Etiket: beden

  • Kısa Sürede 1 Beden İncelten 7 Diyet Sırrı

    Kısa Sürede 1 Beden İncelten 7 Diyet Sırrı

    Kısa sürede 1 beden incelme hayali kulağa gerçekten hoş geliyor değil mi? O halde sizi 7 diyet sırrıyla baş başa bırakıyoruz hanımlar!

    1 hafta kadar kısa bir sürede 1 beden incelmek imkansız değil hanımlar! Detayları merak ediyorsanız yazımızı okumaya devam edin.

    Bahar geldi ardından da yaz geliyor. Yani daha ince kıyafetler giyme zamanı. Bu demek oluyor ki artık fazla kiloları geride bırakma vakti geldi. Nasıl mı? İşte açıklıyoruz..

    Kısa Sürede 1 Beden İncelten 7 Diyet Sırrı

    Daha az karbonhidrat ve yağsız protein

    Kısa sürede incelmek ve kilo vermek istiyorsanız yapmanız gereken şey karbonhidrat tüketiminizi azaltarak şişkinliğinizi gidermek. Yağsız protein tüketerek te enerjinizi yerinde tutmak ve aynı zamanda acıkmanızı önlemek.

    Kısa Sürede 1 Beden İncelten 7 Diyet Sırrı | 1

    Abur cubur yerine sağlıklı besinler

    Eğer öğün listenizde sağlıklı besinlerden çok abur cubura yer veriyorsanız kilo vermeyi unutun. Geçici lezzetler peşinde gittiğiniz sürece 1 haftada 1 beden incelme hayallerine kapılmayın hanımlar! Yok ben zayıflayacağım diyorsanız o halde abur cubura son verin!

    Egzersiz yapın

    Aerobik gibi egzersizler hızla yağ yakmanızı sağlar. Bu nedenle ağırlık kaldırma gibi değişik egzersizler yapmayı ihmal etmeyin. Vücudunuz kısa bir sürede fit bir görünüm kazanacak.

    Spor salonlarında bol vakit geçirin

    1 haftada 1 beden incelme gibi bir hayaliniz varsa spor salonlarında daha fazla vakit geçirip kalori yakmanız gerekir.

    Kısa Sürede 1 Beden İncelten 7 Diyet Sırrı | 2

    Kısa süreli açlık diyetleri uygulayın

    Kısa süreli açlık diyetleri uygulayarak metabolizmanızı şaşırtın. Ara ara aç kalmak kilo vermede etkili olduğu kanıtlanmış bir yöntem.

    Su tutma oranınızı azaltın

    Öncelikle yapmanız gereken şey sizi şişkin hissettiren besinlerden uzak durmak. Sonrasında ise kahve içerek yağ yakmanızı sağlayabilirsiniz.

    Kalorinizi azaltın

    Günlük alacağınız kalori miktarını en aza indirin. Böylece kilo verdiğinizi göreceksiniz. Sadece sofrada ve öğünlerde yemek yiyin, atıştırmalıklarınıza ara verin.

     

     

  • Mutlu olmayı öğrenmek mümkün mü?

    Mutlu olmayı öğrenmek mümkün mü?

    Her daim mutsuz mu hissediyorsunuz, çevrenizdeki hiçbir şey sizi mutlu edemiyor mu? Bu durumda sorun serotonin hormonunuzda olabilir. Fakat mutlu olamadığınız için mutsuz olmayı bir kenara bırakır; bedeninizi, ruhunuzu ve zihninizi beslerseniz siz de gülümsemeyi başarabilirsiniz.

    Sabahları mutsuz uyanıyor, ne yaparsanız yapın bir türlü kendinizi mutlu hissedemiyorsanız mutluluğu öğrenme vaktiniz geldi de geçiyor demektir. Peki mutluluk gerçekten öğrenilebilir mi? Serotonin Mutluluk Akademisi’nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Işık Akgöl’e göre mutluluk öğrenilebiliyor. Fakat bunun için ilk olarak serotonin hormonuna ihtiyaç duyuluyor. Serotonin, mutluluk veren hormona verilen isim ve bu hormon bağırsaklardan, beyinden ve trombosit denilen pıhtılaşma hücrelerinden salgılanıyor.

    Serotonin ağrıyı azaltıyor

    Serotonin hormonu yüksek olan kişiler, kendilerini daha mutlu hissediyor, daha iyi uyuyor ve sabahları kaliteli bir uykunun sonucuyla dinlenmiş olarak uyanıyorlar. Bu kişilerin ağrı eşikleri yükseliyor. Serotonin iştah mekanizmasını da düzenliyor. Stres anında çok yemek gibi bir problem serotonin hormonu yüksek olan kişilerde görülmüyor. Eksikliğinde ise depresif hissediliyor, depresyona neden olabiliyor, uyku bozuklukları görülüyor, sabahları yorgun kalkılıyor, duygulanım bozuklukları yaşanıyor, mutlu edecek olaylar bile serotonin seviyesi düşük olan kişileri mutlu etmeye yetmiyor. Bu kişilerin, ağrı eşikleri düşük olduğu için genelde kronik ağrı çekiyorlar.

    Mutluluk eğitimi

    Dr. Işık Akgöl mutluluğun öğrenilebileceğini belirtiyor ve “Mutlu olmak, bana göre bir seçim. Mutlu olmak istiyor musunuz? Aslında bu sorunun cevabına kim ‘Hayır’ diyebilir ki? Sadece yürekten ‘Evet, ben mutlu olmak istiyorum’ dedikten sonra yapmanız gerekenler var. Yıllardır kronik ağrıları olan kişiler ile ilgileniyorum. Kronik ağrısı olan kişilerde fiziksel problemlerin ötesinde psikolojik ve ruhsal sorunlar olduğunu fark ettim. Bu kişiler, tam olarak hastalık olmasa da mutsuzlar, endişeliler, iyi uyumuyorlar, hayattan zevk almıyorlar ve serotonin seviyeleri düşük. Eğer mutluluğu seçerseniz, mutsuzluğu ayıklamanız gerekiyor” diyor.

    Ruh ve beden mutluluğu

    Zihin ve ruh için felsefeden yardım alınabilir. İnsanın sağlıklı ve mutlu olmak için sosyal hayatının da iyi olması gerekiyor. Bunun için de hobiler edinilmeli. Meditasyon öğrenerek ruhunuzu dinlendirebilir ve arındırabilirsiniz. Dr. Işık Akgöl, “Günümüz insanının en büyük problemi dışarıdan çok fazla bilgi alması. Çoğumuz çok stresliyiz. Stres altındayken mutlu olmak zor. Çünkü stres altındayken kararlarımız ve düşüncelerimiz beynimizde kortekse ulaşmadan hayvanların karar verme mekanizması olan hipotalamus mekanizmasına ulaşıyor ve buradayken karar veriyoruz. Kısacası içgüdüsel davranıyoruz. Bu durumda da zihni durultmak gerekiyor. Zihni meditasyonla ve iyi uyuyarak susturabiliriz. Ayrıca konsantrasyon gerektiren dans etmekle de susturabiliriz” diyor.

    Hayatta mutlu olduğunuz anları saklayıp, kendinizi mutsuz hissettiğinizde bu anıları kullanabilirsiniz. Nasıl mı? İmajinasyon ile gözünüzü kapatıp, o anı bir daha yaşayarak.

    Bedeni mutlu etmenin yolları

    Beden mutluluğu için pilates önemli bir spor. Pilates, beden ve zihne hizmet ediyor. Pilates yaparken nefesinizi kullanıyorsunuz ve başka hiçbir fley düşünemiyorsunuz. İkincisi ise Tai Chi; beden, ruh ve zihne egzersiz yaptırıyor. Yoga da beden, ruh ve zihin için gerekli. Masaj ise serotonin hormonunu salgılatan faktörlerden biri. Hareket terapisi de beden, ruh ve zihni bir arada çalıfltıran çok önemli bir aktivite.

    Mutlu olmak üzere karar vermek gerekiyor. Çünkü mutluluk bir seçimse olayların ne olduğu değil, olayları nasıl algıladığınız sizi mutlu ya da mutsuz ediyor. Birisi için son derece mutsuzluk veren bir olay, başkasına mutluluk verebiliyor. Piyangodan para çıkmışsa siz mutluluktan deli olurken, anneniz “Eyvah! Çocuğumun başına neler gelecek?” diye üzülebiliyor yani aynı olaya farklı anlamlar yükleyerek farklı duygular yaşayabiliyoruz.

    Eğer bugüne kadar birine karşılıksız olarak bir yardımda bulunmadıysanız gerçekten mutlu olmamışsınız demektir. Sosyal sorumluluk projelerinde yer almak, birilerine gönüllü olarak yardım etmek sizi mutlu hissettirecektir.

    Dr. Işık Akgöl’e göre eğer bedeninizi, zihninizi ve ruhunuzu formda tutarsanız ve üçü birbiriyle uyumlu olursa mutlu olabilirsiniz. Dr. Akgöl, “Bedeniniz iyi durumdaysa, zihniniz parlaksa ve ruhunuz dinginse mutlusunuz demektir. Bedeniniz nasıl iyi durumda olur? Egzersiz yaparsanız, onu doğru gıdalarla beslerseniz, uykunuzu iyi alırsanız genetik faktörler dışında bedeniniz iyi durumda olur. Aynı şeyleri zihin ve ruh için de yapabilirsiniz” diyor.

    Serotonini neler yükseltiyor?mutluluk

    •  Aşık olmak serotonin seviyesini en çok yükselten etkenler arasında yer alıyor.
    •  Egzersiz yapmak serotonini yükseltiyor. Güzel bir havada yürümek, koşmak mutlu olmanıza yardımcı oluyor.
    •  Güneşi görmek de serotonin hormonunun yükselmesini sağlıyor.
    •  Seks yapmak, orgazm olmak serotonin üzerinde oldukça etkili oluyor.
    •  Çikolata, muz gibi besinler serotonin seviyesini artırıyor.

    Formsanté Dergisi

  • Farketmeden 1 Beden Büyümeyin

    Farketmeden 1 Beden Büyümeyin

    Kendinize, ‘Aslında fazla yemiyorum ama niye kilo alıyorum?’ sorusunu sıkça soruyorsanız, bu yazıyı dikkatli okuyun. Çünkü buradaki saptamalar bir günde hiç farkında olmadan alabileceğiniz gizli kalorileri açığa çıkarıyor.

    Günlük beslenmenizdeki gizli kalorilerle ulaştığınız toplam rakam, fark etmeden neredeyse her yıl bir beden büyümenize neden olabilir. Örneğin ayılma kahvesiyle gelen 400 kalori, market alışverişlerindeki 100 kalori, bir iki avuç yemiş, belki biraz kurabiye derken doymadan aldığınız 400 kalori ve diğerleri… Yani diyet listenizi incelemeye aldıkça aslında yok saydığınız pek çok gizli kalori gözünüze çarpacak. Ancak minik değişiklikler ve küçük kısıtlamalarla günlük beslenmedeki bu ciddi tehlikeyi kontrol altına almak mümkün.

    Özellikle en sık tükettiğiniz besinlerin listesini çıkarıp, yüksek kalorili olanları sınırlayabilir ya da daha düşük kalorilere nasıl çevirebilirim diye düşünebilirsiniz. Taylight Sağlık Merkezi’nden Diyetisyen Berrin Yiğit, bunun ‘diyet casusluğu’ ile başarılabileceğini söylüyor. Herkesin iyi bir diyet casusu olabileceğini belirten Yiğit, beslenmedeki gizli kalorileri yakalamak için ipuçları veriyor.

    İşte bir günlük beslenmede farkında olmadan beden ağırlığına azar azar ilave edilen gizli kaloriler ve Berrin Yiğit’in önerileri:

    Uyandınız işe gitmek üzere yola çıktınız, hala ayılmadınız karnınız aç, kahvaltı da yapmadınız. Bu soğuk kış gününde içinizi ısıtacak keyifli bir şeyler içebilirsiniz. Şanslıysanız, evde kendinize tarçınlı, zencefilli bir kupa light süt, kakao tozu, su ve tatlandırıcı eşliğinde sıcak bir çikolata hazılar ya da şekersiz aromalar ve vanilya tozları ile harika bir kahve yaparsınız. Ama eğer caddede yürürken kahve satılan yerlerden yayılan kokular damarınıza girdiyse elinizde bol kalorili aromalı ve kremalı bir kahve bulmanız an meselesi. İşte bu durumda minimum 400 kaloriye hazırlıklı olun.

    Pazar veya markette alışveriştesiniz, özellikle şarküteri reyonunda daha çok vakit geçiriyorsunuz, çünkü alacağınız peynir çeşitlerinden tutun da zeytine kadar, hatta belki kuru meyveleri bile tadıyorsunuz. Belki de ürün tanıtımı yapılan reyonlarda da şirin sunuşlara hayır diyemediniz, ızgarada sucuk ya da çikolata, çorba gibi ikramlarla neredeyse bir öğününüzü çıkardınız. Sanki bu tadımlardan gelen kaloriler sayılmazmış gibi de rahatsınız, oysa ki fark etmeden, yağdan gelen enerjisi yüksek ortalama 100 kalori aldınız bile…

    Tadım tepsileri ve ikramlara hayır demeyi öğrenin, sadece ucuz diye gereksiz bir şey satın almayacağınız gibi ikram olduğu için de tadım yapmayın. Eğer bu konuda kendinize henüz güvenemiyorsanız, bu tarz etkinliklerin henüz başlamadığı erken saatleri ya da geç saatleri tercih edin. Alışverişe çıkarken de hafif tok olmaya özen gösterin.

    Günlük işleri takip ederken, midenizin gönderdiği açlık sinyallerini umursamıyor öğle yemeğini erteliyorsunuz ama bir yandan da bir şeyler atıştırmak lazım. O zaman yine ilk önünüze gelen pratik opsiyona yöneliyorsunuz. Şanslıysanız bu opsiyon, çantadan çıkan bir paket diyet bisküvi olabilir ve bu tuzağı 100 kaloriyle atlatabilirsiniz. Kötü senaryo ise bir paket çikolata, poğaça, kek gibi hamur işleri ya da fast food da olabilir, yani 250 ile 500 gibi bir kalori saldırısına hazır olun.

  • Seks Yogası

    Seks Yogası

    Cinsel enerji, en yaratıcı enerjidir. Eğer derinliklerine bakarsanız, büyük ve yaratıcı olanaklarını görebilirsiniz. Seksin sadece küçük bir yanı çocuklarınızı size sağlamış olmasıdır. Öteki, yani daha yüksek yanı, sizin sonsuzlukta yaşayabilmenize imkan oluşturmasıdır. Cinsel enerji, yaşam enerjisidir.

    Bedenin gerçeğini kavrayan kişi, evrenin gerçeğini de kavrayacaktır.” Uzakdoğu kökenli “seks yogası” olan “tantra”nın felsefesini özetleyen bu cümleler Uzakdoğulu bilge Bhagwan Shree Rajneesh’e, takipçileri tarafından kullanılan adıyla Osho’ya ait, “Okşanırken tatlı prenses, sevişmeye ebedi yaşam gibi katıl”, “Öteki yalnızca bir kapıdır. Bir erkekle sevişirken aslında varoluşun kendisiyle sevişiyorsun”, “Seks yalnızca başlangıçtır, son değildir. Ama başlangıcı kaçırırsan, sonu da kaçırırsın”. Bu cümleler de seksi temel enerji olarak alıp, onu dönüştürme ve yaşamı daha doyumlu bir hale getirme yöntemlerini içeren seks yogasının özünü anlatıyor.

    Zamanımızda cinselliğimizle yüz yüze gelmek konusunda önceki dönemlere kıyasla daha çok ilerleme kaydediyoruz. Sigmund Freud ve takipçilerinin çalışmaları, “cinsel tabu”cular ve toplumsal hayatın “gönüllü ahlak polisleri” gibi, insanların seks yaşamlarının karanlık köşelerde, utanç içinde yerine getirilmesi gereken müstehcen, onur kırıcı ve önemsiz bir şey olarak tanımlama eğiliminde olanları, yollarından döndürdü. Batı’da seks ancak Freud’dan sonra daha rahat bir şekilde açığa çıkabildi. Oysa binlerce yıl önce Uzakdoğu, seks konusundaki kompleksleri aşmış ve onu yaşamın bir parçası olarak kabullenmişti.

    Seks yogasında, kadın ve erkeğin cinsel ilişkisi, insan yaşamının tamamlayıcı bir parçası ve daha gelişmiş bir insan ırkına doğru evrimsel gelişmenin bir parçası olarak algılanıyor. Sevgi, şefkat, saygı, onur ve kutsallık, insanın daha göze görünür olan diğer fiziksel nitelikleri kadar, onun bir parçası olarak görülüyor. Seks yogasmda dişi, erkekten daha aşağı değil, biri diğerine zıt değiller; fakat her ikisi de yaşamın daha yüksek, daha tam ve daha derin zevklerini yansıtan bir birliği arıyor ve buna ulaşıyorlar. Seks yogası, bu birliğe hazırlanmak için eğitim ve disiplin sağlıyor. Bu bilgi, kadim tantra bilgeliğine’ dayanıyor. “Tantra yoga”, insan cinselliğiyle ilgilenen tek yoga türü. Karmaşanın yerine zevk, çaresizliğin yerine umut sunuyor. Hem de izlediği yöntemler ve öğrettiği adımlarla sadece yatakta değil; hayatın her alanında.

    Seks ayininden utanmayalım

    20 yıldan uzun bir süre jinekoloji ve psikosomatik tıp konusunda çalışmalar yapan, cinsel isteksizlik ve iktidarsızlık gibi pek çok konuda araştırmaları bulunan Omar Carrisun, “Tantrik düşünce ve yöntemler, doğru eşle, doğru zamanda ve doğru bir zihin durumunda yapılan cinsel birleşme, yaşamda yeni bir boyuta giden kapıyı açmanızı sağlar” diyor ve şöyle devam ediyor: “Günümüzde çok fazla erkek ve kadın kendilerini aslında hoşlanmadıkları kişilerle cinsel birleşme yaşamak zorunda hissediyorlar. Bu deneyimi, asgari bir zevk, azami bir yetersizlik ve hüsran duygusu hissederek aynı kişiyle ya da farklı eşlerle tekrarlıyorlar. Oysa seksin bir zorunluluk değil de seçim olduğunu, eşlerin de utanç verici, yavan bir süreçteki bir piyondan daha değerli ve arzulanabilir olduğunu düşünselerdi, ıstırapları sona ererdi.”

    Seks yogası öğrencileri olan guruların söylediklerine göre, tantranın cinsel prensiplerini içten bir şekilde inceleyip uygularsanız, cinsel birleşmenin tacı olan kendinden geçme anını, şimdi bildiğiniz gibi kısacık birkaç saniyeden bir saat ya da daha fazla bir zamana yayabilirsiniz. Bu aslında uzatmadan da öte. “Tantrik seks”, yorgunluk ye tükenmeyle değil, tam gevşeme ve yeniden canlanmayla sona eriyor.

    Osho, seks yogasının temelleri olan “sutra”ları şöyle sıralıyor: “Birinci sutraya göre, cinsel birleşme süresince, başlangıçtaki ateşi korumaya özen gösterin ve ateşi sonlandıran közleri önleyin, ikinci sutra’ya göre kucaklaşma anı duyularınızı yapraklar gibi sarsıyorsa, kiminle kucaklaştığınıza bakmadan kendinizi bu sarsıntıya bırakın. Üçüncü sutraya göre hiç bir dokunuş olmadan, sadece birleşmeyi hissetmenin bile bir dönüşüm olduğunun farkına varın.”

    Osho, tantra felsefesini gündelik hayatın bir parçası yapmanız için başka birkaç öneride daha bulunuyor: “Uzun zamandır görmediğiniz bir arkadaşını görüp sevindiğinizde, bu sevinci her yanınıza sindirin. Bunu, hoş hissettiğiniz pek çok farklı anda yapabilirsiniz. Öfkelendiğiniz zaman sizde bu öfkeyi uyandıran insana odaklanmayın; öfkenize odaklanın. O kişiye içinizde yatan bu gizli gücü açığa çıkardığı için minnet duyun. O sizde bir yere çarptı ve o çarptığı yerde aslında gizli bir yara vardı. Sadece bunun farkına varın. Sonra olumlu ve olumsuz duygularınızla ilgili farkındalıklarınızı kendiniz için kullanın. Farkına varmanız, bir şeyi derinleştiriyorsa bu iyi bir şeydir. Bir şey, farkına varmanız sayesinde yavaş yavaş yok oluyorsa bu kötüdür.”

    Seksin sekiz yönü

    Tantrik Hindu metinlerinde cinsel birleşmenin sekiz yönü olduğu anlatılıyor: “Smarnanam” yani düşüncenin sekse odaklanmasına izin vermek, “kirtanam” yani bir başkasıyla seks konuşmak, “keli” yani karşı cinse eşlik etmek, “prekshenam” yani flört etmek, “guhyabhashanam” yani karşı cinsle samimi konuşma yapmak, “sarrtkalpa” yani cinsel ilişki arzusu, “adhyavasayam” yani kendini ona vermek için kesin karar ve “kriyanishpatti” yani fiziksel birleşme.

    İşte seks yogası, tüm bu aşamaların farkına varmayı, orada gizlenen gücü açığa çıkarmayı ve bedeninizi kullanmayı öğretiyor. Omurganın seks yogasında büyük önemi var. Çünkü omurga, varlığın merkezi ekseni. Her biri farklı sinir sistemlerine bağlı olan omurlar da, omurilikten kuyruksokumuna kadar uzanan merkezi omurilik kanalı da seks yogası için yaşamsal. Çünkü tantra uygulamaları, bu geçit boyunca “kundalini” denilen, uyuyan gizemli gücü, omurganın tabanından başa doğru yükseltiyor. Kundalini, yükselirken beyne doğru giden yoldaki, adlarına “çakra” denilen, yedi güç merkezini harekete geçiriyor. Çakralar Uzakdoğu bilimlerine göre insanların yaşam enerjilerini aldığı ve beden içinde döndürürek dağıttığı yerler.

    Eğer seks yogası yapmak istiyorsanız, nefes alma tekniklerini öğrenmelisiniz. Gün içinde çok kısa aralar dışında nefes her iki burun deliğinden eşit olarak akmıyor. Bunun yerine yaklaşık 24 dakika boyunca sol burun deliğinden çıkıyor, sonra bu kadar süre için sağ burun deliğine geçiyor. Omurgadaki sağ ve sol oluklarda yer alan enerji kanalları, burun deliklerine kozmik enerji taşıyorlar. Sağ burun deliğinden akan akım eril, elektrikli, sıcak ve astral görüşe göre ateş kırmızısı renginde. Gurular bunu “güneş nefesi” diye adlandırıyorlar. Sol burun deliğinden akan yaşamsal hava ise dişi, manyetik, serin ve astral görüşe göre soluk beyaz renkte. Buna “ay nefesi” deniyor. Seks yogası konusunda deneyimli olanlar, nefeslerinin sağ ya da sol burun deliğinden akışını kontrol ederek günlük hayatlarındaki pek çok konuya hükmedebiliyorlar. Örneğin genel olarak fiziksel çaba, tutku, kuvvet ya da mücadele içeren tüm eylemler, seks, aktif sporlar, kumar ve hile ya da yarışmalar, nefes sağ burun deliğinden akarken kişiye başarı vaad ediyor. Müzik yapmak, dans, ibadet, herhangi bir konuda kursa başlamak, bilimsel çalışmalar, tohum ekmek, düğün törenleri gibi aktivitelerse, nefes sol burun deliğinden akarken daha doyurucu oluyor. Tantrayı ileri düzeyde uygulayanlar nefes akışını sadece irade ile kontrol edebiliyorlar. Tantrik metinlerde, gün doğumundan gün batımına kadar sadece sol burun deliğinden, gün batımından gün doğumuna kadar da sağ burun deliğinden nefes alınmasının hastalıkları uzak tuttuğu. Ömrü uzattığı ve bilgelik bahşedeceği de iddia ediliyor.

    Nefes akışına hakim olmak, tüm tantra uygulamalarında işlevsel bir devamlılık

    sağlıyor. Hindistan ve Tibet’te neredeyse guru sayısı kadar farklı nefes alma tekniği var. Ama tüm seks yogası yöntemlerinin üç soluma aşamasıyla ilişkisi bulunuyor: Nefes alma, tutma ve nefesi verme. Temel nokta, bu soluma döngüsünün üç anı arasında doğru oran kurarak ahenk sağlamak. Çünkü nefes almak, insanın bioritminin formunu da belirliyor. Solunum oranını yavaşlatıp hızlandırırsanız hem fiziksel, hem de” zihinsel değişiklikler ortaya çıkıyor.

    Tantracılar, düşüncelerini kontrol etmek istedikleri kişinin solunum oranına dikkat ederek, istedikleri herhangi biriyle telepatik iletişim kurabiliyorlar. Hatta bu şekilde diğer kişinin soluma hızını artırabiliyor ya da yavaşla tabiliyorlar.

    Renklerin sekse etkisi

    Hindistan ve İran’daki ilk gizemcilik okullarından bazılarında müritler yıllar boyunca tek bir rengin doğasını ve etkisini incelerlermiş. Örneğin mor ışık, dişi hormonların faaliyetini artırıyor, kırmızı ışık erkek üreme organlarını harekete geçiriyor. Seks yogasının asıl odak noktasını oluşturan gizli cinsel birleşme ayinine hazırlananlar, arınma safhasında renkleri kullanıyorlar. İnsan bedenindeki yedi enerji merkezi yani çakra, yedi renge karşılık geliyor. Kuyruk sokumunun olduğu kök çakra kırmızı, göbeğin iki parmak altındaki çakra sarı, göğüs kafesinin altındaki güneş çakrası sarı, kalbimizin olduğu yerdeki çakra yeşil, boğazımızın bulunduğu yerdeki çakra mavi, alnımızın ortasındaki çakra çivit ve kafamızın tepesindeki çakra mor renge sahip.

    Nefes ve renkler kadar sesin de tantrada büyük önemi var. Yapılan araştırmalar bir araba kornasından çıkan 90 desibellik bir gürültünün bile kalbe pompalanan kan miktarını iki katına çıkardığını ortaya koymuş. Tantraya göre alfabenin her harfin çıkarmamızı sağladığı sesin, bir enerji titreşim gücü bulunuyor. Örneğin tantra metinlerine göre “Om” sesi tüm yaradılışı kapsıyor. Güç sözlerinin en büyüğü olarak kabul edilen bu söz, doğru bir şekilde söylendiği zaman bedende ve zihinde ahenk ve denge yaratıyor. Sesler üzerinde deneyimler yaşamak, tantrayı öğrenen kisiye kendi iç sesini duyma ve farklı iç seslerin ne anlama geldiğini ayırt edebilme yeteneği kazandırıyor.

    Koku eğitimi de tantranın önemli adımlarından biri. Her yaşamın kendine özgü bir kokusu bulunuyor. Kötü bir yaşam da tıpkı azizlerin yaşamı gibi belli bir koku yayıyor. Bir keresinde ünlü Fransız dedektifi Vidocq şöyle demiş: “Beni bin kişilik bir kalabalığın ortasına koyun. Sadece koku duyusuyla ahlak yasalarını ihlal edenleri ayırt edeyim.” Vidocq, suç içeren her mesleğin kendine özgü bir kokusu olduğunu ve kendisinin bunları ayırt edebildiğini söylüyordu. Mesleğindeki sürekli başarısı belki de bunun bir kanıtıydı.

    En afrodizyak kokular

    Tantraya göre koku, insanın en eski içgüdüleri olan seksi ve dini güdüleri etkilemenin en kadim yolu. Güzel kokuların gizli gücünü bilen eski uygarlıklardaki rahipler ve büyücüler bedene sürülen yağları ve değerli merhemleri öyle güçlü bir şekilde hazırlamışlar ki, bunların bir kısmının kokusu binlerce yıl dayanmış. Kokunun gücünün en büyük ispatı ünlü fahişelerin ve büyüleyici kadınların tarihlerinde yer alıyor. Hem kutsal, hem de din dışı edebiyat, erkekler üstündeki tuhaf güçlerini çoğunlukla sihirli parfüm sanatına borçlu olan İsrail kralı Ahab’ın karısı İzabel, Samson’un Delilah’sı, Kleopatra, Kraliçe Josephine gibi kadınların hikayeleriyle dolu. Shakespeare, “Antomus ve Cleopatra” adlı oyununda Nil kraliçesinden şöyle bahsediyor; “O kadar parfüm sürmüştü ki, rüzgarlar sevdalanmıştı”.

    Örneğin seks açısından en ünlü kokulardan ve afrodizyak yönü çok güçlü olan tek bir misk tanesi bile, hacminde dikkate değer hiçbir eksiklik olmadan birkaç milyon küp havayı kokutabiliyor. Ama tek damlası bir odayı uzun süre kokutan miskin yarım kilosu 40 bin dolara satılıyor. Her zaman misk kokusuyla dolu dantel bir mendil taşıyan Kraliçe Josephine’in de en sevdiği kokuymuş bu. Söylentilere göre Napolyon’un tutkusunu alevlendirmek için bunu o kadar çok kullanırmış ki, dairesinin duvarlarından yıllar sonra bile bu koku yayılıyormuş.

    Sesk yogası uzmanlarının da özellikle kullandığı kokular var. Onlar kokulardan, kundalini enerjisinin çöreklendiği kuyruk sokumunu uyarmak için yararlanıyorlar. Seks ayinlerinde daha çok misk, yasemin, paçuli, hint sümbülü, sandal ağacı ve safran kullanıyorlar. Bazı tantracılar cinsel ritüeller sırasında partnerlerinin bedenlerinin farklı bölümlerini farklı parfümlerle sıvıyorlar. Eller için yasemin yağı, yanak ve göğüsler için paçuli, kasıklar için misk, uyluklar için sandal ağacı ve ayaklar için de safran. Siz de bunu sevişirken deneyin; ancak sentetik kokulardan kaçının.

    Bu yöntemleri iyi bilmenin ötesinde iyi bir seks yogası uygulayıcısı olmak istiyorsanız, tutkuları, tembelliği, asılsız bilgiyi ve öfkeyi de aşmış olmanız gerekiyor. Benzer şekilde zeki, duyularını kontrol edebilen, tüm varlıkları incitmekten kaçınan, her zaman ve herkese karşı iyi olan, saf ve inançlı olanlar tantra eğitimine kabul ediliyorlar. Obur, aşırı derecede sekse düşkün, arsız, açgözlü, cahil, ikiyüzlü, zevk düşkünü ve ayyaşlar özel olarak reddediliyorlar. Cinsel birleşme yani seks ayini, ancak uygun bir hazırlanma döneminden ve yeterliliğin ispatlanmasından sonra gerçekleşiyor. Bu süreç genellikle bir yıl alıyor.

    Seks yogasının cinsel birleşme aşamasına ancak bundan sonra geliniyor. Bu noktada, eğer bu aşamayı birlikte kat ettiğiniz bir eşiniz yoksa kendinize sizin gibi tantrayı öğrenmiş bir partner seçmeniz gerekiyor. Değişik sevişme pozisyonları, orgazm olmamak için kendini tutma yöntemleri ve saatler sürebilen bir teslimiyet, yani asıl eğlence ve gelişim ise bundan sonra başlıyor. Çünkü bu noktadan sonraki birkaç yıl süren deneyim süresince kuyruk sokumundaki kundalininin yılankavi gücü, doğal bir şekilde yukarıya doğru hareket etmeye başlıyor. Bu durum astral bedendeki tüm çakralarınızı harekete geçirse de, en güçlü etki cinsel organlarda yoğunlaşıyor ve bir dereceden sonra tamamen sizi sarmalayan güç ve eylem alanınız olan auranıza boşalıyor.

    Bu konuyla ilgileniyorsanız Osho’nun Okyanus Yayınları’ndan çıkan “Tantra Öğretisi” ve Omega Yayınları’ndan çıkan “Tantra, Spritüellik ve Cinsellik” isimli kitaplarıyla, Omar Garrison’un Okyanus Yayınları’ndan çıkan “Tantra/Seks Yogası” adlı kitabına göz atabilirsiniz.

  • Doğru sütyen seçimi, göğüs ölçüsü nasıl alınır ?

    Doğru sütyen seçimi, göğüs ölçüsü nasıl alınır ?

    Yanlış sütyen seçimi hem kötü görüntüye sebep olur hem de rahatsızlık verir. Adım adım sütyen seçimini görelim;

    Doğru sütyen seçimi, göğüs ölçüsü nasıl alınır ? | 3 1. Adım: Beden belirlemek. Göğüs altından, göğüs kafesinizin ölçüsünü alın. Bulduğunuz rakama 5 ekleyin. Örneğin, 85 ölçtünüz, 85+5 = 90. Bu doğru beden ölçünüz.

    2. Adım: Göğüslerinizin en dolgun yerinden göğüslerinizin etrafını ölçün. Daha önceden bulduğunuz beden ölçüsünden yeni bulduğunuz ölçüyü çıkarın. Örneğin, ölçünüz 92.5 cm çıktı diyelim. 92.5 cm – 90 = 2.5 cm bu kup ölçünüz.

    3. Adım: Sütyen seçimi. Örnekteki hesaplamaya göre ölçü 90 A oluyor. Beden + kup ölçüsü = Sütyen ölçüsü

    Kup ve beden farkı
    2.5 cm ise Kup A
    5 cm ise Kup B
    7.5 cm ise Kup C
    10 cm ise Kup D
    12.5 cm ise Kup DD

    Balenli Sütyen Çeşitleri
    Göğüsleri küçük göstermek için, göğüslerinizi saran sütyenle onları toparlayarak yayılmalarını ve daha büyük görünmelerini engellersiniz.

    Geniş askılı, yandan destekli, özellikle balenli sütyenler toparlayıcı özelliğinden uygundur.

    Yarım Kesim Sütyen Çeşitleri
    Göğüsleri büyük göstermek için, destekli, yarım kesim sütyen tercih edin.

    Otomatik sütyen ölüçüsü hesaplamak için tıklayınız.

    Bir sütyenin uyup uymadığı nasıl anlaşılır ?

    • Sütyenin arkası yukarı doğru çıkarsa
    • Çıkardığınızda tende iz bırakırsa
    • Göğüs arası oturmaz havada kalırsa
    • Sütyenin askıları omuzlardan düşerse

    Sütyen Özellikleri
    – Büyük göğüslüler nasıl sütyen kullanmalı?
    – Küçük göğüslü kadınlar nasıl sütyen kullanmalı?
    – Sütyen denerken nelere dikkat edelim?
    – Sütyende balen ne işe yarar?
    – Balensiz sütyenlerin özellikleri nelerdir?

    Sütyen Çeşitleri
    – Göğüslerin dik gözükmesi için hangi sütyen modelleri kullanılabilir?
    – Göğüsleri büyük gösteren sütyen modelleri hangileri?
    – Göğüsleri küçük gösteren sütyen modelleri nelerdir?
    – Tişört altına ne tür sütyenler giyilebilir?
    – Hamileler sütyen seçerken nelere dikkat etmeli?
    – Sütyenimin belli olmaması için nelere dikkat etmeliyim?
    – Sütyen rengine nasıl karar vermeliyiz?
    – Spor sütyeni nasıl seçilir?

    Sütyen Alırken Bilmeniz Gerekenler

    – Sütyen ölçüsü nasıl alınır?
    – Sütyen çamaşır makinesinde yıkanır mı?
    – Sütyen hangi durumlarda sırt ağrısı yapar?
    – Sütyen üzerindeki sayılar ne anlama gelir?
    – Yanlış ölçüde sütyen giymenin zararları nelerdir?
    – Göğüs ölçüsü zaman içinde değişir mi?
    – Sütyenlerde hangi malzemeler kullanılır?

    Sorularının cevapları için tıklayın

  • Deracine’den cildinize sihirli bir dokunuş

    Deracine'den cildinize sihirli bir dokunuş | 4PÜRÜZSÜZ CİLDİN SIRRI CEVİZ KABUĞUNDA GİZLİ

    Yüzündeki siyah noktalara çare bulamayan, daha canlı ve pürüzsüz bir cildin hayalini kuranlar için çözüm Deracine’den geldi. Cevizin ciltte yarattığı mucizevi etkiyi içeriğine taşıyan DERACINE Bitkisel Özlü Peeling, yüzde 100 doğal ceviz kabuğu tanecikleri ile ciltteki gözenekleri temizliyor, siyah nokta oluşumunu önlüyor.

    DERACINE Bitkisel Özlü Peeling ceviz kabuğunun yanı sıra içeriğinde bulunan Glikolik asit ve yüzde 100 bitkisel Complex D19 ekstresi sayesinde cilde tutunmuş ölü deri hücreleri yok ederek cildin yenilenmesine destek oluyor, ciltteki kolajen dokuları canlandırarak pürüzsüz bir cildin kapılarını açıyor.

    Haftada 2-3 kez uygulayın

    Tüm cilt tiplerine uygun olan DERACINE Bitkisel Özlü Peeling, temizlenmiş nemli yüz ve boyun bölgesine, dairesel masaj hareketleriyle uygulanmalı. Yağlı ya da karma cilt tiplerinde haftada 2 – 3 kez, kuru ya da normal cilt tiplerinde haftada 1 kez kullanılması yeterli. Temizlenmiş cilde uygulanan Bitki Özlü Peeling’den sonra kullanılan DERACINE Tonik ve cilde uygun DERACINE Bionem Nemlendirici ya da Anti-Aging Serisi kremleri ciltte istenilen en iyi sonuca ulaşılmasını sağlıyor.

    Deracine Bitki Özlü Peeling – 50 ml Tüketici satış Fiyatı: 24 TL

    Deracine Hakkında

    Cilt sorunlarına bitkisel çözümler sunan, dermakozmetik ürün serisi Deracine, B’IOTA Laboratuvarları tarafından, eczane kanalında satışa sunulmak üzere üretilmiştir. Deracine, cilt problemlerinin tedavisinde bitki özleri ve doğal yağların uygun değer karışım formüllerinin elde edilmesiyle geliştirilmiştir. Bunun için en yüksek kalitedeki bitkisel aktiflerle çalışır. Deracine markası altında Kırışıklık, Nemlendirme, Temizlik, Güneş ve Selülit ürün grupları, cilt problemlerine yönelik tedavileri dermakozmetik ürünlerde arayan tüketicilerin beğenisine sunulmuştur. Tüm Deracine ürünlerinin etkisi ve güvenilirliklerini değerlendirmek için Almanya’nın önde gelen Medikal Araştırma Kliniği Dermatest’te klinik çalışmalar gerçekleştirilmiştir.

  • Deracine selülit serumu bir kür kullanımda bir beden incelme sağlıyor !

    deracine_logoSelüliti önleyici etkisiyle kadınların vazgeçilmezi olan DERACINE, vücutta gözle görülür incelme ve sıkılaşma sağlıyor. Selülit sorununa bitkisel yollardan kalıcı çözümler sunan DERACINE ürünlerinden selülit serumunu bir kür kullanan kadınlar bir beden inceliyor…

    Uzun zamandır giymeyi hayal ettiğiniz fakat fazla kilolarınız nedeniyle içine giremediğiniz kıyafetlerinizi artık dolaptan çıkarmanızın tam zamanı çünkü DERACINE selülit serumunu bir kür kullanarak bir bedene kadar incelmeniz mümkün. Avrupa’nın en önemli bağımsız dermatoloji enstitüsü Dermatest’ten onaylı DERACINE ürünleri selüliti önlemenin yanı sıra vücutta gözle görülür sıkılaşma ve incelme sağlayarak hayal ettiğiniz kıyafetleri giymenize yardımcı oluyor…

    Bilim ve doğanın yararlarını bir araya getirerek farklı cilt ve saç sorunlarına çözüm sağlayan B’IOTA Laboratuvarları’nın hem sağlıklı hem de güzel olmayı mümkün kılan selülit ürünü DERACINE, içerdiği yüzde 100 bitkisel COMPLEX D17 ekstresi ile selüliti yok etmekle kalmayıp kan dolaşımını düzenliyor; fazla suyu ve ödemi selülitli bölgeden atarak cildin elastikiyetini artırıyor. Aynı zamanda çok iyi bir sıkılaştırıcı ve inceltici olan DERACINE ile yapılan klinik testler sonucunda katılımcıların yüzde 100’ünde cilt sıkılaşması, yüzde 90’ında selülit görünümünde azalma ve yüzde 70’inde bacak çapında incelme görülüyor. Piyasaya çıktığı günden bu yana selülit problemine karşı sağladığı fayda ile öne çıkan DERACINE, bitkilerden gelen inceliği kadınlara armağan ediyor.

    DERACINE ürünleri, Türkiye çapındaki tüm eczanelerde yerini alırken, ürünler ile ilgili ayrıntılı bilgi 0800 261 33 46 numaralı telefondan ve www.deracine.com.tr sitesinden edinilebiliyor.

    Fiyat bilgisi

    Selülit Kremi 200 ml. 54 TL.
    Selülit Serumu 15* 10 ml. 71 TL.

    deracine_selulit

  • Tüy azaltma ve vücut bakımı bir arada, Bioder Jel

    BioderLogoKADINLARIN VAZGEÇİLMEZ MARKASI BİODER’DEN RÜYA GİBİ YENİ BİR ÜRÜN

    Tüy azaltma ve vücut bakımı Bir arada, bioder jel

    BİODER yüksek nemlendirici özelliği, pratik kullanımı ve yaza uygun ferah kokusuyla yeni ürünü BIODER JEL’i eczanelerde satışa sundu.

    bioder_jel_urunTürkiye’nin lider dermokozmetik firması B’IOTA Laboratuvarları tarafından geliştirilen ve tamamıyla bitkilerden oluşan doğal içeriği ile istenmeyen tüyleri cilde zarar vermeden, kalıcı olarak azaltan BİODER, yepyeni rüya gibi bir ürünü piyasaya sürdü. BİODER’in mevcut serum ve krem formlarına ek olarak yeni piyasaya çıkan jel formu, etki düzeyini koruyarak, üstelik daha pratik bir kullanımla kadınların tüy sorununa çare oluyor.

    Yüksek nemlendirme, ferah koku ve pratik kullanım

    BİODER ailesinin en yeni üyesi olan BİODER Tüy Azaltıcı Vücut Bakım Jeli, yüksek nemlendirici özelliği ve yaza uygun ferah kokusu ile BİODER ile daha önce tanışmamış kadınlara güvenli ve keyifli bir şekilde güzelleşme fırsatı sunuyor. Çiçeksi ferah bir kokuya sahip olan BİODER Vücut Bakım Jeli istenmeyen tüy problemlerinin önüne geçmekle birlikte cildin ihtiyacı olan günlük bakımı da yapıyor.

    Etkisi İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ve Almanya’nın önde gelen Medikal Araştırma Kurumu Dermatest’te yapılan klinik testlerle de kanıtlanan yeni ürün BİODER Tüy Azaltıcı Vücut Bakım Jeli’ni tüm eczanelerde bulabilmek mümkün.

    Günde sadece 2 kez

    Yeni BİODER Tüy Azaltıcı Vücut Bakım Jeli günde 2 kere kullanım ile 3 aylık kullanım sonunda tüylerde yüzde 57 oranında azalma, yüzde 32 oranında incelme ve yüzde 51 oranında gecikme sağlıyor.

    İstenmeyen tüylere kalıcı çözüm sunan bitkisel içerikli “tüy azaltıcı” BİODER’in kremi ve serumu, tüylerin kalıcı olarak azalmasını, incelmesini ve geç çıkmasını sağlıyor.

    Ürün fiyat bilgisi
    BİODER Serum Yüz Formu 44 TL.
    BİODER Serum Vücut Formu 69 TL.
    BİODER Vücut Kremi 34 TL.
    BİODER Yüz Kremi 27 TL.
    BIODER Tüy Azaltıcı Vücut Bakım Jeli 19 TL.

    bioder_jel

  • İştahı sona erdiren doğal diyet !

    İştahı sona erdiren doğal diyet!

    Diyet yapmadan diyet yaptıran otlar şimdi zayıflamak isteyenlerin imdadına yetişiyor. Son yıllarda beden olarak ince olma hayatta bir tatmin duygusu haline gelmekten çok, sağlık sorunu oldu. Yer örtüsünü renklendiren tabiata, şimdi güzellik çözümlerinin yanı sıra zayıflama için başvuruluyor. Çünkü şişmanlık global bir halk sağlığı problemi haline geldi… Çiçekleri, yaprakları, tohumları, kökleri ve kabuklarıyla hayatımıza sağlık katan şifalı otlar, kilolu insan için bir çözüm aracı oldu! Doğaya dönüşümün engellenemediği günümüzde, kereviz tohumu, biberiye ve mate yaprağı gibi bazı bitkiler, “doğal diyet” aracı olarak bedeni, aşırı iştaha karşı kontrol altına alıyor.

    Diyetlerin işe yaramadığını her diyetten sonra geri alınan kilolar ispatladı. Peki, diyet yapmadan bedene diyet yaptırılabilir mi? Doğal ürün uzmanları ve herbalistler buna “evet” diyor! Artık yazı, kışı kalmadı. O kadar çok insan kilolu olunca, farklı zayıflama çözümleri de her an gündeme geliyor. Çünkü zayıflama, kilo vermek, formda kalmak son dönemin popüler konuları arasında. Bir bakıyorsunuz, her diyet birbirinin benzeri. Bu nedenle zayıflama problemi olanlar için yeni bir çözüm devrede. Bir türlü zayıflayamayanlar bu aralar yeni bir adrese gidiyor. Çünkü son zamanlarda daha da popüler olan bitkisel zayıflama ürünleri ile “Doğal diyet” yapmak mümkün.

    En yüksek etkiye sahip bitkiler

    “Doğal diyet” sağlayan bu yöntemlerin adresi; Herbalium… Bitkisel zayıflama yöntemlerinin bütün dünyada milyonlarca kullanıcısı var. Bu konuda araştırmalar yapan kurumun müdürü Volkan Kurt, toksinlerin ve yağların süratle dışarı atılmasını sağlayan ve bağırsak faaliyetlerini hızlandıran bitkileri Anadolu’nun doğal ortamlarından getirttiklerini söylüyor. Uzun süredir Herbalium yetkilileri Anadolu’da yerel halktan topladıkları bitkilerin iştah kesenlerini, en dikkatli bir şekilde harmanlamak ve en iyi verimi elde etmek için çalışıyor. İçindeki mineral değerleri de yüksek olan bu bitkiler, bu işlemlerle doğal ve etkili yağ tutucu sonuçlar yaratıyor. Yüzde 100 bitkisel olan bu çözümde, bir çok şifalı bitki çeşidinin yaprak ve tohumları kullanılıyor. Diğer kilo çözümleri ile kıyaslandığında çok daha yüksek etkiye sahip… Zaten Anadolu insanları tarafından geleneksel olarak yenmekte ve değeri bilinmekte olan bitkiler.

    Beden yorgun düşmüyor

    Şifalı bitkilerin öğütülmüş formu, sağlıklı ve kolayca kilo verme imkanı sunuyor. İçeriğinde yer alan bitkisel karışımlar sayesinde doğal olarak herhangi bir başka diyet uygulamadan zayıflatıyor. Buna “doğal diyet” adını veren firma yetkilileri, “Bedene eziyet ederek zorla aç kalma diye bir durum olmadığını” söylüyorlar. Bitkiler tok tuttuğu için zaten vücut “doğal diyet”e tabi oluyor! Aynı zamanda beden yorgun düşmüyor. Çünkü içeriğindeki vitamin, mineral ve antioksidanlarla sağlıklı bir şekilde kilo verilmesine yardımcı olan bu çözüm. Her yönüyle tabiattan ve vücuttaki yağların hızlı bir şekilde yakılmasını sağlıyor. Acıkmayı önleyici özelliği ile “doğal diyet” yaptırıyor!

    “Zayıflamanın yazı kışı kalmadı”

    Volkan Kurt, “Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur” diyor ve ekliyor: “Tıp dilinde hastalıklara davetiye çıkardığı bilinir. İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlanır. Şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer, safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları ve romatizmal hastalıkların tehdidi altındalar. Artık şişmanlığa son vermenin bir mevsimi yok. Kilolu olan kişi kararını verip, yazdı, kıştı demeden kendini kontrol altına almasını öğrenmeli. Biliyoruz ki diyet yapmak çok zor. İşte bizlerin bu çözüm ile “doğal diyet”e davet ediyoruz. O çok ağır kiloları taşımak bedene büyüt eziyet. Bu eziyeti hiç bir insan hak etmiyor!”