Etiket: cinsel ilişkiler

  • Cinsel takıntılar ve kurtulma yollları

    Cinsel takıntılar ve kurtulma yollları

    Cinsel takıntılar ve kurtulma yollları … Takıntılar (obsesyonlar), istem dışı akla gelen, kişiyi rahatsız eden, tekrarlayıcı ve zorlayıcı düşünceler, duygu veya dürtülerdir. Kişi çoğunlukla obsesyonunun mantıksız olduğunun farkındadır ancak yine de zihninden atmakta zorlanır. Çoğunlukla takıntılara kompülsiyon(zorlantı) dediğimiz bazı davranışlar eşlik eder. Kompülsiyonlar, kişinin takıntısından kaynaklanan sıkıntıyı gidermek için ona istinaden yaptığı veya yapmak zorunda hissettiği tekrarlayan davranışlar veya düşüncelerdir. Bu nedenle hastalık obsesif-kompülsif bozukluk olarak tanınır. Ülkemizde 2 milyon kişinin obsesif kompulsif bozukluğa (OKB) sahip olduğu belirtiliyor. Toplumda görülme sıklığı %4-5 olsa da, İstanbul da bu oran %7-8 (yaklaşık 250 bin kişi) olarak açıklanıyor.

    Cinsel takıntılar ve kurtulma yollları

    Takıntılar

    En çok rastlanan obsesyon bulaşma (herhangi bir hastalık veya tiksinilen bir nesneye temas vb.) ve bundan dolayı ortaya çıkan temizlenme kompülsiyonudur. Aşırı el yıkama bazen derinin tamamen tahrip olmasına dahi yol açabilir; kişi günün büyük bir kısmını yıkanarak veya bulaşma korkusuyla dışarı çıkmayıp kendini izole ederek evde geçirebilir. Sıklıkla rastlanılan bir diğer takıntı şüphe (ocak açık mı?, kapı kilitli mi?, her şey yerli yerinde mi? hata yaptım mı?) dir. Bu şüpheler ise kontrol kompülsiyonuyla beraberdir. Örneğin kapının kilitli olup olmadığını kontrol etmek için defalarca eve geri dönülebilir, ışığın açık kalıp kalmadığını kontrol için defalarca yataktan kalkılabilir veya verilen bir işi hatasız yapıp yapmadığından emin olmak adına aynı yazı yüzlerce kez kontrol edilebilir, bazı sözlerin söylendiğinden emin olana kadar defalarca tekrar edilebilir. Bunların dışında birçok obsesyon olabilir, örneğin cinsel, dini takıntılar (günahkar mıyım, değil miyim?), kötülük veya kötü bir şey yapacağından korkma takıntısı, kontrolü kaybedebileceğinden korkma, her şeyin yerli yerinde ve düzgün(simetrik) olması takıntıları da sık görülen takıntılardandır.

    Takıntılı kişilerde evlilik oranları daha düşüktür ve bu kişilerin sürekli ilişki kurmada yaşadıkları güçlükler, cinsel deneyimlerinin kısıtlı olmasına neden olmakta ve cinsel doyumsuzluk yaşamaktadırlar.

    Cinsel takıntılar ve kurtulma yollları | 1

    Cinsel Takıntılar

    Takıntılı kişiler cinsel obsesyonlar konusunda çok yoğun sıkıntı, endişe, utanç duyarlar. Çünkü istemedikleri düşünceler istem dışı, olmadık zamanlarda aklılarına gelir ve kontrol edemezler. En yoğun görülen cinsel obsesyonlar:

    Cinsel yolla hastalık bulaşabilir kaygısı; kişi partnerinden yada ilk defa görüşüp cinsel ilişki yaşadığı yada yakınlaştığı durumlarda aids (hiv) yada cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklara yakalandığı şeklindeki gerçek dışı düşünceler içerisine girer. Defalarca test yaptırsa da, ilişki esnasında korunmuş olsa da, olabilecek bütün olasılıkları çürütse de hastalık kapmadığına inanmakta zorluk çeker. Yada hastalık bulaşır endişesiyle ilişkiden ve cinsel eylemlerden tamamen uzak kalır.

    Eşcinsel olma ya da olduğunu düşünme; özellikle kimlik gelişiminin tamamlandığı inişli çıkışlı duygu durum ve davranışların sergilendiği ergenlik döneminde çok sık rastlanır. O dönemde çok sık lakap takma ve alay edilme gibi davranışlarla eğlenen gençler, obsesif kişilerde çok ağır etkiler bırakır. Özellikle erkek yada dişi kimliği üzerine vurgu yapılan, küçümsenen, “sen ne biçim erkeksin”, “topsun”, gaysin”, “lezbiyensin” gibi söylemlere maruz kalanlarda tamamlanmamış kimlik zarar görür ve kendi cinsel kimliğinden şüphe duymaya başlar. Akabinde de kendine kanıtlar arar, her bulduğu kanıtı kullanarak kendi kendini etiketler. “Zaten küçükken hep kızlarla oynardım”, “Kızlar benden hoşlanmıyor, beğenmiyor, hiç kız arkadaşım olmadı” gibi içsel konuşmaları kanıt olarak kullanır. Ayrıca çocukluk, ergenlik döneminde taciz, cinsel içerikli oyunlarda hemcinsi ile fiziksel bir yakınlaşma varsa “ben eşcinselim” obsesif düşüncesi pekişir. Bu düşünceye sahip kişiler hemcinsleriyle arkadaşlık yapmaktan kaçınabilir “ya ondan hoşlanıyorsam, hoşlanırsam” düşüncesiyle. Bazıları da kendine eşcinsel olmadığını kanıtlamak için o tarz eğilimlerde olanlarla yakınlaşır, ilişki yaşar. Cinsel dürtünün yoğun olduğu bu yaşlarda “haz” ile eylem birleşince “hemcinsimle sex yapmaktan yada yakınlaşmaktan zevk olayorum öyleyse ben zaten eşcinselim” diyerek cinsel kimlik karmaşasına girer.

    Yakınlarına karşı cinsel arzu duyma ya da aklından geçmesi kaygısı; obsesif bir erkeğin annesi yada kız kardeşiyle ilgili aklına gelen cinsel istek ve düşünceler, yada kızın babası veya erkek kardeşiyle alakalı cinsel düşünceleri, babanın veya annenin çocukları ile ilgili cinsel düşünceleri “sarılırsam uyarılırmıyım” endişeleri gibi normalde olmaması gereken kontrol edilemeyen obsesyonlar. Kişide çok yoğun utanç, suçluluk ve sıkıntı hissettirir. En yakınlarından uzak durmalarına, kaçınmalarına neden olur.

    Sperm bulaşırmı korkusu; sperm bulaşmış iç çamaşırının makine da yıkanırken annesi veya kardeşinin çamaşırlarına da bulaşır hamile kalırlarsa korkusu, veya masturbasyon yaptıktan sonra elini yıkamasına rağmen hala elinde sperm kalıntılarının kalabileceği ve birine temas ettiğinde onun hamile kalacağına ilişkin kaygılar.

    Cinsel ilişki esnasındaki kaygılar; cinsel ilişki esnasında haz ve zevke odaklanma yerine kişinin aklına gerçeklikten uzak kaygı verici düşünceler gelir. “Ya çişimi tutamazsam”, “gaz çıkarırsam”, ereksiyon sorunu yaşarsam”, “gülünç duruma düşersem” gibi düşünceler çok fazla görülür.

    Sapık olma korkusu; kendini kontrol edemeden “birine tecavüz edermiyim”, “tecavüzcü yada pedofili olurmuyum” kaygıları istem dışı akla gelir. Bu düşünce karşısında kişiler o kadar çok suçluluk, utanç ve gerilim hisseder ki kendini toplumdan soyutlayabilir.

    Cinsel Takıntılar İlişkileri Olumsuz Etkiler

    Takıntılarda özellikle kişiyi rahatsız eden düşünce ve imgelerde cinsel temaların yapılan araştırma sonuçlarında %30-35 düzeyinde olduğu görülmüştür. Bu cinsel obsesyonlar bireylerin ahlaki değerleri ile çatışmaktadır. Obsesyonlar ve kompulsiyonlar düşmanlık, şiddet ve cinsellik içeren dürtülerin bastırılması ve takibinde gelişen savunma düzenekleri zemininde değerlendirilebilir ve hastaların yaşamında cinsel ilişkiler ve evlilik alanında gözlemlenebilir. Bireyin kontrole yönelik tutumu, başarısızlık korkusu ile cinsellikten kaçınmayla sonuçlanabilir. Obsesif kompulsif semptomlarında bireylerin evlilik ve cinsel yaşamlarında sorun oluşturabilmekte ve bu belirtilerin cinsel yakınlık kurulmasına engel teşkil edebilmektedir.

    Obsesif kişilerde gözlenen hastalık bulaşma korkuları ve cinsel salgılardan kaçınma cinsel doyumsuzluğa neden olmaktadır. Monteiro(1987), Obsesif kompulsif örüntüye sahip kişilerde yaptığı bir çalışmada kadın hastaların yaklaşık %9 oranında anorgazmi (orgazm olamama) bulunduğu, %22’sinin cinsel istek fazı ile ilişkili sorunlar yaşadığını, erkekler de ise %25 oranında istek azlığı, %12 oranında ise erken boşalma olduğunu, %6’sında ise sertleşme bozukluğu bulunduğunu ortaya koymuştur ve bu kişilerin %39’unda cinsel doyumsuzluk saptamıştır.

    Cinsel Takıntıların Nedenleri Nelerdir?

    Cinsel takıntılar, obsesif kompulsif bozukluğunun çok görülen türlerindendir. Bir kaygı bozukluğu sonucu olduğu için nedeni de çocukluk döneminde maruz kaldığı çevresel etkenlerden kaynaklanır. Daha çok;

    Biyolojik etkenler; serotonin eksikliği gibi,

    Çok titiz ve aşırı kuralcı ebeveyn tutumları; baskı, suçlanma vb.

    Kaygılı ve korumacı ebeveyn tutumları,

    Çocuğun yetiştiği çevrede birinin benzer örüntüler göstermesi,

    Bilinçdışı çatışmalar,

    Gelişim evresinde maruz kalınan travmalar neden olsa da, daha çok stres ve gerginlik durumlarında ilerleyen yaşlarda ortaya çıkar.

    Özellikle cinsel takıntılar suçluluk ve günahkarlık duyguları karşısında ödenen bir bedel gibi kendini gösterir. Bu takıntıları yaşayan kişi genelde ahlaki değerleri yüksek, daha tutucu bir ortamda yetişmiş kişilerdir. Değer yargılarına ters düşen bir düşünceyle boğuşmak kendilerine ödettikleri ağır bir cezadır.

    Cinsel Takıntıların Tedavisi

    Bir düşünce hastalığı olduğu için, düşünce bozukluklarının terapi sürecinde çalışılması ve düzeltilmesi gerekir. Tek başına kişinin bu sorunun üstesinden gelmesi çok zordur. Bu konularda deneyimli bir psikoterapistin rehberliği kişiyi güvende hissettirir ve iyileşmesini kolaylaştırır. Tedavisi zor olan OKB uzun bir süreç gerektirir. Psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte olması daha iyi sonuçlar doğurmaktadır. Seçilecek psikoterapi yöntemi için sorunun nedenselliğinin, tetikleyicilerinin, gelişim sürecinin iyi anlaşılması ve analiz edilmesi gerekir. Sonrasında yapılan psikoeğitimsel seanslar tedavi süresini kısaltmaktadır. OKB vakalarında bütüncül terapi yöntemleri daha etkili sonuçlar vermektedir.

    Bilişsel davranışçı terapinin hipnoz, emdr, eft gibi bazı tekniklerle kombine uygulanması tedavi başarısını artırmaktadır. Bilinç dışı çatışmalara bağlı durumlarda daha uzun süre çalışılması içsel çatışmaların terapistle kurulan ilişkiyle çözülmesi gerekir.

    Feyzullah ALPMAN

    Uzm. Klinik Psikolog/Psikoterapist

  • Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden

    Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden

    Sekse ilginiz azalmaya başladıysa, cinsel isteksizlik yaşıyor ama bunu kendinize bile itiraf etmeye çekiniyorsanız, bunun bir sebebi olmalı!

    Yorgunum, hemen uyuyalım”, “Başım ağrıyor” gibi cümleleri sık kurmaya başladıysanız, ilişkiniz kopma noktasına gelmeden bunun altında yatan nedeni keşfetmeye ne dersiniz? Cinsel hayatınızda soğukluğa neden olabilecek sebeplerle yüzleşmeye hazırsanız, başlayalım!

    CİNSEL SORUNLAR 
    Uzm. Psk. Oya Çelik, “Kadında cinsel yanıt döngüsü istek, uyarılma, plato, orgazm ve çözülme olmak üzere beş evreden oluşur. İstek evresi cinselliği başlatan ve şekillendiren en önemli evre. Dolayısıyla isteğin azalması ya da tamamen ortadan kalkması durumu diğer evrelerde de bozulmayı beraberinde getirir” diyor ve ekliyor: “Vajinismus gibi ağrı bozukluklarında, cinsellik korku ve acı verici algılandığından cinsellikten kaçınma ve cinsel isteğin azalması söz konusu olabiliyor. Vajinismus hastalarının birçoğu duydukları ağrı ve korkular nedeniyle cinsellikten kaçınıyor.” Uzm. Klinik Psikolog Başkak ise konu ve çözüm hakkında şunları söylüyor: “Danışmanlık verdiğimiz çiftlerde kadınlar terapiye kadar cinselliğin olmadığı bir yaşama mecburmuş gibi durumu kabullenmiş oluyorlar. Seksi uzak durulması gereken bir dehşet anı gibi düşünmeleri de cinsel soğukluğa yol açıyor. Vajinismus hipnoterapi ile ortalama altı yedi seansta tamamen çözülebilmekte. Anorgazmi (orgazm olamama) da çok yaygın bir cinsel soğukluk sebebi. Birçok sebebe bağlı olmakla birlikte cinselliği, cinsel hazzı kendi bedeninde tanıyamamış ve cinsel hazza dair bir deneyimden yoksun kadınlar için cinsellik sadece başkası için katlanılması gereken anlamsız bir süreç. Çok yüksek bir orana sahip olan orgazm bozukluğu sorunu da hipnoterapi ile çok çabuk çözülebiliyor.”

    STRES 
    Stres ve depresyon tüm yaşamı olumsuz etkilediği gibi seks hayatında da sorunlara sebep olabiliyor. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan Uzm. Psk. Oya Çelik, “Ekonomik güçlükler, hastalık ve ölümler, yoğun iş yaşamının getirdiği olumsuzluklar gibi kişide sıkıntı ve üzüntü yaratan olaylar dönemsel olarak cinsel isteği azaltabiliyor. Örneğin; iş stresi yaşayan, ekonomik koşulları konusunda yoğun kaygı duyan bir bireyin dikkatini bedenine, cinselliğe ve partnerine yöneltmesi güç olabiliyor. Yaşamın üzücü olayları uzun süreli streslere, depresyon ve tükenmişlik gibi psikolojik sorunlara da sebep olabiliyor. Bu sorunlar da cinsel ilgiye etki edebiliyor. Böylesi durumlarda öncelikle içerisinde olunan sıkıntılı sürecin atlatılması için girişimlerde bulunulması gerekiyor” diyor.

    KULLANILAN İLAÇLAR 
    Böbrek üstü bezlerinin fazla ya da az çalışması, tiroid hormonlarının azlığı, depresyon, anksiyete bozuklukları gibi fiziksel ve psikiyatrik hastalıklar da cinsel isteği azaltabiliyor. Ayrıca bu hastalıklarda kullanılan ilaçlar da cinsel isteğin azalmasına neden olabiliyor. Uzm. Klinik Psikolog-Hipnoterapist Mehmet Başkak, “Bütün ilaçlar faydalarının yanı sıra yan etkiler de içeriyor. Özellikle bünyeyi duyarsızlaştırmaya, uyuşturmaya dayalı ilaçlar kullanıldığında cinsel hayatta ciddi sorunlar yaşanabiliyor. Hekimler ile ilaçların yan etkilerini konuşmak, bu ilaçların yan etkilerini öğrenmek ve gerektiğinde değiştirilmesini sağlamak gerekebilir” diyor. Uzm. Psk. Oya Çelik ise cinsel isteğin azalmasına neden olan etkenin bir hastalık ya da ilaç olması durumunda cinsel istek bozukluğu tanısı konulmadığını, öncelikle var olan hastalığın tedavisinin tamamlanması ya da ilacın değiştirilmesi gerektiğini, daha sonra ihtiyaç duyulursa cinsel terapinin uygulandığını söylüyor.

    PARTNERIN CİNSEL SORUNLARI 
    Partnerin erken boşalma, sertleşme zorluğu, cinsel isteksizlik, boşalma güçlükleri gibi sorunlar yaşaması bir süre sonra sizin de uyarılma ve tatmin konularında sorunlar yaşamanıza sebep olabiliyor. Uzm. Psk. Oya Çelik, “Partnerinde cinsel işlev bozukluğu olan kadınlardan sıklıkla ‘Başlangıçta çok hevesli ve istekliydim ancak sorun tekrarladıkça benim de isteğim azaldı, artık ben de çok yaklaşmıyorum. Sonunda aynı şey olacaksa cinsellik olsa ne olur, olmasa ne olur’ gibi söylemler duyabiliyoruz. Eşlerden birindeki cinsel sorun sıklıkla diğer kişide de cinsel sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor” diyor. Uzm. Klinik Psikolog Başkak “Erkeklerdeki sertleşememe, erken boşalma gibi cinsel sorunlar, kadınlardaki beklentiyi karşılayamadığından bir süre sonra cinsel ilişkiye karşı yorgunluk, bıkkınlık, sıkılma şeklinde etkiler oluşturabiliyor ya da yarım kalan cinselliğin olumsuzluğu bilinçaltı düzeyde ilişkiye karşı soğukluk geliştirmelerine sebep olabiliyor” diyor.

    KISA SÜRELİ ÖN SEVİŞME 
    Partnerin sonuç odaklı ve empatiden yoksun davranması, ön sevişmenin her seferinde hızlıca geçilmesi de kadınlarda zamanla cinsel soğukluk yaratabiliyor. Ön sevişme kadını da, erkeği de ruhsal ve fiziksel olarak cinsel birleşmeye hazırlaması açısından önemli. Doyurucu bir cinsellik için de aceleye getirilmemesi şart.

    VÜCUDUNU BEĞENMEME 
    “Doğumdan sonra aldığım kiloları veremedim”, “Emzirme döneminden sonra göğüslerim sarktı” gibi düşüncelerle kendinizi beğenmez hale gelmeniz, ardından da “Artık beni çekici bulmuyor” düşüncesine kapılmanız cinsel hayatınızı olumsuz etkiliyor olabilir. Uzm. Psk. Çelik, kadınların bedenleri ile ilişkilerinin genellikle erkeklere oranla daha zayıf ve olumsuz olduğunu ve bunda popüler kültürün etkisinin de büyük olduğunu söylüyor. “Özellikle medyadan yansıtılan ideal kadın vücut ölçüleri ve yapısı, kadınların sıklıkla kendilerini televizyonda gördükleri kadınlarla kıyaslamalarına ve beğenmemelerine neden oluyor. Bunun bir sonucu olarak kendini beğenmeyen, çekici olmadığını, cazibesini yitirdiğini düşünen kadın kendisini cinselliğe ve partnere rahat bir şekilde bırakamaz. Kendi bedeninden haz almayan bireyin partner ile ilişkiden haz alması güç ve bu cinsel ilgi ve isteği azaltıyor. Kendisi ve bedeninden hoşnut olan, kendisini seven, sayan ve güvenen kişi, kendisini cinselliğe daha rahat bırakacak ve karşısındakine de bu olumlu duygularla yönelecek. Kısacası bireyin kendisini nasıl bulduğu, kendisi ile ilgili ne hissettiği cinsel yaklaşımını da belirleyecek” diyor.

    GEBELİK KORKUSU 
    Uzm. Psk. Oya Çelik: “Bilinçli ya da bilinçdışı bir şekilde gebe kalmayı istememek cinsellikten kaçınmayı getiriyo r. Kadın anneliğin getireceği sorumluluklara hazır olmama, doğumdan korku, çocuğun getireceği ilişki dinamiklerindeki değişime yönelik endişe gibi çok çeşitli nedenlerle gebe kalmak istemediğinde cinsel ilişkiden kaçınma için isteğini de ketleyebiliyor. Bu durum özellikle eşin çocuk isteyip kendisinin istemediği durumda daha belirgin bir ruhsal çatışmaya neden oluyor. Böylesi durumlarda bu endişelerin ortaya çıkarılıp çözümlenmesi cinsel isteğin tekrar oluşması için yeterli olacak.”

    İLİŞKİ SORUNLARI
    “Kadınların cinsel isteği erkeklere göre daha kırılgandır” diyen Uzm. Psk. Oya Çelik, ilişkinin genel gidişinin cinselliği de etkilediğini söylüyor. Yani eğer eşinize kızgınsanız, kırgınsanız ya da ilişkinizdeki güç dengesinden memnun değilseniz, bu durum cinsel hayatınızı da etkiliyor olabilir.

    UYKUSUZLUK VE YORGUNLUK 
    Uykusuzluk ve yorgunluk sadece konsantrasyonu olumsuz etkilemekle kalmıyor. Uzm. Klinik Psikolog- Hipnoterapist Mehmet Başkak, yoğun çalışma temposunun, eve taşınan işlerin, gece hayatı ile ortaya çıkan yorgunluğun vücut direncini düşürdüğünü ve bundan cinselliğin de etkilendiğini söylüyor.

    BAKIMSIZ ERKEK 
    Zaman geçtikçe ilk buluşmadaki özeni ilişkilerde bulmak zorlaşıyor. Sizin ilişkinizde de durum bu şekilde mi? Eşinizin dişlerini fırçalama alışkanlığı olmaması, özel bölge temizliğine özen göstermemesi, tütün, alkol, ter kokması sizi cinsel ilişkiden uzaklaştırıyor olabilir. Böyle bir durumda yapmanız gereken şey, kırıcı olmadan konuyu gündeme getirmek.

    Formsanté 2016 – Haziran sayısı
    Burçin Öztınaz

  • Cinsel soğukluğa “sıcak tavsiyeler”

    Cinsel soğukluğa “sıcak tavsiyeler”

    Evli ya da uzun süre birlikteliği olan çiftler cinsel isteksizliğin faturasını genellikle partnerlerine veya stresli yaşam koşullarına çıkarırlar ama uzmanlara göre cinsellik için her zaman isteğe gerek yok

    Doğru şeyler yapıldığında beden cinselliğe her zaman hazır olabilir ve kişi istemese de seks yapabilir.

    Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) cinsel terapistlerine göre, cinsellik kişinin istediğine bağlı bir durum değil. Çünkü beden adeta bir makine gibi “uygun mekan, uygun partner ve uygun uyarı” ile her zaman cinselliği hazır hale gelebilir.

    Terapistler, cinselliğin, diğer tüm güdüler gibi bazen içgüdüsel bazen de beyin tarafından salgılanan hormonlarla başlayan kompleks bir süreç olduğunu hatırlattı.

    Seks dürtüsünü harekete geçiren ve hareketli tutan en önemli unsurun testosteron miktarı olduğunu ifade eden terapistler, kadınlarda bu hormonun vücuttaki oranın erkeklere göre çok daha az olduğunu vurguluyorlar.

    Ancak yorgunluk ve stres, testosteron miktarını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Hurafelerden (mitler) dolayı çiftlerin cinsel hayatının sosyal, kültürel ve durumsal gerçeklere dayalı olarak şekil değiştirdiğine dikkat çeken CİSED terapistlerine göre, bu durum ilişkilerde tehlike çanlarının çalmasına da yol açabiliyor.

    Cinsel terapistler, çiftlerin “Seks doğal olarak başlamalı, isteğin yoksa ne yapabilirsin ki?” inanışlarının, cinsel ve ilişkisel sorunları içinden çıkılmaz bir hale getirdiğini kaydederken, çok çarpıcı tespitler yaptılar:

    GÖREV DİYE ALGILAMAK YANLIŞ DEĞİL!

    “Uzun birlikteliklerde yıllar içinde her şeyde olduğu gibi cinsel olarak uyarılma şekilleri de değişebilir. Doğru yöntem ise duruma uygun olarak kişinin yeni bir cinsel yaklaşım geliştirmesidir. Şunu da kabullenmek gerekiyor:

    “Cinsel istek cinsel temas başlamadan önce sizi yakıp tutuşturan türden olmasa bile çoğu zaman olay başladıktan sonra gelişecek ve alacağınız zevk eskisinden farklı olmayacak. Yani uygun mekan, uygun partner ve uygun uyarı ile cinsellik seks görev olarak da başlıyorsa bir zararı yok. Görev olsun diye cinsel ilişkiye başlayan çiftlerin çoğu bu aktiviteyi büyük zevk alarak noktalayabiliyor. Öyleyse cinsel aktivite, görev olarak başlayıp zevkle bittiği sürece amacına ulaşmıştır.”

    İSTEMESENİZ DE YAPIN!

    Cinsel terapistler, “İlerleyen yıllar içinde çiftin sekse karşı körelmeye başlayan ilgiyi canlandırabilmesinin anahtarı düşüncelerindedir” diyor. Bu konuda önemli uyarıları var:

    “Sürekli cinsel teması başlatmaya çalışan ve sürekli reddedilip gururu kırılan kişi, bir zaman sonra partnerine bunu sormamayı tercih ediyor. Bu da ilişkilerin uzun vadede ciddi hasarlar almasına neden olabiliyor. İlerde yaşanması muhtemel cinsel işlev bozukluklarının önüne geçmek için cinselliği istemeyi beklemeyin, istemeseniz de seks yapın. Seks yapmak demek ille de penis-vajina birlikteliği değildir. Bazen sevişmek, okşamak, öpüşmek, erotik masaj yapmak, birlikte banyo yapmak veya sarılarak uyumaya çalışmak da seks yapmaktır. Çünkü cinsellik, rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilmedir. Ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır.”

    Peki cinsel soğukluktan yakınan çiftler bunun üstesinden nasıl gelebilir?

    Sıcak tavsiyeler ;

    -Öncelikle mevcut cinsel sorunu, düşük istekli bireyin sorunu olmaktan ziyade ortak sorununuz olarak görmeye çalışın.
    – Cinselliğe yaklaşım tarzınızı değiştirin. Bir kere başladı mı zevkin kendiliğinden geleceğini düşünüp, kabul edip ona göre davranmanız şart.
    – Gün içinde zaman buldukça seksten alacağınız zevki düşünün. Geçmişte sizi etkileyip aklınızda kalmış olan bir cinsel ilişki hatırasını ya da sizi hakikaten uyaran bir fanteziniz varsa onu düşünün.
    – Cinsel teması başlatmadan önce 5 dakikalık bir motivasyon yapın. Hayal dünyanıza başvurun ve aklınızda cinsel fanteziler kurun. Partnerinizle paylaşılmasında sakınca olmayacak olan cinsel fantezilerinizi paylaşın.
    – Aşk kaslarınız için Kegel Egzersizleri adı verilen uygulamaları yapın. Yani erkekte makat, yumurtalıklar ve kasıkları, kadınlarda vajina çevresini kapsayan aşk kaslarınızı belli bir disiplin içinde peş peşe kasıp yavaşça gevşetin.
    – Cinsel ilişki sırasında sadece dokunmanın ve sevişmenin verdiği hazza, alacağınız zevke odaklanmanız gerekli. Asla eşinizden karşılanmayan beklentilerinizi veya onun bu beklentilerinizi yerine getirmeyerek sizi nasıl çileden çıkardığını düşünmeyin.
    – Cinsel istek günlüğü tutun. Cinsel açıdan uyarıcı televizyon şovları ile filmlerdeki sahneleri not edin. Romantik/erotik içeriğe sahip kitapları okuyun ve kendi erotik fantezilerini oluşturun.
    – Nefes ve gevşeme egzersizleriyle arada bir kendinizi ödüllendirin.
    – Arada bir cinsel birleşmeyi kendi kendinize yasaklayın.
    – İlişkinizde yeniden bir flört etme dönemi yaratın. Daha fazla keyif alacağınız veya yakınlaşacağınız sıcakkanlı davranışları arttıracak metotları araştırın. Sarılmalar, elle şakalaşmalar, küçük öpücükler, el ele tutuşmak, televizyon izlerken birinin diğerinin kucağına oturması, kol kola yürüyüş yapmak gibi davranışlar sıcakkanlı davranışlara örnek verilebilir.
    – Partnerinizle birlikte cinselliğe bakış açınızı ve cinsel davranış özelliklerinizi konuşun ve yanlış davranış kalıplarınızı düzeltmeye çalışın.