Kategori: Cinsellik

  • Testosteron aldatmaya bahane olabilir mi?

    Testosteron aldatmaya bahane olabilir mi?

    Erkeklerin aldatmasına sebep olarak hormonları gösterilir. Ancak testosteron aldatmada ne kadar sorumludur? Aile Sağlığı Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat hormonların etkisini açıkladı.

    Aldatmada hormonlar ne kadar sorumludur? 

    Aile Sağlığı Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat bu soruya şöyle cevap veriyor: “Cinsel arzuyu kontrol eden hormonların yanında aldatma duygusu kişinin sosyo-kültürel durumu, duygusal ve düşüncesel yapısı, karakterine de bağlı. Ancak son dönemde evlilik dışı yaşama olasılığı ve hormonların ilişkisini araştıran yeni bir çalışmaya göre aldatmayla hormon seviyelerinin ilgisi olduğu gösterildi.  Bu çalışmaya göre testis hacmi, total testosteron seviyeleri, penise giden kan akımı arttıkça erkeklerde aldatma olasılığı da artıyor.  Diğer faktörlere bakarsak eşiyle ilişki problemleri yaşayan,  ailede sorunları olan, eşi cinsel problem yaşayanlarda da bu olasılık sıklaşıyor.  İşinde stres yaşayan, genel olarak kendini mutsuz hissedenlerde de durum aynı.  Görüldüğü gibi aldatma hissini hormonlar kadar kişisel, ilişkiye ait diğer faktörler de etkiliyor.  Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak yaptığımız araştırmalarda cinsel sorunlar konusunda konuşmamanın da aldatma seviyelerini etkileyebileceğini görüyoruz.  Evliliklerinde cinsel sorun yaşayan çiftler cinsel sorunları hakkında birbirleriyle konuşmak yerine çözümü dışarıda, yeni ilişkilerde arayabiliyor.”

    “Uzun süreli ilişkilerde cinsel beraberlik sıklığının azalması normaldir.”

    Prof. Dr. Halim Hattat evliliğin cinsel isteği azaltmasının da bir kural olarak algılanmaması gerektiğini belirtiyor: “Uzun ilişkilerde spontan hislerde bir azalma görülebilir ancak her çift bunu yaşayacak diye bir sonuç yok. Burada önemli olan, cinsel isteğin duygusal, karşılıklı hisler, düşünceler kadar hormonlar, altta yatan organik nedenler, hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve yaşam tarzı faktörlerinden de etkilendiğinin bilinmesi. Örneğin 40’lı yaşlardaki bir erkek doğal olarak oluşan testosteron düşüklüğüne bağlı cinsel istek azalması yaşayabiliyor; ya da bir kadın menopoz sürecindeki hormonal değişimlerle cinsel isteğini kaybedebiliyor. Bu sorunlara başka cinsel sorunlar da eklenebiliyor. Bu durumda spontanlık azalabiliyor.

    Günlük yaşam koşuşturması da önemli bir faktör. Birçok kişiye işe gitmek, trafikte kalmak, çocuklarıyla ve eviyle ilgilenmek için bir gün bile az geliyor. Bu durumda çiftler duygusal, entelektüel ve cinsel anlamda birbirinden uzaklaşabiliyor. Çiftler sorunlarını konuşmayınca spontan hisleri daha da azalıyor. Burada hem biyolojik faktörleri, hem de psikolojik ve sosyal faktörleri göz önünde bulundurmak gerekiyor.  Ancak kendiliğinden gelişen cinsellik ve cinsel ilişki sıklığı azalıyor ve bu size rahatsızlık veriyorsa, mutlaka eşinizle konuşmalısınız. Bu konuda uzmanların da tavsiyelerle size yardımcı olabileceğini unutmayın.  Uzun süreli ilişkilerde cinsel beraberlik sıklığının azalması normaldir. Genç çiftlerde bile cinsel ilişki sıklığı zamanla düşebiliyor.  Ancak tatminkar, doyurucu, kaliteli ve sevgi dolu bir beraberlik durumda cinsel ilişki sıklığı azalsa da cinsel ilişkiden alınan doyum değişiklik göstermez.  Önemli olan sizin tatminkar ve zevk dolu bir cinsellik yaşayıp yaşamadığınızdır. Eğer bu noktalarda bir problem yaşıyorsanız, bir uzmana başvurabilirsiniz.
    Kaynak: Milliyet.com.tr

  • Cinsel gücü artıran baharat

    Cinsel gücü artıran baharat

    Yemeklere koku ve tat katmak amacıyla kullanılan kişniş, cinsel gücü artırıyor. Dr. Ömer Coşkun, bu baharatın günde 1 tatlı kaşığı düzenli olarak tüketildiğinde cinsel sorunları düzeltebileceğinin altını çizdi.

    Dr. Coşkun, bazı dönemlerde erkekte veya kadında, cinsel isteksizlik, soğukluk ve organların görev yapamaması gibi birçok sıkıntıların meydana geldiğini ifade ederek, “Özellikle bayanlarda cinsel isteksizlik günümüzde çok görülebiliyor. Bu sebeplere bağlı boşanmalar, şiddetli geçimsizlik, çiftlerde huzursuzluk gibi birden fazla sorunlara neden olabiliyor. Peki, hem erkekte hem de bayanda cinsel isteği hangi besinle artırabiliriz? Benim insanlara en çok tavsiye ettiğim gıdalardan birisi kişniştir” dedi.

    Hem erkekte hem kadında cinsel gücü artırıyor

    Dr. Ömer Coşkun, kişniş bitkisinin hem erkekte hem de bayanlarda cinsel gücü belirli bir zamandan sonra artırdığına dikkat çekerek, “Günde bir tatlı kaşığı düzenli kullanıldığında çiftlerin cinsel sorunları düzelebilir. Kişnişi toz halinde tercih ederseniz kullanımı ve etkisi daha çabuk gösterir. İçindeki uçucu yağın da yüksek oranda coriandrol ile düşük oranda geraniol, borneol, pinen gibi birçok etken maddeler belirli bir zaman sonra etkisini gösterir. Bu sayede çiftler arasındaki cinsel isteksizlik sona ermiş olur” diye konuştu.

    İHA

  • Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden

    Kadınları cinsellikten soğutan 10 neden

    Sekse ilginiz azalmaya başladıysa, cinsel isteksizlik yaşıyor ama bunu kendinize bile itiraf etmeye çekiniyorsanız, bunun bir sebebi olmalı!

    Yorgunum, hemen uyuyalım”, “Başım ağrıyor” gibi cümleleri sık kurmaya başladıysanız, ilişkiniz kopma noktasına gelmeden bunun altında yatan nedeni keşfetmeye ne dersiniz? Cinsel hayatınızda soğukluğa neden olabilecek sebeplerle yüzleşmeye hazırsanız, başlayalım!

    CİNSEL SORUNLAR 
    Uzm. Psk. Oya Çelik, “Kadında cinsel yanıt döngüsü istek, uyarılma, plato, orgazm ve çözülme olmak üzere beş evreden oluşur. İstek evresi cinselliği başlatan ve şekillendiren en önemli evre. Dolayısıyla isteğin azalması ya da tamamen ortadan kalkması durumu diğer evrelerde de bozulmayı beraberinde getirir” diyor ve ekliyor: “Vajinismus gibi ağrı bozukluklarında, cinsellik korku ve acı verici algılandığından cinsellikten kaçınma ve cinsel isteğin azalması söz konusu olabiliyor. Vajinismus hastalarının birçoğu duydukları ağrı ve korkular nedeniyle cinsellikten kaçınıyor.” Uzm. Klinik Psikolog Başkak ise konu ve çözüm hakkında şunları söylüyor: “Danışmanlık verdiğimiz çiftlerde kadınlar terapiye kadar cinselliğin olmadığı bir yaşama mecburmuş gibi durumu kabullenmiş oluyorlar. Seksi uzak durulması gereken bir dehşet anı gibi düşünmeleri de cinsel soğukluğa yol açıyor. Vajinismus hipnoterapi ile ortalama altı yedi seansta tamamen çözülebilmekte. Anorgazmi (orgazm olamama) da çok yaygın bir cinsel soğukluk sebebi. Birçok sebebe bağlı olmakla birlikte cinselliği, cinsel hazzı kendi bedeninde tanıyamamış ve cinsel hazza dair bir deneyimden yoksun kadınlar için cinsellik sadece başkası için katlanılması gereken anlamsız bir süreç. Çok yüksek bir orana sahip olan orgazm bozukluğu sorunu da hipnoterapi ile çok çabuk çözülebiliyor.”

    STRES 
    Stres ve depresyon tüm yaşamı olumsuz etkilediği gibi seks hayatında da sorunlara sebep olabiliyor. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan Uzm. Psk. Oya Çelik, “Ekonomik güçlükler, hastalık ve ölümler, yoğun iş yaşamının getirdiği olumsuzluklar gibi kişide sıkıntı ve üzüntü yaratan olaylar dönemsel olarak cinsel isteği azaltabiliyor. Örneğin; iş stresi yaşayan, ekonomik koşulları konusunda yoğun kaygı duyan bir bireyin dikkatini bedenine, cinselliğe ve partnerine yöneltmesi güç olabiliyor. Yaşamın üzücü olayları uzun süreli streslere, depresyon ve tükenmişlik gibi psikolojik sorunlara da sebep olabiliyor. Bu sorunlar da cinsel ilgiye etki edebiliyor. Böylesi durumlarda öncelikle içerisinde olunan sıkıntılı sürecin atlatılması için girişimlerde bulunulması gerekiyor” diyor.

    KULLANILAN İLAÇLAR 
    Böbrek üstü bezlerinin fazla ya da az çalışması, tiroid hormonlarının azlığı, depresyon, anksiyete bozuklukları gibi fiziksel ve psikiyatrik hastalıklar da cinsel isteği azaltabiliyor. Ayrıca bu hastalıklarda kullanılan ilaçlar da cinsel isteğin azalmasına neden olabiliyor. Uzm. Klinik Psikolog-Hipnoterapist Mehmet Başkak, “Bütün ilaçlar faydalarının yanı sıra yan etkiler de içeriyor. Özellikle bünyeyi duyarsızlaştırmaya, uyuşturmaya dayalı ilaçlar kullanıldığında cinsel hayatta ciddi sorunlar yaşanabiliyor. Hekimler ile ilaçların yan etkilerini konuşmak, bu ilaçların yan etkilerini öğrenmek ve gerektiğinde değiştirilmesini sağlamak gerekebilir” diyor. Uzm. Psk. Oya Çelik ise cinsel isteğin azalmasına neden olan etkenin bir hastalık ya da ilaç olması durumunda cinsel istek bozukluğu tanısı konulmadığını, öncelikle var olan hastalığın tedavisinin tamamlanması ya da ilacın değiştirilmesi gerektiğini, daha sonra ihtiyaç duyulursa cinsel terapinin uygulandığını söylüyor.

    PARTNERIN CİNSEL SORUNLARI 
    Partnerin erken boşalma, sertleşme zorluğu, cinsel isteksizlik, boşalma güçlükleri gibi sorunlar yaşaması bir süre sonra sizin de uyarılma ve tatmin konularında sorunlar yaşamanıza sebep olabiliyor. Uzm. Psk. Oya Çelik, “Partnerinde cinsel işlev bozukluğu olan kadınlardan sıklıkla ‘Başlangıçta çok hevesli ve istekliydim ancak sorun tekrarladıkça benim de isteğim azaldı, artık ben de çok yaklaşmıyorum. Sonunda aynı şey olacaksa cinsellik olsa ne olur, olmasa ne olur’ gibi söylemler duyabiliyoruz. Eşlerden birindeki cinsel sorun sıklıkla diğer kişide de cinsel sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor” diyor. Uzm. Klinik Psikolog Başkak “Erkeklerdeki sertleşememe, erken boşalma gibi cinsel sorunlar, kadınlardaki beklentiyi karşılayamadığından bir süre sonra cinsel ilişkiye karşı yorgunluk, bıkkınlık, sıkılma şeklinde etkiler oluşturabiliyor ya da yarım kalan cinselliğin olumsuzluğu bilinçaltı düzeyde ilişkiye karşı soğukluk geliştirmelerine sebep olabiliyor” diyor.

    KISA SÜRELİ ÖN SEVİŞME 
    Partnerin sonuç odaklı ve empatiden yoksun davranması, ön sevişmenin her seferinde hızlıca geçilmesi de kadınlarda zamanla cinsel soğukluk yaratabiliyor. Ön sevişme kadını da, erkeği de ruhsal ve fiziksel olarak cinsel birleşmeye hazırlaması açısından önemli. Doyurucu bir cinsellik için de aceleye getirilmemesi şart.

    VÜCUDUNU BEĞENMEME 
    “Doğumdan sonra aldığım kiloları veremedim”, “Emzirme döneminden sonra göğüslerim sarktı” gibi düşüncelerle kendinizi beğenmez hale gelmeniz, ardından da “Artık beni çekici bulmuyor” düşüncesine kapılmanız cinsel hayatınızı olumsuz etkiliyor olabilir. Uzm. Psk. Çelik, kadınların bedenleri ile ilişkilerinin genellikle erkeklere oranla daha zayıf ve olumsuz olduğunu ve bunda popüler kültürün etkisinin de büyük olduğunu söylüyor. “Özellikle medyadan yansıtılan ideal kadın vücut ölçüleri ve yapısı, kadınların sıklıkla kendilerini televizyonda gördükleri kadınlarla kıyaslamalarına ve beğenmemelerine neden oluyor. Bunun bir sonucu olarak kendini beğenmeyen, çekici olmadığını, cazibesini yitirdiğini düşünen kadın kendisini cinselliğe ve partnere rahat bir şekilde bırakamaz. Kendi bedeninden haz almayan bireyin partner ile ilişkiden haz alması güç ve bu cinsel ilgi ve isteği azaltıyor. Kendisi ve bedeninden hoşnut olan, kendisini seven, sayan ve güvenen kişi, kendisini cinselliğe daha rahat bırakacak ve karşısındakine de bu olumlu duygularla yönelecek. Kısacası bireyin kendisini nasıl bulduğu, kendisi ile ilgili ne hissettiği cinsel yaklaşımını da belirleyecek” diyor.

    GEBELİK KORKUSU 
    Uzm. Psk. Oya Çelik: “Bilinçli ya da bilinçdışı bir şekilde gebe kalmayı istememek cinsellikten kaçınmayı getiriyo r. Kadın anneliğin getireceği sorumluluklara hazır olmama, doğumdan korku, çocuğun getireceği ilişki dinamiklerindeki değişime yönelik endişe gibi çok çeşitli nedenlerle gebe kalmak istemediğinde cinsel ilişkiden kaçınma için isteğini de ketleyebiliyor. Bu durum özellikle eşin çocuk isteyip kendisinin istemediği durumda daha belirgin bir ruhsal çatışmaya neden oluyor. Böylesi durumlarda bu endişelerin ortaya çıkarılıp çözümlenmesi cinsel isteğin tekrar oluşması için yeterli olacak.”

    İLİŞKİ SORUNLARI
    “Kadınların cinsel isteği erkeklere göre daha kırılgandır” diyen Uzm. Psk. Oya Çelik, ilişkinin genel gidişinin cinselliği de etkilediğini söylüyor. Yani eğer eşinize kızgınsanız, kırgınsanız ya da ilişkinizdeki güç dengesinden memnun değilseniz, bu durum cinsel hayatınızı da etkiliyor olabilir.

    UYKUSUZLUK VE YORGUNLUK 
    Uykusuzluk ve yorgunluk sadece konsantrasyonu olumsuz etkilemekle kalmıyor. Uzm. Klinik Psikolog- Hipnoterapist Mehmet Başkak, yoğun çalışma temposunun, eve taşınan işlerin, gece hayatı ile ortaya çıkan yorgunluğun vücut direncini düşürdüğünü ve bundan cinselliğin de etkilendiğini söylüyor.

    BAKIMSIZ ERKEK 
    Zaman geçtikçe ilk buluşmadaki özeni ilişkilerde bulmak zorlaşıyor. Sizin ilişkinizde de durum bu şekilde mi? Eşinizin dişlerini fırçalama alışkanlığı olmaması, özel bölge temizliğine özen göstermemesi, tütün, alkol, ter kokması sizi cinsel ilişkiden uzaklaştırıyor olabilir. Böyle bir durumda yapmanız gereken şey, kırıcı olmadan konuyu gündeme getirmek.

    Formsanté 2016 – Haziran sayısı
    Burçin Öztınaz

  • Cinsellik yaşanmayan evlilikler

    Cinsellik yaşanmayan evlilikler

    “Babam çocuklarıyla aynı sofrada oturmazdı, biz hep mutfakta yer sofrasında yerdik, değil annemle koyun koyuna yatmak odalarının kapısının önünden bile geçemezdik. Annem beş çocuğun hangi birini uyutsun? Uykusu gelen gider kendi yatardı. Öyle hadi ders çalış kızım diye peşimizde koşan da yoktu. Ben eczacı oldum, ablam diş hekimi, iki kardeşim öğretmen, en küçük kardeşimiz doktor. Birbirimizin eski kitaplarını okurduk. Şimdiki gibi her sene eğitim sistemi değişmediği için kitaplar da değişmezdi.

    Şimdi ise her şeyimiz çocuklarımız oldu. Bütün hayat planımızı onlara göre yapıyoruz. İlk kızım oldu , tam beş yıl beraber yattım, oğlum olduğunda onu aldım yanıma, kızım da babasıyla yatmaya başladı. Gece seslerini ya duyamazsam diye endişeleniyorum. Eşim de halinden memnun, bebek ağladığında uyanmamış oluyordu böylece. Şimdi kızım 9 yaşında hala babasıyla yatıyor, o olmadan ders çalışmıyor, uyumuyor. Oğlumsa bacağıma yapışık bir vaziyette yaşıyor. Anaokuluna gitmek istemiyor, çok ağlıyor.

    Eşimle birbirimizi seviyoruz ama cinsellik aklımıza gelen en son şey. Bazen iki üç ayda bir beraber oluyoruz, bazen altı ayı buluyor. Bunun bir sıkıntı yaşatacağını düşünmüyorduk ama çocuklar büyüdükçe yalnızlaştık. Uğraşı alanımız daraldı, birbirimizden koptuk sanki, şimdi nasıl tekrar bağlayacağız bilmiyorum? “

    Bu ve benzeri öykülerle o kadar sık karşılaşıyorum ki, çiftler çocuk odaklı yaşamaya başladıklarında birbirlerinden uzaklaşıyorlar. Eğer sürekli kavga etmiyorlarsa bu tehlikeyi fark etmiyorlar.

    Haftada kaç cinsel ilişki normal? Sorusu da sık sorulan sorulardan . Elbette sağlıklı bir çift için sayı vermek çok zor. Çiftin karşılıklı isteğine ve bu durumdan memnuniyetine bağlı olarak cinsel birliktelik sıkları değişebilir. Her gün de olabilir, haftada iki üç gün de… Bazen iş yoğunluğu, bazen hastalık veya can sıkıcı bir olay çiftlerin cinsel isteğinde azalma yapabilir.

    Ancak yukarıdaki danışan örneğinde olduğu gibi, ayrı odalarda ayrı yataklarda yatan çiftler , birbirlerine karşı cinsel arzularını sürekli bastırmak zorunda kalırlar. Doyuma ulaşmadıkları zaman da basit konulardan tartışma yaşarlar veya başka bir ilişki arayışı içine girerler.

    ÖNERİLERİM:

    • Ne olursa olsun aynı yatakta yatmaya özen gösterin
    • Sürekli bir şekilde çocuklarınızla yatmayın
    • Yatak odanızın kapısını kilitleyin
    • Mümkünse eğer ebeveyn banyosu olan evleri seçin
    • Birbirinize özel zaman ayırın
    • Cinsel isteğinizi belli edin, konuşmaktan çekinmeyin
    • Birlikte duş alın
    • Cinsel beraberliğiniz olmasa bile birbirinize dokunarak yatın
    • Çocukları bırakacak yeriniz olursa haftada bir gün baş başa kalın
    • Yatak odasında günlük konuları tartışmayın, kavga etmeyin

    Dr. Psk. Obengül EJDER tarafından yazılmıştır.

  • Kadınlarda görünen cinsel işlev bozuklukları ve nedenleri

    Kadınlarda görünen cinsel işlev bozuklukları ve nedenleri

    Kadınlarda Cinsel İşlev Bozukluklarını değerlendirilirken, özellikle yaşanılan ilişkinin cinsellik dışı boyutları da göz önünde bulundurulmalıdır. Esiyle mutsuz olan, istemeden evlendirilmiş olan, eşinden psikolojik, fiziksel veya duygusal olarak şiddet gören, aldatılan, esi tarafından anlaşılmadığını hisseden ve esi ile cinsellik dışında başka bir paylaşımı olmayan, ilişkiden beklentileri karşılanmayan kadınlarda oldukça sık görülür.

    Ayrıca cinsellik hakkında tecrübesizlik,abartılmış ilk gece hikayeleri,travmatik cinsel yaşantılar,kızlık zarı ile ilgili korkutucu anlatımlar, eşler arası uyumsuzluk,değerli hissedilmeme,ilişkisel problemler gibi daha birçok neden belirtilmiştir.

    Kadınlardaki cinsel işlev bozuklukları şu şekilde tanımlanmaktadır;

    Kadında Cinsel Uyarılma Bozukluğu:
    Kadınlarda cinsel uyarılma bozukluğu, cinsel birleşmenin rahat bir şekilde gerçekleşmesi için gerekli olan vajinal ıslanmanın sürekli ve yineleyici bir biçimde yetersiz olması durumudur. Bu bozukluk, kişilerde sıkıntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olmaktadır.

    İnhibe Kadın Orgazmı:
    Kadınlarda orgazm bozukluğu, normal bir cinsel uyarılmayı izleyerek orgazmın sürekli olarak gecikmesi ya da yokluğu olarak tanımlanmaktadır. Orgazm sorununun daha çok çiftlerin orgazm ile ilgili bilgi ve beklentileriyle, erkeğin kendi gücünü ve performansını sorgulama tutumuyla oluşabildiği gözlenmektedir.

    Orgazm bozukluğu yaşayan bayan ise, aynı geç boşalan erkek gibi, orgazm refleksini serbest bırakma konusunda çeşitli derecelerde problem yaşamasına rağmen cinsel açıdan isteklidir.

    Kadında cinsel uyarılma bozukluğu tanısının konulabilmesi için kadınlarda rahat bir cinsel birleşmeye olanak tanıyan vajinal ıslanmanın sürekli olarak yetersiz olması gerekmektedir. Ayrıca klinisyenin, kadının yaşı, cinsel deneyimi ve aldığı cinsel uyarıların yeterliliği açısından baktığında orgazm olma yetisinin beklenenden daha az olduğu yargısına varması temeline dayanmalıdır. Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olmaktadır.

    Bu bozukluğun önemli psikolojik nedenleri arasında tutucu değer yargıları, suçluluk duyguları, cinsel travmalar, yetersiz cinsel bilgi ve deneyim, duygusal hazırladığının ya da eşle olan duygusal iletişimin yetersizliği, yetersiz ön sevişme ve cinsel uyarı, eşteki erken boşalma ya da ereksiyon güçlüğü nedeniyle yetersiz cinsel birleşme süresi sayılabilir.

    Kadındaki orgazm bozukluğu, yaşamın önceki dönemlerinde yokken sonradan da ortaya çıkabilir. En sık rastlanan nedenleri arasında, eşler arası uyumsuzluk, evlilik içi sorunlar, cinsel travma, çeşitli jinekolojik ve sistemik hastalıklar, kullanılan ilaçlar, alkol ya da uyuşturucu madde kullanımı.

    Kadın cinsel uyarılma bozukluğu tüm cinsel yakınmalarla başvuran kadınlar arasında %20-35 oranında saptanmıştır. Otuz yasından sonra daha sık rastlandığı söylenmekle birlikte en çok 50-59 yasları arasında görülmektedir. Uyarılma fazıyla ilişkili işlev bozukluğu olan kadınlarda sıklıkla orgazm sorunları da bulunmaktadır ve görece mutlu evli çiftlerden oluşan bir grupta kadınların %33’ünün cinsel heyecanı sürdürmede zorluk yasadıkları bulunmuştur. Cinsel uyarılma bozukluklarının nedenleri arasında performans korkusu ve ‘kendini seyretme’ davranışı önemli bir etkendir.

    Disparoni (Ağrı bozukluğu):
    Cinsel ağrı bozukluğu, cinsel ilişki öncesi, sırasında ya da sonrası sürekli ya da yineleyici bir genital ağrının olması olarak tanımlanmaktadır. Disparoni tanısının konulabilmesi için ağrının, vajinal ıslanma eksikliğinden veya vajinismustan kaynaklanmıyor olması gerekir.

    Kadınlarda ağrı vajen girişinde hissediliyorsa etiyolojide uyarılma eksikliği, hafif bir vajinismus durumu, vajinal enfeksiyon ve bartholini kisti gibi nedenler araştırılmalıdır. Eğer ağrı cinsel birleşmenin süresi uzadıkça azalıp kayboluyorsa uyarılma eksikliğine bağlı olduğu ortaya çıkmaktadır.

    Vajinismus:
    Erkeklerde benzeri bulunmayan, kadınlara özgü bir sorun olan vajinismus, vajina girişini koruyan kaslar, herhangi bir penetrasyon girişiminde bulunulduğunda spazmodik tepki vermeye şartlanmıştır. Bu bozukluk bu yüzden cinsel birleşmeyi imkânsız kılar.

    Vajinismus, vajinanın dış üçte birindeki kaslarda birleşmeyi engelleyecek biçimde, sürekli ya da yineleyici istem dışı kasılmalar olarak tanımlanabilir. Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya ya da eşler arasında sıkıntıya neden olmaktadır.

    Bu kasılma istemsiz, yani kadının bilinçli kontrolü dışında gerçekleşen bir kasılmadır. Bu kasılmaya tüm bedendeki kasılmalar, bacakların kapanması, adeta bir kitlenme, korku, cinsel birleşmeden kaçınma, girişin olmayacağı inancı eşlik eder. Nadiren, cinsel birleşme olmaktadır ancak kasılma sürdüğünden, cinsel birleşme ağrılı ve sıkıntılıdır. Vajinismus, genellikle cinsel yaşamın, daha doğrusu cinsel birleşme denemelerinin başlamasıyla birlikte, çok daha seyrek olarak ise jinekolojik muayene, kürtaj, zorlu ya da komplikasyonlu geçen doğumlardan veya benzeri deneyimlerden sonra gelişmektedir.

    Bu sorun kadının hem kendi kadınlığında eksiklik olduğunu düşünmesine hem de eşine karşı suçluluk hissetmesine neden olur. Erkek de, eşine karşı öfke duyabilir, ya da istenmeme, reddedilme olarak yaşadığı için kırgınlık, ereksiyon güçlüğü yaşayabilir. Bazen eşlerin bekaret konusunda şüphe duymalarına neden olabilir. Sıklıkla adli olaylara, boşanmaya, tecavüz girişimi ya da fiziksel şiddet davranışlarına neden olur.

    Cinsel İstek Azlığı:
    Genel olarak, kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmektedir. Hatta ülkemizde, kadınlar arasında en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. Bunun en temel nedeni, cinsellik ile ilgili mitlerin yaygınlığıdır. Toplumumuzda, cinselliğin, yalnızca erkeklere özgü olduğu, erkeklerin cinselliği istemeye, ondan zevk almaya ve doyuma ulaşmaya hakkı olduğu şeklinde yaygın bir inanç bulunmaktadır. Bu inanca göre, cinsellik kadınlar için bir “haz” ve “doyum” aracı değil bir “görev” dir .

    Genel isteksizlik yaşayan bayan, aynı ereksiyon sorunu çeken erkek gibi genel uyarıma tepki vermez, yani ıslanma ve genital vazokonjesyon belirtilerini göstermez.

    Tedavisi var mıdır?

    Öncelikle ilk değerlendirme için cinsel işlev bozuklukları konusunda deneyimli bir jinekoloji uzmanına başvurulmalıdır. İlk değerlendirme sorunun psikolojik, ilişkisel, duruma bağlı ya da fiziksel kaynaklı olup olmadığını ayırma açısından oldukça önemlidir. Cinsel İşlev Bozukluklukları fizyolojik bir neden bulunamadıysa Cinsel Terapi yöntemi ile tedavi edilebilmektedir.Cinsel terapi, cinsel soruna (cinsel işlev bozukluğu) odaklı psikoterapötik yaklaşımlar içerir. Bilgilendirme, yanlış inanışları düzeltme amaçlanır. Her cinsel işlev bozukluğuna özgü özel teknikler öğretilir. Süresi, ortalama 1-4ay arasında olmaktadır. Çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebilmesine karşın, haftada en az bir görüşme yapılması idealdir.

    Uzm.Psk.Damla KANKAYA

  • Afrodizyak besinler

    Afrodizyak besinler

    Yaz aylarında hepimiz paniğe kapılıp vücudumuzu forma sokmak için sıkı diyetler yaptığımıza göre, yazın kendimizi küçük kaçamaklarla ödüllendirmemizin hiç bir sakıncası yok. Merak etmeyin, yasaklı yiyeceklerden alacağınız kalorileri sevişerek anında vermek gibi bir şansa sahipsiniz. Örneğin; birlikte olduğunuz erkeği dondurmayla baştan çıkarmaya ne dersiniz?

    Bir erkeğe hiçbir şey, külahtaki dondurmayı yavaş yavaş yalayan bir kadının görüntüsü kadar tahrik edici gelemez. Üstelik bunu onun sizi izlediğinin farkında değilmiş gibi yaparsanız, küçük oyununuzdan daha da iyi sonuç alacağınızdan emin olabilirsiniz. Bu arada, eğer dondurmayı götürürken kalori bazlı vicdanınızın sızım sızım sızlamasına engel olamayacağınızı düşünüyorsanız, meyveli çeşitleri tercih edin. Hem sonra, çekiciliğinize dayanamayıp sizi öpen partnerinizin ağzınızdan harika bir çilek ya da böğürtlen tadı alması fena mı olur? Meyvelerden bahsetmişken! Yaz meyvelerinin hem cinsel çağrışımı güçlüdür -bir dilim karpuzu, sularını bikinisine damlatarak yiyen bir kadın sizce bir erkeğe ne düşündürür?- hem de bu meyveler serin ve baştan çıkarıcı yaz kokteylleri hazırlamak için idealdir. Öte yandan, istiridye, ahtapot, karides gibi deniz ürünlerinin afrodizyak etkilerini hepimiz biliyoruz. Uzun lafın kısası yazın ağır tatlılardan, barbekü partileri haricinde kırmızı etten, hamur işlerinin ağırlıklı olduğu sofralardan ve en önemlisi çikolatadan uzak durarak balık, deniz ürünleri, yeşil sebzeler ve meyveye ağırlık vermek bizi hem formumuzu korumaya hem de yaza özel çok daha erotik bir beslenme tarzına götürecektir. Vücudumuzun yaz beslenmesinden sonra gelelim ruhun gıdası olan müziğe…

    Yazın vazgeçilmezi olan Latin ezgileri, samba ve salsa gibi buram buram erotizm kokan danslar, yaz akşamlarınızı çok daha zevkli kılacak ayrıntılardan sadece birkaçı. İster partnerinizle evde olun, ister birlikte dışarı çıkın, onu müzik ve dansla baştan çıkarmak için yaz boyu harika fırsatlara sahip olacaksınız. Seksi elbiseniz, ince topuklu stiletto’larınız, bronz teniniz ve hafif bir makyajla onu ne kadar etkileyeceğinizi bir düşünün. Öyle ki, eğer dışarıdaysanız geceyi bitirip eve dönmek için sabırsızlanacak, evdeyseniz vücudunuza dokunmak için yatak odasına gitmeyi bile beklemeyecektir. Unutmayın! Dans ve müzik hiçbir zaman yazın olduğu kadar kışkırtıcı olamaz! Diyelim ki partneriniz gece boyunca yeterince tahrik oldu ama siz dansa doyamadınız. Onun da kolayı var! Copacabana pozisyonunu hiç duymuş muydunuz? Adı tuhaf gelebilir fakat uygulaması oldukça basit! Sevişirken üstte siz olun ve kalçalarınızı tıpkı bir samba dansçısı gibi ritmik, yuvarlak hareketlerle sallayın. Bunu yaparken uygun bir müzikle desteklerseniz, hem işiniz kolaylaşır hem de Latin ateşi evde de kesintisiz devam etmiş olur. Hareketlerinizin yönünü ve hızını tamamen siz belirleyin, partneriniz kontrolü size bıraksın. Bu pozisyon sizin açınızdan G noktanızın uyarılması için en uygun pozisyon olduğu gibi ona da inanılmaz bir tatmin sağlayacaktır.

  • Normal cinsel ilişki sıklığı nedir

    Normal cinsel ilişki sıklığı nedir

    Normal ilişki sıklığı, kişilerin ve çiftlerin kendi durumlarını kıyaslamak ve normalin neresinde durduklarını anlamak için en çok merak edilen konulardan ve karşilaşılan cinsel mitlerden biri olmuştur.

    Tarih boyunca her kültürün ve dinin kendine özgü düzenlemeler getirdi?i cinsel ilişki sıklığı bir çok farklılıklar gösterir. Tarihsel süreçte bakarsak, Yahudili?in son dönemi, hristiyanlı?ın ilk bir kaç yüzyılında karıyla kocanın haftanın yalnızca bir günü Cumartesi (sept günü) arifesinde birlikte olmasına izin verilir, bunun dışındaki günlere hoşgörüyle bakılmazdı. Farklı sosyal sınıfların nasıl ve ne sıklıkta birlikte olaca?ında dair düzenlemeler vardı. Mesela varlıklı kişiler yalnızca geceleri birlikte olabilirken işçiler haftada iki kere izin verilirdi. Başka şehirde yaşayanların haftada bir kez, deve sürücüleri otuz günde bir eşlriyle birlikte olma mecburiyeti vardı. Bilginlerin haftada bir kez cumartesileri zorunlu, bir kez de iste?e ba?lı ilişkiye girebiliyorlardı.

    Eski Yunanlılar şehvet peşinde koşup her türlü cinselli?i ölçüsüz yaşarken, ilk hristiyanlar buna tepki gösterdi ve Klasik Roma döneminde cinsel perhiz kutsanmaya, ne kadar az ilişkiye girilirse o kadar itibarlı olunmaya başlandı. Bu durum bazı grup ve mezhepler tarafından benimsenmiş hal günümüzde bile etkisini sürdürmektedir. Hazreti İsa evlilikte cinselli?i önem vermiş ancak takipçilerinden İ.S. 354-430 yılları arasında yaşamış olan St. Augustin sevdi?i metresiyle evlenemeyip kendi sosyal sınıfından istemedi?i bir kadınla evlenince yaşadı?ı vicdan azabı ile cinselli?e küsüp düşman kesilmiş ve geliştirdi?i cinsellik karşıtı ve bakareti kutsayan ö?reti bugünün hristiyan toplumlarının cinsel tutumları üstünde belirleyici olmuştur. Müslümanıkta da evlilik içi cinsellik kabul görmüş kocaların eşlerini memenun etmeleri istenmiştir.

    Avustralya ve Yeni Gine’de ki bazı yerlilerde ilişki sıklı?ını belirleyen kadının döllenmeye uygunlu?u, Afrika’daki bazı kabilelerde mevsimsel de?işiklikler ve do?al olaylar olabilmektedir.

    Yukarıdaki örneklerden de anlaşılaca?ı gibi her ça?a ve topluma uygun bir norm olmamakla birlikte yapılan araştırmalar batı toplumlarında ortalamanın haftada iki veya üç oldu?u şeklinde. Eşlerin yaşı, sa?lık durumları, evlilik süreleri, aralarındaki yaş farkı, çocuk sayısı, ortamın uygunlu?u, stres faktörleri gibi bir çok de?ışken olmasına ra?men bizdeki normlarda batı normlarıyla paralellik gösteriyor. Biz cinsel terapistler olarak, herkes için geçerli tek bir sayı olmadı?ını, her çiftin kendi normunu kendisi belirlemesi gerekti?ini, esas olanın çiftin uyumu ve cinsellikten aldı?ı doyumun niteli?i oldu?unu düşünüyoruz.

    Sayı olarak fazla ama eşlerin haz almadı?ı görev vari bir cinsellik yerine dokunmaktan ve sevişmekten keyf alındı?ı, duyguların bütünleşti?i, yasaksavarcasına de?ıl istekle yapılan bir birlikteli?in yaşadı?ı cinselli?i öneriyoruz.

    Kimi zaman eşlerden biri di?erinden daha istekli olabiliyor ve daha sık sevişmek isteyebiliyor. Bazı çiftlerde sorun oluşturan bu duruma karşı daha fazla istekli olan eşin mastürbasyon yoluyla kendi tatmin etmesi eşini zorlamaması gerekir. Sevgi ve saygının oldu?u çiftlerde daha az istekli olan taraf eşini elle okşama, oral sex gibi farklı tekniklerle doyuma ulaştırabilir ve eşinin gerginli?ini azaltabilir. Bir di?er yöntem de seksi daha fazla seven tarafın bunu eşinede sevdirecek şekilde çeşitli fantaziler, sex oyuncakları, erotik ortam yaratma gibi yollara başvurmasıdır.

    Skor odaklı de?il bir oyun gibi e?lenerek yaşanan ve karşılıklı doyumun oldu?u çiftler normlara takmazlar. Onlar nasıl daha keyifli bir cinsellik yaşayabileceklirini düşünürler.

    Herşeye ra?men çiftin arasına bir so?ukluk girmiş ve eşler uzun bir süredir birbirlerini arzulamıyorsa, yataklar ayrılmış ise bunun da normal olmadı?ını, evlilik ilişkisinde ciddi sorunların başladı?ını kabul etmek gerekir. Burada cinsellikten daha önemli sorunlar vardır ve belkide profesyonel bir yardıma ihtiyaç duyulur hale gelinmiştir. Çünkü yolunda gitmeyen bir ilişkinin ilk belirtileri cinsel yaşamda ortaya çıkar. Ilişki sorunları çözülmeden cinsel sorunların çözülmesi, tutkulu bir cinsel yaşamın olmadı?ını klinik deneyimler de gösteriyor.

    Kemal Özcan, Psikolog, Evlilik ve Çift Terapisti, Cinsel Terapist

  • Ballı muz haz sonsuz

    Ballı muz haz sonsuz

    Doğal antibiyotik olan bal, muzla birlikte çiftlerin tadı oluyor. Cinsel isteği artırıp, mutluluk getiriyor. Erkeklerde afrodizyak etki gösteriyor.

    Eski çağlardan beri sağlık sorunlarına karşı kullanılan bal, cinsel hayatı da tatlandırıyor. Muzla karıştırılıp tüketildiğinde ise afrodizyak etki yaratıp, çiftlere mutluluk veriyor. İsteği artıran bu ikili, arzuları kamçılıyor. Erkeklerde ereksiyon problemini gideriyor. Enerji kaynağı oluyor. Kan akışını hızlandırıyor. Bu şekilde hazzın ve coşkunun daha uzun soluklu olmasını sağlıyor. Uzmanlar balın sağlığa faydalarından bazılarını şöyle sıralıyor…

    Ballı muz haz sonsuz | 1 Yaraların hızlı iyileşmesini sağlıyor.
    Ballı muz haz sonsuz | 1 Antioksidan zenginidir. Kanser gibi hastalıkların oluşumunu engelliyor.
    Ballı muz haz sonsuz | 1 Kalp hastalıkları gibi ciddi rahatsızlıkların görülme riskini azaltıyor.
    Ballı muz haz sonsuz | 1 Enerji veriyor.
    Ballı muz haz sonsuz | 1 Öksürüğü kesiyor.
    Ballı muz haz sonsuz | 1 Mide asidini dengeliyor. Ayrıca bu organı kuvvetlendiriyor. Ağrılarını gideriyor.
    Ballı muz haz sonsuz | 1 Cilde fayda sağlıyor.

    Kaynak: Takvim.com.tr

    Bir önceki konumuz Kadınlarda cinsel isteksizlik nedenleri için Tıklayınız..!

  • Cinsel isteği arttırmak için rezene

    Cinsel isteği arttırmak için rezene

    Potasyum, fosfor ve magnezyum açısından zengin olan rezene birçok hastalığa şifa oluyor. Afrodizyak etkisiyle de cinsel isteği artırıyor. Kan akışını hızlandırıp ereksiyon problemini çözüyor..

    Cinsel isteği arttırmak için rezene

    Rezene’in içeriğindeki A, B ve C vitaminleri ile potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi mineraller vücudu güçlendirir, cinsel gücü artırır. Yaprakları ile çay yapılırken, protein ve yağ bakımından zengin olan tohumları da birçok hastalığa şifadır. Oldukça faydalı olan bu bitkinin diğer yararları ise şöyle:

    Cinsel isteği arttırmak için rezene | 8 İştah açıcıdır.
    Cinsel isteği arttırmak için rezene | 8 Vücudu rahatlatır.
    Cinsel isteği arttırmak için rezene | 8 Gaz sancısı çeken ve ishal olan bebeklere çay olarak içirilir.
    Cinsel isteği arttırmak için rezene | 8 İdrar söktürücü özelliğiyle idrar zorluğunu giderir.
    Cinsel isteği arttırmak için rezene | 8 Balgam söktürücüdür.
    Cinsel isteği arttırmak için rezene | 8 Gözlere iyi gelir.
    Cinsel isteği arttırmak için rezene | 8 Kansızlığı giderir.
    Cinsel isteği arttırmak için rezene | 8 Yatıştırıcı etkisi ile ağrıları dindirir.
    Cinsel isteği arttırmak için rezene | 8 Kalp hastalıkları, romatizma ve boğmacada faydalıdır.
    Cinsel isteği arttırmak için rezene | 8 Bünyeyi kuvvetlendirir.
    Cinsel isteği arttırmak için rezene | 8 Antibiyotik etkisi vardır.
    Cinsel isteği arttırmak için rezene | 8 Kanserle mücadele eder…

    Kaynak: Takvim.com.tr

  • Gebelikte cinsellik nasıl yaşanmalı

    Gebelikte cinsellik nasıl yaşanmalı

    gebelikte cinsel ilişki:

    gelişmekte olan toplumlarda cinsellik bir tabu özelliğini hala koruması nedeniyle,gebelikte anne ve baba adayları doktora pek sormazlar veya soramazlar,doktorlarda anne ve baba adaylarına bu konu da yeterli bilgi vermez ve üstünde fazla durmazlar,bu konu daha çok gebelikte bir problem yada terslik yaşandiği takdirde gündeme gelir ve bu durumlarda genelde cinsel perhiz önerilir.

    hamilelikte kadının vücudunda ciddi fiziksel,kimyasl ve hormonal değişiklikler gerçekleşir,bu değişikliklerin sonucunda gebeliğin bazı dönemlerinde kadının libido dediğimiz cinsel arzusunda azalma,normale dönme ve hatta artma bile yaşanabilir.

    gebelik süresini 3 hatta dört döneme ayırıyoruz,1.ci trimester(ilk 3 aylık dönem),2.ci trimestr(3.-6.ay) ve 3.cü trimestr (7.aydan doğuma kadar),dördüncü dönem ise doğum sonrası lohusalık dönemidir. bu dönemlerde anne vücudunda farklı değişiklikler meydana gelir.dolayısıyla bu farklı dönemleri ayrı ayrı ele alalım.

    ***1.ci trimestr: gebeliğin ilk 3 ayı,burda anne adayı gebeliğin vücudunda meydana getirdiği fiziksel ve ruhsal değişikliklerine uyum sağlamaya çalışır,çoğu gebede bu dönemde gebelik hormonunun ani yükselişine bağlı olarak bulantıları ve kusmaları olur,vücutta ödem artışına bağlı olarak meme de duyarlıklık artışı,yorgunluk ve uyku isteğinde artış olur. bu dönemde çoğu gebe kokulara karşı aşırı duyarlı ve eşlernin ten ve ağız kokularına karşı tiksinme hissedebilirler.dolayısıyla anne adayı genelde bu dönemde cinsel isteğinde azalma olur ve bu meseleyi ikinci plana atar.onun için erkekler bu konu da daha anlayışlı olmalı ve ısrarcı davranmamaları gerekir. ilk üç ayda istek olduğunda cinsel ilişki yaşanabilir fakat daha dikkatli ve nazik davranmalı,aşırıya da kaçmamalı.eğer bu dönemde anne adayında vajinal kanama veya düşük riski varsa cinsel ilişki risk ortadan kalkana kadar yasaklanır.

    ***2.ci trimestr: bu dönemde anne adayı gebeliğin fiziksel değişikliklerine artık alışmaya başlamıştır ve ilk aylardaki şikayetleri hafiflemiş ve kendini bedensel olarak daha iyi hisseder.bu dönemde genelde cinsel ilişkiye karşı ilgi artar. 1.trimesterdeki genital bölge ve memedeki kanlanmanın artışı 2.trimestr de de devam eder buda gebenin orgazmı daha yoğun yaşamasını sağlar.

    normalde cinsel ilişki de orgazm sırasında rahimde hafif kasılmalar meydana gelir,bu kasılmalar gebe olmayan yada 1.trimestr de gebe bir bayan tarafından hissedilmez,ama gebelik ilerleyince ve rahim büyüdükçe yani 2.trimestr’de bir gebe de bu kasılmalar hissedilebilir ,kasılmalar sırasında bebeğin hareketlerinde azalma olabilir ama bu kasılamalar bittikten sonra bebeğin hareketleri eski haline döner,tecrübesiz bir gebe’yi kasılmaların hissedilmesi ve bebek hareketlerinin kısa süreli duyulmaması endişelendirebilir,halbuki bu kasılmaların normal seyreden bir gebeliğe hiçbir zararı olmaz.

    ***3.cü trimestr: bu dönemde pelvis bölgesindeki fizyolojik kanlanma artışı ve rahimdeki kasılmaların artışı orgazmdan alınan hazı arttırır ama gebeliğin bu son dönemindeki meydana gelen fiziksel değişiklikler ve bir takım şikayetler gebenin libido(cinsel arzu) ve cinsel isteği tekrar arka plana atmasına neden olur.rahimin ileri büyümesi,mide yanması,memelerin hassas olması,yorgunluk ve uyku isteği hissi,bacaklarda oluşan kasılmalar ve memelerden süt gelmesi,cinsel ilişkinin gebeliğe zarar vermesi endişesi,bütün bunlar gebeyi cinsellikten uzaklaştırır.

    ***gebelikte cinsel ilişki ile ilgili yalnış düşünceler :

    -cinsel ilişki erken doğuma neden olurmu?

    hayır,normal seyreden bir gebelikte cinsel ilişkinin böyle bir etkiye yol açması söz konusu değildir.

    -penisin ilişki sırasında bebeğe zarar vermesi mümkün mü?

    ilişki sırasında penisin bebekle fiziksel teması mümkün değil,bebeğe zarar vermesi ve sakatlığa yol açması söz konusu olamaz.

    -cinsel ilişki sırasında sperm ve bakterilerin bebeğe olaşması mümkün mü?

    gebelikte rahim ağzı salgısının koyulaşması ve yoğun kıvamlı bir tıkaç oluşturması spermlerin ve bakterilerin rahim boşluğuna ulaşmasına engel olur.

    ***gebelikte hangi durumlarda cinsel ilişki yasaklanır?

    erken doğum tehlikesi varsa,düşük riski varsa,gebelik kesesi erken açılıp sular gelmişse,eş yani plasenta’nın öne yerleşip rahim ağzını kapatmışsa,sebebi belli olmayan vajinal kanama varsa,eşlerin cinsel yolla bulaşan hastalıkları varsa,aktif siğil ve hpv enfeksiyonu varsa,çoğul gebeliklerde son 3 ay,tekil gebeliklerde ise son 1 ayda çiftlerden cinsel ilişkiden uzaklaşmaları istenir.

    Op. Dr. Rami ASKER tarafından yazılmıştır.