Kategori: Cinsellik

  • Erkekleri eriten davranışlar!

    Erkekleri eriten davranışlar!

    Bayanlar dikkat! Bu hareketler erkekleri baştan çıkarıyor.

    Erkekleri etkilemek her zaman işe yaramasa da erkekler bu hareketlere dayanamıyor. Her kadının erkeği etileme yöntemi farklıdır. Ancak bu püf noktalar sanırım ortak. Yani tüm erkekleri baştan çıkaran durumlardan bahsediyoruz.

    Her kadın çekicidir ancak erkeğin onu farketmesi gerekir. Bazen öyle şeyler yaparsınız ki erkeğin gözünde bir anda tapılası bir hal alırsınız. Bazen de ne yaparsanız yapın dikkati üzerinize çakamezsiniz. İşte bu noktada kadınların dikkate alacağı bazı ayrıntılar var. Bunları yaptığınızda erkekler kapınızda köle olabilir bayanlar :)

    erkekleri-etkileyen-davranislar-2

    1- Her ne kadar dudak parlatıcılarının yapışkanlığından şikâyet etseler de, ıslak görünümlü parlak dudaklar erkekleri cezbeder.

    2- Çoğu erkek kadınların çantalarında taşıdıklarıyla dalga geçse de her duruma yönelik eşya taşımaları onları çok etkiler.

    3- Erkeklerin çoğu evlerinde düzensizdir. Evlerini düzene sokan kadınlar erkekler için vazgeçilmezdir.

    4- Bahaneye gerek duymadan sadece aklınızdan geçtiği için telefon etmeniz, kendi içlerinde itiraf edemeseler bile erkekler için etkileyicidir. Bu, onu düşündüğünüzü belli edecek özgüvene ve samimiyete sahip olduğunuz anlamına gelir.

    5- Kadınların yumuşak ve mis kokulu elleri erkekler için vazgeçilmezler arasındadır. Ellerinizin her zaman bakımlı ve mis kokulu olmasına dikkat edin.

    6- Kadınların koruyucusu gibi hissetmek erkekler için gurur verici bir davranış olduğundan, etkileyicidir.

    7- Bakım için tonlarca para döktüğünüzden yakınsalar bile, kadının bakımlı olması erkekleri etkileyen en önemli faktörlerin başında gelir.

    erkekleri-etkileyen-davranislar-3

    8- Kadınların eşyalarına gösterdikleri özen, erkeklerin gözünde sadakat ve özveri simgesidir. İlişkinize gösterdiğiniz özveriyle ne kadar sadık ve güvenilir olduğunuzu anlamasını sağlayabilirsiniz.

    9- Kadınların bakımlı olmalarına dikkat ettikleri kadar, sade ve doğal olmalarına da dikkat ederler. Abartılı makyajlar veya giysiler, sade ve doğal haliniz kadar onları etkilemeyecektir.

    10- Yaşantısının her alanında başarılı, ne istediğini bilen ve yardım sever kadınlar erkekleri cezbeder.

    11- Çocuklarla iyi anlaşan ve onları seven kadınlar erkekleri etkiler.

    12- Birçok erkek, gömleğini veya tişörtünü kadınların üzerinde görmekten çok hoşlanır.

    erkekleri-etkileyen-davranislar-6

    13- Bazı erkekler, kadınların tırnaklarına özenle oje sürmesinin çok estetik ve etkileyici olduğunu düşünür.

    14- Özel eşyalarını emanet ederek onlara duyduğu güveni belli eden kadınlar, erkekleri etkiler.

    15- Her ne kadar kokulu mumlardan, ambiyanstan anlamıyor gibi gözükseler de birçok erkek böyle şeyleri baştan çıkartıcı bulur.

    16- Bazen, erkeklerin kadınlarla kasten inatlaştıklarını unutmamak gerekir. Kimisi inatlaşan kadınları çok çekici bulurken, kimisi de çocuk gibi küsen kadınları çok şirin bulur.

    17- Bacakları ve kalçayı her ne kadar çekici gösterse de çok yüksek topuklar sanıldığının aksine erkeklerin ilgisini fazla çekmiyor; özellikle de üzerlerinde durmakta zorlanıyorsanız.

    18- Erkeklerin kalbine giden yol, boğazlarından geçer. Özenerek hazırladığınız yemekler, onlar için vazgeçilmez olmanızı sağlayabilir.

    19- Eleştirmelerine rağmen kadınların duygusallıklarını yansıtabilmeleri onlar için önemlidir çünkü hiçbir erkek duygularını rahatça ifade edemez.

    20-Giyimlerinden, yemeklerine kadar onlara özen gösteren kadınlar erkekler için etkileyicidir. Bu, ilişkilerine ne kadar özen gösterdiklerinin bir işaretidir.

    21- Cinsel hayatınızda bastan çıkarıcı olsanız bile, erkeklerin aslında şehvetin habercilerinden (imalı bakışlar ve sözler gibi…) etkilendiklerini unutmayın.

    22- Erkeklerin zevklerine ve alışkanlıklarına anlayış gösteren kadınlar, onlar için daha vazgeçilmezdir.

    23- Birçok erkek, kadınları banyo yaparken izlemekten keyif aldığı gibi, onları banyo yaparken düşünmenin bile çok cezbedici olduğunu itiraf ediyor.

    24- Hatırlamaları için erkekleri zorlamadığınız sürece özel anlarınıza dair tarihleri es geçmemeniz onlar için etkileyicidir.

    25- Kadınların uzun sürede hazırlanmaları erkekler için işkencedir ancak kadınları soyunurken izlemeye bayılırlar.

    26- Arkadaşlarının ve başkalarının yanında söylemediğiniz sürece, özel hitaplarla ona seslenmeniz erkekleri çok etkiler.

    27- Her ne kadar kadınların ilgi alanlarından anlamasalar da, kadınların bu konulardaki sağduyusu birçok erkek için etkileyicidir.

    28- İşte bir klasik: Erkeklerin çoğu ilk bakışta kadınların kalçalarından etkilenir.

    29- Birçok erkek romantizmi yaşarken müziğin etkileyici olduğunu düşünür.

    30- Bir erkek bir kadından gerçekten hoşlanıyor veya onu seviyorsa, onu uyurken izlemenin tarifsiz bir duygu olduğunu düşünür.

     

     

  • Kadınlarda görünen cinsel işlev bozuklukları

    Kadınlarda görünen cinsel işlev bozuklukları

    Kadınlarda Cinsel İşlev Bozukluklarını değerlendirilirken, özellikle yaşanılan ilişkinin cinsellik dışı boyutları da göz önünde bulundurulmalıdır. Esiyle mutsuz olan, istemeden evlendirilmiş olan, eşinden psikolojik, fiziksel veya duygusal olarak şiddet gören, aldatılan, esi tarafından anlaşılmadığını hisseden ve esi ile cinsellik dışında başka bir paylaşımı olmayan, ilişkiden beklentileri karşılanmayan kadınlarda oldukça sık görülür.

    Ayrıca cinsellik hakkında tecrübesizlik,abartılmış ilk gece hikayeleri,travmatik cinsel yaşantılar,kızlık zarı ile ilgili korkutucu anlatımlar, eşler arası uyumsuzluk,değerli hissedilmeme,ilişkisel problemler gibi daha birçok neden belirtilmiştir.

    Kadınlardaki cinsel işlev bozuklukları şu şekilde tanımlanmaktadır;

    Kadında Cinsel Uyarılma Bozukluğu:
    Kadınlarda cinsel uyarılma bozukluğu, cinsel birleşmenin rahat bir şekilde gerçekleşmesi için gerekli olan vajinal ıslanmanın sürekli ve yineleyici bir biçimde yetersiz olması durumudur. Bu bozukluk, kişilerde sıkıntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olmaktadır.

    İnhibe Kadın Orgazmı:
    Kadınlarda orgazm bozukluğu, normal bir cinsel uyarılmayı izleyerek orgazmın sürekli olarak gecikmesi ya da yokluğu olarak tanımlanmaktadır. Orgazm sorununun daha çok çiftlerin orgazm ile ilgili bilgi ve beklentileriyle, erkeğin kendi gücünü ve performansını sorgulama tutumuyla oluşabildiği gözlenmektedir.

    Orgazm bozukluğu yaşayan bayan ise, aynı geç boşalan erkek gibi, orgazm refleksini serbest bırakma konusunda çeşitli derecelerde problem yaşamasına rağmen cinsel açıdan isteklidir.

    Kadında cinsel uyarılma bozukluğu tanısının konulabilmesi için kadınlarda rahat bir cinsel birleşmeye olanak tanıyan vajinal ıslanmanın sürekli olarak yetersiz olması gerekmektedir. Ayrıca klinisyenin, kadının yaşı, cinsel deneyimi ve aldığı cinsel uyarıların yeterliliği açısından baktığında orgazm olma yetisinin beklenenden daha az olduğu yargısına varması temeline dayanmalıdır. Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya ya da kişiler arası ilişkilerde zorluklara neden olmaktadır.

    Bu bozukluğun önemli psikolojik nedenleri arasında tutucu değer yargıları, suçluluk duyguları, cinsel travmalar, yetersiz cinsel bilgi ve deneyim, duygusal hazırladığının ya da eşle olan duygusal iletişimin yetersizliği, yetersiz ön sevişme ve cinsel uyarı, eşteki erken boşalma ya da ereksiyon güçlüğü nedeniyle yetersiz cinsel birleşme süresi sayılabilir.

    Kadındaki orgazm bozukluğu, yaşamın önceki dönemlerinde yokken sonradan da ortaya çıkabilir. En sık rastlanan nedenleri arasında, eşler arası uyumsuzluk, evlilik içi sorunlar, cinsel travma, çeşitli jinekolojik ve sistemik hastalıklar, kullanılan ilaçlar, alkol ya da uyuşturucu madde kullanımı.

    Kadın cinsel uyarılma bozukluğu tüm cinsel yakınmalarla başvuran kadınlar arasında %20-35 oranında saptanmıştır. Otuz yasından sonra daha sık rastlandığı söylenmekle birlikte en çok 50-59 yasları arasında görülmektedir. Uyarılma fazıyla ilişkili işlev bozukluğu olan kadınlarda sıklıkla orgazm sorunları da bulunmaktadır ve görece mutlu evli çiftlerden oluşan bir grupta kadınların %33’ünün cinsel heyecanı sürdürmede zorluk yasadıkları bulunmuştur. Cinsel uyarılma bozukluklarının nedenleri arasında performans korkusu ve ‘kendini seyretme’ davranışı önemli bir etkendir.

    Disparoni (Ağrı bozukluğu):
    Cinsel ağrı bozukluğu, cinsel ilişki öncesi, sırasında ya da sonrası sürekli ya da yineleyici bir genital ağrının olması olarak tanımlanmaktadır. Disparoni tanısının konulabilmesi için ağrının, vajinal ıslanma eksikliğinden veya vajinismustan kaynaklanmıyor olması gerekir.

    Kadınlarda ağrı vajen girişinde hissediliyorsa etiyolojide uyarılma eksikliği, hafif bir vajinismus durumu, vajinal enfeksiyon ve bartholini kisti gibi nedenler araştırılmalıdır. Eğer ağrı cinsel birleşmenin süresi uzadıkça azalıp kayboluyorsa uyarılma eksikliğine bağlı olduğu ortaya çıkmaktadır.

    Vajinismus:
    Erkeklerde benzeri bulunmayan, kadınlara özgü bir sorun olan vajinismus, vajina girişini koruyan kaslar, herhangi bir penetrasyon girişiminde bulunulduğunda spazmodik tepki vermeye şartlanmıştır. Bu bozukluk bu yüzden cinsel birleşmeyi imkânsız kılar.

    Vajinismus, vajinanın dış üçte birindeki kaslarda birleşmeyi engelleyecek biçimde, sürekli ya da yineleyici istem dışı kasılmalar olarak tanımlanabilir. Bu bozukluk belirgin bir sıkıntıya ya da eşler arasında sıkıntıya neden olmaktadır.

    Bu kasılma istemsiz, yani kadının bilinçli kontrolü dışında gerçekleşen bir kasılmadır. Bu kasılmaya tüm bedendeki kasılmalar, bacakların kapanması, adeta bir kitlenme, korku, cinsel birleşmeden kaçınma, girişin olmayacağı inancı eşlik eder. Nadiren, cinsel birleşme olmaktadır ancak kasılma sürdüğünden, cinsel birleşme ağrılı ve sıkıntılıdır. Vajinismus, genellikle cinsel yaşamın, daha doğrusu cinsel birleşme denemelerinin başlamasıyla birlikte, çok daha seyrek olarak ise jinekolojik muayene, kürtaj, zorlu ya da komplikasyonlu geçen doğumlardan veya benzeri deneyimlerden sonra gelişmektedir.

    Bu sorun kadının hem kendi kadınlığında eksiklik olduğunu düşünmesine hem de eşine karşı suçluluk hissetmesine neden olur. Erkek de, eşine karşı öfke duyabilir, ya da istenmeme, reddedilme olarak yaşadığı için kırgınlık, ereksiyon güçlüğü yaşayabilir. Bazen eşlerin bekaret konusunda şüphe duymalarına neden olabilir. Sıklıkla adli olaylara, boşanmaya, tecavüz girişimi ya da fiziksel şiddet davranışlarına neden olur.

    Cinsel İstek Azlığı:
    Genel olarak, kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmektedir. Hatta ülkemizde, kadınlar arasında en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. Bunun en temel nedeni, cinsellik ile ilgili mitlerin yaygınlığıdır. Toplumumuzda, cinselliğin, yalnızca erkeklere özgü olduğu, erkeklerin cinselliği istemeye, ondan zevk almaya ve doyuma ulaşmaya hakkı olduğu şeklinde yaygın bir inanç bulunmaktadır. Bu inanca göre, cinsellik kadınlar için bir “haz” ve “doyum” aracı değil bir “görev” dir .

    Genel isteksizlik yaşayan bayan, aynı ereksiyon sorunu çeken erkek gibi genel uyarıma tepki vermez, yani ıslanma ve genital vazokonjesyon belirtilerini göstermez.

    Tedavisi var mıdır?

    Öncelikle ilk değerlendirme için cinsel işlev bozuklukları konusunda deneyimli bir jinekoloji uzmanına başvurulmalıdır. İlk değerlendirme sorunun psikolojik, ilişkisel, duruma bağlı ya da fiziksel kaynaklı olup olmadığını ayırma açısından oldukça önemlidir. Cinsel İşlev Bozukluklukları fizyolojik bir neden bulunamadıysa Cinsel Terapi yöntemi ile tedavi edilebilmektedir.Cinsel terapi, cinsel soruna (cinsel işlev bozukluğu) odaklı psikoterapötik yaklaşımlar içerir. Bilgilendirme, yanlış inanışları düzeltme amaçlanır. Her cinsel işlev bozukluğuna özgü özel teknikler öğretilir. Süresi, ortalama 1-4ay arasında olmaktadır. Çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebilmesine karşın, haftada en az bir görüşme yapılması idealdir.

    Uzm.Psk.Damla KANKAYA

  • Seks trendleri 2017

    Seks trendleri 2017

     

    Konu 1980 sonrası çocukları. Milenyum kuşağı, milenyaller, Y kuşağı… Her önüne gelen bir isim veriyor çünkü yeni dünya düzeninin bu özgürlük düşkünlerini anlamak, giderek karmaşık hale geliyor. Bu nesil artık yerini “Salvador öpüşmesi” ne bırakıyor. Porno filmler yerlerini çoktan sosyal medya hesaplarına bıraktı. İşte, yeni dünya düzeninde seksin evrimi.

    Seks trendleri 2017

    Y kuşağı ya da milenyaller

    Son dönemlerde büyük iş yerlerinde, internette ve markaların hedeflediği kitleler içerisinde en çok lafı geçen kardeşler Milenyaller. Bruce Horovitz, X Neslinden Sonra Milenyaller. Bir Sonraki Nesil Ne Olacak? isimli kitabında açık bir biçimde tanımlamış bu kuşağı. 1980 sonrası doğan ve son doğum tarihi 2004 olan nesle, “Y Kuşağı” ya da “Milenyaller” adı veriliyor. Benim de içinde bulunduğum bu kardeşlerin belirli özellikleri var. Kalıpları sevmiyorlar. Belirli iş saatleri içerisinde çalışmaktan hoşlanmıyorlar. Özgürlük ve bağımsızlık favori kelimeleri… Bu nedenle en büyük istekleri ya bulundukları yerde yönetici olmak ya da daha da baskın olarak kendilerine ait bir iş kurmak. Doğum tarihleri 2000’lere yakın olanlar kısa ve öz konuşuyorlar. Yazı, video fark etmez, bir bilgi üzerine uzun vakit harcamayı sevmiyorlar. Konuşmalarında bile kelimelerden tasarruf etmek için bol bol emoji kullanıyorlar. (Gerçi araştırmalara göre her 5 kişiden 4’ü bu gülen suratları, yüzünü kapatan maymuncukları kullanıyor. Sadece bu kuşağa atfedip haksızlık etmeyeyim.) En büyük tüketim ortamları ve en çok sosyalleştikleri yer internet. Milenyal denilen bu kuşağın 27 milyon üyesi bulunuyor ve ülkemizin yüzde 35’ini oluşturuyorlar. Eee nesil farklılaştıkça, zevkler ve renkler de farklılaşıyor. Klasikler yerlerini yenilere doğru bırakıp seksin bildiğimiz ve alıştığımız sahnelerinden yavaş yavaş inmeye başlıyorlar. İşte bazı ana hatlar…

    seks trendleri 2017
    seks trendleri 2017

    Açık ilişkiler nesli

    Biliyorsun işte “Açık ilişki” ne demek. Önce hepimiz Facebook’un ilişki güncellemelerinden öğrendik bu kavramı. Vay efendim durumunu “Bekar” yaptı. “Son dedikoduyu biliyor musun? “In a relationship yapmış ilişki durumunuuuu…” tartışmalarının arasında bir de “Açık ilişki” kavramı ekledi sevgili Zuckerberg. Hem Face’ye hem de ilişki terminolojimize… Bunu kendi başına yapmadı elbette. Böyle bir ihtiyaç vardı ki “Open Relationship” diye bir sekme açıldı oraya. Nitekim ABD’nin en ünlü magazin ve gündem dergisi olan Rolling Stone yazarı Alex Morris; “Yeni nesil hem ikili ilişkileri hem de cinsel tercihleri ciddi şekilde gözden geçiriyor. Özel hayat, adanmışlık ve takılmak kavramları değişiyor” diyor. Röportajı içerisinde Ryan isimli bir milenyal erkek ve Lean isimli bir milenyal kadınla konuşuyor. Her ikisi de açık ilişkideler. Kendilerini şu şekilde ifade ediyorlar. “Gördüğüm ve beğendiğim herkesle birlikte olmak istiyorum. Bir aidiyete sahip değilim. Tek endişem benden önceki kuşakların yaptığımı yadırgaması ve beni dışlaması.” Yazar Morris, neslin monogomi, yani tek eşlilikten koşar adımlarla uzaklaştığını söylüyor. “Bu neslin 68 kuşağını andırdığını söylemek mümkün. Fakat 68 kuşağındaki, karavanlarda yaşayan ve kapitalizmi reddeden hippi kolonilerinin aksine bu çocuklar plazalarda ve kendi kurdukları özel işlerde çalışıyorlar. Spor yapıyorlar. Kaliteli besleniyor ve lüks dairelerde oturuyorlar.”

    Öpüşmenin bile ismi değişiyor

    Klasiklerden, hatta klişelerden sıkılmak bu kuşağın en önemli alışkanlığı dedik. Küçük bir nostaljik kesim dışında her bir milenyum kuşağı üyesi yeni bir deneyim, yeni bir isim arıyor hayatta. Hal böyle olunca da eski eşyaları bile retro, vintage adı altında modernize edip ancak öyle satıyorlar Y kuşağına. Seks için de aynısı geçerli. Hatta öpüşme için de öyle… seventeen.com sitesinde yapılan bir araştırmada Y kuşağının en çok zevk aldığı öpüşme tiplerinin listesini çıkarmışlar. Yani Fransız Öpücüğü out; oyunlu, şakalı öpüşmeler in. Mesela liste başı “Salvador Öpüşmesi.” Bu tekniğe göre dil doğrudan ağzın içerisinde değil, dudaklar ve dişin arasında yuvarlaklar çiziyor. Listenin ikinci sırasında “Buz Küpü” yer alıyor. Partnerlerden birinin öpüşmeden önce ağzında bir adet buz çiğnemesinden dolayı bu stile “Buz Küpü” adı veriliyor. Sıcak ve soğuğun temas etmesi de sitede yapılan yorumlara göre dondurma yemek kadar ferahlatıcı… Listenin üçüncü sırasındaki teknik ise, “Körü körüne öpüşme.” Bu stilde partnerlerden birinin gözleri bağlı. Bu noktada en kontrolcü olan partneri seçmek zevki katlıyormuş. Partnerlerden hangisinin daha kontrolcü olduğunu öğrenmenin en kısa yolu da kendinizi sırt üstü partnerinizin kucağına bırakmak. Gözlerinizi kapatın. İki ayağınızı yan yana koyun ve sırtüstü, eller yanda olacak şekilde kendinizi bırakın. Eğer partneri tutmazsa patates çuvalı gibi yere yuvarlanacak kadar rahat hanginiz bırakıyorsa, diğerinin gözlerini bağlayabilirsiniz.

    Porno öldü yaşasın sosyal medya

    Özellikle 1980 öncesi doğan X kuşağının yoğun yoğun yaşadığı bir süreçti seks furyası. Önce ABD’de sonra Türkiye’de bir dönem seks filmleri hiç olmadığı kadar trend oldular. Ardından telefon hatları, dergiler, CD’ler, DVD’ler derken porno sektörünün en son durağı internet oldu. Nitekim daha geniş bir dünyaya açılamazdı porno endüstrisi. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde yapılan araştırmalara göre bugün resmi internet kullanımı dahil internet üzerinde üretilen ve tüketilen içeriklerin yüzde 80’i porno veya pornografik içerik. İlk Y kuşakları ve X kuşakları için bu ciddi bir travmaydı. Hepimiz internette gezerken, “Yalnız mı yaşıyorsun? Gece eğlence ister misin?” mesajlarına ve kadının sınırsızca seks objesi olarak kullanılmasına şahit olduk. Millenialis and Sex makalesinin yazarı Alex Morris, “Milenyumdan önce pornokolik bir nesil yarattılar. Ancak yeni nesil için porno çok normal” diyor. “Yeni nesil pornografiyi hayatın dışında ve yasak bir eylem olarak görmüyor. Zaten var olan ve istenirse kolayca ulaşılabilecek bir internet içeriği olarak biliyor.” Morris’in söyleşi yaptığı Milenyal nesilden 22 yaşındaki Jack kız arkadaşıyla OkCupid adındaki arkadaşlık sitesinde tanıştığını söylüyor. “İnternet ve sosyal medya sevgili bulmak için çoklukla tercih ettiğim bir alan. Aynı şeyi porno için söyleyemem” diyor. “Kendimi tanıdığım günden beridir internet ve sosyal medya kullanıyorum. Pornonun benim ve kız arkadaşım için bir film türünden farkı yok.” Araştırmalar da Jack’i doğruluyor. Artık yeni nesil, porno sitelere girmek yerine canlı yayın yapılan ya da video paylaşılan sosyal mecralardaki pornografik içerikler, çıplak pozlar ve şovlarla vakit geçiriyor.

    Ejderhayı kovalayanlar

    Amerika’da bir özdeyiş var. Bağımlılık tedavisi gören kurumlar içerisinde sıkça kullanılıyor. Kişinin ilk sigarayı içtikten sonra, ilk yudum alkolünü aldıktan sonra, ilk defa bir uyuşturucuyu denedikten sonra hayat boyunca o ilk seferde aldığı zevk ve yaşadığı kafayı kovalamaya devam etmesine verilen bir isim: “Ejderhayı Kovalamak.” Buna göre beyin ilk defa bir uyuşturucu, yani zevk veren herhangi bir maddeyle tanıştığında tanımlayamadığı bir zevk yaşıyor. Her zevk verici madde kullandığındaysa o ilk kullandığı anki zevki arıyor. Ne yazıktır ki beyin, bir kere yaşadığı hormonel patlama ve “merhaba” zevkini hafızaya kodladığı için bir daha hiçbir zaman şaşıramıyor. Dolayısıyla asla bir daha o ilk seferki zevki almıyor. İnsanların uyuşturucu bağımlısı olmasının, hatta her seferinde bağımlı oldukları uyuşturucu ya da keyif verici maddenin dozunu artırmalarının sebebi de bu ejderhayı kovalama sevdası. Yazar Morris, “X kuşağının imtihanı eroin ve kokainleydi. Y kuşağının imtihanı ise ecstasy ve seksle” diyor. “90’ların popüler uyuşturucusu Ecstasy bile aynı zamanda zevk manasına geliyor. Yeni nesil gerçek bir zevk düşkünü olabilir çünkü arkadaşlığa ve sekse çok kolay ulaşıyorlar hem de internet gibi her türlü bilgi ve içeriğin bulunduğu bir dünya ile iç içe yaşıyorlar. Sınırlarının olmamasının sebebi bu. Aynı şeyi 2000 sonrası doğan nesil için söylemek çok zor. Onlar da asla maksimum zevk diye bir şey olmadığını öğrenmiş olan abileri, ablaları ve genç ebeveynlerinden zevkin bağımlısı olmamayı öğrenebileceklerdir. Kesin bir şey söylemek çok zor. Bunu bize sadece zaman gösterecektir.”

    Hazırlayan: Özgür Uysal

    Kaynak: cosmopolitanturkiye.com

  • Doğum sonrası cinsel isteksizlik

    Doğum sonrası cinsel isteksizlik

    Doğum yapan ve emzirmeye başlayan kadınların birçoğunda cinsel isteksizlik baş gösterebiliyor. Bunun sebebi de emzirme işleminin yüksek düzeyde prolaktin hormonu salgılamasıdır. Bu hormon, cinsel isteği azaltıcı özelliğe sahiptir. Yani doğum sonrası dönemde yüksek oranda salgılanan prolaktin, cinsellikte önemli rol sahibi olan estrojen ve androjen hormonları üzerinde baskı uygular. Bu durum da kadınların cinselliğe karşı bir soğukluk yaşamalarına yol açar.

    Bilhassa sorunlu bir emzirme dönemi geçiren, sütünün az olması konusunda sıkıntı yaşayan yeni anneler, bebeklerine yetemediklerini düşündükleri için mutsuz ve depresif olabiliyor. Bebeğini besleyemediğine inanan bu anneler, kendilerini yalnızca bebeği doyurabilmeye odaklar. Bu nedenle doğum sonrası, hormonal değişikliklerin yanı sıra bir de psikolojik değişimler yaşayan annelere cinsellik konusunda ısrarcı yaklaşılmaması gerekir.

    Cinsel isteksizlik süresi önemlidir
    Öncelikle kadınlarda görülen doğum sonrası cinsel isteksizliğin normal karşılandığı bilinmelidir. Fakat bu isteksizlik sürecinin uzaması bazı ciddi problemlere zemin hazırlayabiliyor. Bu konuda yapılan araştırmalar, kadınların yüzde 21’lik kısmının doğum sonrası cinsel anlamda tamamen isteksizlik yaşadığını, yüzde 20’lik kısmında ise ilk 3 ay boyunca cinsel isteklerinde azalma olduğunu göstermiştir.
    Hamilelik sonrası dış görünüş cinsellikten uzaklaştırabilir
    Hamilelik sürecinden geçen ve yeni doğum yapan kadınların, vücutlarının değiştiğini düşünmeleri cinselliği olumsuz yönde etkileyen diğer sebepler arasındadır. Çünkü hamilelik döneminde alınan kilolar ve vücudun bozulduğu düşüncesi kadınların psikolojisini bozabiliyor.

    Doğum sonrasındaki 6. haftadan sonra uygun egzersiz programı ve emzirmeyi takiben uzman tavsiyesi çerçevesinde uygulanabilecek diyetler yeni annelerin zayıflamasına yardımcı olabilir.

    Anneler, bebeklerinden başka bir şeyle ilgilenmek istemeyebilir
    Kadınların doğum sonrası yaşadığı cinsel isteksizliği başka farklı sebeplerin de tetikleyebildiği söylenebilir. Çünkü yeni bebek sahibi olan anneler, gününün büyük bir kısmını bebeğiyle geçirirler ve bebeğin ihtiyacı dışındaki her şeyden alakalarını keserler.

    Mevcut tüm enerjilerini bebekleri için harcadıklarından hem fiziksel hem de ruhsal olarak yorulabilirler. Bebeklerinden arta kalan zamanlarda yalnız kalmak ve dinlenmek isteyen anneler, bu nedenle cinsellikten uzak kalmak isteyebilirler.

    cinsel_isteksizlik
    Cinsel isteksizlik yaşayan kadınlara karşı sabırlı olunmalı
    Lohusa olarak adlandırılan doğum sonrası ilk 40 gün, anneler için bir iyileşme sürecidir. Kadınlar, fiziksel, ruhsal ve duygusal olarak toparlanmaya çalıştıkları bu dönemde cinsel ilişkinin genellikle fiziksel olarak acı vereceğine inanır. Bu zaman diliminde erkekler eşlerine karşı sabırlı olmalı ve onları desteklemelidir.
    Yeni anneye destek olabilirsiniz
    Doğumdan sonraki süreçte eşlerin yanı sıra aile büyükleri de anlayışlı olmalıdır. Yeni anneleri mutsuz edecek olumsuz eleştirilerde bulunulmamalıdır. Ayrıca aile büyükleri, yeni oluşan aileye zaman tanımalı, annenin bebeğiyle olan ilişkisine çok fazla müdahale etmemeli ve ev içinde gereğinden fazla kalabalık oluşturmamalıdır.

    Yeni babalar bebeğin bakımına aktif şekilde destek olmalıdır. Eşinin desteğini hisseden yeni anneler böylece, ilişkilerinin eski haline geri dönüş yapabilir. Fakat tüm bu desteklere rağmen annenin olumsuz davranışları, duygularının süresi ve şiddeti artıyorsa bir uzman desteğine başvurulmalıdır.

    Kaynak: Milliyet.com.tr / Pembenar
  • Yatakta seksi sözcükler…

    Yatakta seksi sözcükler…

    Eğer yatakta seksi sözcükler söylemek size göre değilse ve bu fikirden bile nefret ediyorsanız tabi ki hayır deme hakkına sahipsiniz.

    Fakat bu fikirden hemen vazgeçmeden önce bir deneyin.

    Birçok seksüel aktivite gibi bunu yapmayı öğrendiğinizde ve iyi olduğunuzu gördüğünüzde partnerinizi mutlu edebilirsiniz. Bu hareket size keyif verici ve hoş gelebilir.

    Bunu bir düşünün

    Onun kulağına birkaç kelime fısıldıyorsunuz ve o hızlı hızlı soluk alıp vermeye başlıyor. Konuşmaya devam ediyorsunuz ve o daha fazla tahrik oluyor. Sonunda sizi gerçekten istiyor ama siz “Henüz değil” diyorsunuz. Sizi daha fazla isteyene kadar konuşmaya devam edin.

    Ne demek istediğimi gördünüz mü? Bu öğrenmekten hoşlanacağınız bir şey. Eğer erkeğinizin sizinle tutkulu bir şekilde konuşmasını istiyorsanız ve o bunu bilmiyorsa ona bazı temel kuralları öğretin. Eğer yanlış yaparsa ona bunu söylemeyin ve kendini kötü hissetmesine neden olmayın.

    Neyi seviyor neyi sevmiyorsunuz paylaşın!

    Yetişkin olduğumuz için bu konu hakkında da yetişkin gibi konuşmak istiyoruz. Bu işin kuralı budur. İkiniz içinde neyin tahrik edici olduğunu bulmanız gerekiyor.

    Normal kelimelerden daha kaba kelimeler de hoşunuza gidiyor olabilir ya da tam tersi bazı kelimeleri partneriniz ağzından duymak size hiç hoş gelmeyebilir. Bunu onunla paylaşın aynı şekilde onun da paylaşmasını sağlayın. Seksi bulduğunuz sözleri de birbirinizle paylaşın. Ona bunu söylemekten çekinmeyin.

    Kelimelerin gücü

    Bazı çiftler kendi kelimelerini kendileri yaratmışlardır. Böylece başka insanların içinde de bunu konuşabilirler. Kalabalık bir ortamda ya da çocuklarının yanında bu cümleyi söylemek seksi bir yoldur.

    “Evet sana tam olarak bana ne yapmanı istediğimi anlatayım. İlk olarak beni tutkulu bir şekilde öpmeni istiyorum. Daha sonra elini karnıma koymanı ve daha sonra da pantolonumdan içeri sokmanı istiyorum.” Ne istediğiniz hakkında konuşmanız iyi bir başlangıçtır. Bunu yaptığınızda onun ne yapacağı konusunda ona yardımcı olmuş olursunuz. Bu konuşmayı daha da açık bir şekilde yapabilirsiniz. Bu onu mutlu edecektir.

    Bu konuşmanın en mükemmel tekniği onun yaptıklarından ipucu çıkartıp nasıl hissettiğinizi ona açıklamaktır. “Çok yorgunum” ya da “Bu çok güzel!” dediğinizde bunun sizi ne kadar bitkin ya da mutlu hissettirdiğini fark ettiniz mi? Aynı şey seks için de geçerlidir. Heyecanlı olduğunuzu belirtmeniz daha da heyecanlanmanıza neden olacaktır.

    Aynı zamanda bu tekniği partneriniz sizden uzaktayken, telefonda da kullanabilirsiniz. Telefonda seksi bir şekilde konuşun ve sanki yatak odasındaymışsınız gibi davranın. Ona fantazilerinizi anlatın. Bazı fanteziler hiçbir zaman uygulanmaz o yüzden telefon bunun için iyi bir araçtır. Tutkulu konuşmanın bir diğer avantajı da yaratıcı fikirlerin ve seçeneklerin ortaya çıkmasıdır.

  • Hamilelikte cinsel ilişkinin sakıncalı olduğu durumlar

    Hamilelikte cinsel ilişkinin sakıncalı olduğu durumlar

    Hamilelikte cinsel ilişkiye doktora danışılarak devam edilebilir. Ancak bazı durumlarda hamilelikte cinsel ilişki sakıncalıdır.

    Hamilelikte cinsel ilişkinin sakıncalı olduğu durumlar:

    Düşük tehlikesi varsa

    Erken doğum tehlikesi varsa

    Partnerin cinsel ilişkiyle bulaşan hastalığı varsa

    Genital siğil veya HPV lezyonları söz konusuysa

    Sebebi açıklanamayan vajinal kanama söz konusuysa

    Gebelik kesesinin erkek açıldığı ve suyun erken geldiği durumlarda

    Plasenta previa varsa

    Çoğul gebeliklerde son 3 ayda

    Tekil gebeliklerde son 1 ay cinsel ilişki sakıncalıdır.

  • Oral seks kanser ilişkisi

    Oral seks kanser ilişkisi

    Oral seks kanser ilişkisi.. Kanser riskinden ergenler hakkında söylenenlere kadar oral seks hakkındaki gerçekler.

    İstatistikler çoğu insanın ilk ergenlik yıllarından başlayarak oral seksle bazı deneyimleri olduğunu göstermektedir. Ergenlerin yarısından fazlasının ve yaşları 25 ile 44 arasındaki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 90’ının karşı cinsten biriyle oral seks yaptığını gösteren Amerika’da yapılmış anketler vardır.

    Oral seks kanser ilişkisi

    Oral seks yetişkin ilişkisinin zevkli, sağlıklı bir kısmı olabilir. Ama oral seksle ilgili bir çok insanın bilmediği bazı şeyler var.

    1. Oral seks gırtlak kanseri ile bağlantılıdır.

    Kanser? Evet, uzmanlar oral seksten gırtlak kanseri kapabilirsiniz diyor.

    Kansere sebep olan tek başına oral seks değil, oral seks de dahil seks sırasında kişiden kişiye geçebilen insan papilloma virüsü (HPV).

    Araştırmacılar bazı orofarinks (boğazın ortası) ve bademcik kanserlerine muhtemelen belirli bir tipteki insan papilloma virüsünün (HPV) sebep olduğunu buldular. HPV yaygın ama her zaman kansere sebep olmuyor. Oral seks sırasında HPV’ye maruz kalmazsanız kanser riskiniz yok.

    HPV ve orofarinks kanseri arasında bir bağlantı izlerinin 1980’lerin sonları ve 90’ların başlarında ortaya çıktığı biliniyor. Araştırmacılar o dönemler önceden pek de eğilimli olmamış insanlar arasında bu kanser çeşidinde bir artış fark ettiler.

    Gittikçe daha fazla sayıda sigara veya içki içmeyen, yaşları 40 civarında  insanı etkilemeye başladı, oysa önceki yıllarda bu kanserler genellikle sigara içmiş ve sert içkilerden aşırı derecede tüketmiş yaşlı insanlarda görülüyordu.

    2000’lerin başlarında bilim adamları bu daha yeni kanserlerin bir çoğunda HPV 16’yı bulmak için ileri DNA testlerini kullanabiliyorlardı.

    Nedenler arasına cinsel faaliyetin dahil edilmesi gerektiğinin açık hale geldi.

    2007’de The New England Journal of Medicine’da yayımlanan bir çalışma en az altı farklı partnerle oral seks yapmış insanlarda orofarinks kanserinde daha büyük bir risk olduğunu göstermiştir. HPV tip 16’nın DNA imzası çoğunlukla oral seks partneri sayısı fazla olan insanların kanserlerinde daha sık görünüyordu.

    Oral seks tüyoları için TIKLAYIN…!

    Kaç kişinin oral seks yoluyla HPV boğaz enfeksiyonu kaptığı veya bunların kaçının orofaringeal (ağız ve yutak) kansere yakalandığı ise istatistiksel olarak bilinmiyor.

    Boğazda HPV enfesiyonunun cinsiyet ayrımı yok, erkekler de kadınlar da enfeksiyona sahip olabilirler.

    Hatta en az yakalanma olasılığı olduğu düşünülen grubun, bu probleme sahip ilk grup olduğu görüldü. Bu grup yaşları 40 ile 50 arasındaki heteroseksüel erkeklerdi.

    Fakat doktorlar HPV’nin sebep olduğu ağız ve yutak bölgesi kanserlerini tedavi etmenin sigara ve içki gibi faktörlerin sebep olduğu kanserlerden daha kolay olduğunu biliyorlar.

    En iyi önleme yönteminin ne olduğu açık değil ama toplumsal farkındalık anlamında bu bilginin insanlara kesinlikle sağlanması gerektiği oldukça açık.

    HPV aşısının kullanımının yaygınlaştırılması bir yaklaşım olabilir ama oğlan çocuklarına HPV aşısı yapmak için bunun bir sebep olduğu yolunda genel bir iddiada bulunmaya yeterli çalışma olduğu da söylenemez. FDA, 9 ile 26 yaş arası erkekler için HPV aşısını onayladı- ama yalnızca erkek çocuklarda ve genç erkeklerde genital siğilleri engellemeye yardımcı olmak için, partnerlerinde HPV enfeksiyonuna gem vurmanın bir yolu olarak değil. Hastalık Önleme merkezi – CDC’nin İmmünizasyon Uygulamaları Danışma Kurulu 9 yaşın üstündeki erkek çocukların aşı olmasına izin veriyor ama bunu şart koşmuyor.

    2. Oral seks bazı yetişkin ilişkileri zenginleştiriyor, diğerlerini baskılıyor.

    Yetişkinler arasında oral seks ise bazı çiftlerde strese sebep olurken diğerlerinde yakınlaşmayı arttırıyor. Oral seksle ilgili stres, çoğunlukla eşlerden birinin hijyenle ilgili endişeleriyle alakalı.

    Eşlerden birisi yapmak istemeyebilir çünkü partnerinin tepkisinden endişe eder.

    Bazı insanlar da performansları hakkında- eşlerini memnun edecek kadar iyi yapmak- veya uygun karşılığı verip vermedikleri konusunda endişe edebilirler. Bazı insanlar gevşeyip öylece kabul edemezler.

    Cinsel güç dinamikleri de bunun bir parçası olabilir.

    Bazı insanlar yapmaya direnirler çünkü kendilerini biraz boyun eğdirilmiş hissederler. Bu insanlar için tavsiye edilen şöyle düşünmek: Dişlerinizin arasında çok önemli vücut parçaları var; peki böyle bir pozisyonda amir kim?

    Diğer insanlar ise oral seksi bir ‘ilişki güçlendirici’ ve bir eşle paylaşılan ‘oldukça samimi bir bağ’ olarak yaşıyor. Eşe bakmak ve gerçekten çok özel alana girdiğinizi görmeniz mümkün.

    3. Korunmadan oral seks yaygındır ama riskleri vardır.

    HIV, herpes, frengi, gonore, HPV ve viral hepatit dahil birçok cinsel yoldan bulaşan enfeksiyon oral seksle geçebilir.

    Oral seks güvenli seks değildir. Daha güvenli sekstir ama kesin olarak güvenli seks değildir.

    Riskler kaç tane cinsel partneriniz olduğu, cinsiyetiniz ve hangi oral seks eylemlerinde bulunduğunuz dahil bir çok farklı şeye bağlıdır.

    Bariyer koruma kullanmak cinsel yolla bulaşan hastalık kapma riskini azaltabilir. Bariyer penisi örten bir prezervatif veya vulva ya da anüs üzerine yerleştirilen plastik veya lateks ‘oral seks prezervatifi’ olabilir. Hazır oral seks prezervatifi yerine kesilip çarşaf haline getirilmiş bir prezervatif de kabul edilebilir bir bariyerdir.

    Ama çoğu insan oral seks için korunma kullanmaz. Bu yaygın inanıştır ve cinsel olarak aktif ergenlerde ve yetişkinlerde yapılan geniş çaplı anketlerle de ortaya konmuştur.

    2004’te Amerika’da, 1,155 bekar yetişkin ile cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve cinsel davranışlar hakkında yapılan anket, yüzde 91’inin oral seks için asla herhangi bir biçimde bir korunma kullanmadığını buldu.

    Uzmanlara göre, bunun olası sebebi, bir çok insanın cinsel yolla bulaşan hastalıkların ağız yoluyla yayılabildiklerini bilmemesi; ya da bilseler de sağlık risklerini çok ciddi görmemeleri.

    Korunmasız oral seksle cinsel yolla bulaşan hastalık kapma riski tipik olarak korunmasız vajinal veya anal seks yapmanın yarattığı risklerden çok daha düşük.

    Oral seks için bariyer korunma kullanma hakkındaki öğütler kişiden kişiye değişebiliyor. Tipik olarak prezervatif olmadan bir erkek partnere oral seks yapmak oral seksin diğer biçimlerinden daha riskli diyor.

    Örneğin birden çok erkek partnerle oral seks yapan bir erkek için prezervatif kullanmanın önemi vurgulanabilir.

    Eğer erkek bir kadına oral seks  yapıyorsa bunun düşük riskli bir temas olduğu düşünülür. Ama kadının düzenli partnerinde oral herpes varsa bunun tamamen farklı düşünülmesi gerekir.

    4. Oral seks ergenler arasında yaygındır.

    Bir çok genç, vajinal seksten önce oral seks yapar. Ve bu uzmanlara göre çok riskli değildir.

    Vajinal seksle kıyaslandığında, gençler bunun büyük bir mesele olduğunu gerçekten düşünmüyorlar.

    580 dokuzuncu sınıf öğrencisi (14-15 yaş) ile oral seks algılayışları hakkında yapılan 2005’te Pediatrics’te sonuçları yayımlanan bir anket çoğu ergenin oral seks yapmanın kendilerini sosyal, duygusal veya sağlık problemleri riskine sokmayacağını düşündüğünü gösterdi.

    2007’de yayımlanan takip çalışması yalnız oral seks yaptıklarını söyleyen ergenlerin vajinal seks veya vajinal ve oral seks yapmış ergenlerden daha az cinsel yolla bulaşan hastalık bildirdiklerini gösterdi.

    Yine de cinsel olarak aktif üç ergen grubunda da cinsel yolla bulaşan hastalıklar vardı.

    Yalnız oral seks yapmış olduklarını söyleyen ergenlerin yüzde 2’sinden biraz azı cinsel yolla bulaşan bir hastalık kaptıklarını söylerlerken yalnız vajinal seks yapmış olanların yaklaşık yüzde 5’i ve vajinal ve oral seks yapmış olanların yüzde 13’ü cinsel yolla bulaşan bir hastalık kapmıştı.

    Diğer cinsel aktiviteleri tercih eden gençlere göre yalnız oral seks yapan ergenler, ebeveynleriyle yaşadıkları sorunların, olumsuz duygular deneyimlemelerinin veya cinsel faaliyetleri yüzünden partneriyle ilişkilerinin kötüleşmesinin daha az olduğunu bildirmişlerdi.

    Ama ergenlerin oral seks hakkındaki hislerinde bir cinsiyet farklılığı görüldü.

    Erkekler kızlara göre daha fazla sosyal ve duygusal fayda iddiasında bulunmuştu. Kızlar daha fazla kullanılmışlık veya suçlu hissetme veya oral seksin ilişkiyi zedelediğini bildirmişlerdi.

    Bir başka ankette aynı gruptan 425 dokuzuncu sınıf öğrencisine, açık uçlu sorularla yaşıtlarının oral seks yapmalarının nedenleri hakkında ne düşündükleri soruldu.

    Oral seksin vajinal seksten daha az riskli olduğu düşüncesi 5. sırada geliyordu. İlk dört sebep ise şunlardı: 1) Haz arayışı, 2) İlişkileri iyileştirmek, 3) Popülerlik kazanmak, ve 4) Merak.

    Bu liste erkeklerde ve kızlarda farklılık göstermişti. Haz erkeklerin 1.numaralı sebebiydi, kızlar ise ana motivasyonlarının ilişkiyi iyileştirmek olduğunu söylemişlerdi.

  • Seviştikden sonra yapılacak en seksi şeyler

    Seviştikden sonra yapılacak en seksi şeyler

    Ön sevişmeyi çok uzun tutuyor, seks ise bulutların üzerinde uçuruyor. Bunların üstüne sevişme sonrasının sıradan olması çok saçma değil mi sizce de? Erkek arkadaşınızdan bir hamle beklemeye devam ederseniz, sonsuza kadar bu şekilde yaşayamak zorunda kalabilirsiniz. Yeni bir araştırmaya göre, kadınlar orgazm olduktan sonraki sürece çok fazla odaklanırken, bu hassas konu erkeklerin ilgi alanına pek girmiyor. Albright Üniversitesi’nde psikoloji profesörü ve aynı zamanda araştırmayı yöneten Susan Hughes “Bu konuya evrensel bir açıdan bakarsak, kadınlar bunu en önemli yakınlaşma işaretlerinden biri olarak görüyor.Erkekler ise içgüdüsel olarak yakınlaşma kısmını atlayıp hemen normal hayatlarına devam etmek istiyor” diyor. Artık karanlık mağaralarımızdan çıkıp bilinçlendiğimize ve erkekler daha çok sözümüzü dinlediğine göre istediğinizi ona söyleyebilirsiniz.

    İstediğiniz: Konuşmak

    Bağlılık hormonları olan oksitosin ve vasopressin sayesinde ikiniz de her zamankinden çok aşk dolu olursunuz. Ama erkek arkadaşınız yorgun olduğu için onun ilgisini çekecek veya onunla ilgili konuşma konuları seçerek çok fazla beyin gücü harcamaması konusunda ona yardımcı olabilirsiniz. Aşağıdakiler size yardımcı olabilir:

    – En sevdiği konuyu gündeme getirin: Seks. Sizi kendinizden geçiren hareketlerinden ve hatta vücudundan bahsedin, onları tekrar denemek isteyip istemediğini sorun.

    – Vücudundaki o yara izinin nasıl olduğu gibi bir konu açarak onun kendisi hakkında konuşmasını sağlayın. Veya ona iltifat edin. Sevgilinize odaklanarak, onun konsantrasyonunun daimi olmasını sağlayabilirsiniz.

    – Ona tropikal bir adada veya kalabalık bir şehirde mi yaşamak istediği gibi bir soru sorarak onunla oyun oynayın. Sorduğunuz sorular ne kadar rastgele olursa o kadar iyi olur. Amacınız karşılıklı hafif bir sohbet yaratmak değil mi zaten?

    Seks sonrası stratejik davranarak onu yeniden havaya sokabilirsiniz. Eğer hayaliniz ona sarılarak uyumaksa fonda hafif bir müzikle el ele tutuşmak sizi birbirinize yakınlaştıracaktır.

    İstediğiniz: Seksi okşamalarla onu baştan çıkarmak

    Orgazma ulaşmasının hemen ardından, kendisini oyun dışında kalmış hissederken, siz ise hâlâ istekli ve daha fazla orgazm olmak için hazır olabilirsiniz. Aşağıdaki senaryolardan birini canlandırarak hak ettiğinizi alabilirsiniz.

    – Bir şov gerçekleştirin. Kendinize dokunurken derin derin nefes alın. Bu sayede tahrik gücünüzü artırabilir ve sevgilinize ne kadar heyecanlı olduğunuzu belli edersiniz. Sonra ona davetkar bir şekilde gülerek görevi devralmasını sağlayın.

    – Oyuncaklardan faydalanın. Seks sonrası, bu tip oyuncakları denemek için en ideal zamandır. Üzerinize çikolata şurubu dökerek ondan dağınıklığı toplamasını isteyebilirsiniz. Erkekler böylesine seksi oyunlardan çok hoşlandıklarından dolayı, sevgiliniz de size itaat etmek konusunda çok rahat davranacaktır.

    – Duş alın. Sıcak su, kan akışını hızlandırır. Bu da sizi canlı ve heyecanlı tutar. Erkek arkadaşınızdan size duşta katılıp temizlenmek konusunda yardımcı olmasını isteyebilirsiniz.

    İstediğiniz: İkinci raund için onu teşvik etmek

    Sizin de bildiğiniz gibi, erkekler sevişmenin hemen ardından fazlasıyla hassas oluyor. Hatta onlara direkt olarak dokunmanızı bile istemeyebiliyorlar. Yavaşça başlayarak onu nasıl heyecanlandıracağınız ise tamamen size kalmış.

    – Yatağa atıştırmalık bir şeyler getirerek kan şekerinin yükselmesini bekleyebilirsiniz. Bu sayede ona dinlenmesi için zaman vermiş olursunuz. Bunu yeşil zeytin, üzüm veya küçük çikolatalarla yaparak modunun da yükselmesini sağlayabilirsiniz.

    – Yatak odasında çıplak dolaşarak görsel zevkine hitap edebilirsiniz. Cinsel arzular beyinde başlar ve çıplak vücudunuzu görmek bir görsel ipucu olduğundan dolayı fiziksel olarak tahrik olur.

    – Son olarak, onu dokunuşlarınızla çıldırtın. Küvete onunla birlikte girin, sırtı ve omuzları gibi hassas bölgelerini keseleyin. Bunu hemen sevişmenin ardından yapacağınız için vücut ısısı zaten yüksek olacaktır. Dolayısıyla onu hafif sıcak bir bezle rahatlatabilirsiniz. Sonrasında önünü döndürerek göğsüne masaj yapın. Bunu ağırdan alın ve aralarda onu ateşli bir şekilde öpün. Öpüşme esnasında salgılanan hormonlar libidosunu artıracaktır.

    İstediğiniz: Dokunarak uyuyakalmak

    Sevgiliniz, sevişme sonrasında kendisini çok yorgun ve terli hissedebilir. Bu yüzden sarılıp uyumak onda klostrofobik bir etki yaratır. Eğer teninin teninize değmesini istiyorsanız, bunu yapmak sizin elinizde.

    – Klimayı iyice açın ve yatıştırıcı müzikle seks havasından sıyrılıp rahatlama kısmına geçin.

    – El ele tutuşun. Kulağa çok basit geliyor ama el ele tutuşmak onun yakınlaşma isteğini artıran oksitosin ve prolaktin hormonlarının salgılanmasını sağlar.

    – Dip dibe yatmak yerine, birbirinizden biraz uzak durarak yatakta yayılın. O yüzüstü yatarken, siz yanında yan dönerek uzanın. Sırtına elinizi koyun ve bacaklarınızdan birini onunkine dolayın.

  • Cinsel terapi nedir

    Cinsel terapi nedir

    Cinsel işlev bozukluklarından dolayı bozulan ruhsal dengeyi sağlamak, yeniden cinsel eğitim vermek, düşünce ve duygu alışverişi kurmak, çiftlerin veya bireylerin kendilerini tanımalarını sağlamak, cinsel çatışmaları çözümlemek, bu çatışmalardan doğan kaygı ve gerginlikleri azaltmak, çiftler arasındaki ilişkileri iyileştirip olgunlaştırmak için kullanılan tüm teknik ve yöntemlere cinsel terapi diyebiliriz.

    İnsan davranışı ve cinselliği bedensel, psikolojik ve sosyal koşullardan etkilenir. Cinsellik salt cinsel organlarla sınırlı değildir. Cinsellikle ilgili duygu, düşünce ve çoğu hatalı olabilen yerleşmiş inançlar vardır. Cinsel sorunların ve bozuklukların ortaya çıkışında kişinin bedensel ve psikolojik özellikleri ya da ikili ilişkilerin dinamikleri etkili olabilir. Doğal olarak cinsel sorunların tedavisi de onun gelişmesine neden olan etkene göre değişebilir. Kişi ile görüşülerek sorunu ortaya çıkaran, yerleşmesine neden olanlar birlikte incelenir. Kişiye ve sorununa etkin olacak ilaç veya psikoterapiler seçilir. Cinsel sorun, tıbbi veya biyolojik nedene bağlı gelişmişse tedavisi ilaç veya diğer tıbbi tedaviler olacaktır. Bu durumda böylesi bir tedaviyi ürologlar, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ya da psikiyatristler yaparlar. Eğer cinsel sorun, psikolojik faktörlere bağlı gelişmişse veya tıbbi bir nedene bağlı olarak gelişmiş olsa bile psikolojik etkenler durumu ağırlaştırmışsa cinsel terapi gereklidir. Cinsel terapi ise cinsel alanda kendini geliştirmiş ve eğitim almış psikologlar, hekimler ve psikiyatri uzmanları tarafından uygulanabilir.

    Cinsel terapinin tedavi ettiği cinsel işlev bozuklukları; vajinismus, erken boşalma, sertleşme bozukluğu, disparoni (kadında ağrılı cinsel ilişki), kadın ve erkekte cinsel istek bozukluğu, kadında uyarılma bozukluğu, kadın ve erkekte orgazm bozukluğudur.

    Cinsel terapide öncelikle cinsel işlev bozukluklarının kişinin iç dünyasındaki bir çatışmadan mı kaynaklandığı, yoksa kişiler arasındaki bir çatışmanın etkisiyle mi oluştuğu araştırılır. Çünkü cinsel işlev bozuklukları sosyokültürel baskılar, cinsellikle ilgili bilgi eksikliği, önemli bir psikiyatrik hastalığın bir sonucu, çarpıtılmış ve olumsuz düşüncelerimiz veya basit bir stres durumundan kaynaklanabilir.

    cinsel terapi
    cinsel terapi

    Cinsel terapinin amacı, çiftin cinsel iletişimin düzeltilmesi ve geliştirilmesi, cinsel performans baskısından kurtulma, korku ve utanç duygularının
    giderilmesi, cinsel hayatını geliştirmek ve cinsel sorunları çözüme ulaştırmaktır.

    Cinsel terapi kısa süreli ve soruna odaklı odaklı bir psikoterapi yöntemidir. Cinsel soruna yönelik bir psikoteröpatik yaklaşımlar içerir. Cinsel terapiye başvuran kişinin eşiyle başvurması önerilir. Çünkü bu tedavi başarısını daha da artırmaktadır. Cinsel terapide öncelikli olarak çocukluktan itibaren öğrenilmiş olumsuz ve yanlış inanışların düzeltilmesi amaçlanır. Bu yüzden; öncelikle her iki partnerle ayrı ayrı görüşülerek cinsel öykü ve cinsel sorun öyküsü alınır. Sorunun alanları belirlendikten sonra tedavi hedefleri çiftle beraber saptanır. Görüşmelerin sıklığı, süresi ve temel ilkeleri belirlenir. Her cinsel işlev bozukluğuna özgü özel teknikler egzersizler yoluyla kişiye öğretilir. Cinsel iletişim ve yakınlığın arttırılmasına yönelik çiftlerin birlikte uygulayabileceği ev ödevleri verilir. İlişkileri iyi olan, aralarında sevgi ve güven bulunan çiftlerde cinsel sorunların tedavisi daha kolay ve çabuk olmaktadır.

    İyi bir cinsel terapistin, klasik cinsel terapi tekniklerinin yanı sıra davranışçı, bilişsel, dinamik, varoluşsal, gestalt gibi bireysel psikoterapi tekniklerini ve çift terapisi tekniklerini de çok iyi bilmesi gerekir. Terapide olumlu sonuca ulaşma oranı %98’dir. Çift tedaviye kararlılıkla devam ettiğinde birbirlerine destek olduklarında çözüm kaçınılmazdır.

    Uzm. Psk. Elif ARI APAKGÜN tarafından yazılmıştır.

  • Evlenmek üzere olan çiftlerin cinsellikle ilgili en fazla fazla merak ettiği sorular

    Evlenmek üzere olan çiftlerin cinsellikle ilgili en fazla fazla merak ettiği sorular

    İlk gece korkusu nedir?

    İlk gece korkusu bizim toplumumuzda sıklıkla yaşanan bir korkudur, gerdek gecesi cinsel ilişkiye girme konusunda çiftin duyduğu endişeyi ifade eder. Toplumumuzda genel anlayış cinsel ilişkiyi tam anlamıyla yaşamak için evlilik sonrasını beklemektir, bu nedenle hem kadın hem de erkek ilk geceyi düşünerek heyecanlanır, bazen bunu büyütüp kafasına takabilir.

    Bu kabusu daha çok kadınlar mı yoksa erkekler mi yaşıyor?
    Toplumca sanki ilk gece korkusu sadece kadınlarda varmış gibi görünse de, aslında bu kaygıyı hem erkekler de yaşar, yani ilk gece korkusu sadece kadınlara özgü bir durum değildir. Türk toplumunda kızlık zarına abartılı bir önem verilmektedir. İlk gece kadın canının yanmasından, acı ve ağrı duymaktan ve kanama olmasından korkar. Kanama beklentisi hem kadında hem de erkekte vardır. Kadın ilk gece hem kanama olmasından, hem de olmamasından korkar, çünkü çocukluğundan itibaren ”kızlık zarı kanar” denilerek yetiştirilmiştir ve kanamaması da önemli bir sorundur. Toplumda sanki ilk gece kadının başına kötü bir şey gelecekmiş gibi davranılır, bu nedenle de kadın ilk gece korkusu yaşar. Erkeğin ilk geceye dair farklı kaygıları vardır, kadının canının yanmasından korkarken erkek de başarısız olmaktan korkar. Cinsel güç, cinsellikteki başarı erkeklikle özdeşleştirildiği için ilk gece ereksiyon sorunu ya da erken boşalma yaşamak erkeğin kabusudur. Hem kadının hem de erkeğin korkuları birleşince ilk gece çoğu çift için sıkıntılı bir şekilde yaşanır.

    Düğünden hemen sonra gerdeğe girmek gerekli midir? Balayı beklense ne olur?
    Yoğun geçen nikah- düğünden sonra çift yorgun olur, bir de o gece cinsel ilişkiye girme mecburiyeti olunca üzerlerinde baskı hissedebilirler. Daha geleneksel ailelerde anne- babaların, akrabaların da baskısı olabilir. Kapıda bekleyenler, telefon edenler olabilir. Bu konuda çifti rahat bırakmak gereklidir. Neyi ne zaman yaşayacaklarına onlar karar vermelidir. İlk gece çok yorgunlarsa sarılıp uyuyabilirler. Daha öncesinde cinsel olarak birbirini tanımayan, hiç başbaşa kalmamış ya da birbirini ilk defa çıplak gören çiftler olabilir, onlardan hemen o gece birliktelik yaşamalarını beklemek çok da doğru olmayacaktır. Sonuçta önemli olan kadın ve erkeğin birbirine ve cinselliğe alışmasıdır. O gece dinlendikten sonra ertesi gün herşey daha keyifli olacaktır.

    İki tarafta çok heyecanlıysa ne yapmaları lazım?
    Eğer kadın ve erkeğin daha önce cinsel bilgi ve deneyimleri yoksa, birbirlerini evlilik öncesinde fazla tanıma fırsatı da bulmadılarsa heyecanlı olmaları doğaldır. Bu heyecanın nedeni aslında ilk cinsel ilişkiyi gözlerinde çok büyütmeleri ve abartmalarıdır. Kadın ve erkek eğer çok heyecanlıysa önce konuşup birbirlerini rahatlatmalı, endişelerini ve kaygılarını birbirleriyle paylaşmalıdır. Çift cinselliği birlikte öğrenecekse, birbirine karşı açık olmalıdır. Kadın ve erkek eğer birbirlerine destek olur ve cinsel konularda bilgilenirlerse sorun olmayacaktır.

    Çiftlerin, gerçekten vajinusmus ya da iktidarsız oldukları ne kadar denemeden sonra anlaşılır?
    Bir sorun eğer belli bir süre boyunca her cinsel ilişkide sürekli ve yineleyici biçimde ortaya çıkıyorsa o zaman onu sorun olarak kabul edebiliriz. İlk cinsel ilişkide kadın korkularından dolayı kendini kasabilir ya da erkek aşırı heyecandan dolayı ereksiyon sorunu yaşayabilir, bu onların vajinismus ya da iktidarsız oldukları anlamına gelmez. Ancak kadın her ilişkide kendini kasıyorsa, eşini yanına yanaştırmıyorsa, erkek vajinaya her yaklaştığında sanki bir duvar varmış gibi vajina kasılıyorsa o zaman vajinismustan söz edebiliriz. Vajinismus diğer cinsel işlev bozukluklarına göre daha erken anlaşılabilir, biz çiftlere ilk bir hafta içinde ilişki gerçekleşmezse bunun nedenlerini araştırmalarını öneriyoruz. İktidarsızlık tanısı için de kişinin en az 5 ay boyunca her ilişkide ereksiyon sorunu yaşıyor olması gerekiyor. Ara sıra her insan ereksiyon sorunu yaşayabilir, bunu çok büyütmemek gerekir, ama sürekli hale geldiyse o zaman tedaviye başvurulmalıdır.

    Cinsellik hakkında konuşmak yararlı mıdır? Yoksa ilişkinin büyüsünü bozar mı?
    Cinsellikten konuşmak çift için çok yararlıdır. Bizim toplumumuzda her şey el yordamıyla yapılıyor, ortada sorun olmadığı sürece konuşmaya da gerek duyulmuyor. Oysa ki konuşmak için illaki sorun olması gerekmez. En özel şeylerini paylaşan çift bunları konuşmaya çekinir, biz her zaman konuşmayı öneriyoruz. Konuşmak cinselliğin en önemli adımlarından biridir. Kadın da erkek de cinsellikle ilgili isteklerini, arzularını, beklentilerini ve kaygılarını birbirine ifade ederse hem aralarındaki güven gelişir ve o zaman cinsel yaşamlarında daha mutlu olurlar.

    İlk gece doğum kontrolünde kim korunmalı?
    İlk gece kimin korunacağına çift evlilik öncesinde karar vermelidir. Biz her çiftin evlenmeden önce cinsel danışma ve rehberlik hizmeti alması gerektiğini savunuyoruz. Bu henüz ülkemizde yaygın bir durum olmasa da, aslında evlenmeden ve sorunlar yüzeye çıkmadan önce yardım almak çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Evlilik öncesi cinsel danışmanlık ne demektir? Çiftin evlenmeden önce ilk gece, cinsel ilişki, cinsel organların yapısı ve doğum kontrol yöntemleri ile ilgili bilgi alması demektir. Böylece çiftin ilk geceye yönelik kaygıları da azalacaktır. Çift birlikte bir jinekoloğa ve cinsel terapiste başvurarak, cinsel konularda bilgi alabilir. İlk gece kadın doğum kontrol apı kullanabilir, ancak doğum kontrol hapına belli bir süre önceden başlamak gerekir, bunun için bir uzmandan bilgi almak en doğrusu olacaktır. Ya da erkek prezervatif kullanabilir, buna çift birlikte konuşarak karar verebilir.

    Kadın adet dönemindeyse geciktirici kullanabilir mi?
    Geciktiriciler bilinçsiz kullanıldığında hormonal dengeyi bozabilir, kadın önce muayene olmalı ve kadın- doğum doktorunun önerisine göre hareket etmelidir.

    Erkek ve kadın bu gece hakkında bilmediklerini kimle konuşmalıdır? En doğrusu arkadaş mı, aile mi?
    Çok eskiden sağdıçlık denilen bir kurum varmış, sağdıç evlenmeden önce erkeğe ilk gece nasıl davranması gerektiğini anlatırmış. Ancak artık böyle gelenekler yok ve çoğu çift ilk gece hiç birşey bilmeden yatağa gidiyor. İnternet kullanımının artmasıyla internetten edinilen yanlış bilgiler ve porno filmlerdeki abartılı görüntüler de özellikle erkeklerin cinsellikten ve eşlerinden beklentilerini arttırabiliyor. Erkekler tabi ki bu konuyu onlara anlatabilecek birileriyle konuşmalı, bu arkadaş da olabilir bir aile büyüğü de olabilir. Toplumumuzda kadınlara bilgi veren daha az, çoğu kadın cinselliği kimse ile konuşamıyor. Anne ile ya da abla, kuzen ya da aile içinde evli olan bayanlarla konuşabiliyor ancak çoğu zaman onlardan edindiği bilgiler doğru ve sağlıklı olmayabiliyor. Benim önerim yine çiftin evlilik öncesinde bir cinsel terapistten bilgi ve danışmanlık almasıdır. Uzmanlara başvurmak için mutlaka sorun yaşıyor olmak gerekmez, sorunlar ortaya çıkmadan önemlerini almak daha doğru olacaktır.

    Çiftlerden biri ilişki istemiyorsa, diğer taraf hiç talepkar olmamalı mıdır?
    Çiftlerden biri ilişki istemiyorsa bunun nedeninin araştırılması gerekir. Bu kişinin kendisiyle ilgili bir sorun mu yoksa eşinin ona karşı davranışı ve yaklaşımı ile mi ilgili, bunların değerlendirilmesi gerekir. Diğer eş eşine nasıl yaklaşması gerektiğini bilmeli, sorunun ne olduğunu sormalı ve çift duygularını birbirileriyle paylaşmalıdır. Bir tarafın ‘’ben ilişki istemiyorum’’ diyerek işin içinden sıyrılması da doğru değildir, diğer tarafın zorlaması da doğru değildir. Eğer ortada bir sorun varsa onun çözümü bulunmaya çalışılmalıdır.

    Utangaçlık ile hiç istememenin sınırı nedir? O sınırı kim çizebilir?
    Utangaçlık farklı bir şeydir, cinsel ilişkiyi istememe ise uzun vadede bir cinsel işlev bozukluğudur. Bu ikisini aynı cümlede değerlendirmek doğru olmaz, çünkü utandığı için cinsel ilişkiyi istememe gibi bir duruma rastlamıyoruz aslında. Özellikle kadın cinsellik konusunda ne kadar tutucu yetişmiş olursa olsun, ilk gece de dahil fazla utangaçlık yaşamıyor. Aslında kadının cinselliğe olan tavrını erkeğin davranışları belirliyor. Erkek karısına yatakta nasıl yaklaşacağını, nasıl davranacağını, onun ruhunu nasıl okşayacağını bilmelidir. Eğer erkek eşine doğru bir şekilde yaklaşırsa utangaçlık söz konusu bile olmuyor.

    En doğrusu, çiftlerin kendi aralarındaki uyumu sağlamaları için evlenmeden deneme yapmaları mı?
    Toplumumuzda evlilik öncesi ilişki çok hoş karşılanmadığı için, ”evlenmeden önce deneyin” deme hakkına sahip değiliz. Cinsel sorun yaşayan çiftlere baktığımızda bir genelleme yapmak da mümkün olmuyor. Bazen 5-10 yıl flört etmiş bir çift de sorun yaşayabiliyor, hiç birbirini tanımadan evlenen, evlenmeden önce el ele bile tutuşmamış çiftler de bize başvurabiliyor. Cinsel sorunlar çok boyutlu; kişisel özellikler, duygular, düşünceler, algılar, çiftin ilişkisinin samimiyet, sevgi, saygı düzeyi hepsi cinselliği etkiliyor. Çiftlere evlenmeden önce kendi ahlaki yargı ve sınırları içersinde birbirilerini tanımalarını önerebiliriz. Cinselliği belirli sınırlarda yaşayabilirler, bu zaten bir ihtiyaçtır, dürtüdür, çok fazla bastıramazsınız. Bastırdığınızda daha olumsuz sonuçlar ortaya çıkar. Çift evlilik öncesi konuşmalı, birbirini cinsel açıdan tanımaya çalışmalı, bu konuda bilgi edinmelidir. Neyi, ne kadar yapacaklarına kendileri karar veriler zaten.

    Psk. Gülüm BACANAK tarafından yazılmıştır.