendilerine ait olduğu hissini kazanamayan ve kendi bedenleri üzerinde başkalarının bir şeyler yapabileceğini düşünen çocuklar, rahatlıkla tacizcilerin tuzağına düşebilir. 3 yaşından itibaren çocuklara bu bilinç korkutulmadan ve güvensizlik yaratmadan verilmelidir. Bu bilincin sağlıklı bir şekilde çocukların iç dünyasına yerleşebilmesi için çocuklar cinsel meraklarından kaynaklanan sorularından dolayı ayıplamamalı ve cinsel konular onlarla rahat konuşulmalıdır. ‘İstemediğin halde bazen insanlar senin özel bölgelerine dokunmak isteyebilir. Buna izin vermemelisin. Böyle bir durum olduğunda yardım istemeli ve bize haber vermelisin’ şeklinde cinsel taciz konusunda çocuklar bilgilendirilmelidir. Terlemiş çocukların atleti izin alınmadan aniden çıkartılmamalı, ebeveynlerin 4 yaşından sonra çocuklarını öperken bazen, ‘Seni öpebilir miyim?’ diye müsaade istemeli, çocuklar eş, dost ve akrabalar tarafından cinsel organlarına dokunularak, öpülerek ya da vurularak sevilmemeli, çocuklara vücutlarında özel bölgeleri olduğu, doktorlar ve belli özel durumlar dışında kimsenin dokunmaması gerektiği uygun ve abartısız bir dille anlatılmalı, çocuklara olan sevgi gösterileri sırasında kendi güçsüzlüklerini hissettirecek kadar orantısız güç gösterisinden sakınılmalıdır. Ayrıca, çocuklar çıplak olarak ortada bırakılmamalı ve 4 yaşından itibaren çocuklara ortalık yerlerde çıplak dolaşmamaları gerektiği öğretilmeli, 4 yaşından sonra anne ve baba çıplak olarak çocuklarıyla aynı banyoda bulunmamalı, 4 yaşına girmiş çocuklara tuvaletin özel bir mekân olduğu ve tuvalet ihtiyacını gideren birinin başkaları tarafından görülmesinin doğru olmayacağı öğretilmeli, 7 yaşından sonra çocukların genital bölgelerinin başkalarınca görülmesine izin verilmemeli, , 7 yaşından sonra çocukların odasına girerken anne ve babaları izin almalı ve giyinip soyunurken izin alarak yardım etmelidir.

    EBEVEYNLER TACİZİ FARK EDEBİLİR!
    Ebeveynlerin çocuklarının evden çıktıktan sonra nerelere gittiği ve kimlerle oynadığını bilmesi çok önemli bir ayrıntıdır. Çocuk tacize uğradığında korkar, utanır, suçluluk duyar ve bu nedenlerle tacizi saklamak ister. Çocukların cinsel bölgelerinde sağlık açısından kızartı, kaşıntı veya ağrı gibi bir durum varsa, arkadaşlarından ya da ailelerinden uzaklaşıyorlarsa, belli bir kişi ya da yerlere karşı belirgin bir korku sergiliyorlarsa, birden bire el yıkama, simetri veya tırnak kopartma gibi takıntıları ortaya çıktıysa, dokunmaya tepki gösteriyorlarsa, fiziksel nedenlerle alakalı olmayan karın ağrıları varsa, sebepsiz yere huzursuzlaşıyorlarsa, gece uykuları bozulduysa, kâbuslar görüyorlarsa, durup dururken altlarını ıslatmaya veya altlarına dışkı kaçırmaya başladılarsa, resimlerinde, oyunlarında, hayallerinde cinsel tacize ilişkin unsurlar varsa, temizlenme ve arınma duygusuyla banyo yapma istekleri son zamanlarda yoğunlaştıysa, yaşlarından büyük cinsel davranış ve sözler içindelerse, çok sık mastürbasyon yapıyorlarsa ve bu durum açık hale geldiyse, cinsel oyunları abartılı oynuyorlarsa, cinsel nitelik taşıyan her şeye karşı olağan dışı bir ilgi gösterme veya bunlardan olağan dışı biçimde kaçınma sergiliyorlarsa, olağandışı bir saldırganlık görülüyorsa, evden kaçmayı düşündüklerini ifade ediyorlarsa veya intihar eğilimi gösteriyorlarsa, suça yönelme veya davranım bozuklukları gösteriyorlarsa ve okula gitmeyi reddediyorlarsa, bu çocukların tacize uğradığından şüphelenmek gerekiyor.

    ÇOCUKLARI TACİZE UĞRAMIŞ AİLELER NE YAPMALI?
    Ailelerin tacize uğramış çocuklarını suçlamak yerine sevgi, ilgi ve desteklerini fark edilir bir şekilde artırmaları gerekiyor. Çocukların taciz olayında suçlu değil, suçsuz oldukları ebeveynleri tarafından gerekirse defalarca anlatılmalıdır. Sanki böyle bir vaka hiç yaşanmamış gibi konu evde kapatılmalı ve aile çok korumacı bir tavra bürünmemelidir. Aksi bir durum, çocukların özgüven problemi yaşamalarına sebep olabilir. Cinsel olarak tacize uğrayan çocuklar ve ailelerinin acil profesyonel değerlendirme ve tedavi görmeleri gerekir. Tacize uğrayan çocuklara, yeniden özsaygı ve özgüven kazanabilmeleri, tacizden kaynaklanan suçluluk duyguları ile baş edebilmeleri ve travmanın üstesinden gelme sürecine girmeleri için uzman terapistler yardımcı olabilir. Bu tedavi, çocuğun yetişkinliğinde ciddi sorunlar geliştirme riskini de azaltacaktır. Eğer çevre baskısı çok fazla ise hem çocukların hem de ebeveynlerinin huzuru için başka bir şehre taşınmaları gerekebilir.

  • KIEHL’S + KOONS: Harikalar Diyarı

    2010 Yılbaşı Özel Koleksiyonu

    Kiehl’s çocuklara yardım geleneğini sürdürerek bu sene yardıma muhtaç çocuklar için dünyaca ünlü çagdaş sanatçı Jeff Koons ile birleşti.
    İkonik Creme de Corps Serisi’nin tüm geliri Koons Aile Enstitüsüne bağıslanacaktır .

    Kiehl’s, çocuklara yardım geleneğini sürdürerek, bu sene yardıma muhtaç çocuklar için Dünyaca ünlü çağdaş sanatçı Jeff Koons’la birleşti.

    Çocuklara daha güvenli ve sürdürülebilir bir çevre yaratmayı amaçlayan bu proje, aynı zamanda toplumu bilinçlendirmeyi ve gerekli fonları sağlamayı hedefliyor. Bu yıl başı, Jeff KOONS’un laleleri Kiehl’s in ikonik Creme de Corps serisini süslüyor. Bu serinin %100 geliri Koons Aile Enstitüsü (Koons Family Institute)‘ne bağışlanacak.

    Seride yer alan her bir ürün, Dünya genelinde bu yıl bası sezonu Kiehl’s mağazalarında satışa çıkacaktır. Ürünlerin ambalajlarını Jeff KOONS’un 1995-98 senelerinde yarattığı ünlü laleler yer almaktadır.

    ICMEC – Kayıp ve İstismar Edilmiş Çocuklar için Uluslararası Merkez, 1998 senesinde Amerika’da kuruldu. The Koons Family Institute, ICMEC’in bir ayağı olarak, çocuk ticareti, çocuk pornosu ve çocuk kaçırılması dahil çocuk istismarının her formuna karşı savaşmaktadır.

    JEFF KOONS KİMDİR?

    Günümüzün dünyaca tanınan ve önde gelen çağdaş sanatçılarından JeffKoons, Rabbit(1986), Michael Jackson v eBubbles (1988) ikonlaşmış ve Rockefeller Meydan’ında sergilenen, sonrasında ise kalıcı olarak Guggenheim Bilbao’ya yerleştirilen çiçekli anıt Puppy(1992) gibi halka açık heykelleriyle üne kavuşmuştur. Başka bir çiçekli heykel olan Split – Rovker(2000) 2008 yazında Versay Sarayı’na taşınarak ; saygın bir mekanın ilk kez yaşayan bir sanatçıya kapılarını açmasına konu oldu. Koons kültürel başarıları sayesinde çokça ödüle ve onura layık görülmüştür.

    Jeff Koons’un hayır sever ve güvenilir destekçileri, International Centre for Missing and Exploited Children’ın kaynağı olan The Koons Family Institute’un kurulmasına öncülük ettiler.

    Limited Edition Cremede Corps

    Kiehl’s 2010 Yılbaşı’nda, çağdaş tasarımcı Jeff Koonsile birleşip ikonolaşmış Cremede Corpsserisini süsledi.

    Bu çok kuru hatta nemsizlikten kurumuş ciltler için besleyici yüksek kalitede vücut nemlendiricisi; doğal yumuşatıcı, nemlendirici ve antioksidan içeriklerle yapılmıştır.

    Yıllardır müşterilerin favorisi olan Creme de Corps formülü, Shea yağı, Tatlı badem yağı, Kayısı çekirdeği yağı, Susam Tohumu yağı, Avocado yağı ve antioksidan özellikli beta karotenden elde edilmiştir.

    YENİ ! Orijinal Creme de Corps’dan ilham edinerek yaratılan, bu lüks tereyağ gibi çırpılmış vücut nemlendiricisi, 24 saate kadar nem sağlıyor.

    KIEHL'S + KOONS: Harikalar Diyarı | 1

    Fiyatlandırma:
    Creme De Corps 250 ml……………………………………….69 TL
    Creme De Corps 500 ml……………………………………… 119 TL
    Creme De Corps Whipped Body Butter 226 gr………89 TL