Etiket: baş dönmesi

  • Baş dönmesi hastalığı Vertigo

    Baş dönmesi hastalığı Vertigo

    Yeni nesilde sıklıkla görülen, baş dönmesi hastalığı Vertigo, iç kulak kanallarında oluşan kristal kayması olarak adlandırılıyor.

    VERTİGO başın veya vücudun bir hareketi ile (perde asarken, arabada geri manevra yaparken, bir tarafa yatarken vb) ortaya çıkan baş dönmesi ataklarıdır. Vertigo olmadığı dönemde, yürüme sırasında hafif dengesizlik olabilir. İç kulaktaki yarımdaire kanalları içerisine denge organı üzerinde bulunan kristal taneciklerinin düşüp baş hareketleri ile kanallarda dolaşıp ani uyarılara yol açması sonucunda gelen başdönmesidir.

    VERTİGODA TEDAVİ

    Vertigo sadece bir bulgu olduğundan öncelikle altta yatan hastalık tedavi edilmelidir. Testler ile eğer iç kulaktaki kristallerle ilgili problem saptanırsa, özel manevralar veya özel egzersizler yaptırılarak kanallarda kristallerin stabilizasyonu sağlanır. Tecrübeli ellerde yapılan test ve manevralarla hastalar bir seansta bile yıllardan beri çektiği vertigo şikayetinden kurtulabilmektedirler. Ayrıca tuz kısıtlaması, sigara yasağı, stresten uzak durma ve gerekirse psikolojik tedavi, ve bazı ilaçlar ile baş dönmesi ataklarının sıklığı ve atakların süresi azaltılmaya çalışılır. Kriz dönemlerinde gerekirse hasta yatırılarak tedavi edilir.
    YENİ YÜZYIL GAZETESİ

  • Gebelik Belirtileri Nelerdir?

    Gebelik Belirtileri Nelerdir?

    Her gebelik kendine özgüdür, bu sebeple de her anne adayının yaşadığı belirtiler birbirinden farklıdır. Ancak yaygın olarak yaşanan gebelik belirtileri aşağıdaki gibidir:

    • Baş dönmesi

    Hamilelik süresince kan damarları genişler. Bu sebeple de tansiyon ani olarak düşebilir. Uzun süre oturduktan sonra ayağa kalktığınızda başınız dönebilir. Bu sebeple de uzun süre oturma ya da ayakta kalma durumlarında mutlaka dinlenme ya da pozisyon değiştirmek gerekmektedir.

    • Mide bulantısı ve kusma

    Anne adaylarının en yaygın yaşadığı sorunlardan biri mide bulantısı ve kusmadır. Hormonal değişimler bulantı ve kusmaya sebep olabilir. Bu durum genellikle sabahları yaşanmaktadır. Ancak günün her saatinde meydana gelebilir.

    • Memelerde büyüme veya hassasiyet

    Gebelik sürecinde vücutta hormonal değişimler meydana gelir. Bu sebeple de meme ucunda renk değişimleri, memelerde hassasiyet ya da ağrı söz konusu olabilir.

    • Halsizlik

    Hamilelik döneminde, vücudun iş yükü artar. Bu durumu desteklemek için ise metabolizma hızlanır. Bu sebeple de anne adayı her zamankinden daha yorgun ve halsiz hissedebilir. Bütün bunların dışında, hamilelik dönemi içerisinde progesteron şeklinde ifade edilen hormon, daha fazla salgılanır. Böylelikle de hormon yatıştırıcı etkisi ile yorgunluğu artırır. Bu sebepten dolayı halsizlik, yorgunluk ve normalden daha fazla uyuma ihtiyacı, hamilelik döneminin en sık karşılaşılan ve erken dönemde kendini belli eden olguların arasında bulunmaktadır.

    • Çok sık idrara çıkma

    Hamilelik sağlandıktan yaklaşık 10 gün sonra dahi, daha fazla tuvalete çıkma ihtiyacı hissedilir. Geceleri uykudan normalden daha çok uyanarak, idrara çıkmaya gereksinimi duyabilirsiniz. Hatta bazı anne adaylarında kabızlık da ortaya çıkmaktadır.

    • Hafif kanama

    Bu kanama yerleşme kanamasıdır. Toplum arasında üstüne görme şeklinde ifade edilir. Döllenmeden sonra yaşanan bu kanama, adet kanamasının olması gereken güne denk geldiği için anne adayları adet olduğunu sanabilir. Ancak adet dönemi kanaması ile mukayese edildiğinde, çok daha hafif ve benek benek şekilde olduğu görülür. Adet döngüsünde ortaya çıkan bu değişim veya düzensizliklerin de, bir takım sağlık sorunlarının sinyal verdiğini de unutulmamalıdır.

    • Akıntı 

    En önemli hamilelik belirtileri içerisinde, vajinal akıntılar bulunur. Bu dönemde yumurtalıkların daha aktif bir şekilde çalışması ve bebeğin rahimde her geçen gün daha çok büyüyüp gelişim göstermesi ile alakalı olarak vajinal akıntılara rastlanır. Ancak hamilelik dönemi içerisinde rastlanan bu akıntı rengi ve kokusu, mantar enfeksiyonlarının oluşumunun da habercisi olabilir. Hamilelik dönemi içerisinde meydana gelen akıntı renksiz ve kokusuzdur. Kaşıntı veya rahatsız bir koku ile beraber ortaya çıkan akıntılar için mutlaka bir kadın doğum doktoru ile görüşmelisiniz.

    Ruh halinde değişimler:

    Hormonal değişimler sebebiyle anne adayının duygu durumu da değişmektedir. Bir anda sinirlenebilir ya da bir anda mutsuz olabilir. Bu durumlardan hormonal değişimler sorumludur.

    Tüp Bebek Tedavisi sorularınız için tıklayınız!

  • Baş Dönmesine Bitkisel Çözümler

    Baş Dönmesine Bitkisel Çözümler

    Kadınlar kulübü editörleri olarak araştırdık, siz baş dönmesinden muzdarip kişilere şifa olması amacıyla, baş dönmesine bitkisel çözümler yazımızı hazırladık, baş dönmesine bitkisel çözümler yazısındaki önerileri uygulayarak kısa sürede bu derdinizden kurtulabilirsiniz.

    Vertigo, vücudun denge sisteminde yaşanan bir sorun nedeniyle ortaya çıkan baş dönmesidir.
    Bu hastalık, kan basıncının yükselmesi veya düşmesi, şeker hastalığı, tümör kaynaklı, depresyon, panik bozukluklar, anemi gibi
    çok çeşitli sebeplerden kaynaklanabilir.

    Şayet baş dönmesi rahatsızlığınız kusma, nefes darlığı ve mide bulantısı ile birlikte seyrediyorsa,hiç vakit kaybetmeden doktora başvurmanızı öneririz.
    Kadınlar kulübü editörleri olarak araştırdık, siz baş dönmesinden muzdarip kişilere şifa olması amacıyla, baş dönmesine
    bitkisel çözümler yazımızı hazırladık, baş dönmesine bitkisel çözümler yazısındaki önerileri uygulayarak kısa sürede bu derdinizden kurtulabilirsiniz.

    YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Kadınlar Kulübü’ne aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazılar sadece Kadınlar Kulübü tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak alıntılanabilir.

    baş dönmesine bitkisel çözüm
    baş dönmesine bitkisel çözüm

    Zencefil
    Taze zencefil baş dönmesi tedavisi için en etkili doğal ilaçlardan biridir.
    Bu bitki, uzun süre kullanılsa da yan etki göstermez.
    Zencefil çayı içmek baş dönmesine birebir çözümdür.
    3 bardak kaynamış suya, bir kaç parça taze zencefil atıp demleyin.
    Bir kaç dakika boyunca bunu kaynatın.
    Süzüp, günde üç kere için. Zencefil çayından hoşlanmıyorsanız hap şeklinde de tüketebilirsiniz.

    baş dönmesine bitkisel çözüm
    baş dönmesine bitkisel çözüm

    Elma Sirkesi
    Elma sirkesi, baş dönmesinin başlıca nedenlerinden olan kan şekeri ve kan basıncını düzenleyerek bu dertten kurtulmanıza yardımcı olur.
    Elma sirkesi sitrik asit, asetik asit, mineraller, vitaminler, amino asitler ve doğal enzimler için de iyi bir kaynaktır.
    Ballı elma sirkesi hazırlayın ve baş dönmesinden kurtulmak için bu karışımı günde iki defa tüketin
    2 tatlı kaşığı bal ve biraz elma sirkesini, bir bardak sıcak veya soğuk suya ekleyin.
    Günde 3 kez bu sudan için.Bu uygulama kan basıncını düzenleyerek, baş dönmesi belirtilerini hafifletecektir.

    baş dönmesine bitkisel çözüm
    baş dönmesine bitkisel çözüm

    Papatya
    Papatya yatıştırıcı özelliği ile, mide bulantısından ve baş dönmesinden kurtulmanıza yardımcı olur.
    Bir bardak kaynamış suya bir tatlı kaşığı papatya atın ve vertigoya çözüm olması
    için günlük diyet listesinizde, her gün muhakkak olsun bu çay.
    Baş dönmesinin bir numaralı nedenlerinden olan stresinizi azaltarak ve sindiriminizi rahatlatarak kısa sürede bu hastalığı yenmenizi sağlar.
    Nane, yeşil çay, kereviz, kabak ve ökse otu gibi otlar da baş dönmesi tedavisinde etkilidirler.

    baş dönmesine bitkisel çözüm
    baş dönmesine bitkisel çözüm

    Ginkgo Biloba
    Bu bitki antioksidan ve anti-inflamatuar özellikleri ile vertigo
    ve diğer hastalıklardan kurtulmak için mükemmel bir seçenektir.
    Günde 120 mg olarak üç ay boyunca hap şeklinde içildiğinde,
    beyne giden kan dolaşımını düzenleyerek ve kulak iç-dış basıncı dengeleyerek
    kısa sürede baş dönmesinden kurtulmanıza yardımcı olur.
    Hamile veya emziren anne iseniz bu bitkiyi kullanmamalısınız.

    baş dönmesine bitkisel çözüm
    baş dönmesine bitkisel çözüm

    Alman Papatyası (Feverfew)
    Bu bitki baş dönmesi dahil pek çok rahatsızlığa şifadır.
    Partenolit gibi pek çok kimyasal birleşen içerir, bu elementler
    baş dönmesinin en önemli nedenlerinden olan migren  kaynaklı baş ağrılarını azaltmakta yardımcı olur.
    Hap olarak alabilir veya çay olarakta içebilirsiniz.

  • Hamileliğin 10 Erken Belirtisi

    Hamileliğin 10 Erken Belirtisi

    Hamileliğin erken dönemde belirti vermesi son derece doğal ve güzeldir.
    Hamileliğin 10 erken belirtisi yazımızda erken gebelik haftalarında bayanlarda görülen bazı değişiklikleri kaleme aldık.
    Hamilelik belirtileri kadından kadına değişebilir, fakat çoğu hamile kadının, gebe olduğu bu belirtilerden anlaşılabilir.
    Hamileliğin 10 erken belirtisi sizde görülüyorsa çok yüksek ihtimal hamilesinizdir, hayırılı olsun:)

    Hamileliğin 10 erken belirtisi
    Adet Gecikmesi
    Muayyen haliniz normal zamanlarda düzenliyse fakat son aylarda gecikme varsa,bu hamilelğin ilk işaretlerinden biridir. Çoğu kadında hamile kalmanın ilk belirtisi budur,
    daha sonra diğer belirtiler görünmeye başlar. Ancak muayyen halinizdeki her gecikme, hamile kaldığınız anlamına gelmiyor. Gebelik olmamasına rağmen, adet döneminizde gecikme var ve bu durum birkaç aydır devam ediyorsa, bir jinekoloğa görünmeniz en sağlıklısıdır.

    Bulantı-Kusma
    Sabah bulantıları, kusma gibi belirtiler görülür.
    Bu belirtiler, hamilelikten üç hafta sonra görülmeye başlayabilir ve buna österojen ve progesteron hormanlarının artan seviyeleri neden olur.
    Sabah bulantıları, hamilelik sırasında koku hissinin artması sonucu gerçekleşir, herhangi bir koku duyan kadında, midesi bulanması, istifra etme hissi uyanır.

    Göğüslerde Değişiklikler
    Hamileliğin ilk belirtilerinden en önemlilierinden biri, göğüslerde şişme ve büyümedir.
    Bu belirti hormonlardaki artış kaynaklı olarak, ilk iki, üç haftada görülebilir.
    Bazı kadınlarda meme başında koyulaşma da, hamileliğin ilk belirtilerinden sayılabilir.

    Sık İdrara Çıkma
    Tuvalete sık gitmeye başladıysanız, veya gece yarısı uykudan tuvalete kalkma ihtiyacı hissediyorsanız, muhtemelen bu durum hamilelik müjdesidir.
    Hormonlardaki değişme, böbreklerin çalışmasını artırır, ve bu durum sık idrara çıkmanızla sonuçlanır.

    Yorgunluk, Bitkinlik Hissi
    Hamileliğin en yaygın belirtilerinden biri, kendini uykulu, halsiz ve yorgun hissetmedir.
    Bu çoğu hamile kadında, ilk belirtilerden olan bir durumdur.
    Ve hormonal kaynaklıdır.

    Baş Ağrıları
    Çoğu kadın hamileliğin ilk dönemlerinde, hormonları ani artışı kaynaklı baş ağrıları görür.
    Hamilelikten sonra hormonların normal düzeye geri gelmesiyle, bu ağrılar kendiliğinden geçer.

    Kabızlık Ve Şişkinlik
    Hamileliğin erken döneminde, progesteron oranındaki artış, sindirim sistemini yavaşlatır ve alışkın olmadığınız kabızlık, şişkinlik gibi biyolojik olaylarla karşılaşabilirsiniz.

    Lekelenme
    Alt iç çamaşırınızda hafif lekelenme, implantasyon kanaması, ani kramplar gibi durumlarla, döllenmeden 10-14 gün sonra karşılaşabilirsiniz.

    Baş Dönmesi
    Erken gebelikte bir kadının kan damaları genişler ve kan basıncı düşer bunun sonucu baş dönmesi ve sersemlik hissi oluşur.
    Hamileliğin diğer erken belirtisi, kan şekeri düşmesiyle, bayılmalar meydana gelebilmesidir.

    Vücut Isısının Artışı
    Dölenmeden 18 gün sonra, yani hamileliğin ilk döneminde vücut ısısında artış gözlemlenebilir.
    Fakat bu genel bir belirti değildir, herkeste gerçekleşmez.

    Emin Olmak İçin
    Bu belirtilerin bir kısmı veya çoğuyla karşılatıysanız yüksek ihtimal hamilesinizdir.
    Bu durumda yapmanız gereken şey, bir test alıp durumu kesinleştirmek ve hamilelikte neler yapılmalı, neler yapılmamalı bu durumlara riayet ederek, kendinizin ve bebeğinizin sağlığına dikkat ederek, hamileliğinizi güzel geçirmektir.

  • Baş Dönmenizin Ardında Migren Olabilir!

    Baş Dönmenizin Ardında Migren Olabilir!

    Anatomica Bilimsel toplantılarının onuncusu, 22 Ekim 2013 Salı akşamı Sürmeli Otel’de düzenlendi. Toplantıda, Baş Dönmesi konusundaki öncü araştırma ve çalışmalarıyla tanınan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burak Ömür ÇAKIR, “Baş Dönmesine Güncel Yaklaşımlar” adlı bir sunum gerçekleştirdi.

    Vertigo’nun bir hastalık değil belirti olduğunu, bu belirtinin birçok hastalığın teşhisinde de önemli bir rol oynadığını ve son yıllarda Migren ile Vertigo bağlantısının daha da detaylı bir şekilde analiz edilebildiğini ifade eden Dr. Çakır, Vertigo ataklarının, baş ağrısı öncesinde, baş ağrısıyla ya da baş ağrısı olmaksızın görülebileceğini belirtti.

    Dr. Çakır, Vertigo’ya neden olan hastalıkların teşhisinin her zaman kolay olmadığını vurgulayarak şunları belirtti:

    ‘’Baş dönmesi, tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Bu konu hakkında uzmanlaşmış hekim ve laboratuvarın bulunduğu bir merkeze gitmek tedavide oldukça etkili olmaktadır. Çünkü Vertigo günlük hayatı oldukça olumsuz etkileyen, tanısı zor ve kapsamlı testlerle ortaya konulabilen bir rahatsızlık. Tedavinin başarısında, detaylı muayene ve testlerin yanı sıra hasta hikâyesinin dinlenmesinin payı büyük.’’

    Botoks, Migrende Sanıldığı Kadar Etkili Değil

    ABD’de yapılan bir araştırma, Botoks tedavisinin, migren hastalarında fazla etkili olmadığı, sadece çok sık kriz geçiren hastalarda bu yöntemin kullanılmasının anlamlı olduğu gösterdi.

    Wisconsin Tıp Fakültesi bilim adamları, Jeffrey Jackson başkanlığında yaptıkları kapsamlı araştırmada, botoks tedavisinin ancak kronik (ayda 15 günden fazla) baş ağrısı/migren çekenlerde etkili olduğu görüldü. Ayda 15 günden az ağrı çekenlerde ise botoksun olumlu bir etkisi saptanamadı.

  • Baş dönmesinin nedenleri

    Baş dönmesinin nedenleri

    Baş dönmesine neden olan üç temel grup vardır. Bunlardan biri beyin sapı ve beyincik denilen denge sisteminin merkezini oluşturan yapıdır.

    Baş dönmesine neden olan üç temel grup vardır. Bunlardan biri beyin sapı ve beyincik denilen denge sisteminin merkezini oluşturan yapıdır. Bu bölgelerdeki hastalıklar, baş dönmesi ve denge bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olur.
    Örneğin beyin sapındaki ya da beyincikteki damar tıkanıklığı ya da bu bölgelerdeki kanamalar, birden bire ortaya çıkan şikâyetlere yol açarlar. Örneğin bu bölgedeki tümörler ya da yine bu bölgedeki sinir dokusunun yangısal hastalıkları, baş dönmesi nedenleri arasında yer alır.

    Bunun dışında, iç kulakla ilgili sorunlar, baş dönmesinin önemli nedenlerinden biridir. İç kulakta sıvı toplanmasına yol açan bazı hastalıklar veya denge kanallarındaki kristallerin çıkmasından kaynaklanan bazı hastalıklar olabilir. Bunlar baş dönmesine neden olan hastalıklar içinde en sık rastlanan hastalıklardır.

    Çevresel sinirlerin hastalıkları

    Baş dönmesine neden olan üçüncü büyük grup da, çevresel sinirlerin rahatsızlıklarıdır. Bu hastalıklarda daha çok denge bozukluğuyla karşılaşılır. Çünkü çevresel sinirler, yani bacaklardaki ve gövdedeki sinirler, denge hissini ve duyusunu beyinciğe ve beyin sapına taşıyan sinirlerdir.
    Bu sinirlerin hastalıkları, dengeyle ilgili bilgilerin beyin sapına ve beyinciğe iletilmesini engellediği için, hastalarda denge bozukluğu hissi ortaya çıkar.
    Kısaca beyin sapı ve beyincik denilen merkezdeki hastalıklar, iç kulağı etkileyen hastalıklar ve çevresel sinirleri etkileyen hastalıklar, baş dönmesi ve denge kaybı hissine yol açan faktörlerdir.

  • Sıcak havalarda tansiyon

    Sıcak havalarda tansiyon

    Prof. Dr. Abdurrahman Oğuzhan, sıcak havanın damarlar üzerinde gevşetici etki yaptığını belirterek, bunun damarların genişlemesine ve tansiyonun düşmesine neden olduğunu söylüyor

    Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Oğuzhan, kan basıncının (tansiyon) belirlenmesinde damarların elastikiyetinin (damarın gevşemesi ve büzülmesi) son derece önemli olduğunu söyledi.
    Damar duvarında düz kaslar bulunduğuna dikkati çeken Oğuzhan, bu kasların damar kasıldığı zaman daralmasına, gevşediği zaman genişlemesine yol açtığını kaydetti.

    DAMAR BÜZÜLDÜĞÜNDE TANSİYON YÜKSELİYOR
    Oğuzhan, damarın genişlemesi sırasında tansiyonun düştüğünü, büzülmesi sırasında da yükseldiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
    “Tabi buradaki büzülme atar damarlardan ziyade, arteriol dediğimizin daha küçük damarlarla alakalı. Dolayısıyla sıcak hava damarlar üzerinde gevşetici etki yapıyor. Bu da damarların genişlemesine ve tansiyonun düşmesine neden oluyor. Bu sağlıklı insanlar için de yüksek tansiyon hastaları için de geçerli.
    Yüksek tansiyon hastaları ilaç da kullanıyorlarsa, tansiyonlarında beklenmedik düşmeler olabilir. Bu da son derece tehlikeli. Bir de tansiyon hastaları idrar söktürücü adını verdiğimiz, diüretik ilaçları kullanıyorlarsa bu da yaz aylarında sorun olabilir. Çünkü terlemeyle zaten su kaybediyorsunuz. Üzerine bu ilaçları da kullanırsanız tansiyonunuz daha çok düşebilir.”
    Tansiyon düşüklüğünde yorgunluk, halsizlik, oturduğu yerden aniden ayağa kalkıldığında baş dönmesi gibi belirtiler ortaya çıkabileceğini vurgulayan Oğuzhan, hastanın böyle bir durumda ilacı kesmeden kendisini takip eden doktora başvurarak kullandığı ilaçların dozlarını yeniden ayarlatması gerektiğini anlattı.

    TUZ VÜCUTTA SUYU TUTUP TANSİYONU YÜKSELTİYOR
    Prof. Dr. Abdurrahman Oğuzhan, tansiyon hastalarının da özellikle terliyorlarsa bol miktarda sıvı tüketmeleri gerektiğine işaret ederek, şeker içeriği yüksek olan meyve suları ya da gazlı içecekler yerine taze sıkıLmış meyve suyu, ayran, az demli çay ve meyve tüketilmesini önerdi.
    Mineraller bakımından zengin olan maden suyunun da tercih edilebileceğini ancak sodyum içeriği nedeniyle ölçülü tüketilmesi gerektiğine dikkati çeken Oğuzhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Sodyum yani tuz diyeti, özellikle yaşlı yüksek tansiyon hastalarında, şeker hastalarında, böbrek problemi ile tansiyon problemi olanlarda çok daha önemli. Tuz fazla alındığında vücutta suyu tutuyor ve tansiyonun yükselmesine neden oluyor. Günlük toplam 6 gram tuz tüketmemiz gerekiyor. Bu da bir çay kaşığına denk geliyor.”

    SERİNLERKEN TANSİYONUNUZU YÜKSELTMEYİN
    Maden sularının içinde de kaynağına göre çeşitli oranlarda sodyum bulunduğunu vurgulayan Oğuzhan, şunları anlattı
    “Dolayısıyla tansiyon hastaları serinleyeyim diye fazla miktarda maden suyu tüketecek olursa tansiyonları yükselebilir. Bu nedenle tansiyon hastalarının maden suyunu daha ölçülü tüketmelerinde fayda var ama tansiyon problemi olmayanlarda çok fazla sorun olacağını düşünmüyorum. Zaten maden suyu şişelerinin üzerinde sodyum miktarı yazıyor.”

    HAZIR GIDALAR TUZ DEPOSU
    Oğuzhan, tuzun hazır gıdalarda koruyucu olarak da kullanıldığını ifade ederek, “Kişi ne kadar fazla hazır gıda tüketiyorsa o kadar çok tuz alıyor demektir. Tuz tüketimi sadece tansiyonla alakalı değil kalp damar sağlığını da ilgilendiren bir konu. Hiç tuz tüketmeyin demiyoruz ama kullanım miktarını indirebildiğimiz kadar aşağı indirmeliyiz” dedi.
    Kalp yetmezliği bulunan hastalarda da tuzun azaltılmasının son derece önemli olduğunu dile getiren Oğuzhan, şu ifadeleri kullandı:
    “Bu hastaların kalpleri güçsüz olduğu için devridaim yapamıyor, su birikmesi oluyor. Tuz da suyu tuttuğu için vücut daha fazla şişiyor. Bu nedenle özellikle tuzsuz yemeğe dikkat etmesi gereken bir grup da kalp yetmezliği olan hastalar. Tuzsuz diyet önemli ama bu hastalara da tamamen tuzu kesmelerini önermiyoruz. Çünkü, tamamen tuzu kestiğinizde vücut karşı reaksiyon geliştiriyor.”
    AA

  • Regl döneminde hangi çaylar içilmelidir ?

    Regl döneminde hangi çaylar içilmelidir ?

    Kusma, yorgunluk, sırt ağrısı, baş ağrısı, baş dönmesi ve diyare gibi semptomlar gibi hayatı olumsuz hale getiren semptomlarla kendini gösteren regle karşı sizin de yapabilecekleriniz var.

    ‘Primer dismenore’ adı verilen bu durumun bir rutine dönüşmesini beklemeyin, kendinize yardım edin! Regl döneminde yaşadıklarınız bir çikolata kistini de işaret ediyor olabilir, mutlaka bir uzmana başvurun.

    Ağrılarınızı azaltan ve regl döngüsüne yardımcı olan bitkileri de evinizden ayırmayın. Spazm çözücü Civanperçemi, mayıs papatyası ya da gül tomurcuğu Şişlik ve ağrılara karşı Zerdeçal veya söğüt kabuğu Yatıştırıcı ve dinlendirici Gül tomurcuğu veya mayıs papatyası Doğal östrojen Kırmızı yonca (Trifolium pratense) Karaciğer desteği Karahindiba Kanama kontrolü sağlar..

    Regl ağrıları, çoğunlukla adet öncesinde görülmesine karşın adet dönemi boyunca devam edebilir. Kadınların yaklaşık %75′i bu ağrılardan ve kramplardan şikayetçidir. Adet öncesi ve sırasında yaşanan östrojen hormonu dalgalanmaları mide kramplarının ve ağrıların esas nedenidir. Ağrıların şiddetlendiği durumlarda pek çok kadın ağrı kesicilere başvururken, ilaç kullanmak istemiyorsanız, orta ve hafif dereceli regl ağrılarını bazı bitkisel çaylarla hafifletebilirsiniz. Başta zencefil çayı olmak üzere yaban mersini papatya, ahududu yaprağı gibi çaylar regl kasılmalarını ve ağrılarını azaltmada yardımcı olabilir.

    Regl Ağrısına İyi Gelen Bitki Çayları

    Zencefil Çayı

    Etkili bir ağrı ve iltihap giderici olan zencefil menstürel kramplara bağlı ağrıları azaltmak için kullanılabilir. Aynı zamanda regl öncesi ve sırasında yaşanabilecek mide bulantısına da iyi gelir. Günde 2-3 bardak zencefil çayı içerek kasılmaları ve ağrıyı hafifletebilirsiniz. Zencefil çayı sayfamızda zencefil çayının nasıl hazırlanabileceği, sağlığa yararları ve olası yan etkileri hakkında geniş bilgiler yer alıyor.

    Hayıt Çayı

    Akdeniz ve Orta Asya’ya özgü olan hayıt ağacının, esansiyel yağ asitleri ve flavonoidler bakımından zengin yemişlerinden hazırlanan çay yüzyıllardır menstürel spazmların ve ağrıların tedavisinde kullanılmaktadır. “American Family Physician” adlı bilimsel derginin Eylül 2005 sayısında yayınlanan bilimsel bir araştırmaya göre, hayıt çayı adet döneminde göğüslerin hassaslaşmasını azaltıyor ve ağrılı krampları hafifletiyor. Maryland Tıp Fakültesi tarafından yayınlanan bir diğer araştırmaya göreyse, kahvaltıdan önce alınacak 20 mg’lık hayıt kapsüllerinin regle bağlı krampları belirgin oranda azalttığı belirtiliyor.

    Papatya Çayı

    Bulantı, kusma, hazımsızlık, şişkinlik ve iştahsızlık tedavisinde kullanılan papatya çayı aynı zamanda kasılmaları azaltıcı özelliğe sahiptir. Regl döneminde yaşanan kasılmalara karşı doğal bir antispazmodik olarak kullanılabilir. Çok ağrılı günlerinizde günde 3 bardak içebilirsiniz ancak papatya çayının aynı zamanda uyku getirdiğini unutmayın. Papatya çayının faydaları yazımızda çayın hazırlanışı, kullanıldığı rahatsızlıklar ve yan etkileri hakkında daha fazla bilgi bulabilirsiniz.

    Nane Çayı

    Nane’nin sakinleştirici etkisi menstrüel krampların yanı sıra baş ağrısı, ishal ve şişkinlik tedavisi için kullanılabilir. Regl ağrılarının arttığı günlerde günde 3 bardağa kadar içebilirsiniz ancak reflüsü veya ülseri olanlara nane çayı önerilmemektedir. Nane’nin krampları azaltan etkisinde eczanelerde bulabileceğiniz nane kapsüllerini kullanarak da faydalanabilirsiniz. Nane çayı sayfasında nanenin sağlığa faydaları, çayının demlenmesi ve yan etkileri hakkında daha ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz.

    Diğer Çaylar

    Melisa Çayı: Melisa çayı hem adet ağrılarını hafifletir hem de adet ağrılarına eşlik eden şişliği azaltır.
    Yaban Mersini Çayı: Kasları rahatlatan ve kas spazmlarını önleyen yaban mersini kasılmaların neden olduğu ağrılar için tüketilebilir.
    Ahududu Yaprağı Çayı: Uterus’u rahatlatan ve krampları önleyen “ferulic asit” bakımından zengin olan ahududu yaprağı çayı regl döneminde kullanılabilir.
    Önlemler

    Diğer tüm bitkisel ürünlerde olduğu gibi bitki çayları da kontrollü ve bilinçli olarak tüketilmelidir. Bitkicaylarininfaydalari.com’da size çayların faydaları dışında referans kaynaklardan derlediğimiz yan etkileri hakkında da bilgiler vermeye çalışıyoruz. Ancak yan etkiler kişin sağlık koşullarına göre farklılıklar gösterebilir. Bu nedenle herhangi bir rahatsızlığınız varsa ya da düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız bitki çayı içmeye başlamadan önce doktorunuza danışınız. Bitki çayları nasıl kullanılmalıdır yazımızda bitkisel çayları alırken nelere dikkat edilmeli, bu çaylar nasıl hazırlanmalı ve diğer konularda uzmanlardan derlenmiş bazı bilgileri bulabilirsiniz.

  • Mobilyalar kansorejen madde içeriyor

    Mobilyalar kansorejen madde içeriyor

    Mobilyalarda kullanılan boya ve vernik gibi malzemeler kanserojen madde içeriyor.

    Türk Standartları Enstitüsü (TSE), başta kanser olmak üzere birçok solunum ve sinir sistemi hastalığına neden olan ”formaldehit”in mobilya ve ahşap malzemelerde bulunma miktarını sınırlamak için E1 belgelendirmesine başladı.

    Ahşap, panel ve bu malzemelerden yapılan mobilyalardaki formaldehit miktarı, TSE’nin vereceği belge ile sağlığa zarar vermeyecek düzeye indirilecek.

    Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, mobilyalarda kullanılan, tutkal, boya ve verniklerden zamanla ayrışan ”formaldehit” gazı, insan sağlığına olumsuz etki eden kanserojen kimyasal maddeler içeriyor.
    E1 Belgesi, ürün içeriğindeki ”formaldehit” maddesinin sağlığa zarar vermeyecek düzeyde kullanıldığını gösteren, mobilya sektöründe başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde kabul gören temel kriter durumunda. Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsveç, ahşap panellerde E1 belgelendirmesini 1985 yılından bu yana zorunlu uygulama haline getirdi.

    Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanserojen madde olarak tanımlanan, ahşap mobilyalarda ve parkelerde kullanılan formaldehidin salınımı, özellikle zamanlarının büyük kısmını kapalı ortamlarda geçiren çocuklar için büyük risk oluşturuyor. Yapılan araştırmalara göre evlerde kullanılan mobilyalardan kaynaklanan formaldehit salınımı çocuklarda lösemi hastalığına yol açabiliyor.

    Uzmanlar, formaldehit zehirlenmesinin, çoğu kez gaz halinde iken solunum yoluyla alınmasına bağlı olarak meydana geldiğini, bu maddeyi soluyan kişilerde yorgunluk, uyuklama, baş ağrısı, baş dönmesi, deri döküntüleri gibi şikayetlerin görüldüğünü belirtiyor. Uzun süreli olarak düşük dozlarda formaldehit soluyan kişilerde solunum güçlüğü, egzama ve alerjik reaksiyonlar görülebiliyor.

    NTV

  • Vertigo olup olmadığınızı test edin

    Vertigo olup olmadığınızı test edin

    Nörolojik hastalıklar ve kalp hastalıkları gibi birçok hastalığın belirtisi olan vertigo yaşam kalitesini ciddi ölçüde bozarken, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Selami Yavuz, söz konusu hastalığı karşı vatandaşları uyardı.

    Vertigo olup olmadığınızı anlamak için kendi etrafınızda 40 kere dönerek test yapabilineceğini hatırlatan Opr. Dr. Yavuz, “Etraf ya da kendisi dönmediği halde, kişide şiddetle döndüğü hissi oluşur. Vertigo olduğunuzu anlamak için bir test yapmanız gerekirse, kendi etrafınızda 30-40 kere dönün ve kendinizi serbest bırakın. Nasıl etrafın döndüğünü hissediyorsanız vertigo da aynen böyledir.

    Yerin tavana gelmesi gibi bir histir. Bunu yapmadan aynı şekilde etrafınızın döndüğünü hissediyorsanız vertigo hastası olabilirsiniz. Hastaların çoğu ‘Sandaldaymışım gibi sallanıyorum, ayağa kalktığım zaman dengem bozuluyor’ gibi şikayetlerle doktora başvururlar.

    Bu şikayetlerin çoğunun vertigo ile ilgisi yoktur. Vertigosu olan kişinin bu durumu anlamama gibi bir durumu söz konusu olamaz. Çünkü hasta ayakta duramayıp, hemen bir yere oturmak ya da yatmak zorunda kalır” dedi.

    Farklı rahatsızlıkların vertigoyu tetiklediğini belirten Opr. Dr. Selami Yavuz, “Vertigo birçok hastalığın habercisi olabilir. Bir grup vertigolar ‘Kulak Burun Boğaz’ hastalıklarıyla ilgili olabilir. ‘Başım dönüyor, kesin kristallerim oynadı’ denerek hastalar tarafından şikayetleri dile getirilen ‘İç kulak kristallerinin yerinden oynaması’ hastalığı, hastanın yatakta sağdan sola dönerken ya da sırt üstü yattığı zaman başının dönmesidir. Buradaki baş dönmesi, yani vertigo bir dakika içerisinde geçer ama kişiyi son derece rahatsız eder. Bu durum vertigoya sebep olan hastalıklardan biridir.

    Özellikle kadınlarda görülen ve vertigoya sebep olan bir diğer hastalık da ‘Menier’ hastalığıdır. Bu hastalık, kulağın tek tarafının içinde sıvı toplanmasıdır. Bu hastalıkta da çok şiddetli bir vertigo görülmektedir. Vertigo ataklar halinde olur.

    Hastada iki gün çok şiddetli baş dönmesi, kulakta uğultu, bulantı ve kusma olur. Fakat 2-3 gün geçtikten sonra hastalık kendiliğinden düzelir ve neredeyse 2 ay hiçbir problem olmaz. 2 ay sonra hasta tekrar bir atak geçirir ve aynı belirtileri yaşamaya başlar” diye konuştu.

    HT

    Nöroloji – Beyin ve Sinir Hastalıkları