Etiket: Cinsellik

  • Kadın prezervatifleri hakkında bilmeniz gereken 7 şey

    Kadın prezervatifleri hakkında bilmeniz gereken 7 şey

    Kadın prezervatifleri son zamanda en çok aranan şeylerden biri oldu! Peki, halen çoğu kadının bilmedi bu prezervatif türleri tam olarak nedir ve nasıl kullanılır? İşte bu soruların cevabı

    Her ne kadar yeni bir haber olmasa da kadınların çoğu “kadın prezervatifinin” varlığından bile haberdar değil. Son zamanlarda giderek popüler olmaya başlayan bu koruyucular hakkında ne kadar bilgiye sahipsiniz bilmiyoruz ama her bir kadının mutlaka bu “kadın prezervatifleri” hakkında öğrenmesi gereken şeyler var.

    DAHA KOLAY ORGAZM OLMANIZI SAĞLIYOR!

    Kadın prezervatifleri (condom) lateks olmayan nitrilden üretildikleri için vücut sıcaklığıyla ısınabilirler. Bu şekilde kadınlar normale nazaran daha hızlı orgazm olabiliyorlar.

    HER İKİ TARAF DAHA ÇOK ZEVK ALIR

    Cinsel ilişki esnasında prezervatifin dış halkası klitorise çarparken iç halkada penis başını uyaracaktır. Yani kadın prezervatifleri sayesinde seks esnasında her iki taraf da daha çok zevk alır.

    TAKMASI VE KULLANMASI ZOR MU?

    Kadın prezervatiflerini ilk kez görünce takması zor gibi durabilir. Ama bu durum aslında çok farklı. Çünkü kadın prezervatifini ayakta, yatarak, oturarak istediğiniz pozisyonda rahatça takabilirsiniz.

    KÜRESEL KADIN PREZERVATİF GÜNÜ

    Size bu bilgi biraz ilginç gelebilir ama bu kadar kadın prezervatifleri hakkında konuşup da böyle bir “eşya”nın gününü hatırlatmadan olmaz. Evet Uluslararası kadın kondomları günü olarak belirlenmiş bir gün var; Uluslararası Kadın Prezervatif Koalisyonu 2012’de, 16 Eylül tarihini “Küresel Kadın Prezervatif Günü” ilan etmiştir.

    KADIN PREZERVATİFİ NEDİR? NASIL KULLANILIR?

    İstenmeyen gebelikten ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için kullanılan, kadınların vajinal kanalına yerleştirerek kullanabileceği lateks ya da poliüretandan yapılmış kese şeklindeki cinsel sağlık ürünüdür. Femidom (‘female condom’un yani kadın prezervatifinin kısaltması) olarak da bilinir.

    Erkek prezervatifi lateksten yapılırken, artık çoğu kadın prezervatifi poliüretandan yapılıyor. Bunun sebebi, poliüretanın ısı iletebilme özelliğine sahip olması. Bu özelliği ile kadın prezervatifi vajina duvarlarına tutunabiliyor ve ısıyı yüksek oranda geçirerek ilişki sırasında kondomun varlığı çok az hissediliyor.

    Kadın prezervatifi silindir biçiminde ve halkası olan iki ucu var. Kapalı olan uçtaki halkanın görevi, rahim ağzını sarmak. Açık uçtaki halka ise vajina girişinin etrafına tutunarak, cinsel hastalık bulaştıran, siğil oluşumuna sebep olan virüslere karşı koruma sağlıyor.

    Kadın prezervatifi
    Kadın prezervatifi

    17 cm’lik kadın prezervatifi cinsel ilişkiden sekiz saat kadar önce vajinaya yerleştirilebiliyor Cinsel ilişki sırasında ihtiyaç duyulan kayganlığı sağlayan bir yapıya sahip. Ancak kayganlaştırıcı yağ da kullanabilirsiniz.

    Kadın prezervatifi vajinaya doğru yerleştirilirse ve ilişkiden sonra gerektiği biçimde çıkarılırsa yüzde 99 oranında gebeliğe karşı koruma sağlıyor.

    Kadın prezervatifi, erkek prezervatifi ile kıyaslandığında bazı avantajlara sahip. Mesela erkek prezervatifi gibi penis üzerinde sıkışmışlık hissi yaratmıyor. Ayrıca ısıyı ileten malzemeden üretilmiş olması, penisin sıcaklığını hissetmeye izin veriyor.

    İlk kadın prezervatifi 1980’li yıllarda Danimarkalı Lasse Hessel tarafından tasarlandı ve 10 yıl kadar sonra Fransa’da geliştirildi.

  • Cinsellikle ilgili uydurmalar

    Cinsellikle ilgili uydurmalar

    Cinsellikle ilgili düşünce ve duygularımızda ne tür beklentiler ve yargılar taşıyoruz? Acaba bu beklentiler ve yargılar cinselliğin doğasına uygun mu yoksa cinsel mitlerle çarpıtılmış mı?” bu soru çok can alıcıdır ve kafamızda çözemediğimiz cinsel sorunlarımızı anlamamıza giden önemli bir yoldur.

    CİNSEL MİTLER – CİNSELLİKLE İLGİLİ UYDURMALAR
    Türk Dil Kurumu verilerine göre; geleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren, Tanrı, Tanrıça, evrenin doğuşu ile ilgili hayali, alegorik bir anlatımı olan halk hikayelerine “mit” denir. Ama ülkemizde mit denilince akla ilk önce Milli İstihbarat Teşkilatı gelir. Cinsel mit deyince de akla cinsel konularda toplumun genelince doğru kabul edilen, toplumun fertlerinin birbirine aktarmasıyla yayılan, abartılı ve yanlış inanışlarımızı araştıran bir teşkilat gelmelidir. Aslında bu varsayım çok da yanlış değildir. Çünkü cinsel mitlerde, gizli kalmış kapılar ardındaki cinsellikle ilgili kaygılarımızı, korkularımızı, endişelerimizi veya yargılarımızı yansıtırlar ve bir istihbarat teşkilatı gibi beynimizde örgütlenmişlerdir. Geleneksel olarak kulaktan kulağa yayılan, toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren gerçek bilimsel verilerle bağlantılı olmayan cinsel mitler, olumsuz düşüncelerdir ve cinselliğin doğasına uygun değildir. Yanlış olan bu cinsel inanışlara halk değimiyle cinsellikle ilgili “uydurma”,“hurafe” veya “kurmaca” denir.

    Cinsel işlev bozukluklarının temelinde yatan cinsel bilgisizlik veya yanlış bilgilenmenin bir sonucu olan cinsel mitler; değişik kültür ve toplumlarda önemli benzerlikler gösterir. Cinsel mitler genellikle toplum içinde kabul görür. Bu nedenle birçok insan yarım yamalak bilgilerle cinselliği yaşarken, kimisi de doğru bildiklerinin aslında birer uydurma olduğunu yıllar sonra öğrenebiliyor.

    Cinsel mitlerin en önemli nedeni; cinselliğin toplumun değer yargılarıyla yakından ilişkili olması ve cinsellikle ilgili konuların açıkça konuşulmaması, tartışılmaması ve üzerinde yeterli bilimsel çalışılmaların yapılmamasıdır. Bu bilinmezlik korkuyu körükler, nedeni bilinmeyen korkular abartılı olarak kulaktan kulağa dolaşır ve cinsel mitler oluşmaya başlar. Cinsel mitler, oluşturdukları abartılı ve gerçekçi olmayan cinsel beklentiler, suçluluk ve yetersizlik hisleri, kaygı ve başarısızlık korkularıyla cinsel işlev bozukluklarına zemin hazırlarlar.

    Peki bu cinsel mitler neden bu kadar önemli? Çünkü cinsel mitler; cinsel sorunların oluşmasında bir neden olarak ve oluşan cinsel sorunların artarak devamında çok önemlidir. Ayrıca cinsel mitler kişilerin cinsel kimliklerinin oluşmasında önemli yer tutar. Zamanla cinsel ilişkiyi belli biçimlere zorlar, cinsel ilişkinin kalitesini düşürür.

    Cinsel mitler konusundaki başarılı çalışmaları ile tanınan Bernie Zilbergeld, toplumlarda cinsel mitlerin yaygınlık ve etkileri ile bunların cinsel işlev bozukluklarıyla ilişkisini ilk araştıranlardan biridir. Zilbergeld “Erkek Cinselliği” adlı eserinde; “Cinselliği iki insanın birbiriyle bağlantı kurmasının ve eğlenmesinin bir yolu olarak görerek ne kadar haz ve yakınlık yaratıldığını sormaktansa, bunu bir performans olarak görüp ereksiyonun ne kadar sert olduğunu, ne kadar uzun sürdüğünü ve kadının kaç kez orgazm olduğunu sorarız. Sorunlar ortaya çıktığında ise bize yardımcı olması için mekanik yardımlardan ve önerilerden medet umarız, aynı arabalarız ve diğer makinelerimize nasıl bakacağımızı el kitaplarından öğrendiğimiz gibi. Bu ne kadar olursa cinselliğin sıkıcı ve çirkin olma ya da bir bozukluğun ortaya çıkma olasılığı o kadar yüksek olacaktır” demiş ve eksik, daha da kötüsü hatalı bilgi aktaran arkadaş çevresi, basın yayın organlarında ki sorumsuz bazı haberler, fıkralar, şakalar, pornografik yayınlar büyük kardeşler, gazete, dergi, kitap gibi yayınların cinsel mitlerin toplumun genelinde kabul görmesine katkıda bulunduğunun altını çizmiştir. Zilbergeld toplumların kültürlerine ek olarak, cinse özel cinsel kültürden söz etmekte ve toplumda cinsellikle ilgili yerleşik cinsel mitlerin cinsel işlev bozukluğunun oluşumunda ve devamında çok önemli bir yeri olduğunu belirtmiştir. Ayrıca pornografik yayınlar da cinsel mitlerin pekişmesini sağlar. Yine bilinenin aksine, cinsel mitler eğitim düzeyi yüksek gruplarda, hatta doktorlar arasında bile çok yaygındır. Zilbergeld tarafından ortaya konan cinsel mitler diğer cinsel terapistlerce de ilgi görmüş, genişletilmiş ve yaygın olarak her iki cinste de kullanılmaya başlanmıştır. Bu cinsel mitlerin değiştirilmesi kişilerin cinsel sorunlarının çözümünde ilk adım olacaktır.

    En Önemli Cinsel Mitler
    1-Erkekler cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna her zaman hazırdır.
    En yaygın mittir. Sertleşme bozukluklarıyla ilişkili cinsel mitlerden biridir ve erkekleri çok ağır bir yük altında bırakır. Örneğin yeni evli bir çift, ilk gece genellikle erken boşalma sorunu yaşar. Eğer bu mit egemense erkek boşaldıktan hemen sonra yeniden sertleşme olmadığında büyük bir ümitsizliğe, kaygıya ve “kendimi tam bir erkek hissetmiyorum” gibi ciddi oranda başarısızlık ve yetersizlik duygusuna kapılabilir. Zamanla cinsel ilişkiyi erkeklik ile özdeşleştiren genç, her cinsel ilişkiye “yine erken boşalırsan, yine tekrar sertleşmezse” diye başlar ve kendini erkekliğinin test edildiği bir sınavda hissetmeye başlar. Kişinin kendine olan saygısını ve güvenini olumsuz etkileyen ve travmatik olarak algılanan bu durum, oluşturduğu aşırı kaygı ve başarısızlık korkusu ile psikojenik sertleşme bozukluklarına zemin hazırlar. Bu herkesin zor katlanacağı bir durumdur ve sonuç: Anksiyete, depresyon, şiddetli geçimsizlik vb.

    2-Cinsellikte erkek yöneticidir, her şeyi bilir. Cinsel eylemi erkek başlatmalıdır.
    Cinsel aktiviteyi başlatma ve yönlendirme yükümlülüğünün erkeğe ait olduğunu ifade eden, cinsel kimlik ve toplumsal rollerle ilişkili olan bu mitte; erkek ve kadın kendine biçilen rolün dışına çıkamaz ve cinsellik konusunda kendilerini geliştirme imkanından mahrum kalırlar ve böylece kadınların geleneksel edilgen rolünün devamına yol açar. Ayrıca bu cinsel mite göre, cinsel ilişki isteğinin bir kadın tarafından dile getirilmesi kadın için ahlaksızlık veya hafifliktir. Oysa yapılan son araştırmalar kadının başlattığı bir cinsel eylemin her iki cinsiyet için de daha uyarıcı olduğunu göstermektedir.

    3-Kadın cinselliği karmaşık ve gizemlidir. Erkek cinselliği açık ve basittir.
    Bu mit, erkeklerin cinsellik konusunda çok rahat olmasını, cinsel ilişkinin en iyi şekilde nasıl yapılacağını çok iyi bilmesini ve bunu sık sık yapmasını gerektirir. Bu durum erkeklerde çok büyük bir baskı oluşturur. Ama tam tersi erkek cinselliği basit ve yalın değildir. Kadın cinselliğinin karmaşık ve gizemli olması miti, cinsellikle ilgili düşüncelerin toplumun kadınların ezilmişlik ile ilgili genel kabulünü yansıtmasının bir göstergesidir.

    4-Erkekliğin, cinsel performansın ve cinsel gücün göstergesi sık sık cinsel ilişki de bulunmaktır.
    Eşlerin cinsel istek düzeyleri farklı olabilir. Sık sık ilişkiye girme miti eşler arasında sorunlara ve ciddi çatışmalara yol açabilir.

    5-Cinsellik penisin vajinaya girmesinden ibarettir.
    Cinselliğin amacını sadece penisin vajinaya girmesi ile sınırlayan bu cinsel mit, cinselliğin yalnızca neslin devamına yönelik olması gerektiğine ilişkin bazı tutucu dinsel görüşlerle de paralellik gösterir. Ön sevişme olmaksızın yapılan cinsel birleşme ile sınırlı kalan cinsel eylemler kadınlarda uyarılma
    yetersizlikleri ve orgazm olamama sorunlarına da zemin hazırlar.

    6-Cinsellik için mutlaka ereksiyon gereklidir.
    Bu mit sayesinde çiftler dokunmanın verdiği hazzı almada eksiklik yaşarlar. Ayrıca penis sertleşmeden parmakların ufak bir yardımıyla girişi gerçekleştirebilir. Çinliler buna “yumuşak giriş tekniği” demektedir. Bu sayede erkek hem kendine hem de partnerine cinsel haz verebilir. Yumuşak giriş tekniği bu cinsel mitin kökünden yıkılmasında önemli bir yöntemdir. Bu sayede erkeğin sertleşmeyi sağlayamadıkça bir kadınla cinsel ilişkiye giremeyeceği ve girişin gerçekleşebilmesi için penisin sert olması önyargıları ortadan kalkacaktır. Çünkü hiç kimse her an sertleşmeyi sağlayabileceğini garanti edemez. Yumuşak giriş tekniği partner ne zaman cinsel ilişkiye istekli olursa erkeğe de o zaman sevişme olanağı verir.

    7-Erkekler duygularını belli etmez.
    Bedensel, zihinsel ya da ruhsal bitkinlik gibi nedenlerden dolayı isteksiz olan bir erkek bu duyguları partneriyle paylaşamaz ise başarısızlıkla sonuçlanacak cinsel birleşmeler sonunda kendini her geçen gün daha da kötü hissetmeye başlayabilir. Bu nedenle erkeklerde her türlü duyguyu yaşayabilir ve paylaşabilir. Bu durum doğaldır.

    8-Cinsellikte başarılı olmak çok önemlidir.
    Cinsellikte başarılı olmak yerine cinsel haz almaya odaklanmak doğru bir davranış olacaktır. Çünkü başarılı olmanın kriterleri kişiyi açmazlara sürükleyebilir.

    9-Sevişme sırasında konuşulmaz.
    Konuşmak cinsellikte çok ama çok önemlidir, konuşmayan ve duygularını bu nedenle paylaşamayan çiftlerin cinsel sorunlar yaşaması kaçınılmazdır.

    10-Kadınlar cinsel ilişkiden çok zevk alırlar.
    Cinsel ilişkiden haz almak duruma, mekana, partnere, cinsel kimliklere göre değişebilir. Kadınların kendilerini cinsel ilişkiden zevk almak zorunda hissetmeleri alacakları hazzı azaltıp, yaşadıkları sorunları arttıracaktır.

    11-Cinsellik hakkında keşfedecek yeni şeyler yoktur. Cinsellik içgüdüseldir, öğrenilmez.
    İçgüdüsel ve biyolojik temeli olmakla birlikte cinsel tutum ve davranışların önemli kısmı öğrenme ile gelişir. Bu nedenle yeterli bilgi ve beceri düzeyine sahip olabilmek için, cinsellik hakkında keşfedilecek yeni şeylerin sınırı yoktur. Yapılan araştırmalar kendi cinsel bilgi düzeyini yeterli olarak nitelendirenlerin çoğunda cinsel bilgi ve beceri düzeyinin çok düşük olduğunu ortaya çıkarmıştır.

    12-Penis sertleştiğinde boşalmalıdır.
    Penisin sertleştiğinde hemen cinsel ilişkiye girilmesi, sertleşmenin kaybolup bir görevin yerine getirilmemesi endişesini körükler. Bu da sertleşme olunca ilişkiye girilmesini hızlandırır ve bu hız boşalmayı da hızlandırır. Erken boşalmanın nedenlerinden olan bu cinsel mit pek çok erkeğin endişe ve suçluluk duymasına yol açmaktadır. Oysa telaşsız ve heyecansız bir rahatlık içinde derin derin nefes alıp vermek, penisi ilişki sırasında on saniyeyle otuz saniye arası bir süre geri çekmek, işaret parmağı ve orta parmağı erbezi torbasının altıyla makat arasındaki noktaya üç dört saniye bastırmak, böylece boşalma refleksini geçiştirmek ve bu sayede boşalmanın geciktirilmesi cinsel ilişkiden alınan hazzı arttıracaktır.

    13-Cinselliğin temel amacı orgazm olmaktır, orgazm bitince cinsellik de biter.
    Bu mit çok can yakmıştır. Cinselliğin amacı haz almaktır. Cinsel haz almak, özensiz, acele ve sırf tatmin olmak için yapılan cinsel birleşmeden daha önemlidir.

    14-Erkekler kadınlara nasıl zevk verileceğini bilir.
    Erkekler kadınlara nasıl zevk verileceğini doğuştan bilmek zorunda değillerdir. Bu tecrübe ve deneyimle öğrenilebilecek bir davranıştır. Kadınlarda erkekleri istekleri ve rahatsızlıkları konusunda uyarmalı ve sık sık konuşarak yönlendirmelidir. Kısaca cinsellik bir cinsin tekelinde değildir, her iki cins için eşit sorumluluk ve görevler vardır.

    15-Erkeğin penisinde sertleşmenin kaybı eşini çekici bulmadığı anlamına gelir.
    Cinsel ilişki sırasında erkeğin penisinin sertliğini kaybetmesinin onlarca nedeni olabilir. Bu durumu partnerin çekici bulunmamasına bağlamak var olan sertleşme sorunlarını arttırabilir, çözümünü zorlaştırabilir.

    16-Birbirlerini seven çiftler sevişmekten nasıl zevk alabileceklerini çok iyi bilirler.
    Bu cinsel mit çiftleri baskı altına almanın ötesinde öğrenmeyi ve tecrübe kazanmayı da geciktirir.

    17-Dokunma, okşama, öpüşme vb. tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşme ile sonuçlanmalıdır.
    Bu cinsel birleşme öncesi alınması gereken hazlardan çiftleri mahrum bırakır. Oysa dokunma, okşama, öpüşme gibi cinsel aktiviteler en az cinsel birleşme kadar önemlidir.

    18-Mastürbasyon kirli ve zararlıdır.
    Bilinen en eski ve yaygın cinsel mitlerden biridir. Kişide suçluluk ve pişmanlık duygularına yol açar. Bu cinsel mit, mastürbasyon yapmanın körlük gibi bedensel veya delilik gibi ruhsal hastalık veya yıkımlara yol açtığı, sapıklık olduğu, alışkanlık yaptığı şeklindeki önyargılardan köken alır. Yine pek çok insan cinsel işlev bozukluklarının mastürbasyon yapmanın bir sonucu olduğunu düşünür. Aksine mastürbasyonun zararlı değildir, cinsel işlev bozukluklarına yol açmaz, cinselliğin haz verici olarak öğrenilmesini sağlamak için cinsel terapilerde kullanılır, alışkanlık yapmaz, bedensel ve ruhsal yıkımlara yol açmaz. Bu nedenle mastürbasyon sonrası oluşan utanç ve suçluluk duyguları çok yersizdir. Ayrıca mastürbasyonun erişkinlikte ve ileri yaşlarda da sürmesi ve evli kişilerin de mastürbasyon yapması doğaldır. Bir tercih meselesidir.

    19-Sevişmenin kuralları vardır ve değişmez.
    Sevişmenin kuralları yoktur. Kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Öğrenilebilir bir davranıştır.

    20-Sürekli heyecanın tırmandığı bir sevişme orgazmla sonlanır.
    Hayal kırıklıkları yaratan ve kişilerde yetersizlik hissi doğuran bir diğer cinsel mittir. Her sevişme orgazmla sonuçlanmayabilir. Bu çok doğal bir durumdur. Çünkü orgazmın öznel bir duygudur. Her insanda farklı algılanabilir. Bir öpücük, dokunuş ve okşama da heyecanlı ve güzel bir cinselliğin yaratıcıları olabilir. Önemli olan, kişinin yüksek düzeyde cinsel gerginlik ve coşkudan sonra rahatlama hissi duyup duymadığıdır. Özensiz, acele ve sırf tatmin olmak için yapılan cinsel birleşmede orgazm olmak iyi bir cinsel birleşme anlamına gelmez. Ayrıca orgazm olamayan bir kişi asla yetersiz olduğu duygusunu yaşamamalıdır. Çünkü orgazm öğrenilmesi gereken cinsel bir işlevdir. Bir kişinin defalarca ilişkide bulunmadan, bu sırada kendini ve partnerini iyi tanımadan orgazm olması beklenmemelidir.

    21-Cinsel ilişki sırasında karşılıklı mastürbasyon yanlıştır.
    Bilinenin aksine cinsel ilişki sırasında da karşılıklı mastürbasyon uyarıcı bir eylemdir. Hatta cinsel birleşme ile orgazm olamama sorunu olanlarda cinsel ilişki sırasında yapılan karşılıklı mastürbasyon çok yararlıdır. Ayrıca eşcinsellerde tek başına veya karşılıklı mastürbasyon güvenli bir cinsel etkinlik olarak da önerilmektedir.

    22-Cinsel birleşme sırasında fantezi kurmak yanlıştır. Cinsel fanteziler ahlak dışı, sapık ve sadakatsiz davranışlardır.
    Cinsel yaşamın en önemli renkli öğeleri arasında yer alan cinsel fantezilerin zararlı, hatta bir çeşit sapıklık olduğu inanışı oldukça yaygın bir cinsel mittir. Bu cinsel mitin etkisiyle bazı kişiler cinsel fantezileri nedeniyle suçluluk, korku ve endişe duyabilirler. Bilinenin aksine, cinsel uyarılma yalnızca görme, dokunma, ses ve koku gibi duyular aracığıyla olmaz. Kafamızda kurduğumuz hayallerinde cinsel uyarılma üzerinde çok öneli etkileri vardır. Cinsel fantezilerin var olan partner ve her zamanki cinsel ilişki tarzından farklı olması kişilerin suçluluk duymasının en önemli nedenlerinden biridir. Ama unutulmamalıdır ki; cinsel fantezi kurmak, bunun gerçek yaşamda olmasını istemek anlamına gelmez. Fantezilerin içeriğinin olağan dışı olması doğal ve yaygın bir durumdur. Nancy Friday tarafından derlenen ve bu alanda önde gelen derlemelerden biri olan “Benim Gizli Bahçem” adlı kitap kadınların cinsel fantezileriyle ilgilidir ve Türkçe çevrisi de vardır.

    23-Erkeğin penisinin boyu çok önemlidir.
    İlkel çağlardan bu yana erkeklik gücünün simgesi sertleşmiş büyük bir penistir. Pornografik yayınlarla da pekiştirilen bu cinsel mit, kadınların tatmin olabilmesinin ancak büyük bir penis ile mümkün olabileceği önyargısına neden olmaktadır. Pek çok erkek kendi cinsel organının boyutlarını etraftan duyduğu abartılı tanımlamalarla karşılaştırarak yetersizlik hissi ve endişe duyabilir. Bir erkeğin penisinin küçük olması onun cinsel anlamda yetersiz olduğu anlamına gelmez. Aksine büyük penis çoğu kez kadınlara acı verir. Ayrıca penis sertleşmemiş haldeyken de cinsel haz alınabilir. Hatta cinsel bilgi ve becerinin kişi ve partnerinin haz alması ve doyuma ulaşmasında penis boyundan çok daha önemlidir.

    24-Cinsel ilişki sırasında erkekler geri çekilirse hamile kalınmaz.
    Bu cinsel mit her geçen gün istenmeyen hamileliklerin oluşmasını arttırıyor. Birçok güvenilir yöntem varken bu riskli yöntemi seçmek yine cinsellikle ilgili öğrenilmesi gereken çok şeyin olduğunun bir kanıtıdır.

    25-Önceden tanınan bir insanla cinsel ilişki kurulacaksa prezervatif kullanımına gerek yoktur.
    Bir insanı önceden tanımak, temiz görünmesi ve güzel kokması onun cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle güvenli cinsellik için mutlaka prezervatif kullanın.

    26-Sevişmek cinsel birleşme demektir.
    Sevişmek sadece cinsel birleşme değildir. Haz almak ve duyguları paylaşarak rahatlamak için de bir yoldur.

    27-Sevişme ancak iki tarafın birlikte orgazm olması ile güzeldir.
    Bu cinsel mit cinsel birleşme sırasında orgazm olamayan kişilerin yetersizlik ve endişe duymasına neden olabilir. Yapılan son araştırmalar cinsel birleşme esnasında orgazm olmanın, öğrenme ve kazanılan deneyimle zaman içinde sağlanabildiğini göstermektedir.

    28-Cinsellik doğal bir süreçtir ve iki insan birbirini severse cinsel hayatları iyidir.
    Bu mite sahip çiftler bir sorun yaşadıklarında, sorunu çözmekten çok var olan sorunu, birbirlerine karşı sevgilerini sınadıkları bir sınav gibi görmeye başlarlar. Oysa cinsellik her iki taraf için de öğrenilen bir süreçtir.

    29-Hamileyken kurulan cinsel ilişki bebeğe zarar verir.
    Bu cinsel mit yüzünden hamilelik döneminde çiftler, bireysel tatminlerini ön plana çıkarıyorlar ve eşler mastürbasyon yaparak cinsel doyuma ulaşmaya çalışıyorlar. Tabi aynı sorun doğum sonrasında da devam ediyor. Bu cinsel mit kadının ilişki sırasında enfeksiyon kapacağı ve emzirme yoluyla hastalığını bebeğine bulaştıracağı cinsel mitini de daha sonra beraberinde getirebiliyor. Bu durum eşlerin cinsel yaşamdan uzaklaşmalarına neden oluyor. Gerçekte ise; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı bir hekim tarafından aksi söylenmedikçe, gebelik sırasında ilk 6 ay cinsel birleşmenin bir sakıncası yoktur ve orgazm kasılmalarından dolayı bebek kafa travması veya beyin sarsıntısı geçirmez. Dolayısıyla hamilelik ve doğum sonrasında cinsel yaşamla ilgili duyduğunuz her cinsel mite inanmayın.

    30-Oral yolla yapılan cinsel aktivite pis bir eylemdir.
    Oral cinsel aktivite hijyen kurallarına uyulduğunda ve her iki partner tarafından kabul edildiğinde uygulanmasında sakınca bulunmayan ve uyarma düzeyi çok yüksek olabilen bir etkinliktir. Özellikle uyarılma zorluğu çeken bireyler oral cinsel ilişkiden yararlanabilir.

    31-Cinsel birleşme insanı yorar ve tüketir.
    Bu cinsel mit, Taocu cinsellik akımının boşalmayı bir düzen ve denetim altına alma düşüncesinin ve “insan bir kez boşaldı mı, sönmüş bir balona ya da otomobil lastiğine döner” felsefesiyle yarattığı, cinsel birleşmenin çok enerji tüketen ve bazı durumlarda bedensel sağlık için zararlı olabilecek bir etkinlik olduğu önyargısından kaynaklanır. Bu mit nedeniyle oluşan aşırı kaygı erkeklerde sertleşme bozuklukları ve cinsel istek azalmasına zemin hazırlar.

    32-Yaşlıların cinsel ilişkide bulunması uygun olmaz.
    Eş, sağlık, statü gibi pek çok kayıpla karşı karşıya kalan yaşlı insanların zayıf, çaresiz ve yetersiz olduğu, cinsel ve fiziksel yakınlaşmaya istekli ve yeterli olmadığı kanısı oldukça eski ve yaygın bir cinsel mittir.

    33-Eşcinseller kadınlardan nefret eder, onları rakip olarak görür.
    Bilinenin aksine eşcinsel erkekler heteroseksüel kadınlarla çok sıkı dostluklar kurabilir. Yapılan araştırmalarda birçok erkek eşcinselin ilk açıldığı arkadaşının bir kız arkadaşı olduğu görülmüştür.

    Cinsel işlev bozukluklarına neden olabilecek etmenler tutucu ve kısıtlayıcı yetiştirme tarzı, cinsel eğitimsizlik, iletişim eksikliği, ana-babanın erken yaşlarda ölümü ya da boşanması, özel gizliliğe saygı, ikincil seks karakterlerine tepki, utanma, aşağılanma, hayal kırıklığı, travma, taciz, ilk deneyimle ilgili özellikler, mastürbasyonla ilgili tutum, homoseksüel ilgi, dini çatışmalar vb hazırlayıcı, sadakatsizlik, çocuk doğumu, aşırı beklentiler, eşle ilgili sorunlar vb. başlatıcı ve performans anksiyetesi, yakınlık korkusu, iletişim sorunları vb. sürdürücü etmenler olarak ele alındığından, cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde bu hazırlayıcı, başlatıcı ve sürdürücü etmenlerin ortadan kaldırılması esas olmalıdır. Cinsel mitler cinsel işlev bozuklukların oluşumunda hem hazırlayıcı, hem başlatıcı ve hem de sürdürücü niteliği ile çok önemli yer tutar. İşte bu nedenle de cinsel mitlerin değiştirilmesi ve yerine doğru bilgilerin aktarılması kişilerin cinsel sorunlarının çözümüne katkıda bulunur.

    Cinsel mitlerin tedavisi var mı? Evet var. Tedavi olarak ilaçtan ziyade, eşler arasında cinsel uyumu oluşturmayı amaçlayan cinsel terapi öncelikli olarak kullanılır. Cinsel mitler ve yol açtığı sorunlar konusunda var olan sorunun kimden kaynaklandığının çok iyi bilinmesi, her iki tarafın itici gelmesi muhtemel yönlerinin cinsel terapist yardımıyla saptanması ve bu konuda çiftin kendilerini geliştirmesi çok önemlidir. Cinsel mitlerin yol açtığı cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde, cinsel terapistin toplumsal önyargılar ve cinsel mitlerle mücadelesinde, öncelikle kendisinin cinsel mitlerin etkisinden kurtulmuş olmasının, yeterli bilgi ve tecrübe birikimine sahip olmasının ve bu bilgi birikimini uygun, anlaşılır ve ikna edici bir biçimde danışanına aktarabilmesinin önemi açıktır. Örneğin erken boşalma problemi var ve erkek “cinsellikte başarılı olmak çok önemlidir” ve “erkekliğin, cinsel performansın ve cinsel gücün göstergesi fazla cinsel ilişki de bulunmaktır” mitine sahip. Kendini çok kötü hissediyor, yetersiz buluyor. Cinsel eğitim ve bilgilendirme yaparız. Partneriyle uzun uzun cinsel birleşmeleri içeren ve kendini kontrol edebildiği cinsel fantezileri kurmasını sağlayarak hayal dağarcığını genişletiriz. Onda psikolojik travmaya yol açacak mitlerin yanlışlığını görmesini sağlarız. Bu amaçla kişinin sosyokültürel düzeyine uygun biçimde; cinsellik için “uygun ortam, uygun zaman ve kişi” gereğini vurgularız. Cinselliğin aşamaları ve mekanizmalarının yanı sıra korku, kaygı, utanç, suçluluk gibi olumsuz duygulanımların cinsel uyarılmayı nasıl engellediği anlatırız. Ayrıca çeşitli bedensel ve ruhsal etkenlerin, hastalıkların, ilaçların, yorgunluk ve aşırı yüklenmenin cinsel hayata olumsuz etkilerinden söz ederek, zaman zaman cinsel istek ve uyarılmayla ilgili sorunlarla karşılaşılmasının doğal olduğunun altını çizeriz. Mükemmel uyumun karşılıklı fedakarlıkla gerçekleştirilebileceğini anlatırız. Sorun genellikle çözülür.

    Son tahlilde; cinsel mitlerin yerine doğruları koymalıyız ve gücü kişilere ya da kişisel durumlara göre değişebilse de, cinsel mitlerin insanı ağır psikolojik yük altında bırakan koca birer yalan olduğunu unutmamalıyız.

    Uzm. Psk. Dan. Cem KEÇE

  • Aşk her zaman mutlu eder mi?

    Aşk her zaman mutlu eder mi?

    Aşk her zaman mutlu eder mi? Aşk, yaşam enerjisi üzerinde çok önemli etkiye sahip en güçlü duygulardan biri. Yüzyıllardır insanlığı meşgul eden konular arasında. Peki aşk neden bu kadar etkili, vücutta neleri değiştiriyor, “ayakları yerden kesen aşk” nasıl oluyor da patolojik bir hal alıyor ve şiddete dönüşüyor?
    “AŞK GEÇİCİ BİR GÖRME KUSURUDUR”

    14 Şubat Sevgililer Gününde aşkın abc’sini ntv.com.tr’ye anlatan İstanbul Florence Nightingale Hastanesinden Uzman Psikolog Gizem Ünveren, “geçici bir görme kusuru” olarak nitelendirdiği aşkı, “insanın sevebilme ve üretme kapasitesinin psikolojik yatırımı” olarak tanımlıyor ve devam ediyor..

    “Çünkü insan sevgi üreterek, sevilmek gereksinimini doyurmak ister. İşte bu süreçte; yaşarken sıkıntı verse de yüreğimizi titreten, aklımızı meşgul eden ve sürekli yaşamak isteyeceğimiz duygu olarak karşımıza çıkan aşk, geçici bir görme kusurudur. Hayal edilenle gerçek arasındaki fark anlaşılıncaya kadar geçen süreyi kapsar. Aynı zamanda olağanüstü bir kaynaşma halidir.”

    AŞK VÜCUDUMUZA NELER YAPIYOR?

    Aşk sadece duygusal değil aynı zamanda fizyolojik bir süreç. Araştırmalara göre, aşık olan kişinin beynindeki kan akışı değişiyor. Ellerde titreme, terleme, kalp çarpıntısı, nefes alışverişinde artma, tükürük salgısının azalması, yüzün soluklaşması veya kızarması gibi bedensel tepkimeler gözleniyor. İnsan beyni için bir çeşit haz kaynağı, haz, mutluluk ve keyif veren dopamin, oksitosin, prolaktin, noradrenalin ve feniletilamin maddelerinin salgıları artıyor.

    SAĞLIKLI AŞK MUTLU EDER, BAĞIMLI AŞK DEPRESİF

    Psikolog Ünveren’in anlattıklarına göre, aşık olan kişi öğrenmeye daha açık ve coşkulu oluyor, çalışmaktan keyif alıyor, agresifliği azalıyor, hoşgörüyü artırıyor. Ancak bu olumlu etkilerin görülmesindeki anahtar nokta aşkın sağlıklı olması. Çünkü sağlıklı aşk kişiyi mutlu ederken, bağımlı aşk depresif yapıyor.

    AŞK NEDEN ACI VERİYOR?

    Yani aşk, her zaman mutluluk vermiyor, bazen kişinin depresif hissetmesine ve acı çekmesine de neden oluyor. Ünveren aşkın acı veren bir duyguya dönüşmesini; “İlişki istendiği gibi gitmediğinde hayat kabusa dönebiliyor. Özellikle geçmişinde büyük kayıplar yaşamış kişiler ayrılığa karşı daha duyarlı ve savunmasız olabiliyor. Kişide umutsuzluk, öfke gibi duygular oluşuyor. Yalnızlık korkusu, karamsarlık, hayatın anlamsızlığı düşünülüyor. Derin bir acı yaşanıyor, ölüm düşüncesi, intihara eğilime kadar giden depresyon görülebiliyor” şeklinde açıklıyor.

    KADIN CİNAYETLERİNİN BİR SEBEBİ DE HASTALIKLI AŞKLAR MI?

    Ancak bir de patolojik yani hastalıklı aşklar var ki, onların verdiği acı ve yıkım çok daha büyük oluyor, aşkla başlayan birliktelikler trajedi ile sonlanıyor. “hastalıklı aşk” kadınlarda da erkeklerde de görülebiliyor ancak olayı şiddete çeviren taraf tamamen erkekler oluyor.

    Hastalıklı aşkın; takıntılı aşk, patolojik aşk veya narsisistik (bencil) aşk diye de adlandırıldığını söyleyen Uzman Psikolog Gizem Ünveren, bu durumda kişinin ilişkiyi bir benlik mücadelesine dönüştürdüğünü söylüyor:

    PATOLOJİK AŞKIN NEDENİ BEBEKLİK DÖNEMİNE KADAR UZANABİLİYOR

    “Sevgi sanılan şeyin altında bağımlılık ve yetersizlik duygularını barındıran saplanıp kalma, yapışıp kalma olabilir. Sağlıklı ruh yapısına sahip olmayan bireylerde bu duygu durumu görülebilir. Aşk sanılan duygu, bebeklik döneminde bağlanma ilişkisinin sağlıklı gelişmemesinden dolayı, kişide hastalık boyutuna varan bir durumu ortaya çıkartabilir. Aşk cinayetleri de bu ruh hali ile gerçekleşir.

    “SEVDİĞİN İÇİN ÖL-ÖLDÜR ÖĞRETİSİ YERLEŞİK HALE GETİRİLİYOR”

    Kişi kendini, o olmazsa yaşayamaz, mutlu olamaz, güçlü olamaz halde hisseder. Karşısındaki için çok şey yaptığını zanneder ama asıl gayesi benliğini kurtarmaktır. Kişinin ileri giden tavırlarına hoşgörülü olunduğunda, “sevdiğin için öl-öldür” öğretisinin yerleşik hale gelmesi, aşkın patolojik boyuta taşınmasının yolunu açar. Takıntı hastalığı, aşk takıntısı şeklinde ortaya çıkabilir. Bağımlı, takıntılı, narsisistik, sınır kişilikler de takıntılı aşk yaşamaya meyillidir.”

    AŞK ACISI ÇEKENLER NE ZAMAN YARDIM ALMALI?

    Biten aşkın ardından üzüntü, sıkıntı ve özlemin yaşanması normal ama Ünveren, bu durumun makul bir sürede geçmesi gerektiğini söylüyor. Yaklaşık 6 ayın sonunda acınız hala aynı yoğunlukta ise bir uzmandan yardım almalısınız. Aşk acısı bedene de yansıyabiliyor. Mide kasılmaları, sürekli baş ağrıları, uyku düzeninde bozulmalar ve iştah kesilmesi görülebiliyor.

    KADIN SEVGİ, ERKEK CİNSELLİK İSTİYOR

    Kadın ve erkeğin aşka yükledikleri anlamlar ve aşktan beklentileri farklılık gösteriyor. Ünveren, kadınların ilişkiden isteklerini kısaca; sevgi, güven, farkedilmek, arzulanmak, takdir görmek olarak özetliyor, erkeklerin cinsel odaklı yaklaşımına vurgu yapıyor:

    “Erkekler genellikle kariyerleri, partnerleri üzerindeki etkileri, cinsel başarıları, çekicilikleri ile alakalı tatmin olmayı yani övgü ve onay almayı istiyor. Erkekler için ilişkideki kilit noktalardan biri cinselliktir. Erkeklerin ilişkiye bağlılığı cinsellikle pekişirken, kadınların bağlığı ise iletişim ile gerçekleşir.”

    CİNSELLİK PARTNERLERİN HORMONAL BAĞ KURMASINI SAĞLIYOR

    Aşkı ateşleyen ve sürdüren en önemli etkenin cinsel enerji olduğunu söylemek doğru olur mu, cinsel enerji bitince aşk da bitiyor mu? Ünveren’in yorumu şöyle:

    “İlişkide bağlılık ve süreklilik sağlayan önemli etkenlerden biri cinselliktir, biyolojik olarak partnerler arasında hormonal bir bağ da kurulmasına neden olur. Burada etkili olan hormonlar oksitosin, dopamin ve serotonindir. Bu hormonal uyarı ile haz alma mutlu hissetme bağlılık ve ait hissetme gibi duygular ortaya çıkar.”

    AŞKIN ÖMRÜ NE KADAR?

    Aşkın ömrü ile bilimsel araştırmalara işaret eden Psikolog Ünveren, “Aşkın ömrünün 2-3 yıl olduğu araştırmalarla saptanmıştır. Aşk için gerekli olan dopamin, noradrenalin ve feniletamin gittikçe azalıyor. İlişki devam ederse endorfinler devreye giriyor ve huzur, güven gibi duygular ilişkiye ekleniyor. Seksle beraber oksitosinin salınması ile doyum ve bağlanma gerçekleşiyor” diyor.

    Yani, ömrü 3 yıl olsa da sevgiye evrilebilen sağlıklı aşklar, bedeni ve ruhu beslemeye devam ediyor.

     

     

    Kaynak: Ntv.com.tr

  • Kadınların cinsellikle ilgili doğru bildiği 10 yanlış

    Kadınların cinsellikle ilgili doğru bildiği 10 yanlış

    Kadınların mahremiyet içeren cinsellik konusunda eksik ve yanlış birçok bilgiye sahip olduğunu belirten Nişantaşı Psikiyatri Merkezinden Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd.Doç.Dr. Rıdvan Üney, kadınların cinsellikle ilgili doğru bildiği 10 yanlışı şöyle açıkladı:

    1. Erkekler sürekli cinsellik düşünür ve her zaman hazırdır: Yapılan bir araştırmada erkekler günde 19 kez cinsellik düşünürken kadınlar ise günde 10 kez düşündükleri bulunmuştur. Kadınlar da erkeklerden çok da farklı değiller. Ayrıca erklerde kadınlar gibi, cinselliğe kendilerini hazır hissettiklerinde girerler.

    2. Cinselliğin kadın tarafından başlatılması ahlaksızlıktır: Kadınlar arasında yanlış olan bu bilgi, çiftlerin cinsel hayatlarını olumsuz etkilemektedir. Aksine pek çok erkek cinselliği hep kendisinin başlatmasından şikâyet eder.

    3. Mastürbasyon kötü ve zararlıdır: Nasıl ki erkeklerin mastürbasyon yapması doğal ve sağlıklı ise, kadınların ki de doğal ve sağlıklı bir davranıştır.

    4. Cinsellikte istekleri belirtmek ahlaki sorundur: Cinsellikte kadının isteklerini belirtmesi, cinselliğin iki taraf açısından daha doyumlu olmasını sağlar.

    5. İlk cinsellik korkutucu olur: İlk cinsel birleşme aşırı ağrılı olduğu, kadınlar arasında bir abartılı bir konudur. Sağlıklı ve stressiz bir ortamda yaşanan ilk cinsel deneyim ürkütücü bir durum değildir. Aşırı bir acı olacağı ise tamamen yanlıştır.

    6. Orgazm, kadınların sadece bir kısmının yaşadığı bir durumdur: Birçok kadın, sevişme süresinin veya cinsel birleşme süresinin kısalığı nedeniyle orgazm olamaz. Bu sorunlar ortadan kalktığında, orgazm olamamanın önünde çoğunlukla bir engel kalmaz.

    7. Cinsellik esnasında konuşulmaz. İstekler belirtilmez, romantik olmaz, doğal olmaz: Cinsellik esnasında konuşmak doğallığı bozmaz aksine kişilerin birbirine yakınlığını artırır. Ancak tabi ki cinsellikle ilgili ve yumuşak tarzda konuşulmalıdır.

    8. Erkekler kadınlardan daha erken orgazm olurlar: Aslında; erkekte erken boşalma sorunu yoksa, bir cinsel ilişki sırasında erkek bir kez orgazm olabilirken, kadın birden fazla orgazm olabilir.

    9. Aynı anda orgazm olmak, hedef olmalı: Çok az cinsel ilişkide, aynı anda orgazm olmak olasıdır. Yani nadir yaşanan bir durumdur.

    10. Gebelikte cinsellik çocuğa zarar verebilir veya düşüğe sebep olabilir: Çoğunlukla ilk gebeliklerde kadınlar, bu korkuyla cinsellikten sakınabilirler. Oysa ki; sağlıklı ve normal bir gebelikte son dört haftaya kadar cinsellik bebeğe zarar vermez.

    İHA

  • Cinsellik ve aşk sürekli birbiriyle karıştırılır

    Cinsellik ve aşk sürekli birbiriyle karıştırılır

    Çok yanlış bir şekilde, hayatı anlamlı kılan diğer şeylerin eksikliğinde, cinsellik ve aşk tüketime yönelik kötüye kullanıldığında yalancı bir mutluluk olarak onların yerini doldurma görevini üstlenebilir. Bu durum insanın bireyselliği ön plana çıkarma çabalarından biri olan mahremiyetin hazmedilemeyen bir yan etkisi olarak değerlendirilebilir. Aşkın, yokluğun, özlemin ve şehvetin bir göstergesi olduğu görüşünü savunan Platon, Şölen adlı eserinde, aşkın, bölünmüşlük ile varlığımızdaki yalnızlık duygusunu kaldırmaya yönelik bir bütünleşme arzusu olduğunu da söyler. Mitolojiye göre; henüz bildiğimiz anlamda insanın yaratılmadığı dönemde, insanlar önceleri hem erkek hem kadındı ve Hermaphrodites adıyla anılırlardı. Hermaphrodites kendi kendine yeten, kimseye hatta Tanrılara bile ihtiyacı olmayan, yarısı kadın yarısı erkek, dört kollu, dört bacaklı, biri doğuya bakarken diğeri batıya dönük iki yüzlü, dört gözlü, dört kulaklı, iki ağızlı ve iki çift kanadı olan koskocaman bir yaratıktı. Tanrılar, Hermaphrodites’in kendi kendine yetmesini bir türlü içlerine sindirememişler. Ona karşı duydukları öfke günün birinde Hermaphrodites’i birbirini tamamlayan iki parçaya bölmelerine yani ikiye ayırmalarına yol açmış. Erkek ve kadın böyle ortaya çıkmış. İşte herkesin bir şekilde yorumda bulunduğu ve ahkam kestiği “seks” sözcüğü de bu ayırmayı anlatır ve Latince “bölme” ve “ayırma” anlamına gelen “secare” sözcüğünden türer. Ve o gün bugündür kadın kayıp yarısı erkeği, erkek kayıp yarısı kadını arayıp durur. O zamandan beri erkek ve kadın birleşmeye çalışmaktır. Bu nedenle seks; kendini sevme, kendini keşfetme ve yaşamın gerçek anlamını arama yolculuğunun başlangıç noktasıdır. Bu arayışa yani yeniden hermafrodit olup tamamlanma, bütünlenme ve birleşme arzusuna da “seks” diyoruz. Türkçe’mizde seks sözcüğünün karşılığı cinselliktir. Cinsellik gerçek mutluluğu bulma ve yaşamımızın amacını keşfetme gücüdür. Cinsel soruların yanıtını bulabilmek, cinselliğin gizli tarihini anlayabilmek, cinselliğin gelişim serüvenine ışık tutabilmek ve hayatta olmanın keyfini hissedebilmek için; cinselliği sadece biyolojik, fizyolojik, toplumsal ve ruhbilimsel bilgilerle değil, aynı zamanda mitolojik bilgilerle anlaşılmasının doğruluğuna inanmak gerekir. Çünkü cinsellik insan yaşamının doğal ve insanlık tarihi kadar eski bir parçasıdır.

     

    Uzm. Psk. Dan. Cem KEÇE

  • Cinsel takıntılar ve kurtulma yollları

    Cinsel takıntılar ve kurtulma yollları

    Cinsel takıntılar ve kurtulma yollları … Takıntılar (obsesyonlar), istem dışı akla gelen, kişiyi rahatsız eden, tekrarlayıcı ve zorlayıcı düşünceler, duygu veya dürtülerdir. Kişi çoğunlukla obsesyonunun mantıksız olduğunun farkındadır ancak yine de zihninden atmakta zorlanır. Çoğunlukla takıntılara kompülsiyon(zorlantı) dediğimiz bazı davranışlar eşlik eder. Kompülsiyonlar, kişinin takıntısından kaynaklanan sıkıntıyı gidermek için ona istinaden yaptığı veya yapmak zorunda hissettiği tekrarlayan davranışlar veya düşüncelerdir. Bu nedenle hastalık obsesif-kompülsif bozukluk olarak tanınır. Ülkemizde 2 milyon kişinin obsesif kompulsif bozukluğa (OKB) sahip olduğu belirtiliyor. Toplumda görülme sıklığı %4-5 olsa da, İstanbul da bu oran %7-8 (yaklaşık 250 bin kişi) olarak açıklanıyor.

    Cinsel takıntılar ve kurtulma yollları

    Takıntılar

    En çok rastlanan obsesyon bulaşma (herhangi bir hastalık veya tiksinilen bir nesneye temas vb.) ve bundan dolayı ortaya çıkan temizlenme kompülsiyonudur. Aşırı el yıkama bazen derinin tamamen tahrip olmasına dahi yol açabilir; kişi günün büyük bir kısmını yıkanarak veya bulaşma korkusuyla dışarı çıkmayıp kendini izole ederek evde geçirebilir. Sıklıkla rastlanılan bir diğer takıntı şüphe (ocak açık mı?, kapı kilitli mi?, her şey yerli yerinde mi? hata yaptım mı?) dir. Bu şüpheler ise kontrol kompülsiyonuyla beraberdir. Örneğin kapının kilitli olup olmadığını kontrol etmek için defalarca eve geri dönülebilir, ışığın açık kalıp kalmadığını kontrol için defalarca yataktan kalkılabilir veya verilen bir işi hatasız yapıp yapmadığından emin olmak adına aynı yazı yüzlerce kez kontrol edilebilir, bazı sözlerin söylendiğinden emin olana kadar defalarca tekrar edilebilir. Bunların dışında birçok obsesyon olabilir, örneğin cinsel, dini takıntılar (günahkar mıyım, değil miyim?), kötülük veya kötü bir şey yapacağından korkma takıntısı, kontrolü kaybedebileceğinden korkma, her şeyin yerli yerinde ve düzgün(simetrik) olması takıntıları da sık görülen takıntılardandır.

    Takıntılı kişilerde evlilik oranları daha düşüktür ve bu kişilerin sürekli ilişki kurmada yaşadıkları güçlükler, cinsel deneyimlerinin kısıtlı olmasına neden olmakta ve cinsel doyumsuzluk yaşamaktadırlar.

    Cinsel takıntılar ve kurtulma yollları | 1

    Cinsel Takıntılar

    Takıntılı kişiler cinsel obsesyonlar konusunda çok yoğun sıkıntı, endişe, utanç duyarlar. Çünkü istemedikleri düşünceler istem dışı, olmadık zamanlarda aklılarına gelir ve kontrol edemezler. En yoğun görülen cinsel obsesyonlar:

    Cinsel yolla hastalık bulaşabilir kaygısı; kişi partnerinden yada ilk defa görüşüp cinsel ilişki yaşadığı yada yakınlaştığı durumlarda aids (hiv) yada cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklara yakalandığı şeklindeki gerçek dışı düşünceler içerisine girer. Defalarca test yaptırsa da, ilişki esnasında korunmuş olsa da, olabilecek bütün olasılıkları çürütse de hastalık kapmadığına inanmakta zorluk çeker. Yada hastalık bulaşır endişesiyle ilişkiden ve cinsel eylemlerden tamamen uzak kalır.

    Eşcinsel olma ya da olduğunu düşünme; özellikle kimlik gelişiminin tamamlandığı inişli çıkışlı duygu durum ve davranışların sergilendiği ergenlik döneminde çok sık rastlanır. O dönemde çok sık lakap takma ve alay edilme gibi davranışlarla eğlenen gençler, obsesif kişilerde çok ağır etkiler bırakır. Özellikle erkek yada dişi kimliği üzerine vurgu yapılan, küçümsenen, “sen ne biçim erkeksin”, “topsun”, gaysin”, “lezbiyensin” gibi söylemlere maruz kalanlarda tamamlanmamış kimlik zarar görür ve kendi cinsel kimliğinden şüphe duymaya başlar. Akabinde de kendine kanıtlar arar, her bulduğu kanıtı kullanarak kendi kendini etiketler. “Zaten küçükken hep kızlarla oynardım”, “Kızlar benden hoşlanmıyor, beğenmiyor, hiç kız arkadaşım olmadı” gibi içsel konuşmaları kanıt olarak kullanır. Ayrıca çocukluk, ergenlik döneminde taciz, cinsel içerikli oyunlarda hemcinsi ile fiziksel bir yakınlaşma varsa “ben eşcinselim” obsesif düşüncesi pekişir. Bu düşünceye sahip kişiler hemcinsleriyle arkadaşlık yapmaktan kaçınabilir “ya ondan hoşlanıyorsam, hoşlanırsam” düşüncesiyle. Bazıları da kendine eşcinsel olmadığını kanıtlamak için o tarz eğilimlerde olanlarla yakınlaşır, ilişki yaşar. Cinsel dürtünün yoğun olduğu bu yaşlarda “haz” ile eylem birleşince “hemcinsimle sex yapmaktan yada yakınlaşmaktan zevk olayorum öyleyse ben zaten eşcinselim” diyerek cinsel kimlik karmaşasına girer.

    Yakınlarına karşı cinsel arzu duyma ya da aklından geçmesi kaygısı; obsesif bir erkeğin annesi yada kız kardeşiyle ilgili aklına gelen cinsel istek ve düşünceler, yada kızın babası veya erkek kardeşiyle alakalı cinsel düşünceleri, babanın veya annenin çocukları ile ilgili cinsel düşünceleri “sarılırsam uyarılırmıyım” endişeleri gibi normalde olmaması gereken kontrol edilemeyen obsesyonlar. Kişide çok yoğun utanç, suçluluk ve sıkıntı hissettirir. En yakınlarından uzak durmalarına, kaçınmalarına neden olur.

    Sperm bulaşırmı korkusu; sperm bulaşmış iç çamaşırının makine da yıkanırken annesi veya kardeşinin çamaşırlarına da bulaşır hamile kalırlarsa korkusu, veya masturbasyon yaptıktan sonra elini yıkamasına rağmen hala elinde sperm kalıntılarının kalabileceği ve birine temas ettiğinde onun hamile kalacağına ilişkin kaygılar.

    Cinsel ilişki esnasındaki kaygılar; cinsel ilişki esnasında haz ve zevke odaklanma yerine kişinin aklına gerçeklikten uzak kaygı verici düşünceler gelir. “Ya çişimi tutamazsam”, “gaz çıkarırsam”, ereksiyon sorunu yaşarsam”, “gülünç duruma düşersem” gibi düşünceler çok fazla görülür.

    Sapık olma korkusu; kendini kontrol edemeden “birine tecavüz edermiyim”, “tecavüzcü yada pedofili olurmuyum” kaygıları istem dışı akla gelir. Bu düşünce karşısında kişiler o kadar çok suçluluk, utanç ve gerilim hisseder ki kendini toplumdan soyutlayabilir.

    Cinsel Takıntılar İlişkileri Olumsuz Etkiler

    Takıntılarda özellikle kişiyi rahatsız eden düşünce ve imgelerde cinsel temaların yapılan araştırma sonuçlarında %30-35 düzeyinde olduğu görülmüştür. Bu cinsel obsesyonlar bireylerin ahlaki değerleri ile çatışmaktadır. Obsesyonlar ve kompulsiyonlar düşmanlık, şiddet ve cinsellik içeren dürtülerin bastırılması ve takibinde gelişen savunma düzenekleri zemininde değerlendirilebilir ve hastaların yaşamında cinsel ilişkiler ve evlilik alanında gözlemlenebilir. Bireyin kontrole yönelik tutumu, başarısızlık korkusu ile cinsellikten kaçınmayla sonuçlanabilir. Obsesif kompulsif semptomlarında bireylerin evlilik ve cinsel yaşamlarında sorun oluşturabilmekte ve bu belirtilerin cinsel yakınlık kurulmasına engel teşkil edebilmektedir.

    Obsesif kişilerde gözlenen hastalık bulaşma korkuları ve cinsel salgılardan kaçınma cinsel doyumsuzluğa neden olmaktadır. Monteiro(1987), Obsesif kompulsif örüntüye sahip kişilerde yaptığı bir çalışmada kadın hastaların yaklaşık %9 oranında anorgazmi (orgazm olamama) bulunduğu, %22’sinin cinsel istek fazı ile ilişkili sorunlar yaşadığını, erkekler de ise %25 oranında istek azlığı, %12 oranında ise erken boşalma olduğunu, %6’sında ise sertleşme bozukluğu bulunduğunu ortaya koymuştur ve bu kişilerin %39’unda cinsel doyumsuzluk saptamıştır.

    Cinsel Takıntıların Nedenleri Nelerdir?

    Cinsel takıntılar, obsesif kompulsif bozukluğunun çok görülen türlerindendir. Bir kaygı bozukluğu sonucu olduğu için nedeni de çocukluk döneminde maruz kaldığı çevresel etkenlerden kaynaklanır. Daha çok;

    Biyolojik etkenler; serotonin eksikliği gibi,

    Çok titiz ve aşırı kuralcı ebeveyn tutumları; baskı, suçlanma vb.

    Kaygılı ve korumacı ebeveyn tutumları,

    Çocuğun yetiştiği çevrede birinin benzer örüntüler göstermesi,

    Bilinçdışı çatışmalar,

    Gelişim evresinde maruz kalınan travmalar neden olsa da, daha çok stres ve gerginlik durumlarında ilerleyen yaşlarda ortaya çıkar.

    Özellikle cinsel takıntılar suçluluk ve günahkarlık duyguları karşısında ödenen bir bedel gibi kendini gösterir. Bu takıntıları yaşayan kişi genelde ahlaki değerleri yüksek, daha tutucu bir ortamda yetişmiş kişilerdir. Değer yargılarına ters düşen bir düşünceyle boğuşmak kendilerine ödettikleri ağır bir cezadır.

    Cinsel Takıntıların Tedavisi

    Bir düşünce hastalığı olduğu için, düşünce bozukluklarının terapi sürecinde çalışılması ve düzeltilmesi gerekir. Tek başına kişinin bu sorunun üstesinden gelmesi çok zordur. Bu konularda deneyimli bir psikoterapistin rehberliği kişiyi güvende hissettirir ve iyileşmesini kolaylaştırır. Tedavisi zor olan OKB uzun bir süreç gerektirir. Psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte olması daha iyi sonuçlar doğurmaktadır. Seçilecek psikoterapi yöntemi için sorunun nedenselliğinin, tetikleyicilerinin, gelişim sürecinin iyi anlaşılması ve analiz edilmesi gerekir. Sonrasında yapılan psikoeğitimsel seanslar tedavi süresini kısaltmaktadır. OKB vakalarında bütüncül terapi yöntemleri daha etkili sonuçlar vermektedir.

    Bilişsel davranışçı terapinin hipnoz, emdr, eft gibi bazı tekniklerle kombine uygulanması tedavi başarısını artırmaktadır. Bilinç dışı çatışmalara bağlı durumlarda daha uzun süre çalışılması içsel çatışmaların terapistle kurulan ilişkiyle çözülmesi gerekir.

    Feyzullah ALPMAN

    Uzm. Klinik Psikolog/Psikoterapist

  • Cı̇nsel organın yüzeyel hastalıkları

    Cı̇nsel organın yüzeyel hastalıkları

    Cinsel organın cildinde bulunan hastalıklar vücudun diğer kısımlarında bulunanlardan farklı mıdır?

    İnsan cildini tutan tüm hastalıklar cinsel organ cildinde de görülebilir. Çok az cilt hastalığı sadece cinsel organda görülür. Cilt hastalıkları genelde, bulundukları yer dışında benzer belirti ve bulgular gösterirler.

    Mantar enfeksiyonları kendisini nasıl gösterir ve tedavileri nasıl yapılır?

    Hastalıkla ilgili belirtiler erkeklerde sıklıkla kasıklarda ve skrotum (testisleri kaplayan cilde verilen isim)da yer alır. Penis nadiren tutulur. Kadınlarda ise cinsel organın dış dudaklarında ve kasıklarda bulunur.
    Cilt yüzeyinden yüksek kırmızı kenarlı, kırmızımsı-kahverengi renktedir. Hastalıklı kısım, normal ciltten keskin sınırlar ile ayrılır. Kaşıntılıdır. Tekrarlayan ve süreğen hastalıklar ciltte koyulaşma tarzında renk değişikliklerine neden olur.

    Tedavide genelde hastalıklı bölgeye sürülen uygun merhemler yeterlidir. Nadiren ağızdan ilaç tedavisine ihtiyaç duyulur.

    Cilt reaksiyonları (kontakt=temas dermatitleri) kendisini nasıl gösterir ve tedavileri nasıl yapılır?
    Kişinin belirli alerji oluşturan maddelere (alerjen) veya tahriş edicilere karşı cildinde gözlenen yanıta kontak dermatit denir.

    Çeşitli maddelere karşı verilen yanıt sonucu ciltte pullanma ve kabuk oluşumu görülebilir. Şiddetli cilt yanıtları kabarcıklanmaya neden olabilir. Etkilenmiş alanlar kızarabilir veya yanabilir.
    Temas cilt reaksiyonları başlıca tahriş eden bir nesne ile veya allerjen ile oluşurlar. Tahriş eden temas cilt reaksiyonları, genelde cilt dokularına zarar veren sorumlu ajana maruz kaldıktan hemen sonra ortaya çıkar. Tahriş eden temas cilt reaksiyonları, asit ve alkali maddelere bağlı endüstriyel bir problemdir. Cinsel bölge ile en çok temas eden tahriş ediciler; sabunlar, temizlik ürünleri, kayganlaştırıcılar, parfümler, bu bölgenin vücut salgıları ve dışkıdır. Cevabın şiddeti, keselenme ve kaşınma ile artar. Tedavinin en önemli bölümü, sorumlu ajanın cilt ile temasından kaçınılmasıdır. Tedavide çeşitli merhemler kullanılır. Doktorunuza başvurunuz.

    Allerjik temas cilt reaksiyonları ise temas eden maddeye bağlı ortaya çıkan, vücut savunma sisteminin verdiği bir yanıttır. Cevap temastan hemen sonra ortaya çıkmaz. Tekrarlayan temaslar cevapta önemlidir. Söz konusu allerjenin ortadan kaldırılması önemlidir. Ancak tespiti her zaman mümkün değildir. Etkilenmemiş ciltte sık görülen allerjenlerle yapılan yama testi sıklıkla yardımcıdır. Hastalıklı bölgelere sürülen merhemler e ve ağızdan alınan ilaçlara ihtiyaç olabilir. Doktorunuza başvurunuz.

    Masum yaralanmalar kendilerini nasıl gösterir ve tedavileri nasıl yapılır?

    Bu tür belirtiler cinsel ilişkiye ( ısırık, yabancı maddelerin cilt altına yerleştirilmesi gibi), süsleme (tatoo) ya da alışılmadık temizlik teknikleri (yakıcı maddeler ile temizlik gibi) bağlı olabilir. Tedavi belirtinin dururmuna göre değişir. Doktorunuza başvurunuz.

    Bit bulaşması kendisini nasıl gösterir ve tedavisi nasıl yapılır?

    Hastalık cinsel bölgede aynı anda birden çok bölgede olabilir. Cilt yüzeyine yakın kıl gövdelerinde bit yumurtalarının görülmesi ya da kıl diplerinde yuvalanmış bitlerin görülmesiyle tanı konulur. Bu bitler, çıplak gözle veye küçük büyütme altında sıklıkla görülebilir. Yoğun kaşıntılıdır. Kaşıntı, genelde bite, dışkısına veya tükrüğüne karşı cildin duyarlılığına ikincildir. Kolay tedavi yöntemleri vardır. Tekrarlamayı önlemek önemlidir. Özellikle ilaç kullanımıyla eş zamanlı evdeki tüm havlu, çarşaf ve nevresimlerin iyice kaynatılarak temizlenmesi önemlidir. Doktorunuza başvurunuz.

    Uyuz kendisini nasıl gösterir ve tedavisi nasıl yapılır?

    Uyuzlar, yoğun kaşıntılı, 0,5 cmlik kabarık lezyonlar ve doğrusal tünel benzeri lezyonlar ile karakterizedir. Sıklıkla parmak araları, koltuk altı, göbek, anüs, dirsek iç kısımları, bilek, bacak ve cinsel organlar gibi bölgelerde aynı anda bulunurlar. Baş ve yüz genelde tutulmaz. Tedavi için doktorunuza başvurunuz. Tedavi ile eş zamanlı çamaşırların, havluların ve yatak örtülerinin sıcak suyla yıkatılıp temizlenmesi önemlidir.

    Cinsel bölge uçukları (Genital Herpes) kendisini nasıl gösterir ve tedavisi nasıl yapılır?

    Cinsel bölge uçukları cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Hastalığa sebep olan virüsün iki alt tipi vardır. Bunlardan bir tanesi genelde dudak çevresinde diğeri ise genelde cinsel bölgede hastalık yapar. Ancak cinsel ilişkinin şekline göre dudak çevresinde

    hastalık yapan etken cinsel bölgede de hastalığa sebep olabilir. Bunun yanında cinsel bölgede hastalık yapan virüs tipinin, kuru havluda ve klozet kenarında uzun süre canlı kalabilir ve kişiden kişiye bulaşabilir. Bu virüsü taşıyan hastaların %90’ ı bu durumdan habersizdir, %50’ sinde ise hastalığın belirtileri ortaya çıkmamktadır ve bu kişilerin %70’ i ise hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce başklarına bulaştırmaktadır.

    Hastalık etkeni virüs bulaştan sonra ilk belirtileri ortaya çıkarır ve sonra vücutta uyku haline geçer. Ardından sürekli tekrarlayıcı hastalığa yol açar. Tekrarlar özellikle vücut direncinin düştüğü zamanlarda olur.
    Cinsel bölgede bir biriyle grup yapma eğilimli, ağrılı, 0,5 cm’ den küçük içi sıvı dolu ve zaman zaman ıslak keseciklerdir. Kesecik tabanları kırmızıdır. Sinir uçlarında yerleştikleri için nadiren ciddi yan hastalıklara neden olabilirler. Virüse karşı etkili ilaçlar ile bölgesel olarak tedavi edilir. Doktorunuza başvurunuz.

    Cinsel bölge siğilleri (Genital Kondilom) etkenleri nedir ve hastalık nasıl gözükür?
    HPV(İnsan Papilloma Virüsü) adlı bir virüs nedeniyle ortaya çıkar. Bu virüsün önemi kadınlarda rahim ağzı kanserine yol açmasıdır. Rahim ağzı kanserlerinin %99’ u HPV enfeksiyonu nedeniyle ortaya çıkar. Ancak HPV’ nin 50’ den fazla alt tipi vardır ve bu tiplerden ellerde ve ayaklarda yaygın siğillere neden olan tipleri nispeten zararsızdır. Cinsel yolla bulaşan HPV alt tiplerinden 15 tanesinin kanserojen olduğu saptanmıştır. HPV tip 16,18,45 ve 31 rahim ağzı kanseriyle ilişkilidir. Siğiller; tek yada çok sayıda, yumuşak, karnabahar görünümünde ve ağrısızdır. Peniste, erkek idrar kanalı içinde, kadın cinsel organı dış dudakları çevresinde, vajinanın içinde, rahim ağzında, anüs çevresinde yerleşebilir. Ancak enfeksiyon bazen görüntü vermeden seyredebilir. Oral cinsel ilişkiler nedeniyle ağız içinde de bu siğillere rastlanabilir.

    Cinsel bölge siğilleri (Genital Kondilom) nasıl bulaşırlar?

    HPV’ nin bulaşması için mutlaka tam bir cinsel ilişki olması gerekmez, enfekte bölgenin birbiriyle teması ile de hastalık kolayca geçebilir. Virüs bulaştıktan yaklaşık 1 yıl sonra siğil şeklinde belirtilere yol açar. Ancak arada geçen bu zaman içinde de bulaşıcılık olabilir. Siğil olduğu durumlarda bulaşıcılık çok fazladır.

    HPV enfeksiyonunun doğal seyri nasıldır?

    HPV bulaşan kadınların %90’ ında vücut bağışıklık sistemi virüsü etkisiz hale getirir. % 10’ unda ise hastalık devam eder ve 15-20 yıllık bir süre içinde rahim ağzı kanserine yol açabilir. Bu nedenle kanser öncülü lezyonların önceden saptanarak (pap-smear testi) rahim ağzı kanserinin önlenmesi mümkündür.

    Hangi HPV enfeksiyonu olan hastalar rahim ağzı (serviks) kanseri için riski altındadır?

    · Erken yaşta (18 yaş öncesi) ve çok eşli cinsel yaşam

    · Cinsel yolla bulaşan diğer hastalıkların varlığı

    · Sigara kullanma

    · Kötü beslenme

    · Kişisel hijyenin bozuk olması

    · Çok doğum

    · Bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlar

    HPV enfeksiyonunda korunma yolları var mıdır?

    Birden fazla cinsel eşi olanların düzenli prezervatif(kondom) kullanması riski azaltır. Ancak HPV bulaşıcılığı o kadar yüksektir ki kondom kullanılsa da bulaşabilir. HPV aşısı ile genital siğillerin % 90’ ını önlemek mümkündür. Aşının 11-12 yaşındaki kızlara rutin yapılması önerilmektedir. Aşı, cinsel yaşama başlamış kadınlarda daha az etkilidir.

    HPV enfeksiyonunun tedavisi nasıl yapılır?

    Hastalığın kanser yapıcı etkisinin azaltmak ve yayılmasını önlemek için erken tedavi önemlidir. Tedavide, çeşitli ilaçlar ile siğilin yakılması, çok düşük ısılara dondurma (kriyoterapi) ve cerrahi ile çıkarılması mümkündür.

    Kepek hastalığı (Seboreik dermatit) kendisini nasıl gösterir ve tedavisi nasıl yapılır?
    Seboreik dermatit çok yaygın bir hastalıktır. Sebebi kepektir. Sıklıkla kafatasında görülse de anüs, penis ve cinsel bölge kıllarında da görülebilir. Belirtiler genellikle kıllı yüzeylerde kırmızı kabarık ve sıklıkla mumsu, sarı kabuğa sahiptir. Tedavisi kepeğe karşı etkili şampuanlarla yıkamadır.

    Yağ kistleri (Sebase kistler) kendilerini nasıl gösterir ve tedavisi nasıl yapılır?

    Yağ (sebase) kistleri,deri bezlerinin ürettiği peynirimsi bir maddeyle dolu keseciklerdir. Yağ salgılayan deri bezlerinin kanalının dış ağzının tıkanmasıyla birlikte cilt bezinden üretilen yağ dışarı atılamaz, birikir ve kist oluşur. Bunlar peynirimsi materyal ihtiva ederler. Kist içindeki yağ dokusu zamanla enfekte olursa içinden kokulu bir materyal boşalır. Kadınlarda cinsel organın dış dudakları üzerinde , erkeklerde skrotumda( testisleri kaplayan ciltte)’ dır. Belirti vermiyorsa ve küçükse tedaviye gerek yoktur. Fakat çok büyükse ve tekrarlıyorsa çıkarılmalıdır. Doktorunuza başvurunuz.

    Peniste küçük deri etiketleri (İnci penil papüller) kendilerini nasıl gösterir ve tedavisi nasıl yapılır?
    Erkeklerin yaklaşık %30’ unda görülür. Gençlerde ve sünnetsiz kişilerde sıktır.Belirtiler, 1-2 mm boyutunda, açıktan kırmızıya gider, penis başında penis gövdesine yakın kabarık kısımda çepe çevre bulunurlar, birbiriyle birleşmezler fakat yakın yerleşerek birden fazla sıra oluşturabilirler. Belirtiler yaşla azalabilir ve genellikle tedavi gerektirmezler.

    Cinsel bölge ülserleri (Genital ülserler) hangi durumlarda olurlar?

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların bir kısmı cinsel bölgede ülserlere (üstü açık cilt yarası) neden olabilir.

    · İlaca bağlı yan etki oluşması nedeniyle cinsel bölge ülseri gelişebilir. o Burada mutlaka yeni bir ilaç alımının akabinde gelişme vardır.

    · Cinsel aktivite sırasında, tarvmaya bağlı olarak cinsel bölgede ülserler gelişebilir.

    · Sifiliz (Bel soğukluğu);
    o Cinsel temastan 2-4 hafta sonra “şankr” denilen ağrısız yara oluşur.
    o Şankr, genellikle küçük kırmızı 0,5 cm’ lik yüzeyden kabarık lezyon

    şeklinde başalar daha sonra patlayarak delikli lezyon şeklini alır.
    o Ülser yüzeyel veya derin olabilir, keskin sınırlıdır, yüzeyden kabarık, tabanı düzdür ve yuvarlak yada oval şeklindedir. Genellikle sadece bir tanedir.

    o Beraberinde iki taraflı kasıkta ağrısız sert lenf bezesi şişliği de olabilir.

    · Cinsel bölge uçukları (Herpes enfeksiyonu);
    o Kırmızı tabanlı 0,5 cm den küçük içi sıvı dolu çok sayıda, bazen birleşik kesecikler bulunur. o Ağrılıdır

    o Beraberinde iki taraflı kasıkta ağrılı sert lenf bezesi şişliği de olabilir. · Şankroid;

    o Ağrılıdır ve beraberinde kasıkta ağrılı lenf bezesi şişliği yapar.
    o Ülser derin ve keskin sınırlıdır, iltihabi akıntısı olabilir, yumuşaktır,

    tabanı kolaylıkla kanayabilir, genellikle çok sayıda ülser vardır.
    o Afrikada HIV hastalığı bulaşması açısından önemli bir risk faktörüdür.

    · Lenfogranuloma veneriyum;
    o Önce sert, ağrısız kenarları hafif kabarık bir lezyon ortaya çıkar.
    o Ülser tektir, yüzeyel ya da derin olabilir, kenarları kabarıktır, yuvarlak ya da oval olabilir.

    o Lezyon ilerledikçe ağrılı kasık lenf bezleri de büyümeye başlar.
    o Hastalık lenf bezelerine doğru ilerler ve kasıkta abseleşerek cilde doğru akıntılar oluşturur.

    o Hastalık lenf bezine ulaştıktan sonra, ateş, titreme, bulantı-kusma ve

    eklem ağrılarına yol açar. · Granüloma inguinale;

    o İlk belirti yüzeyden kabarık , 0,5 cm’ den küçük lezyondur. Bunlar oldukça kaşıntılıdır. Daha sonra genellikle ciltten kabarık küçük bir ülser oluşur.

    o Ülserler abseleşirler, abseler birkaç gün içinde deriye açılır ve birbiriyle birleşirler.

    o Ülser tabanı kırmızıdır, kanamalı bir salgısı olabilir, hassas değildir ve serttir. Kadifemsi görünümlüdür ve temas ile kolayca kanarlar.

    o Hastalık genelde tropikal bölgelerde bulunur.
    o Hastalık deri kıvrımları boyunca yavas yavas ilerler ve ancak aylar sonra genis bir alanı kapsayacak hale gelir.

    o Ülserler, kadınlarda aşağıya ve arkaya doğru gelişerek anüs çevresi bölgeyi tutarken, erkeklerde yanal bir yayılım göstererek kasık bölgesini tutacak şekilde genişler.

    En sık görülen belirti idrar kesesi hassasiyet belirtileridir; idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, gece idrara kalkma ile başlar. Hastalarda göbek altında ağrı, idrar tetkikinde kan hücrelerinin görülmesi, böbrekleri tutuyorsa yan ağrıları veya ele böğürde şişlik gözlenebilir.

    Sperm kanallarını tutabilir, bu durumda testis (erkek yumurtalığı) kenarında, sperm kanalının başladığı noktada ağrısız ve az ağrılı şişlik başlar. Daha sonra tespih gibi boğum boğum şişlikler oluşabilir. Bazen bu şişlikler abseleşerek cilde ağızlaşabilir Menide kan görülebilir

    Prostat tutulumuna bağlı semen (boşalma sırasında dışarı atılan içi sperm dolu sıvı) miktarı azalabilir.

    Hangi durumlarda özellikle verem düşünülmelidir?

    · Tedaviye cevap vermeyen, sık hastalıklara bağalanamayan, zaman zaman tekrar eden idrar kesesi iltihabı

    · İdrar tahlilinde PH’ ın düşük olması, lökosit denilen iltihabi hücrelerin olması ve kültürlerde bakteri saptanamaması

    · Gözle görülebilen veya idrar tahlilinde ortaya çıkan idrarda kanama

    · Testis kenarında sperm kanalının başladığı yerde sert, ağrısız veya ağrılı

    şişlikler, sperm kanalının kalınlaşması, elle tespih gibi hissedilmesi

    · Sık hastalıklara bağlanamayan, tedaviye cevap vermeyen, süreğen sperm kanalı başlangıç kısmı iltihabı veya testisleri kaplayan ciltte iltiyabi akıntılı

    yaralar

    · Semende kanama veya tahlillerde iltihabi hücrelerin bulunması

    Böbrek, idrar yolları ve üreme organları vereminin tanısı nasıl konulur?

    · Kişide daha önce geçirilmiş akciğer tüberkülozu veya başka organ tüberkülozu olması

    · Yukarda sayılan belirti ve bulguların olması

    · Tanı ancak hastalığa neden olan mikrobun tespiti ile konulabilir (şüphenilen

    örnekten mesela idrardan alınan kültürde üretilmesiyle)

    · Şüphelenilen kişilere verem deri testi (PPD) yapılabilir.

    · İdrar tahlilinde iltihabi hücreler olmasına rağmen rutin kültürlerde üreme

    olmaması durumu ki bu duruma steril piyüri denir genitoüriner tüberkülozun

    araştırılmasını gerektirir. Ancak unutulmamalıdır ki hastaların %15-20’ sinde

    ikincil mikrobik hastalıklar nedeniyle kültürde üreme de gözlenebilir.

    · Verem mikrobu tespiti için 3 gün üst üste tercihen sabah idrarında özel boyama yöntemleri ile (ARB) verem mikrobu aranmalıdır. İdrar mümkün

    olduğunca çabuk kültür için ekilmelidir.

    · Verem mikrobunun kültürde üremesi için beklenen zaman 2-3 ayı bulabilir

    · Son zamanlarda kullanılmaya başlanan PCR yöntemi ile de verem mikrobu

    idrarda saptanabilmektedir. Birkaç günde sonuç alınması avntajıdır.

    · Ancak kesin tanı için ARB, kültür ve PCR testlerinin beraber değerlendirilmesi

    önemlidir.

    · Kan tahlilleri genelde çok fazla ek bilgi vermez

    · Görüntüleme yöntemleri ile böbreğin hiç çalışmadığı, abseleştiği, büyüdüğü,

    şiştiği veya küçüldüğü saptanabilir. İdrar kesesi ile böbrek arasındaki kanalın tek bir yerde veya birden fazla yerde daraldığı izlenebilir. İdrar kesesi küçülmüş ve büzülmüş olabilir. Prostatta abseler ve ölü dokular görülebilir

    PPD (verem deri testi) nedir nasıl yapılır?

    Kişinin hastalıksız cilt altına mikrobun hastalık bulaştırmayan bir parçası zerk edilir. Kişinin buna verdiği yanıta göre ölçüm yapılır. Eğer ciltteki reaksiyon alanının çapı 1 cm’ den büyük ise kişide verem hastalığı olabilir (test pozitif). Eğer 1,5 cmden fazla ise testin yapıldığı kişilerde mevcut aktif hastalık var denebilir. Böbreklerinde verem hastalığı olanların %90’ ında deri testi pozitiftir. Ancak vücut bağışıklık sisteminin direncinin düştüğü durumlarda veya hastalıklarda deri testi yalancı negatif çıkabilir (hastalık olduğu halde pozitif sonuç çıkmaz)

    Böbrek, idrar kanalı ve üreme organları tüberkülozu sonucu etkilenen organlarda ne gibi değişiklikler gelişebilir?

    · Böbrekte kısmi veya tamamen fonksiyon kaybı

    · Böbrek taşları oluşumu

    · Böbrek etrafında abse oluşumu

    · Böbrek ile idrar kesesi arasındaki kanalda darlıklar

    · Küçük kapasiteli, büzüşmüş idrar kesesi

    · İşeme sırasında idrarın böbreğe kaçması ve buna bağlı böbrekte şişme

    · Sperm kanalı tıkanıklığı nedeniyle kısırlık

    · Her iki böbreğin beraber tutulduğu durularda böbrek yetmezliği

    · İdrar kanalı darlıkları

    Tüberküloz bulaşı açısından kimler risk altındadır?

    · Yakın temasta olduğu kişilerde aktif tüberküloz hastalığı bulunanlar

    · Çeşitli hastalıklar nedeniyle vücut direnci düşmüş kişiler

    · Daha önce tüberküloz hastalığı geçirenler

    · Şeker hastaları, böbrek yetmezliği hastaları

    · Çok küçük çocuklar, yaşlı insanlar

    · Organ nakli hastaları

    · Bağışıklık sistemi baskılayıcı tedavi alan tüm hastalar

    · HIV pozitif (var anlamında) hastalar

    · AIDS hastaları

    Böbrek, idrar kanalı ve üreme organları tüberkülozu nasıl tedavi edilir?

    Tedavi ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi olarak iki kesimlidir. Cerrahi standart uygulanan bir yöntem değildir. Belirli durumlarda ihtiyaç doğduğunda uygulanır. Ancak hastalık tespit edilen herkese ilaç tedavisi verilmelidir.
    Böbrek, idrar kanalı ve üreme organları tüberkülozu daha önce oluşmuş tüberküloz hastalığına ikincil olduğundan daha önce ilaç tedavisi almış olsa bile yeniden tedaviye ihtiyaç duyulur. Verem mikrobuna etkili olduğu bilinen başlıca 9 çeşit ilaç vardır. Bu ilaçlar belli özelliklerine göre bir birlerinin etkilerini güçlendirmek için bir arada kullanılır. Tedaviye 2 ay süreyle 4’ lü ilaç kombinasyonu ile başlanır. Daha sonra 4 ay süreyle 2’ li ilaç kombinasyonu verilir. Tüberküloz için günümüzdeki tehlike, mikrobun kullanılan ilaçlara karşı direnç geliştirmesidir. Tedavi edilen hastalar tedavi sonrası 3,6 ve 12. Aylarda kontrol edilmelidir.

    Hamile iken verem tedavisi yapılabilir mi?

    Mümkünse tedavi tamamlanana kadar hamilelik düşünülmemelidir. Hastalık saptandığında hamile ise kişi, ilaçlar kullanılabilir ve verem tedavisi yapılabilir. Çoğunun bebeğe zararlarının olmadığı düşünülür. Doz ayarlaması gerekebilir.

    Süt veren annelerde kullanılabilir mi?

    Belirli tiplerdeki ilaçlardan kaçınılarak emzirme sırasında verem tedavisi uygulanabilir

    Hastalıklı dokunun çıkarılması hangi durumlarda düşünülmelidir?

    Böbreğin tamamının çıkarılması çalışmayan böbrek, tüm böbreği tutan hastalıkla birlikte böbrek çıkım darlığı veya yüksek tansiyon hastalığı gelişmesi, verem ilaçlarının düzenli kullanılmasına rağmen idrarda verem mikrobunun varlığının devam etmesi, böbrek absesi gelişmesi, yaşamı etkileyen ağrı durumlarında düşünülmelidir.

    Başka hangi cerrahiler genitoüriner tüberkülozda gerekebilir?

    Ayrıca abse drenajı ve gerek duyuluyorsa sperm kanalının çıkarılması için de cerrahi uygulanabilir. Organlardaki bozulmaları düzeltici cerrrahi tedaviler (mesela darlıkların açılması vs) gerekebilir.

    Böbrek, idrar kanalı ve üreme organları tüberkülozundan korunma yolları nelerdir?
    Bu aynı zamanda akciğer tüberkülozundan korunma anlamına da gelir. Tüberkülozdan korunma başlıca üç ana yolla olur;

    · Vereme yakalanmış hastaların etkin şekilde tedavisi
    o Tedavinin ikinci haftasından itibaren mikrop sayısı ve öksürük sayısı

    çok azalır, bu da bulaştırıcılığı belirgin şekilde azaltır.
    o Hasta kişilerin tedavisi çevresindekileri hastalıktan korumuş olur

    · Henüz hastalıkla karşılaşmamış çocukluk yaş gurubundakilerin BCG denilen aşı ile aşılanması

    · Vücuduna verem mikrobu girmiş, bulaşmış ancak hastalanmamış kişilerde koruyucu ilaç kullanımı (izoniazid kullanımı)

    Tüberkülozun bulaşma riski nedir?

    Aktif hastalığı olan bir kişi çevresindeki 20 sağlıklı kişiye hastalık bulaştırabilir. Çevreye mikrop saçan aktif verem hastasıyla temas eden sağlıklı bir kişi için sessiz, belirtisiz hastalık riski %95, iki yıl içinde aktif hastalık geliştirme riski %5’ tir.

    Sessiz-belirtisiz hastalıktan aktif hastalık geliş için riskli durumlar hangileridir?

    Ek risk faktörü yoksa 1 kat , 5 yaşından küçük veya 60 yaşından büyük ise 3-5 kat , hastalık yeni bulaştıysa 15 kat, organ nakli gibi nedenlerle bağışıklık sistemi ilaçlarla baskılanıyorsa 4-16 kat, HIV virüsü pozitifse(varsa) 113 kat ve AIDS hastalığı varsa 170 kat daha fazla bulaşma riski mevcuttur. Daha önceden tüberküloz geçirmiş kişiler, şeker hastaları, böbrek yetmezliği hastaları, steroid denen ilaçlarla tedavi edilenler de sessiz hastalıktan aktif hastalığa geçiş için risk altındadır.

    Temas durumuna göre bulaşma riski farklılık gösterir mi?

    Evet, ev içi temasta bulaşma riski %20, takın arkadaşlıkta %3,7, iş arkadaşlığında %0,3’ dür.

    Ev içi tüberkülozlu hasta ile temasta ne yapmak gerekir?

    Ev içinde temasta olan kişilerde akciğer filmi çekilerek aktif hastalık dışlandıktan sonra koruyucu ilaç tedavisine başlanması önerilmektedir(özellikle 15 yaş altı çocuklar). Doktorunuza danışınız.

    Tüberküloz cinsel ilişki ile bulaşır mı?

    Üreme organlarını tutan verem hastalığının cinsel yolla bulaşması çok nadirdir Hastalığın yaygın olduğu ülkelere seyahatte bir önlem alınabilir mi?
    Hastalığın yaygın olduğu bilinen ülkelere veya bölgelere seyahat öncesinde ve sırasında koruyucu ilaç tedavisi alınmalıdır

    Toplu taşım araçlarını kullanmak tüberküloz bulaşması için risk yaratır mı? Hastalığın, toplu taşıma araçlarını kullanmakla veya günlük işlerle uğraşırken bulaşma riski yok gibidir. Tüberkülozlu çocukların hastalığı yayma olasılığı çok düşüktür.

    Genitoüriner filariasis nedir ve nasıl oluşur?

    Özellikle tropikal bölgelerde görülen bir hastalıktır. Lenf bezelerini tutan hastalığın çoğunluğundan Wuchereria bancrofti denilen bir parazit sorumludur. Tüm lenf bezesi filarya hastalığı, paraziti taşıyan sivri sineklerin tükürük salgılarıyla kişiyi ısırarak enjekte etmeleriyle bulaşır. Ancak hastalık için birden çok kez ısırılma gerekir. Hastalık belirtileri bulaştan yıllar sonra ortaya çıkabilir.

    Genitoüriner filariasisin belirtileri nelerdir?

    · Ateş

    · Lenf bezelerinde şişlik

    · Bölgesel lenf bezi iltihabı

    · Cinsel organlarda ödem, şişlik

    · Erkelerde hidrosel (testis etrafında sıvı toplanması)

    · Yıllar içinde erkeklerde yumurtalık iltihabı görülebilir

    · Kişilerdeelefentiazis (fil hastalığı-cinsel organı, her iki bacağı, her iki ayağı

    kaplayan harekete izin vermeyen aşırı derecede şişlik) gelişebilir.

    · İdrardan lenf sıvısı gelmesi (beyaz, köpüklü)

    Genitoüriner filariasisin tanı nasıl konulur?

    Hastanın kan örneklerinde, beyaz idrarında( varsa) veya hidrosel sıvısında parazitin saptanması ile tanı konulur.

    Genitoüriner filariasis nasıl tedavi edilir?

    Hastalık, fil hastalığına neden olmuşsa bu durumu geri döndürecek tedavi yoktur. Hastalığın tedavisinde DEC veya ivermectiri kullanılır.

    Genitoüriner aktinomikozis nedir ve nasıl oluşur?

    Actinomyces israelli denilen bir fırsatçı etken hastalığıdır. Hastalık birincil olarak mide, barsak veya apendiks’ te başlar. Burdan kan yoluyla yayılarak böbrek, idrar kesesi veya yumurtalıklara ulaşır. Direkt temas ile testisleri saran cilde veya penis cildine bulaşabilir.

    Genitoüriner aktinomikozis belirtileri ve bulguları nelerdir?

    Tipik belirtileri yoktur. İdrar kesesi hassasiyeti bulguları (sık idrara çıkma, gece idrara çıkma,idrar yaparken yanma, ani idrar isteği gibi), böbrek iltihabı bulguları (ateş, yan ağrısı gibi), bel bölgesinde veya erkekde yumurtalıkları saran cilt dokusunda abse ağızlaşmasına bağlı akıntılı delikler görülebilir.

    Genitoüriner aktinomikozis tanı nasıl konulur?

    Hastalıklı doku örneklerinde çeşitli boyamalar ile etkenin gösterilmesi ile kültürde etkenin üretilmesi ile tanısı konulur.

    Genitoüriner aktinomikozis nasıl tedavi edilir?

    Hastalık penisilin ile tedavi edilir. Gerekli durumlarda cerrahi tedavi uygulanabilir.

    Genitoüriner şistosomiasis (bilharziosis) nedir ve nasıl oluşur?

    Bu hastalığa sebep olan 3 formda etken vardır. İdrar kanalları ve üreme organlarında hastalık yapan formu S. Haematobium’ dur. Diğer formlar esas olarak kalın bağırsağı tutar. Bu hastalık, Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinde görülür.

    Genitoüriner şistosomiasis (bilharziosis) nasıl bulaşırlar?

    İnsanlara sudan (özellikle sulama kanalları), etken parazit yavrularının insan cildini delip cilt altına yerleşmeleri ile bulaşır. İlk kez bu parazitin vücuduna bulaştığı kişilerde, parazit buradan akciğerlere ulaşır. Buradan kan dolaşımı ile idrar kanalları, idrar kesesi ve üreme organlarına ulaşır. Dişi olan idrar kesesi duvarında, yüzeyin hemen altındaki kılcal damarlara yumurtalarını bırakır. Bunlar idrar kesesi içine çıkarak, idrarla atılabilir.

    Genitoüriner şistosomiasis (bilharziosis) kendisini nasıl gösterir?

    Etkenin uzun süreli varlığı, etkilenen organlarda ülserler, darlıklar, büzülmelere yol açabilir. Bu hastalık, bahsedilen bölgelerde idrar kesesi kanserinin en önemli nedenidir.

    Genitoüriner şistosomiasis (bilharziosis) nasıl tedavi edilir?

    Hastalık ilaç tedavisi ile tedavi edilebilir. Hastalığın tedavisindeki başarı erken dönemde yapılan etkin ilaç tedavisine bağlıdır.

    Doç. Dr. Volkan İZOL

  • Cinsel İsteksizliğin Nedenleri

    Cinsel İsteksizliğin Nedenleri

    Her ne kadar özel bir konu olsa da birçok evliliğin bitmesine neden olan cinsel isteksizliğin nedenlerini hiç merak ettiniz mi?

    Evlilik hayalleri kuruyorsunuz ve bir gün sevdiğiniz erkekle evleniyorsunuz ya sonrası? Sonraki süreçte birçok evli çiftte cinsel isteksizlik sorunu yaşanıyor. Ve tüm kurduğunuz hayaller bir anda kötü bir izlenime dönüşüyor. Cinsel yaşamdaki her sıkıntı normal yaşantınıza yansıdığından dolayı evlilikler risk altına giriyor. Kendisinde cinsel isteksizlik belirtisi sezen çiftler bunu karşılıklı olarak konuşmaları gerekir.

    Cinsel hayatınızda keyif almadığınızda ve karşı tarafa sürekli olarak ret cevabı verdiğinizde ilişkinizde ciddi sorunlara neden olur. Bunun önüne geçmek için iletişim kurmanız çok önemli. Bu reddetmeleri sürekli olarak tekrarladığınızda karşı tarafta size ve evliliğe karşı güven sorunu oluşur.

    Cinsel İsteksizliğin Nedenleri | 2

    Cinsel uyumsuzluğun sonucu

    Eğer partnerinize karşı cinsel uyumsuzluk sorunu yaşıyorsanız bu zamanla cinsel isteksizlik boyutuna taşınır. Cinsel uyumsuzluğu içinizde yaşadığınızda ileriye gitmiş boyutunda cinsel isteksizlik yaşamanız kaçınılmaz.

    Haz alamama durumu

    Eşinizle ilişki yaşadığınızda aldığınız hazzı mastürbasyon yaptığınızda aldığınız zevkten daha az yaşıyorsanız cinsel isteksizliğin sizde var olduğunu gösterir. Cinsel uyumsuzluğun sonucu olarak ortaya çıkan cinsel isteksizlik sorunu en sık kadınlarda görülür. Ve bu durum zamanla ilişkiden tiksinme boyutuna kadar gider.

    Erkeklerde ise bu sorun başarısızlık korkusu, performans kaygısı yaşayarak kendini gösterir. Bu sorunun çoğunluk grubunu oluşturan kadınlar evlilikle ilgili yaşadıkları sorunları cinsel yaşama taşımalarından dolayı yaşadıkları görülür.

    Cinsel İsteksizliğin Nedenleri | 3

    Cinsel isteksizliğin nedenleri

    -Kadınlar kültürel tutumlarından dolayı ilişkilerinden keyif almayabilir.

    -Geçmişte yaşadığı taciz, tecavüz gibi olumsuz şeyler yaşadıysa isteksizlik olabilir.

    -Gebe kalma korkusu cinsel isteksizliğe iten en sık nedenlerden.

    -Cinsellikten hoşlanmalarına rağmen cinsel birliktelikten kaçınma eyleminde olma.

    -Cinsel ilişkinin görev haline gelmesinden dolayı olabilir.

    -Depresyon veya epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar ve az da olsa doğum kontrol haplarının etkisi var.

  • Vajina sağlığı için diyet

    Vajina sağlığı için diyet

    Vajina sağlığı için her kadının diyetinde bulundurması gereken 10 müthiş yiyecek Kadın bedeni, bakımı hiç de kolay olmayan karmakarışık bir mekanizma maalesef. Malum cinsel sağlığımızı korumak erkeklere göre çok daha zahmetli olabiliyor. Peki cinsel sağlığımızı korumak için hangi yiyecekleri tüketmeliyiz?

    Vajina sağlığı için diyet

    1- Avokadonun lezzeti ve etkilerinden faydalanın

    Avokado potasyum ve B6 vitamini bakımından çok zengin bir besin. Avokado vajinadaki doğal sıvıların üretilmesine yardımcı oluyor ve vajinanın kurumasına engel oluyor. Avokadodaki yararlı yağlar vajina duvarının güçlenmesini sağlıyor, ayrıca avokadonun libidoyu arttırdığı biliniyor.

    2- Sevimli dostumuz yaban mersini

    Son yıllarda şifasıyla ünlenen besinlerden biri de yaban mersini. Yaban mersini suyu genel vajina sağlığına çok iyi gelen bir meyve. Yaban mersini idrar yolları enfeksiyonuyla müthiş etkili bir şekilde savaşıyor ve vajinanın ph düzeyini dengeliyor. Bu güzel meyvenin faydasını en iyi şekilde görebilmek için şekerli meyve suları yerine saf, doğal ve şekersiz olanlarını tercih etmenizi öneririz. Ayrıca günde bir avuç yaban mersinini direkt meyve olarak da tüketebilirsiniz.

    3-Hayat kurtaran milli yiyeceğimiz doğal yoğurt ve probiyotikler

    Yüksek probiyotik içeren besinler, vajina sağlığını koruyan yararlı bakteriler bakımından da zengin olurlar. Bu besinlerin başında da yoğurt geliyor. Yoğurt ph oranını dengeliyor ve enfeksiyonların yol açtığı hastalıklı organizmaları öldürüyor. Dolayısıyla bize evde leziz yoğurtlar yapmak için bir neden daha çıkıyor.

    4-Tatlı mı tatlı patatesler

    Tatlı patatesi sevmeyen var mı? Bu listede belki de bizi en mutlu edecek seçenek olabilir kendisi. Tatlı patateste bulunan A, C, B vitaminleri, magnezyum, potasyum ve demir vajina sağlığı için birebir. Bunlar vajina ve rahim duvarını güçlendiriyor, daha sağlıklı hale getiriyor ve antioksidanlar enerji verici hormonlarımızı arttırıyor.

    5- Bırakın koksun, siz faydasını düşünün

    Babaanneniz gibi konuşmak istemezdik ama gerçek şu ki, sarımsak neredeyse tüm hastalıklara şifa olabilen bir çeşit “süper bitki”. Sarımsakta çok güçlü antibikrobiyeller ve mantar önleyiciler var. Bu da vajinal akıntı, kaşıntı, koku ve mantar gibi rahatsızlıkları önlemesi demek.

    6- Daha çok sevgiyi hak eden soya ürünleri

    Soyanın her ne kadar gerçek dışı kötü bir namı olsa da, kendisine haksızlık edildiği bir gerçek. Cilde zararlı olduğu gibi bir efsanesi olan soya, aslında soya ürünleri kadın sağlığı için müthiş besinlerden biri. Adet sancılarını azaltan soya aynı zamanda vajinanın doğal olarak salgıladığı sağlıklı sıvıların oluşmasında etkili. Ayrıca soyanın içindeki sağlıklı omega 3 asitleri menapozun getirdiği semptomları da yatıştırıyor.

    7- Film izlerken yemesi pek zevkli olan kabak çekirdeği

    Çinko ve E vitamini bakımından zengin olan kabak çekirdeği adet döngümüzü düzene sokuyor, vajinal tahrişi ve rahatsızlık hissini önlüyor. Ayrıca aynı avokado gibi vajina kuruluğunu ve adet sancılarını önlüyor.

    8- Kucaklanası güzellikteki koyu yeşil yapraklı sebzeler

    Kıvırcık lahana, ıspanak, pazı gibi koyu yeşil yaprakları olan sebzeler, kan akışını düzenleyen ve enfeksiyonlarla savaşan A ve C vitamini açısından çok zengin. Yeşil sebzeler vajina kuruluğu, kaşıntısı, yanması gibi hisleri azaltıyor.

    9- Salatalarınıza bol bol elma sirkesi ekleyin

    Temizlikte ayrı, beden sağlığında ayrı karşımıza çıkıp duran bir besin elma sirkesi. Elma sirkesinin içinde bulunan doğal enzimler vajinadaki yararlı bakterilerin üremesine yardımcı olurken zararlı bakterileri de kovmada baya başarılı.

    10- Listenin sürpriz besini: Bitter çikolata

    Çikolata sadece insanı mutlu eden muhteşem bir yiyecek değil, ayrıca bağışıklık sistemimiz için de birebir. Bitter çikolata yüksek düzeyde antioksidan, sağlıklı mineraller, magnezyum ve doğal uyarıcılar bulunuyor. Bitter çikolatanın afrodizyak etkisi olduğuna inanılıyor ve içindeki aminoasitler insana kendini iyi hissettiren dopamin üretimini arttırıyor.

    Kaynak: Posta.com.tr

  • Gebe kalmak için neler yapılmalı?

    Gebe kalmak için neler yapılmalı?

    Gebe kalmak için neler yapılmalı? İstemelerine rağmen gebelik elde edemeyen çiftlerden bazılarında altta yatan problem uygun zamanda ve yeterli sıklıkta ilişkinin olmaması, ya da uygulanan yanlış yöntemler gibi çok basit nedenler olabilir.

    Gebe kalmak için neler yapılmalı?

    Kadınların herhangi bir ayda gebe kalma olasılıkları %20-25 arasındadır. Çiftler bilgi eksikliği nedeni ile yaptıkları bazı davranışlar yoluyla bu olasılığı azaltabilirler. Kısır olduklarını düşünen bazı çiftlerde alınacak basit tedbirler ve uygulanacak çok kolay yöntemler ile hiçbir tedaviye gerek kalmadan gebelik elde edilebilir.

    Uygun zaman
    Gebelik isteyen çiftler için cevaplandırılması gereken ilk soru en uygun zamanın ne olduğudur. Düzenli adet gören kadınlarda yumurtlama genelde adet siklusunun 14. gününe denk gelir. (adet kanamasının başladığı günden itibaren 14. gün). Ancak yumurtlama tarihinde sapmalar olabileceği, ve sperm ile yumurta hücresinin kadın vücudu içinde yaşama potansiyeli göz önüne alındığında 9 ile 15. günler arasında gün aşırı cinsel ilişki olması gebelik şansını yükseltir.
    İlişkinin her gün önerilmemesinin sebebi erkeğin sperm kalitesini düşürmemektir. Her ilişkiden önce erkeğin en az 48 saat süreyle boşalmaması özellikle sperm sayısı düşük ya da sınırda olan erkekler için yararlıdır. Alınabilecek başka bir önlem de ilişkinin sabah olmasıdır. Boşalmanın olmadığı geceyi takip eden sabah erkeğin sperm düzeyleri en yüksek sayıdadır. Ancak bu ilişkiler yaşanırken “bugün mutlaka ilişkide bulunmamız gerekir” şeklinde stres yaratmak gebelik açısından olumsuz etki gösterir. Bu stresi gidermek için olayı kendi haline bırakmak veya egzersiz, yürüyüş gibi stres giderici faaliyetlerde bulunmak gereklidir. Unutulmamalıdır ki üreme sistemini yöneten bütün hormonlar hem fiziksel hem de ruhsal strese karşı hassasdır.

    Uygun Şekil
    Gebelik için uygun dönem saptandıktan sonra ikinci aşama cinsel birleşmenin şeklidir. Pek çok pozisyon gebelik için uygun ortam yaratmaz. Normal bir ilişki sonrası gebelik oluşabilmesi için spermlerin vajinaya uygun şekilde bırakılması ve vajinanın spermlerin rahim içine doğru ilerleyebilmesi için uygun pozisyonda durması gerekir. Bu şartları sağlayan pozisyonlar erkeğin üstte olduğu, kadın ve erkeğin yana doğru dönük olduğu pozisyonlar ile kadının diz-dirsek pozisyonunda olduğu şekillerdir. Erkeğin üstte olduğu durumda kadının kalçaları altına bir yastık yerleştirerek pelvisini yükseltmesi spermlerin doğru yönde ilerlemelerine yardımcı olur. Diz-dirsek pozisyonu ise özellikle sperm sayısı düşük olan durumlarda ek fayda sağlar. Oturur pozisyonda, kadının üstte olduğu veya ayakta olan cinsel ilişkiler gebelik elde etmek için uygun değildir.

    İnsanlarda cinsel ilişkinin amacı büyük ölçüde haz almak olmasına rağmen biyolojik açıdan primer amacı soyun devamını sağlamak yani gebelik elde etmektir. Bu amaç dışında birleşme doğada sadece insanda ve birkaç türde daha olmaktadır. Gebelik elde etmek isteyen çiftler bu nedenle ilişki esnasında bazı etkinliklerden kaçınmalıdırlar. Bunların başında oral seks gelir. Tükrük içinde bulunan birtakım enzimler ve bakteriler spermlerin dölleme kabiliyetini azaltır, hatta spermlerin ölümüne neden olabilir. benzer şekilde anal seks de sperm aktivitesi üzerinde olumsuz etki yaratabileceğinden bu tür ilişkilerden kaçınılmalıdır. Yine benzer mekanizma ile ilişki esnasında kullanılabilen kayganlaştırıcılar da sakıncalıdır. Özellikle petrol bazlı olan vazelin, masaj yağları gibi maddeler kesinlikle kullanılmamalı, mutlaka kayganlaştırıcı kullanılması gerekiyor ise su bazlı olanlar tercih edilmelidir. Gebelik arzulayan çiftlerin su altında veya içinde ilişkide bulunmaları vajen pH’ı bozulacağından sakıncalıdır. Sıcak su da sperm sayısı ve hareketliliğini bozacağından önerilmez.

    İlişki sonrası
    Eğer ilişki sonrası kadın hemen ayağa kalkarsa fazla miktarda meni dışarıya kaçacaktır. Spermler rahim ağzına ulaşacak yeterli zaman bulamadıkları için bu durum gebelik elde edilmesi açısından önemlidir. Gebe kalmak isteyen bir kadın ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıp idrar yapmaya ya da yıkanmaya gitmemelidir. İdeal olan kalçalarının altına bir yastık koyarak 20-30 dakika kadar yatmasıdır. Erkek de meni kaçağını azaltmak için birkaç dakika kadar kendini geri çekmemelidir.

    Vajina dışarıdan kulanılan herhangi bir maddeye gereksinim duymadan kendi kendini temizleyebilen ve uygun ortamını yaratan bir organdır. Adet kanaması ve ilişki sonrasında dahi vajina sağlıklı kalabilmek için kendi önlemini alır.(Eğer ilişkiden sonra kötü bir koku duyuluyor ise bu enfeksiyonun belirtisi olabilir ve doktor kontrolü gerekir). Sadece gebelik isteyenlerde değil hiçbir kadında vajinal duş önerilmez.İlşiki öncesi yapılan duş vajen pH’ını değiştireceğinden gebelik şansını olumsuz yönde etkiler. Spermin yaşama şansı tehlikeye girer, ilişkiden hemen sonra yapılan duş ise spermleri ortamdan uzaklaştıracağından, şansı azaltır. Ayrıca duş, bakterileri kadın üreme sistemi içinde yukarılara doğru zorlayarak enfeksiyon ve dolayısı ile infertilite şansını arttırır.

    Özet

    Gebe kalmayı planladığızda 3 ay öncesinden korunmayı bırakın
    Gebe kalmak için en uygun zamanda gün aşırı ilişkide bulunun
    Gebelik için uygun dönemdeki ilk ilişkiden önce ve iki ilişki arasında erkeğin 48 saat boşalmamasının ideal olduğunu unutmayın
    Sabah erken saatte ilişkide bulunun
    Kayganlaştırıcı kullanmayın
    Hiçbir zaman vajinal duş yapmayın
    Vajinanın doğal duruşunu sağlayan gebelik için uygun pozisyonları tercih edin
    Alternatif seks yöntemlerinden uzak durun
    Su altında ilişkide bulunmayın.

     

    Kaynak: mumcu.com