Kategori: Cinsellik

  • En Seksi Gün

    En Seksi Gün

    Libido Perşembe gününün ilk saatlerinde zirveye ulaşıyor. Erkeklerde testosteron ve kadınlarda östrojen hormonunun salgılanma miktarı tam 5 katına çıkıyor.

    Bilim adamları haftanın diğer günlerini de inceledi. Örneğin, bilim adamları Pazartesi gününe önemli toplantılar koymamanın uygun olacağına değiniyor. Çünkü Pazartesi günü kalbimiz daha yorgun oluyor. Doktorlar bunun hafta sonundaki alkol tüketimine bağlı olabileceğine değiniyor. Sosyal anketler ise insanların % 40’ının Pazartesi gününden nefret ettiğini gösteriyor.

    Bu arada sigarayı bırakmayı düşünüyorsanız Cuma gününü seçin. Bu kötü alışkanlıktan kurtulmak için en uygun gün Cuma!

  • Anason Cinsel İsteği Güçlendiriyor

    Anason Cinsel İsteği Güçlendiriyor

    Anason, şifalı bitkiler içinde en çok kullanılanlardan biri. Anasonun faydalarının başında hazmı kolaylaştırması geliyor.

    İşte anasonun faydaları:

    İştahsızlığı ve yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrarı artırır. Kusmaları ve ishali keser. Regl kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Hamilelik döneminde kullanılmaz. Anne sütünü artırır. Sinirleri yatıştırır. Migren ağrılarını keser.

    Beyin yorgunluğunu giderir. Uyku verir. Kalbi kuvvetlendirir. Kan dolaşımının düzenli olmasını sağlar. Cinsel arzuları uyarır. Astım, nefes darlığı ve bronşitte görülen şikayetleri giderir. Öksürüğü keser. Yaşlılarda meme sarkmasını önler. Fazla kullanıldığı zaman uyuşukluk verir.

    Nasıl Kullanılır: Bir litre kaynar suya 10 gram anason koyulup 10 dakika bekletilir ve günde 2 – 3 bardak içilir.

    Uyarı: Vücuda ve beyne uyuşuklyk hissi verebileceği için yetişkin ve çocuklarda uzun süre kullanımından kaçınılmalıdır. Hamilelik döneminde ve ay haline yakın günlerde tüketilmemelidir.

  • Anorgazmi – Orgazm Olamama Hastalığı

    Anorgazmi – Orgazm Olamama Hastalığı

    Aslında beynimiz “en büyük ve en önemli cinsel organımız”dır ve bir kadın orgazmı hiç cinsel ilişki yaşamaksızın yalnızca kendi erotik düşünceleri ile veya clitorisini uyararak bile yaşabilir…Anorgazmi ise orgazmın olamaması durumudur.

    Orgazm, ilişkinin doruk noktasına çıktıktan sonra rahmin ve vajinanın ritmik kasılmaları ile kendisini gösteren süreç olarak tanımlanmaktadır. Bu dönemde cinsel haz en yoğun ve en keyifli bir şekilde yaşanmaktadır. Anorgazmik kişilerde cinsel uyarılma olmasına rağmen “orgazm olamama” sorunu vardır ve bu sorun kadınlarda bir takım içsel sıkıntılara neden olabilir. Kişinin kendisini kötü hissetmesi, kendisine olan güvenin azalması ve depresyon en sık olarak görülen eşlik edici yakınmalardır.

    Normal çiftlerdeki cinsel işlev bozukluklarının sıklığına ilişkin bir çalışmada, kadınların %63’ünde orgazma ulaşmada güçlük, %47’sinde gevşeyememe, %35’inde cinselliğe ilgisizlik bildirilmiştir. Kadınlarda cinsel uyarılma zorluğu, seksüel doyumsuzlukla en sıkı ilişkili işlev bozukluğudur. Orta sınıf çiftler arasında yapılan bir araştırmada kadınların %40’ında cinsel istek sorunları veya orgazm zorluğu saptanmıştır. Üstelik kadınlar ve erkeklerin %83’ü evliliklerini mutlu veya çok mutlu olarak nitelendirmiş ve çiftlerin çoğunluğu mevcut cinsel tatminsizliklerini evlilikleri hakkında bir yakınma olarak dile getirmemişlerdir.

    Anorgazmi Nedenleri

    Anorgazmide en sık nedenler psikolojik kaygılardır ve bunlar arasında “oto kontrolü kaybetme korkusu” bulunmaktadır. Diğer psikolojik etkenler arasında ise yaşanmış travmalar, problemli bir çocukluk döneminin olması, düzenli ve sağlıklı bir aile yaşantısının olmaması, baskıcı ebeveynler, partner/evlilik ilişkisinin iyi olmaması, ergenliğe geçiş döneminde problemli, travmatik cinsel deneyimlerin yaşanması ve seksüel kimlik çatışmaları sayılabilir. Orgazm bozukluklarının %5’den daha azında ise altta yatan organik bir sebep vardır. En sık karşımıza çıkan sebepler; şeker hastalığı (diabet), kronik alkolizm, nörolojik bazı bozukluklar ve bir takım ilaç kullanımlarıdır.

    Haz almak için kendine izin veren her kadın ve erkeğin, hipnoz destekli bütüncül psikoterapiyi de içeren cinsel terapi ile orgazm sorunları tedavi edilebilir.

  • Düzenli Seks Güzelleştiriyor

    Düzenli Seks Güzelleştiriyor

    Güzel olmak için yalnızca krem kullanmak, masaj yaptırmak, spor yapmak yada bakım uygulamak gerektiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Kadınların seks yaparak da güzelleştiği kanıtlandı.

    Yapılan araştırmalar cinsel yaşamından memnun olan ve uzun yıllar seks yapan kadınların genç ve güzel kaldığını ortaya çıkarttı. Seks sırasında kan basıncının artması, kasların çalışması ve mutluluk hormonunun aşırı derecede salgılanması kalıcı güzellikte önemli etkenler arasında. Haftada 3 defa seks yapan kadınlar, en az 10 yaş daha genç ve güzel görünüyorlar.

    İyi bir cinsel hayatın, beyin için de yararı büyük. Bunun sebebi ise beynin cinsel ilişki sırasında normalden çok daha fazla çalışıyor olması. Üstelik seksle birlikte başağrısı, stres gibi sorunlar da son buluyor. Kısacası, hem genç ve güzel kalmak hem de sağlığınızı korumak için uzmanlar seksi öneriyor.

    Cinsellik İçin Doğru Ortamın Yaratılması: Atmosfer

    Cinsellik için gerekli ortamın yaratılması loş ışık ve hafif müzikten ibaret değildir. Doğru atmosferi oluşturmak konsantrasyonu günlük yaşamdan sevişme serüvenine doğru kaydırmak ses tonunuzdan tutun da zamanı, yeri, duyuları ve psikolojiyi doğru biçimde kullanmaya bağılıdır. Altı aydır gelmesini beklediğiniz tatil herhangi bir plan yapmadan eğlenceli olur mu? Elbette hayır. Doğru adımlar ve planlama yapmazsak bir felakete bile sebep olabilir. Sürpriz bir seks fantastik olabileceği gibi, çok fazla ve karmaşık plan yapmak bekleyişe neden olabilir. Atmosferin bu geçiş için uygun olup olmadığına emin olun.

    Eğer çocuklarınız varsa ya da uzun saatler çalışıyorsanız, muhtemelen seks yapmaya zaman yaratmak için program yapmaya ihtiyacınız olacak demektir.

    İstek ve Gereksinimlerinizi Dile Getirin

    Eşinizle cinsellik konusunda her açıdan ayni görüşleri paylaşmıyor olabilirsiniz. Cinsel iletişim sadece sözcüklerin uygunsuzluğu nedeniyle bile zorlaşabilir. Siz ve partnerinizin doğru sözcükleri kullanacağınız ortak bir dil istek ve gereksinimlerinizi dile getirmenizi ve doğru bakış açısını yakalamanıza yardımcı olacaktır. Seksüel memnuniyetinizle kumar oynamaktansa konuşmaya başlayın.

    Tensel Zevkin Önemi

    Dokunmak insana özgü iletişim biçimleri arasında en etkili ve ilgili uyarandır. Dokunuş insanlarda sadece baştan çıkartıcı değil, sakinleştirici ve güven verici bir etki yaratır. Bazense dokunuşlar endişe ve panik kaynağı olabilmektedir. Dikkatli ilerleyiş, doğru dokunuşlar, karşınızdakini rehberliği, daha az erotik olandan daha fazla erotik olana doğu ilerlemenize olanak verir.

  • Vajina Sarkması

    Vajina Sarkması

    Doğum sonrası ve ileri yaşta ki kadınlar da görülen bir sorundur genital organ sarkması ki, bir çok kadın bu nedenden dolayı psikolojik bunalım yaşar.

    Çok sayıda doğum yapmak, öksürüğe neden olan akciğer hastalıkları, karındaki basıncın artması ve obezite gibi rahatsızlıklarda genital organ sarkmaları görülür. Bu rahatsızlık olan hastalarda, idrar kaçırma, idrar yapamama, vajende basınç gibi şikayetler görülebilir.

    En çok görülen şikayetlerden başlıcaları;

    – İdrar torbasının tam boşalmaması nedeniyle el yardımı ile boşaltma
    – Büyük abdesti yapamamak ya da kaçırmak
    – Gaz kaçırma
    – Cinsel ilişkiye girememe
    – Cinsel ilişki sırasında acı çekme
    – Vajinada kanama ya da akıntı
    – Kuyruk sokumunda ağrı

    Obezite, ağır kaldırmak,akciğer hastalıkları, sigara kullanımı hastalığı tetiklemektedir. Özellikle ileri yaşlardaki kadınlar bu hususlara dikkat etmesi gerekir.

  • Cinsel yaşamın düşmanı ne?

    Cinsel yaşamın düşmanı ne?

    Alkolün Cinsel etkileri konusunda çeşitli tartışmalar vardır. Bazıları az miktarda alkolün kişiyi rahatlatacağı teziyle cinsel performansı arttıracağını savunur. Alkolün bu etkisi çok tartışmalı olmakla birlikte, alkolün, az ya da çok olsun, orta ve uzun vadede kesinlikle cinsel sağlığı bozarak çeşitli cinsel işlev bozukluklarına neden olduğu tartışılmaz bir gerçektir.

    Cinsel işlev açısından istek evresinde hem olumlu hem olumsuz etkileri olabilen alkolün, uyarılma fazında erkeklerde daha fazla olmak üzere olumsuz etkileri vardır. Empotansa yol açmasının ötesinde performans endişesini de arttırabilir. Orgazm alanında daha fazla bozulmaya yol açabilmektedir. Subjektif olarak cinsel ilişkide alınan zevk açısından çelişkili etkileri olduğu anlaşılmaktadır. Bununla beraber artan dozla beraber tüm evrelerde olumsuz etkileri görülmektedir.

    Alkolün, az miktarlarda dahi olsa, kronik yani uzun süreli kullanımında ise sinir sistemi, karaciğer ve endokrin sisteme olan etkilerine bağlı olarak cinsel işlev bozukluklarında belirgin artış görülmektedir. Ayrıca cinsel işlevin evreleri dışında alkol nedeni ile evlilik ilişkisinde sorunlar, ilişkilerde kıskançlıkta artış ve cinsel suçlarda artış da dolaylı olarak cinsel işlevi olumsuz etkileyebilmektedir.

    Alkol kullanan erkeklerde, erkeklik hormonu olan testesteron başta olmak üzere cinsellikle ilgili hormonlarda azalma olur. Buna bağlı olarak da testislerde küçülme, cinsel güçsüzlük yani iktidarsızlık, memelerin büyüyerek kadın memesi görünümüne yaklaşması gibi belirtiler görülebilmektedir.

    Kadınlarda da alkol kullanımı çeşitli cinsel sorunlara yol açmaktadır. Cinsel isteksizlik bunlardan sadece biridir.

    Tedavi gören 80 kronik alkol bağımlısı üzerinde etil alkolün genetik yapıda oluşturduğu hasarlarla ilgili yapılan çalışmada, alkolik kişilerdeki kromozom hasar sayısı ve anormal hücre sayısının, oldukça fazla olduğu da ortaya çıkmıştır. Bozulan bu kromozomlar yeni nesilleri tehdit etmektedir.

  • Bitkisel Cinsel Performansı Artırma

    Bitkisel Cinsel Performansı Artırma

    Yediklerinizi, sadece karnınızı doyursun diye değil, cinsel performansınızı arttırsın diyede yiyin. İşte size aşk menüsü dediğimiz doğal afrodizyaklar;

    BİTKİ ÇAYLARI: Vücuttaki sıvıların akışını hızlandıran bitki çayları içilince, kan dolaşımı hızlanır tutkularda ve heyecanlarda artış olur. Enerji seviyesini de yükselten bitki çayları seks yaşamını canlandırır.
    GİNSENG: Çinde doğal afrodizyak olarak kullanılan ginseng bitkisi vücudun stres şartlarına adaptasyonunu sağlıyor. Fiziksel dayanıklılığı sağlayan ginsengin diğer bir özelliği de şeklinin insan vücuduna benzemesi.
    REZENE: Bilinen en eski afrodizyaklardan olan rezeneden her gün bir parça alınma
    ağlıyor. Fiziksel dayanıklılığı sağlayan ginsengin diğer bir özelliği de şeklinin insan vücuduna benzemesi.
    REZENE: Bilinen en eski afrodizyaklardan olan rezeneden her gün bir parça alınması cinsel gücü artırır. Rezenenin tohumundan çay da yapılır.
    LAVANTA: Salata ve yemek soslarına konan birkaç damla lavanta, seks hayatını güçlendirir.
    KARANFİL TANESİ: Doğal afrodizyakların en güçlülerinden biri olan karanfil tanesi, yorgunluğa da iyi gelir.
    HAŞHAŞ TOHUMU: Cinsel performansı artırır.
    MELEKOTU: 18. Yüzyılda kadınların cinsel isteksizliğini iyileştirmede kullanılan melekotunun kökü, her zaman için kalp zayıflıklarını engelleyici etkiye sahiptir.
    MİNE ÇİÇEĞİ: Mine çiçeğinin kıyılmış uçlarının, kaynatılması ya da şarabın içine batırılması afrodizyak etkilere sahiptir.
    POLEN: Son yıllarda afrodizyak olarak kullanılan polenin yapısında, belli ölçüde testosteron ve diğer cinsiyet hormonları bulunur.
    YOHOMBİN: Afrikadan tüm dünyaya yayılan yohimbe bitkisi halk arasında kadınlarda cinsel soğukluğun giderilmesinde, erkeklerde ise cinsel performansı artırmak amacıyla kullanılıyor. Meyan kökü ile karıştırılan yohimbe böbrek ve idrar yollarını rahatlatıyor.
    KİŞNİŞ: Özellikle kadınlara keyif veren kurutulmuş kişniş tanesinin, şarabın içine katılarak içilmesi önerilir. Aşırı kullanımı erkeklerde ters etkilere neden olabilir.
    HARDAL: Cinsel bezlerin işleyişini artırır.
    SÜSEN: Süsen kökü tozu, her iki cins için de güçlü bir afrodizyaktır.
    YASEMİN: Likörleri kokulandıran, harika kokulu yasemin çiçeği, etkili bir uyarıcıdır.
    MEYAN KÖKÜ: Meyan kökünden elde edilen toz, maden suyu ile karıştırılınca kadınlar için çok etkili bir afrodizyak haline gelir.
    SAFRAN: Aşırı tüketildiğinde gülme krizine neden olan safranın, erojen merkezler üzerinde uyarıcı etkisi vardır.
    ÇADIRUŞAĞI OTU: Yalnızca Asyada yetişen ve çok kötü kokan çadıruşağı otundan elde edilen karışım, Asyada uyarıcı olarak kullanılır.
    VANİLYA: Merkezi sinir sistemine etki ederek kokusuyla karşı cinsi harekete geçirir.
    SAPARMA: İlk kez Latin Amerikalı yerliler tarafından kullanıldığı bilinen, saparma bitkisinden elde edilen karışımların içinde çeşitli hormonlar bulunuyor.
    ROKA: Bolca demir ve C vitamini içeren roka, alyuvarlar için iyidir ve ayrıca, cinsel gücü de artırır. Balığın yanında da çok iyi gider.
    MAYDANOZ: Yemeklere lezzet katan maydanoz, cinsel yaşama da lezzet katar. Süt salgısını da arttırır.
    KEKİK: Güçlü etkileri olan kekik, özellikle erkeklerde uyarıcıdır.
    ARI SÜTÜ: Cinsel bezleri geliştiren arı sütünün etkileri kısa zamanda hissedilir.
    BAL: Mikroplara karşı dayanıklılık sağlayan bal, cinsel gücü artırır.
    LİMON: Yemeklerde kullanılan limon tuzu ve limon suyu, seks gücünün artması için olumlu etki yapar.
    İSTİRİDYE: İçindeki çinko ile spermin çoğalmasına neden olan istiridye, cinsel isteği artırır.
    HİNDİ: İstiridyeden daha fazla çinko ihtiva eden hindi, protein açısından zengindir ve cinsel isteği artırır, yılbaşı gelmeden de yenilebilir.
    KEREVİZ: İdrar sökücü özelliği olan kereviz, vücutta oksitlenmeyi önlemesinin yanı sıra kadınlarda adet öncesi şişkinliğin de önüne geçer. Afrodizyaktır.
    ÇİKOLATA: Çikolatanın içindeki yüksek şeker ve kalori cinsel uyarıcı ve keyif verici. Çikolata beyindeki serotonin seviyesini de artırıyor ve mutluluk hissi veriyor. Ve kadınlar erkeklere nispeten çikolatanın bu özelliklerine karşı daha duyarlı.
    FISTIK VE FINDIK: E vitamini içeren, insanı mutlu eden fıstık ile fındık, cinsel gücü artırır.
    MUZ VE KABUĞU: İnsana kokusuyla bile mutluluk aşılayan muz, özellikle kabuğu ile pişirilirse cinsel gücü oldukça fazla artırır.
    SARMISAK: İçinde sakkaroz, glikoz gibi karbonhidratlar ile protein, kalsiyum, fosfor, demir ve A, B, C vitaminleri bulunan sarımsak, cinsel gücü artırır. Ama kokusuyla bazılarını da kaçırabileceğinizi unutmayın.
    ÇİLEK: Cilt sorunları için en iyi meyvelerden biri olan çilek, güçlü bir afrodizyaktır.
    İNCİR: Erkeklerin cinsel gücünü artıran çok güçlü bir afrodizyaktır. Aydında yetişen dünyaca ünlü incirler de mucize afrodizyak meyve olarak biliniyor. Uzmanlara göre, bir kilogramda iki bin 900 kalori bulunan incir, E ve B vitaminlerinden çok zengin.
    İncirin faydaları şöyle sıralanıyor: Kurutulmuş incirin besin değeri daha yüksektir. Sindirimi kolaylaştırır. Bağırsakları yumuşatır Hücreleri yenileme özelliği vardır. İçerdiği lifle kolesterolün kana karışmadan atılmasını sağlar. Kemik ve diş oluşumunda olumlu etkileri vardır. İçeriğindeki benzaldehit nedeniyle kanserli hücrelerin büyümesini önler.
    ŞEFTALİ: A provitamini bakımından zengin olan şeftali, güçlü bir afrodizyaktır.
    ARMUT: Çok az meyve asidi içeren ve organizmanın fazla suyunu alarak fazla yağları yok eden armut, güçlü bir afrodizyaktır.
    MARUL: İçinde A, B, C, E vitaminleri, demir, kalsiyum, çinko, fosfor, iyot, sodyum gibi mineraller bulunan marul, az miktarda yenilirse cinsel gücü artırıyor. Ancak, fazla miktarda yenen marul da cinsel gücü azaltıyor ve uyku veriyor.
    ANÇUEZ: Genellikle hamsi, bazen sardalya ya da tirsi balıklarından yapılan tuzlu ve yağlı balık ezmesi olan ançuez, cinsel gücü artırır.
    HAVYAR: Balık yumurtası olan havyarın besin değeri çok yüksektir ve güçlü bir afrodizyaktır.
    DOMATES: İçinde bolca A, B, C ve K vitaminleri bulunan domates, cinsel gücü artırır.
    SALATALIK: Gözler için çok yararlı olan (özellikle şiş gözlerin iyileşmesinde) salatalık, cinsel gücü artırır.
    SOĞAN: Güçlü antiseptik bir etkiye sahip olan soğan, cinsel gücü artırır
    ZENCEFİL: Yüzyıllardır duyguları harekete geçirmek için hazırlanan içkilerin karışımında kullanılan zencefil, insanı daha ateşli yapar.
    ŞARAP: Güçlü bir antioksidan olan (sağlıklı dokuları ve hücreleri koruyucu maddeler içeren) şarap, kalbe çok faydalıdır ve güçlü bir afrodizyaktır.

  • Aids Korunma Yolları

    Aids Korunma Yolları

    İngilizce “Acquired Immune Deficiency Syndrome” baş harflerinin kullanımı ile kısaltılan ve dilimize “Kazanılmış (Edinilmiş) Bağışıklık Eksikliği Sendromu (EBES)” olarak çevrilebilen viral (virüs kökenli) kökenli bir hastalık tablosudur.

    Vücudun bağışıklık sistemini çökerten HIV virüsünün yol açtığı AIDS hastalığı dünyada her gün ortalama 16 bin kişiyi pençesine düşürmektedir. Hastalık kişilerde; bağışıklık sistemini çökerterek vücudu her türlü mikroba karşı dirençsiz bırakmaktadır.

    HIV virüsü taşıyıcılarda uzun yıllar sessiz kalıp hiç bir belirti vermeyebilir, diğer hastalıkların oluşumunu sağlayarak güçsüz kalan organizmayı sinsi bir şekilde yok eder.

    AIDS 25 – 44 yaşlar arasındaki erkeklerde birinci, kadınlarda ise üçüncü sıradaki ölüm nedenidir.

    Bulaşma şekilleri :

    – Enfekte kan ürünlerinin nakli veya enjektörlerin kullanımı

    – Prezervatif kullanmaksızın cinsel temas (vajinal veya anal sex)

    – Derideki bir çatlak veya açık yara ile temas eden enfekte vücut sıvısı

    – İyi sterilize edilmemiş aletlerle kulak delme, dövme (tatoo), piercing, diş çektirme, sünnet

    – Hamilelik, doğum, emzirme yollarıyla

    AIDS; sarılma, aynı bardaktan su içme veya yemek yeme durumlarıyla geçmez. Hastalıklı kişilerin sivrisineklerle teması da hastalığı yaymaz.

    HIV virüsü tükürükte de tespit edilmiştir ancak öpüşmeyle bulaşma riskinin pek olmadığı düşünülmektedir.

    Unutulmamalıdır ki, bir insanın sağlıklı görünmesi onun HIV taşımadığı anlamına gelmez.

    AIDS’in belirtileri zayıflamış bağışıklık sistemine özgü belirtilerdir. Bu yüzden bu belirtiler AIDS’in spesifik belirtileri değillerdir.

    Bunlar:

    – Günler veya aylar süren ateş
    – Gece terlemesi
    – İştah azalması
    – Uzun süreli yorgunluk hissi
    – % 10 dan fazla kilo kaybı
    – Eklem yerlerinde ve kaslarda ağrı
    – Nedeni belirsiz , uzun süreli boğaz ağrısı
    – Nedeni belirsiz lenfadenopati (lenf bezlerinin şişmesi)
    – Uzun süreli ishal (diare)
    – Tekrarlayan enfeksiyonlar
    – Vücudun belli yerlerinde çıkan ve iyileşmeyen yaralar

    Tüm bu belirtiler daha bir çok viral hastalıklarda da görülebileceğinden ötürü kesin hastalığı kesin olarak ayırt etmez.

    Korunma Yolları

    Gerçektende aşağıdaki kurallara uyulursa bu hastalıklardan korunmak mümkündür .

    Tanımadığınız bir kişiyle cinsel ilişkide bulunmamak korunmanın en güvenli yoludur.

    Her türlü cinsel ilişkide prezervatif kullanılmalıdır.

    Tek eşlilik (monogami) diye adlandırdığımız ” tek bir cinsel partnerin bulunması ” önemlidir.

    Cinsel partnerinizin geçmişinde böyle bir hastalık olmasa da korunma yollarını tercih edilmelidir. Bazen partneriniz size doğru söylemiyor olabilir .

    Cinsel ilişkiden önce partnerinizde olabilecek olası bulguları dikkatlice inceleyin, eğer ondan şüpheleniyorsanız veya partneriniz çok partnerli ise ilişkide bulunmayın.

    Eğer sizde bir CTBH varsa bunu partnerinize bildirin ve cinsel ilişkiden uzak durun.

    Hamilelikten korunmak için prezervatif dışı yöntemler uygulayan bayanlar bu yöntemleri her ne olursa olsun partnerine prezervatif kullandırmalıdır .

    Başkasıyla herhangi bir nedenle aynı enjektörü kullanmaktan kaçının.

    Kan ve kan ürünlerinin kullanımında dikkatli olunmalıdır.
    Temizlik şarttır. Başkasının özel aletlerini kullanmayınız, kendi özel aletlerinizi de kullandırtmayınız. Eğer bu aletleri kullanmak veya kullandırmak zorunda kalırsanız bir daha kendiniz kullanmadan önce kolonya veya alkolle dezenfekte ediniz.

    Şüphelendiğiniz durumlarda bir acilen doktora başvurunuz.

    Günümüzde AIDS’in tedavisi ile ilgili oldukça geniş boyutta ve maliyette çalışmalar devam etmektedir. Şu ana kadar bulunmuş ilaçlar, hastalığa yakalanmış kişilerde ancak yaşam sürelerini arttırabilmiştir.

    Henüz kesin bir tedavi şekli veya aşısı yoktur. O yüzden hastalığa yakalanmadan korunmak son derecede önemlidir.

  • Cinsel Arzuyu Sabote Eden Şeyler

    Cinsel Arzuyu Sabote Eden Şeyler

    Çevrenin etkisi

    Eşler arası ilişkide ortaya çıkan ve cinsellik açısından tahrip gücü yüksek bazı duygular var. Bu duyguların analizine geçmeden önce cinsel sorunların oluşumunda çevre ve etkileşimin rolüne kısaca değinelim.

    Bireyin en yakınlarından şu veya bu düzeyde etkileşimde bulunduğu tüm insanlar, kültürel ve sosyal doku hatta ekolojik yapı bu çevrenin unsurlarıdır.

    Cinsel sorunlar da diğer psikolojik sorunlar gibi kişinin kendi içinde ürettiği ve kendi başına yaşadığı sorunlar olmaktan çok çevre ile etkileşim içinde oluşan ve yaşanan sorunlardır. Cinsel sorunlarda çevre faktörünün ve etkileşimin önemini vurguladıktan sonra asıl konumuz olan eşler arası sorunlara dönebiliriz.

    Bir çift düşünelim; erkek ya da kadında şu veya bu düzeyde herhangi bir cinsel sorun olsun. Bu cinsel sorun yalnızca sorunlu eşle görüşülerek anlaşılabilir ya da tedavi edilebilir mi? Elbette hayır.

    Sorun her ne kadar yalnızca bir eşe aitmiş gibi görünse de aslında eşler arası etkileşim içinde ortaya çıkmakta ve yaşanmaktadır. Dolayısıyla sorunun anlaşılması ve çözümlenmesi için eşlerle birlikte görüşülmesi ve eşler arası etkileşimin doğasının ortaya konması gerekir.

    Eşler arası güven sorunu

    Eşler arası ilişkiler bazen cinselliği tahrip eder niteliktedir. Bu neden böyle olur ya da eşler bu duruma neden düşer?

    Burada cinselliği olumsuz etkileyen özellikle iki duygudan bahsetmek gerekir:

    Bunlardan biri öfke diğeri de reddedilme ya da terk edilme korkusudur. Aslında çoğu zaman bu iki duygu birbiriyle ilişkilidir. Eşler genellikle bu duyguların cinselliği ne kadar kötüleştirdiğinin farkında değildir. Sağlıklı ve doyurucu bir cinsellik için eşler arasında müşfik ve güvene dayalı bir ilişki şarttır.

    Güven özellikle kadınlar için çok daha önemlidir. Kadınlarda genellikle bağımlılığa bir eğilim vardır. Kadında güven duygusunun oluşması için eşler arasındaki ilişki kadının bu bağımlılık ihtiyacını karşılar nitelikte olmalıdır.

    Güven duygusu eşlerin çocukluk dönemindeki anne baba etkileşimleriyle de yakından ilişkilidir.

    Anne ve babası sürekli kavga eden ya da ayrılan bir çocuğu düşünelim. Bu çocuk ister kız isterse erkek olsun, erişkinlik döneminde karşı cinsle güvene dayalı bir ilişki kurması güçtür.

    Özellikle bu tür sorunlar kadınlar için daha da önemlidir. Çatışmalı bir aile içinden gelen bir kadında en küçük bir olay ondaki güvensizlik duygularını açığa çıkaracaktır. Güven duygusunun kadınlarda cinsel doyum kapasitesini belirleyen en önemli faktör olduğunu hesaba kattığımızda bu sorunun önemi de kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

    İktidar çatışması büyük tehlike

    Cinsel yaşamı olumsuz yönde etkileyen bir diğer eşler arası sorun da güç-iktidar çatışmasıdır. Eşlerin birbiri üzerinde iktidar kurma ve yönlendirme çabaları çok sık karşılaşılan bir durumdur.

    Güç çatışmaları çoğu zaman eşlerde yoğun bir öfke duygusunu açığa çıkarır. Eşler ilişkinin başlangıcında daha kontrollü olduklarından bu tür çatışmalar zamanla su yüzüne çıkar.

    Güç mücadelesi bir çiftin ilişkisindeki en önemli unsur olduğu zaman yaşamın diğer yönleri önemsizleşir. Örneğin bir erkek için eşi üzerinde hakimiyet kurmak, sosyal hayatta başarı ya da iyi bir cinsel ilişkiden daha önemli hale gelebilir.

    İşin kötü tarafı çift bu tür duygularının sıklıkla bilincinde değildir. Güven tesis edilemediği ya da bir güç mücadelesi yapıldığı zaman söz konusu olan gerçek ilişki değil bir sağırlar diyaloğudur. Böyle bir ilişkide eşler isteklerini ifade etmekte cesaretsizdirler.

    İsteklerini dile getirseler bile karşı tarafça işitilmezler. Her iki eşin de terapi sürecinde, daha önceden farkında olmadıkları ve cinselliği tahrip eden olumsuz duygularının bilincine varabilmeleri gerekir. Kısacası cinsel sorunlar eşler arası olumsuz etkileşimlerden kaynaklandığı zaman çözüme ancak ilişkinin düzeltilmesiyle ulaşılabilir.

  • Menapoz

    Menapoz

    Kadın hayatının ortalama olarak üçte biri menopoz döneminde geçer. Menopoza girme yaşı tüm dünyada ve antik çağlardan beri fazla değişme göstermemiştir ve ortalama 45-55 civarındadır. 40 yaştan önce menopoza girmek, “erken menopoz ” olarak tanımlanmaktadır. Menopoz genellikle hayatın doğal bir aşaması olarak kabul edilmektedir. Gerçekten de menopoz, kadın hayatının yumurtlama fonksiyonlarının sonlandıktan sonraki doğal bir aşamasıdır. Ancak menopozda oluşan bazı değişiklikler kadının hayatını derinden ve öylesine olumsuz etkiler ki bu durum pek çok hastalıkların ortaya çıkmasına ve kadının yaşam kalitesinin azalmasına neden olur. Bu gün menopoz olumsuz etkileri önlenmeye ve tedavi edilmeye çalışılan bir hastalık gibi kabul edilmektedir. Menopozun kadın hayatının doğal bir parçası olması nedeniyle hiç bir şey yapmadan izlenmesi artık eskilerde kalmıştır. Özellikle kadın yumurtalık hormonlarının laboratuar koşullarında üretilip kullanılmaya başlanmasıyla bu kavram daha da ön plana çıkmıştır. menopozda azalan yumurtalık hormonlarının yerine konmasıyla menopoza ait tüm olumsuz değişiklikler ve hastalıklar kolaylıkla önlenebilmekte veya en aza indirgenebilmektedir.

    Menopozdaki temel değişiklik kadınlık hormonu olan östrojenin yumurtlamanın durması sonucu azalmasıdır. Böylece kadında,

    Ateş basma, terleme, çarpıntı, uykusuzluk, sinirlilik, (ruhsal çöküntü) depresyon, unutkanlık, halsizlik, çabuk sinirlenme

    – Bazen cinsel istekte (libido) azalma

    – Kemik erimesi (Osteoproz)

    – Damar sertliği (ateroskleroz) gelişme eğilimi

    – Cinsel organlarda çekilme (atrofi), kuruluk, ağrılı ilişki

    – İdrar kaçırmaya kadar varan idrar yollarında atrofi ortaya çıkmaktadır.

    Kadınlar bir sabah uyandıklarında kendilerini menopoza girmiş olarak bulmazlar. Menopoz 20 yıl süren değişikliklerin tam ortasındaki dönemdir. 40 yaşından sonra kadınlarda önce yumurtlamanın azalmasına bağlı olarak düzensiz adet kanamaları, aralıklı ateş basma ve terlemeler, psikolojik değişiklikler ortaya çıkmaya başlar. Daha sonra yakınmalar giderek artar ve adet tamamen kesilir. Bu dönemde 1 yıl adet kanamalarının olmaması menopoz tanısı için yeterlidir. 6 aydan daha fazla adet gecikmeleri araştırılıp kandaki östrojen ve yumurtlamayı uyaran hormon (FSH) seviyeleri ölçülerek kesin tanı konulur. Ancak adet düzensizlikleri veya düzensiz kanamalar menopoza giriyorum düşüncesiyle normal karşılanmamalı; hasta doktoruna başvurarak bu değişikliklerin gebelik ve kadın cinsel organlarının kanserlerinde de görülebileceği göz önünde tutularak bu hastalıklar dikkatle araştırılmalıdır.