Kategori: Diyet

  • Aç kalarak zayıflanır mı? Ekmek kilo aldırır mı? Diyet ürünleri zayıflatır mı?

    Aç kalarak zayıflanır mı? Ekmek kilo aldırır mı? Diyet ürünleri zayıflatır mı?

    Aç kalarak zayıflanır mı ? Ekmek kilo aldırır mı ? Diyet ürünleri zayıflatır mı ?

    Aç kalarak zayıflandığının, ekmeğin kilo aldırdığının, diyet ürünlerinin zayıflattığının ve 18:00’den sonra bir şey yenmemesi gerektiğinin aslında hiç de doğru olmayan diyet tabuları olduğunu biliyor muydunuz? İşte diyet konusunda doğru bildiğimiz yanlışlar…

    Aç kalarak zayıflanır: YANLIŞ

    Uzun süreli açlık sonrasında metabolizma enerji harcamasını azaltır ve yağ depolarını artırmaya başlar. Yenilen çok az yiyecek de yağ olarak depolanır.

    Ekmek kilo aldırır: YANLIŞ

    Ekmek temel enerji kaynağımız olan kompleks karbonhidratların en önemli kaynağıdır. Ekmek yemeyen kişilerin yine tahıl grubunda olan tahıl ürünlerini, makarna, pilav gibi yemekleri daha çok tükettikleri gözlenmektedir.

    Diyet ürünleri zayıflatır: YANLIŞ

    1 paket diyet bisküvinin enerjisi 2-3 dilim ekmeğin kalorisine eşittir. Üstelik ekmekte yağ yoktur; birçok diyet üründe yağ vardır, sadece oranı azaltılmıştır. Bazı diyet ürünlerin kalorisi fazla ve tuzu kısıtlanmış olabilir. Bazı diyet ürünlerinde de şeker yerine tatlandırıcı kullanılmıştır, ancak yağ ve un oranı artmıştır. Diyet ürünler diyete sadece yardımcıdır. Etiketleri dikkatlice incelenerek tüketilmelidir.

    Karbonhidrat içeren yiyeceklerle protein içerenler birlikte yenilmez: YANLIŞ

    Besinlerin içeriğindeki besin öğelerini ayıramazsınız. Örneğin; sütün içinde hem karbonhidrat, hem yağ hem de protein bulunur. Bu nedenle bu inanış sadece bir kandırmacadır.

    Sadece sebze ve meyve yiyerek zayıflanır: YANLIŞ

    Tek besine dayalı diyetler vücudun ihtiyacı olan makro ve mikro besin öğelerini karşılamaya yetmez. Sadece sebze ve meyve tüketilirse vücudun ihtiyacı olan protein ve yağ karşılanamadığı için metabolizma yavaşlar.

    Başlangıçta kilo kaybı gözlense de vücuttaki yağ oranı artmaya başlar.

    Akşam 18.00’den sonra bir şey yenilmemelidir. YANLIŞ

    Saat 20.00’de evine gelebilen bir iş adamı düşünün. Bu kurala uyacak olsaydı, öğle yemeğinden sonra yediği küçük bir ara öğünle tüm akşamını geçirecekti. Bir süre sonra mutfak hırsızlığına neden olan bu inanış doğru gibi görünse de bireye özgü olarak planlanmalıdır. Akşam saat 21.00’de uyuyan bir çocuk için bu saat belki doğru olabilir. Ama gece 24.00 de uyuyan bir kişi için akşam 19.30- 20.00 de akşam yemeği, saat 22.00 gibi de hafif bir ara öğün tüketimi, gece atıştırmalarının önüne geçecektir.

    En sık yapılan diyet hataları

    Gereğinden fazla, ya da ihtiyaçtan az yiyecek tüketmek

    Çok hızlı yemek yemek, lokmaları çiğnemeden yutmak

    Yemek sırasında başka işlerle uğraşmak (TV izleme, gazete okuma vb)

    Öğün atlamak, uzun saatler aç kalmak

    Sıkıntı, stres, hırslanma, üzüntü veya sevinç durumlarında buzdolabına yönelmek

    Yüksek protein almak ve ekmeği tamamen diyetten çıkarmak

    Sihirli gibi sunulan, mucizeler vadeden ilaç, bant ve yöntemlere başvurmak

    Yüksek proteinli diyetlerin oluşturabileceği sağlık sorunları

    Vücudun sıvı-elektrolit dengesi bozulur.

    Osteoporoz riski artar.

    Ürik asit yükselir, gut hastalığı gelişir.

    Kanda lipit, kolesterol düzeyi artar.

    Kalpte ritim bozuklukları gelişir.

    Böbreklere yük getirir.

    Düşük karbonhidratlı diyetlerin oluşturabileceği sağlık sorunları

    Baş ağrısı

    Konsantrasyon bozuklukları

    Sinirlilik, yorgunluk, bulantı, kusma

    Safra ve böbrek taşları

    Kalp ritminde bozukluk

    Tansiyon düşüklüğü

    Adet düzensizliği

    Kuru cilt, saç dökülmesi

    Üşüme

    Mineral-elektrolit dengesizliği

    İdrarda protein

    Bazal metabolizma hızında yavaşlama

    Diyet yaparken nelere dikkat edilmeli?

    Sağlığınız, estetik kaygılarınızdan önde gelmeli

    Dengeli beslenme, sadece diyet yaparken değil yaşam boyu sürdürebileceğiniz alışkanlığa dönüşmeli

    Kendinize karşı yaklaşımınızı değiştirmeli

    Gerçekçi hedefler belirlenmeli

    Uzun vadeli düşünmeli

    Aceleci olunmamalı

    Yaşam biçiminde değişiklik yapılmalı

    Uzman yardımı almaktan kaçınmamalı (doktor, diyetisyen, psikolog ve egzersiz uzmanı)

  • Diyet ürünler iştahı mı açıyor ?

    Diyet ürünler iştahı mı açıyor ?

    Günümüzde kilo probleminin çok yaygınlaşması hep daha düşük enerji değeri olan yiyecek ve içeceklere karşı insanları özendiriyor. Gün geçmiyor ki yeni yeni düşük kalorili diyet ürünleri market raflarında ortaya çıkmasın. İç hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya diyet ürünler ve tadlandırıcılar ile ilgili bilgi veriyor.

    Şişmanlığın bu kadar yaygın olmasının en büyük nedenlerinden biri, şekerin günlük yaşantımıza girmesi oldu. Bilim adamları şeker tadından vazgeçmek istemeyen ama şekerin kalorisini vücuduna almak istemeyenler için tatlandırıcıları geliştirdiler. Tatlandırıcılar hem şeker hastaları hem de kilo vermek isteyenler için baş tacı oldular. İnsanlar bu tatlandırıcıları çaylarında, kahvelerinde, tatlılarında kullandılar. Bir çok diyet ürünün hammaddesi oldu. Hatta o kadar hayatımıza girdi ki çocuk şuruplarında bile kullanılır oldu.

    Teknolojinin gelişmesi insan yaşamını uzattı, ancak eskilerde nadir görünen hastalıkların ortaya çıkma hızları artmaya başladı. Durum böyle olunca yeni alışkanlıklar sorgulanmaya başlandı ve tabii tatlandırıcılar da bunlardan bir tanesi idi.

    Şimdilerde bilim adamlarının kafasında olan soru işaretlerinden biri de acaba bu tatlandırıcılar kilo verme açısından da bu kadar etkili mi? Evet kan şekerini yükseltmediği için şeker hastalarına tavsiye ediliyor evet gerçekten kalori değeri sıfır. Ama bu ürünleri kullanan insanlarda, az yeseler de çok fazla kilo kaybı görülmüyor. Bu şaşırtıcı tezatlığın neden böyle olduğu ile ilgili yapılan araştırmalarda, aslında tatlandırıcıların kilo vermeyi durdurduğu hatta kilo almaya neden olduğu ortaya çıktı.

    Tatlandırıcıların kilo almaya iki şekilde neden olduğu düşünülüyor. Birincisi yemekle birlikte tatlandırıcı içeren bir içecek kullanılıyorsa, bu kişinin iştahını açıyor ve daha çok yemesine neden oluyor. Yapılan bir araştırmada bir grup deneğe yemek sırasında şeker içermeyen normal meyveli yoğurt veriliyor, ikinci gruba da tatlandırıcı ilaveli meyveli yoğurt verildiğinde, tatlandırıcı içeren grubun yemek süresinin daha uzun olduğu ve miktar olarak da bu grubun daha çok yediği görülüyor.

    Yapılan başka bir araştırmada, tatlandırıcıların bağırsakta ‘’glikoz sensörlerini ‘’ yani şeker duyarlı hücreleri aktive ettiği ve vücuda yiyeceklerle alınan şekerin vücut tarafından daha çok depo edildiği gösterildi.

    Birçoğumuzun tadını sevdiğimiz için değil, şekerimizi ya da kilomuzu azaltmak için kullandığı tatlandırıcıların, artık o kadar da etkili olmadığını biliyoruz. Yeni yapılan araştırmalar sonucunda, kilo kontrolu için kullandığımız ve sağlık üzerine bu kadar olumsuz etkisi olduğunu bildiğimiz tatlandırıcıları yine de kullanmakta ısrar etmemize gerek kalmadığını görüyoruz.

  • 21. Yüzyıl zayıflama yiyeceği: Badem

    21. Yüzyıl zayıflama yiyeceği: Badem

    Öyle bir yiyecek olsa ki, hem tok tutsa, hem zayıflatsa, hem lezzetli olsa, hem hemen bulunabilir olsa, hem de insan sağlığına sağlık katsa… İşte İç Hastalıkları ve Metabolizma Uzmanı Dr. Ayça Kaya bademin araştırmalarla kanıtlanmış faydalarını anlatıyor.

    Badem Diyeti :)

    21. yüzyıl mucizesinin adı Badem. Çiğ, kavrulmamış, tuzlanmamış badem. Uzun yıllardır yağlı tohumlar dediğimiz bir gurup yiyecek olan ceviz, badem, fındık, çekirdek, fıstık gibi yiyeceklerin içerdikleri kaliteli yağ asitleri sayesinde kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu olduklarını biliyorduk. Ancak bu yiyecekler yağlı oldukları için kalori değerleri de yüksek olduğu için kilo aldırır endişesi ile hastalarımıza dikkatli tavsiye ediyorduk.

    HEM ZAYIFLATIYOR HEM GENÇLEŞTİRİYOR

    Bademde çinko, demir, kalsiyum, potasyum, E vitamini gibi mineraller ve vitaminler vardır. Ayrıca içerdiği Amigdalin maddesinin kansere karşı koruyucu olabileceği savulunuyor. Bununla birlikte Ko enzim Q 10 ve Omega 3 seviyesi çok yüksektir. Bu enzim ve yağ asidi kalp damar hastalıklarından kişiyi koruyor ve yaşlanmaya gidiş sürecini yavaşlatıyor. Bademi düzenli tüketmek kötü kolesterol olan LDL’yi %6 ila %15 oranında düşürüyor.

    Bu kadar iyi kalpli olduğunu bildiğimiz bademin aynı zamanda çok da iyi zayıflattığı kanıtlandı. Çok yakınlarda, Amerika’da yapılan bir araştırma ile de, zayıflamak isteyenlere günde 17 tane badem verildiğinde daha iyi kilo kaybettikleri gösterildi.

    Bademin kaliteli protein içermesi ve sağlıklı yağlardan zengin olması kişiyi daha uzun süre tok tutuyor. Badem sert bir yiyecek olduğu için çiğnemesi zor oluyor ve bu durum kişinin çiğneme duygusunu tatmin ediyor. Lif oranı yüksek olduğu için bağırsak hareketlerini artırıyor. Hazırlama zorluğu olmadığı için her yerde kolayca bulunabiliyor ve her yere kolayca taşınabiliyor.

    Zayıflamak için bademi nasıl yiyeceğiz diyenler için;

    • Bademi satın alırken dikkat ; çiğ, kavrulmamış ve tuzsuz olarak satın alın.

    • Mümkünse kabuklu ve kabuğu kolay kırılabilir olandan tercih edin.

    • Bir defada 15’den fazla yemeyin. Küçük bir kaseye sayarak koyun. İş yerinizde çekmecenizde ve çantanızda 15’lik küçük paketler şeklinde de bulundurabilirsiniz.

    • Ara öğünlerde özellikle tercih etmeye çalışın. Az yağlı süt ve ayranla birlikte mükemmel bir birliktelik oluşturuyor.

    • Meyveleri tek başına yemektense bademle birlikte yediğinizde glisemik indeksi düşürmüş olursunuz bu da sizin daha tok kalmanızı sağlar.

    • Yiyecek bir şey bulamadığınızda da 50 tane bademi bir öğün olarak da tüketebilirsiniz.

  • Tatilde aldığınız kilolarla vedalaşın

    Tatilde aldığınız kilolarla vedalaşın

    Tatiller bitti, ve tekrar rutin hayata geri dönüş yapıldı. Tatilin rehaveti ile günlük yaşam değişti ve birçoğumuz belki de kilo alarak yeni bir kış dönemine başladık.

    Bütün tatil döneminde yazlıklarda, otellerde, açık büfelerde birbirinden lezzetli görünen börekler, kızartmalar, etler, tatlılar en dirayetli denilebilecek insanları bile çoğu kez baştan çıkardı. Bunun yanında bir de deniz kenarına gidilse bile bol bol yüzme yerine çoğu zaman şezlongta yatarak güneşlenmek, uzanarak kitap okumak tercih edildiği için kilo alımı kaçınılmaz oldu diyelim.

    Eğer bu şekilde bir kilo fazlalığınız oluştuysa ve bu kilolardan kurtulmak istiyorsanız işte obezite ve metabolizma hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya’dan öneriler:

    1) Öncelikle fazla kilo probleminin asla tek başına bir problem olmadığını bilmek gerekir. Kilo artışı ile birlikte metabolizma değişir. Her şeyden önce şişmanlığa neden olan ve şişmanlıkla birlikte görülebilecek gizli metabolik hastalıklar açısından küçük bir check-up yaptırın. Tiroid bezi az çalışması, şeker metabolizması bozuklukları, böbrek üstü bezlerinin çok çalışması, karaciğer yağlanması, tansiyon yükseklikleri, kan yağı yükseklikleri gibi hastalıklarınızın tedavisi yapılmadan kalıcı olarak kilo sorunu ile baş etmek imkansızdır.

    2) Hemen bir tartıya çıkın ve bunu not edin. Her gün tartıya çıkın. Günlük ve haftalık kilo değişimlerinizi kendiniz gözlemeyi alışkanlık haline getirin.

    3) Eğer kilolarınızdan bir an önce kurtulmak istiyorsanız bir süreliğine, pilav, makarna, börek, kek, kurabiye gibi hamurlu yiyeceklerden uzak durun. Yemeklerinizin yanında ekmek yemeyi alışkanlık haline getirin. Ekmek sizi pilav-makarnaya göre daha tok tutar, ekmek yerken porsiyon kontrolü yapmak daha kolaydır. Ayrıca ekmek yağ içermediği için diğer hamurişlerine oranla daha düşük kalorilidir.

    4) Restaurantlardan veya dışarıda hazır yemeklerden haftada 1’den fazla yemeyin. Çünkü dışarıdaki yemeklerde porsiyonlar büyüktür ve yağ oranları fazladır.

    5) Evde cips, çerez, bisküvi, çikolata, şekerli ve gazlı içecekler gibi abur-cuburlar bulundurmayın. Göz görmezse gönül istemez atasözünü unutmayın.

    6) Yemeklere koyduğunuz yağ miktarını yarıya indirin. Hep daha az yağlı yemeye özen gösterin.

    7) Bir yiyeceğin tadını çok beğenseniz bile aynı yemekten ikinci tabağı asla yemeyin.

    8) Miktarı az ama çeşidi bol yiyin. Mesela asla bir tabak kıymalı makarna yemeyin. Bunun yerine iki kaşık makarna, iki kaşık yoğurt, bir tane köfte, salata ve meyve yiyin. Bu şekilde yemek sizi daha çok tatmin eder. Bir sonraki öğün daha az yemenizi sağlar.

    9) Mutlaka hareket edin. Hergün yarım saat yürüyüş yapmayı alışkanlık haline getirin.

  • Sonbahar gelirken, verdiğiniz kiloları geri almayın…

    Sonbahar gelirken, verdiğiniz kiloları geri almayın…

    Sonbahar gelirken, verdiğiniz kiloları geri almayın… | 1Yaz başında bin bir güçlükle verdiğiniz kiloları her kış yeniden alanlardan mısınız? Belki de sorun yediklerinizde değil, neden yediğinizdedir…

    Yaz mevsiminde başlayan fazla kilolardan kurtulma çabası, tatil sonrası yavaşlar, eski alışkanlıklar hatırlanır ve verilen kilolar da yavaş yavaş geri alınır. Psikolojik Danışman Nilgün Çalık “Siz de bu kısır döngüyü her yıl yaşayanlardansanız, o zaman problemin çözümünü duygularınızda aramalısınız. Bu yıl geçmiş yıllardan farklı olsun, verdiğiniz kiloları almayın. Bunun için sizi yemeğe yönlendiren duygularınızı fark edin” dedi.

    Psikolojik Danışman Nilgün Çalık, “Çoğu kişi kiloların fiziksel boyutuna takılmış durumdadır. Görüntüsünden utanır, rahatsız olur, iyi görünmek, iyi giyinmek ister. Bu da onu kilo verme yönünde geçici bir süre motive eder. Genellikle yaz sezonu başlarken, kilo verme konusunda hızlı bir artış olması da bundandır. Gerçekten de bu dönemlerde birçok kişi, yoğun bir çaba sarf ederek kilo vermeyi başarır. Ama sonra yaz ayları biter ve kişi eski alışkanlıklarına döner. Kilolar, bir sonraki “kilo verme sezonu” na kadar bedende depolanır. Verdiğimiz kilolar neden kalıcı olmaz? Çünkü kişide, zihinsel anlamda hiçbir değişim olmamıştır. Bilinçaltı düzeyde yiyeceklere yüklenen anlamlar değişmemiştir. Kişiyi sağlıksız yeme alışkanlıklarına ve hareketsizliğe yönelten temel mekanizmalar anlaşılmamış ve çözümlenmemiştir” diyerek, yaz başı verilen kiloların sonbaharla birlikte hızla geri alınabileceğine dikkat çekti. Çalık, “Kilo problemi duygu, düşünce ve davranış boyutunda yani zihinsel düzeyde çok yönlü ele alınması gereken bir konudur. Zihinsel düzeyde yapılan çalışmalar fiziksel bedeni bir bütün olarak etkiler. Bu sadece bedenin incelmesi değil, bütünsel anlamda sağlıklı olmak ve dengeye kavuşmak demektir. Yani sadece ideal kilonuza ulaşmaz, aynı zamanda sağlıklı bir beden ve zihne de sahip olursunuz” dedi.

    Neden gereksiz yere yemek yiyoruz?

    Pek çok kişi tokken bile bir şeyler yediğini, kendini fark etmeden mutfakta bulduğunu, iş yerinde çekmecesinin, yolda çantasının abur cuburla dolu olduğunu şikayetle anlatır. Peki neden? Neden tok olduğumuz halde bir şeyler yemek isteriz? Psikolojik Danışman Nilgün Çalık “Gereksiz yemenin ardına birikmiş duygular vardır. Kontrolsüzce yemek yemek, yiyerek rahatlamaya çalışmak ve bazı yiyecekleri yemeye engel olamamak gibi gözlemlediğiniz bu davranışlar hep duygularla bağlantılıdır. Kişi üzüldüğü, kızdığı, kendini emniyette ve güvende hissetmediği, yalnız ve sevgisiz zannettiği zaman, farkında olarak ya da olmayarak, hep yiyeceğe koşar. Çünkü, yeme eylemi bilinçaltı düzeyde, hep iyi hissetmeyle bağlantılıdır. Yedikçe sıkıntısının geçtiğini, acılarının azaldığını düşünür.” Şeklinde konuştu.

    Temeller bebeklikte atılıyor…

    Nilgün Çalık gereksiz beslenmenin temellerinin istenmeden de olsa anne babalar tarafından, daha bebeklikte atıldığının altını çizdi: “Bebeklik döneminden itibaren, o anda karnı aç olmasa bile ağzına bir şey verilmesi gibi bir baskıyla karşı karşıya geliyor. Beslenmiş, karnı tok, altı değişmiş ama yine de ağlıyor. Büyük ihtimalle dokunulmak, gerçekten emniyette ve güvende olup olmadığını, sevilip sevilmediğini test etmek istiyor. Bebek için dokunulmak, okşanmak kendini emniyette ve güvende hissetmesini sağlayan temel bir ihtiyaç. Eğer anne-baba bunu bilmeyip her türlü ağlamayı ağzına bir şey verilme ihtiyacı olarak algılar ve bunu da eyleme geçirirse, bilinçaltında bir kalıp gelişir: ‘Emniyette, güvende hissetmem için ağzıma bir şeyler verilmeli.’ Bilinçaltına yemeyle ilgili yerleşen kalıplar bununla da sınırlı kalmaz. Bebek büyüdükçe, yemeğe teşvik edilir. Evde, ne yiyip ne yemediği konuşulur, yedikleri övülerek anlatılır, takdir edilir; yemediği zaman anne-baba üzülür. Yıllar içinde, bilinçaltı sevgi, ilgi, emniyette ve güvende hissetme, onaylanma ihtiyaçları ile yemek yemeyi eşitlemeye başlıyor.

    Böylece yemekle ilgili yetişkinlikte de devam edecek, temel kalıplar gittikçe pekişerek, bilinçaltına yerleşiyor.”

    Sevgisizlik ilgisizlik ve güvensizlik hissi yemekle bastırılıyor…

    Yerleşen bu yanlış eşleşmeler, kişi yetişkin olduğunda, mutlu olmak için farkında olmadan yemek yeme dürtüsüne dönüyor” şeklinde konuşan Psikolojik Danışman Nilgün Çalık “Gereksiz yeme eyleminin duygusal yönü çok fazladır. Yeme eylemi bilinçaltı düzeyde sevgiyle, ilgiyle eşdeğer bir kavram olduğuna göre, kişi kendini sevgi açlığı içinde, stresli, güvensiz hissediyorsa, bilinçaltının öğrendiği kalıplar gereği, en iyi hissettirecek şey yine yiyecekler oluyor. Zamanla bu öyle bir kalıp olmaya başlıyor ki, bilinçaltı ne için yediğini unutuyor ve yeme eylemi otomatik bir davranışa dönüşüyor. İşte ‘Farkında olmadan yiyorum’, ‘Yiyeceklere dayanamam’, ‘Bir de baktım ki, koca pastayı bitirmişim’, ‘Kuruyemiş tabağına saldırdım’, ‘Ne yediğimi bilmeden yedim’ gibi sözleri söyleyenler fiziksel değil, duygusal olarak açlık yaşayanlardır” dedi.

    Kilolardan kalıcı olarak kurtulmak için duygularınızı fark edin…

    Yaz başı verilen, sonbahar ile yeniden alınmaya başlanan, kışın kalın giysilerin altına saklanan, ilkbaharla birlikte fark edilen ve vücudumuzu adeta şişirilip söndürülen bir balona dönüştüren fazla kilolara kalıcı olarak çözüm bulmak için hep duyguya odaklı çalışmak gerekir diyen Nilgün Çalık “Duyguların dilini anlamak, fark etmek, hissetmek ve bilinç kazanmak kalıcı kilo vermekte çok önemli bir aşamadır. Sonraki aşamamız ise, duyguları çözümlememizi ve boşaltmamızı sağlayacak bazı teknikleri kullanmaktır. Altta yatan sebep ortaya çıkmadan problem çözülemez.” Şeklinde konuştu.

    Neyi ne kadar yemesi gerektiğini bedeninize öğretin…

    EFT, NLP, Hipnotik telkinler, meditasyon ve olumlamalar ile kişiyi sağlıksız beslenmeye, kontrolsüzce yemeye, hareketsizliğe iten birikmiş enerji boşaltıldığı zaman, kilolu kişiler kendi seçimlerini uygulayabilir hale geliyor. Grup çalışmaları sonrasında, kişiler artık tokken yemek yemeyen, abur cuburdan uzak duran, bedeni ve ruhu için taze, sağlıklı gıdalar seçerek kilolarını kontrol edebilen kişilere dönüyorlar. Bu olumlu alışkanlık, kişilerin sadece kilolarını kontrol altına almasına yardımcı olmuyor, tüm hayatlarında kullanabilecekleri olumlu davranışları da beraberinde getiriyor. Yemeyi duygusal tatmin aracı olmaktan çıkaranlar, neyi ne kadar yemeleri gerektiğini daha kolay ayarlayabiliyorlar” diye konuştu.

  • Kilo Kontrolünde Hangi Besinler Yasaklı, Hangileri Masum…

    Kilo Kontrolünde Hangi Besinler Yasaklı, Hangileri Masum…

    Yemek ve içmek insan hayatının vazgeçilmezleridir. Her ne kadar yemek ve içmek yaşam için gerekli ise de insanoğlu çoğu zaman bunu bir zevk haline getirir. İhtiyaç için yemektense zevk için yemeye başlar. Durum böyle olunca da kilo almak kaçınılmaz olur. Sonrasında ise ne yesek de zayıflasak ya da hangi yiyecekler günah keçisi diye düşünmeye başlar. Obezite ve metabolizma hastalıkları uzmanı Dr.Ayça Kaya, kilo vermeye çalışırken , diyete zarar verebilecek yasaklı yiyeceklere ve daha uzun süre tok tutan masum besinlere dikkat çekiyor.

    Eğer kilo probleminiz varsa, yediğiniz yiyeceklerin niteliğine dikkat ederseniz bu konuda daha kolay yol alırsınız.

    • Glisemik indeksi yüksek olan yiyeceklerin farkında olun. Glisemik indeks, besinin içindeki şekerin yüksekliğini ve hızlı kana karışmasını ifade eder. Bu türdeki besinleri seçtiğinizde kan şekeriniz hızlı yükselir ve hızlı düşer. Bu durumda daha çabuk acıkırsınız ve daha çok yersiniz. Mesela bu açıdan baktığımızda pirinç yasaklıdır, bulgur masumdur; beyaz ekmek yasaklıdır, esmer ekmek masumdur; muz yasaklıdır, kivi masumdur; karpuz yasaklıdır, kiraz masumdur; üzüm yasaklıdır, erik masumdur; beyaz makarna yasaklıdır, kepekli makarna masumdur; mısır-patates yasaklıdır, kurubaklagiller masumdur.

    • Yağlara karşı dikkatli olun. Dünya üzerindeki en yüksek kalorili yiyecek yağlardır. Yağlar üzerine konuldukları yiyeceklerin kalorisini çok yükseltirler. Gizli yağı yüksek yiyecekler çevremizi sarmış bir deniz şeklinde ve çoğumuz farkında olmadan bu yiyeceklerden çok tüketiyoruz. Bu açıdan baktığımızda pastane simidi yasaklıdır, sokak simidi masumdur; kıymadan yapılan kebaplar adana-urfa-köfte-döner yasaklıdır, pirzola-bonfile-biftek-çöp şiş-kuşbaşı masumdur; cipsler yasaklıdır, leblebi masumdur, hazır dondurmalar yasaklıdır, pastane dondurması masumdur; kremalı çorbalar yasaklıdır, sade çorbalar masumdur; şerbetli tatlılar yasaklıdır, sütlü tatlılar masumdur.

    • Tuzlu yiyecekleri daha az tüketmeye çalışın. Günümüzde bir insan günlük tuz ihtiyacının yaklaşık 4 katını tüketiyor. Fazla tuz tansiyon yüksekliği, kemik erimesi ve vücutta su tutarak ödeme neden oluyor. Turşular-salamuralar yasaklıdır, taze sebze meyve masumdur; cipsler-krakerler yasaklıdır, patlamış tuzsuz mısır masumdur; salam-sosis-sucuk gibi şarküteriler yasaklıdır, füme etler göreceli olarak daha masumdur.

    • Protein ve kalsiyum oranı yüksek olan yiyecekler ise kilo kontrolünde tam manası ile bir mucizedir. Süt, yoğurt, ayran, kefir yıldız olması gereken yiyeceklerdir. Özellikle yaz aylarında cacık, yoğurtlu semiz otu, yoğurtlu közlenmiş sebzeler, taze meyve ile yapılan katkısız yoğurtlar ve sütlü kahve açlığa cevap vermede öncelikli seçilmesi gereken yiyeceklerdir.

  • Vücudunuzu oruç tutmaya hazırlayın

    Vücudunuzu oruç tutmaya hazırlayın

    Obezite ve metbolizma hastalıkları uzmanı Dr.Ayça Kaya’dan sağlıklı bir Ramazan ayı geçirmek için öneriler:

    Oruç tutmak bütün dinlerin ortak paydalarından biridir. Şekil ve içerik olarak farklılıklar gösterse de tüm dinlerde vücudu arıtmanın bir yolu olarak görülür. Oruç tutmanın vücuda çok fazla yararı vardır. Özellikle son yıllarda yapılan birçok araştırmada, canlıların sağ kalım süresini uzatmanın en iyi yollarından biri kalori kısıtlaması yapmak olarak gösterildi. Bu açıdan baktığımızda, beslenme yetersizliği yapmayan kalori kısıtlaması yapmak, direkt yaşam süremizi uzatıyor ve metabolik hastalıklara yakalanma riskimizi azaltıyor.

    Oruç tutmak da bir tür kalori kısıtlaması yapmaktır aslında. Ancak çoğu zaman sahura kalkmıyoruz ve iftarda kendimizden geçmişçesine pilavlar, börekler, etler, pideler ve çeşit çeşit tatlılar yiyerek orucun vücudumuza vereceği yararı yok edip kendimize zarar veriyoruz.

    Özellikle oruç tutacağımız bu yıllarda, oruç tutmak yaz aylarına denk geldiği için günler çok uzun ve çok sıcak. Eğer gerekli önlemleri baştan almayı bilmezsek birçok sağlık problemi yaşayabiliriz. O nedenle siz siz olun ve ramazan ayı başlamadan, daha sağlıklı oruç tutabilmek için vücudunuzu hazırlayın ve beslenme içeriğinizi biraz değiştirin:

    • Her gün sekiz bardak su içmeye özen gösterin. Eğer su içmeyi sevmiyorsanız, su içmeyi sevmek için çeşitli yöntemler deneyebilirsiniz. 1 litre suyu bir sürahiye koyun ve içine taze meyve (çilek, elma, limon, nane) dilimleyin. Sürahiyi her zaman görebileceğiniz bir yere koyun ve vücudunuzu suya doyurun. Oruç tutmaya başladığınızda bunu alışkanlık haline getireceğiniz için, iftarda ve sonrasında su içmeyi ihmal etmezsiniz.

    • Her sabah muhakkak kahvaltı yapın. Kahvaltı da az yağlı peynir, haşlanmış yumurta ve bol domates, biber, salatalık gibi su oranı yüksek sebzeleri tercih edin. 1 hafta öncesinden bile bu şekilde kahvaltı yapmaya alışırsanız, sahura kalkma ihtiyacı duyarsınız ve sahursuz oruç tutmamaya çalışırsınız.

    • Özellikle akşam yemeklerini oruca başlamadan önce daha hafif yemeye özen gösterin. Çorba, etli bir sebze yemeği, yoğurt ve ekmekten oluşacak şekilde hazırlayın akşam yemeklerinizi. Ramazandan önce akşam yemeklerinizi bu şekilde yemeye başladığınızda, vücudunuz alışacağı için ister istemez iftarda ağır yemekler yiyemeyeceksiniz.

    • Akşam yemeğinden sonra hiçbir şey yiyip-içmeyin. Gece yatmadan 3 saat önce besin alımınızı kesin. Akşam yemeğinden sonra yeme-içme alışkanlığınızdan kurtulabilirseniz iftardan sonra da yeme alışkanlığınız olmaz ve daha rahat bir mide ile oruç tutabilirsiniz.

    • Çay, kahve tüketiminizi sınırlayın. Çünkü çay ve kahve vücuttan su atar. Yaz aylarında vücudun suya daha çok ihtiyacı olduğu için bu tür içecekler fazla tüketilirse susuzluk daha çok oluşabilir. Özellikle oruç tutmaya başlamadan önce bu alışkanlıklarınızdan uzaklaşırsanız ramazanda daha rahat edersiniz.

    • Her gün 45-60 dakika arasında yürüyüş yaptığınızda vücut direncinizi artırırsınız. Daha dayanıklı olursunuz. Kendinizi daha güçlü hissedersiniz. Ramazan ayında da yürüyüşlerinizi yapmaya devam edin. İftardan 2 saat sonra yapacağınız en az yarım saatlik yürüyüş metabolizmanızı düzenler.

  • Hayatı hafifleten on öneri

    Bir çoğumuz hafiflemek için çok çeşitli yöntemler denemişizdir. Her defasında bin bir umutla sarıldığımız mucize metotlarla, kısa vadede fazlalıklarımızdan kurtulsak bile, uzun vadede tekrar kilo alarak hayal kırıklıklarıı yaşamışızdır. Fazla kilolarımızdan sonsuza kadar kurtulmak istiyorsak aslında yapmamız gereken tek şey diyet yapmadan sağlıklı beslenmeyi yaşam biçimi haline getirmektir.
    İşte size Obezite ve Metabolizma Hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya’dan diyet yapmadan yaşamınızı hafifletmenin on kuralı:

    1) ASLA AÇ KARNINA SOFRAYA OTURMA!
    Aç karnına yemeğe başladığınızda iki kat daha çok yersiniz. Yemekten önce ayran veya bir sütlü kahve içmek, küçük bir meyve yemek veya yemekten önce bir tabak salata yemek her zaman ana öğünde daha az yemenizi sağlar.

    2) BESLENMEDE ÇEŞİTLİLİĞE ÖNEM VER!
    Tek yönlü beslenmek kişiyi çok tatmin etmez ve yemek düşüncesini kafasından uzaklaştıramaz. Zaten hiçbir şey yememiştim diye düşünülür ve bir sonraki öğünün hayali ile yaşanır. Örneğin tek başına 1 tabak kıymalı makarna yerseniz gözünüz ikinci tabakta kalır. Zaten azıcık makarna yemiştim diye düşünüp bir sonraki öğünde çok abartılı yiyebilirsiniz. Ama bir tabak makarna yerine 2 kaşık makarna, 1 küçük köfte, 3 kaşık yoğurt, salata, 1 bardak su ve 2 tane mandalina yediğinizde, çok yedim diye düşünürsünüz ve bir sonraki öğünde belki canınız hiçbir şey yemek istemez. O nedenle küçük bir ana öğünü düşük kalorili yiyeceklerle tamamlamayı alışkanlık haline getirin.

    3) YEMEĞİNİZİ SAATE GÖRE YEMEYİN! VÜCUDUNUZUN SESİNİ DİNLEYİN!
    Saate göre yemek yediğinizde aklınız hep yiyeceklerde kalır. İkide bir saate bakarsınız ve hep şimdi şunu yersem 3 saat sonra ne yiyebilirim diye düşünürsünüz. Bu şekilde hep daha fazla yiyebilirsiniz ve bir süre sonra yemek için yaşamaya başlarsınız. Ama yemeği vücut saatinize göre ayarladığınızda yaşamak için yersiniz. Yemek için acıkma duygunuzu bekleyin ve yemeği acıktığınızda yiyin.

    4) AÇLIĞINIZI ÇOK ERTELEMEYİN!
    Yemeği açlık sinyalinizi hisseder hissetmez en geç 10 dakika içinde yiyin. Eğer açlığınızı çok ertelerseniz bir sonraki öğünde iki kat daha çok yersiniz. Bu tıpkı denizin altında nefesinizi tutmaya benzer. Suyun dışına çıktığınızda iki kat daha çok nefes alısınız.

    5) YEMEK YEDİĞİNİZ SERVİS TABAĞINIZI KÜÇÜLTÜN, KÜÇÜK ÇATAL KULLANIN!
    İnsan beyni ile doyar, o yüzden önce algınızı doyurun. Örneğin 2 yemek kaşığı ıspanak yemeğini önce küçük bir fincan tabağında düşünün, sonra pasta tabağında düşünün, sonra da büyük bir servis tabağında düşünün. Fincan tabağındaki ıspanak gözünüze daha çok görünür. Hele hele bu yemeği yemek için küçük çatal kullandığınızda yeme süresini de uzatırsınız ve çok yedim diye düşünürsünüz.

    6) ZAYIFLAMAK İÇİN EKMEK YE!
    Yemeğinizin yanına koyduğunuz bir-iki dilim esmer ekmek daha çok doymanızı sağlar. Ekmek sizi daha uzun süre tok tutar. Ancak ekmek yediğiniz öğünde çorba, pilav, makarna, börek, tatlı gibi karbonhidrat içeriği yüksek yiyeceklerden uzak durun.

    7) MEYVE SUYU YERİNE MEYVENİN KENDİSİNİ YE!
    1 bardak taze sıkılmış meyve suyunun içine en az 3-4 tane meyve girer. Yani 1 bardak meyve suyu 3-4 meyve kalorisindedir. Oysa meyvenin kendisini yediğinizde daha çok lif ve posa alırsınız, 1-2 tane meyve ile de doyarsınız. Hem daha az kalori alırsınız hem de posa nedeni ile daha uzun süre tok kalırsınız.

    8) GÜNDE EN AZ 6 SAAT, ORTALAMA 8 SAAT GECE UYUYUN!
    Sağlıklı ve zinde bir vücut için gece uykusuna önem verin. Çünkü vücudun onarıcı hormonu olan melatonin akşam 21’den sonra salgılanmaya başlar, uyku sırasında peak yapar, sabaha doğru azalır. Stres hormonu olan kortizol ise gece en düşük seviyesindedir. Sabaha karşı yükselir ve gün içinde yüksek seyreder. Eğer gece uyumaz iseniz melatonin yeteri kadar salgılnamaz ve kortizol hormonunuz yüksek kalır. Bu durumda dolaylı kan şekeri yüksekliği yapacağı için kilo almanıza neden olur.

    9) ZAYIFLAMAK İÇİN ASLA DİYET YAPMA!
    Diyet yaptığınızda, yaşamınızı diyet öncesi ve diyet sonrası olarak ikiye ayırırsınız. Diyet yaptığınız dönemde kendinizi toplumdan soyutlarsınız, diyet bitip de normal yaşamınıza döndüğünüzde iki kat daha çok kilo alırsınız. Yasakların olmadığı, rejimin asla bozulmadığı bir sistemde mutlaka sağlıklı beslenmeyi öğrenin ve gün içinde kendinizi dengeleyin.

    10) KÜÇÜK HEDEFLER KOY, BÜYÜK DÜŞÜN! GERÇEKÇİ OL!
    Zayıflamak için birden bütün kilolarımdan kurtulmalıyım diye düşünmeyin. Bu bıkkınlık ve başarısızlık duygusunu körükler. Ulaşılabilir ve küçük hedefler koyduğunuzda hem hedefinize daha kolay ulaşırsınız hem de süreklilik daha iyi olur. Mesela 1 ayda 10 kilo vermeliyim diye işe başlarsanız 1 ayda 2 kilo verdiğinizde ben bunu yapamıyorum dersiniz ve bırakıp daha çok kilo alabilirsiniz. Ama 1 ayda 2 kilo vereceğim diye işe başlarsanız, 1 ayda 2 veya 3 kilo verirseniz, daha mutlu olursunuz ve başarıyorum hissiyatı ile devamını getirirsiniz. Zaten düşünsenize 1 ayda 10 kg verseniz 6 ay sonra ortadan kalkmanız gerekir ki, bu zaten tıbben mümkün değil.

  • Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu ile ilgili merak ettiğiniz her şey bu kitapta! PROF. SARAÇOĞLU ŞİFA KİTABI

    Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu Türkiye’de bitkisel sağlık denildiğinde akla ilk gelen isim. Televizyon kanalları onu konuk alabilmek, gazeteler onun kitaplarını fasikül fasikül verebilmek için birbirleriyle yarışıyor. Saraçoğlu ismi ‘rating’i artırıyor, tiraj aldırıyor. Çünkü bitkisel sağlık artık herkesin gündeminde… Özellikle de modern tıbbın labirentlerinde gezinerek bolca para harcayıp derdine deva bulama¬yanların… Bugün katı Ortodoks tıpçılar hariç hemen herkes bitki gerçeği¬ni kabul ediyor. Kanser olan biri sözgelimi kemoterapi gibi konvansiyonel tedavinin yanında hangi bitkilerden destek alabileceğini de merak ediyor. Avuç dolusu vitamin hapının, kolesterol hapının, tansiyon hapının yerine daha ucuz ve yan etkisiz bir bitkisel tedavi aramaya başlayanların, hadi bi¬raz espriyle söyleyelim ‘uyananların’ oranı hiç de az değil.

    Evet, tıbbi bitkilere, bitkisel kürlere muazzam bir talep var. Saraçoğlu da bu talebe en etkin yanıt verenlerden biri… Duruşuyla, sözleriyle, ifade ye¬teneğiyle, anlaşılırlığıyla, inancıyla, kimya profesörü unvanıyla, bilimiyle… Binlerce kişi onun bilgisine güveniyor, onun önerdiği kürleri kullanıyor. “Şifa buldum, Allah razı olsun” diyenlerin sayısı azımsanamayacak kadar çok. Bir yanda da onu eleştirenler; tıp doktoru olmadığını, bitkisel reçete yazamayacağını söyleyenler var. “Sağlık konuşulurken lafı Kuran’ı Kerim’e getirmesinin ne âlemi var” diyenler, hatta hibrit tohumları eleştirdiği için hakkında suç duyurusunda bulunanlar bile var.

    Prof. Saraçoğlu Şifa Kitabı, tam da bu noktada anlamlı ve işlevsel. Bu kitapta, ilk kez açıklanan yepyeni kürlerin yanı sıra, Saraçoğlu’nun sağlıklı yaşamla ilgili tavsiyelerini; tohumların, toprağın, Türkiye’nin ve dünyanın geleceğiyle ilgili öngörülerini bulacaksınız. Bir bitkisel kürün, kür olana kadar geçirdiği evrelere, bunun arkasındaki bilim, tecrübe ve araştırmaya hayret edeceksiniz.

    Kısa pantolonlu İbrahim Adnan’dan, milyonların sevgilisi Prof. Saraçoğlu’na uzanan yolda yaşanan birbirinden ilginç olaylara tanık olacaksınız. Hastaların ona yazdığı minnet dolu mektuplarla duygulanacaksınız. Dünyanın en büyük araştırma-geliştirme laboratuarlarında dirsek çürütmüş, kendine ait 100’den fazla patente sahip bir bilim adamının ‘şifa veren’ hayat hikâyesini okuyacaksınız.

    İşte karşınızda Prof. Saraçoğlu ve onunla ilgili merak ettiğiniz her şey.

    Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu ile ilgili merak ettiğiniz her şey bu kitapta! PROF. SARAÇOĞLU ŞİFA KİTABI | 2

    Kitabın Bölümleri

    • Niçin Saraçoğlu kitabı ?
    • İlk soru: Portakal niye turuncu, limon niye sarı ?
    • Adam olacak çocuğun merak ettikleri
    • Yaşamın fiziği ve kimyası
    • Deterjan karşıtı bir vatan haini!
    • Uçaklar, ajanlar, patentler!
    • Bitkisel kürlerin hazırlanma süreci
    • İlk kür: Brokoli
    • Anadolu topraklarının ayrıcalığı
    • Tohum biyolojik silahtır
    • Beterin beteri: GDO
    • Gıda takviyeleri
    • Kısırlık ve nüfus patlaması!
    • Bilim adamı nimetin hikmetini arayan kimsedir
    • Programlanmış bilim adamları
    • Otacı kültürüne bilinçli saldırı
    • Modern tıbbın açmazı
    • Ne yemeli, ne içmeli?
    • Kültürü kim yok etmek ister?
    • Bizi Anadolu’nun doğal tohumları kurtaracak!
    • Son soru!
    • Ek 1: Doğal geleneksel tohumla ithal hibrit tohum arasındaki büyük fark!
    • Ek 2: İlk kez yayınlanan 3 yeni kür
    • Ek 3: Hasta mektupları

    Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu kimdir?

    11 Nisan 1949’da Mersin’de doğdu. Mersin İleri İlkokulu’nda, İstanbul Avusturya Lisesi ve Mersin Akdeniz Koleji’nde okudu. 1973 yılında Ankara Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi Kimya Bölümü’nden mezun oldu.
    Avusturya Graz Teknik Üniversitesi Fizikokimya Kürsüsü’nde mastır ve doktora yaptı. Graz Teknik Üniversitesi Biyoteknoloji ve Mikrobiyoloji Kürsüsü’nde asistan; Çukurova Üniversitesi, Avusturya Karl Franzes Üni¬versitesi, Akdeniz Üniversitesi ve Viyana Teknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi; AVL Araştırma Merkezi’nde araştırmacı ve yönetici olarak çalıştı. Buluşlarıyla 100’ün üzerinde patent aldı. Çalıştığı araştırma konularında bi¬limsel makale yazdı.

    1999 yılında televizyonda ilk kez brokoli kürünü açıkladı. 2001 yılın¬da Türkiye’ye yerleşerek fitoterapi alanında çalışmaya başladı. Bitkilerdeki Sağlık Mucizesi, Bitkisel Sağlık Rehberi, Tıbbi Bitkiler Rehberi, Bitkisel Kürler Rehberi ve Tıbbi Bitkiler ve Bitkisel Sağlık Rehberi kitaplarını yazdı.

    İstanbul Aydın Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nde Gıda Kimya¬sı, Bitki Kimyası ve İleri Bitki Kimyası dersleri vermektedir.

  • Kilo probleminiz varsa diyet yapmayın!

    Kilo probleminiz varsa diyet yapmayın! | 3Kilo problemi olan birçok kişinin arşivinde belki binlerce sayfa rejim listeleri vardır. Bu listelerde birçok yiyecek gramla ölçüler içerir. Kişiler genelde bu listeleri yapmak için sosyal yaşamlarından ödün verirler ya da sosyal yaşamlarına devam etmek isteyenler ise rejim listelerinde yazan yiyecekleri yanlarında taşırlar. Obezite ve metabolizma uzmanı Dr. Ayça Kaya, fazla kilolu kişilerin diyet yapmamalarını daha da önemlisi hayatlarını diyet öncesi ve sonrası diye ikiye ayırmamalarını öneriyor.

    Şişmanlık sadece yemekten kaynaklanmaz!

    Dr. Ayça Kaya, öncelikle fazla kilonun nedenlerinin araştırılmasına dikkat çekiyor, çünkü şişmanlık sadece fazla yemekten kaynaklanmıyor. Bu durum birçok metabolik, hormonal, genetik, çevresel ve psikolojik etmenlerin bir arada bulunduğu kompleks bir hastalıktır. Yani basit bir üst solunum yolu enfeksiyonuna benzemez. Üst solunum yolu enfeksiyonundan sorumlu olan ajan bir mikroptur ve bir antibiyotik içildiğinde bu hastalık geçer. Fazla kiloluk durumunda ise neden bir çok etmene bağlı olduğundan, ne yazık ki, mucize bir diyet, mucize bir cerrahi veya mucize bir ilaç kullanımı ile bu hastalıktan kurtulunmaz.

    Mucizelere inanmayın…

    Zayıflamak deyince birçok kişi nedense mucize diyetlerin ve mucize bitkisel desteklerin peşine düşer. Kısa süreli yapılan diyetlerin en büyük zayıf noktası insanın yaşamına uygun olmamasıdır. Dolayısı ile diyet bırakıldığı zaman verilen kilolar fazlasıyla geri alınmaktadır. Bugün tıbbi olarak insan vücudunun ihtiyacı olan temel besin maddeleri; karbonhidratlar, proteinler ve yağlardır. Bu besinler düzenli ve dengeli bir şekilde alınmaz ise vücutta geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabilirler. Kansızlık, saçlarda dökülme, tırnaklarda kırılma, sinirlilik ve hatta çok katı yapılan diyetlerde kalpte ritim problemleri ortaya çıkıp ani kalp durmalarına neden olabilir. Dolayısı ile bu tür diyetler sağlığa son derece zararlıdır.

    Hemen harekete geçin…

    Kilolarınızdan sonsuza kadar ve kalıcı olarak kurtulmak istiyorsanız hemen, şimdi harekete geçin. Önce bir iç hastalıkları uzmanına başvurarak metabolik ve hormonal durumunuzu kontrol ettirin. Bununla birlikte yeme içeriğinizi ve yeme davranışınızın da detaylı araştırıldığı bir muayeneden geçin. Beraberinde hiç bir şeyin yasak olmadığı rejimin asla bozulmadığı ama gün içinde kendi dengelemenizi yapabileceğiniz sağlıklı beslenme prensiplerini öğrenin.