Etiket: cep telefonu

  • Radyasyondan Korunma Yolları

    Radyasyondan Korunma Yolları

    Radyasyondan korunma yolları konusunda güncel bilimsel araştırmaları temel alarak, sağlık üzerindeki etkileri ve korunma yöntemlerini detaylı bir şekilde inceliyor.

    Hayatımız çerçevesinde artık her alanda yüksek gerilim ve radyasyon dalgaları bulunmakta. Buna en büyük etkenler ise her caddede ve hatta mahalleler içerisinde bile yer alan baz istasyonlar buna örnek olmakta. Tabi sadece bununla değil, birçok farklı materyalde radyasyon ve benzeri dalgaların var olmasına sebep olabilmektedir. İnsanlar teknolojiden fazlasıyla yararlandıklarını düşündüğü sıralarda aynı zaman’da sağlığı açısından zarara da uğradığının bilincini yitirmektedir. Bu kapsamda özelliklede hemen herkesin elinde olan akıllı telefonlar buna en büyük etken. Konumuzun devamında bu durumu en aza indirgeme ile alakalı olarak sizlere radyasyondan korunma yolları üzerine bilgiler sunacağız.

    Radyasyondan Korunma Yolları

    Radyasyon, çevremizde bulunan doğal veya yapay kaynaklardan yayılan enerjinin bir formudur. Günlük yaşamımızda radyasyonla karşılaşmamız kaçınılmazdır, çünkü güneş ışığı, tıbbi görüntüleme teknikleri, kablosuz iletişim cihazları ve nükleer enerji gibi birçok kaynak radyasyon üretir. Radyasyon, doğru ve kontrol altında kullanıldığında faydalı olabilir, ancak aşırı veya yanlış kullanıldığında veya doğal afetler ve nükleer kazalar gibi istisnai durumlarla birleştiğinde, sağlığımız üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Bu nedenle, radyasyondan korunma yöntemlerini anlamak ve uygulamak büyük önem taşır. Bu makalede, güncel bilimsel araştırmaların ışığında radyasyondan korunma yöntemleri incelenecek ve bu yöntemlerin sağlık üzerindeki etkileri ele alınacaktır.

    ELEKTROMANYETİK CİHAZLARA DİKKAT EDİN

    Cep telefonlarınızı olabildiğince daha az kullanmanız radyasyon dalgalarının size daha az işlemesine neden olur. Bu nedenle tekniğe uygun ve az kullanmak daha sağlıklı olacaktır. Araç içerisinde kullanacağınız cep telefonları ile çok az bir miktarda görüşmelerinizi yapın, nedeni ise kafese giren bir cep telefonu içeri alana daha fazla radyasyon yayabilmektedir. Araç içerisinde yapacağınız telefon görüşmelerinde elektromanyetik dalgalar daha fazla yayılmakta ve vücudunuz bu elektronlara daha fazla maruz kalmaktadır. Birçok uzman aksini beyan ederek “Araç içerisinde cep telefonu kullanabilirsiniz, hiçbir zararı yok” deseler de, az evvelde bahsettiğimiz gibi araç içerisindeki elektromanyetik dalgalar olası bir hastalığı nüksedebilir.

    Radyasyondan Korunma Yolları
    Radyasyondan Korunma Yolları

    BAZ İSTASYONLARI EN BÜYÜK ETKEN

    Birçok kişi baz istasyonlarının şehir dışına çıkarılmasını söylemekte, bu durum teknik açıdan mümkün olmamaktadır. Bunun nedeni ise baz istasyonları şehir içinde bulunmadığı vakit sinyal güçlerinin olabildiğince düşük olmasını neden olmaktadır. Herhangi bir baz karşıtı bilgilendirme değil, tam tersine teknolojiden uzak olmamak, fakat teknolojinin vereceği zararlardan da uzak durmak adına sizlere bu bilgileri paylaşıyoruz. Telefon dışında bir diğer insanoğluna yakın materyal ise tasarruflu ampullerdir. Enerji tasarrufu sağlayan ampuller aslında o kadar masum değiller, özelliklede öğrenci masalarında bulunan çalışma lambalarındaki ampullerde birer radyasyon aracı olmakta. Eğer bu ampullere yakın duruyorsanız, aşırı derecede radyasyona maruz kalıyorsunuz demektir. Baş ile ampul arasında en az 1,5 metre uzaklık olması gerekiyor. Her haliyle yine de elektromanyetik ve radyasyon dalgalarına maruz kalabiliyorsunuz.

    Radyasyondan Korunma Yolları: Güncel Bilimsel İnceleme

    Radyasyon, çevremizde bulunan doğal veya yapay kaynaklardan yayılan enerjinin bir formudur. Günlük yaşamımızda radyasyonla karşılaşmamız kaçınılmazdır, çünkü güneş ışığı, tıbbi görüntüleme teknikleri, kablosuz iletişim cihazları ve nükleer enerji gibi birçok kaynak radyasyon üretir. Ancak, aşırı veya yanlış kullanıldığında veya doğal afetler ve nükleer kazalar gibi istisnai durumlarla birleştiğinde, radyasyon sağlık üzerinde olumsuz etkilere neden olabilir. Bu nedenle, radyasyondan korunma yollarını anlamak ve uygulamak büyük önem taşır. Bu makalede, güncel bilimsel araştırmaların ışığında radyasyondan korunma yöntemleri incelenecektir.

    1. Radyasyonun Çeşitleri ve Etkileri: Radyasyonun çeşitli tipleri vardır, bunlar arasında alfa, beta, gama ve x ışınları bulunur. Her bir radyasyon türünün farklı penetrasyon gücü ve etkileri vardır. Radyasyonun biyolojik etkileri, hücre hasarı, kanser, genetik mutasyonlar ve akut radyasyon sendromu gibi sağlık sorunlarını içerebilir.
    2. Dozimetri ve İzleme: Radyasyon dozunun doğru bir şekilde ölçülmesi ve izlenmesi önemlidir. Kişisel dozimetreler, çalışanların radyasyon maruziyetini takip etmek için kullanılır. Ayrıca, radyasyonun yayılma yolu ve etkilerini izlemek için çevresel dozimetreler kullanılır.
    3. Radyasyondan Korunma Yöntemleri:
      a. Zaman:
      Radyasyonun maruziyet süresini sınırlamak önemlidir. Mümkün olduğunca az zaman geçirilen radyasyon kaynaklarına maruz kalmak, kişinin radyasyona olan riskini azaltır.
      b. Mesafe: Radyasyon kaynaklarından uzak durmak, maruz kalma düzeyini azaltır. Kaynağa olan mesafe arttıkça, radyasyonun etkisi azalır.
      c. Kalkanlama: Radyasyon kalkanları kullanarak maruziyeti azaltmak mümkündür. Kurşun, beton veya diğer yüksek yoğunluklu malzemeler gibi kalkanlar, radyasyonun yayılmasını engelleyebilir.
      d. Radyasyondan Koruyucu Giysiler: Özellikle nükleer endüstride çalışanlar için radyasyondan koruyucu giysiler kullanılmalıdır. Bu giysiler, cildin maruz kalma riskini azaltır.
    4. Beslenme: Sağlıklı bir beslenme, vücudun radyasyona karşı daha dirençli olmasına yardımcı olabilir. Antioksidanlar açısından zengin gıdalar, hücrelere zarar veren serbest radikalleri nötralize edebilir ve radyasyonun etkilerini azaltabilir.
    5. Radyasyonun İşyerinde Kontrolü: İşyerlerinde radyasyondan korunma, çalışanların sağlığını ve güvenliğini sağlamak için önemlidir. Radyasyon kaynaklarının düzgün bir şekilde kapatılması, koruyucu kalkanlar ve kişisel koruyucu ekipmanın kullanılması gibi önlemler alınmalıdır.

    Sonuç: Radyasyondan korunma, radyasyon kaynaklarına maruz kalan bireylerin sağlığını korumak için kritik öneme sahiptir. Zaman, mesafe, kalkanlama, kişisel koruyucu ekipman ve sağlıklı beslenme gibi önlemler, radyasyondan kaynaklanan riskleri azaltmada etkili olabilir. Ancak, her durumda radyasyonun türü, dozu ve yayılımı dikkate alınmalı ve profesyonel tavsiyelere başvurulmalıdır. Gelecekteki araştırmalar, radyasyondan korunma stratejilerini geliştirmek ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak için önemlidir.

    Kaynaklar:

    1. International Atomic Energy Agency. (2018). Radiation Protection and Safety of Radiation Sources: International Basic Safety Standards. Vienna.
    2. National Council on Radiation Protection and Measurements. (2019). Ionizing Radiation Exposure of the Population of the United States. NCRP Report No. 180. Bethesda, MD.
    3. World Health Organization. (2011). Radiation: Effects. Retrieved from 
    4. United States Environmental Protection Agency. (2017). Radiation Sources and Doses. Retrieved from
    5. Health Physics Society. (2020). Radiation Safety Fact Sheets. Retrieved from

    Radyasyondan Korunma: Haydi, Radikal Önlemlere Geçelim!

    Sevgili okurlar, bugün sizlerle radyasyondan korunma konusunda şaka dolu bir makale paylaşacağım. Evet, evet, yanlış okumadınız! Radyasyon ciddi bir konu olabilir, ancak biraz espritüel yaklaşarak bu konuyu ele almak da oldukça eğlenceli olabilir. Öyleyse kemerlerinizi bağlayın ve radyasyondan korunma yollarına birlikte göz atalım!

    1. Kurşun Giysiler: Eğer radyasyondan korunmanın garantili bir yolu arıyorsanız, neden kurşun giysiler giymiyorsunuz? Evet, doğru duydunuz! Kurşun giysiler, size biraz ağır gelebilir, ama emin olun, radyasyona karşı sizi en iyi şekilde koruyacaktır. Yalnızca arkadaşlarınız sizi ‘Radyasyon Adam’ olarak çağırabilir, ama hiç önemli değil, değil mi?
    2. Plutonyum Kaplamalar: Eğer kendinizi gerçekten cesur hissediyorsanız, plutonyum kaplamalar tam size göre! Düşünsenize, plutonyumun eşsiz parlaklığıyla dolaşırken, radyasyon sizi görmeye bile cesaret edemez! Ama unutmayın, plutonyum tehlikeli bir madde olduğu için kullanmadan önce mutlaka bir uzmana danışın. Aksi halde, süper güçler kazanmak yerine başınızı belaya sokabilirsiniz.
    3. Radyasyon Şemsiyesi: Güneşin zararlı ışınlarından korunmak için güneş şemsiyeleri kullanırız, peki neden radyasyon için de aynı mantığı kullanmayalım? Evet, radyasyon şemsiyesi adı altında bir şey yapmamız mümkün olmayabilir, ancak kafamıza kalın bir alüminyum folyo takarak benzer bir etki yaratabiliriz. Hem radyasyon koruması sağlar hem de tarzınızı tamamlar!
    4. Uzayda Yaşamak: Radyasyondan tamamen uzak durmanın en garanti yolu uzayda yaşamaktır. Evet, yanlış okumadınız, Mars’ta yeni bir ev inşa edebilir veya bir uzay gemisiyle uzay yolculuğuna çıkabilirsiniz. Güzel yanı, radyasyon dışında sizi rahatsız edecek başka hiçbir şey olmamasıdır. Tek sorun, yer çekimi olmayışıyla baş etmektir, ama olsun, bu kadarını göze alabilirsiniz değil mi?
    5. Mutasyon Süper Kahramanı Olmak: Radyasyonu yenemiyorsanız, onunla birleşmeyi deneyin! Siz de radyasyonun etkisiyle süper güçlere sahip olabilirsiniz. Hulk gibi güçlü olabilir, Spider-Man gibi duvarlarda tırmanabilir veya hatta İnanılmaz Aile gibi esnek bir vücuda sahip olabilirsiniz. Ancak unutmayın, süper güçlerinizin yanı sıra, çok fazla yeşil erik yemek veya örümcek ısırığı almak da gerekebilir.

    Bu şakalar bir yana, radyasyondan korunma önemli bir konudur ve ciddiye alınmalıdır. Doğru önlemleri almak, radyasyon kaynaklarından uzak durmak ve uzmanlardan tavsiye almak her zaman en iyisidir. Unutmayın, radyasyonla şakalaşmaya gerek yok!

    İlgili Konular;

    Evde Radyasyondan korunmanın yolları için Tıklayın !

    Cihazın Yanındaki Kaktüs Radyasyondan Korumuyor Tıklayın !

    Bilgisayardayken Radyasyondan korunmak için… Tıklayın !

  • Cep telefonu çocuğa nasıl verilir?

    Cep telefonu çocuğa nasıl verilir?

    Amerikalı Janell Burley Hofmann, 13 yaşındaki oğlu Gregory’ye iPhone 5 aldı. Fakat telefonu oğluna vermeden önce “kullanım şartları” için bir sözleşme hazırladı. Şartları kabul eden Gregory sözleşmeyi imzaladı. Eğer kurallara uymazsa annesi telefonu elinden alacak.

    Geçtiğimiz hafta Amerika’nın sosyal medya profesyonelleri bir konu hakkında hem çok eğlendiler hem de o kadar çok paylaşıldı ki konu, bir anneyi alkışlayıp önünde şapka çıkarmak durumunda kaldılar.

    Konu dijital hayatın muamması, hepimizin yaşadığı klasik bir aile konusu. Çocukların kendi akıllı telefonlarına sahip olma arzuları, bitmeyen istekleri ve sizin bu konuda alacağınız tavır.

    5 çocuk annesi Janell Burley Hofmann buna bir çözüm buldu.

    Çok eğlendim okurken, çünkü son 3-4 yıldır benim büyük oğlumla yaptığım bildiğiniz ev içi sözleşmelerden birini 13 yaşındaki oğluna yeni yıl hediyesi olarak verdiği iPhone’un kullanımı için yapmış, şartlarını ve kuralları açık açık yazmış ve imzalatmıştı.

    Bakın bu cidden çocuklarda çok işe yarıyor. Bizim birkaç yıl önce yaz günleri havuza giriş kurallarını belirlemek için yaptığımız ve işe yaradığında sözleşme uygulamalarına devam ettiğimiz bir durum bu. Çocuk annenin kurallarını iyi algılıyor, cezalar ve sonuçlar net yazılınca geri dönüşü kalmıyor. Eğer anne kurallara uyar, kendisi attığı adımdan geri dönmezse çocuk bu işin öneminin olduğunun farkına varıyor.

    Oğlum bu konuda o kadar uzman oldu ki artık ev içi sözleşmelerimizi tekrar tekrar okuyor, kendi şartlarını ekliyor. Hukukçu arkadaşlarım Hakan Hanlı ve Mustafa Duman’ı baştan çıkaran bu çocukça taleplerinin karşısında biz yetişkinler inanılmaz eğleniyoruz. Aynı zamanda şaşırıyoruz da… Algıları, dünyaları ve bakış açıları öyle farklı ve haklarını korumaya da öyle hevesliler ki…

    Bir konu olduğunda “Bunu Hakan Abi’ye sormam lazım o dünyanın en iyi 10 avukatından biri” diyerek bizimle de dalga geçiyor. Ama haklarını biliyor. Çünkü kurallara uymazsa başına gelecekleri de biliyor.

    cep_telefonu_cocuga_vermek

    BİR ANNENİN NELER YAPABİLECEĞİNİ GÖRÜN

    Bizim evin de daimi gündeminde olan ve büyüyünce kendilerine vermek üzere sakladığım hem komik hem de şahane anıları hatırlatan bu anne & çocuk sözleşmelerimizi anımsattığı için çok mutlu oldum Janell Burley Hofmann’ın oğluyla yaptığı iPhone sözleşmesine. Ayrıca bana mutluluk veren diğer konu da şu oldu: Bu mektup ve sözleşme o kadar gündeme geldi ki ve o kadar çok profesyonel paylaştı ve konuya değindi ki…

    Bir annenin eğer isterse neler yapabileceğinin örneğidir bu, dünyaya farklılık kazandırmak için etkisidir. Mashable sitesinin de ayrı takdiri hak ettiğini söylemek isterim, bu konulara gösterdiği hassasiyet nedeniyle…

    İşte Amerikalı annenin oğluyla yaptığı sözleşme:

    Mutlu Noeller!

    Seninle gurur duyuyorum çünkü artık iPhone sahibisin. Ne harika! Sen tüm iyi ve sorumlu 13 yaşındaki çocuklar gibi bu hediyeyi hak ettin. Ancak bu hediye sana kurallar ve bazı sorumluluklarla geliyor.

    Aşağıdaki sözleşmeyi lütfen dikkatlice oku. Benim senin gibi sağlıklı bir genç adamı kontrol edilemez bir dünya olan teknoloji içine belirli bir düzen içinde koymam lazım. Bunu anlayacağını umuyorum.

    Aşağıdaki listedeki kurallara uyulmaması iPhone’u kaybetmene neden olur. Lütfen bunu da unutma. Seni deli gibi seviyorum ve önümüzdeki günlerde seninle birkaç milyon SMS ile yazışmak için büyük sabırsızlık duyuyorum…

    İşte Janell’ın oğlu Gregory’ye akıllı telefon kullanımı için şart koyduğu kurallar:

    ‘ŞİFRENİ DAİMA BİLECEĞİM’

    * Bu benin telefonum. Ben satın aldım. Ben ödedim. Sadece sana kullanman için veriyorum. Şifreni daima bileceğim.

    * Eğer çalarsa cevap vereceksin. Merhaba diyeceksin, konuşacaksın. Eğer ben veya baban ararsa yani ekranda “anne” veya “baba” yazısını gördüğünde telefonu asla açmamazlık yapmayacaksın. Asla.

    * Bu telefonu hafta içi okul günleri akşam saat 19.30’da hafta sonu ise akşam saat 21.00’de kapatıp bana veya babana vereceksin. Sabah 07.30’a kadar kapalı kalacak. Telefon tüm gece kapalı kalacak. Arkadaşlarını da bu saatler dışında aramayacak veya mesaj göndermeyeceksin. Çünkü bizim kurallarımız gibi başka ailelerin kurallarına da saygı göstermelisin.

    * Telefon seninle okula gitmeyecek. Yarım günler, geziler ve özel okul aktivitelerinde bu karar değişebilir. Bunu da önce konuşacağız.

    * Eğer bu telefon tuvalete düşerse, yerde ezilirse, havuza düşerse, başına bir şey gelirse yapımı, tamiri ve yeniden satın alınması senin sorumluluğundadır. Doğum günü paraların, kardeşlerine bakıp bizden kazandığın paralar tümü senden kesilecektir.

    ‘ASLA PORNO İZLEMEK YOK’

    * Bir insanın yüzüne karşı söyleyemeyeceğin hiçbir şeyi mesaj olarak yazma, e-posta olarak gönderme veya telefonda böyle konuşmalar yapma.

    * Asla porno yok. Bir şey arıyorsan, bizimle konuş, bize sor. Sosyal ortamlarda, halk arasında telefonu kapat, sesini kıs. Özellikle restoranlar, sinemalar, tiyatrolar ve konuşma yapılan yerlerde. Sen kibar bir insansın ve telefonunun bunu değiştirmesine izin verme.

    * Asla vücudunun özel bölgelerinin resimlerini birilerine gönderme. Asla. Ve kimseden böyle resimler alma. Bu tarz resimlere gülme. Gün gelir bazıları da sana güler sakın bunu yapma. Bu aynı zamanda senin gibi ergenler, okullar ve yetişkinler için de çok riskli bir durum. Kötü bir fikir, çok kötü bir fikir. Daima da kötü olarak kalacak.

    * Milyarlarca fotoğraf ve video çekme. Her şeyi kayıt altına almak zorunda değilsin. Tecrübelerini ve anı yaşa.

    * Telefonunu bazı zamanlar bırak ve ondan uzaklaş. Sürekli yanında olmasın çünkü onsuz da nasıl yaşanacağını bilmen, öğrenmen gerekiyor. Telefonun bedeninin bir parçası değil öyle olmasına izin verme.

    ‘TELEFON DÜNYAN DEĞİL’

    * Gözlerini açık tut, çevrene bak, dünyayı gözle, neler olduğunun farkında ol. Çevrende olan biteni gör. Kuşları dinle, çevrene bak, tanımadığın yanından geçen insanlara “Merhaba” de, gülümse. Hayat sadece Google’da arama yapmak değil. Telefon dünyan değil. Olmamalı.

    * Bu kuralları bozabilirsin. O zaman telefonunu elinden alırım. Birlikte oturur konuşuruz. Tekrar başlarız. Sen de ben de daima birlikte öğreniriz. Ben senin takım arkadaşınım, karşında değilim. Bu işte birlikteyiz, taraf değiliz, yalnız değilsin.

    * Umuyorum bu kuralları güzelce halledebiliriz. Buradaki birçok madde sadece telefonun için değil, senin tüm hayatınla ilgili. Çok hızlı büyüyorsun ve dünya çok büyük hızla değişiyor. Bu çok heyecan verici ama korkutucu da. Eline geçen her şansı değerlendir. Kendine ve gücüne inan çünkü hiçbir makinenin sahip olamayacağı kadar kocaman bir kalbe sahipsin. Seni çok seviyorum ve hediyenin seni eğlendirmesini diliyorum…

    ANNEN

     

    Kaynak: (haberturk.com, Pınar Reyhan Özyiğit, 08 Ocak 2013)
    Fotoğraf: http://www.brankovukelic.com/2016/04/best-time-buy-cellphone-children/

  • Kanserden korunmak için telefonu ilk çaldığında açmayın…

    Kanserden korunmak için telefonu ilk çaldığında açmayın…

    Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan araştırmada cep telefonu, kablosuz internet, diz üstü bilgisayar ve tablet gibi manyetik etki olan ürünlerin kansere yolaçtığı belirlendi.

    Anne karnındaki bebeğin sıvısından alınan hücre örneklerinde yeni oluşan kromozomlarda hasar tespit eden uzmanlar, özellikle yoğun kullanımdaki cep telefonunun ilk çaldığında açılmaması uyarısında bulundu.

    Gelişen Teknoloji hayatı kolaylaştırsa da, günlük hayatta kullandığımız elektronik cihazlar yaydıkları manyetik dalgalar nedeniyle insan sağlığını olumsuz etkiliyor. Hayatımızın her alanında bulunan bu cihazların insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini bir takım deneylerle inceleyen Çukurova Üniversitesi’nden bilim insanları çarpıcı sonuçlar elde etti. Anne karnındaki bebeğin sıvısından alınan hücre örnekleri üzerinde çalışan uzmanlar, yeni oluşan kromozomlarda hasar tespit etti. Bu olumsuz durum başta kanser olmak üzere birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.
    ÇÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Demirhan deney sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı. Prof. Dr. Demirhan “Manyetik alan, kan kanserine neden oluyor. 10 yıldan fazla cep telefonu kullanmak veya manyetik alana maruz kalmak kanseri tetikliyor, arttırıyor ve uyarıyor” dedi.

    Kromozomlarda ortaya çıkan bozulmaların gen yoluyla nesilden nesile de geçebildiğini hatırlatan Demirhan, cep telefonu seçerken soğurma değeri anlamına gelen “sar değerlerine” dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Telefonlarımızı alırken sar değerlerine bakmamız gerekiyor. O telefonun soğurma değeri, yani kaynaktan/uydudan aldığı veya baz istasyonundan çektiği gücün değeridir. O güç çok önemli. Bu güce bakarak telefonlarımızı almamız lazım” diye konuştu.

    Günlük yaşantımızı manyetik alanlar içerisinde geçirdiğimize vurgu yapan Demirhan, deneylerini insan üzerinde manyetik alan vererek yapma olasılıkları olmadığı için anne karnındaki bebeğin etrafındaki sıvı içerisindeki hücreleri kültür ortamında manyetik alana maruz tutarak değerlendirme yaptıklarını açıkladı.

    Demirhan yaptıkları çalışmayı ise şöyle anlattı:
    “Anne karnındaki bebeğin etrafındaki sıvı içerisindeki hücreleri önce normal kültürünü aldık. Daha sonra ise bu hücreleri kültür ortamında 900 megahertzlik ve 1.800 megahertzlik olmak üzere iki grupta çalışmamızı gerçekleştirdik. Her gurubu da kendi içerisinde 3-6 ve 12 saat olmak üzere 3’er gruplara ayırdık. Manyetik alana maruz bıraktığımız kültürleri 12 gün boyunca kontrolünü yaptık. Ve çalışmamızın sonucunda, yeni oluşan kromozomlarda bozulmalar tespit ettik.”
    Manyetik alanların özellikle telefonlarda daha yaygın ve sürekli maruz kalma olasılığımızın yüksek olduğunu belirten Demirhan, ilk aramada telefonda çok yüklü manyetik alan olduğuna dikkati çekerek, telefonun ilk çaldığında açılmaması gerektiğini sözlerine ekledi.

    SAR NEDİR, DEĞERİ KAÇ OLMALIDIR
    Kısaca, ortama yayılan elektromanyetik dalgaların vücutça emilme hızı olarak tanımlanabilecek olan SAR, cep telefonları ile beraber hayatımızın içine girmiş olan bir kavram. Watt/kg olarak hesaplanan bu SAR değeri sınırları ülkemizin de tabi olduğu AB Konseyi tarafından 2 W/kg, ABD tarafından ise 1,6 W/kg olarak belirlenmiştir. Bu limitler yasal olarak belirlenmiş olan limitler olsa da uzmanlar meslekleri gereği elektromanyetik dalgalara maruz kalanlar için 0,4 W/kg, genel halk için ise 0, 08 W/kg üzeri değerleri tehlikeli buluyorlar.

  • Manipülasyon tedavisi ile fıtıklardan kurtulun

    Manipülasyon tedavisi ile fıtıklardan kurtulun

    Grafik tasarımcısı olarak sürekli masabaşında iş gören Fatih Ceylan, boynu ve belinde oluşan fıtıklardan manipülasyon tedavisi sayesinde kurtuldu.

    Uzun süre fizik tedavi görmesine rağmen boynunda ve belinde oluşan fıtıklarından kurtulamayan Fatih Ceylan, manipülasyonla hayatın tadına vardı. Baş dönmesi ile başladığı ağrılarının giderek arttığını ifade eden Ceylan, “Baş dönmesinden sonra yürümemde ve tansiyonumda dengesizlikler başladı. Gitmediğim doktor hastane kalmadı. Fizik tedavi ve elektrot uygulamaları yapıldı. Ama hiç bir faydasını görmedim. Son olarak ameliyat dediler.

    Ameliyattan korktuğum için araştırmalarım sonucun da Ali Şahabettinoğlu’nu buldum. Şuanda 10 sean uygulandı. Hayatımdaki değişikliği fark ettim. İstediğim gibi hareket ediyorum. Nefes aldığımı fark ettim. Çok büyük sıkıntılar yaşadıktan sonra bu şekilde hayatımı sürdürmek aklımın ucunda dahi geçmiyordu. Buraya geldiğim için mutluyum. Teknoloji ile iç içe yaşıyoruz. Bilgisayar ve cep telefonlarına bakarken boynumuz hep aşağı doğru kalıyor. Bu yüzden herkesin bu hastalığa yakalanma durumu var. Ameliyat olacak olanlara ameliyat öncesinde manuel terapiyi tavsiye ediyorum” dedi.

    Ceylan’ın boyun ve bel ağrılarından dolayı hareket etmekte güçlük çektiğini ifade eden Uzman Doktor Şahabettinoğlu, “Çeşitli tedavilere rağmen bu şikayetlerden bir türlü kurtulmamıştı. Yaptığımız muayene ve MR tetiklerinden sonra boynunda düzleşme ve fıtık olduğunu tespit ettik. Haftada iki seansla toplamda on seans uyguladığımız manipülasyon tedavisi sonucunda ağrılarından tümüyle kurtuldu. Tedavi sonucunda hastamızın boyun ve bel şikayetlerinin hepsi geçmiş durumda” diye konuştu.

    KÜÇÜK EGZERSİZLERLE FITIKTAN KURTULUN
    Boyun düzleşmesinin özellikle bilgisayar keşfedildikten sonra ortaya çıktığını belirten Şahabettinoğlu, “Daha önceleri sadece uzun süreli aşağı bakılan mesleklerde, yani seramik sanatçılarında, müzik aletlerini uzun süre çalanlarda ve uzun müddet yazı yazanlarda oluyordu. Ama artık boyun düzleşmesi uzun süre bilgisayara bakan veya telefonu ile uzun süre meşgul olan kişilerde de ortaya çıkmaya başladı. Bundan kurtulmanın küçük ama etkili yolları var. Uzun süre masabaşında iş yapanların 30 dakikada bir arkaya yaslanarak 5 dakika dinlenmesi gerekiyor. Ayrıca kültür fizik hareketlerinden aşağı yukarı sağa sola boyunlarını hareket ettirerek fıtık olmanın önüne geçilebilir” dedi.

    BAŞARI ORANI YÜZDE 98
    Manipülasyonun etkili bir tedavi yöntemi olduğunu kaydeden Uzman Doktor Şahabettinoğlu, belden bacağa yayılan ağrının bel fıtığına, boyundan kola, ele vuran ağrının ise boyun fıtığına sebebiyet verebileceğini belirtti. Gülener gibi 12 fıtığı olan birine ilk defa rastladığını ifade eden Şahabettinoğlu,

    “İyi bir muayene ve MR tetkikleri neticesinde tedaviyi uygulamaya başladık. 6 seans sonunda ise bütün fıtıklarından kurtuldu. Manipülasyon tedavisi ellerle rahatsızlığın olduğu bölgeye birtakım germe ve bastırma tedavisi uygulanarak yapılıyor. Türkiye’de az sayıda uzman doktor bu tedaviyi uyguluyor. Bunlar hastanın ve hastalığın durumuna göre seanslara bölünüyor. Bel ve boyun fıtığında tedavinin başarı oranı yüzde 98’dir. Bu tedavide ilaç kullanılmadığı için hiçbir yan etkisi de yoktur” diye konuştu.

  • Bunları yapmadan hamile kalmayın

    Bunları yapmadan hamile kalmayın

    Pek çok kadının vazgeçilmez isteğidir anne olmak. Minik yavrusunu sağlıkla kucağına almak. Peki üzerine titreyeceğiniz, hayatınızdaki bu en değerli varlık için hamile kalmadan önce almanız gereken tedbirler olduğunu biliyor muydunuz?

    JİNEKOLOJİK MUAYENE
    Artık anne olmak istiyorsunuz. Buna kendinizi hazır hissediyorsunuz. O halde vücudunuzu da hazırlamanız gerekiyor. Hamile kalmadan önce mutlaka bir jinekoloji uzmanına giderek, olağan bir jinekolojik muayeneden geçilmeli. Böylece hamileliğe engel olan bir durumun tespitinin yanı sıra, hamilelik sırasında tehlike yaratabilecek durumlar da ortaya çıkarılabilir.

    Jinekoloji bölümümüz için tıklayın!

    SİGARAYA SON
    Artık zararını bilmeyen yok. Ölümcül hastalıklara zemin hazırladığı sayısız araştırma ile kanıtlanan sigaranın, bebeğinizi de fazlasıyla tehdit edeceğini bilin. Sigara kullanıyorsanız mutlaka bırakın. Alkol almayın ve herhangi bir madde bağımlılığınız varsa mutlaka bağımlılık tedavisi alın.

    İLAÇLARINIZI DANIŞIN
    Herhangi bir nedenle kullandığınız ilaçlarınız olabilir. Bazı ilaçlar hamilelikte bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle hamile kalmaya karar verdiğinizde bu ilaçlarınızı hem ilacı veren branş hekimine hem de jinekoloğunuza danışmanız gerekiyor. İlaçlarınızın hamilelikte kullanım güvenliği hakkında bilgi alın.

    EVCİL HAYVAN MUAYENESİ
    Evinde evcil hayvan besleyenlerin sadece kendilerinin muayeneden geçmesi yeterli değil. Bu sevimli dostlarımızın aşılarının tam olduğundan emin olmak gerekiyor. Ayrıca hayvanlardan geçebilecek hastalıklar yönünden de gerekli testler için doktorunuza görünmelisiniz.

    İŞYERİNİZİ GÖZDEN GEÇİRİN
    İşyerinizde çalışma şartları, sağlıklı bir hamilelik ve sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilmek için zannettiğimizden daha fazla önem taşıyor. Bu nedenle işyerinizde çalışma şartlarınızı mutlaka gözden geçirmeniz gerekiyor. Bazı iş kollarında radyasyona veya kimyasallara maruz kalınabiliyor. Bununla ilgili mutlaka doktorunuzdan danışmanlık isteyin.

    FOLİK ASİT TAKVİYESİ
    Hamile kalmayı planladığınız zamandan en az 3 ay önce doktorunuza danışarak günlük folik asit takviyesine başlamanız gerekiyor. Yapılan araştırmalar hamilelikte yeterli miktarda folik asit alımının, bebekte merkezi sinir sistemi anomalilerinin (sakatlıklar) görülme olasılığını önemli ölçüde azalttığını gösteriyor.

    Bebeğin hücre ve sinir sistemi gelişimi için önemli olan bu vitamin, vücutta depolanmıyor. Bu nedenle her gün alınması gerekiyor.

    Hamilelikte kullanılan ilaçlar ve vitaminler için tıklayın!

    FAZLA KİLOLARINIZI VERİN
    Fazla kilolar çeşitli hastalıklara davetiye çıkarıyor. Eğer aşırı kiloluysanız, hamilelik öncesi fazla kilolarınızdan diyetisyen eşliğinde egzersiz ile kurtulmanız gerekiyor. Aksi halde, hamilelikte kilonuza bağlı riskler artıyor.

    Unutmayın bilinçli ve sağlıklı bir şekilde kilo vermek son derece önemli. Aksi halde kulaktan dolma bilgilerle ani kilo vermeye çalışmak hem sizin hem bebeğinizin sağlığını büyük ölçüde riske atacaktır.

    DOĞAL BESİNLERE YÖNELİN
    Sağlıklı bir yaşam için sağlıklı beslenme şüphesiz çok önemli ama hamilelikte hem kendiniz hem de bebeğiniz için daha da büyük önem taşıyor. Acıbadem Levent Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Nur Beştay, “Yiyip içtiklerinizin doğal besinler olmasına dikkat edin” diyor. Fast-food tarzı beslenmeden, hazır gıdalardan, gazlı ve kolalı içeceklerden, sağlıksız atıştırmalardan uzak durun. Günde 2 litre su içmeyi alışkanlık haline getirin.

    CEP TELEFONUYLA FAZLA KONUŞMAYIN
    Hamilelik şüpheniz varsa, radyasyon ve X ray tarama cihazları bulunan ortamlardan mutlaka uzak durun. Cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik dalgaların anne karnındaki bebekler ve doğum sonrası çocuklar üzerindeki sağlığa etkileri ile ilgili çalışmalar devam ediyor.

    Uzun süreli cep telefonu konuşmalarının, bel hizasında ya da karna yapışık şekilde yapılması durumunda artabilen elektromanyetik alandan anne karnındaki bebeğin olumsuz etkilenmesinin söz konusu olabileceğini unutmayın.

    DANIŞMANLIK HİZMETİ
    Daha önce geçirilmiş jinekolojik cerrahi, tekrarlayan gebelik kaybı veya özürlü çocuk sahibi olma gibi durumlarınız varsa, danışmanlık hizmeti almanız büyük önem taşıyor. Gebelik öncesi yapılması gereken kan tahlilleriniz için doktorunuza başvurun. Kan uyuşmazlığınız var mı, aşılarınız tam mı, gebelikte bebeği etkileyebilecek bulaşıcı hastalığınız var mı bunların incelenmesi son derece önemli. Ruhsal açıdan sıkıntılı bir süreçten geçiyor, stresi yönetmeyi başaramıyor veya en küçük sorunları bile büyük dert haline getiriyorsanız psikolojik danışmanlık almanız da çok önemli.

    Doğum Uzmanı Dr. Nur Beştay

    Hamilelere 13 Uzman Önerisi için tıklayın!

  • MP3 çalarlar işitme sorunlarını artırıyor

    MP3 çalarlar işitme sorunlarını artırıyor

    MP3 çalar ve benzeri cihazlar işitme sorunlarını artırırken, cep telefonlarının ses düzeyindeki yükseklik çeşitli işitme problemlerine neden olabiliyor.

    Cihaz kullanım bilincinin artırılması işitme problemine karşı alınabilecek en büyük önlemlerden biri…

    Dünya geneline bakıldığında Danimarka’da 45 kişiden, Almanya’da 80, Brezilya’da 650, Türkiye’de ise 750 kişiden biri işitme cihazı kullanıyor. Özellikle mp3 çalar gibi cihazlar işitme sorunlarını artırırken, cep telefonlarının ses düzeyindeki yükseklik çeşitli işitme problemlerine neden olabiliyor.

    İşitme cihazı üreticisi Phonak’ın Türkiye Ülke Müdürü Mehmet Yıldırım’ın verdiği bilgilere göre; “Dünyada 1 milyar kişi işitme probleminden muzdarip. Nüfusa göre dağılıma bakıldığında Danimarka, işitme cihazı kullanımında en yüksek orana sahip ülke. Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, Türkiye’nin daha genç nüfusa sahip olması, işitme rahatsızlığında doktora gitme oranındaki düşüklük ve ekonomik etkenler, kullanımdaki azlığın nedenlerinden birkaçı.”

    Dünyadaki işitme cihazı kullanımına bakıldığında ülkelerin zenginlik oranına göre kullanımda artış gözleniyor. Özellikle yaşlı nüfusun artışı ve devletin cihaz için ödediği ücret de bu artışlarda etkili olabiliyor.

    Dünya geneline bakıldığında Danimarka’da 45 kişiden, Almanya’da 80, Brezilya’da 650, Türkiye’de ise 750 kişiden biri işitme cihazı kullanıyorken, Kuzey Avrupa ülkelerinde sağlığa verilen önem ve bu konudaki bilincin oldukça yüksek oluşu işitme cihazı kullanımında da etkili oluyor. Diğer ülkelere oranla da işitme cihazlarının daha güçlü bir bilinç ve özenle kullanılması da dikkat çeken yönlerden bir diğeri.

    İstatistiklere bakıldığında, işitme kaybı olan kişi sayısı ile işitme merkezine giden kişi sayısı arasında farklar var.

    İnsanların bir kısmı işitme merkezine gitmiyor. İşitme cihazı, doktorların ve medikal dünyanın en az tanıdığı bölüm. İnsanlar, nereye gideceğini bilmiyor. İşitme cihazı kullanımı konusunda bilincin artırılması için sektördeki şirketlerin birlikte harekete geçmesi gerekir.

    Türkiye’de işitme problemi görülen kişilerde cihaz kullanma oranı düşük. Türkiye’de 12 milyon civarında kişi işitme sorunu yaşıyor. Bunların yaklaşık 3 milyonunun cihaz takması gerekiyor.

  • Cep telefonunun kulağa zararı

    Cep telefonunun kulağa zararı

    Kulağımız, meğer biri bizi andığı için değil de; uykusuzluk, sinirlilik, huzursuzluk ve bazı klinik depresyonlar nedeniyle çınlıyormuş.

    Aslında toplumun yüzde 10-15’inin kulağının çınladığını söyleyen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. M. Engin Çakmakçı “Her gün 10 dakika ve daha fazla cep telefonuyla konuşanlarda kronik kulak çınlaması artıyor” dedi.

    İşte kulak çınlamasından korunmanın yolları:

    Gürültüden uzak durun.
    Çınlamaya yol açabilecek ilaçları, eğer çok gerekli değilse kullanmayın.
    Hipertansiyon ve diyabet tedavi edilmeli.
    Fazla tuzlu yiyeceklerden uzak durulmalı ve kan basıncı düzenli şekilde kontrol ettirilmeli.
    Daha hareketli bir yaşam tarzı benimsenmeli.

    K.B.B. – Kulak-Burun-Boğaz için tıklayın !

  • Cep Telefonu Spermin Düşmanı mı?

    Cep Telefonu Spermin Düşmanı mı?

    Cep Telefonu Spermin Düşmanı mı?

    Uzun süreli cep telefonu kullanımı sperm sayısı, hareketliliği, canlılığı, morfolojisini bozar mı? Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Bora Cengiz  “Dünya Sağlık Örgütü’nün verileri özellikle cep telefonlarının spermin taşıdığı DNA üzerine olumsuz etki göstererek erkek kısırlığını tetiklediği yönünde.” dedi.

    Yapılan çalışmalar son 50 yıl içinde muhtemel çevresel faktörlere bağlı olarak sperm sayı ve kalitesinde belirgin azalma olduğunu göstermektedir. Buradan anlaşılan şudur ki; kısa bir süre sonra erkek kısırlığı çok daha yaygın bir hale gelecektir. Bahçeci Sağlık Grubu Fulya Tüp Bebek Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Bora Cengiz ‘cep telefonu spermin düşmanı mı?’ sorusunu cevaplandırdı. “Sperm sayısındaki azalma ülke, bölge ve ırklara göre farklıdır. Bu değişikliklerin başlıca nedenleri arasında su, süt ve et kökenli östrojen (kadınlık hormonu) gelmektedir. Erkek çocuk bekleyen anne adayının gebelikte kırmızı et tüketmesi de çocuk üreme çağına geldiğinde sperm sayısında azalma ile ilişkilidir. Organik tarımla uğraşan çiftçilerin sperm sayılarının basım, elektrik veya metal sektöründe çalışanlara göre daha yüksek olması da sperm üretiminde çevresel faktörlerin muhtemel etkisini göstermektedir.

    Spermin Kalitesini Etkileyen Çevresel Faktörler…

    *Fitalatlar (phthalate): Özellikle plastik malzemelerde esneklik, şeffaflık ve raf ömrünü uzatmak için kullanılmaktadır

    *Hava kirliliği

    *İçme suyu kirliliği

    *Böcek ve kontrolsüz tarım ilacı kullanımı

    *Sigara

    *Yüksek frekanslı elektromanyetik radyasyon (cep telefonu kaynaklı)

    ‘Cep Telefonu Spermin Düşmanı Mı?’

    Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünyada 4.8 milyar cep telefonu kullanıcısı var. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı cep telefonlarınca üretilen elektromanyetik dalgaları insanlarda muhtemel karsinojen olarak sınıflandırmaktadır. Cep telefonu kullanımının uzun süreli potansiyel etkileri ile ilgili çalışmalar devam etmektedir.

    Elektromanyetik Dalgalar Korunun!

    Elektromanyetik dalgaların insan sağlığına olumsuz etkide bulunmasının mekanizması henüz bilinmiyor. Cep telefonu üreticileri tarafından kullanıcılara ürünlerinin güvenilir olduğuna dair güvence verilse de cep telefonlarını biyolojik sistemler üzerine olumsuz etkisi olduğunu gösteren insan ve hayvan deneyleri bulunmaktadır.

    Cep Telefonun Olumsuz Etkileri

    Aşırı cep telefonu kullanımı yorgunluk, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, lokal iritasyon ve yanma hissine sebep olur. Hipertansiyon, nabız artışı, bilişsel fonksiyonlarda değişiklik, uyku bozuklukları, bazı beyin tümörlerinin oluşumunda etkisi olduğu da bilinmektedir.

    Erkek İnfertilitesi ve Cep Telefonu Kullanımı

    Sperm üretiminin daha sağlıklı olabilmesi için testisler (erkek yumurtalıkları)  vücudun dışında ve yaklaşık vücut ısısından 2 derece daha düşük bir ısıdalar. Yüksek yoğunluklu radyofrekans dalgaları lokal ısı artışına yol açarak sperm üretimini olumsuz etkiliyor olabilir. Ancak mevcut cep telefonlarının böyle termal bir etkiye yol açmadığı bilinmekte. Bu nedenle elektromanyetik dalgaların farklı “metabolik” yollarla olumsuz etkiye yol açtığı ileri sürülmektedir. Sperm hareketliliği için gereken enerji üretiminden sorumlu süreçlerin engellenmesi düşünülen mekanizmalardan biridir. Yine cep telefonları spermin taşıdığı DNA üzerine olumsuz etki göstererek erkek kısırlığına yol açabilir. Ancak bu mekanizmaları destekleyen ya da karşısında olan birçok çalışma var. Mekanizmalar net olarak bilinmemekle birlikte cep telefonu kullanımının sperm parametreleri üzerindeki olumsuz etkileri bilinmektedir.

    Normal sperm sayımı olan erkelerin günde 6 saat cep telefonu kullanımı ile ileri hareketli (hızlı) sperm sayılarının düştüğü, özellikle cep telefonlarını pantolonlarının arka cebinde veya kemerlerinde taşıyan erkeklerde sperm hareketliliğinin, bu şekilde taşımayanlara göre düşük olduğu bilinmektedir.

    Cep telefonlarının meni örneği üzerine etkileri benzer sonuçları göstermektedir. Sperm sayısı değişmemekle birlikte; EMF sperm hareketliliğini ve canlılığını azaltmaktadır.

    Uzun süreli cep telefonu kullanımı sperm sayısı, hareketliliği, canlılığı ve morfolojisini de olumsuz olarak etkilemektedir.

    Sonuç olarak cep telefonu kullanımının insan sağlığı üzerine bazı olumsuz etkileri olabileceği düşünülmektedir. Yapılan çalışmalar halen elektromanyetik dalgaların insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisini ispatlayacak güçte değildir. Ancak bu durum, cep telefonlarının insan sağlığı ve üreme sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri olabileceği gerçeğini değiştirmemektedir. Konu üzerinde yapılan uzun soluklu çalışmaların sonuçları ve bu sonuçlar üzerine Dünya Sağlık Örgütü’nün resmi raporunu merakla bekliyor olacağız.