Etiket: Cinsellik

  • Vajinal kuruluk ve kayganlaştırıcılar

    Vajinal kuruluk ve kayganlaştırıcılar

    Cinsel yönden aktif olan her kadın zaman zaman vajinal kuruluk problemi yaşar. Vajinal kuruluk varlığında cinsel ilişki bir keyif kaynağından çok acı ve stress nedeni haline gelir. Kadınlar erotik uyarılara bazı cevaplar verirler. Nefes alış verişin hızlı ve derin hale gelmesi, ciltte sıcaklık hissi ve kızarma, meme uçlarının belirginleşmesi, klitoris ve vulvada şişme cinsel uyarı karşısında ortaya çıkan değişikliklerdir. Kadınların pek çoğu erotik uyarılar karşısında vajialarında da bazı değişiklikler hissederler. Uyarı ile birlikte vajina yukarıya doğru kalkar ve boyu hafifce uzar. Ayrıca vajina duvarlarında “terleme” yani salgı olur.

    Lubrikasyon ya da kayganlaşma adı verilen bu durum vajina duvarlarını oluşturan hücre tabakalarından kaynaklanır. Sıvı ciltten olan terlemeden farklıdır ve bilimsel olarak modifiye plazma transüdasyonu olarak isimlendirilir. Bu sıvı AIDS’de dahil olmak üzere pek çok değişik virüs içerebilir. Bu nedenle partnerin dikkatli olması gereklidir. Bu sıvının yutulması ya da cinsel fantazi oyuncaklarının ortak kullanımı virüsün bulaşmasına neden olabilir.

    Sıvının ve lubrikasyonun asıl amacı cinsel ilişkiyi kolaylaştırmak ve spermlerin rahim içine doğru ilerlemesine yardımcı olmaktır. Pek çok kişi vajinadaki bu ıslaklığı kadının uyarılması ve cinsel ilişkiye hazır olması ile ile eş anlamlı olarak görür. Oysa bu yanlıştır. Kadınlar bazen cinsel olarak uyarılmadıkları halde vajinaları ıslanabilir ya da tam tersi olarak vajina ıslanmadan da uyarılmış olabilir. Aşırı salgı zaman zaman problem olabilmekle birlikte asıl sorun yeteri kadar ıslaklığı sağlanamadığı durumlarda yaşanmaktadır.

    Bazı kadınlar yeteri kadar uyarılmadığı için kur kalırken bazılarında ise kuruluğun nedeni stress ya da gerginliktir. Öte yandan tampon kullanımı, diğer temizlik malzemeleri, ya da vajinal duş da kuruluğa neden olabilmektedir. Benzer şekilde alerji ilaçları ile psikiyatrik sorunlarda, kalp damar hastalıklarında ya da diğer bazı durumlarda kullanılan ilaçlar da kuruluğa yol açabilir. Nadiren doğum kontrol hapları da benzer bir etki yaratabilir.Temel olarak bakıldığında kan östrojen hormonundaki dalgalanmalar kuruluğun temel nedenidir.

    Menopoz da vajinal kuruluğun önemli ve sık karşılaşılan bir nedenidir. Üreme çağının sonlarında azalan östrojen hormonuna bağlı olarak vajinal dokular incelir ve esnekliği azalır. Buna paralel olarak dokuların sıvı üretme yeteneği düşer.

    Özetleyecek olursak kuruluğa yol açan nedenler

    • adet siklusunun dönemleri
    • gebelik
    • doğum sonrası
    • emzirme dönemi
    • stress dönemleri
    • prezervatif kullanımı
    • tampon kullanımı
    • vajinal duş
    • ilaçlar
    • menopoz

    Vajinal kuruluğun en kolay ve etkili çözümü lubrikan yani kayganlaştırıcılardır. Piyasada bu amaçla satılan pek çok ürün bulunmaktadır. Bu ilaçların çoğu kokusuz, tatsız ve sterildir. Yine bu ilaçların hemen hepsi hipoalerjeniktir. Kendinize uygun olan lubrikanı değişik markaları deneyerek kendiniz bulmalısınız. Lubrikan seçerken dikkat etmeniz gereken bazı hususlar vardır:

    1) Her zaman suda çözünen lubrikanları kullanın. Petrol bazlı vazelin gibi kayganlaştırıcıları asla ve asla kullanmayın. Bunlar hem enfeksiyona olan eğilimi arttırırlar hem de içerdikleri maddeler prezervatiflerin dayanıklılığını azaltırlar. Öte yandan vajinada irritasyona neden olabilirler.

    2) Nemlendirici, anti-irritan ve kurutma tozları arasındaki ayrıma dikkat edin. Pek çok markanın değişik amaçlarla kullanılan farklı ürünleri vardır. Anti-irritan kremler sadece dış bölgelerde kullanılır ve vulvadaki ağrı ve kaşıntıyı giderirler. Bu ilaçlar asla vajina içinde kullanılmazlar. Bazı toz ve pudralar ise sadece aşırı salgı olan kadınlarda salgıyı absorbe etmek için kullanılırlar.

    3) Unutmamanız gereken bir başka nokta ise aksi belirtilmediği sürece bu tür kayganlaştırıcıların hamilelikten koruyucu etkisinin olmadığıdır. Yine bu maddeler cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korumaz. Sadece nonoxynol adı verilen maddeyi içeren maddeler sperm öldürücü özelliğe sahiptir. Ancak bu madde de vajina için irritan bir maddedir ve enfeksiyon riskini arttırır.

    Kayganlaştırıcılara ek olarak pelvik kasların güçlü tutulması bölgeye olan kan akımını arttırarak sıvı üretimine destek olabilir. Bu amaçla Kegel egzersizleri yapılabilir. Kegel egzersizlerini öğrenmek için tuvalette otururken idrar yapmaya başlayın ve idrar akımı devam ederken durdurmaya çalışın. Daha sonra bu hareketleri mesaneniz boşken yapın. Kasları kasın ve üçe kadar sayın. Buna kalsarın yorulduğunu hissedene kadar devam edin. Kegel egzersizlerini her gün günde 2 defa yapın. Birkaç hafta içinde cinsel yaşantınızdaki değişmi fark edeceksiniz.

     

    Kaynak: mumcu.com

  • Doğum sonrası seks ile ilgili ipuçları

    Doğum sonrası seks ile ilgili ipuçları

    Karnızındaki bebek doğup da onunla tanıştıktan sonra hayatınız bir süre eski düzenine girmeyecek ve eski halinize gelmeniz biraz zaman alacak bunun farkındasınız. Örneğin aldığını kiloları verip hamile kalmadan önceki halinize dönmeniz için biraz zamana ihtiyacınız var. Benzer şekilde yatak odası departmanı için de eski düzene dönmek biraz zaman gerektirebilir

    Doğum sonrası seks ile ilgili ipuçları

    Doğum sonrası genelde ilk 6 haftalık sürede cinsel ilişki olmamasını öneriyoruz. Bunun nedeni yeni annenin hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan kendini toparlaması ve bunun yanında olası bir enfeksiyon riskini en aza indirmek. Dünyanın kadın hastalıkları ve doğum konusundaki en saygın bilimsel dergilerinden biri olan British Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinde yayınlanan bir makaleye göre yeni annelerin çoğu bizim bu önerimize uyuyorlar hatta daha uzun bile bekliyorlar

    Doğum sonrası seks
    Doğum sonrası seks

    Avusturalya’da bulunan Murdoch Children’s Research Institute araştırmacıları ilk kez anne olan 1507 kadın ile ilgili çalışmalarında doğum sonrası ilk cinsel ilişkinin ne zaman olduğunu sorgulamışlar. Buna göre 6. haftanın sonunda hastaların %41’i, 8. haftanın sonunda %65’i ve 12. haftanın sonunda %78’i vajinal seks yaptığını bildirmiş.

    İncelemede doğum sonrası ilk ilişki için beklenilen sürede en önemli etkenin doğum sırasında herhangi bir komplikasyon olup olmadığı ortaya çıkmış. Sezaryen olan, doğumda epizyotomi açılan ya da benzeri bir komplikasyon yaşayan kadınların bekleme sürelerinin anlamlı olarak 6 haftadan daha uzun olduğu saptanmış.

    Çalışma, doğum sonrası seks yaşantısının normale dönme süresi ile ilgili evrensel bir süre olmadığını göstermiş. Herşeyin 6 hafta sonra normale döneceği şeklinde kesin bir zaman sınırı herkes için geçerli değil özellikle de cinsel yaşantı konusunda.

    İyileşme ve normale dönme sadece fiziksel iyileşme anlamına gelmiyor. Ruhsal iyileşmenin de tamamlanması gerekli. Bir çok yeni anne bebeğinin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken çok meşgul ve yorgun olduklarından cinselliği düşünecek enerjileri kalmıyor. Bazıları ise doğum sonrası cinsel ilişkinin ağrı ve acıya neden olacağı korkusu yaşayabiliyorlar. Bunların hepsi normal ve insani davranışlar ve kadının bundan dolayı suçluluk duyması gereksiz ve anlamsız.

    Gebelik ve lohusalık döneminde cinselik ile ilgili en sık karşılaşılan 4 yanlış bilgi ise şunlar

    1. Gebelikte cinsel istek (libido) azalır

    Gebe bir kadının libidosunda azalma tamamen normal bir durumdur. Bu azalma özellikle yakınmaların fazla olduğu ilk üç aylık dönemde en fazladır. Ancak bu tüm gebeler için geçerli değildir. bazı kadınlarda artan hormonların etkisi ile libido artışı gözlenebilir. Özellikle gebelik ilerledikçe kadın kendi vücut hatlarını daha fazla beğenip kendini daha seksi hissedebilir. Pek çok çift dokuz ay boyunca tatminkar ve keyifli bir cinsel yaşantıya sahip olurlar. Burada önemli olan neyin normal neyin anormal olduğuna takılmamaktır çünkü normal diye bir şey yoktur.

    2. Seks bebeğe zarar verebilir.

    Gebelikte yaşanan cinsel ilişkinin bebeğe zarar vermesi olanaksızdır ancak bu yanlış inanış hemen hemen tüm kültürlerde inatçı bir şeklide varlığını sürdürmektedir. Bu korku çoğu zaman erkeklerde daha güçlüdür.

    Eğer erken doğum riski, plasenta previa, nedeni açıklanamayan vajinal kanama, rahim ağzında açılma gibi bir komplikasyon yoksa ve doktorunuz gebelik sırasında seksi yasaklamadıysa çoğu zaman cinsel ilişki anne adayı ve bebek açısından %100 güvenlidir. Ancak gebelik haftasına bağlı olarak ilişki poziyonlarında rutin dışına çıkmak gerekebilir. Gebeliğin yaklaşık 15-20. haftalarından itibaren sırt üstü yatmanın önerilmediğini aklınızdan çıkarmayın

    3.Doğum sonrası 6. haftada cinsel yaşantı başlamış olmalıdır.

    Eğer ilk 6 hafta içinde cinsel rutininize dönebildiyseniz tebrikler. Mutlu azınlığa dahilsiniz demektir. Az önce de belirttiğimiz gibi 6 haftada eskiye dönebilenlerin oranı sadece %40 civarında.

    6 hafta, doğum sonrası iyileşmeniz açısından en az gerekli süre ve pek çok kadın daha uzun zamana gereksinim duyuyor. Doğum sonrası genital organlarınız daha hassas ve enfeksiyonlara daha açık. Bununla beraber açılmış olan rahim ağzının eskisi gibi kapalı hale gelmesi de yaklaşık 6 hafta alıyor. Eğer doğumda epizyotomi açıldıysa bunun iyileşmesi de 6 hafta civarında gerektiriyor. Bu arada ilk defa bebek sahibi olan kadınlar içinde doğum sırasında en ufak bir yırtılma ya da kesi olmayanların oranının sadece %10 olduğunu hatırlatmakta yarar var. Bu nedenle ilk 6 hafta içinde vajinal ilişki önerilmiyor ancak cinsel istek varsa ilişki olmadan yaşana yakınlaşmalar çiftlerin birbirine yeniden bağlanmasına yardımcı olması açısından önemli

    Doğum sonrası seks ile ilgili ipuçları
    Doğum sonrası seks ile ilgili ipuçları

    4. İlk seferinde acı olur

    Hemen hemen her kadın doğum sonrası ilk cinsel ilişki sırasında canının acıyacağından korkar. Bu son derece normal bir korkudur ancak vücudunuza ve ruhunuza iyileşmesi için yeterli zamanı tanırsanız seks bir problem olmayacaktır. Her kadının kendini hazır hissetmek için farklı zaman sürelerine gereksinim duyduğunu mutlaka akılda tutmak gerekir. İlk seferlerde kuruluk olabileceğinden kayganlaştırıcıların kullanılması yarar sağlayacaktır. Bebeğinizi emziriyor olsanız bile doğum kontrolüne dikkat etmeyi ihmal etmeyin. Unutmayın hayat sürprizlerle doludur

     

    Kaynak: Dr. Ahmet Mumcu / mumcu.com

  • Ön Sevişme Hakkındaki Gerçekler

    Ön Sevişme Hakkındaki Gerçekler

    Ön Sevişme Hakkındaki Gerçekler… Kama Sutra kurallarına göre erkek; ilişkiye geçmek için kesinlikle aceleci davranmamalı. Önce eğlenceli bir konu hakkında konuşmalı, hatta bir iki kadeh hafif bir içki içmeliler. Hatta akabinde birlikte şarkı söylemeli ya da dans etmeliler. Sıcaklık yükselmeye başlamalı… Modern zamanlarda; hızlı yaşıyoruz. Şimdilerde birbirimize dokunmanın ne kadar eğlenceli olduğunu unutmuş durumdayız, İngiltere’nin en çok satan kitaplarından biri olan The Great Lover Playbook’un yazarı Lou Paget; “Ön sevişmeye yeterli zaman ayrılmıyor” diyor ve ekliyor, “Seks artık fast food yemek gibi oldu. Bir an önce sonuca ulaşmak istiyoruz.”

    Ön Sevişme Hakkındaki Gerçekler

    Jinekolog Dr. Ayşe öz ise “iyi bir ön sevişme, hoş bir seksi tam bir fenomene dönüştürebilir” diyor ve ekliyor; ” Kanınız daha hızlı akmaya başlar ve vücudunuz hassaslaşır. Kolunuza hafifçe dokunması bile sizi tahrik edebilir.” Hiç şüphesiz, kadınların yüzde 80’i ön sevişmeyi ne kadar uzun tutarlarsa orgazmı da o oranda garantilediklerini söylüyor. Aşağıdaki ön sevişme raporunu okuyun; şaşırtıcı buluşlar, uzman tavsiyeleri ve kendinizle ilgili keşifler sizi daha ciddi bir aşka götürecek…

    Ön Sevişmenin İdeal Süresi Nedir?

    10-20 dakika

    Kadın ve erkek üzerinde; ön sevişmenin ne kadar sürmesi gerektiğiyle ilgili bir araştırma yapıldı. 26 yaşındaki Jale; “ön sevişme sırasında kafamdaki tüm düşünceleri en aza indirgeyebiliyorum. Onun hemen işini bitirmek istediğini düşünmek ya da öyle hissetmek istemiyorum” diyor. Peki ya erkeklere göre?- 30 yaşındaki Mehmet; “Bazen üç dakika içinde her şeyi bitirmek istiyorum” diye itiraf ediyor ve ekliyor; “Ama sonra birbirimizin vücuduna ne kadar uzun süre odaklanırsak o kadar güzel bir seks yaşadığımızı ayırt ediyorum. En az 15 dakikamı ön sevişmeye ayırmam gerektiğini biliyorum. Bir kadını mutlu etmek bir tür ego tatmini aynı zamanda.” Belki de sırf bu yüzden erkeklerin yüzde 30’u ön sevişmenin yarım saat uğraşmaya değdiğini düşünüyor. Üzgünüz ama bu yüzde 30’luk kesimin telefon numaralarını size veremeyeceğiz!

    – “Bazı kadınlar sekste aradıklarını bulamadıkları için ön sevişmenin çok daha uzun sürmesini isteyebiliyorlar” diyor The Best You’ll Ever Have kitabının yazarlarından Shannon Mullen ve ekliyor; “Miktar için değil, kalite için çabalıyorlar olsa gerek!” 35 yaşındaki Selin ise “Manzaralı yoldan gitmek her zaman kısa yoldan gitmekten daha eğlencelidir. Ancak bazı geceler kısa yolları da tercih edebilirsiniz” diyor.

    Ön Sevişme Hakkındaki Gerçekler
    Ön Sevişme Hakkındaki Gerçekler

    Kadınların En Hoşuna Giden Ön Sevişme Taktikleri

    Evet; kadınlar ne tarz bir ön sevişmeyle çılgına dönerler? Yüzde 31’i boyunlarının ve omuzlarının öpülmesinden çok hoşlanıyorlar. Bunu yüzde 19 ile oral seks, yüzde 11 ile mastürbasyon takip ediyor. “Bir kadının kulak memesiyle omuzlarının arası tam anlamıyla bir tahrik bölgesidir” diyor The Great Lover Playbook kitabının yazarı Lou Paget ve ekliyor; “Sinir uçlarının yoğunluğundan dolayı, bu bölge oldukça hassastır.”

    Hiç kimsenin kaygılarının dikkatinizi dağıtmasına izin vermeyin. 28 yaşındaki Ceren; “Eşim kalçalarıma dokunduğu zaman utanıyorum” diyor ama köprücük kemiğine dokunduğu anda inanılmaz bir zevk alıyormuş.

    Biz kadınlar; bize tapılmasından hoşlanıyoruz. Tek sorun erkeklerin ilişkiye girme isteği. Shannon Mullen ise “Erkekler hemen genital bölgeye yoğunlaşıyor. Çünkü vücudumuzda dokunmayı en sevdikleri nokta orası. Partnerleri için de durumun aynı olduğunu sanıyorlar” diyor.

    Erkekler belki de yetiştirilişlerinden dolayı kadınlar kadar hassas bir vücuda sahip değiller diye düşünüyor, Newyork Center of Human Sexuality Başkanı Marian Dunn. “Erkek çocuklarıyla top oynayıp güreşirken, kız çocuklarını kucağımıza alır okşarız. Dolayısıyla erkekler yetişkin oldukları zaman, seks sırasında en hassas bölgelerine dokunulmasını isterler, başka şeylerin de hoşlarına gidebileceğini hiç düşünmezler” diye de ekliyor.

    31 yaşındaki Can ise kendi teorisini açıklıyor; “Erkekler keşfe çıkmaktan hoşlanırlar. Aşağıdaki bermuda üçgenini merak ederler. Bizi belin üst kısmında tutmanın tek yolu ne biliyor musunuz? Eteğinizi yukarı çekmek.”

    Erkekleri En Çok Baştan Çıkaran Oral Seks Yapmak Yaptırmak

    Erkeklerin en favori ön sevişme aktivitelerini listelediklerine asla inanmazsınız… Aslında inanmalısınız çünkü tamamıyla sizin düşündüğünüz gibi… 25 yaşındaki Ali diğer hemcinsleri gibi; “Sevişirken kız arkadaşımın aşağılara inmesine bayılıyorum. Doğum günü hediyesi almak gibi bir şey bu benim için” diyor. Erkekler partnerlerinin bu işin tamamıyla içinde olmalarından hoşlanıyorlar.

    “Aldıkları haz sadece fiziksel değil” diyor The Complete Idiot’s Guide To Amazing Sex kitabının yazarı Sari Locker ve ekliyor, “Erkekler kadın vücudunun tüm bölgelerinin kız arkadaşları tarafından kabul edilmesi fikrinden hoşlanırlar.” Ayrıca en fazla tedirgin olduğunuz konu olan seksi erken bitirme konusunda içinizi rahat tutabilirsiniz. Erkeklerin yüzde 78’i cinsel birleşme sırasında ara verilmesini o kadar da fazla önemsemiyor. Henüz erkeklerin oral seksten hoşlandıktan başlığının altındayken şunu da belirtmeden geçemeyeceğiz; erkeklerin yüzde 23’ü kendilerine oral seks yapılması kadar oral seks yapmaktan da hoşlanıyor.

    Buna ek olarak, daha fazla sayıda erkek en favori ön sevişme aktivitesini partnerine oral seks yapmak olarak tanımlıyor. 32 yaşındaki Raif; “Sadece tek bir bölgeye yoğunlaşmak çok güzel. Hamleler çok daha yavaş ve dolayısıyla tahrik edici oluyor. Bir anda dünyadaki her şeyi unutuveriyorsunuz” diyor.

    Ankete katılan kadınlar erkekler kadar şevkli değiller bu konuda. Sadece yüzde 5’i kendilerine oral seks yapılmasından hoşlanıyor. Ankete katılan kadınlardan biri; “Bazı erkekler yatakta öylece yatıyorlar. O yatarken siz aşağıda onu tahrik etmek için uğraşıp duruyorsunuz. O ise o anda sanki olayın bir parçası değilmiş gibi davranıyor” diyor.

    Lou Paget; “Çiftler pozisyon değiştirmeyi denemeliler. Böylece erkek olaya daha fazla dahil olabilir. Ayakta olmayı ya da oturmayı deneyin. Onu omzunuza elini koyması konusunda cesaretlendirin. Bir erkek karşısındaki kadına ne kadar fazla bakar, ona ne kadar dokunursa sekse o kadar dahil olur” diye tavsiyede bulunuyor.

    Erkekler Yönlendirilmek İstiyorlar!

    Evet; ankete katılan erkeklerin yüzde 55’i kadınların daha fazla ön sevişme direktifi vermesinden hoşlanıyor. “Detaylar çok önemlidir” diyor 34 yaşındaki Deniz ve ekliyor, “Hiçbir erkek, ne kadar olgun olup olmadığı önemli değil, garip bir şekilde kadının ne istediğini biliyor.” Ankete katılan erkek ve kadınların çoğu konuşmak yerine jest yapmayı tercih ediyorlar. “Anlatmak yerine göstermek her zaman en etkin taktiktir” diyor Shannon Mullen ve ekliyor; ” Bazen erkeklerin bazı şeyleri sizden duymaya ihtiyaçları vardır. Eğer, ‘Bu çok iyi hissettiriyor’ veya ‘Ah evet’ gibi şeyler söylerseniz, ‘birazcık sola demeniz gerektiğinde bu onda bir şok etkisi yaratmayacaktır.” 34 yaşındaki Mine için her şey sessiz olmaya bağlı. “Fısıltılar duyguyu daha canlı tutuyor ve hiçbir zaman hor görülmüyor” diyor.

    Ön Sevişmede Nelerden Vazgeçilebilir?

    Seksi canlandırma fikri gerçek hayatta pek de uygulanamıyor. Ankete katılanlara; ‘Hangi Ön sevişme aktivitesini hayatınızdan çıkarabilirsiniz?’ diye sorulduğunda nerdeyse erkeklerin yarısı ve kadınların yüzde 31’inin cevabı birlikte porno film izlemek oluyor. Bir sonraki vazgeçilebilir aktivite ise argo konuşmak… Ayrıca bazı temel aktiviteleri de küçümsememek lazım. Erkekleri en fazla heyecanlandıran ilk üç aktiviteden biri de partnerinin soyunuşunu izlemek. Ayrıca her iki cinsiyet de iyi bir öpüşmeyle heyecanlanıyorlar.
    Sadece küçük sürprizler ekleyin yeter! Lou Paget’e göre; yatakta yer değiştirmek, koltukta başlamak veya sol eliniz yerine sağ elinizi kullanmak ön sevişmeyi daha güzel kılıyor çünkü kendinizi acemi hissediyorsunuz. Acemi hissettiğinizde ise olaylar daha eğlenceli oluyor.

    ERKEKLERİN İLK BEŞİ

    1. Oral seks yapılması…
    2. Oral seks yapmak…
    3. Partnerini soyunurken izlemek…
    4. Boynunu ve omuzlarını öpmek…
    5. Dudaktan öpmek…

    KADINLARIN İLK BEŞİ

    1. Boyun ve omuz öpülmesi…
    2. Dudaktan öpmek…
    3. Belden aşağısının okşanması…
    4. Göğüslerinin ellenmesi…
    5. Oral seks yapılması..

    Kaynak: mahmure.hurriyet.com.tr

  • Kendinizi ve kızınızı rahim ağzı kanserinden koruyabilirsiniz!

    Kendinizi ve kızınızı rahim ağzı kanserinden koruyabilirsiniz!

    Tanımı: HPV virüsü 100den fazla çeşidi olan bir enfeksiyondur. HPVnin her çeşidi vücudun herhangi bir bölgesinde – genital bölge veya anüs etrafında çıkabilecek genital siğiller, ellerde , ayak tabanında, ağızda ve üst solumun sisteminde çıkabilecek siğiller – anormal bir büyümeye sebep olabilir. Hpv enfeksiyonları yaygın olarak görülür. ABDde yaklaşık 20 milyon kişide genital siğillere veya başka lezyonlara sebep olan HPV enfeksiyonu vardır. Hpv enfeksiyonlarının bazıları rahim kanserine sebep olabilmektedir, ama çoğu kansere yol açmaz.

    Semptomları : HPV enfeksiyonu genelde siğil veya başka bir lezyonu olmadığından farkedilmez. Hastalığın semptomlarını göstermeseniz dahi, bu semptomlar ortaya sonradan çıkabilirler ve hastalığı başkasına bulaştırabilirsiniz. Hastanın semptomları taşıdığı HPV enfeksiyonunun çeşidine göre çeşitlilik gösterebilir.

    Genital Siğiller : Genital siğiller kanser habercisi değildir; genital bölgede küçük ten renginde veya gri renkte şişliklerdir, karnıbahar şeklini alacak şekilde birçok siğilin beraber toplanması şeklinde de görülebilir. HPV enfeksiyonunun 6 ve 11 tipleri buna sebep olur. Bu hpv tiplerinin genelde kanserle bir ilgili yoktur. Kadınlarda, bu siğiller genellikle vulvada, bazen de anüs çevresinde, vajina içinde veya rahimde gözükebilir. Erkeklerde ise, penisin ucunda veya gövdesinde, testislerde veya anüsde yer alabilir. Genital siğiller nadiren ağrıya sebep olurlar.

    Premalign Genital Lezyonlar : Belli HPV enfeksiyonları kanser öncesi lezyonlara sebep olan hücresel değişikliklere neden olabilirler. Bu anormal durumlar en çok Smear testinde ortaya çıkar. Düşük dereceli anormallikler genelde tedaviye gerek kalmadan hücrelerin normale dönmesiyle sonuçlanır. Hpv enfeksiyonunun 6 ve 11 tipi bu çeşit anormalliklere sebep olur. Yüksek dereceli anormallikler normale dönmeye pek meyilli değildir ve bazıları rahim ağzı kanserine sebep olabilir. Hpv enfeksiyonunun 16 ve 18 tipi bu çeşit yüksek dereceli anormalliklere sebep olur.

    Oral ve Üst Solunum Lezyonları :Bazı Hpv enfeksiyonları siğillere ve dilde, bademciklerde, damakta, gırtlakta ve burunda oluşabilecek diğer lezyonlara sebep olurlar. Bu lezyonlar tip 6 ve 11 gibi düşük riskli hpv çeşitlerinin veya 16 ve 18 gibi yüksek riskli hpv çeşitlerinin sonucu olabilir.

    Serviks Kanseri ve Diğer Tümörler:Yüksek risk taşıyan birçok Hpv enfeksiyon çeşidi genelde kansere dönüşmez, fakat 2 yıldan uzun süren kalıcı enfeksiyonlar büyük bir kanser riski oluştururlar. Aşırı adet kanaması veya adet periyodları arası kanama gibi anormal vajinal kanamalar serviks kanserinin belirtileridir. Hemen hemen tüm serviks kanserleri Hpv virüsü nedeniyle olmaktadır. Dünya çapında çok fazla kadın serviks kanserine yakalanmaktadır çünkü birçoğu çok önemli olan smear testini yaptırmamaktadır. Tüm serviks kanserinin % 70i 16 ve 18 tip Hpv çeşitleri sebebiyle olur. Bu tipler, aynı zamanda genital organ kanserleri, anüs, ağız ve üst solunum kanserlerine de neden olabilirler.

    Genel Siğiller :Bu tip siğiller zararlı olmayan ve genelde ellerde, parmaklarda ve parmak aralarında oluşan cilt büyümeleridir. Bunlar pürüzlü, kabarık yumrulardır. Görünüşlerinden dolayı can sıkabilirler; aynı zamanda ağrılı, yaralanma ve kanamaya hassas da olabilmektedirler. Çoğu çocuk ve genç bu siğillere sebep olan Hpvye yakalanmış olabilir, ama sadece küçük bir yüzdesi siğillenir. Çoğu kişide 20 yaşından sonra siğil çıkmaz.

    Ayak Tabanında Çıkan Siğiller :Bunlar sert, damarlı, zararsız büyümelerdir ve genellikle topuklarda ve ayakta en çok baskıyı hisseden kısımlarda çıkarlar. Bu siğiller rahatsızlık ve ağrı yapabilir.Ayak tabanında çıkan siğiller her ne kadar yetişkinlerde görülse de; birçok yetişkin bunlarla çocukluk veya gençlik dönemlerinde tanışmaktadırlar.

    Düz Siğiller : Düz siğiller cildinizden koyu renkte olan, genellikle yassı başlı, hafif kabarık, zararsız lezyonlardır. Çoğunlukla yüz, boyun, eller, dirsekler ve dizlerde görülürler. Düz siğile sebebiyet veren hpv enfeksiyonları genellikle çocukları ve ergenleri ve genç yetişkinleri etkiler.

    Doktora Ne Zaman Başvurmak Gerekir? Eğer siz veya çocuğunuzda rahatsızlık veya ağrıya sebep olan herhangi bir çeşit siğil varsa, doktorunuza başvurmanızda fayda vardır. Kadınların düzenli olarak smear testi yaptırmaları çok önemlidir. Smear testi serviks kanserine dönüşebilecek bir HPV enfeksiyonunu ortaya çıkarmanın en iyi yoludur.

    Nedenleri? Virüs vücuda bir kesikten, bir sıyrıktan veya derinin en üst tabakasında hissedilmeyen bir yaradan girer ve Hpv enfeksiyonu gerçekleşir. Virüs öncelikle cilt cilde temasla bulaşır. Genital siğil ve alakalı lezyonlara sebep olan HPV enfeksiyonları cinsel ilişki ile bulaşır. Oral veya üst solunum a ait lezyonlara sebep olan bazı Hpv enfeksiyonları oral seks ile bulaşır. Nadiren, virüsü taşıyan bir anne doğum sırasında bunu bebeğine bulaştırabilir.

    Risk Faktörleri? Hpvye sık rastlanır; hastalığın risk faktörleri şöyledir:

    Cinsel ilişkide bulunulan partnerlerin sayısı : Kişinin partner sayısı ne kadar fazlaysa, hastalığa yakalanma olasılığı da o kadar fazladır. İlişkide bulunulan kişinin birçok partnerle birlikteliği de riski arttırmaktadır.

    Genç Yaş : Genital HPV enfeksiyonları sıklıkla 25 yaşından genç cinsel aktif yetişkin kadınlarda smear testi ile ortaya çıkarılmaktadır. Bunun sebebi bu yaşlarda yaşanan cinsel aktivitenin artmış olması da olabilir, bu yaşlardaki kadınların virüse karşı daha duyarlı olmaları da olabilir. Ergen erkekler ve genç baylar da risk grubundadır ama onlarda virüse rastlanmamaktadır.

    Savunmasız Bağışıklık Sistemi : Bu gruptakiler Hpv enfeksiyonları açısından büyük bir risk altındadır. Bu savunmasızlığın sonu HIV / Aids “le sonuçlanabilmektedir.

    Hpv enfeksiyonlarının esas risk faktörü genel siğiller, ayak tabanındaki siğiller ve düz siğillers sebep olan genç yaş faktörüdür. Çocuklar ve ergenler bu tip Hpv enfeksiyonlarına karşı daha savunmasızdırlar.
    Testler ve Teşhis HPV enfeksiyonunun teşhisi için aşağıdaki testler gerekebilir :

    Görsel Muayene : Siğil veya lezyon mevcutsa

    Sirke Çözümü Testi : Doktorunuz HPV enfeksiyonlu alanları beyaz yapan sirke çözümü testi uygulayabilir. Bu, görmesi zor düz lezyonları görmede kolaylık sağlar. Çoğu durumda, HPVnin tipini belirlemenin gereği yoktur çünkü görünür siğil ve lezyonlara sebep olan HPV tipleri kansere yol açmaz.

    Smear Testi : Vajinal muayene esnasında doktorunuz serviksten hücre örneği toplar ve analiz için laboratuvara gönderir. Eğer laboratuvar sonucundan bir netice alınamazsa, doktorunuz HPV DNA testi isteyebilir. Smear testinizde bir anormallik yoksa, doktorunuz HPV DNA testini istemeyecektir.

    DNA Testi : Bu test, serviksten alınan hücreler sayesinde, tip 16 ve 18 de dahil olmak üzere toplam 13 yüksek riskli HPV virüsünü ortaya çıkarabilir. Eğer DNA testi yüksek riskli HPV enfeksiyonunu işaret ediyorsa, kanser riski fazladır. Eğer son zamanlardaki smear testlerinizin sonuçları normalse ve 30 yaşından büyükseniz; doktorunuz smear testlerinize ek olarak HPV DNA isteyebilir. Her iki test de negatifse, bir sonraki Smear + DNA testiniz 3 sene sonra olmalıdır. Eğer smear testiniz negatif ama DNA testiniz pozitifse; doktorunuz sizi daha erken bir tarihte muayene etmek isteyebilir.

    Tedavi ve İlaçlar HPV enfeksiyonunun tedavisi yoktur. Çoğu vakada, bağışıklık sisteminiz virüsü vücuttan atar ve siğiller tedavisiz bir şekilde ortadan kalkar.
    Siğillerden kurtulmak için evde veya doktorunuz tarafından uygulanabilecek bazı tedaviler mevcuttur. Bunlar HPVnin yoğunluğunu azaltmaya yöneliktir ama virüsü ortadan kaldıramazlar. Örneğin; genital siğilleriniz ortadan kalkmış olsa dahi, cinsel ilişki ile partnerinize hala virüsü bulaştırma riskiniz vardır.
    Genital Siğiller Genital siğillerin tedavisi şunları içerir;

    Imiquimod (Aldara) isimli reçete ile satılan ve bağışıklığın HPV ile savaşması gücünü arttırma amaçlı kullanılan krem

    Podofilox (Condylox) genital siğil dokusunu ortadan kaldırmak amacıyla krem şeklinde kullanılan krem

    Trichloroacetic asit; genital siğilleri yakmada kullanılan bir çeşit kimyasal tedavi

    Kriyoterapi kullanarak dondurma işlemi

    Koterizasyon kullanarak siğilleri yakma işlemi

    Operasyonla siğilleri alma

    Lazer operasyon

    Yüksek Dereceli – Kanser Öncesi Lezyonların Tedavisi Doktorunuz düşük dereceli kanser öncesi lezyonları büyük bir olasıkıla tedavi etmeyecektir; çünkü bunlar kendiliğinden geçer ve kansere dönüşmezler. Ancak düzenli olarak smear testi yaptırarak problemin ortadan kalktığından emin olmalısınız.
    Doktorunuz yüksek dereceli kanser öncesi lezyonların alınmasını önerecektir; çünkü bunlar kansere dönüşebilmektedir. Tedavi seçenekleri şöyledir :

    Operasyon

    Lazer operasyon

    Kriyoterapi

    Koterizasyon

    Diğer Siğillerin Tedavisi Ayak tabanında görülen ve düz siğillerin tedavisinde;

    Zaman içinde siğilin katmanlarını yok eden Salisilik asit

    Imiquimod (Aldara)

    Kriyoterapi

    Operasyon

    Lazer operasyon

    Korunma
    Genital Siğiller ve İlgili Lezyonlar Genital siğil ve ilgili lezyonları geliştirme riskinizi aşağıdaki maddeleri uygulayarak yapabilirsiniz :

    Tek eşli olmak

    Cinsel partnerlerin sayısını azaltmak

    İlişki sırasında hepsini olmasa da bazı Hpv tiplerinin bulaşmasını önlemek için prezervatif kullanmak

    Gardasil isimli aşı kadınları tip 6, 11, 16 ve 18 HPV enfeksiyonlarına karşı korumaktadır. İdeal olan, bir kadının cinsel aktif olmadan bu aşıyı olmasıdır. Aşı kadınları sadece henüz karşılaşmadıkları tiplerdeki Hpv virüslerine karşı korur.
    Cervarix isimli aşı ise bivalan bir aşıdır ve HPV tip 16 ile HPV tip 18e benzer partikülleri içerir ve kanserojen olan HPV tip 16 ile HPV tip 18e karşı koruma sağlar.
    Aşı serviks kanseri ile savaşmada çok kuvvetli yeni bir yöntemdir ve çoğu doktor hastalarını gerekli yaşta aşı olmaları için teşvik etmektedir.
    Cinsel aktif birçok genç kız ve kadın aşıdan yarar sağlayacaktır. Eğer bir hpv enfeksiyonu geçirdiyseniz, aşının içindeki tğm tipleri geçirmiş olmanız mümkün değildir. Hpv enfeksiyonu riski olan birçok kişi için, aşının faydaları bilinen risklerinin önüne geçmektedir. Klinik denemelerde ortaya çıkan yan etkiler iğne yerinde oluşan hafif bir ağrıdır. Eğer risk altında olduğunuzu düşünüyorsanız; aşı olmak için doktorunuzla temasa geçiniz.
    Hpv aşısı şu anda erkeklere önerilmemektedir; ancak bu aşılama stratejisinin yararları henüz araştırılmaktadır. Erkeklerin aşılanması onların gelecekte olacak cinsel partnerlerine belirli faydalar sağlayacaktır.

    Genel Siğiller Genel siğillere neden olan hpvden korunmak zordur. Eğer genel siğiliniz varsa, enfeksiyonun yayılmasını ve yeni siğillerin oluşumunu önlemek amacıyla siğillerle oynamayınız ve tırnaklarınızı yemeyiniz.
    Ayak Tabanında Çıkan Siğiller Ayaklarınızı temiz ve kuru tutarak; temiz çorap giyerek; halka açık havuz ve soyunma odalarında ayakkabı veya sandalet giyerek bu tarz siğillerden korunabilirsiniz.

    Rahimağzı Kanseri Aşısı
    Rahimağzı Kanseri Aşısının Özelliği Nedir? Sadece Amerikada yılda 10.000 kadın rahimağzı kanseri olur, ve bu sebeple yılda yaklaşık 4.000 ölüm gerçekleşir. Rahimağzı kanseri kadınları hala gençken yakalayabilmektedir. O sırada kadın bebek sahibi olmaya çalışıyor olabilir. Rahimağzı kanseri tedavisi olan bir kadında doğurganlık imkansız olur.
    Rahimağzı Kanseri Aşısı Ne İşe Yarar? Cinsel ilişki ile bulaşan HPVnin birçok tipi, birçok vakada rahimağzı kanserinin sorumlusudur. Rahimağzı kanseri aşısı özellikle HPV tip 16 ve 18i engeller. Aslında, rahimağzı kanseri aşısı kanseri daha ilk aşaması bile başlamadan engeller. Rahimağzı kanseri aşısı genital siğil yapan ama kanserle ilgili olmayan tip 6 ve 11e de etki eder.
    Aşı Ne zaman Uygulanmalı? Aşıyı, genç kızların 11-12 yaşlarında, hatta 9 yaşında dahi yaptırmaları tavsiye edilmektedir. Böylece, genç kızın bağışıklık sistemi HPV virüsüne karşı daha o yaştan ektive olur. Bu yaşta aşılama ile en yüksek antikor seviyesine ulaşılır. Antikor seviyesi ne kadar yüksek olursa, korunma da o kadar yüksek olur.
    Aşı 6 ay içerisinde 3 adet enjeksiyon şeklinde uygulanır. 2.doz birincisinden 2 ay sonra, 3.doz ise ikincisinden 4 ay sonra uygulanır.
    Aşı Neden 3 Doz Uygulanıyor? Neden 3 doz uygulandığı bilinmemektedir çünkü ne kadar antikor düzeyinin HPVden yeterli korunmayı sağladığı bilinmemektedir.
    Erken klinik testlerde araştırmacılar kadınlarda her 3 dozda da, antikor düzeylerinin yükselmeye devam ettiğini gözlemlemişlerdir.
    Antikor düzeyi aşı olmayı bıraktığınız zaman ister istemez düştüğünden dolayı, yıllarca HPVden korunabilmek için yüksek antikor düzeyleri ile başlamak mantıklıdır. Zamanla, 3 doz aşı gerekli olmayabilir veya yıllar sonra kuvvetlendirici bir aşının gerekliliği keşfedilebilir. Bunlar, konuyla ilgili şu anda bilinemeyen bazı detaylardır.
    Cinsel Olarak Aktifseniz, Aşının Yine de Yararı Var mıdır? Evet. Klinik testlerde aşı, bazılarında bir veya daha fazla HPV tipi geçirmiş olan cinsel aktif 26 yaşında ve genç kadınlarda etkili olmuştur. Rahimağzı kanseri aşısı daha önce bunlara maruz kalmamışsanız; tip 6, 11, 16 ve 18 HPV virüslerini engeller. Bu zamana kadar ne kadar çok kişiyle birlikte olmuşsanız, 6, 11, 16 ve 18 de dahil olmak üzere, HPV tiplerinden birine maruz kalma riskiniz de o kadar fazladır.
    Bazı uzmanlar 18 – 26 yaş aralığındaki kadınları doktorlarıyla cinsel geçmişleri üzerinde konuşmaları konusunda teşvik etmektedir böylece aşının yararlı olup olmayacağına karar versinler.
    Aşının Riski veya Yan Etkisi Var mı? Rahimağzı kanseri aşısı güvenlidir. Amerikada 16 milyondan fazla doz satılmıştır. En yaygın şikayet aşı yerinde ağrıdır. Düşük dereceli ateş ve gribe benzer semptomlar da görülebilir. Bazen aşılanmadan sonra özellikle ergenlerde baş dönmesi ve bayılma da gerçekleşebilir. Ancak, yan etkiler genelde hafiftir.
    Ancak, bazı ciddi yan etkiler de bildirilmiştir. Ciddi allerjik durumlar, felç gibi nörolojik durumlar, beyinde şişkinlik hatta ölüm gibi. Neredeyse tüm yan atkilere ilişkin raporlar aşılanmanın kendisinden değil; zamanlamasıyla ilgili gözükmektedir.
    Tüm yeni aşılarda olduğu gibi, bunda da gözlemleme hala devam etmektedir. Aşı olan bayanlar aşılanma sonrası 15 dakika kadar bayılma ve allerjik reaksiyonu önlemek için ayağa kalmamalıdır.
    Aşı Sonrası Smear Testine Hala Gerek Var mı? Kesinlikle var; ve bu çok önemli bir nokta. Rahimağzı kanseri aşısı smear testinin yerine geçemez. Düzenli yapılan muayene ve smear testleri kadın sağlığı açısından son derece önemlidir.

     

    Prof. Dr. Fatih ŞENDAĞ

  • Türkiye’de cinsellik kadını hasta ediyor

    Türkiye’de cinsellik kadını hasta ediyor

    Korunmasız cinsel ilişki nedeniyle yaygınlaşan cinsel hastalıklar en çok kadınları etkiliyor. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için ilişki sırasında mutlaka prezervatif kullanmak gerekiyor.

    Cinsel ilişkiye girme yaşı düştü, hastalıklar tavan yaptı.

    Türkiye’de cinselliğe giriş yaşının düşmesi ve çok eşliliğin artması, cinsel hastalıklarda patlama yaşanmasına neden oldu. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aykut Coşkun konu ile ilgili olarak: Korunmasız cinsel ilişki ile kadınlar; “HIV (AIDS), HPV (genital siğiller ve rahim ağzı kanseri virüsü), herpes (genital uçuk), frengi- sifiliz, hepatit B, gonore (bel soğukluğu), şankroid(yumuşak yara), granüloma inguinale, mikoplazma, üreoplazma, klamidya, molluskum, kasık biti ve uyuz gibi birçok bulaşıcı enfeksiyon ile karşı karşıyadır. Bu enfeksiyonların hepsi cinsel ilişki ile geçmekte olup, kronik pelvik enfeksiyonlardan kronik pelvik ağrıya, kısırlıktan, rahim ağzı, vajina ve vulva kanserine, hepatit B virüsü ile karaciğer sirozuna kadar giden sistemik hastalıklara, HIV virüsü ile AIDS’e neden olmaktadır. Ayrıca bu enfeksiyon ajanları ile etkilenmiş kadınlar, aktif bulaştırıcı rolü de üstlenmektedirler. Erkeklerde ise; genital siğil, penis kanseri, kronik prostat iltihabı ve sistemik hastalıklara yine Hepatit’e ve AIDS’e sebep olmaktadır.

    Bebekler hasta doğuyor

    En çarpıcı nokta ise yeni doğan enfeksiyonlarıdır. Enfekte kadınların vajinal doğum ile dünyaya gelen bebeklerinde; vücutlarının değişik bölgelerinde frengi, siğil, uçukla karşılaşılabilmektedir. Ayrıca tüm doğum şekillerinde ise sistemik enfeksiyonlara maruz kalmaktadırlar.” dedi.

    Op. Dr. Aykut Coşkun sözlerine şöyle devam etti: “Günümüzde prezervatif sadece doğum kontrolü için kullanılan bir malzeme olmaktan çıkmalı gerçek amacının cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıkların önlenmesi olduğu benimsenmelidir.”

    Op. Dr. Aykut COŞKUN

  • Vajinismus tedavisi gerçekten mümkün mü?

    Vajinismus tedavisi gerçekten mümkün mü?

    Vajinismus tedavisi, diğer cinsel işlev bozuklukları arasından bakıldığında en çok yüz güldürücü sonuçları veren ve başarı oranı en yüksek olan tedavi gurubudur. Öncelikle, vajinismusun tedavi edilebilir geçici bir rahatsızlık olduğunu bilmenizde fayda var. Vajinismuslu kadınlar, tedavide tam bir iyileşme gösterecekleri için de şanslıdırlar. Öyleki bu kişiler tedavi sonrası da vajinismus sorunlarının üstesinden gelmekle de kalmıyor; keyifli, mutlu, sağlıklı bir cinsel yaşantının içine de adım atmış oluyorlar. Vajinismus tedavisinin olabilitesine inanmanız, tedavinin büyük bir kısmını yani %51’ini başarıyla geçmeniz demektir. Ayrıca, vajinismus cinsel terapisinde genellikle hiçbir cerrahi müdahale ve diğer girişimsel müdahaleleri uygulamak gerekmez. Kadının tedavi süreci boyunca herhangi bir ilaç kullanması da istenmemektedir. Bizim üzerinde durduğumuz konu, kişinin vajinismus olmasını gerektirecek ne tür yaşantıların olduğu ve o kişi üzerinde neden bu kadar büyük bir etki yarattığı konusundaki meraklar ve araştırmalar olacaktır. Bu yüzden de tedavi planlaması her vajinismuslu kadına özel ve bireysel olacaktır. Bu konuda maalesef hala bazı yanlış tedavi tekniklerinin ve yöntemlerinin kullanılıyor olması, vajinismuslu hastaların bu tür tekniklerden haberdar olması ve doğal olarak bazı kadınların bu durumdan korkmasına, endişelenmesine ve mantığına aykırı gelmesine bağlı olarak tedavi alma girişimini de ne yazık ki geciktiriyor bu insanların.
    Yapılması gereken tek şey kadının iyi bir rehber olacak cinsel terapist bulması, her şeyi açıkça anlatması ve en önemlisi de iyileşme arzusunun olmasıdır. Kadın bunu yapmayı başardığı takdirde, cinsel terapistinin ona önereceği aşk oyunları adı verilen egzersizlerle, kendi kendini tedavi etmesi mümkün olacaktır. Vajinismus tedavisinde hiçbir baskı ve zorlama yoktur. Çiftin tedaviye birlikte gelmesi yaşanan cinsel sorunu tek tarafın sorunu, kusuru değil de çiftin sorunu olarak görmesi, ve bu süreçte erkeğin eşinin yanında olması ona destek olması, sözleriyle eylemleriyle eşine sadık olması ona gerekli güvenli ortamı sağlaması ve onun korkularına saygı duyması tedaviyi daha da verimli kılacak ve tedavi sürecini jet hızına çıkaracaktır.

    Vajinismus ertelenecek, geçiştirilecek, aksatılacak ”ha bugün ha yarın olur” diye beklenecek bir rahatsızlık değildir. Vajinismuslu kadınlarının bir çoğunun yaptığı hatadır bu aslında. Sizler erteledikçe; kaygılarınız, olumsuz düşünce içerikleriniz, başaramama korkunuz, performans anksiyeteniz her geçen gün artacaktır. Üzerine gitmediğiniz korkularınız her geçen gün sizi daha fazla esir almaya meyilli olacaktır. Bu durumla biran önce yüzleşip korkularınızı büyütmeden tedavi olmanızı öneririm. İnsanın doğası gereği belirsizlikler ve bilinmezlikler karşısında korku geliştirir. Her insanın belirsizlik ve bilinmezliklere verdiği tepki farklıdır, kimileri donar kalır, kimileri eyleme geçer, kimileri ise kaçar. Donup kalan, bu durumu görmezden gelmeye çalışıp kaçan bireylerdenseniz, bu durum size kısa vade de belki anlık bir rahatlık hissi verebilir ama uzun vade de pişmanlıklarla dolu bir yaşamın sizi bekleyeceğini sizlere hatırlatmak isterim. Lütfen eyleme geçiniz ve sandığınız gibi korkunç olmayan, aslında aşılması gereken basit o küçük tepecikleri gözünüzde nasıl büyük dağlara dönüştürdüğünüzü fark ediniz. Başlangıç için sadece birazcık cesaret, gerisi kendiliğinden gelecektir emin olun.
    Vajinismus, vajinanın bir kusuru, eksikliği ya da hastalığı değildir. Vajinismus yüreğin ve çoğu zaman da beynin bir kusurudur.
    Vajinismus kader değildir, alın yazısı değildir, tedavisi %100 olan geçici bir rahatsızlıktır buna emin olabilirsiniz.

    Ahmet Sevran Polat
    Uzman Klinik Psikolog & Cinsel Terapist

  • Vajinismus çözümsüz değildir

    Vajinismus çözümsüz değildir

    Vajinismus çözümsüz değildir.Vajinismus yeni evlenen çiftlerde en sık karşılaştığımız cinsel fonksiyon bozukluğudur. Vajinismus öğretmen, hemşire, avukat gibi her meslekten ve her sosyo ekonomik düzeyde görülebilen bir cinsel problemdir.
    Vajinismus sorunu yaşayan çiftlerin her denemelerinin sonucunda başarısızlıkla karşılaşmaları zamanla onları bu sorun sanki hiç çözülmeyecekmiş gibi bir düşünce geliştirmelerine neden olur. Oysa vajinismus bütün cinsel fonksiyon bozuklukları içerisinde en kolay çözülebilenidir.
    Aynı zamanda vajinismus(cinsel ilişkiye girememe) sorunu kadar bir çifti üzen başka cinsel fonksiyon bozukluğu yoktur. Bunun nedeni cinsel ilişkinin gerçekleşmemesi nedeniyle evlilik birliğinin tam sağlanamaması olduğu kadar evliliğin çok önemli bir aşaması olan çiftin ilişki duygusunun gelişeceği sırada yani evlilik başlangıcında ilk cinsel deneyim girişimlerinde ortaya çıkmasıdır. Çift her şey yolunda giderken bunun neden başlarına çıktığını bir türlü anlayamaz. Her şey belki yolundadır. Ama çok önemli bir şey hayatlarında eksiktir.
    Vajinismusla karşılaşan çiftler bunun sadece kendi başlarına geldiğini sanırlar. Kendileri gibi aynı sorunu yaşayan birçok kişinin olduğunu vajinismusun bilinen ve kesinlikle çözülebilen bir problem olduğunu öğrenmeleri onları bir parça olsun rahatlatır.
    Bu sorun hem kadının kendi kadınlığında eksiklik olduğunu düşünmesine hem de eşine karşı bir suçluluk hissetmesine neden olur. Erkekte ise eşine karşı öfke, istenmeme ve reddedilme duyguları oluşturduğu için önce gücenme daha sonra kırgınlık hissetmesine neden olur.
    Vajinismusun cinsel terapisi genellikle çiftin birbirini desteklemesi, terapi sürecine odaklanma ve cinsel terapistin klavuzluğu eşliğinde ilerleme ile tam bir düzelme ile sonlanır.
    Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin terapi için geç değildir. Eşler birbirleri ile iyi iletişim kurabildikleri, birbirlerini destekledikleri ve verilen ev ödevlerine motive olabildikleri sürece terapiden tam olarak yararlanmaktadırlar. Biz vajinismusun sadece bir giriş sorunu olmadığını insan cinsel davranışlarının birçok boyutunu etkilediğini gözlemliyoruz. Bu nedenle vajinismus terapisinde sadece penis girişine odaklanmayıp insan cinsel davranışlarının ve cinselliğinin tüm boyutlarını kapsayan bütüncül bir yaklaşımla yaklaşıyoruz.
    Bu bütüncül yaklaşım insan cinselliğine dahası kadın cinselliğine yaklaşmayı kadınların kaçınma ve korku davranışlarını tehdit edici ağrı, acı algılarının ve bundan korunmak için geliştirdikleri savunma ihtiyaçlarının üzerinde çalışma ve bunları çözümleme fırsatı sağlar. Bu çatışma alanları başarı ile çözüldüğü zaman kadın içinde var olan cinselliğini özgürce keyif alarak yaşayabilir ve bunun sonucunda çift cinsel aktivitelerinde birbirlerinden haz alıp haz verebilirler.

    Kaynaklar:
    1-Basson R,Wierman ME, vn Lankveld J. Summary of the recommendations on sexual dysfunctions in women. J Sex Med. 2010;7:314–26.
    2-Wimons JS, Carey MP. Prevalence of sexual dysfunctions: Results form a decade of research. Arch Sex Behav. 2001;30:177–217.
    3-Gillan. P.”Sex Therapy For Single people” Psycbology today.

    Shu. Güldane KAVGACI
    Aile ve Evlilik Terapisti &Cinsel Terapist

  • Cinsel isteksizlik : buz dağının görünen kısmı

    Cinsel isteksizlik : buz dağının görünen kısmı

    Öfkenin işaretleri olarak sinirden kıpkırmızı olmuş yüzleri, en yüksek perdeden gelen bağırışları, sertçe çarpılan kapıları görürüz. Ancak öfke çok başka işaretlerle de kendisini belli eder. İnsan öfkeli olduğunun farkına varmadığı ya da anlasa da kabul etmek istemediği zamanlarda içinde biriken öfke, uyuşukluğa ve sonrasında cinsel isteksizliğe dönüşür.

    Öfkemizi Neden İfade Edemeyiz ?

    Partnerimize kızgın olduğumuzda, bu kızgınlık sonucu uyuşuk ve melankolik bir ruh haline kapılır ve onunla seks yapmak istemeyiz. Öfkemizi görmezden gelmeyi yeğlememizin de 2 nedeni vardır.

    1-) İlk olarak bizi sinirlendiren olaylar biz daha onların farkına varmadan, son derece hareketli ve kaotik ortamlarda (kahvaltı sırasında, çocukları okula gönderme telaşında vs.) o kadar çabuk gerçekleşir ki öfkemizin nedenini tam olarak belirleyip onu ifade etmeyi başaramayız. Ok yayından çıkıp bizi yaralamıştır bir kere ancak okun zırhımızı tam olarak nasıl ve ne zaman deldiğini saptamak için gerekli verileri ve bağlamı zihnimizde yeniden oluşturamayız.

    2-) İkinci neden ise öfkemizin farkında olduğumuz zamanlarda bile onu ifade etmekten genellikle kaçınmamızdır. Bizi yaralamış olan şeyler gözümüze o kadar küçük, önemsiz ve saçma görünür ki onları dile getirdiğimizde karşımızdakinin bize gülmekten kendisini alamayacağını düşünürüz.

    Sessiz Savaşın Kaybedeni İlişki Olur

    Sakin geçen bir hafta boyunca bir taraf ötekinin attığı o küçük oklardan düzinelercesine hedef olur ve kendisi de bunlardan karşı tarafa düzinelerce atar, hem de ne oklara hedef olduğunun, ne de kendisinin ok fırlattığının farkına vararak. Bu yaraların izleri, çiftin arasına giren o belli belirsiz soğuklukta görülür; zaman içinde bu soğukluk çiftin seks yapma isteğini öldürür, çünkü seks keyifsiz olduğumuzda, özellikle de bunun farkında bile olmadığımızda karşımızdakine vermekten kolaylıkla vazgeçtiğimiz bir hediyedir. Bu durum sık sık daha da kötüleşip içinden çıkılmaz bir hal alır. Partnerini istemeden yaralamış olan taraf, seks yapma isteği reddedilerek cezalandırılır. Bu da reddedilen tarafın daha da üstü kapalı oklar atmasına neden olur. Oklara hedef olan taraf ise aldığı yaraların farkına varamaz, varlıklarını bile bilmediği bu yaraları tedavi etmek için de çaba harcamaz. Bir türlü kapanmayan bu yaralardan dolayı kendini geri çeker ve saldırır, ancak bunları neden yaptığını ne kendisi ne de partneri bilir.

    ”Bugün Havamda Değilim”

    Güvenilir bir iş arkadaşı, sevgi dolu bir dost ve topluma yararlı bir birey olarak görülen iyi niyetli ve mantıklı kişilerin arasında bile aşağıdaki gibi bir patlama yaşanır:

    CEM: Sen aslında benimle hiç sevişmek istemiyorsun, öyle değil mi?

    FUNDA: Hayır istiyorum tabii de, bugün havamda değilim.

    CEM: Hep aynı şeyi söylüyorsun.

    FUNDA: Hayır, söylemiyorum. Kendimi buna mecbur hissetmek istemiyorum sadece.

    CEM: Ben seni hiçbir şeye mecbur etmiyorum!

    FUNDA: Baksana şu haline. Tabii ki ediyorsun.

    CEM: Acaba frijit misin diye düşünüyorum bazen.

    FUNDA: Ben de senin iğrenç bir adam olduğunu düşünüyorum.

    CEM: Ben salonda yatacağım.

    FUNDA: Umurumda değil, nerede istiyorsan orada yat.

    Dünyanın her yerinde her an yüzlerce belki de binlerce bu tür konuşmalar yapılır. Zaman kaybına ve ruhsal sorunlara neden olan bu konuşmalar aslında son derece gereksizdir; çünkü birbirlerine şu an ne kadar hakaret ediyor gibi görünseler de her iki taraf da birbirini gerçekten sevip kibar olmayı bilen kişilerdir, ancak bunu yeniden anımsamaları için öfkelerinin nedenlerini saptamaları gerekir.

    Günümüzde, çiftlerin birbirlerine neden ok attıklarını ve ilişkilerin neden sona erdiğini bilecek kadar insan denen varlığı tanımış durumdayız. İlişkilerin sona ermesinin nedenleri, psikoloji kitaplarında duygusuz ve net bir dille açıklanmıştır. İstediğimiz bütün bilgiler o kitaplarda durur, ancak bir kurnazlık yapıp kriz anlarında bize bir türlü yardımcı olmaz. Böyle kriz anlarında önerilerini dinleyeceğimiz, nesnel gözlemcilere ve zihnimize iyi düşüncelerin yerleşmesini sağlayacak mantralara gereksinim duyarız. Bunu şüphesiz daha düzgün işleyen bir DÜNYA, çiftlerin birbirleriyle savaşlarına bir son vererek, onları sessiz bir odaya davet ederek yapacaktır. Dünyanın, en azından ülkemizin bu seviyeye gelmesi zaman alabilir. Siz bir şeyler yapmak isterseniz evlilik terapisi deneyimi bu ihtiyacınızı fazlasıyla karşılayacak, özleminizi duyduğunuz ilişki için size mentörlük edecektir.

    Sevgiyle Kalın

    Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

    Cinsel Terapist & Çift Terapisti

  • Erkekleri eriten davranışlar!

    Erkekleri eriten davranışlar!

    Bayanlar dikkat! Bu hareketler erkekleri baştan çıkarıyor.

    Erkekleri etkilemek her zaman işe yaramasa da erkekler bu hareketlere dayanamıyor. Her kadının erkeği etileme yöntemi farklıdır. Ancak bu püf noktalar sanırım ortak. Yani tüm erkekleri baştan çıkaran durumlardan bahsediyoruz.

    Her kadın çekicidir ancak erkeğin onu farketmesi gerekir. Bazen öyle şeyler yaparsınız ki erkeğin gözünde bir anda tapılası bir hal alırsınız. Bazen de ne yaparsanız yapın dikkati üzerinize çakamezsiniz. İşte bu noktada kadınların dikkate alacağı bazı ayrıntılar var. Bunları yaptığınızda erkekler kapınızda köle olabilir bayanlar :)

    erkekleri-etkileyen-davranislar-2

    1- Her ne kadar dudak parlatıcılarının yapışkanlığından şikâyet etseler de, ıslak görünümlü parlak dudaklar erkekleri cezbeder.

    2- Çoğu erkek kadınların çantalarında taşıdıklarıyla dalga geçse de her duruma yönelik eşya taşımaları onları çok etkiler.

    3- Erkeklerin çoğu evlerinde düzensizdir. Evlerini düzene sokan kadınlar erkekler için vazgeçilmezdir.

    4- Bahaneye gerek duymadan sadece aklınızdan geçtiği için telefon etmeniz, kendi içlerinde itiraf edemeseler bile erkekler için etkileyicidir. Bu, onu düşündüğünüzü belli edecek özgüvene ve samimiyete sahip olduğunuz anlamına gelir.

    5- Kadınların yumuşak ve mis kokulu elleri erkekler için vazgeçilmezler arasındadır. Ellerinizin her zaman bakımlı ve mis kokulu olmasına dikkat edin.

    6- Kadınların koruyucusu gibi hissetmek erkekler için gurur verici bir davranış olduğundan, etkileyicidir.

    7- Bakım için tonlarca para döktüğünüzden yakınsalar bile, kadının bakımlı olması erkekleri etkileyen en önemli faktörlerin başında gelir.

    erkekleri-etkileyen-davranislar-3

    8- Kadınların eşyalarına gösterdikleri özen, erkeklerin gözünde sadakat ve özveri simgesidir. İlişkinize gösterdiğiniz özveriyle ne kadar sadık ve güvenilir olduğunuzu anlamasını sağlayabilirsiniz.

    9- Kadınların bakımlı olmalarına dikkat ettikleri kadar, sade ve doğal olmalarına da dikkat ederler. Abartılı makyajlar veya giysiler, sade ve doğal haliniz kadar onları etkilemeyecektir.

    10- Yaşantısının her alanında başarılı, ne istediğini bilen ve yardım sever kadınlar erkekleri cezbeder.

    11- Çocuklarla iyi anlaşan ve onları seven kadınlar erkekleri etkiler.

    12- Birçok erkek, gömleğini veya tişörtünü kadınların üzerinde görmekten çok hoşlanır.

    erkekleri-etkileyen-davranislar-6

    13- Bazı erkekler, kadınların tırnaklarına özenle oje sürmesinin çok estetik ve etkileyici olduğunu düşünür.

    14- Özel eşyalarını emanet ederek onlara duyduğu güveni belli eden kadınlar, erkekleri etkiler.

    15- Her ne kadar kokulu mumlardan, ambiyanstan anlamıyor gibi gözükseler de birçok erkek böyle şeyleri baştan çıkartıcı bulur.

    16- Bazen, erkeklerin kadınlarla kasten inatlaştıklarını unutmamak gerekir. Kimisi inatlaşan kadınları çok çekici bulurken, kimisi de çocuk gibi küsen kadınları çok şirin bulur.

    17- Bacakları ve kalçayı her ne kadar çekici gösterse de çok yüksek topuklar sanıldığının aksine erkeklerin ilgisini fazla çekmiyor; özellikle de üzerlerinde durmakta zorlanıyorsanız.

    18- Erkeklerin kalbine giden yol, boğazlarından geçer. Özenerek hazırladığınız yemekler, onlar için vazgeçilmez olmanızı sağlayabilir.

    19- Eleştirmelerine rağmen kadınların duygusallıklarını yansıtabilmeleri onlar için önemlidir çünkü hiçbir erkek duygularını rahatça ifade edemez.

    20-Giyimlerinden, yemeklerine kadar onlara özen gösteren kadınlar erkekler için etkileyicidir. Bu, ilişkilerine ne kadar özen gösterdiklerinin bir işaretidir.

    21- Cinsel hayatınızda bastan çıkarıcı olsanız bile, erkeklerin aslında şehvetin habercilerinden (imalı bakışlar ve sözler gibi…) etkilendiklerini unutmayın.

    22- Erkeklerin zevklerine ve alışkanlıklarına anlayış gösteren kadınlar, onlar için daha vazgeçilmezdir.

    23- Birçok erkek, kadınları banyo yaparken izlemekten keyif aldığı gibi, onları banyo yaparken düşünmenin bile çok cezbedici olduğunu itiraf ediyor.

    24- Hatırlamaları için erkekleri zorlamadığınız sürece özel anlarınıza dair tarihleri es geçmemeniz onlar için etkileyicidir.

    25- Kadınların uzun sürede hazırlanmaları erkekler için işkencedir ancak kadınları soyunurken izlemeye bayılırlar.

    26- Arkadaşlarının ve başkalarının yanında söylemediğiniz sürece, özel hitaplarla ona seslenmeniz erkekleri çok etkiler.

    27- Her ne kadar kadınların ilgi alanlarından anlamasalar da, kadınların bu konulardaki sağduyusu birçok erkek için etkileyicidir.

    28- İşte bir klasik: Erkeklerin çoğu ilk bakışta kadınların kalçalarından etkilenir.

    29- Birçok erkek romantizmi yaşarken müziğin etkileyici olduğunu düşünür.

    30- Bir erkek bir kadından gerçekten hoşlanıyor veya onu seviyorsa, onu uyurken izlemenin tarifsiz bir duygu olduğunu düşünür.

     

     

  • Kadınlarda görünen cinsel işlev bozuklukları

    Kadınlarda görünen cinsel işlev bozuklukları

    Kadınlarda Cinsel İşlev Bozukluklarını değerlendirilirken, özellikle yaşanılan ilişkinin cinsellik dışı boyutları da göz önünde bulundurulmalıdır. Esiyle mutsuz olan, istemeden evlendirilmiş olan, eşinden psikolojik, fiziksel veya duygusal olarak şiddet gören, aldatılan, esi tarafından anlaşılmadığını hisseden ve esi ile cinsellik dışında başka bir paylaşımı olmayan, ilişkiden beklentileri karşılanmayan kadınlarda oldukça sık görülür.

    Ayrıca cinsellik hakkında tecrübesizlik,abartılmış ilk gece hikayeleri,travmatik cinsel yaşantılar,kızlık zarı ile ilgili korkutucu anlatımlar, eşler arası uyumsuzluk,değerli hissedilmeme,ilişkisel problemler gibi daha birçok neden belirtilmiştir.

    Kadınlardaki cinsel işlev bozuklukları şu şekilde tanımlanmaktadır;

    Kadında Cinsel Uyarılma Bozukluğu:
    Kadınlarda cinsel uyarılma bozukluğu, cinsel birleşmenin rahat bir şekilde gerçekleşmesi için gerekli olan vajinal ıslanmanın sürekli ve yineleyici bir biçimde yetersiz olması durumudur. Bu bozukluk, kişilerde sıkıntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olmaktadır.

    İnhibe Kadın Orgazmı:
    Kadınlarda orgazm bozukluğu, normal bir cinsel uyarılmayı izleyerek orgazmın sürekli olarak gecikmesi ya da yokluğu olarak tanımlanmaktadır. Orgazm sorununun daha çok çiftlerin orgazm ile ilgili bilgi ve beklentileriyle, erkeğin kendi gücünü ve performansını sorgulama tutumuyla oluşabildiği gözlenmektedir.

    Orgazm bozukluğu yaşayan bayan ise, aynı geç boşalan erkek gibi, orgazm refleksini serbest bırakma konusunda çeşitli derecelerde problem yaşamasına rağmen cinsel açıdan isteklidir.

    Kadında cinsel uyarılma bozukluğu tanısının konulabilmesi için kadınlarda rahat bir cinsel birleşmeye olanak tanıyan vajinal ıslanmanın sürekli olarak yetersiz olması gerekmektedir. Ayrıca klinisyenin, kadının yaşı, cinsel deneyimi ve aldığı cinsel uyarıların yeterliliği açısından baktığında orgazm olma yetisinin beklenenden daha az olduğu yargısına varması temeline dayanmalıdır. Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olmaktadır.

    Bu bozukluğun önemli psikolojik nedenleri arasında tutucu değer yargıları, suçluluk duyguları, cinsel travmalar, yetersiz cinsel bilgi ve deneyim, duygusal hazırladığının ya da eşle olan duygusal iletişimin yetersizliği, yetersiz ön sevişme ve cinsel uyarı, eşteki erken boşalma ya da ereksiyon güçlüğü nedeniyle yetersiz cinsel birleşme süresi sayılabilir.

    Kadındaki orgazm bozukluğu, yaşamın önceki dönemlerinde yokken sonradan da ortaya çıkabilir. En sık rastlanan nedenleri arasında, eşler arası uyumsuzluk, evlilik içi sorunlar, cinsel travma, çeşitli jinekolojik ve sistemik hastalıklar, kullanılan ilaçlar, alkol ya da uyuşturucu madde kullanımı.

    Kadın cinsel uyarılma bozukluğu tüm cinsel yakınmalarla başvuran kadınlar arasında %20-35 oranında saptanmıştır. Otuz yasından sonra daha sık rastlandığı söylenmekle birlikte en çok 50-59 yasları arasında görülmektedir. Uyarılma fazıyla ilişkili işlev bozukluğu olan kadınlarda sıklıkla orgazm sorunları da bulunmaktadır ve görece mutlu evli çiftlerden oluşan bir grupta kadınların %33’ünün cinsel heyecanı sürdürmede zorluk yasadıkları bulunmuştur. Cinsel uyarılma bozukluklarının nedenleri arasında performans korkusu ve ‘kendini seyretme’ davranışı önemli bir etkendir.

    Disparoni (Ağrı bozukluğu):
    Cinsel ağrı bozukluğu, cinsel ilişki öncesi, sırasında ya da sonrası sürekli ya da yineleyici bir genital ağrının olması olarak tanımlanmaktadır. Disparoni tanısının konulabilmesi için ağrının, vajinal ıslanma eksikliğinden veya vajinismustan kaynaklanmıyor olması gerekir.

    Kadınlarda ağrı vajen girişinde hissediliyorsa etiyolojide uyarılma eksikliği, hafif bir vajinismus durumu, vajinal enfeksiyon ve bartholini kisti gibi nedenler araştırılmalıdır. Eğer ağrı cinsel birleşmenin süresi uzadıkça azalıp kayboluyorsa uyarılma eksikliğine bağlı olduğu ortaya çıkmaktadır.

    Vajinismus:
    Erkeklerde benzeri bulunmayan, kadınlara özgü bir sorun olan vajinismus, vajina girişini koruyan kaslar, herhangi bir penetrasyon girişiminde bulunulduğunda spazmodik tepki vermeye şartlanmıştır. Bu bozukluk bu yüzden cinsel birleşmeyi imkânsız kılar.

    Vajinismus, vajinanın dış üçte birindeki kaslarda birleşmeyi engelleyecek biçimde, sürekli ya da yineleyici istem dışı kasılmalar olarak tanımlanabilir. Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya ya da eşler arasında sıkıntıya neden olmaktadır.

    Bu kasılma istemsiz, yani kadının bilinçli kontrolü dışında gerçekleşen bir kasılmadır. Bu kasılmaya tüm bedendeki kasılmalar, bacakların kapanması, adeta bir kitlenme, korku, cinsel birleşmeden kaçınma, girişin olmayacağı inancı eşlik eder. Nadiren, cinsel birleşme olmaktadır ancak kasılma sürdüğünden, cinsel birleşme ağrılı ve sıkıntılıdır. Vajinismus, genellikle cinsel yaşamın, daha doğrusu cinsel birleşme denemelerinin başlamasıyla birlikte, çok daha seyrek olarak ise jinekolojik muayene, kürtaj, zorlu ya da komplikasyonlu geçen doğumlardan veya benzeri deneyimlerden sonra gelişmektedir.

    Bu sorun kadının hem kendi kadınlığında eksiklik olduğunu düşünmesine hem de eşine karşı suçluluk hissetmesine neden olur. Erkek de, eşine karşı öfke duyabilir, ya da istenmeme, reddedilme olarak yaşadığı için kırgınlık, ereksiyon güçlüğü yaşayabilir. Bazen eşlerin bekaret konusunda şüphe duymalarına neden olabilir. Sıklıkla adli olaylara, boşanmaya, tecavüz girişimi ya da fiziksel şiddet davranışlarına neden olur.

    Cinsel İstek Azlığı:
    Genel olarak, kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmektedir. Hatta ülkemizde, kadınlar arasında en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. Bunun en temel nedeni, cinsellik ile ilgili mitlerin yaygınlığıdır. Toplumumuzda, cinselliğin, yalnızca erkeklere özgü olduğu, erkeklerin cinselliği istemeye, ondan zevk almaya ve doyuma ulaşmaya hakkı olduğu şeklinde yaygın bir inanç bulunmaktadır. Bu inanca göre, cinsellik kadınlar için bir “haz” ve “doyum” aracı değil bir “görev” dir .

    Genel isteksizlik yaşayan bayan, aynı ereksiyon sorunu çeken erkek gibi genel uyarıma tepki vermez, yani ıslanma ve genital vazokonjesyon belirtilerini göstermez.

    Tedavisi var mıdır?

    Öncelikle ilk değerlendirme için cinsel işlev bozuklukları konusunda deneyimli bir jinekoloji uzmanına başvurulmalıdır. İlk değerlendirme sorunun psikolojik, ilişkisel, duruma bağlı ya da fiziksel kaynaklı olup olmadığını ayırma açısından oldukça önemlidir. Cinsel İşlev Bozukluklukları fizyolojik bir neden bulunamadıysa Cinsel Terapi yöntemi ile tedavi edilebilmektedir.Cinsel terapi, cinsel soruna (cinsel işlev bozukluğu) odaklı psikoterapötik yaklaşımlar içerir. Bilgilendirme, yanlış inanışları düzeltme amaçlanır. Her cinsel işlev bozukluğuna özgü özel teknikler öğretilir. Süresi, ortalama 1-4ay arasında olmaktadır. Çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebilmesine karşın, haftada en az bir görüşme yapılması idealdir.

    Uzm.Psk.Damla KANKAYA