Kategori: Cinsellik

  • Cinsel Narsizm Aldatma Nedeni

    Cinsel Narsizm Aldatma Nedeni

    Aldatmanın bilimsel nedenlerine kafa yoran uzmanlar yeni bir veri açıkladı; araştırmaya göre aldatma nedenleri arasında cinsel narsizm de var.

    Aldatma nedenleri arasına cinsel narsizmi koyan araştırma sonuçları; Florida Eyalet Üniversitesi Psikoloji Bölümü ile Kuzey Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği “Evliliğin İlk Yıllarında Narsisizm ve İhanet / Sadakatsizlik İlişkisi” konulu çalışmaya dayanıyor.
    Cinsel yönden kendilerini aşırı yetenekli görüyorlar
    Toplam 123 evli çift üzerinde yapılan bu çalışmada cinsel narsisizmin evlilikte sadakatsizliği ne derece etkilediği konusu incelendi.
    Narsisizmin sadakatsizlikle ilişkisi olduğunu düşünmek için teorik düzeyde sebepler bulunduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, çiftleri yakından ilgilendiren bu önemli araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi:
    “Cinsel yaşamda ortaya çıktığı takdirde narsisizmin cinsel davranışları etkilediği fikrinden hareketle, kişideki cinsel narsisizm duyguları ve sadakatsizlik arasında doğru orantılı bir ilişki olduğu düşünülüyor. Bu ilişkinin ortaya çıkma sebeplerini anlamaya yönelik yapılan çalışmalarda cinsel narsizmin dört farklı yönünün (cinsel istismarcılık, cinsel yönden kendini aşırı yetenekli görme, cinselliğin hakkı olduğunu düşünme ve cinsel empati eksikliği -sadece kocalarda-), bu duruma sebep olduğu ortaya çıktı.”
    Narsistler de aldatılır
    Araştırmaya katılan ve narsistlik düzeyi yüksek olan kişiler, geçmişte partnerlerine ihanet ettiklerini söylüyor. Öte yandan, narsistlik düzeyi yüksek kişilerin diğer kişilere göre partnerleri tarafından aldatılma riski daha fazla.
    4 yıl süren araştırmada 243 katılımcının hepsi (üç erkek katılmadı) ya da eşleri en az iki kez ihanet yaşadıklarına dair bildirim yaptı. Eşlerden 139’u ya da partnerleri (yüzde 57.2), araştırmaların yedi aşamasının hepsinde ihanet yaşadıklarını söyledi. 56’sı (yüzde 23) altı aşamada ihanet bildirimi yaparken, 15’i (yüzde 6.2) beş aşamada, 16’sı (yüzde 6.6) dört aşamada, 15’i (yüzde 6.2) üç aşamada ve ikisi (yüzde 0.8) sadece iki aşamada ihanet yaşadıklarını bildirdi.
    “Tatmin olmuyorsa ihanet eder”
    Psikolog Başkak’a göre, sadakatsizlik ve kişideki cinsel narsisizm arasında doğru orantı, sadakatsizlik, cinsel tatmin ve evlilikten duyulan memnuniyet arasında ise ters orantı var. Bu durum hem erkekler hem de kadınlar için geçerli.
    Cinsel narsistler aldatmaya daha yatkın
    Aynı şekilde, cinsel narsizm duyguları yüksek olan eşler, kadın veya erkek fark etmiyor, bu duyguları düşük seviyede olanlara göre, eşlerini aldatmaya daha yatkın.
    Araştırmaya katılan erkeklerin yaş ortalaması 25,4. Ve ortalama 15,7 yıl eğitim almışlar. Kadınların yaş ortalaması 24,1 ve eğitim gördükleri süre ortalama 17,8 yıl. Eşlerin yıllık ortak gelirleri ise 40 bin ve 50 bin dolar arasında değişiyor.
    ntv.com.tr
  • İdeal Seks Süresi

    İdeal Seks Süresi

    En tutkulu sevişmelerde bile orgazm süresi sanıldığı kadar uzun bir süre gerektirmiyor. Jinekolog Rami Asker, tüm gerçekleri açıkladı.

    Çoğu erkek ve kadın tüm gece süren seks fantezisine inanır fakat gerçeklerle karşılaşınca bu fantazileri hayal kırıklığına ve tatminsizliğe sebep olur.

    Cinsel ilişkinin kriteri süre değildir
    Cinsel ilişkinin başarısı süresine bağlı değildir yani çiftlerin ilişki sonrasında süre hakkında konuşmaları gereksizdir. Özellikle bizim toplumumuzda erkekler için uzun süren cinsel ilişki bir güç simgesi olarak görülür halbuki hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü başarılı ve kaliteli sekste uzun süren cinsel birleşmeden çok çiftlerin doyuma ulaşması önemlidir yani kısacası ilişkinin süresini çiftlerin doyumu belirler bazen kısa bir sürede de doyuma ulaşılabilir.

    İdeal Seks Süresi

    ABD ve Kanada’da 10 yıl süren çalışmalarda, 4 dakikalık cinsel birleşme yeterli, 10 dakika süren cinsel birleşme ideal, 13 dakika ve daha uzun süren ilişkiler ise yorucu bulunmuştur.

    Kaynak: hurriyetaile.com

  • Orgazmı kolaylaştıran bir uygulama

    Orgazmı kolaylaştıran bir uygulama

    Genital Güzelleştirme Tekniği ile uluslararası Altın Bistüri ödülünü alan Estetik International Op. Dr. Bülent Cihantimur,Erojen Bölge Enjeksiyonu ile orgazmı kolaylaştıran bir uygulama yapıyor.

    Daha uzun süreli, daha çabuk ve daha tatminkar bir orgazm yaşamak hiç de hayal değil.

    Genital Güzelleştirme, tıpkı yüz bölgesi gibi, vajina bölgesinin de genç kalmayı hak ettiği düşüncesiyle geliştirilmiş bir uygulama. Tekniğin içinde kadınların olası tüm vajinal sorunları gideriliyor. Bunun içerisinde çözümlenenler ise; sarkan ve formunu kaybetmiş iç ve dış dudak bölgesi, genişlemiş vajina, klitorisi kapatan Venüs tümseği, pigmentasyon sorunu, idrar kaçırma ve erojen bölge enjeksiyonu olan G-Shot uygulaması var. Op. Dr. Bülent Cihantimur orgazmın kalitesini artırmak ya da orgazm olamayan kadınlar için yapılan Erojen Bölge enjeksiyonu ve diğer uygulamalar hakkında bilgiler verdi:

    G-Shot, Erojen Bölge Enjeksiyonu
    “Cinsellik daha doğrusu karşılıklı yaşanan cinsel tatmin, ilişkilerin temelini oluşturuyor ve çiftleri birbirlerine bağlıyor. Ülkemizde orgazm olamayan bayanların sayısını maalesef bilemiyoruz çünkü bu bir tabu halinde. Ancak kliniklerimize gelerek konu hakkında bilgiler alan kadın hastalarımızın tamamında orgazm konusunda sorunlar yaşadıklarını gözlemliyoruz. Kadınlar 2 şekilde orgazm oluyorlar. Birincisi klitoris bölgesinin, ikincisi ise G noktası adı verilen vajina girişinden 2-3 cm içeride, ön duvardaki alanın uyarılması neticesinde oluyor. G noktasına yaptığımız hastanın kendi bölgesel yağından alınıp kök hücreden zenginleştirdiğimiz yağ enjeksiyonu, bu alanın belirgin hale gelmesine ve dahası sürtünmeyle kolay, uzun ve çok daha tatminkar bir orgazmın yaşanmasına vesile oluyor. Bu uygulamayı doğum yapmamış bayanlarda yaptırabilir. Ayrıca doğumla birlikte genişlemiş vajina duvarına yaptığımız form kazandırma işlemi de yine hem erkeğin, hem de kadının cinsel açıdan tatmin olmasını kolaylaştırıyor.”

    Venüs Tümseği ve Klitoris
    “Venüs tümseği diğer adıyla Mons Pubis, sezaryen dikişiyle klitoris arasında kalan kıllı alandır. Bu alan bazı hastalarımızda yoğun bir yağlanma sorunu yaşıyor. Sadece cinsel hayat için değil, bu alandaki yağ fazlalığı görüntü olarak, bikini, mayo gibi plaj kostümlerinde de hastalarımızı rahatsız ediyor. Ayrıca buradaki yağlanma klitorisin kapanarak, rahatça uyarılamamasına ve orgazmın yaşanmamasına sebep oluyor. Yağ fazlalığı, liposculpute uygulamasıyla çekilerek, tüm sorunların önüne geçiliyor. Buna ek olarak klitorisin çevresinde fazlalık deri varsa, o da alınıyor, bölge açıkta kalınca uyarılması ve dolayısıyla orgazm olabilme kolaylığı sağlanmış oluyor. Tüm bu saydığım uygulamalar son derece basit ve pratik bir şekilde yapılıyor, kök hücrenin vermiş olduğu iyileştirme etkisiyle, kısa sürece iyileşme kaydediliyor.”

    Kaynak: cosmopolitanturkiye.com

  • Cinsel sorun yaşayanlara Isırgan tohumu

    Cinsel sorun yaşayanlara Isırgan tohumu

    Cinsel sorun yaşayanlar ısırgan tohumu ile güç kazanıyor. Bu tohum balla karıştırılıp yenildiğinde, bomba etki yaratıyor…

    Takvim’de yer alan habere göre kanı temizleyen, alyuvarları yenileyip kan yapan ısırgan tohumu cinsel sıkıntı yaşayanlarda afrodizyak etkisi gösteriyor.

    Mutlaka öğütülerek tüketilmesi gereken ısırgan tohumunun bal, pekmez veya yoğurt ile karıştırılarak bir tatlı kaşığı yenmesi öneriliyor.

    Bu güçlü gıdanın sağlığa faydaları şöyle:

    Kan şekerini düşürür, ödemi giderir.
    Bağırsak temizleyici ve gaz gidericidir.
    İdrar söktürür. İdrar yolları hastalıkları ve iltihaplarında etkilidir.
    Bedeni güçlendirici ve uyarıcıdır, vücudun savunma gücünü arttırır.
    Adet kanamalarını düzenler.
    Karaciğer, akciğer, safra kesesi, dalak hastalıklarında kullanılır.
    Boğaz ağrılarında, göğsü yumuşatmada etkilidir.
    Soğuk algınlığına karşı koruyucudur.
    Tansiyon düşürür.
    Emziren kadınlarda süt yapar.
    Saçları güçlendirir ve kepeği yok eder.
    Cinsel gücü arttırıcı özelliği vardır.
    Kabızlığa karşı iyi gelir.

  • Kadın orgazmının sırları çözülüyor mu?

    Kadın orgazmının sırları çözülüyor mu?

    Kadınların cinsel yaşamına dair birçok sorun bilim insanları açısından uzun süre gizemini korudu. Fakat son dönemlerde yapılan araştırmalar kadınlarda orgazm, klitorisin işlevi, G noktasının varlığına dair yeni açıklamalar getiriyor.

    JD Salinger bir zamanlar şunları yazmıştı: “Kadın vücudu keman gibidir; doğru çalmak için usta müzisyen gerekir.” İşte doğru çalındığında kadın birkaç saniyeliğine bir mest olma hali yaşar, dünya durur. Fakat yanlış ele alındığında acı, öfke ve hissizlik ortaya çıkar. Yani cinsellikte kadının yaşadıkları, ereksiyon, uyarılma ve boşalma serisini izleyen erkeklerinkinin tam tersidir.

    Peki orgazm anında neden yoğun bir zevk duyulur? Kadınlar nasıl çoklu orgazm yaşar? G noktası denen şey gerçekten var mıdır? Bütün bu sorular tıp açısından uzun süre gizemini korumuştur. “Aya bile gittik ama kendi vücudumuzu yeterince tanımıyoruz” diyor kariyerinin önemli bir kısmını bu sorulara cevap bulmaya adamış Roma Tor Vergata Üniversitesi’nden Emmanuele Janini. Son yıllarda bu konulardaki araştırmalar yoğunlaşınca nihayet bazı yanıtlar alınmaya başlanmış.

    Bilim insanlarının en büyük başarısı belki de araştırmacıların gözü önünde ve MR tarayıcısı içinde kadınları mastürbasyona ve hatta cinsel birleşmeye ikna etmek olmuştur. New Jersey’deki Rutgers Üniversitesi’nden Barry Komisaruk bu yolla kadınlarla erkeklerin cinselliği bu kadar farklı yaşamasının nedenlerini bulmaya çalışıyordu.

    Kadın orgazmının sırları çözülüyor mu?
    Kadın orgazmının sırları çözülüyor mu?

    Beyindeki yangın

    Fakat tüm farklılıklarına rağmen kadın da erkek de orgazm sırasında benzeri bir sinirsel aktivite gösteriyor. “Aradaki benzerlikler farklılıklardan çok daha fazla. Orgazm sırasında beynin tümüyle aktive olduğunu, tüm sistemlerin harekete geçtiğini görüyoruz” diyor Komisaruk. Yani bir orman yangını varsa başlangıçtaki ayrı ayrı kamp ateşleri arasında ayrım yapması zordur.

    Belki de orgazm sonrası hissedilen yorgunluk bundandır. O sırada her şey aynı anda aktive olursa bu etkinlikleri birbirinden ayırması zordur. Başka bir şey düşünememe hali de belki bu yüzdendir.

    Fakat bu yangında yoğun olan yerler vardır. Dopamin gibi nörotransmiter salgılayarak insanda zevk ve ödüllendirme hisleri yaratan beynin ödül merkezi bunlardan biridir. Öyle ki sıçanlar beynin bu kısmının elektrikle stimüle edilmesinden aldıkları zevki yiyeceklere tercih edecek, açlıktan ölmeye kadar vardıracaklardır işi. Seksin yanı sıra bu bölgeyi harekete geçiren diğer şeyler kokain, amfetamin, kafein, nikotin gibi uyuşturucular ve çikolatadır. Belki de orgazmın ardından aynı şeyleri tekrar yaşama isteği bu nedenle duyulur.

    Fakat orgazmın ardından kadın ve erkek arasında farklılıklar baş göstermeye başlar. Uzmanlar, erkek beyninin belli bölgelerinin orgazmın hemen ardından cinsel organların stimülasyonuna cevap vermediğini, oysa kadınların beyninin aktive olmaya devam ettiğini belirtiyor. Bazı kadınlar çoklu orgazm yaşadığı halde erkeklerde böyle bir şey olmamasının nedeni bu olabilir.

    Zevkin anatomisi

    Bu beyin taramalarından elde edilen sonuçlar tartışma yaratmış olsa da bunlar orgazmın anatomisi konusundaki tartışmalar yanında az kalır. Peniste duyuları beyne taşıyan tek kanal vardır. Kadın genital sisteminde ise bu kanallar üç-dört tanedir.

    Kadın cinselliğinde temel taşlarından biri klitoristir. Vajinal açıklığın hemen üzerinde ufak bir yumru şeklindeki klitoris, çok eski tarihlerden kalma kil heykeller üzerinde bile resmedilmiştir. Fakat 16. yüzyıla kadar bu yapının bütün kadınlarda ortak bir fiziksel özellik olduğu ve zevk uyarıcısı olarak işlev gördüğü bilinmiyordu. Ancak daha sonraki yüzyıllarda kadının cinsel zevki sorunu göz ardı edilmiş, doktorlar ve anatomistler klitorisi unutmuştu. 20. yüzyılda yeniden gündeme gelmişti.

    Kadınların yüzde 30-40’ının sadece cinsel birleşme yoluyla hiç orgazm olmadıkları, oysa çok sayıda kadının klitorisin uyarılmasıyla orgazm olduğu biliniyor. Peki bütün kadınların vajinal orgazm hissetmemeleri gerekiyor mu? Ya da klitoris olmadığı halde orgazm olmak mümkün mü?

    Barry Komisaruk sıçanların çiftleşme davranışlarını incelerken tesadüfen sıçanın vajinasına bir çubuk soktuğunda kaskatı kesildiğini ve böyle bir stimülasyon sırasında acıya karşı duyarsızlaştığını fark etmiş. Benzer bir deneyi kadınlarla yaptığında, vajinal stimülasyon esnasında acıyı beyne ileten sinirlerin bloke olduğu ve acı hissedilmediğini gördü. Peki bu nasıl oluyordu?

    Omurilik kopmasına rağmen orgazm

    Omuriliği hasar görmüş kadınlar, hatta bu hasarlar genitallerden beyne giden sinir yollarını bloke etmiş olsa bile, vajinalarına ve rahim boynuna (serviks) dokunulduğunda hissediyorlardı. Klitoristen gelen duyuları beyne aktaran sinir kesilmiş olsa bile bazıları bu yolla orgazm bile oluyordu. Komisaruk bundan şu sonucu çıkarıyordu: “Omuriliği hasar görmüş olduğu için klitorisini hissetmeyen kadınlar vjinal stimülasyon yoluyla orgazm olabiliyor. Vajinal orgazmın varlığını kanıtlayan en iyi delil bu belki de.”

    Bunun nedeni omuriliğin dışında yer alan vagus sinirinin vajinadan beyne duyuları taşımasıdır. Komisaruk’a göre, “Kadınlar klitoris orgazmını daha bölgesel ve dışsal, vajinal orgazmı ise daha içsel ve tüm bedeni saran bir deneyim olarak niteliyor. Klitoristen duyuları taşıyan sinirin vajinadan taşıyan sinirden farklı olması bunun nedeni olabilir.”

    Peki kadının genital bölgesindeki farklı kısımlardan gelen duyuları farklı sinirler taşıyorsa ve her ikisi de orgazmı tetikleyebiliyorsa vajinanın bazı bölgelerinin diğerlerinden daha duyarlı olduğu söylenebilir mi hala? Çiftler vajinal orgazm için hangi bölgede odaklanmalı?

    G noktası
    G noktası

    G noktası neresi?

    Bütün ilgi uzun süre boyunca G noktası olarak tanımlanan bölgede yoğunlaşmıştı. 1980’lerde buradan ilk söz eden Alman kadın doğum uzmanı Ernst Grafenberg olmuştu. Grafenberg bu noktanın vajinanın ön duvarında olduğunu ve bu duvarın ardından idrar yolunun geçtiğini söylüyordu. Sonraki araştırmalarda bu bölgeden kan damarlarının ve sinir uçlarının geçtiğini ve prostat bezinin kadınlardaki kalıntılarının burada toplandığını ve özellikle pelvik taban kası güçlü olan kadınların bu bölgenin stimülasyonu yoluyla orgazm olacağını ortaya koymuştu.

    Ancak böylesi bir noktanın varlığı hala tartışmalı görülüyor. 2008’de 20 kadın üzerinde yapılan bir deneyde idrar yolu ile vajina arasındaki duvarın kalın olduğu kadınların bu tür orgazmlar yaşadığını gösterdi.

    Fakat Janini, basılıp çekildiğinde orgazma neden olan spesifik bir düğme tarifi yapar gibi bu alana G noktası adı verilmesini doğru bulmadığını, çünkü öyle bir noktanın olmadığını belirtiyor.

    Klitorisin anatomisi

    Peki böyle bir nokta yoksa ne var? Birçok araştırmacı klitoris üzerinde birleşiyor ve bunun sadece deri altında bezelye büyüklüğünde bir yapı olmadığını, bir sarmal gibi vajinanın dışından, pelvis içinden ve idrar kanalının yanından geçen 9 cm’e kadar ulaşan, lades kemiğine benzeyen bir yapı olduğunu söylüyor. Herkesin hissettiği kısmı ise bu lades kemiğinin üzerinde bulunan ve en hassas olan beze kısmı.

    Kadının cinsel organının ve onlar üzerinde büyük etkisi olan hormonların karmaşık yapısı G noktası gibi bir noktanın varlığını kanıtlamanın da çürütmenin de zorluğunun nedenidir belki de. Yani etrafından yalıtılmış bir halde vajinanın ön duvarını uyarmak işe yaramaz.

    Cinsel birleşme anında klitorisin iç kısımları ve idrar kanalını çevreleyen dokular harekete geçer ve şişer. Elle yapılan uyarIlma sırasında ise klitorisin sadece dış kısmı uyarılmış olur.

    Klitorisin büyüklüğünün orgazmda etkili olup olmadığı sorusuna bakıldığında ise MR taramalarında, klitorisin boyutları ne kadar küçük ve vajinadan ne kadar uzaksa kadınların orgazm olmalarının da o kadar zorlaştığı görüldü.

    ‘Tümüyle normal’

    Bütün bunlardan yola çıkarak kadınların orgazmı konusunda şunlar söylenebilir: Kadınlar hem vajinal uyarılma hem de klitorisin uyarılması sonucu ya da her ikisi birlikte uyarılarak orgazm olabilir. Bunlara rahim boyu uyarılması da eklenebilir ve tümü birden uyarıldığında daha yoğun ve karmaşık bir orgazm yaşanabilir.

    Herhangi bir cinsel tecrübeden uyarılmayan kadınlar içinse uzmanlar farklı yollar denemelerini tavsiye ediyor. Ohio’dan ürejinekolji uzmanı Rachel Pauls şunları söylüyor: “Vajinal orgazm olamadığı için kendisinde bir sorun olduğunu düşünen kadın hastalar geliyor bana. Oysa hiçbir sorunu yok onların. Herkes biraz farklıdır. Seks sırasında bazı kadınlarda klitoris uyarılması kolay, bazılarında ise daha zor olabilir. O zaman eşlere iş düşüyor. Elle ya da başka bir uyarıcıyla uyarma denemeleri yapmak gibi. Ama kadınlar şunu bilmeli ki cinsel birleşme anında kadınlar orgazm olamıyorsa bu tümüyle normaldir.”

    BBC / Dergi

  • Normal seks diye bir şey var mı?

    Normal seks diye bir şey var mı?

    İnsan cinselliğinin karmaşık olduğunu kabul etmek gerekir.

    Cinsel tercihler geniş bir yelpaze içerir, kişiden kişiye, ülkeden ülkeye, bir günden diğerine değişebilir.

    Bu nedenle normal seks yaşantısını tanımlamaya çalışmak saçma olur. Seksin türleri öyle geniş kapsamlıdır ki bir tek istatistikle çoğu insanın bu konudaki duygu ve düşüncelerini anlatmak mümkün değildir.

    Bu makalede, cinsellik yelpazesinin ne kadar geniş olduğu konusunda bir fikir vermek için bazı verilere başvurduk.

    Genel eğilimler

    Fakat bunu yaparken de belli uyarılarda bulunmak gerekir.

    Cinsel davranışlara yönelik anketlerin çok da güvenilir olduğu söylenemez. Seks hakkında konuşmak hâlâ tabu olarak görülür. Anket ya da araştırmalara katılanlar her zaman doğruyu söylemeyebilir; yanıtlarını süsleyerek ya da abartarak verme ihtiyacı duyabilir.

    Yani bu istatistikler harfi harfine doğruyu gösteriyor diye görülmemeli, sadece 21. yüzyılda cinsel hayatın çeşitlerine dair genel bir eğilimi yansıtan veriler olarak ele alınmalıdır.

    Aseksüellik

    Cinsel yönelimleri rakamlara dökmek her zaman zor olmuştur. Kime sorduğunuza, nasıl sorduğunuza ve çekicilik, davranış ya da kimlik olarak mı sorduğunuza bağlı olarak homoseksüellik tahminleri yüzde 1 ila 15 arasında değişiyor.

    Son dönemlerde yapılmış bazı araştırmalar ise bazı insanların tümüyle cinsel arzulardan yoksun olduğunu gösteriyor. Ama bu onların herhangi bir ilişki yaşamadığı anlamına da gelmiyor. Bu durumun yaygınlığı konusunda kesin veriler olmamakla birlikte, tahminler yüzde 1 üzerinde yoğunlaşıyor.

    Cinsel arzulardan yoksun ya da aseksüel olarak tanımlanan bu insanların kendilerini ifade etme konusundaki girişimler giderek yaygınlık kazanıyor.

    Kiminle seks?

    Düzenli birliktelikler dışındaki seksin yeni tanışılmış kişilerle gerçekleştiğine dair yanlış bir yargı var; oysa seks birçok farklı görünüm kazanabiliyor.

    2009’da ABD’de yapılan ve 18-59 yaş arası 3990 kişiyi kapsayan bir araştırmada görüldüğü gibi, tek gecelik ilişkiler tahmin edildiği kadar yaygın değil. Başka bir deyişle, nüfusun yüzde 50’sinin durumu “karışık” görünüyor.

    Journal of Sex Medicine dergisinde yayımlanan verilere göre, kiminle cinsellik yaşandığı sorusunun cevabı şöyle:

    • Uzun süreli birliktelik: %53
    • Geçici ilişki: %24
    • Arkadaşla: %12
    • Tanıdıkla: %9
    • Seks işçisi:%2

    Ne kadar sık seks?

    Bu veriler, ABD’de 18 yaşından büyük 50 bin kişinin katıldığı Küresel Seks Araştırması’na dayanıyor. Araştırmada, şu sonuçlara varılmış:

    • Son bir yıldır cinsel ilişkiye girmeyenlerin oranı: %18
    • Yılda bir kez: %8
    • Ayda 1-2 kez: % 28
    • Haftada 1-3 kez: %40
    • Haftada 4 veya daha fazla: %6,5

    Yaş ilerledikçe cinsel birleşme sıklığı azalıyor. Ama bu düşüş tahmin edildiği kadar keskin değil.

    70 yaş civarı kişilerle yapılan bir ankette, katılımcıların yüzde 50’sinin ayda iki kereden daha fazla, yüzde 11’inin ise haftada bir düzenli cinsel ilişkiye girdiği görüldü.

    Seks ne kadar sürüyor?

    Kanada ve ABD’de internet üzerinden yapılan bir araştırmada, heteroseksüel çiftlerin ve homoseksüel erkeklerin seks süresi 15-30 dakika arasında değişirken, lezbiyen kadınlarda bu sürenin 30-45 dakikaya çıktığı görüldü. Yani lezbiyenler daha az sıklıkta seks ihtiyacı duyuyor, ama seks süresi daha uzun tutuluyor denebilir.

    Orgazm aldatmacası

    Seks sırasında orgazm oluyormuş gibi davranmanın sadece kadınlara özgü olduğu sanılır. Ama ABD’de yapılan bir araştırmada, çeşitli cinsel etkinlikler sırasında erkeklerin de yüksek denebilecek bir oranda orgazm oluyormuş taklidi yaptığı görüldü.

    Bunun nedeni çoğu zaman, o an seks isteği duymadığı halde partnerlerini üzmemek için ilişkiye girmiş olmak şeklinde ifade ediliyor.

    Fakat erkeklerin kendisi bazen orgazm oluyormuş gibi davrandığını kabul etse de, bunların sadece yüzde 20’si partnerlerinin bunu yaptığına ihtimal veriyor.

    Kaynak: Dergi BBC.com

  • Hamilelikte cinsel ilişki bebeğe zarar verir mi?

    “Hamilelikte cinsel yaşam, bebeğe zarar verir” bilgisinin yanlış olduğuna vurgu yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, bunun nedenini şu şekilde açıkladı:

    “Hamilelik döneminde cinsel ilişki bebeğe zarar vermez, çünkü bebeğin amniyo sıvısı (embriyoyu koruyan ve besleyen sıvı), bütün fiziksel değişiklikleri içine hapsedecek şekilde yaratılmıştır. Bu nedenle hamilelik döneminde seks yapmak, bebeğe zarar vermez.”

    “Hamileyken cinsel ilişkiye girilmez” düşüncesi doğru mu?

    “Cinsel ilişkide önemli olan, bebeğe baskı yapmayacak pozisyonları tercih etmektir” diyen Prof. Dr. Tıraş, konuyla ilgili aşağıdaki açıklamaları yaptı:

    “Bazı çiftler ve inanışlar hamileyken hiç ilişkiye girilmemesini öngörür. Bu, aslında bebek için çok daha zararlıdır. Çünkü ilişki sırasında anneden salgılanan seratonin hormonu, bebeğin direk gelişmesine katkıda bulunur. Bu hormon, çiftler arasındaki sevgiyi de arttırdığından, bebeğin ruhen daha sağlıklı bir aile ortamında doğmasına zemin hazırlar.”

    Baba adayları bunlara dikkat!

    Prof. Dr. Tıraş, baba adaylarının bu dönemde dikkat etmesi gereken noktaları da sıraladı:

    • İlişki süresince kadına hassas davranmak
    • Ani hareketlerden kaçınmak
    • Bebeğe baskı uygulamamak
  • Seks hatalarını düzeltin!

    Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Psikiyatrist ve Psikoterapist Dr. Sema Bayçın Aytaçlar, “Cinsel yaşamdaki sorunlar; duygusal yakınlığın, biz olma hissinin ve bağlanma potansiyelinin azalmasına yol açtığı için ilişkiyi olumsuz etkiliyor. İlişkiyi zora sokuyor, vazgeçilmez olmasını azaltıyor” diyor.
    Eğer siz de cinsel hayatınızda sorunlar yaşıyorsanız, belki de hata sizde! Erkekler kadar kadınlar da seks esnasında hatalar yapıyor, belki de birçoğu bunun farkına bile varmıyor. Bu hataların oluşma sebebini Sema Bayçın şöyle açıklıyor: “Kadın beyni, işleyişi açısından cinsel eyleme hazırlık ve cinsellik esnasında odaklanmayı bozan uyaranların etkisinde kolay kalıyor. Ayrıca cinselliğin duygusal kısmı, bedensel haz kısmından daha büyük bir yer kaplıyor. Bu da kendi cinselliğine tam sahip çıkamamasına neden oluyor. Buna yanlış bilgi ve tutum eklenince hatalar oluşuyor.”

    Peki, kadınlar seks esnasında yaptığı yanlışları nasıl düzeltebilir? Önce hataları bilmek gerekiyor elbette…

    Vücudunuzdan utanmayın!
    Kısa veya uzun, zayıf ya da şişman… Vücut tipleri kişiden kişiye göre farklılık gösteriyor. Kendini beğenmemek ise kişinin kendine yaptığı kötülüklerin başında geliyor. Çünkü beğenmeme, utancı da beraberinde getiriyor. Kadınlar daha küçük yaşlarda beyinlerine işlenen tabular, ‘evlenmeden olmaz’ gibi kalıplar yüzünden cinsellikten uzaklaşıyor. Sema Bayçın, kadınların kendi vücuduyla barışık olmamasının yetiştirilme sürecinde başladığını söylüyor ve nedenlerini şöyle sıralıyor: Kişiye cinsellikten kaçınmasının öğretilmesi, kadın bedeninin değersizleştirilmesi ve metalaştırılması, ahlaki ve dinsel söylenceler, kadının tek görevinin annelik olduğu yargısı, cinsel istek ve doyumun kadının saflığını bozduğu inancı, kadın için cinselliğin doğal bir dürtü olmadığı fikri. Bu tür ideolojilerle büyüyen bir kadın birçok sorunla yüzleşmek zorunda kalıyor. Bu sorunların başında çıplak kalamama ve kendi bedenine çıplakken bakamama geliyor. Kişi kendini rahat hissetmiyor, vücudunu sergilemekten korkuyor. Örneğin kadınların ışık kapalı bir şekilde seks yapma isteği buradan geliyor. Bu tutum partneri de etkiliyor. Kadın partnerinin ona bakmasını istemiyor, tensel temas konusunda çekingen davranıyor. Eğer sizin de böyle bir sorununuz varsa, vücudunuzdan utanıp hareketlerinizi kısıtlamak yerine kendinizle barışın. Eğer vücudunuz konusunda özgüvenli olursanız utanma duygusunu da kaybedersiniz. Böylece her davranışınızda kendinizi daha rahat hissedebilirsiniz.
    Aşırı tepki göstermeyin
    Her gün aynı yerde aynı yemeği yemek… Hayal ederken bile sıkıldınız değil mi! Rutinleşen şeyler zamanla sıkıcı hale gelebiliyor. Bu yüzden yeni şeyler denemeye ve tarzınızı değiştirmeye açık olmalısınız. Özellikle erkekler, konu sekse geldiğinde yeni şeyler denemek istiyorlar. Kadınlar ise durumu yanlış anlıyor ve bunu kendilerine yapılan bir eleştiri olarak kabul ediyorlar. Aksine bu heyecan katmak için yapılan bir değişiklik olarak algılanmalı. Partneriniz yeni şeyler denemek istiyorsa aşırı tepki göstermekten kaçının ve sakince dinleyin. Psikoterapist Dr. Aytaçlar, kişinin yeni şeyler denemek için önce kendisini ikna etmesini gerektiğini söylüyor. Partnere güvenmek, zarar görmeyeceğine inanmak ve birlikte keyif alacaklarını düşünmekle yeniliklere olan bakış açısının değişebileceğini söylüyor.
    Doğru zamanı bekleyin
    Siz mutluluktan havalara uçarken onun suratı beş karış mı? İşte gerçek hayat böyle! Sizin seks için hazır olmanız partnerinizin de hazır olduğu anlamına gelmiyor. Bu yüzden ‘Erkekler her zaman sekse hazırdır’ algısını unutmanız, partnerinizi anlamaya çalışmanız gerek. Günlük hayatta yaşanan zorluklar stresi de beraberinde getiriyor. Stres ise cinsel hayatı doğrudan etkileyen faktörlerin başında geliyor. Dr. Aytaçlar, “Stres, erkekte dürtü, istek, performans ve haz almada sorun yaratıyor. Cinsel yaşam potansiyelini etkiliyor” diyor. Yani seks yapmak istememesi aslında sizi istemediği anlamına gelmeyebiliyor.
    Çok pasif olmayın
    Oyunun içindeyken yedek oyuncuymuş gibi davranmayın, biraz harekete geçin. İlişkilerde olduğu gibi sekste de birlik olmak gerekiyor. Uyumlu davranıldığı takdirde alınan zevk de artıyor. Ancak kadınların yaptığı başlıca hatalardan biri seks sırasında pasif kalmak oluyor. Cinsel doyumu partnerin görevi olarak görüyorlar ve sorumluluğu erkeğin omuzlarına yüklüyorlar. Böyle bir durumda erkekler hem zorlanıyor hem de sıkılmaya başlıyor. Pasif bir partner ile ilişki kendi kendine konuşmaya benziyor aslına bakarsanız, bir süre sonra sıkıcı bir hal alabiliyor. Birliktelik arzusunu düşürebiliyor, performansı ve alınan zevki azaltıyor. Kadınların arzulanmayı daha çok önemsedikleri farz edilse de aslında bu erkekler için de önem taşıyor. Partnerden böyle olumlu duygusal bir tepki almak iyi bir motivasyon olabiliyor.
    Sorunlarınızı konuşarak halledin
    İzlediğiniz tüm romantik komedi filmlerini bir kenara bırakın şimdi, oradaki erkeklerin hayal ürünü olduğunu unutmayın. Erkekler ne yazık ki kadınların akıllarını okuyamıyor, ne düşündüklerini onlar söylemeden anlayamıyor. Bu yüzden yatakta bir sıkıntı yaşıyorsanız, bunu onlara kibar ve anlayışlı bir şekilde izah etmeniz gerekiyor. Çünkü eleştiri yolu tercih edildiğinde diyaloğun sonu tartışmaya varabiliyor. Dr. Aytaçlar; şikayet eder tarzda değil, çözümleyici bir şekilde yapılan konuşmanın daha uygun olacağını söylüyor. Herhangi olumsuz bir sözün beğenilmeme, istenmeme veya suçlanma gibi algılanabileceğini belirtiyor. Bu yüzden konuşma tarzı bu noktada büyük önem taşıyor.
    Korkulara takılmayın
    Korktuğunuzda kendinizi rahat hissedebiliyor musunuz? Hiç zannetmiyoruz. Çünkü korkan insan gerginleşir, hareketleri kısıtlanır ve gereğinden fazla düşünmeye başlar. Bunlar da cinsel isteksizliğe neden olur. Örneğin gebe kalma korkusu, evlilik öncesi ilişkilerde bekareti kaybetme korkusu, kadın cinsellik isterse ve bunu gösterirse partnerinin ne düşüneceği… Kadınların bir diğer korkusu da canlarının acıması oluyor. Bunu düşünürken bir türlü rahatlayamıyorlar. Haliyle sağlıklı bir cinsel ilişki de yalan oluyor. Yapılması gerekense, bu korkulardan kurtulmak. Biraz rahatlayın. Seks korkularak yapılacak bir şey değil. Aslına bakarsanız, dünyanın en keyifli şeylerinden biri!
    elele.com.tr
  • Emoji ve seks

    Emojiler günümüz iletişiminin vazgeçilmez parçası haline geldi. Duyguları bazen kelimelerle tarif edemediğimiz zaman emojilere sarılıyoruz. Yapılan araştırmalar emoji kullanımıyla seks yapmanın bağlantılı olduğunu söylüyor. Siz ne dersiniz?

    Emoji ve seks
    Emoji ve seks

    Kimimiz her cümlesinde emoji kullanıyor, kimisi smiley bile kullanmadan iletişim kurmayı tercih ediyor. Match.com’un ortaya attığı iddiaya göre, emoji kullanan kişiler kullanmayanlara oranla daha fazla seks yapıyor. 5,675 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre, emoji kullananların %54’ü düzenli bir seks hayatı yaşadığını belirtti. İfade kullanmayan kişilerde ise bu oran %31.

    Yine aynı araştırmaya göre en çok kullanılan emojiler sırasıyla şöyle: Yüzde 53 ile ‘göz kırpma’, yüzde 38 ile ‘gülümseme’ ve yüzde 27 ile ‘öpücük’. Ayrıca yapılan araştırmalarda 18-25 yaş arasındaki katılımcıların %84’ünün emoji kullanarak seksten bahsetme konusunda daha rahat hissettiklerini ortaya koyduğunu söyleniyor.

  • Burcunuza Göre En Seksi Yanınız Ne ?

    Burcunuza Göre En Seksi Yanınız Ne ?

    Burcunuza Göre En Seksi Yanınız Ne ? Burcunuz sizin kuzey yıldızınızdır – kıyıya sağ salim varmanızı sağlayan rehber ışığınız. Ama sadece doğru yolda ilerlemenizi sağlamaz, kişiliğiniz ve karakteriniz hakkında da pek çok ipucu verir.

    Burcunuza Göre En Seksi Yanınız Ne?

    Burcunuz kişiliğinizi ve dolayısı ile cinsel çekiciliğinizi şekillendiren etmenlerden biridir. İşte her burcun kendine has cazibesinde ağır basan ögeler:
    Koç (21 Mart – 19 Nisan): Bu burç savaş tanrısı ile sembolize edilir, dolayısı ile güçlü, iddialı ve istediğini elde eden bir insansınız. Bağımsız bir kişilikten daha seksi bir şey olabilir mi?
    Boğa (20 Nisan – 20 Mayıs): Boğa, zevk düşkünü sosyal bir kelebektir ve topluluk içinde dikkat çekmeyi bilir. Her zaman ilginin merkezindesiniz ve insanlar sizden bir parça istemekten kendilerini alıkoyamıyorlar.
    İkizler (21 Mayıs – 20 Haziran): Biraz utangaç ve çekingensiniz ama çoğu insan bunu karşı konulmaz buluyor. Elde edilmesi zor biri olmanız insanların sizi daha çok istemesine neden oluyor.
    Yengeç (21 Haziran – 22 Temmuz): Sıcak ve besleyici doğanız ile insanları çekiyorsunuz. Doğru şekillerde davetkarsınız. İnsanlar size yakınlaşarak kendilerini iyi hissediyor.
    Aslan (23 Temmuz – 22 Ağustos): Özgüven sahip olduğunuz en güçlü anahtar. İpleri ele almayı seviyorsunuz ve bu diğerlerinin dikkatini çekiyor. Hep dominantsınız ve asla pasif. İlk adımı atan ve ateşi körükleyen olmaktan çekinmiyorsunuz.
    Başak (23 Ağustos – 22 Eylül): Sanatsal ve dilsel zihniniz en büyük silahınız ve herkesi cezbetmeye yeter. Birini sadece konuşarak sevişmeye ikna edebilirsiniz.
    Terazi (23 Eylül – 22 Ekim): Terazinin en çok arzu edilen burç olduğu söylenir. Çekicilik, güzellik ve iyilik dolusunuz. Size ilk kez bakan insan bir film sahnesindeki yavaşlamış hareketliliği görüyor.
    Akrep (23 Ekim – 21 Kasım): Cesur ve tutkulusunuz ve insanlar bu ateşte yanmaya gönüllü. Çevrenizdeki herkese bulaşan ve etkileyen bir enerji yayıyorsunuz.
    Yay (22 Kasım – 21 Aralık): En şanslı burç olmanız sadece şansınıza güvendiğiniz anlamına gelmiyor. Her zaman yeni şeyler denemek için istekli olmanız etrafınızdaki insanları cezbediyor.
    Oğlak (22 Aralık – 19 Ocak): Zeka ve mizah duygunuz cinsel cazibenizin birincil kaynaklarıdır. Bir kahkahanın iki kadeh içkiye bedel olduğu söylenir ve sizde karşınızdaki insanın başını döndürecek kadar çok espri var.
    Kova (20 Ocak – 18 Şubat): Tüm doğru şekillerde düşüncelisiniz. Tatlı olan da seksi olabilir! Söylenecek doğru şeyleri her zaman biliyorsunuz ve karşınızdaki insanın doğru düğmelerini bulup, basmayı da.
    Balık (19 Şubat – 20 Mart): Karanlık ve gizemli bir insansınız, bu da diğerlerinin sizi çekici bulması için yeterli sebep. Uzak durmak yalnızlık sebebi gibi görünse de herkes orada sizinle olmak için can atıyor. Çekimine engel olunamayan bir kara delik gibisiniz.