Etiket: baba

  • Ebeveynlik Stresi: Başa Çıkmak ve Gelişmek için 14 Temel İpucu

    Ebeveynlik Stresi: Başa Çıkmak ve Gelişmek için 14 Temel İpucu

    Ebeveynlik stresi mi yaşıyorsun? Bu yazıda stresinizi yenmenize ve ailenizle keyifli zaman geçirmenize yardımcı olacak 14 ipucu bulacaksınız.

    Ebeveynlik, sevgi dolu anların yanı sıra bazen zorlayıcı ve stresli anları da beraberinde getirir. Çocuklarımız için en iyi ebeveyn olma arzusu, kendi sağlığımızı ihmal etme riskini taşır. Bu yazıda, ebeveynlik stresiyle başa çıkmanın ve gelişmenin önemli ipuçlarını bulacaksınız. Organizasyon, mükemmeliyet baskısından kurtulma, aileyle kaliteli zaman geçirme ve kişisel bakım gibi pratik önerilerle, ebeveyn olmanın keyfini çıkarırken kendi sağlığınıza da özen göstermenin yollarını keşfedeceksiniz.

    Her ebeveynlik yolculuğu benzersizdir, bu nedenle size en uygun olan stratejileri bulmak için bu ipuçlarını esnek bir şekilde uygulayın. Kendinize iyi bakmak, çocuklarınıza daha iyi bakmanıza katkıda bulunacaktır.

    Ebeveynlik Stresi: Başa Çıkmak ve Gelişmek için 14 Temel İpucu

    Ebeveyn olmak, birçok sevinçli ve tatmin edici anın yanı sıra, stresli ve zorlayıcı anları da beraberinde getirir. Çocuklarınızın hayatında pozitif bir etki yaratmak istemenin yanı sıra, kendi fiziksel ve duygusal sağlığınıza da dikkat etmek önemlidir. Bu makalede, ebeveynlik stresiyle başa çıkmanın ve gelişmenin 14 temel ipucunu bulacaksınız.

    1. Daha Organize Olun: Küçük Adımlarla Büyük Değişiklikler

    Stresinizi azaltmanın ilk adımlarından biri, günlük yaşantınızı mümkün olduğunca organize etmektir. Haftalık planlamalar, yapılacaklar listeleri ve aile düzenleme uygulamaları, kontrolünüzü artırmanıza ve stresi en aza indirmenize yardımcı olabilir.

    2. Mükemmel Olmaya Çalışmaktan Vazgeçin

    Kendinize mükemmel olma baskısı yapmak, gereksiz yere stres yaratır. Her ebeveynin farklı olduğunu ve hataların kaçınılmaz olduğunu unutmayın. Sosyal medyadaki mükemmel görünen hayatlara odaklanmak yerine, kendi benzersiz ebeveynlik yolculuğunuzun tadını çıkarın.

    3. Ailenizle Zaman Geçirin ve Eğlenin

    Ebeveynlik Stresi
    Ebeveynlik Stresi

    Çocuklarınızla kaliteli zaman geçirmek, hem sizin hem de onların stresini azaltabilir. Birlikte oyun oynamak, etkinliklere katılmak veya sadece güzel bir yürüyüşe çıkmak, ailenizle bağlantı kurmanın ve eğlenmenin harika yollarıdır.

    4. Öncelik Belirleyin ve Hayır Diyin

    Açık önceliklere sahip olmak, zamanınızı ve enerjinizi doğru şekilde yönlendirmenize yardımcı olabilir. Gereksiz sorumlulukları azaltın ve hayır demeyi öğrenin. Kendinize ve ailenize odaklanın.

    5. Stresinizi Görmezden Gelmemeyi Öğrenin

    Stresle başa çıkmanın ilk adımı, onu görmezden gelmemektir. Stresinizi kabul edin ve bununla başa çıkmanın yollarını bulun. Kendinize dikkat ederek, stresinizi daha iyi yönetebilirsiniz.

    6. Besleyici Yiyecekler Tercih Edin

    Sağlıklı ve dengeli beslenmek, enerjinizi artırmanın ve stresle başa çıkmanın önemli bir yoludur. Fast food yerine meyve, sebze ve sağlıklı karbonhidratları tercih edin. Kafein ve alkol tüketimini sınırlayarak vücudunuzu destekleyin.

    7. Günlük Egzersiz Yapın

    Her gün kısa bir egzersiz seansı, stresinizi azaltmanın etkili bir yoludur. Basit kardiyo hareketleri veya yürüyüşler, hem zihinsel hem de fiziksel sağlığınız için faydalı olabilir.

    8. Uykunuza Özen Gösterin

    Yeterli ve kaliteli uyku almak, stresle başa çıkmanın temelidir. Uyku eksikliği, stres seviyelerinizi artırabilir. Uyumaya yatmadan önce rahatlatıcı bir rutin oluşturun ve uyku düzeninize dikkat edin.

    9. Kendinize Zaman Ayırın: Anne Babalık Dışında Bir “Siz”

    Ebeveynlik Stresi
    Ebeveynlik Stresi

    Haftada birkaç saat olsa bile kendinize zaman ayırmak, bireysel ihtiyaçlarınıza odaklanmanıza ve stresi azaltmanıza yardımcı olabilir. Eşinizden veya bir aile üyesinden destek isteyin ve bu zamanı kendinize ayırın.

    10. Duygusal Destek Arayın

    Bazen bir arkadaşla konuşmak veya bir uzmana danışmak, duygusal yükü hafifletmenin etkili bir yoludur. Duygusal destek, ebeveynlik stresiyle başa çıkmanıza yardımcı olabilir.

    11. Esnek Olmayı Öğrenin

    Hayatın planlandığı gibi gitmediği zamanlarda esnek olmak, stresle başa çıkmanın anahtarıdır. Beklenmedik durumları karşılamak için esnek bir zihniyet geliştirin ve her şeyin mükemmel olması gerektiği beklentisinden vazgeçin.

    12. Komikliklere ve Mizaha Yer Açın

    Gülme, stresle başa çıkmanın doğal bir yolu olan endorfin salgılar. Komik filmler izleyin, espri yapın ve hayatta mizahı bulun. Bu, hem sizin hem de ailenizin ruh halini iyileştirebilir.

    13. Meditasyon ve Derin Solunum Teknikleri Uygulayın

    Meditasyon ve derin solunum, zihinsel rahatlama sağlayabilir. Gün içinde kısa meditasyon seansları veya derin nefes alıp verme teknikleri uygulayarak stresle başa çıkabilirsiniz.

    14. Profesyonel Yardım Almaktan Çekinmeyin

    Eğer ebeveynlik stresi sizi aşırı derecede etkiliyorsa, profesyonel yardım almayı düşünün. Bir psikolog veya danışmanla görüşmek, duygusal sağlığınızı güçlendirmenize ve stresle daha etkili bir şekilde başa çıkmanıza yardımcı olabilir.

    Bu ipuçları, ebeveynlik stresiyle başa çıkmanıza yardımcı olabilir. Ancak herkes farklıdır, bu nedenle size en uygun olan stratejileri bulmak önemlidir. Unutmayın ki kendinize iyi bakmak, çocuklarınıza daha iyi bakmanıza yardımcı olacaktır.

    Forum: Ergen Çocuğu Olan Ebeveynlere Öneriler Tıklayın!

  • Kuvad Sendromu Nedir? Hamile Gibi Hisseden Babalar

    Kuvad Sendromu Nedir? Hamile Gibi Hisseden Babalar

    Gebelik döneminden sadece anne adayları etkilenmez. Baba adayları içinde eşlerinin bu süreci zor geçer. Baba adaylarında görülen kuvad sendromu nedir? Hamile gibi hisseden babalar.

    Kuvad Sendromu Nedir? Hamile Gibi Hisseden Babalar

    Kuvad sendromu, baba adaylarının hamile eşlerinin gebelikte yaşadığı bulantılar, sancılardan etkilenip kendisinde de aynı belirtilerin görülmesidir. Kuvad sendromu yaşayan baba adayı anne adayını taklid ederek onun yemediği gıdalardan uzak durabilir.

    Kuvad Sendromu
    Kuvad Sendromu

    Kimlerde Gözleniyor
    Kuvad sendromu genellikle kaygılı baba adaylarında gözleniyor. Çocuklukta babası tarafından terk edilmiş, zorlu bir çocukluk süreci geçirmiş baba adaylarında bu durumla karşılaşma ihtimali çok daha yüksek. Annelerine çok bağlı olan baba adayları, düşük ekonomik gelir seviyesi kuvad sendromu gözlenen erkeklerde daha fazla gözlenmektedir.

    Kuvad Sendromu Belirtileri
    Kuvad sendromu belirtileri sıralandığında ise gebeliğin erken evrelerinde başlayan doğum yaklaştıkça artan mide bulantıları, hazımsızlık, karın ağrısı, kendisini yorgun hissetme, depresyona meyilli olma, sinirlilik aşerme gibi durumlar gözlenebiliyor.

    Kuvad Sendromu Tedavisi
    Genellikle tedaviye gerek kalmadan gebeliğin bitişi ile baba adayları kuvad sendromu ile vedalaşıyor. Bu süreçte baba adaylarının kaygılarını azaltmaya yönelik çevresinden destek verilebilir. Belirtileri aşırı bir hal aldıysa psikolog ile görüşme yapılabilir.

  • Çocuk Yetiştirirken Yapılan Hatalar

    Çocuk Yetiştirirken Yapılan Hatalar

    Anne-babalar dikkat! Doğru çocuk yetiştireyim derken aman bu hatalara düşmeyin..

    Ebeveyn olarak en doğru şekilde çocuk yetiştirip en mutlu çocuk sizinki olsun istiyorsunuz ama bu hatalar çocuğun gelişimine darbe vuruyor.

    Siz ebeveynlere yardımcı olabilmek adına Bayındır Sağlık Grubu’nun hazırladığı ve Kadınlar Kulübü’nün düzenlediği mutlu çocuk yetiştirme yollarını ve çocuk yetiştirmede en sık yapılan hataları bir araya getirdik.

    Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Söğütözü Hastanesi Çocuk Gelişimi Uzmanı Birgül Bayoğlu, çocuk yetiştirirken en sık yapılan hataları anlattı:

    -Mükemmel bir anne-baba olmaya çalışmak. Hataları kabul etmemek. Bu tutum çocuğu başarısızlığa iten durumlar olup ileride çocuğun hayatında sıkıntı yaratabilir.

    -Onları korumak adına sürekli “hayır” kelimesini söylemek. Her istenmeyen davranışında “hayır” dediğinizde çocuğunuzla sağlıklı iletişim kuramamanıza neden olur. İlk 2 yaş bu kelime için önemli.

    -Çocuğu koruyacağım diye çocuğun eli, kulağı, gözü olmak. Bu tutum özgüvenli birey yetiştirmeyi olumsuz etkiliyor.

    -Tablet ve telefon yerine onunla birebir ilgilenin. 3 yaşından önce çocuğa oyalanması için verilen tablet ya da telefon çocuğun dil gelişimini ve diğer zihinsel gelişimlerini etkiliyor.

    -Çocuğunuzla oyun oynamak için vakit ayırın ancak oyun sırasında onu sakın yönlendirmeyin. Oyun çocukların hayal penceresi olduğundan onlara oyunda müdahale etmeyin.
    Çocuk Yetiştirirken Yapılan Hatalar | 1

    -Çocuğun anneyle ve babayla olan iletişimde farklılıklar olur bunu tek yöne çekmeye çalışmayın.Çoğu ebeveyn çocuğunun babasıyla olan iletişimine çoğu zaman müdahalede bulunur kendisi gibi yaklaşmasını ister.

    -Çocuğun sorusunu doğru anlayarak cevap verin. Çocuğunuzdan gelen soruları ayrıntılı dinleyin ve öyle cevap verin.

    Sağlıklı ve doğru çocuk yetiştirmek istiyorsanız öncelikle çocuk gelişimi hakkında bilgi sahibi olmanız gerekir. Çocuğunuzun gelişimini takip ederek uzmanlardan destek alabilirsiniz.

    Çocuğunuzu doğru yetiştirmeye çalışmadan önce ona mutlu bir aile ortamı oluşturun. Gerisi kendiliğinden gelir.

  • Anne baba tutumları

    Anne baba tutumları

    Kişilik gelişimi yaşam boyu süren, genetik ve çevresel faktörlere bağlı olarak şekillenen bir olgu olsa da,çocukluk dönemi kişiliğin gelişmesi ve şekillenmesi açısından çok önemlidir. Erken çocukluk dönemi olarak adlandırdığımız 0-6 yaş arasındaki dönem çocukların çevreleri ile etkileşimlerinden en çok etkilendiği, kişiliklerinin büyük ölçüde şekillendiği dönemdir.Bu dönemde çocuk, sosyal bir birey olmayı öğrenirken, kişilik oluşumu açısından gerekli olan özdeşimi model alarak yapar. Çocuğun özdeşim kurmak için seçmiş olduğu model genellikle anne babasıdır, bu nedenle ebeveynlerin çocuğa karşı tutumunun yanı sıra kendi aralarındaki iletişimleri de çocuğun sağlıklı kişilik gelişimi açısından önemli bir etkendir.

    Anne babanın çocukla nasıl iletişim kurduğu, sevginin nasıl ifade edildiği, çocuğun aile içinde bir birey olarak kabul edilip edilmediği, eğitimde kullanılan disiplin yöntemleri anne baba tutumlarını belirleyicidir. Bu tutumları şekillendiren pek çok etken vardır; anne babanın yetiştikleri aile ortamı, eğitim seviyeleri, genç yada geç yaşta anne baba olmaları, yaşam olaylarının aile üzerindeki etkileri, çocuğun dünyaya geliş zamanındaki ailenin içinde bulunduğu durum, çocuğun istenip istenmemesi, ailenin içinde bulunduğu kültürel faktörler gibi.

    Çocuğun anne babasından aldığı iki temel şey vardır; sevgi ve eğitim. Her ikisinin de yetersiz veya aşırı olduğu durumlarda çocukta olumsuz davranışlar gözlemlenebilir. Sağlıklı bir birey anne babasından sevgi ve eğitimi dengeli bir şekilde alarak gelişir. Ailelerin sevgi ve eğitim ( disiplin) konusundaki aşırılığı veya yetersizliği çocukta sağlıksız psikososyal gelişim özellikleri görülmesine neden olabilmektedir. Aşırı sevgi gösteren ebeveynlerde çocuğa karşı aşırı kollayıcı, koruyucu tutum, çocuğun bir birey olarak özerklik gelişimini olumsuz yönde etkilemekte ve çocuğu anne babaya karşı bağımlı hale getirmektedir. Yetersiz sevgi gören çocukta ise, sevgi ve güven eksikliğinden yoksun olarak daha ciddi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Eğitim konusunda ise, sıkı disiplin tutumu içindeki aileler çocuğa yaşından fazla sorumluluk yüklemekte, katı kurallar koyma ve ceza yöntemi olarak sıklıkla dayağa başvurmaktadır. Gevşek eğitim tutumu sergileyen ailelerde ise çocuğun her yaptığı hoşgörü ile karşılanır. Bunların yanı sıra tutarsız anne baba tutumu vardır ve bu ailelerde ne zaman nasıl bir disiplin tutumu sergileneceği belli değildir, çocuğa karşı tutumun zamanla tutarsız farklı olabileceği gibi, anne babanın çocuğa yaklaşımı konusunda tutarsızlık, eşler arasında farklılık da söz konusu olabilmektedir.

    Aşırı Koruyucu Anne Baba Tutumları

    Bu tutumu sergileyen anne babalarda çocuğa karşı sevgi aşırıdır ve disiplin yok denecek kadar azdır. Ebeveynler çocuğun her istediğini anında yaparlar ve çocuğa karşı aşırı koruyucu, kollayıcı tutum gösterirler, çocuğa karşı denetim ve sınırlama yoktur ve otorite sağlayamazlar. Genellikle bu tutuma sahip ailelerin tek çocuklu, geç yaşta ve zorluklarla çocuk sahibi olmuş, ilk çocuğunu kaybetmiş veya kendi ailesinden yeterli sevgi görememiş katı kurallarla yetişmiş aileler olduğu gözlemlenmektedir. Bu tarz aile içinde yetişen çocuklarda özgüven eksikliği ve anne babaya bağımlılık görülmektedir. Gevsek disiplinle yetişen bu çocuklar genellikle okul dönemine geldiklerinde karşılaştıkları kurallar karşısında hayal kırıklığına uğramaktadırlar ve aile dışındaki sosyal çevrede ilişkilerde başarısızlık yaşamaktadırlar. Çocukluğundan beri benmerkezci yaşayan birey, erişkinlik döneminde sosyal norm ve toplumsal ahlaki değerlere uygun davranma konusunda kendisini değiştiremez. Çocuk belli bir disiplin anlayışı ile kendisine doğru ve yanlışın gösterilmediği, sorumluluk almadığı bir ortamda yetiştiği için erişkinlik yaşamında da sorumluluk taşımayan, doyumsuz, dürtülerini kontrol edemeyen birey haline gelebilir.

    Mükemmelliyetçi Anne Baba Tutumları

    Bu ailelerin tutumları aşırı sevgi ve sıkı disiplin şeklindedir. Anne baba bir yandan aşırı koruyucu ve kollayıcı tutum içerisindeyken diğer yandan çocuktan yaşının üzerinde bir davranış örüntüsü beklemektedir. Bu tarz aileler daha çok eğitim ve sosyokültürel düzeyi yüksek ailelerdir ve çocuklarını kendileri belirlediği bir kalıba göre yetiştirmek isterler. Çocuğun bir birey olarak gelişimi, kendi tercih ve davranışları aile tarafından desteklenmez. Bu tutumdaki anne babalar çocuğunu olduğu gibi kabul etmezler, her alanda çocuğun kapasitesini zorlayıp, yanlış yapmasını kabul edemezler. Bu tarz ailede yetişen çocuklar genellikle yanlış yapmaktan korkan, kendine güveni olmayan birey haline gelirler. Anne baba sevgiyi genellikle başarı beklentisi ile sundukları için çocuğa göre sevginin koşulu başarıdır ve başarısızlığı anne babasının sevgisini kaybettirecek bir tehtit olarak algılar, bu durumda yoğun anksiyete gözlemlenebilir.Kendi doğal içgüdüleri ve ailesinin kendisinden beklentileri arasında sıkışıp kaldıkları için, çok fazla çelişki yaşarlar.Bu çocukların ileride nevrotik olma ihtimalleri çok yüksektir

    Otoriter ve Reddedici Anne Baba Tutumları

    Bu tutumu sergileyen ailelerde çocuğa karşı sevgi ve şefkat yoktur ve eğitim konusunda sıkı bir disiplin vardır. Genellikle çocuk hata yaptığında dayak ve şiddet olarak çocukta cezalandırma yoluna gidilir. Anne babada otorite hakimdir ve çocuğa söz hakkı tanınmaz bu durumda çocuk anne ve babası ile ilişkisini korkuya dayalı geliştirir. Bu korku hissinden dolayı çocuklar genelde anne babaya karşı uysal, dürüst görünür fakat içten içe nefret,öfke,düşmanlık hissine kapılabilirler. Öfke duygularını cezalandırılma korkusu ile dışa vuramadıklarından genelde kendilerine yöneltirler ve bu nedenle bu çocuklarda antisosyal davranışlar,saldırganlık sık görülebilmektedir. Bu tutumla yetişen çocuklar kaygılı, güvensiz,suç işlemeye meyilli, insan ilişkilerinde başarısız ve tutarsız kişilik geliştirebilir. Genellikle karşı çıkma ve saldırganlık ile kendilerini kabul ettirmek isterler, sevgiden uzak bir ortamda yetiştirildikleri için sevgiyi öğrenemez ve kendi çevrelerindekiler sevgi gösteremezler.

    İlgisiz ve Kayıtsız Anne Baba Tutumları

    Bu ailelerde çocuk başıboş bırakılmakta ve neredeyse çocuğun temel ihtiyaçları dışında çocukla hiç ilgilenilmediği gözlemlenmektedir. Disiplinsizlik söz konusudur ve bunun nedeni ilgisizliktir. Bu tutum daha çok sosyoekonomik düzeyi düşük ,çok çocuklu ,ve her iki ebeveynin de yoğun çalıştığı ailelerde görülmektedir. Bu tip ailelerde çocuk, fiziksel ve duygusal yalnızlık içindedir ve anne baba çocuk arasında iletişim kopukluğu vardır. Bu tutumla yetiştirilen çocukların genellikle pasif ve donuk oldukları görülür. Anne ve babasını kendisine model alamadığı için dışarıdan bir modelle ve çoğunlukla da olumsuz bir modelle özdeşim yapması olasıdır ve zararlı alışkanlıklar edinmeye meyillidir. Aile içinde ilgi göremeyen çocuk, dikkat çekmek için çevresine zarar verici davranışlar sergileyebilir. Sözlü iletişimin yetersizliğinden dolayı dil gelişiminde gecikme yada konuşma bozuklukları ortaya çıkabilir.

    Tutarsız Anne Baba Tutumları

    Bu tarz ailelerde genellikle anne babanın o anki psikolojik durumu ile ilintili olarak çocuğa karşı sergilenen tutum değişkenlik gösterir. Anne babalar kimi zaman bir davranışı olumlu karşılarken, kimi zaman cezalandırabilirler. Bu durumda çocuk neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda çelişki yaşamaktadır ve dolayısı ile ne zaman nerede ne yapacaklarını bilemezler.Farklı zamanlarda gösterilen tutarsız tutumun yanı sıra, anne ve babanın birbirlerinden farklı tutum içerisinde olmaları da tutarsız anne baba tutumları içerisine girer. Anne ve babanın farklı disiplin anlayışı geliştirmesi sonucunda anne için doğru olan bir şey baba için yanlış olabilir. Bu tarz durumlarda anne ve baba mutlaka aynı görüşe sahip olmalı, biri davranışı olumlu görüp diğeri ceza uygulamamalıdır. Çocuk davranışını onaylayan ebeveyne yakın hissederken diğerine karşı öfke duyabilir bu da aile içinde kutuplaşmalara neden olur.Tutarsız tutum sergilenen çocuklar çevrelerine karşı güvensiz, şüpheci ve kararsız bir kişilik yapısı geliştirebilirler.

    Olumlu ve Sağlıklı Aile Tutumu

    Olumlu ve sağlıklı aile tutumu sevgiyi ve eğitimdeki disiplini dengeli bir şekilde barındıran ve çocuğun temel ihtiyaçlarını en olumlu şekilde karşılayan tutumdur. Tutarlı, esnek, ceza kadar ödülü de barındıran disiplin, çocuğa istenilen davranış ve alışkanlıkları öğretir. Disiplin yeteri kadar ve çocuğun yaşına, içinde bulunduğu gelişim döneminin özelliklerine uygun olmalıdır ve anne babalar çocuklarına disiplin verirken aynı zamanda sevgi ve hoşgörüyü yeterli düzeyde göstermelidir. Olumlu davranışlar desteklenerek ödülle pekiştirilmeli, olumsuz istenmeyen davranışlara yönelik cezalar da çocuğun özüne değil, davranışına yönelik olmalıdır. Sevgi ve disiplini dengeli bir şekilde çocuğuna yansıtan ailelerde, çocuk kendi benliğini tanıma, kendini geliştirme imkanı bulur. Doğruları ve yanlışları ile kendisinin değerli olduğunu, kabul gördüğünü mesaj olarak algılayan çocuk, yapıcı,yaratıcı, özgüveni yüksek, sosyal ilişkilerinde başarılı ve davranışlarının sorumluluğunu alabilen bir kişilik geliştirir.

    Psikolog Aslı Acar

  • Tatilde çocuğunuza söz geçiremiyorsanız yapmanız gerekenler

    Tatilde çocuğunuza söz geçiremiyorsanız yapmanız gerekenler

    Kimi anne baba çocuklarının uyku saatinin şaştığını, yemek yedirmenin zorlaştığını, havuz ve denizden çıkmak istemediğini, televizyon ve tablet başından kalkmadığını, ödev yapmak, kitap okumak istemediğini belirterek dert yanıyor. Sorunlar listesi daha da uzayıp gidebiliyor. Örneğin yaz okulu için erken uyanmak zorunda kalan çocuk her sabah anne babasına okula gitmemek için ayak diretirken, kimi de tam anlamıyla sokaktan eve girmek istemeyebiliyor.

    Çocuklu pek çok aile bugünlerde aynı dertten mustarip. Bir yandan çocuklarına hak verirken bir yandan da değişen huyların üstesinden gelememekten, söz geçirememekten yakınıyorlar. Hatta kimileri çocuklarındaki bu davranış değişikliklerini çözmede yetersiz kalıyor ve uzmandan yardım alma yoluna bile gidebiliyor. Zira tatilde pek çok şeyde ipin ucunun kaçırılması çocuğa fiziksel ve psikolojik açıdan fark etmeden zarar verebiliyor. İşte yaz tatilinde çocuklardaki davranış değişikliklerini ve tatil şımarıklığı ile baş etmenin yollarını Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Arzu Önal anlattı.

    Tatilde çocuğunuza söz geçiremiyorsanız işte yapmanız gerekenler

    1. UYKU SAATİ İYİCE ŞAŞTI MI?

    Geceleri yatmak, sabahları da kalkmak bilmez bir hale mi geldi? Okulların kapanması ile uyku düzeninde değişikler yaşanması doğal. Hemen her çocukta tatil dönemlerinde bu türden sarkmalar yaşanıyor. Tabi uyku saatlerindeki bu sarkmalar çocuğun aşırı sinirli, gergin ve kavgacı olmasına neden olabiliyor. Uyku düzeninin çocuğun sağlığını bozmayacak şekilde düzenlenmesi çok önemli. Bu konuda anne babalara önemli görev düşüyor. Çocuğa büyüme ile ilgili hormonların gece salgılandığını anlatmak, bu hormonun büyüme ve gelişmesinden bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine kadar birçok vücut fonksiyonunu etkileyeceğini öğretmek şart.

    2. YEMEK YEDİRMEK DAHA DA MI ZORLAŞTI?

    Yaz okulu, sokak, yüzme, basketbol, grup etkinlikleri gibi ev dışında zaman geçirme durumunda çocuklar abur cubur tüketmeye ve öğün atlamaya daha meyilli hale gelebiliyor. Bu nedenle tatilin en başında bu kuralların belirlenmesi ve yemek saatlerinin öneminin vurgulanması gerekiyor. Dışarıdan satın alınacak yiyeceklerin hangilerine izin verildiği ve limiti de çocuğa kesin bir dille anlatılmalı. Sonradan getirilen kurallar çocukları öfkelendirebiliyor ve uyumlarını zorlaştırabiliyor. Üstelik hazır gıdalarla beslenmek bir de hareketsiz yaşam tarzına sahip çocuklar için fazla kilo ve tip 2 diyabete davetiye çıkarıyor.

    3. HAVUZ VE DENİZDEN ÇIKARMAK İŞKENCE Mİ?

    Havuz ve denizden çıkmak istemeyen bir başka değişle ortalığı yıkan çocuklara hemen her havuzda veya plajda rastlanabiliyor. Uzun süre suda kalmış olmaktan elleri ayakları buruş buruş hale de gelse hatta üstelik akşam saatlerinde üşümekten tir tir titremeye başlamış bir hal de alsalar ‘çıkmam da çıkmam’ diye inat edip anne babaların sabrını bir hayli zorlayabiliyorlar. Onlar için son derece keyifli olduğundan kendilerine keyif veren şeyi bitirmeme istekleri çok da normal aslında. Bu nedenle havuz ve denize gitmeden önce günün planını yapmak, sürpriz tutturmaların önüne geçilmesinde etkili bir yöntem. Bu plana uymamanın ona neler kaybettireceğini, uyumlu davranırsa neler kazanabileceğini anlatmak gerekiyor.

    4. TABLET VE TELEVİZYON BAŞINDAN KALKMIYOR MU?

    Küçücük yaşlarına rağmen artık pek çoğu tabletle dolaşıyor. Gittikleri her yerde tablet ellerinde. Örneğin otomobilde seyahat ederken bile doğayı seyretmek, yeşillikleri, çayırda otlayan kuzuları, koyunları, börtü böceği gözlemlemek yerine tabletleri ile oyalanmayı tercih edenler oluyor. Anne babalar da bu duruma göz yumabiliyor; hatta kendileri de aynı hataya düşebiliyor. Pasif ve görsel oyunlarla zaman geçirmek çocuklar için daha kolay ve eğlenceli. Seviye (level) geçerek karşı tarafı yenerek oyundan hemen ödül kazandığını düşünen çocuklar bu tatminden mahrum kalmayı reddediyorlar. Tüm tatil süresince de bir yandan tabletin bir yandan televizyonun başından ayrılmak istemiyorlar. Ama anne babanın ‘oynama ya da seyretme’ demesi çözüm değil. Onun yerine çocuğu neler yapabileceği konusunda yönlendirmesi gerekiyor.

    5. ARKADAŞIMDA KALSAM OLUR MU?

    Oyunun tadı damağında kalan çocuklar eğlencenin daha uzun devam etmesini isteyip akşam arkadaşında kalmak için tutturabiliyor. Üstelik ailesinin fazla tanımadığı evde kalmak konusunda da ısrarcı olabiliyor. Çocuğunuza tavrınızı başta net koymanız gerekiyor. Son anda kararlar vermekten hoşlanmadığınızı ve böyle konuların önceden planlanması gereken durumlardan olduğunu anlatma yoluna gitmeye çalışmalısınız. Ağladığı ya da tutturduğu için kaldığını düşünmemeli.

    6. “ÖDEV YAPMAM, KİTAP OKUMAM!”

    “Ödevlerimi sonra yaparım, kitap okumayı istemiyorum tatildeyim!” Bazı evlerde de anne-baba-çocuk üçgeninde işte bu sorun yaşanıyor. Tatilin tüm sorumluluklardan kurtulmak anlamı taşıdığını düşünen kimi çocuklar ödev ve kitap sorumluluklarını yumurta kapıya gelene kadar ertelemeyi istiyorlar. Tüm yazı ebeveyni ile çatışma halinde geçiriyorlar haliyle. Ödev ve kitap sorumluluğunun kazanılması için planlama yapılması doğru bir davranış. Ödevler için belli günler, kitap için belli zamanlar (yatmadan önce, kahvaltıdan önce vs gibi) planlanması gerekiyor.

    7. DONDURMA VE TATLI ISRARI

    Dondurma ve tatlı hemen hemen tüm çocuklar için adeta vazgeçilmez. Şekerin cazibesi çocukları mıknatıs gibi kendine çekiyor. Oysa şekerin zararları ile ilgili çok sayıda bilimsel çalışma mevcut. Bu nedenle kesinlikle ölçünün kaçırılmaması gerekiyor. Anne babaların çocuklarına her şeyin aşırısının zararlı olduğunu anlatması, dondurma ve tatlı tüketimine kontrollü izin vermesi gerekiyor.

    8. BAHÇE-SOKAKTAN EVE GİRMEK İSTEMEMESİ

    Site, sokak, mahallelerde çocuklarını eve çağıran annelere şahit olmayanımız yoktur. Hatta bazen onlardan birisiyiz de. Çocuktan yukarı seslenen ses ise “ tamaaammm birazdan geliyorumm, az kaldı” şeklinde olur hep. Anne daha en az 5 kere sesleneceğini, çocuk da annesinin tek seferle kalmayacağını bildiğinden bu durum ağlayarak eve getirilme şeklinde sonlanabiliyor da. Çocuğa bahçe veya sokaktan eve belli bir süre sonra gelmesi gerektiği öğretilmeli. Evin düzeni ve gelmezse alacağı ceza tatilin en başında konuşulmalı ve ara ara hatırlatılmalı. Hatta bununla ilgili çocuğunuzla sözleşme imzalayarak onu eğlendirerek eğitebilirsiniz.

    9. “SİZİNLE UYUYACAĞIM”

    Geç yatmayı büyümekle özdeşleştiren çocuklar geç yatmak konusunda çok istekli oluyor. Gözlerinden uyku aksa dahi yatmayı reddediyorlar. Ancak belli bir saatten sonra televizyonda izledikleri birçok şeyden korkabiliyor ve kendi yatağında yatmayı istemeyebiliyorlar. Uyku düzeninde yapılan değişiklikleri daha sonra tekrar eski düzene sokmak son derece zor. Bu nedenle mümkün olduğunca tatil öncesindeki düzenine bağlı kalarak esnemeler yapılması en doğrusu.

    10. “CANIM İSTEMİYOR YAZ OKULUNA GİTMİYCEM”

    Yaz okulu bazı çocuklar için yeni bir çevreye gireceklerinden dolayı bilinmezlik taşıyarak endişeye yol açabiliyor. Tanımadıkları bir ortam, üstüne üstlük sabahları da uyanmak zorunda kalacak olmak onları yaz okuluna karşı uzak kılabiliyor ve yaz okuluna gitmeyi reddetmelerine neden olabiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Arzu Önal “Anneler bu durumu sıklıkla “Sabah gitmemek için direniyor fakat okuldan gelince çok mutlu görünüyor” şeklinde anlatıyorlar. Bu nedenle çocuğa katılacağı yaz okulundaki faaliyetlere ilişkin bilgi vererek ve uyku saatlerini düzenleyip sabah zor uyanmalarının önüne geçerek sorunun üstesinden gelinebilir” diyor.

  • Teknoloji Çağında Çocuk Yetiştirmek

    Teknoloji Çağında Çocuk Yetiştirmek

    İçinde bulunduğumuz çağ, teknoloji çağıdır. Yıllar öncesinde hayalini bile edemeyeceğimiz imkanlara kolaylıkla ve rahatlıkla ulaştığımız bir çağdır. Peki bu iyi bir şey midir, kötü bir şey midir; orası tartışılır.

    Teknolojinin günlük yaşamı inanılmaz kolaylaştırdığı ve hayat standardını yükselttiği yadsınamaz bir gerçektir. Fakat bunun için onun bilinçli kullanılması gerekir. Bilinçliden kasıt, amaca uygun ve sınırlı kullanılmasıdır. Aksi halde, teknolojinin yararından çok zararı ile karşılaşırız; hayat bizim ve sevdiklerimiz için zor bir hal almaya başlayabilir.

    Teknoloji çağında çocuk yetiştirmenin kolaylıklarının yanısıra zorlukları da vardır. Çünkü bu çocuklar doğdukları andan itibaren teknoloji ile iç içe büyümektedirler. Bu nedenle onları teknolojinin zararlarından uzak tutmak ve teknolojiyi kullanmaları için bilinçlenene kadar beklemelerini sağlamak kolay değildir. Bu çocukların oyuncaklarını çıngıraklar, kuklalar, bebekler, otomobiller değil; cep telefonları, tabletler, televizyonlar, dizüstü bilgisayarlar oluşturmaktadırlar. Oyun alanları mahalle parkları, piknik yerleri değil, kapalı AVM’ler ya da internet kafelerdir. Bu çocuklar bisiklete binmemekte, internette araba yarışı yapmaktadır; arkadaşları ile oynamamakta, evde annesinin cep telefonu ile vakit geçirmekte ya da sanal ortamda sanal kişlerle dövüş etmektedir.
    Ebeveynler çocuklarının teknolojiyi kullanmaları konusunda gerekli önlemleri almadıkları takdirde çocukları ileride bazı sıkıntılar beklemektedir.

    Şimdi kısaca bunlara değinelim:

    1. Öğrenme becerileri sınırlanır:
    Erken yaşta teknoloji ile tanışan ve teknolojiyi kullanmasına sınır konulmayan çocuklar zamanlarının çoğunu TV, PC ya da cep telefonu ekranında oyun oynayarak geçirmektedirler. Henüz küçük yaşlarda böyle oyunlarla tanışan çocukların çıtası yükselmektedir ve diğer oyunlar ve çevredeki uyaranlar onlara cazip gelmemektedir.
    Kesme, çizme, boyama, legolarla oynama gibi etkinlikler ilgilerini çekmemektedir. Hoplama, zıplama, kovalama gibi hareket içeren oyunlardansa oturdukları yerden ekrana bakmayı yeğlemektedirler. Halbuki bahsi geçen oyun ve aktiviteler çocukların motor gelişimine (ince ve kaba kas gelişimi) katkı sağlamaktır.
    Çocuklar daha konuşmayı öğrenmeden cep telefonunda oyun oynamayı öğreniyorlar. Bu çocuklar sonrasında konuşmayı öğrenseler bile kendini ifade etme, karşısındakini anlama gibi iletişim becerilerinden yoksun olabiliyorlar. Ya da iletişim becerileri zamanla körelebilir. Çünkü herhangi bir ekran karşısında oyun oynamak için bu gibi becerilere ihtiyaç yoktur, karşılarındaki cansız bir nesnedir.
    Okul çağındaki çocuklar ise zamanlarını ders çalışmak yerine ekran başında geçirdikleri için hem yorgun olurlar, hem de ders çalışacak vakit bulamazlar. Üstelik okulda iken bile, aklı eve gidince oynayacağı oyunda olur. Bütün bunlar ise okul başarılarının düşmesine neden olur.
    2. Tatmin olmaları zor olur:
    TV de sürekli çizgi film yayını yapan kanalların olması, internetten istediği çizgi filmi defalarca ve saatlerce izleyebilme imkanı, başlangıçta iyi bir şeymiş gibi görünse de uzun vadedeki sonuçları sanıldığı gibi değildir.
    Çocuklar izledikçe bıkacakları yerde, izledikçe daha çok izlemek istemekte bu ise zamanla bağımlılığa yol açmaktadır. Ayrıca çok kolay ulaşabilmeleri de tatminsizliğe neden olmaktadır, çünkü kolay ulaştıkları için yeterince keyif alamama ihtimalleri vardır. Şu an bu yazıyı okuyan bir çok annenin, cumartesi günlerini iple çekip tatil günü olmasına rağmen sabahın 7’sinde kalkıp heyecanla izlediği çizgi filmler, eminim hala akıllarındadır.
    3. Mutlulukları kısa sürer:
    Teknoloji, insanı tüketmeye teşvik etmektedir. Sürekli yeni yeni ürünler ortaya çıkmaktır. Çıkan her yeni ürün aynı kategorideki diğer ürünü gölgede bırakmaktadır. Okul öncesi çocuklar için bir ürünün modeli ya da yeniliği çok önemli olmayabilir belki ama okul çağı çocukları ve özellikle de ergenlik dönemindekiler için bu önemli bir ayrıntıdır. Yalvar yakar babasına son model cep telefonu aldıran bir lise öğrencisinin mutluluğu 3-4 ay sonra, aldırdığı telefonun bir üst modelinin çıkmasıyla sona ermektedir.
    4. Ahlaki değerleri yozlaşır:
    Gerek TV’de dizi ve filmler, hatta çizgi filmlerde ve internetteki oyunlarda, reklamlarda pek çok saldırganlık ve cinsellik içeren öğelere yer verilmektedir. Bunlar bazen doğrudan, bazense bilinçaltı mesajlar yoluyla yapılmaktadır. Çocuklarda saldırganlık pekiştirilmektedir. Cinsellik ise erken uyarılmaktadır. Bir çok olumsuz durum ve davranış meşru hale getirilmektedir.
    Ayrıca teknoloji tüketimi teşvik ettiği için maddiyat önplana çıkmaktadır. Gençler kişilik özellikleri (yardımsever, fedakar, iyi niyetli…) ile arkadaş edinmektense, sahip oldukları cep telefonları ya da tabletleri ile arkadaş edinmeye çalışmaktadırlar. Çünkü kendileri arkadaş seçerken bu kriterlere dikkat etmektedirler.
    5. Sosyal ilişkiler zayıflar:
    Özellikle online oyunlar ve chat (sohbet) programları çocukları gerçek ilişkilerdense sanal ilişkiler kurmaya yönlendiriyor. Sanal alem çekicidir çünkü, burada kuralları çocuk kendisi koyar, her şey istediği gibi olur. Karışanı edeni yoktur. Fakat çocuk, sanal aleme bağlandığı oranda gerçek dünya ile ilişkisini koparır, asosyal bir hale gelir. Ayrıca burada tanımadıkları kişilerle diyalogda bulunması tehlikeli olabilir, çünkü karşısındakinin ruh sağlığının iyi olup olmadığının garantisi yoktur.
    6. Psikolojik sorunlar ortaya çıkar:
    Sosyal ilişkilerin zayıflaması ruh sağlığının tehlikeye girme sinyallerindendir. Çocuk zamanla o sanal alemin kalabalığında yalnızlaşır. Sanal alem anlık tatmin sağlar, uzun vadede sonucu hayal kırıklığıdır. Çünkü oradaki hiç bir şey gerçek değildir. O yüzden çocuk henüz büyümeden ve vakit varken sağlıklı ilişkiler kurması için ona yardımcı olunmalıdır.
    Teknoloji, çocuklarımızın hayatının bir parçasıdır. Çocuklarımızı teknolojiden bağımsız yetiştiremeyiz. Ancak teknolojiyi bilinçli ve doğru kullanmalarını sağlayarak onların teknolojiden olumsuz etkilenmelerini engelleyebiliriz. Dahası, teknolojiden yararlanmalarını sağlayabiliriz.

    Psikolog Canan Cantürk

  • Mutlu evliliğin sırları

    Mutlu evliliğin sırları

    Ebeveynlerle buluşan Uzman Psikolog Bünyamin İrak, mutlu evliliğin sırlarını anlattı.

    Küçükçekmece Belediyesi Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde ‘Aile İçinde Eşlerin Uyumu’ söyleşisinde konuşan İrak, eşler arasında tartışma yaşanabileceğini çünkü iki ayrı kişinin evleriyle birlikte yaşamlarını da birleştirdiğini söyledi.

    Anne ve baba arasında yaşanan tartışmadan çocukların olumsuz etkilendiğini dile getiren İrak, “Anne ve babalar tartışmalarının sebebini mutlaka çocuklara söylemeli. Yoksa çocuk, annemle babam benim yüzümden tartışıyor düşüncesine kapılır. Ayrıca anne ve babaların tartışmayı çocuklarının yanında açtıkları gibi, kapatmaları da gerekiyor. Bu çok önemli” dedi.

    Evlilikte yaşanan sorunların geçici ve kalıcı olmak üzere ikiye ayrılması gerektiğini söyleyen Bünyamin İrak, “Eğer rahatsız olduğunuz davranış eşinizin kişiliğiyle alakalıysa bu durumda o davranış değişmez. Bu nedenle eşinizi olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmelisiniz. Eşinizi değiştirmek yerine o sorunla baş etme yollarını araştırmalısınız” diye konuştu.

    Ebeveynlerin yaptığı büyük yanlışlardan birini de çocuklarını taraf tutmaya zorlamaları olarak belirten Uzman Psikolog Bünyamin İrak, “Çocuğa, annen mi haklı yoksa ben mi haklıyım diye sorulduğunda çocuk çok zor durumda kalır; çünkü buna cevap veremez. Bir taraf haklı dediğinde diğer tarafı kaybedeceğini düşünür” ifadelerini kullandı.

    Evlilik alışverişinin püf noktaları için tıklayın…

    Evin reisi kimdir?
    Evin reisi kimdir?
  • 2014 Yılbaşı hediye önerileri

    2014 Yılbaşı hediye önerileri

    Sevdiklerime ne alsam diye düşünüyorsanız işte kadın ve erkek için her bütçeye ve zevke göre hediye alternatifleri ve fiyatları…

    Yeniyılı karşılamaya sayılı gün kala, akla gelen kelimelerden biri de “hediye” hepimiz için. Almaktan ve vermekten çok hoşlandığımız hediyeler.

    Kime ne alacağım, beğenir mi klişelerinden uzak, bütçeyi yormadan herkesi mutlu etmek mümkün olabilir. Sizlere, klasik ve farklı pek çok hediye seçeneği sunacağım. Eminim içlerinden biri hediye seçiminde işinizi kolaylaştıracaktır.

    Kadınların en çok sevdikleri hediyeler arasında yer alan aksesuarlarla başlayalım. Son dönem daha bir aksesuar kullanır olduk, özellikle bu yaz takılar zirve yaptı diyebilirim.

    Değişik tasarımları ile kolye ve bileklikler tarzını koruyan bayanlar için iyi bir hediye seçeneği olabilir.

    Son dönem özgün tasarımlarıyla dikkat çeken Chain Reaction markasının yaratıcısı Cenk Enüstün’ün öngörüsüne göre trend olan okside ve altın tonlarında hediyeler seçmeliyiz.

    Chain Reaction Corona bilezik güzel bir seçenek olabilir. Fiyatı da oldukça cazip 96 TL.

    Ya da yine özgün tasarımlara imza atan Dokuz by Kaftan koleksiyonundan şık bir yüzük tercih edebilirsiniz. Fiyatı 250 TL.

    Saat klasikleşmiş yeni yıl hediyelerinden biri. Bir Cenevre markası olan Virtual Ideas tasarımı bir saat hediye edebilirsiniz.

    Bir diğer seçenek ise son dönem trend saat markalarından Triwa’nın özel yapım saatlerinden Fiona Paxton Rose Lanson. Fiyatı 749

    TL.Son dönem kadın, erkek, genç, yaşlı hepimiz tablet kullanır olduk. Dolayısı ile tablet cover ve çantaları da iyi bir hediye seçeneği olacaktır. Farklı renk seçenekleri ile Apple ipad cover, 99 TL.

    Dünyaca ünlü marka Tumi tasarımlı ürünlerle sevdiklerinizi mutlu edebilirsiniz.

    Yine aynı markanın deri kartvizitlikleri cazip fiyatı ve zengin renk seçenekleri ile güzel bir hediye olabilir. Fiyatı 165 TL.

    Natürel deri, logo tokalı Beymen bardak tutacağı, altlık ve cüzdandan oluşan hediye seti de şık bir alternatif. Fiyatı 105 TL.

    Erkekler de son dönem aksesuar kullanma konusunda biz kadınlardan geri kalmıyorlar. Özellikle bilekleri bu sene beylerde sık görür olduk.

    Beymen mağazalarında bulabileceğiniz Alosh marka gümüş bileklik, rüyanızın gerçekleşebileceğini ve rüyalarınıza inanmanız gerektiğini hatırlatan bir bilekliktir. Fiyatı 65. Deri seviyorsanız, Miansai marka bilekleri tercih edebilirsiniz.

    Babanız, erkek arkadaşınız veya erkek kardeşiniz için değişik bir hediye seçeneği de nostaljik havası ile pantolon askıları olabilir. H&M’de pantolon askısı sadece 9.95 TL.

    Kiğılı pantolon askısı ise 49 TL.

    Zarif bir seçim için ise şık ve özel zamanların aksesuarı Tateossian tasarımlı şık kol düğmelerini önerebilirim.

    Beymen Collection renkli kol düğmeleri de şık bir alternatif olabilir. Fiyat 155 TL.

    Kadın denince akla gelen 3 üründen biri ayakkabılar ve çantalar şüphesiz ve doğal olarak en iyi hediye seçeneklerinden biri.

    Kış sezonu için hediye önerim şu sıralar sokak modasının nabzını tutan Sebastian Milano marka bir çift bot. Türkiye’de Vario Shoes mağazalarında bulabilirsiniz.

    Armani lacivert çizmeler kış için onu çok mutlu edecek bir hediye olacaktır.

    Bir çanta hediye önerisi de Furla’nın 2014 kış koleksiyonundan sezon trendi bordo ve asaletin rengi siyahın kullanıldığı bir tote bag olacak.

    Veya daha uygun fiyatlı bir seçenek olan yine bordo renkli Zara Shopper Bag olabilir. Fiyatı 279.95 TL.

    Güzel kokmayı seven eşiniz için Armani Si’nin kofresini armağan edebilirsiniz. Seçkin parfümerilerde bulabileceğiniz setin fiyatı 299.25 TL.

    Bayanlar için diğer parfüm seçeneği ise, nefis bir parfüm Tom Ford Jonquille De Nuit fiyatı ise 800 TL.

    Harika bir kış hediyesi de dünyaca ünlü marka Nuxe’un limited edition kofresi olacaktır. Işıltılı seçeneği de bulunan çok amaçlı kuru yağ özellikle soğuk havalarda, saçlarınız ve cildinize çok iyi gelecek. Fiyatı 219 TL

    Eğer parfüm hediye alacağınız kişi bir erkek ise, Tom Ford’un Neroli Porto’sunu deneyin derim. Fiyatı 724 TL.

    Digital bir fotoğraf makinası, son yıllarda fotoğraf tutkumuzu ortaya çıkaran sosyal paylaşım sitesi Instagram tutkunları için güzel bir hediye seçeneği olabilir.

    Swaroski Crystaline Ballpoint Kalem ışıltısıyla göz kamaştıran şık bir hediye alternatifi. Fiyatı 85 TL.

    Ya da klasik bir hediyeyi modern çizgilerle süslenmiş bir tasarımla sunabilirsiniz. Mont Blanc set fiyatları 400 € dan başlıyor.

    Müzik tutkunu bayanlar için şık tasarımlı bir kulaklık alabilirsiniz. Skullcandy trend markalardan biri.

    Unisex kullanıma uygun diğer bir kulaklık markası Urbanears ise birbirinden farklı renkleri ile güzel bir hediye seçeneği. Fiyatı 179 TL.

    Kış geldi diye güneş gözlüklerini kaldırmıyoruz elbette. Çevreye saygılı marka Proof Eye Wear ahşap metaryalli güneş gözlüklerini şiddetle tavsiye ediyorum. Fiyatı 110$ dan başlıyor ve harika bir hediye olabilir. Veya Linda Farrow marka tasarım bir gözlük seçebilirsiniz.

    Balkanlardan gelen daimi misafirimiz soğuklar için bir hediye seçeneği ise, bu sene çok ama çok trend olduğunu söylediğim el örmesi atkılar, kazaklar ve boyunluklar. Kendi öreceğiniz veya satın alacağınız bir atkı veya kazak sıcak tutan bir hediye olacaktır.

    Annenize ne alırsanız alın mutlu edeceksiniz. Ama en çok vakit harcadığı köşe için Arçelik’in Lal seri ev aletleri ile mutfağını renklendirebilirsiniz.

    Anne mutfağı için bir diğer seçenek şirin renkleriyle Tchibo Cafissimo Picco. Fiyatı 99.95 TL.

    Büyükbaba, büyükanne için eşliğinde anılarını tazeleyecekleri bir müzik albümü satın alabilirsiniz.

    Aile büyükleri için diğer bir hediye seçeneği ise, ruh ve bedenlerini besleyecek kısa bir tatil olabilir. Bu tatil için, termal suyu ile şifa olan Afyon İkbal Thermal Hotel’i önerebilirim.

    Tatil için diğer bir adres ise, yakınımızdaki saklı cennet Sapanca’da bulunan Güral Sapanca Thermal Hotel olabilir.

    Özel zamanların ve kutlamaların değişmez parçalarına şık tasarımı ile farklılık katan Swaroski marka Toasting Flutes bardaklar şahane bir yılbaşı hediyesi olacaktır. Fiyatı 890 TL.

    Ev dekorasyonuna yönelik diğer bir hediye olarak, Paşabahçe’nin limited edition koleksiyonundan bir parça alabilirsiniz.

    26 Mayıs’ta 20/20 Experience World Tour ile Türkiye’ye gelecek olan, Justin Timberlake konserine bir bilet harika bir sürpriz hediye olur. Biletler 5 Aralık saat 11.00 itibari ile Biletix’te satışa sunulacak. Bilet fiyatları 100 TL. ile 700 TL. arasında değişiyor.

    Almaktan en çok hoşlandığım hediyelerin başında kitaplar geliyor. Bestseller olmuş bir kitap önerdiğim diğer bir hediye seçeneği.

    En kıymetli hediyenin gerçek sevgi ve sonsuz saygı olduğunu unutmadığınız, sağlıkla, huzurla ve en sevdiklerinizle geçireceğiniz nefis bir yıl dilerim.

  • Çocuklara cinsel bilgi

    Çocuklara cinsel bilgi

    Dört yaşındaki oğlum, cinsel içerikli sorular sormaya başladı. Onunla nasıl konuşacağımı bilmiyorum. Oğluma cinsel eğitim vermeli miyim? 
    Zamanında ve sağlıklı koşullarda verilen cinsel eğitim; çocuğun cinsel kimliğini öğrenmesini ve benimsemesini sağlar. Oğlunuz; bebeğin nasıl dünyaya geldiğini, anne karnında neler olduğunu, çocukların nasıl doğduğunu, cinsiyetler arası farkları merak edebilir. Bu normaldir.

    SEKS EĞİTİMİ DEĞİL
    Cinsel eğitim verirken yapmanız gereken ise; zamanında, kaçınmadan, azarlamadan, oğlunuzun yaşına uygun bilgileri açık ve net bir şekilde ona öğretebilmenizdir. Cinsel eğitim ve seks eğitimi aynı şey değildir. Seks eğitimi, yetişkinlerin işidir. Cinsel eğitim ise çocukları da kapsayan daha geniş bir kavramdır. Bu nedenle, oğlunuz henüz somut düşünme döneminde yaşadığı için resimli kitaplar kullanmanız sağlıklı bir yöntem olacaktır.

    Sinirli baba olumsuz etkiler
    Kocam çok asabi ve beş yaşındaki oğlumuza çok sert davranıyor ve arkadaşlarıyla mukayese ediyor. Eşimin bu tutumu ileride oğluma zarar verir mi?
    Anne ve babaların hatalı davranışları, yetişkinlikte cinsel işlev bozukluklarına yol açabiliyor. Utandırma, suçlama, mukayese etme, dokunarak sevgisini göstermeme, adam yerine koymama, aşağılama gibi olumsuz davranışlar sergileyen ebeveynler; çocuklarının özgüvenlerinin gelişmesini engelleyebiliyor.

    SEVGİ ŞART
    Duygusal travmalara maruz kalan çocuklarda ileride; erken boşalma, iktidarsızlık, cinsel soğukluk veya orgazm olamama sorunları görülebiliyor. Eşinizle, sert davranışları hakkında konuşmanızda ve onun oğlunuza sevgi ve şefkatini göstermesini sağlamanızda fayda var.

    SORUN YAŞAYABİLİR
    Oğlunuzun kendine güvenli ve sağlıklı bir kişilik geliştirebilmesi için; güven veren, anlayışlı, sevgi dolu ve olumlu bir çevre gereklidir. Bu çevreyi bulamayan çocuk, yetişkinlikte kendine güvensiz olabilir.

    “Leylek getirdi” demeyin
    4.5 yaşındaki kızım, dünyaya nasıl geldiğini merak ediyor. Bu durum beni panikletti. Ona “Seni leylekler getirdi” demek ne kadar doğru olur?
    Anne ve babalar; çocuklarına cinselliği nasıl anlatacaklarını bilemedikleri için paniğe kapılabilir, bu çok normaldir. Cinsellikle ilgili doyurucu cevaplar alamayan çocuklar ise, cinselliği ‘merak’ etmeye devam ederler. Sorularının cevabını, sağlıklı olmayan başka başka yollardan öğrenmeye çalışırlar. Bu da ileride, cinsel yaşamlarının olumsuz şekilde şekillenmesine neden olur. Anne ve babaların; çocuğun geleceğini şekillendirirken bir heykeltıraş gibi çalışması, her ayrıntının üstünde durması ve cinsel eğitime önem vermesi gerekir.

    DOĞRU BİLGİ VERİN
    Ailelere önerimiz; cinsel eğitim verirken, kendi kaygılarından arınarak doğru bilgileri içeren basit net ifadelerle, çocuğun sorduğu tüm sorulara cevap vermeleridir. Bu nedenle kızınızın gelecekte mutlu, başarılı ve sağlıklı olması için ona “Seni leylekler getirdi” yalanını söylememenizde fayda var.

  • Kadınların ve erkeklerin ikinci evliliklere bakış açısı farklılık gösteriyor mu?

    Kadınların ve erkeklerin ikinci evliliklere bakış açısı farklılık gösteriyor mu?

    Kötü bir evliliğin içinde bir ömür geçirmektense iyi bir boşanma yaşamayı tercih ettiniz. Peki ikinci yolculukta sizi nelerin beklediğini biliyor musunuz?

    Araştırmalar, ülkemizde boşanan kişilerin yüzde 85’inin yeniden evlendiğini, bunların yüzde 17’sinin ise ikinci evliliğini yine aynı kişi ile yaptığını gösteriyor. Bazı çalışma sonuçları ikinci evliliklerin daha çok boşanma ile sonuçlandığını söylerken, bazıları ise tersini gösteriyor. Bu da ikinci evliliğin neden yapıldığı, evliliğin nasıl sürdüğü ve neden bittiğini etkileyen birçok değişken olduğunu gösteriyor. İlk evliliğin yapıldığı yaş, yapılış şekli, bitme nedeni ve bitiş şekli ile çocuk olup olmadığı gibi faktörler ilk sıralarda yer alıyor. Boşanma oranlarının hızla arttığı günümüzde ikinci evliliklerini yapmayı düşünenlere daha mutlu bir evliliğin kapısını açacak önerileri sıralayalım istedik ve Psikiyatrist Prof. Dr. Bengi Semerci’nin kapısını çaldık. Eğer ikinci evliliğinizi yapmayı düşünüyor ve hatta şu an ikinci evliliğinizi yaşıyorsanız bu röportaj sizin yolunuzu aydınlatacak.

    Kadınların ve erkeklerin ikinci evliliklere bakış açısı farklılık gösteriyor mu?

    İkinci evlilikleri “eş kaybından sonra” ve “boşanmadan sonra” diye ayırmak gerekiyor. İkinci evlilik denildiğinde çoğunluğun aklına boşanma sonrası evlilik geliyor çünkü ölüm sonrası evlilik, özellikle genç yaşta yaşanan kayıp sonrası evlilik daha olağan, adeta “olması gereken” bir şey gibi algılanıyor. Tabii ki tüm bunlar yaşanılan çevreye, sosyo-kültürel özelliklere göre değişebiliyor. Şu anda genel değerlendirmelerden ve araştırma bulgularından bahsediyoruz. Çalışmalar erkeklerin boşanma sonrasında kadınlardan daha fazla ve çabuk evlendiklerini gösteriyor. Erkekler genellikle ya boşanır boşanmaz ya da üç-beş yıl içinde evleniyor. Yine erkekler için çocuğunun olup olmaması ikinci evlilik kararını daha az etkiliyor. Boşanma sonrası genel olarak çocukların anne ile kalması buna bir neden olabiliyor. Yine toplumun bir kadına çocuğun yeteceği ve anne olan kadının bir daha evlenmeye gereksinim duymayacağı inancı ve baskısı bir neden olarak sayılabiliyor. Eşi gittiği ve boşanma davası açtığı, kendisini ve çocuğunu görmek istemediği için henüz bir yaşına yeni girmiş bebeğini, tek başına büyütmesi gereken genç anneye çevresindekiler hem öğüt hem de teselli veriyormuş: “Giderse gitsin. Çocuğun var, yaşamını ona ada. Kimseye ihtiyacın yok. Senin hayatın artık çocuğun, başka her şeyden vazgeç”. Genç anne aklı başında biri olduğu için, burada bir terslik olduğunu düşünerek “Doğru mu?” diyerek bize danıştı. Hiç doğru olur mu? Tabii ki bir anne, çocuğunun sağlıklı olması, zarar görmemesi için elinden geleni yapmalı. Ama henüz 30’una gelmemiş bir insana kendi hayatından vazgeçip, çocuğu için yaşamasını söylemek, sadece onun değil, bebeğin geleceğine de ipotek koymak anlamına geliyor.

    İkinci evlilikte iki eşin de ikinci kez evlenmesi ile sadece birinin ikinci kez evleniyor olması evliliğin dinamiklerini değiştiriyor mu?

    Evliliğin dinamiğini çok şey değiştirebilir. Ama iki eşin de daha önce evlilik yapmış olması, her ikisinin de, özellikle birinci evlilik süreçleri bittikten sonra iyi değerlendirme yapmışlarsa evliliğe yükledikleri anlamları daha normalleştirmiş olmaları, olabilecekleri bilmeleri gibi nedenlerle farklı gelişebiliyor. Eşlerden birinin ilk evliliği olması kendisini diğer eşle kıyaslamasına, evlilikten beklentilerinin çok fazla olmasına ve bunların sonucunda sıkıntılara yol açabiliyor. Kadınlar kendilerinin ilk evliliği, erkeğin ikinci evliliği olduğunda bu kıyaslamayı daha çok yapıyor; eşlerinin de bu kıyaslamayı yaptığını daha çok düşünüyorlar. Bazı eşler de gerçekten bunu yapıyor. En küçük bir anlaşmazlıkta “Ben ilk eşimden bunun için ayrılmıştım” ya da “Ben senin eski eşin değilim, bana bunu yapamazsın” söylemleri, tartışmaları büyütebiliyor. İki taraf da ikinci evliliğini yaptığı zaman bu tartışmalar daha az oluyor.

    Eşlerden birinin çocuk sahibi olması da zorlayıcı olabiliyor değil mi?

    Evet, olabiliyor. İlk evliliğini yapan kişi çocuk sahibi olmak isterken, çocuğu olan taraf istemeyebiliyor. Ya da çocuk onlarla yaşıyorsa ilk kez evlendiğinde aynı anda hem eş hem de anne ya da baba olmak zorunda kalmak zor gelebiliyor. Kadınların sık yaptıkları bir şey var ve bu nedenle bize çok başvuruyorlar. Örneğin erkek ikinci evliliğini yapmış, kadının ilk evliliği. Adamın ilk evliliğinden çocukları var. Evlenmeden önce bir daha çocuk sahibi olmak istemediğini söylüyor. Kadın ise çocuk istemesine rağmen erkeğe onu çok sevdiğini ve çocuktan vazgeçebileceğini belirtiyor. Oysa kadın bunu söylerken, aslında evlendikten sonra ilişkileri iyi gidince, eşi de onu sevdiğinden çocuk isteyeceği düşüncesini taşıyor. Eşi evlendikten sonra da aynı kararlılığını sürdürünce “Sen beni sevmiyorsun. Benden çocuk sahibi olmak istemiyorsun” tartışmaları evliliği bitirme noktasına getiriyor. Kim haklı? Herkes haklı denilebilir. Ama kadın da ikinci evliliğini yapıyor olsa, evliliğin kocasının düşünceleri de dahil hiçbir şeyi değiştirmediğini deneyimleri ile bilebilirdi.

    İkinci evlilikler çocukları nasıl etkiliyor? Annenin evlenmesi ile babanın evlenmesi arasında bir fark oluyor mu?

    Çocuklar kaç yaşında olurlarsa olsun, ebeveynlerinin yeniden bir arada olacağı umudunu taşıyor. Bu nedenle bir başkası ile evlenme haberi onları hayal kırıklığına uğratıyor. Hele henüz boşanmanın etkisini atlatamamışken, ebeveynlerden birinin yeniden evleneceği haberi travmatik olabiliyor. Evlenme, ailenin boşanması ile ilişkili olan biriyle değilse, daha kolay kabulleniliyor. Birlikte yaşadığı ebeveynin evlenecek olması, eve gelecek yeni kurallardan endişelenme, ebeveyni paylaşma kaygısı getiriyor. Arada gördüğü ebeveynin evlenmesi ise, onu tamamen kaybedeceği endişesi yaratabiliyor. Yeni eşin çocukları olması durumu daha da zorlaştırıyor.

    Kız ve erkek çocuk açısından farklılıklar gözlemliyor musunuz?

    Kız çocuğunun, babasının yeniden evlenmesine tepkisi, anneye göre fazla oluyor. Erkek çocuğun annenin evlenmesine tepkisi ise değişebiliyor. Bazen daha kolay ilişki kurmakla beraber, bazen kıskanma ve toplumsal yüklemeler nedeniyle aşırı tepki oluşabiliyor. Ama en önemli şey birlikte yaşanan ebeveynin evlenmesi… Bunun kabullenilmesi daha zor oluyor. Bir ebeveyn evlenirken ayrılan eşin çocuklara bunu nasıl yansıttığı da önem kazanıyor. Anneler; özellikle de kendi istekleri ile boşanmamış olanlar, baba evleneceği zaman “Sizi sevse evlenmezdi, artık sizi sevmeyecek” gibi sözler söyleyerek eski eşin evlenmesini engellemeyi çocuklar üzerinden yapmaya çalışabiliyor. Ya da “Çocuklarım o kadınla birlikte olmayacak” diyebiliyorlar. Kendi duygularını çocuklara yansıtıp, onların üzerinden intikam alma çabası, babanın çocuklarla ilişkisini bozduğu gibi, çocukların ruh sağlıklarını da olumsuz etkiliyor. Aynı şekilde boşansa bile eski eşinin bir şekilde ona ait olduğunu düşünen bazı babalar, eski eşinin evlenmesine karşı çıkmayı çocuklar üzerinden yapabiliyor. Onları anneye ve evleneceği kişiye karşı doldurabiliyor, anne evlenirse çocukları alacağı şeklinde tehditlerde bulunabiliyor. Eski eşlerin bu müdahaleleri olayları içinden çıkılmaz hale getirebiliyor.

    Çocuk istemiyor diye evlenmekten vazgeçmek fikrini nasıl yorumluyorsunuz?

    Bu çok iyi düşünülmesi gereken bir durum… Bazı soruları çocuklara sormak ve onların yanıtları nedeni ile sorumluluğu onlara yüklemek haksızlık. Hemen hemen hiçbir çocuk anne ve babasının ayrılmasını istemez. Çocuk istemiyor diye mutsuz olduğunuz, eziyet çektiğiniz bir evliliği sürdürmek, bu sorumluluğu çocuğa yüklemek ne kadar yanlışsa ikinci evlilik için de o oranda yanlıştır. Çünkü her çocuk ebeveynlerinin yeniden evleneceği hayalini taşıyor ve ikinci evliliği buna engel, umutlarını bitirecek felaket gibi görebiliyor. Özellikle gelişim dönemi nedeni ile bu kadar önemli kararları alamayacak çocuklara bu yükü bırakmak haksızlık oluyor. Zaten anne-babalar ikinci evliliklerini yaparken çocuklarının gelişimini, ruhsal durumunu, geleceğini düşünerek karar veriyor, vermeleri gerekiyor. Vazgeçiyorlarsa, “çocuk istemedi” savunmasının altında kendilerinin hazır ya da emin olup olmadıklarına bakmak gerekiyor. Çocuğu istemiyor diye evlenmeyip, tüm yaşamını onu büyütmeye adayan bir annenin, başka bir şehre taşınmak isteyen çocuğuna “Ben, sen üvey baba görme diye, istemiyorsun diye evlenmedim, genç yaşımda seni büyüttüm” dediğinde aldığı cevap sonrası girdiği depresyonu gördüm. Çocuk ona “Ben çocuktum, sen çocuk sözü ile mi davranıyorsun?” demişti. Bir başka anne ise istemediği biri ile evlenmek isteyen oğluna “Ben senin için evlenmedim” dediğinde aldığı cevaba çok üzülmüştü. Çocuğu “Bana mı sordun, evlenseydin de şimdi beni rahat bıraksaydın” demişti. Ama annesi o istemediği için evlenmeyen, bu nedenle de kendini sorumlu hissedip birçok hayalinden, isteğinden, geleceğinden vazgeçen çocuklar da gördüm.

    İkinci evlilikleri birinciden daha zor hale getiren faktörler neler?

    Boşanma sonrası kendine zaman tanımadan tekrar yapılan evlilik, değerlendirme yapmamış olmak, evlilik ve eşe ilişkin beklentileri gerçekçi olarak değerlendirmemiş olmak, eşlerden birinin diğerinin ya da kendisinin ilk evliliğinin izlerini ikinciye taşıyor olması, iyi organize edilmemiş, konuşulmamış ve hazır olmayan çocuklar ile maddi sıkıntılar zorlaştırıcı faktörler oluyor.

    İkinci evliliklerin gerçekleşmesinde ve başarısında ailelerin ve çevrenin rolü ne olmalı?

    Bana göre ikinci evliliklerin gerçekleşmesinde ailelerin hiç rolü olmamalı ama genellikle kararın alınmasında etkili olmak istiyorlar. Ne özellikle kadınlara yapılan “Çocuğun var, başka adam olmaz” baskısı, ne de “Tek başına yaşayamazsın, evlen” baskısı doğru… İkincisi erkeklere “Eve bakacak biri lazım, daha gençsin, kadınsız olmaz” gibi sözlerle, kadınlara ise “Kadın tek başına olmaz, erkek koruması, maddiyatı gerekiyor” şeklinde baskılar daha çok yapılıyor. Oysa olgunlaşmak ikinci evliliğin iyi gitmesi için önemli. Olgunlaşmanın bir belirtisi de ailenizi dinlemek ama kendi kararlarınızı alabilmek. Aileye düşen ise bu kararı desteklemek ve çocuklarının yanında olmak.

    Formsanté Dergisi