Etiket: başvuru

  • Kadınlar Matinesinin ikincisine hazır mısınız?

    Kadınlar Matinesinin ikincisine hazır mısınız?

    16 Ocak ‘da ilki gerçekleştirilen ve 6000 kişinin katıldığı Ülker Kadınlar Matinesi’nde oldukça hareketli bir program vardı. Önce fuaye alanında eğlenceli dakikalar geçirip, Ülker standlarında tadımlar yapan konuklar, konser saatinde Sibel Can, Nukhet Duru ve Mehmet Ali Erbil ile mutlu anlar yaşadılar.

    Bu sene ise 18 Eylül’de Ankara ve 25 Eylül’de İstanbul’da Ülker Kadınlar Matinesi tekrarlanıyor. Gülben Ergen, Mustafa Ceceli , Mehmet Ali Erbil ve Harem Ritim Grubu sizleri yılın en büyük eğlencesine bekliyor.

    18 Eylül Çarşamba günü Ankara(Arena) Spor Salonu’nda ve 25 Eylül Çarşamba günü Ülker Sports Arena’da düzenlenecek olan Ülker Kadınlar Matinesi ile kadınlarımız kelimenin tam anlamıyla eğlenceye doyacak.

    Saat 10.30’da kapılarını açacak olan Ülker Kadınlar Matinesi, 13.00’de konser programı ile devam edecek. Şarkılarıyla milyonlarca müzikseverin gönlünde taht kurmuş, Türkiyenin en önemli sanatçılarından Mustafa Ceceli ve Gülben Ergen, en güzel şarkılarını o gün sadece sizler için söyleyecek. Ayrıca matinede benzersiz şovlarıyla Mehmet Ali Erbil ve Harem Ritim Grubu da sahne alacak.

    Gün boyunca konserlerin, gösterilerin ve birbirinden güzel aktivitelerin devam edeceği, yılın en büyük eğlencesi Ülker Kadınlar Matine’si ne sizleri de bekliyoruz. Kadınlar kulübüne özel 1000 davetliden biri siz olun istiyorsanız, aşağıdaki formu doldurun ve kadınlar matinesine 2 adet davetiye kazanın.

    Ülker Kadınlar Matinesi başvuru formu için tıklayın !

    ülker kadınlar matinesi 2013
    ülker kadınlar matinesi 2013
  • Küçük Evlilik Büyük Sorun

    Küçük Evlilik Büyük Sorun

    Uzmanlar uyarıyor: “Erken yaşta evlilik kesinlikle ağır travmalara ve kalıcı psikolojik rahatsızlıklara neden olur”

    Türk toplumunun kanayan yaralarından biri de erken yaşta yapılan evliliklerdir. Son günlerde kamuoyunda büyük yankı alan bu olgu üzerine, konunun önde gelen uzmanları çok dikkat çekici uyarılarda bulunuyorlar.

    Uzmanlar, toplum tarafından önemli bir sorun olarak görülmeyen erken yaşta evliliklerin, hem çiftleri, hem ailelerini hem de toplumu, hem kısa vadede hem de uzun vadede büyük sorunlarla karşı karşıya bırakacağının altını çizdiler. Uzmanlara göre erken yaşta evlilik Türk toplumunun aile yapısını tehdit ediyor.

    Konuyla ilgili çok çarpıcı tespitlede bulunan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Dr. Cem Keçe,Türkiye’de yapılan her 4 evlilikten birinin küçük yaşlarda olduğuna dikkat çekerek, artık normalleşen meşrulaşanbu olgunun derhal ortadan kalkması gerektiğini vurguladı.

    Dr. Keçe şunları kaydetti:

    “ERKEN EVLİLİK HAYATTAN ÇALMADIR”

    “Ataerkil ve geleneksel toplum yapısı, erken yaşta evlilikleri normalleştirmiş ve meşrulaştırmıştır. Oysa erken yaşta yapılan evlilikler özellikle kız çocuklarının toplumdaki eşitsiz konumunu pekiştirmekte ve hayat tercihlerini azaltmaktadır. Ruhsal ve bedensel gelişimini henüz tamamlamamış, kendi yaşamının iplerini eline henüz alamamış, haklarını bilmeyen yüzlerce genç kız, ya kendi istekleri ile ya da ailelerinin zorlaması ile evlenmektedir. Toplumun erken yaştaki evlilikler için nedenleri veya mazeretleri her zaman mevcuttur. Bazen yoksulluktan kurtulma isteği, bazen yalnızca bir aidiyet arayışı, bazen mevcut durumda kurtulup daha iyi görülene koşma, bazen köle gibi satılma, bazen “Evde kalırsın, yaşın geçerse kimse seni almaz” gibi yüz yıl öncesinden getirilip halen terk edilemeyen baskılar, bazen bir aşk, bazen de kendini ifade etme isteği, küçük yaşta evliliklerin nedenleriarasındadır.”

    “ERGENLİĞİNİ AŞAMAYAN EVLİLER, SORUNLARLA BOĞUŞUYORLAR”

    “Ülkemizde evlilikler genellikle bir maharet, bir başarı veya bir yetişkinlik hareketi gibi algılanır ve çiftler kararlarını özgürce verirler. Ancak bazen bunun olmadığı evliliklerde olur. Bazen 13–15 yaş arasındaki genç kızlar aileleri tarafından zorla evlendirilmeye çalışılır, bazen de özentiyle genç kızlar evlenmek isterler ve aileleri evliliklerine onay vermediği için evden kaçarlar ve evlendirilmek zorunda kalırlar. Her ne sebeple olursa olsun, erken yaşta yapılan evlilikler yanlıştır. Çünkü halen genç kız olan bu bireyler biyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimlerini tamamlamamıştır. Bununla birlikte erken yaşta yaşanan evliliklerde erken hamilelikler sıktır, daha kadın olmadan anne olan bireyler yaşam evrelerini sağlıklı geçirip, sağlıklı bir kişilik yapısı geliştiremezler ve evlilik ilişkilerinde çözümleyici yaklaşımlar gösteremezler. Kendi ergenlik sorunlarını halletmeden önce ebeveyn olan bu tip ailelerin çocukları da sorunlu kişilik yapısına sahip olabilmektedir.”

    “ERKEN EVLİLİK SAĞLIKLI TOPLUM İÇİN TEHDİTTİR”

    “Toplum olarak ilerlemiş bir ülke, iyi koşullarda yaşamını sürdüren insanlar ve mutlu çocuklar beklentimiz var, ancak erken yaşta yaşanan evlilikler bizi bu beklentilerden uzaklaştırmaktadır. Bu noktada hem devletimize hem medyamıza hem ruh sağlığı profesyonellere hem de ailelere çok fazla iş düşmektedir. Evliliğin nasıl bir düzen olduğuna, aile ortamının ne tür şartlara sahip olması gerektiğine ve diğer benzer durumlara açıklık getirilmesi gerekmektedir.

    “18 YAŞ ALTI EVLİLİK YASAKLANMALI”

    Ebeveynlerin çeşitli eğitimlerle görsel ve işitsel medya kullanılarak erken yaşta evlilik, kadın hakları, çocuk hakları, aile içi şiddet gibi önemli konularda bilinçlendirilmeleri gerekmektedir. Aile planlaması hizmetlerinin yaygınlaştırılması, aile planlaması olgusunun topluma daha açıklayıcı bir şekilde yansıtılması, din görevlilerinin günümüz koşullarında erken evliliğin sakıncalarını gerekli yerlerde gündeme getirerek vurgulaması önemli hususlardandır. 18 yaş altındaki evliliklerin yasalarla kesin bir şekilde engellenmesi, özellikle kız çocuklarının eğitime dâhil edilmesi, kadınların ekonomik anlamda özgürlüğünün sağlanması, kadınların iş kurma ve meslek edinmelerinin sağlanması, cinsel istismar, cinsiyet ayrımcılığı ve toplumsal halk sağlığı konularında toplumun bilinçlendirilmesi, ekonomik koşulların iyileştirilmesi gerekmektedir.”

    “EVLİLİK ÖNCESİ EĞİTİM ŞART”

    Evlenmeyi düşünen bireylerin ani kararlar almadan önce uzun bir süre birbirlerini tanımamaları gerekir. Unutulmamalıdır ki erken evlilikler o kişilerin çocukluğundan, gençliğinden ve yaşamından çalınan bir takım özgürlükleri akla getirir. Evlilik öncesi fiziksel tahlilleri zorunlu tutan devlet, evlilik öncesi eğitimi şart koşmalıdır. Evlenmeden önce anne-baba ve eş eğitimleriyle çiftlere sertifika verilmeli ve ancak bu sertifikaya sahip çiftler evlenebilmelidir. Annelik, babalık, karılık veya kocalık bir meslektir ve dünyanın en ucuz mesleği gibi eğitimsiz yapılmamalıdır. Ayrıca hem devletimiz, hem medyamız hem de ruh sağlığı profesyonelleri ilk üç yıl çocuk yapılmaması için kamuoyunda ortak bir bilinç yaratmalı ve çiftlerin birbirlerine alışmaları için zaman tanımalıdırlar. Aslında ne koşulda olursa olsun erken yaşta yapılan evliliklerin sonucu baştan bellidir. Bu evlilikler yeni neslin sağlıksız ve yetersiz bir şekilde gelişmesine neden olmaktadır.”

    “KÜÇÜK YAŞTA EVLİLİK TRAVMADIR”

    CİSED Genel Sekreteri Psikolog Serap Güngör ise küçük yaşta evliliğin çiftler için travmadan başka bir anlamı olmadığına dikkat çekti. Henüz gelişimini tamamlamamış gençlerin evliliğin getirdiği ağır sorumlulukları yüklenmesinin psikolojik travmaların ortaya çıkmasına neden olabileceğini belirten Güngör, çiftler için evlilikten önce yaşanması ve deneyimler kazanılması gereken birçok olgu olduğunu kaydetti.

    Psikolog Güngör şunları kaydetti:

    “Erken yaşta yapılan evliliklerde pişmanlık, öfke, özlem, hayal kırıklığı gibi duygular yoğun bir şekilde yaşanmaktadır. Erken evliliklerde ortaya çıkan sorunlar arasında en çok depresyon, kaygı bozuklukları, fobik problemler, güven problemleri, sağlık ile ilgili problemler ve intihar girişimleri bulunmaktadır. Erken yaş evlilikler erken gebelik ve doğumlara yol açabilmektedir. Fiziksel gelişimini ve ruhsal olgunlaşmasını tamamlayamamış gençler erkenden evlendiklerinde, gebelik ve doğumlarda anne veya çocuğun ölümüne, çocukların sağlıklı bir şekilde gelişimlerini tamamlayamamalarına neden olabilmektedirler. Ayrıca, erken yaş evliliklerinde aile içi sorunlar daha fazla görülmekte, çocuk bakımı ve çocuğu büyütme noktasında çift yeterli bir olgunlukta olamadığından ciddi sorunlar yaşamaktadırlar. Aile içi şiddet ve evlilikten mutlu olamamaları, kadında ve erkekte psikolojik sorunların görülmesine yol açabilmektedir. Bu tür evlilikler kadın için katlanılması gereken bir durum, erkek içinse mutluluğu dışarıda aramak için bir bahane olabilmektedir. Genç karı koca arasındaki sorunlar ailelerini de etkilemekte, aile ve eşler arasında kavgalara, kıskançlıklara, şiddete neden olmaktadır. Bu durum yıpranmış ailelere, mutsuz çiftlere, ortada kalmış ve psikolojik sorunlarla büyüyen çocuklara yol açmaktadır.”

  • Karaciğer Yetmezliği

    Karaciğer Yetmezliği

    Karaciğerin yerine getirmesi gereken işlevlerinden bazılarını veya bütününü yapamaz hale geldiği durumlar sıklıkla karşılaşılan durumlardır. Aynı zamanda karaciğerin çok fonksiyonlu bir organ olduğu düşünüldüğünde, bu fonksiyonlarından bir ya da birkaçının zaman zaman fonksiyonlarında aksamalar meydana gelme olasılığının oldukça yüksek olması da doğaldır.

    Karaciğer fonksiyonlarının büyük bir çoğunluğunun aksamadığı yani belli ufak bir kısmının aksadığı durumlara küçük karaciğer yetmezliği de denebilir.

    Bu tanının dayandığı bazı bulguları ise mide bulantısı, bağırsaklarda biriken gazın karna verdiği şişkinlik, hem ruhsal açıdan hem cinsel açıdan güç kaybı, sürekli uyuma isteği, ani giren baş ağrıları, egzama gibi şikâyetlere dayandırabiliriz.

    Tanı esnasında dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Örneğin, pankreas ve bağırsak sistemindeki bozuklukların sonucunda görülen sindirim emilim sorunları karaciğer hastalığı ile birlikte ortaya çıkabilir. Bu yanılgıya düşmemek gerekir. Karaciğerin temel fonksiyonlarını yerine getiremeyen bir kesin kanıtlar yoksa ortada küçük karaciğer yetmezliği tanısı konması mümkün değildir.

    Karaciğer yetmezliği genel itibariyle, 3 ayrı kolda incelenir:

    Hafif derece seyreden karaciğer yetmezliği
    Gittikçe ağırlaşan karaciğer yetmezliği
    Ağır durumdaki karaciğer yetmezliği
    Şüphesiz ki bu karaciğer yetmezliği kolları birbirinden kesin çizgiler ile ayrılmıyor.

    Hafif Karaciğer Yetmezliği

    Ağrının olmadığı tüm karaciğer hastalıklarına eşlik eden hafif karaciğer yetmezliğinin sebebi farklı enfeksiyonlar, besin veya ilaçlara dayanan zehirli maddeler olabilmektedir. Bunun yanında sağ karıncık sorunu sonucunda toplardamarlar içinde az derece kan göllenmesi ve henüz başlangıç aşamasında olan safra tıkanıklıkları hafifi derece karaciğer yetmezliklerine nende olur.

    Hafif karaciğer yetmezliklerinde hasta sürekli kendini halsiz hisseder. Sık sık depresyona girer. İştah kaybı ile az derece kilo vermeye başlar. Sindirim sistemi yavaşlamaya başlar ve midesinin üst kısmında sürekli bir ağırlık, sertlik hisseder.

    Hafif karaciğer yetmezliği sırasında dikkat çekici bir gaz fazlalılığı görülür. Karaciğerin hacmi ve sertliği artmıştır. El ile karaciğerin olduğu bölgeye baskı yapıldığında hasta acı duyar. Bu ağrı hafif derecede karaciğer yetmezliği tanısı için son derece önemlidir. Zira karaciğere bastırıldığında karaciğerin ele gelmesi karaciğer yetmezliği için tanı koymaya yeterli kanıt değildir. Çünkü Karaciğerin ele gelmesi, karaciğer sarkmasından da kaynaklanıyor olabilir.

    Bunun yanında bazı deri belirtileri çok önemli ipuçları verebilir. Örneğin deri kaşıntıları çoğu zaman safra tuzlarının atılması sırasında yaşanan aksaklıklara bağlıdır.

    Gittikçe Ağırlaşan Karaciğer Yetmezliği

    Kronik ve akut karaciğer hastalıklarında ortaya çıkabilen gittikçe ağırlaşan karaciğer yetmezliği, siroz, karaciğer iltihabı ve inatçı safra tıkanmalarında hızla ilerleyebilir.

    Gittikçe ağırlaşan karaciğer yetmezliği hastalığının belirtileri hafif karaciğer yetmezliğine benzemektedir. Aradaki fark belirtiler daha ağır seyreder. Kişideki halsizlik, yorgunluk, uyku hali daha belirgindir.

    Cilt üzerinde görülen ve hızla artan yıldız biçimindeki damar genişlemeleri belirginleşir.

    Safra tıkanıklığına bağlı olmayan gittikçe ağırlaşan karaciğer yetmezliğinde sarılık ve ya hafif derecede sarılık meydana gelebilir. Tansiyonda belirgin düşüşler, cinsel performans da düşüklükler, erkeklerde meme büyümeleri, kadında düzensizleşen adet görmeler hastalığın diğer belirtileridir.

    Ağır Karaciğer Yetmezliği

    Hastalığın ilerleyişi son derece hızlıdır. Mide ve yemek borusunda kanamalar, bağırsaklarda mayalanmalar görülür.