Etiket: buğday

  • Ekmek kilo aldırmaz…

    Ekmek kilo aldırmaz…

    Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar, ekmeksiz diyet gibi yanlış bir algı oluştuğunu, bu diyetin çok sağlıksız olduğunu, ekmeğin kilo aldırmadığını aksine kilo verdirdiğini söyledi.

    Kanar, yaptığı açıklamada, ekmeğin sofralarımızın vazgeçilmez gıdası olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Ekmek gerek bedenimizi gerek ruhumuzu besleyen, zengin kişiliği ile beslenmemizin baş tacı olmayı hak eden bir gıda. Son yıllarda ne yazık ki ekmeğin günlük beslenme planından çıkarılarak rahatlıkla zayıflanabileceği yönünde popüler diyet kültürünün oluşturduğu ciddi bir yanılgı var. Evet, yapılan öneri çok basit, ekmeği hayatınızdan çıkarın ve zayıflayın. Peki, ekmeği hayatınızdan çıkardığınız beslenme programında sağlığınızla ilgili karşılaşabileceğimiz sonuçları hiç düşündünüz mü?”

    Kanar, bu diyetlerle verilen kiloların fazlasıyla geri alındığına dikkat çekerek şunları kaydetti: “Ekmek yemeden kilo verme söz konusu olduğunda ne yazık ki işin sağlık boyutundan hiç bahsedilmiyor. Bu kadar pervasızca yapılan bir öneri bireylerde kalp damar rahatsızlıklarında, böbrek hastalıklarında, yeme ve davranış bozukluklarında, diyabet hastalığında, karaciğer hastalığında ve daha birçok sağlık probleminde artışa neden olabiliyor. Sağlıkla ve kalıcı bir şekilde zayıflamak istiyorsanız ekmeksiz diyet olmaz.”

    Sağlık kaynağı tam tahıllı ekmekleri yemek için çok neden olduğunu hatırlatan Kanar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekmeğinizi tam buğday, çavdar, çok tahıllı veya yulaflı tercih etmeniz sayacağım tüm bu faydalardan yararlanmanızı sağlayacak. Ekmek tok tutar, iştah kontrolünü sağlar. Acıkma sıklığınızı dengeler, tokluk hissi sağlar ve kan şekerinizi dengeler. Ekmek yiyerek tatlı ihtiyacınızı kontrol altına almış olursunuz. Tam tahıllı ekmek içeren diyetin diyet lif oranı yüksek olduğu için acıkmayı geciktirir, uzun süre tok kalmanızı sağlar”

    Ekmeğin bilinenin aksine kilo aldırmadığını kilo verdirdiğine işaret eden Kanar, şöyle konuştu: “Tam tahıllı ekmekler yağ oranınızı düşürerek kilo kontrolüne yardımcı olur ve metabolizma hızınızın yavaşlamasını engeller. Yani bu ekmekler şişmanlatmaz aksine zayıflamaya yardımcıdır. Diyetinizde tam tahıllı ekmek tüketmek geri dönüşümsüz kilo vermenizi sağlar. Düzenli tam buğday, çok tahıllı, yulaf ve çavdar ekmekleri tüketimi karın çevresi yağlanmasını azaltır. Kalorisi düşük bir besin olan ekmek çok kısa sürede enerji metabolizmasına katılıp enerjiye çevrilir.”

    Ekmeğin, kilo kaybederken cilt elastikiyetini koruduğunu aktaran Kanar, şunları söyledi: “Tam tahıllı, tam buğday ve çavdar ekmeklerinin glisemik indeksi düşük ve diyet lifi yüksek olduğundan zayıflama diyetlerinde mutlaka bulunmalı. Ayrıca, ekmek kilo kaybederken cilt elastikiyetinizi korumaya yardımcı olur”

    Kanar, “Öğününüze ekmekle başlayıp formda kalın” tavsiyesinde bulunarak sözlerini şöyle tamamladı: “Karbonhidrat kaynağı bir besin olan ekmeğin sindirimi ağızda başlar ve çok daha kısa sürede beyne tokluk sinyalleri iletir. Öğününüze 1 parça ekmeği çiğneyerek başlayın. Böylece daha kontrollü bir öğün geçirir ve tokluk hissedersiniz.”

  • Buğday çimi faydaları

    Buğday çimi faydaları

    Alternatif tıp tedavi yöntemlerini kabul eden çoğu doktorun ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi yönünde. Pakistan’daki Hunzakut Prensliği’nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar. Türkiye’de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.

    Buğday çiminin faydaları

    1. Buğday çimi suyu %70 klorofil içerir.
    2. İsviçre’deki ünlü Bircher-Benner Clinic’in kurucusu, “müsli”yi icat eden, araştırmacı bilimadamı Dr. Max Bircher, klorofili “Konsantre Güneş Gücü” olarak isimlendirmiştir.
    3. Klorofil hücre ve dokulara nüfuz ederek onları temizler, canlandırır ve yeniden yapılanmalarına destek olur.
    4. Klorofil vücuttaki ilaç artıklarını ve kimyasalları temizler.
    5. Klorofil karaciğeri temizler.
    6. Buğday çimi, havuç suyu ve diğer meyve ve sebzelerle karşılaştırıldığında MUHTEŞEM bir toksin attırıcıdır. Dr. Earp Thomas yaklaşık 6,8 kg buğday çiminin toksin attırıcı etkisinin yaklaşık 158,8 kg havuç, marul, kereviz vb. sebzeye eşit güçte olduğunu belirtmektedir.
    7. Buğday çimi suyu akciğerlerde asidik gazları solumak nedeniyle oluşan yaraları iyileştirebilir. Klorofille artan hemoglobin üretimi sonucu hücrelere kanla daha fazla oksijen taşınabildiği için vücuttaki karbonmonoksidin vücuda zararlı etkileri minimize edilir.
    8. Dr. Max Bircher’e göre “Klorofil; kalp ve damar sistemini güçlendirir, bağırsakları, rahmi ve akciğerleri olumlu etkiler… Bu nedenle de, canlandırıcı etkileri dikkate alındığında, başka hiçbir gıda ile karşılaştırılamayacak kadar güçlü bir toniktir.”
    9. Dr. Ann Wigmore buğday çimini 30 yıl boyunca hastalarının kronik rahatsızlıklarının tedavisine destek amaçlı besin olarak kullanmıştır.
    10. Klorofil kan şekeri problemlerinin tedavisinde etkilidir.
    11. Klorofil ışığın oluşturduğu ilk üründür ve herhangi bir elementin içerdiğinden daha fazla ışık enerjisi içerir.
    12. Dr. Bircher’e göre, doğa klorofili (buğday çimini) vücudu temizleyen, zehirli maddelerin nötralize edilmesini -zararsız hale getirilmesini sağlayan- ve canlandırarak yeniden yapılanmasına -yenilenmesine- destek olan bir madde olarak kullanmaktadır.
    13. 1940 yılında Dr.Benjamin Cruskin American Journal of Surgery’de klorofili;
    • Bakteri enfeksiyonlarının giderilmesi
    • Yaraların iyileşmesi
    • Cilt naklinde doku adaptasyonunun hızlandırılması
    • Kronik sinüzit tedavisi
    • Kronik iç kulak iltihaplanma ve/veya yangı tedavisi
    • Varis damarlarının tedavisi
    • Bacak ülserlerinin tedavisi
    • İtihaplı isilik tedavisi
    • Kabuklu cilt kabarıklıklarının tedavisi
    • Rektum (anal) yaraların tedavisi
    • Rahim boynu yangılarının tedavisi,
    • Vajinal parazit enfeksiyonlarının tedavisi
    • Tifo, karahumma ateşini düşürme
    • Kötü kokuların giderilmesi ve
    • İrin akma durumlarının birçoğunun tedavisi için önermiştir.
    14. Bilimsel çalışmalar klorofilin, zararlı bakterilerin büyüme ve yayılımını engellediğini ispatlamıştır.
    15. Klorofil aynı zamanda antibakteriyel olduğu için gerektiğinde vücudun hem içten hem de dıştan tedavisine/iyileşmesine ve sağlıklı kalmasına destek olur.
    16. Klorofil pek çok bitkiden elde edilebilir, ancak buğday çimi en çok tavsiye edilen gıdadır, çünkü insanın ihtiyacı olan 100 den fazla besin içerir. Eğer organik toprakta yetiştirilirse toprakta var olan 102 mineralden 92’sini emerek kendi bünyesine alır.
    17. Buğday çimi klorofil içeren tüm yeşil bitkiler gibi yüksek miktarda oksijen içerir. Beyin ve tüm vücut dokularının işlevlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri bol oksijenli bir ortamda mümkündür.
    18. Buğday çimi suyu aknelerin iyileşmesini sağlar ve hatta 7-8 ay düzenli tüketim sonrasında yara izlerinin kaybolmasına bile destek olur. Tabii bunun için aynı zamanda sağlık beslenme de şarttır.
    19. Klorofil tüm bitkilerin hayatı için temel olan maddedir.
    20. Tanınmış Beslenme Uzmanı Dr. Bernard Jensen vücudun buğday çimi suyunu sadece birkaç dakika içinde ve oldukça düşük miktarda enerji harcayarak sindirebildiğini belirtmektedir.
    21. Buğday çimindeki klorofil kan akışını yeniden düzenler. Değişik hayvanlarla yapılan testler klorofilin hiçbir toksik yan etkisi olmadığını ispatlamıştır. Kandaki kırmızı hücrelerin sayısı 4-5 günlük klorofil tüketiminden sonra normal seviyelerine yükselir ki bu ileri düzeyde anemi hastası veya kan sayımı düşük olan hayvanlarda yapılan testlerle de ispatlanmıştır.
    22. Doğurganlığı düşük inek ve boğalara sahip olan Amerikalı çiftçiler hayvanların doğurganlığını artırmak amacıyla hayvanları buğday çimi ile beslerler, çünkü klorofilin içerdiği yüksek miktardaki magnezyum seks hormonlarını onaran enzimleri yapılandırır.
    23. Buğday çimi “çim suyu faktörü” içerir ki bu madde otobur hayvanların hayatını sürdürebilmesi açısından gereken önemli maddelerden biridir.
    24. Buğday çimi suyu vücudu temizleyen bir deterjan gibi hareket eder ve deodorant olarak da kullanılır, en önemlisi arkasında zararlı kalıntı bırakmaz.
    25. Ham -işlenmemiş- saf klorofil içeren buğday çimi suyu, hiçbir toksik yan etkisi olmaksızın vücuttaki toksinlerin atımı açısından da çok faydalıdır.
    26. Günlük beslenmeye ilave edilen küçük bir miktar çim suyu diş çürümelerini önler.
    27. Ağızda 5 dakika tutulan buğday çimi suyu diş ağrılarını hafifletir ve diş etlerindeki zehirli maddelerin atılmasını sağlar.
    28. Buğday çimi ile gargara yapmak iltihaplı boğaz ağrılarını hafifletir, iyileşmeyi hızlandırır.
    29. Ağız apselerinde -iltihaplı durumlarda- buğday çimi suyuna batırılmış buğday çimi posasını iltihaplı bölgeye koyun veya buğday çimi çiğneyin. Posayı bir süre sonra tükürerek atın.
    30. Buğday çimi suyu zengin bir enzim deposudur.
    31. Buğday çimi suyu kabızlık tedavisinde ve bağırsakların açık tutulmasında çok etkilidir.
    32. Sedef ve egzema gibi cilt hastalıkları için düzenli buğday çimi suyu için.
    33. Düzenli buğday çimi suyu içmek saçların beyazlamasını önler.
    34. Buğday çimi suyu her tür kan probleminin -rahatsızlığının- tedavisinde faydalıdır.
    35. Buğday çimi suyu mükemmel bir cilt temzileyicidir ve cilt tarafından besin olarak emilebilir. Yeşil buğday çimi suyunu ılık suyla dolu küvete dökün ve 15-20 dakika küvette yatın, sonrasında soğuk suyla duş alarak durulanın -sabun kullanmayın-.
    36. Buğday çimi suyu hazmı kolaylaştırır.
    37. Buğday çimi suyu kolon duvarlarının temizlenmesi ve tedavisi için çok etkilidir.
    38. Klorofil vücuttaki toksinleri nötralize eder “zararsız” hale getirir.
    39. Buğday çimi suyu kılcal damarları güçlendirdiği için yüksek tansiyonu düşürücü etkiye sahiptir.
    40. Buğday çimi suyu kurşun gibi ağır metallerin vücuttan atılımını kolaylaştırır.

  • Aşure tarifi

    Aşure tarifi

    Aşure Malzemeleri
    – 2 su bardağı Buğday
    – 1 su bardağı Nohut
    – 1 su bardağı Kurufasulye
    – 1 su bardağı kuru Üzüm
    – 1 su bardağı İncir
    – 1 su bardağı kuru Kayısı
    – 1/2 su bardağı fıstık
    – 4 su bardağı Şeker
    – 1 yemek kaşığı karanfil
    – 10 – 15 su bardağı Su

    Süsleme için:
    – 1 su bardağı kuş üzümü
    – Çekilmiş ceviz içi, Antep fıstığı
    – Tarçın, nar taneleri

    Yemeğin Tarifi
    Buğday, fasulye, nohut ve üzümü yıkayıp ayrı kaplarda bir gece önceden ıslatın. Ertesi gün buğdayı süzüp büyük bir çelik tencereye alın. 15 su bardağı su ekleyip kaynatın. Üzerinde biriken köpüğü bir kevgirle alıp tencerenin kapağını kapatın ve 30 dakika kaynatın. Fasulye ve nohutu süzüp ayrı kaplarda haşlayın.

    Buğday taneleri iyice yumuşayıncaya kadar yaklaşık 4. 5 saat kısık ateşte arasıra karıştırarak pişirin. Buğdayın suyu un çorbası kıvamına gelmek üzereyken nohut ve kuru fasulyeyi ekleyin. İyice kaynatın. Ardından sırasıyla fıstık, kuru üzüm, karanfil ve dörde bölünmüş kuru kayısıyı ilave edip karıştırın. Birkaç taşım kaynatın. Son olarak şekeri ekleyip 5-10 dakika kaynattıktan sonra incirleri katın ve bir taşım kaynatıp, ateşten alın.

    Aşure piştikten sonra sıcakken kaselere boşaltın. Soğuyunca üzerini ceviz içi, Antep fıstığı, kuş üzümü, tarçın ve nar taneleri ile süsleyerek servis yapın. İsteğe bağlı olarak gülsuyu da serpebilirsiniz.

    Aşure tarifi
    Aşure tarifi

     

     

    Aşure nasıl yapılır?
    Aşure nasıl servis edilir?
    Lezzetli aşure yapmanın püf noktaları nelerdir?

  • Aşure Tarifi

    Aşure Tarifi

    Aşure malzemeleri

    Malzemeler
    500 gr buğday
    250 gr nohut
    250 gr kuru fasulye
    1/2 su bardağı pirinç
    3 yemek kaşığı bulgur
    750 gr şeker (zevkinize gore daha az veya daha cok koyabilirsiniz)
    150 gr yer fıstığı
    15-20 adet kuru kayısı
    150 gr kuru üzüm
    10-15 adet kuru incir
    bir avuç portakal şekerlemesi veya 1 ufak portakalın kabukları
    bir fiske tuz
    1 parça çubuk tarçın
    15-20 tane karanfil

    Süslemek için:
    Ceviz, nar taneleri, tarçın, fındık…

    Aşure tarifi

    1 gece önceden :
    Buğdayı bir tenecereye alarak üzerini 3 parmak geçecek şekilde su koyup bir taşım kaynatıp oacaktan alalım. Tencerenin kapağını kapatarak iyice şişmesi için bir gece bekletelim. Nohut ve fasulyeyi de ayrı ayrı tencerelerde yumuşayana kadar kadar haşlayalım. Kuru malzemeler daha sonra tekrar birleştirip kayanatılacağı için biraz diri kalmalarında fayda var. Eğer isterseniz nohutların kabuklarını haşlandıktan sonra soyabilirsiniz.

    Aşure pişirirken :
    Kuru incir, kayısı ve üzümü ayrı kaplarda ıslatalım ve en az bir saat bekletelim. Daha sonra kayısı ve inciri küp şeklinde doğrayalım. Pirinç ve bulguru yıkayıp suyunu süzdürelim.

    Haşladığımız buğdayı büyükçe bir tenceyle ocağa alarak üzerini 3 parmak geçecek kadar sıcak su ekleyelim. Kaynamaya başlayınca tencereye sırasıyla nohut, fasulye, pirinç ve bulguru ekleyelim. En az 20-25 dakika kısık ateşte kaynatalım. Eğer kıvamı size koyu geliyorsa biraz daha kaynar su ilave edebilirsiniz. Tencerenin dibinin tutmaması için arada bir karıştıralım.

    Malzemelerin iyice piştiğine emin olunca şekerin yarısından fazlasını tencere ilave edelim.
    Tadına bakıp kalan şekeri öyle ekleyelim. Şeker miktarı zevke göre değişebiliyor. O sebeple tadına bakmadan hepsini koymayın. Sonra kuru kayısı, incir ve üzümü de tencereye ekleyelim. Portakal şekerlemesi veya minik minik doğranmış portakal kabuklarını ve bir fiske tuzu da ekleyelim. Çubuk tarçın, karanfil ve yer fıstıklarını da kaynayan aşureye ilave edelim. Bu arada, eğer kıvamı gözünüze koyu geliyorsa tencereye biraz daha kaynar su ekleyin ve ocağın altını çok kısık ayarda tutun. Unutmayın aşure soğuyunca kıvamı daha da koyulaşıyor. Bütün malzemeleri kattıktan sonra 10-15 dakika daha aşureyi kaynatıp altını kapatalım.

    Kaplara, kaselere paylaştırarak biraz soğumasını bekleyelim. Kaselerin üzerinde sır gibi bir tabaka oluştuğunda tarçın, nar, ceviz vb zevkimize göre malzeme ile aşurelerimizi süsleyelim.
    Bu miktarlardan yaklaşık 20 – 24 kase arası aşureniz oluyor.

    Pirinçleri ve buğdayları yıkayın. Pirinçleri ve buğdayları tencereye koyun ve üzerine su ekleyin (üzerini 2-3 parmak aşacak şekilde). Bu şekilde 5 dakika karıştırarak pişirin.Üzerini sıkıca kapatıp sıcak ortamda, bir gece bekletin. Nohut ve fasulyeleri yumuşayıncaya kadar haşlayın. Pirinç ve buğdayları tencereye biraz sıcak su ekleyerek ateşe koyup kapaksız olarak kaynatın. Dibinin tutmamasına dikkat edin, devamlı karıştırın. Bir süre sonra altını kısarak, kabukları soyulmuş nohut ve fasulyeleri katın. Malzemeler kısık ateşte pişerken karıştırarak bir kilogram şekeri de ilave edin. Ateşten almaya yakın limonları rendelenip aşureye katın ve bir iki taşım daha kaynatın. Ateşten almadan önce isteğinize göre gül suyu da ekleyebilirsiniz. Soğumadan kaselere koyun. Fındığı, cevizi ve pilav fıstığını kavurarak aşurelerin üzerine serpiştirebilirsiniz.

    Rivayete göre Nuh Peygamber tufandan kurtulduktan sonra gemide kalan son malzemelerle bir çorba pişirmiş ve bu çorbaya aşure adı verilmiş. Gemidekiler aşureyi paylaşarak yemişler. Bu tarihi olayı her yıl muharrem ayının onunda hatırlamak niyetiyle aynı çorba yapılarak komşular ve dostlarla paylaşılır. İçinde tuz ve şeker gibi zıt tatları barındıran, bir anlamda birlik ve kaynaşmayı temsil eden Aşure, bu özellik ve güzelliğinden dolayı asırlar boyu varlığını sürdürmüştür.

    Evlerinizden bolluk ve bereket hiç eksilmesin, sevgilerimle…

    Aşure yapmayı öğrenin. Ana malzemeler neler? Tercihe bağlı malzemeler neler? Ne tür bir pirinç seçmeliyiz? Ne tür bir kuru fasulye tercih etmeliyiz? Hangi baharatlar kullanılabilir? Hangi meyveler kullanılabilir? Bir gece önceden nasıl hazırlık yapılır? Bakliyatların yeterince suda kaldığını nasıl anlarız? Pişirme aşamaları nelerdir? Ateş ne kadar harlı olmalı, kaç dakika pişirmeli? Malzemeler hangi sırayla ilave edilir, şeker ne zaman katılır? Tam kıvamına geldiğini malzemelerin durumundan nasıl anlarız? Piştikten sonra da şeker ilave edilebilir mi? Aşurede en iyi kıvam nasıldır? Malzemelerin çok hamur olmaması veya çok sert kalmaması için nelere dikkat etmeliyiz? Dibinin tutmaması için pişerken başında durmalı mı? Renginin açık olması için ne yapabiliriz? Kâsede mi soğutulmalı, sonradan mı kaseye konmalı? Aşure hangi ısıda servis edilmeli? Aşure nasıl bir kapta servis edilirse daha şık olur? Aşurenin üzerine lezzet artırıcı ve süs olarak neler serpilebilir?

    2011 Yılında Aşure Günü 05 Aralık 2011 Pazartesi Günüdür,

    2012 Yılının Aşure Günü 24 Kasım Cumartesi Günü kutlanacak..