Kategori: Cinsellik

  • Doğum sonrası seks ile ilgili ipuçları

    Doğum sonrası seks ile ilgili ipuçları

    Karnızındaki bebek doğup da onunla tanıştıktan sonra hayatınız bir süre eski düzenine girmeyecek ve eski halinize gelmeniz biraz zaman alacak bunun farkındasınız. Örneğin aldığını kiloları verip hamile kalmadan önceki halinize dönmeniz için biraz zamana ihtiyacınız var. Benzer şekilde yatak odası departmanı için de eski düzene dönmek biraz zaman gerektirebilir

    Doğum sonrası seks ile ilgili ipuçları

    Doğum sonrası genelde ilk 6 haftalık sürede cinsel ilişki olmamasını öneriyoruz. Bunun nedeni yeni annenin hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan kendini toparlaması ve bunun yanında olası bir enfeksiyon riskini en aza indirmek. Dünyanın kadın hastalıkları ve doğum konusundaki en saygın bilimsel dergilerinden biri olan British Journal of Obstetrics and Gynecology dergisinde yayınlanan bir makaleye göre yeni annelerin çoğu bizim bu önerimize uyuyorlar hatta daha uzun bile bekliyorlar

    Doğum sonrası seks
    Doğum sonrası seks

    Avusturalya’da bulunan Murdoch Children’s Research Institute araştırmacıları ilk kez anne olan 1507 kadın ile ilgili çalışmalarında doğum sonrası ilk cinsel ilişkinin ne zaman olduğunu sorgulamışlar. Buna göre 6. haftanın sonunda hastaların %41’i, 8. haftanın sonunda %65’i ve 12. haftanın sonunda %78’i vajinal seks yaptığını bildirmiş.

    İncelemede doğum sonrası ilk ilişki için beklenilen sürede en önemli etkenin doğum sırasında herhangi bir komplikasyon olup olmadığı ortaya çıkmış. Sezaryen olan, doğumda epizyotomi açılan ya da benzeri bir komplikasyon yaşayan kadınların bekleme sürelerinin anlamlı olarak 6 haftadan daha uzun olduğu saptanmış.

    Çalışma, doğum sonrası seks yaşantısının normale dönme süresi ile ilgili evrensel bir süre olmadığını göstermiş. Herşeyin 6 hafta sonra normale döneceği şeklinde kesin bir zaman sınırı herkes için geçerli değil özellikle de cinsel yaşantı konusunda.

    İyileşme ve normale dönme sadece fiziksel iyileşme anlamına gelmiyor. Ruhsal iyileşmenin de tamamlanması gerekli. Bir çok yeni anne bebeğinin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken çok meşgul ve yorgun olduklarından cinselliği düşünecek enerjileri kalmıyor. Bazıları ise doğum sonrası cinsel ilişkinin ağrı ve acıya neden olacağı korkusu yaşayabiliyorlar. Bunların hepsi normal ve insani davranışlar ve kadının bundan dolayı suçluluk duyması gereksiz ve anlamsız.

    Gebelik ve lohusalık döneminde cinselik ile ilgili en sık karşılaşılan 4 yanlış bilgi ise şunlar

    1. Gebelikte cinsel istek (libido) azalır

    Gebe bir kadının libidosunda azalma tamamen normal bir durumdur. Bu azalma özellikle yakınmaların fazla olduğu ilk üç aylık dönemde en fazladır. Ancak bu tüm gebeler için geçerli değildir. bazı kadınlarda artan hormonların etkisi ile libido artışı gözlenebilir. Özellikle gebelik ilerledikçe kadın kendi vücut hatlarını daha fazla beğenip kendini daha seksi hissedebilir. Pek çok çift dokuz ay boyunca tatminkar ve keyifli bir cinsel yaşantıya sahip olurlar. Burada önemli olan neyin normal neyin anormal olduğuna takılmamaktır çünkü normal diye bir şey yoktur.

    2. Seks bebeğe zarar verebilir.

    Gebelikte yaşanan cinsel ilişkinin bebeğe zarar vermesi olanaksızdır ancak bu yanlış inanış hemen hemen tüm kültürlerde inatçı bir şeklide varlığını sürdürmektedir. Bu korku çoğu zaman erkeklerde daha güçlüdür.

    Eğer erken doğum riski, plasenta previa, nedeni açıklanamayan vajinal kanama, rahim ağzında açılma gibi bir komplikasyon yoksa ve doktorunuz gebelik sırasında seksi yasaklamadıysa çoğu zaman cinsel ilişki anne adayı ve bebek açısından %100 güvenlidir. Ancak gebelik haftasına bağlı olarak ilişki poziyonlarında rutin dışına çıkmak gerekebilir. Gebeliğin yaklaşık 15-20. haftalarından itibaren sırt üstü yatmanın önerilmediğini aklınızdan çıkarmayın

    3.Doğum sonrası 6. haftada cinsel yaşantı başlamış olmalıdır.

    Eğer ilk 6 hafta içinde cinsel rutininize dönebildiyseniz tebrikler. Mutlu azınlığa dahilsiniz demektir. Az önce de belirttiğimiz gibi 6 haftada eskiye dönebilenlerin oranı sadece %40 civarında.

    6 hafta, doğum sonrası iyileşmeniz açısından en az gerekli süre ve pek çok kadın daha uzun zamana gereksinim duyuyor. Doğum sonrası genital organlarınız daha hassas ve enfeksiyonlara daha açık. Bununla beraber açılmış olan rahim ağzının eskisi gibi kapalı hale gelmesi de yaklaşık 6 hafta alıyor. Eğer doğumda epizyotomi açıldıysa bunun iyileşmesi de 6 hafta civarında gerektiriyor. Bu arada ilk defa bebek sahibi olan kadınlar içinde doğum sırasında en ufak bir yırtılma ya da kesi olmayanların oranının sadece %10 olduğunu hatırlatmakta yarar var. Bu nedenle ilk 6 hafta içinde vajinal ilişki önerilmiyor ancak cinsel istek varsa ilişki olmadan yaşana yakınlaşmalar çiftlerin birbirine yeniden bağlanmasına yardımcı olması açısından önemli

    Doğum sonrası seks ile ilgili ipuçları
    Doğum sonrası seks ile ilgili ipuçları

    4. İlk seferinde acı olur

    Hemen hemen her kadın doğum sonrası ilk cinsel ilişki sırasında canının acıyacağından korkar. Bu son derece normal bir korkudur ancak vücudunuza ve ruhunuza iyileşmesi için yeterli zamanı tanırsanız seks bir problem olmayacaktır. Her kadının kendini hazır hissetmek için farklı zaman sürelerine gereksinim duyduğunu mutlaka akılda tutmak gerekir. İlk seferlerde kuruluk olabileceğinden kayganlaştırıcıların kullanılması yarar sağlayacaktır. Bebeğinizi emziriyor olsanız bile doğum kontrolüne dikkat etmeyi ihmal etmeyin. Unutmayın hayat sürprizlerle doludur

     

    Kaynak: Dr. Ahmet Mumcu / mumcu.com

  • Ön Sevişme Hakkındaki Gerçekler

    Ön Sevişme Hakkındaki Gerçekler

    Ön Sevişme Hakkındaki Gerçekler… Kama Sutra kurallarına göre erkek; ilişkiye geçmek için kesinlikle aceleci davranmamalı. Önce eğlenceli bir konu hakkında konuşmalı, hatta bir iki kadeh hafif bir içki içmeliler. Hatta akabinde birlikte şarkı söylemeli ya da dans etmeliler. Sıcaklık yükselmeye başlamalı… Modern zamanlarda; hızlı yaşıyoruz. Şimdilerde birbirimize dokunmanın ne kadar eğlenceli olduğunu unutmuş durumdayız, İngiltere’nin en çok satan kitaplarından biri olan The Great Lover Playbook’un yazarı Lou Paget; “Ön sevişmeye yeterli zaman ayrılmıyor” diyor ve ekliyor, “Seks artık fast food yemek gibi oldu. Bir an önce sonuca ulaşmak istiyoruz.”

    Ön Sevişme Hakkındaki Gerçekler

    Jinekolog Dr. Ayşe öz ise “iyi bir ön sevişme, hoş bir seksi tam bir fenomene dönüştürebilir” diyor ve ekliyor; ” Kanınız daha hızlı akmaya başlar ve vücudunuz hassaslaşır. Kolunuza hafifçe dokunması bile sizi tahrik edebilir.” Hiç şüphesiz, kadınların yüzde 80’i ön sevişmeyi ne kadar uzun tutarlarsa orgazmı da o oranda garantilediklerini söylüyor. Aşağıdaki ön sevişme raporunu okuyun; şaşırtıcı buluşlar, uzman tavsiyeleri ve kendinizle ilgili keşifler sizi daha ciddi bir aşka götürecek…

    Ön Sevişmenin İdeal Süresi Nedir?

    10-20 dakika

    Kadın ve erkek üzerinde; ön sevişmenin ne kadar sürmesi gerektiğiyle ilgili bir araştırma yapıldı. 26 yaşındaki Jale; “ön sevişme sırasında kafamdaki tüm düşünceleri en aza indirgeyebiliyorum. Onun hemen işini bitirmek istediğini düşünmek ya da öyle hissetmek istemiyorum” diyor. Peki ya erkeklere göre?- 30 yaşındaki Mehmet; “Bazen üç dakika içinde her şeyi bitirmek istiyorum” diye itiraf ediyor ve ekliyor; “Ama sonra birbirimizin vücuduna ne kadar uzun süre odaklanırsak o kadar güzel bir seks yaşadığımızı ayırt ediyorum. En az 15 dakikamı ön sevişmeye ayırmam gerektiğini biliyorum. Bir kadını mutlu etmek bir tür ego tatmini aynı zamanda.” Belki de sırf bu yüzden erkeklerin yüzde 30’u ön sevişmenin yarım saat uğraşmaya değdiğini düşünüyor. Üzgünüz ama bu yüzde 30’luk kesimin telefon numaralarını size veremeyeceğiz!

    – “Bazı kadınlar sekste aradıklarını bulamadıkları için ön sevişmenin çok daha uzun sürmesini isteyebiliyorlar” diyor The Best You’ll Ever Have kitabının yazarlarından Shannon Mullen ve ekliyor; “Miktar için değil, kalite için çabalıyorlar olsa gerek!” 35 yaşındaki Selin ise “Manzaralı yoldan gitmek her zaman kısa yoldan gitmekten daha eğlencelidir. Ancak bazı geceler kısa yolları da tercih edebilirsiniz” diyor.

    Ön Sevişme Hakkındaki Gerçekler
    Ön Sevişme Hakkındaki Gerçekler

    Kadınların En Hoşuna Giden Ön Sevişme Taktikleri

    Evet; kadınlar ne tarz bir ön sevişmeyle çılgına dönerler? Yüzde 31’i boyunlarının ve omuzlarının öpülmesinden çok hoşlanıyorlar. Bunu yüzde 19 ile oral seks, yüzde 11 ile mastürbasyon takip ediyor. “Bir kadının kulak memesiyle omuzlarının arası tam anlamıyla bir tahrik bölgesidir” diyor The Great Lover Playbook kitabının yazarı Lou Paget ve ekliyor; “Sinir uçlarının yoğunluğundan dolayı, bu bölge oldukça hassastır.”

    Hiç kimsenin kaygılarının dikkatinizi dağıtmasına izin vermeyin. 28 yaşındaki Ceren; “Eşim kalçalarıma dokunduğu zaman utanıyorum” diyor ama köprücük kemiğine dokunduğu anda inanılmaz bir zevk alıyormuş.

    Biz kadınlar; bize tapılmasından hoşlanıyoruz. Tek sorun erkeklerin ilişkiye girme isteği. Shannon Mullen ise “Erkekler hemen genital bölgeye yoğunlaşıyor. Çünkü vücudumuzda dokunmayı en sevdikleri nokta orası. Partnerleri için de durumun aynı olduğunu sanıyorlar” diyor.

    Erkekler belki de yetiştirilişlerinden dolayı kadınlar kadar hassas bir vücuda sahip değiller diye düşünüyor, Newyork Center of Human Sexuality Başkanı Marian Dunn. “Erkek çocuklarıyla top oynayıp güreşirken, kız çocuklarını kucağımıza alır okşarız. Dolayısıyla erkekler yetişkin oldukları zaman, seks sırasında en hassas bölgelerine dokunulmasını isterler, başka şeylerin de hoşlarına gidebileceğini hiç düşünmezler” diye de ekliyor.

    31 yaşındaki Can ise kendi teorisini açıklıyor; “Erkekler keşfe çıkmaktan hoşlanırlar. Aşağıdaki bermuda üçgenini merak ederler. Bizi belin üst kısmında tutmanın tek yolu ne biliyor musunuz? Eteğinizi yukarı çekmek.”

    Erkekleri En Çok Baştan Çıkaran Oral Seks Yapmak Yaptırmak

    Erkeklerin en favori ön sevişme aktivitelerini listelediklerine asla inanmazsınız… Aslında inanmalısınız çünkü tamamıyla sizin düşündüğünüz gibi… 25 yaşındaki Ali diğer hemcinsleri gibi; “Sevişirken kız arkadaşımın aşağılara inmesine bayılıyorum. Doğum günü hediyesi almak gibi bir şey bu benim için” diyor. Erkekler partnerlerinin bu işin tamamıyla içinde olmalarından hoşlanıyorlar.

    “Aldıkları haz sadece fiziksel değil” diyor The Complete Idiot’s Guide To Amazing Sex kitabının yazarı Sari Locker ve ekliyor, “Erkekler kadın vücudunun tüm bölgelerinin kız arkadaşları tarafından kabul edilmesi fikrinden hoşlanırlar.” Ayrıca en fazla tedirgin olduğunuz konu olan seksi erken bitirme konusunda içinizi rahat tutabilirsiniz. Erkeklerin yüzde 78’i cinsel birleşme sırasında ara verilmesini o kadar da fazla önemsemiyor. Henüz erkeklerin oral seksten hoşlandıktan başlığının altındayken şunu da belirtmeden geçemeyeceğiz; erkeklerin yüzde 23’ü kendilerine oral seks yapılması kadar oral seks yapmaktan da hoşlanıyor.

    Buna ek olarak, daha fazla sayıda erkek en favori ön sevişme aktivitesini partnerine oral seks yapmak olarak tanımlıyor. 32 yaşındaki Raif; “Sadece tek bir bölgeye yoğunlaşmak çok güzel. Hamleler çok daha yavaş ve dolayısıyla tahrik edici oluyor. Bir anda dünyadaki her şeyi unutuveriyorsunuz” diyor.

    Ankete katılan kadınlar erkekler kadar şevkli değiller bu konuda. Sadece yüzde 5’i kendilerine oral seks yapılmasından hoşlanıyor. Ankete katılan kadınlardan biri; “Bazı erkekler yatakta öylece yatıyorlar. O yatarken siz aşağıda onu tahrik etmek için uğraşıp duruyorsunuz. O ise o anda sanki olayın bir parçası değilmiş gibi davranıyor” diyor.

    Lou Paget; “Çiftler pozisyon değiştirmeyi denemeliler. Böylece erkek olaya daha fazla dahil olabilir. Ayakta olmayı ya da oturmayı deneyin. Onu omzunuza elini koyması konusunda cesaretlendirin. Bir erkek karşısındaki kadına ne kadar fazla bakar, ona ne kadar dokunursa sekse o kadar dahil olur” diye tavsiyede bulunuyor.

    Erkekler Yönlendirilmek İstiyorlar!

    Evet; ankete katılan erkeklerin yüzde 55’i kadınların daha fazla ön sevişme direktifi vermesinden hoşlanıyor. “Detaylar çok önemlidir” diyor 34 yaşındaki Deniz ve ekliyor, “Hiçbir erkek, ne kadar olgun olup olmadığı önemli değil, garip bir şekilde kadının ne istediğini biliyor.” Ankete katılan erkek ve kadınların çoğu konuşmak yerine jest yapmayı tercih ediyorlar. “Anlatmak yerine göstermek her zaman en etkin taktiktir” diyor Shannon Mullen ve ekliyor; ” Bazen erkeklerin bazı şeyleri sizden duymaya ihtiyaçları vardır. Eğer, ‘Bu çok iyi hissettiriyor’ veya ‘Ah evet’ gibi şeyler söylerseniz, ‘birazcık sola demeniz gerektiğinde bu onda bir şok etkisi yaratmayacaktır.” 34 yaşındaki Mine için her şey sessiz olmaya bağlı. “Fısıltılar duyguyu daha canlı tutuyor ve hiçbir zaman hor görülmüyor” diyor.

    Ön Sevişmede Nelerden Vazgeçilebilir?

    Seksi canlandırma fikri gerçek hayatta pek de uygulanamıyor. Ankete katılanlara; ‘Hangi Ön sevişme aktivitesini hayatınızdan çıkarabilirsiniz?’ diye sorulduğunda nerdeyse erkeklerin yarısı ve kadınların yüzde 31’inin cevabı birlikte porno film izlemek oluyor. Bir sonraki vazgeçilebilir aktivite ise argo konuşmak… Ayrıca bazı temel aktiviteleri de küçümsememek lazım. Erkekleri en fazla heyecanlandıran ilk üç aktiviteden biri de partnerinin soyunuşunu izlemek. Ayrıca her iki cinsiyet de iyi bir öpüşmeyle heyecanlanıyorlar.
    Sadece küçük sürprizler ekleyin yeter! Lou Paget’e göre; yatakta yer değiştirmek, koltukta başlamak veya sol eliniz yerine sağ elinizi kullanmak ön sevişmeyi daha güzel kılıyor çünkü kendinizi acemi hissediyorsunuz. Acemi hissettiğinizde ise olaylar daha eğlenceli oluyor.

    ERKEKLERİN İLK BEŞİ

    1. Oral seks yapılması…
    2. Oral seks yapmak…
    3. Partnerini soyunurken izlemek…
    4. Boynunu ve omuzlarını öpmek…
    5. Dudaktan öpmek…

    KADINLARIN İLK BEŞİ

    1. Boyun ve omuz öpülmesi…
    2. Dudaktan öpmek…
    3. Belden aşağısının okşanması…
    4. Göğüslerinin ellenmesi…
    5. Oral seks yapılması..

    Kaynak: mahmure.hurriyet.com.tr

  • Türkiye’de cinsellik kadını hasta ediyor

    Türkiye’de cinsellik kadını hasta ediyor

    Korunmasız cinsel ilişki nedeniyle yaygınlaşan cinsel hastalıklar en çok kadınları etkiliyor. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için ilişki sırasında mutlaka prezervatif kullanmak gerekiyor.

    Cinsel ilişkiye girme yaşı düştü, hastalıklar tavan yaptı.

    Türkiye’de cinselliğe giriş yaşının düşmesi ve çok eşliliğin artması, cinsel hastalıklarda patlama yaşanmasına neden oldu. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aykut Coşkun konu ile ilgili olarak: Korunmasız cinsel ilişki ile kadınlar; “HIV (AIDS), HPV (genital siğiller ve rahim ağzı kanseri virüsü), herpes (genital uçuk), frengi- sifiliz, hepatit B, gonore (bel soğukluğu), şankroid(yumuşak yara), granüloma inguinale, mikoplazma, üreoplazma, klamidya, molluskum, kasık biti ve uyuz gibi birçok bulaşıcı enfeksiyon ile karşı karşıyadır. Bu enfeksiyonların hepsi cinsel ilişki ile geçmekte olup, kronik pelvik enfeksiyonlardan kronik pelvik ağrıya, kısırlıktan, rahim ağzı, vajina ve vulva kanserine, hepatit B virüsü ile karaciğer sirozuna kadar giden sistemik hastalıklara, HIV virüsü ile AIDS’e neden olmaktadır. Ayrıca bu enfeksiyon ajanları ile etkilenmiş kadınlar, aktif bulaştırıcı rolü de üstlenmektedirler. Erkeklerde ise; genital siğil, penis kanseri, kronik prostat iltihabı ve sistemik hastalıklara yine Hepatit’e ve AIDS’e sebep olmaktadır.

    Bebekler hasta doğuyor

    En çarpıcı nokta ise yeni doğan enfeksiyonlarıdır. Enfekte kadınların vajinal doğum ile dünyaya gelen bebeklerinde; vücutlarının değişik bölgelerinde frengi, siğil, uçukla karşılaşılabilmektedir. Ayrıca tüm doğum şekillerinde ise sistemik enfeksiyonlara maruz kalmaktadırlar.” dedi.

    Op. Dr. Aykut Coşkun sözlerine şöyle devam etti: “Günümüzde prezervatif sadece doğum kontrolü için kullanılan bir malzeme olmaktan çıkmalı gerçek amacının cinsel ilişkiyle bulaşan hastalıkların önlenmesi olduğu benimsenmelidir.”

    Op. Dr. Aykut COŞKUN

  • Kadınların düğün gecesi itirafları

    Kadınların düğün gecesi itirafları

    Kadınların düğün gecesi itirafları

    “Evlenene kadar kimseyle birlikte olmadım, düğün gecesi de annemi aradım ve ‘her şey hazır, şu iş nasıl yapılıyordu diye sordum.

    “Düğün gecemizde, sevişmenin ortasında durdum ve kocamla Pokemon muhabbetine başladım.”

    “En yakın arkadaşım, düğün gecemizde kocamla benim aramda uyudu çünkü çok utanıyordum ve korkuyordum.”

    “Düğün gecemizde cinsel birliktelik yaşamadık. Çantalar hazırlandı ve doğru Disney World’e.”

    dugun_gecesi

    “Düğün gecemizde cinsel birliktelik yaşamadık ve kocamla evliliğimizin verdiği heyecanla kıkırdayıp durduk.”

    “Düğün gecemizde cinsel birliktelik yaşamadık çünkü kaynanam yan odadaydı. Uyuyana kadar televizyon izledik.”

    “Düğün biter bitmez eşimle yemek siparişi verdik. O kadar açtık ki sekse sıra gelmedi.”

    “Düğün gecemizde cinsel birliktelik yaşamadık çünkü bütün geceyi köpeğimin halıya bıraktığı şaheseri temizleyerek geçirdik.”

    “Düğün gecemizde cinsel birliktelik yaşamadık, birbirimize sarılıp , birbirimizle ilgili sevdiğimiz şeyleri anlattık.”

     

     

    Kaynak: posta.com.tr

  • Vajinismus tedavisi gerçekten mümkün mü?

    Vajinismus tedavisi gerçekten mümkün mü?

    Vajinismus tedavisi, diğer cinsel işlev bozuklukları arasından bakıldığında en çok yüz güldürücü sonuçları veren ve başarı oranı en yüksek olan tedavi gurubudur. Öncelikle, vajinismusun tedavi edilebilir geçici bir rahatsızlık olduğunu bilmenizde fayda var. Vajinismuslu kadınlar, tedavide tam bir iyileşme gösterecekleri için de şanslıdırlar. Öyleki bu kişiler tedavi sonrası da vajinismus sorunlarının üstesinden gelmekle de kalmıyor; keyifli, mutlu, sağlıklı bir cinsel yaşantının içine de adım atmış oluyorlar. Vajinismus tedavisinin olabilitesine inanmanız, tedavinin büyük bir kısmını yani %51’ini başarıyla geçmeniz demektir. Ayrıca, vajinismus cinsel terapisinde genellikle hiçbir cerrahi müdahale ve diğer girişimsel müdahaleleri uygulamak gerekmez. Kadının tedavi süreci boyunca herhangi bir ilaç kullanması da istenmemektedir. Bizim üzerinde durduğumuz konu, kişinin vajinismus olmasını gerektirecek ne tür yaşantıların olduğu ve o kişi üzerinde neden bu kadar büyük bir etki yarattığı konusundaki meraklar ve araştırmalar olacaktır. Bu yüzden de tedavi planlaması her vajinismuslu kadına özel ve bireysel olacaktır. Bu konuda maalesef hala bazı yanlış tedavi tekniklerinin ve yöntemlerinin kullanılıyor olması, vajinismuslu hastaların bu tür tekniklerden haberdar olması ve doğal olarak bazı kadınların bu durumdan korkmasına, endişelenmesine ve mantığına aykırı gelmesine bağlı olarak tedavi alma girişimini de ne yazık ki geciktiriyor bu insanların.
    Yapılması gereken tek şey kadının iyi bir rehber olacak cinsel terapist bulması, her şeyi açıkça anlatması ve en önemlisi de iyileşme arzusunun olmasıdır. Kadın bunu yapmayı başardığı takdirde, cinsel terapistinin ona önereceği aşk oyunları adı verilen egzersizlerle, kendi kendini tedavi etmesi mümkün olacaktır. Vajinismus tedavisinde hiçbir baskı ve zorlama yoktur. Çiftin tedaviye birlikte gelmesi yaşanan cinsel sorunu tek tarafın sorunu, kusuru değil de çiftin sorunu olarak görmesi, ve bu süreçte erkeğin eşinin yanında olması ona destek olması, sözleriyle eylemleriyle eşine sadık olması ona gerekli güvenli ortamı sağlaması ve onun korkularına saygı duyması tedaviyi daha da verimli kılacak ve tedavi sürecini jet hızına çıkaracaktır.

    Vajinismus ertelenecek, geçiştirilecek, aksatılacak ”ha bugün ha yarın olur” diye beklenecek bir rahatsızlık değildir. Vajinismuslu kadınlarının bir çoğunun yaptığı hatadır bu aslında. Sizler erteledikçe; kaygılarınız, olumsuz düşünce içerikleriniz, başaramama korkunuz, performans anksiyeteniz her geçen gün artacaktır. Üzerine gitmediğiniz korkularınız her geçen gün sizi daha fazla esir almaya meyilli olacaktır. Bu durumla biran önce yüzleşip korkularınızı büyütmeden tedavi olmanızı öneririm. İnsanın doğası gereği belirsizlikler ve bilinmezlikler karşısında korku geliştirir. Her insanın belirsizlik ve bilinmezliklere verdiği tepki farklıdır, kimileri donar kalır, kimileri eyleme geçer, kimileri ise kaçar. Donup kalan, bu durumu görmezden gelmeye çalışıp kaçan bireylerdenseniz, bu durum size kısa vade de belki anlık bir rahatlık hissi verebilir ama uzun vade de pişmanlıklarla dolu bir yaşamın sizi bekleyeceğini sizlere hatırlatmak isterim. Lütfen eyleme geçiniz ve sandığınız gibi korkunç olmayan, aslında aşılması gereken basit o küçük tepecikleri gözünüzde nasıl büyük dağlara dönüştürdüğünüzü fark ediniz. Başlangıç için sadece birazcık cesaret, gerisi kendiliğinden gelecektir emin olun.
    Vajinismus, vajinanın bir kusuru, eksikliği ya da hastalığı değildir. Vajinismus yüreğin ve çoğu zaman da beynin bir kusurudur.
    Vajinismus kader değildir, alın yazısı değildir, tedavisi %100 olan geçici bir rahatsızlıktır buna emin olabilirsiniz.

    Ahmet Sevran Polat
    Uzman Klinik Psikolog & Cinsel Terapist

  • Vajinismus çözümsüz değildir

    Vajinismus çözümsüz değildir

    Vajinismus çözümsüz değildir.Vajinismus yeni evlenen çiftlerde en sık karşılaştığımız cinsel fonksiyon bozukluğudur. Vajinismus öğretmen, hemşire, avukat gibi her meslekten ve her sosyo ekonomik düzeyde görülebilen bir cinsel problemdir.
    Vajinismus sorunu yaşayan çiftlerin her denemelerinin sonucunda başarısızlıkla karşılaşmaları zamanla onları bu sorun sanki hiç çözülmeyecekmiş gibi bir düşünce geliştirmelerine neden olur. Oysa vajinismus bütün cinsel fonksiyon bozuklukları içerisinde en kolay çözülebilenidir.
    Aynı zamanda vajinismus(cinsel ilişkiye girememe) sorunu kadar bir çifti üzen başka cinsel fonksiyon bozukluğu yoktur. Bunun nedeni cinsel ilişkinin gerçekleşmemesi nedeniyle evlilik birliğinin tam sağlanamaması olduğu kadar evliliğin çok önemli bir aşaması olan çiftin ilişki duygusunun gelişeceği sırada yani evlilik başlangıcında ilk cinsel deneyim girişimlerinde ortaya çıkmasıdır. Çift her şey yolunda giderken bunun neden başlarına çıktığını bir türlü anlayamaz. Her şey belki yolundadır. Ama çok önemli bir şey hayatlarında eksiktir.
    Vajinismusla karşılaşan çiftler bunun sadece kendi başlarına geldiğini sanırlar. Kendileri gibi aynı sorunu yaşayan birçok kişinin olduğunu vajinismusun bilinen ve kesinlikle çözülebilen bir problem olduğunu öğrenmeleri onları bir parça olsun rahatlatır.
    Bu sorun hem kadının kendi kadınlığında eksiklik olduğunu düşünmesine hem de eşine karşı bir suçluluk hissetmesine neden olur. Erkekte ise eşine karşı öfke, istenmeme ve reddedilme duyguları oluşturduğu için önce gücenme daha sonra kırgınlık hissetmesine neden olur.
    Vajinismusun cinsel terapisi genellikle çiftin birbirini desteklemesi, terapi sürecine odaklanma ve cinsel terapistin klavuzluğu eşliğinde ilerleme ile tam bir düzelme ile sonlanır.
    Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin terapi için geç değildir. Eşler birbirleri ile iyi iletişim kurabildikleri, birbirlerini destekledikleri ve verilen ev ödevlerine motive olabildikleri sürece terapiden tam olarak yararlanmaktadırlar. Biz vajinismusun sadece bir giriş sorunu olmadığını insan cinsel davranışlarının birçok boyutunu etkilediğini gözlemliyoruz. Bu nedenle vajinismus terapisinde sadece penis girişine odaklanmayıp insan cinsel davranışlarının ve cinselliğinin tüm boyutlarını kapsayan bütüncül bir yaklaşımla yaklaşıyoruz.
    Bu bütüncül yaklaşım insan cinselliğine dahası kadın cinselliğine yaklaşmayı kadınların kaçınma ve korku davranışlarını tehdit edici ağrı, acı algılarının ve bundan korunmak için geliştirdikleri savunma ihtiyaçlarının üzerinde çalışma ve bunları çözümleme fırsatı sağlar. Bu çatışma alanları başarı ile çözüldüğü zaman kadın içinde var olan cinselliğini özgürce keyif alarak yaşayabilir ve bunun sonucunda çift cinsel aktivitelerinde birbirlerinden haz alıp haz verebilirler.

    Kaynaklar:
    1-Basson R,Wierman ME, vn Lankveld J. Summary of the recommendations on sexual dysfunctions in women. J Sex Med. 2010;7:314–26.
    2-Wimons JS, Carey MP. Prevalence of sexual dysfunctions: Results form a decade of research. Arch Sex Behav. 2001;30:177–217.
    3-Gillan. P.”Sex Therapy For Single people” Psycbology today.

    Shu. Güldane KAVGACI
    Aile ve Evlilik Terapisti &Cinsel Terapist

  • Vajinismus evlilik ilişkisini nasıl etkiler

    Vajinismus evlilik ilişkisini nasıl etkiler

    Vajinismus cinsel ilişki denemesi sırasında vajina kaslarının cinsel ilişkiye izin vermeyecek şekilde istemsiz olarak kasılmasıdır. Vajinismus, İlk gece korkusu cinsel ilişkiye girememe olarak ta tanınmaktadır.

    Vajinismus (cinsel ilişkiye girememe) cinsel birleşmeyi çoğu zaman tamamen engeller. Bu nedenle diğer evlilik sorunları ve cinsel sorunlar gibi göz ardı edilemeyecek bir sorundur.

    Vajinismus hem çiftin evlilik ilişkilerini hem de çiftin ebeveynlerini etkiler. Çünkü evlilik birliğini tehdit edici olarak algılanır ve çiftin bebek sahibi olmalarını engeller.

    İlk cinsel deneyim başarısızlıkla sonuçlandığında çift bunu düğün yorgunluğuna yorar ve balayında olur diye düşünürler balayı hayalleri kurmaya başlarlar ancak balayında da aynı şey olur. Cinsel ilişki gerçekleşmez. Bu seferde evimize gidince daha rahat oluruz diye diye düşünürler denerler ancak yine cinsel ilişki gerçekleşmez. Bu kez çift şaşırır, karışık duygular yaşamaya başlar ve giderek bir sorunla karşı karşıya olduklarını anlarlar. Her denemenin başarısızlıkla sonuçlanması giderek umutlarını ve cesaretlerini kırar, zaman geçtikçe öz güvenleri sarsılmaya ve başaramama korkusunu yaşamaya başlarlar.

    Kadın cinsel birleşmede acı duyacağı, kanama olacağı ya da kötü bir şeyler olacağı korkularına ilaveten başarısız birleşme girişimlerinden sonra suçluluk, yetersiz hissetme, aşağılanma ve ümitsizlik duygularına kapılabilir. Giderek işe yaramazlık ve yetersizlik duygularını derinden deneyimlemeye başlar.

    Kadın eşi kaybetme korkusu, eşin kendini aldatabileceği düşüncesi, hatta sorunun uzun süre devam etmesi halinde evliliğini kaybedeceği korkusu yaşamaya başlayabilir.

    Kadın kendi içinde bu sorunlarla boğuşurken erkek eşte bundan nasibini alır. Erkek eş kendisinin istenmediğini, reddedildiğini, sevilmediğini düşünerek eşe öfke duyabilir. Kendi içinde bu sorun sürekli bir anlam bulma çabası içerisindedir. Eşinin fiziksel bir rahatsızlığı olduğunu ya da kendisinin yanlış bir şeyler yaptığını ya da tekrar yanlış yapma korkusu yaşayabilir Hatta bazı vajinismus kocalarının kafası öylesine karışır ki kendisinde bir problem olduğunu düşünerek bir üroloğa gider. Bu kafa karışıklığının etkisi ile ne yazık ki alkolle deneme lokal anesteziler kullanma gibi yanlış vajinismus tedavilerine yönelerek vakit kaybedenler olur.

    Bu karmaşa içinde çift huzursuzlanmaya başlar ve dolayısıyla cinselliğe karşı ilgileri giderek azalma eğilimine girer. Ve evlilik ilişkileri de bozulmaya başlar. Evin içinde herkes havadan nem kapar bir konuma gelir. Birbirlerine karşı hoşgörü ve anlayışları zayıflar.

    Bazı vajinismus çiftleri sorunu hiç konuşmazlar. Sanki böyle bir sorun yokmuş gibi hayatlarına devam ederler. Ancak hayatlarında bir eksiklik olduğunu her iki eşte pek ala bilir ve bunun burukluğunu kendi içinde yaşar. Çoğu çiftte koca kadının problemin çözümü için atılımda bulunmasını tedavi arayışı için bir girişimde bulunmasını bekler. Ancak işin en ilginç yanı kadın da kendi içinde kocadan bu problemin çözümü için bir destek ve yardım bekler. Ancak kocadan bu destek bir türlü gelmeyince daha da üzülür ve kendi içine kapanır. Kocanın bunu umursamadığını hatta kendisini pek de istemediğini bile düşünmeye başlayabilir. Aynı şekilde adam da eşinin kendisini istemediğini ve çözüm konusunda pek de istekli olmadığını düşünür.

    Bazen çift böyle bir problemin başlarına gelmesini kabul edemez. Neden benim başıma geldi? diye sürekli sorgular. Kabullenmeleri zaman alır. Erkek kadını kadında erkeği suçlar. Her biri sorunun diğerinden kaynaklandığını düşünür.

    Diğer bir gurup çiftte vajinismusa inat eder gibi daha da bir birlerine yaklaşıp yaşadıkları bu sorunun evlilik ilişkilerini olumsuz yönde etkilemesine hiç izin vermezler. Böylece ileriye yönelik ortak kararlar alırlar.

    Çiftin ailelerinin bu durumu bilmesi durumu daha da karmaşık bir hale getirir. Ne yazık ki halen kültürümüzde ilk geceye ait çarşaf beklentileri vardır. Ayrıca yakın akraba, arkadaş çevrelerinden çocuğunuz olmuyor mu? ya da ne zaman olacak? beklentileri çifti daha da izole bir hayat yaşamaya mahkum eder. Ailelerde baskı, sürekli sorgulama gündemdedir. Genellikle kadının ailesi erkeği, erkeğin ailesi kadını suçlar. Ailelerden biri evliliğin bitirilmesi gerektiği yönünde görüş bildirebilir. Ya da her iki eşin ailesi gidilecek yer alınacak tedavi konusunda çifti sıkboğaz edebilir Sanki çiftin sorunları kendine yetmiyormuş gibi birde aileleri ile uğraşmak zorunda kalırlar

    İlk cinsel ilişki deneyiminin başarısızlıkla sonuçlanması genellikle yorgunluğa, düğün stresine ve gerginliğine bağlanır. Bir sorun olarak algılanmaz. Ancak her denemenin başarısızlıkla sonuçlanması çiftleri bir sorunla karşı karşıya oldukları ile yüz yüze getirir.

    Vajinismus bir çiftin evlilik ilişkisinin gündemine bir kez oturduktan sonra çiftin mahremiyet sınırlarını zorlamaya başlar. Bu konuyu aile büyüklerine açma ya da saklama konusunda bir gidip gelme ve dolayısı ile gerilim yaşarlar. Diğer taraftan bu konu çiftin mahremiyet sınırlarında kalması gereken bir konudur. Bazı çiftler tepkisel olarak aile üyelerinden birine bu konuyu açarken diğer bir grup çift her şey yolundaymış gibi bir yaşam sürdürmek zorunda kalırlar. Ancak evliliklerinde/ilişkilerinde bir şeylerin eksik olduğu düşüncesi içlerini kemirir.

    vajinismus_evlilik

    Her başarısız cinsel ilişki deneyiminden sonra çiftin morali daha da bozulur. Bazıları bu yüzden sürekli tartışırken diğer bir gurup çift bu konuyu hiç dile getirmez. Her bir eş bunu kendi içinde yaşamaya başlar. Zaman geçtikçe cinsel ilişki denemelerinin arası açılmaya başlar. Bunun arkasından denemeler tamamen kesilebilir. Artık her denemelerinin sonunda neyle karşılaşacaklarını deneyimlemişlerdir. Belli bir aşamadan sonra bu sorunun hiç çözülmeyeceğine bile inanmaya başlarlar.

    Bütün bunların sonucunda çift üyelerinden birinde ya da her ikisinde cinsel ilgi ve isteklerinde azalma, erkekte sertleşme ve erken boşalma görülebilir. Birbirlerine uygun olmadıklarını düşünebilirler.

    İlk başlarda bazı vajinismus kocaları sorunun çözümünü eşinden bekler. Daha doğrusu eşinin kafasında halledebileceği bir problem olarak görür. Çözüm olmadıkça eşine gücenmeye başlar. Ancak zaman geçtikçe bunun eşinin elinde olamadığını fark eder ve bu aşamadan sonra tedavi arayışlarına girişir. İlk başlarda kocanın sorunun doğasını anlayamamasından kaynaklanan bu tutumu kadını gücendirir ve üzer, anlaşılmadığını hisseder ve daha da içine kapanabilir.

    Diğer bir gurup erkek eşini daha da üzmemek için her şey yolundaymış gibi davranır. Hatta bazı kocalar tedavi sürecinde daha da utanacağını düşünerek adeta eşini koruyan bir tavır sergileyerek işi zamana bırakmanın en iyi yol olduğunu düşünürler. Bu yaklaşım zaman kaybetmelerine neden olduğu gibi çifttin problem yokmuş gibi davranmalarına hizmet eder. Sonuçta bu durum aralarında konuşamadıkları önemli bir problem olduğu için bir birbirlerine yönelik duygu geçişini yavaşlatabilir veya engelleyebilir.

    Vajinismus uzun süre devam ederse evlilik problemlerine yol açabilir. Çiftin evlilik duygusu çift olama duygusu geliştirmelerini zora sokar. Eğer kriz iyi yönetilmezse ailelerde bu işe müdahil olursa bazen boşanmaya kadar varabilir

    Diğer taraftan evliliklerde bir evlilik güveni, ilişki duygusu çift için ne kadar önemliyse, çift arasında aynı derecede önemli olan cinsel güven duygusu diye bir şey de vardır. Cinsel güven duygusu bir çift ilişkisinin sağlıklı yürütülebilmesi için en az evlilikte ki güven duygusu kadar önemlidir.

    Vajinismus (cinsel ilişkiye girememe) sorunu yaşayan çiftlerde ne yazık ki cinsel güven duygusunun gelişmesi zora girer. Bu nedenle vajinismus terapisi çiftin cinsel güven duygularının gelişmesi için aynı zamanda çok önemli bir fırsattır.

    Vajinismus çözümsüz değildir. Vajinismus konuya hakim deneyimli bir cinsel terapist rehberliğinde cinsel terapi ile kesinlikle çözülebilen bir kadın cinsel fonksiyon bozukluğudur. Çiftlere sorunu açıkça konuşmalarını birbirlerinin duygularını anlamaya çalışmalarını ve sorunun çözümü için birbirlerini desteleyerek ileriye yönelik kararlar almalarını, üzülmemelerini, ilişkilerini hırpalamamalarını vajinismusun tedavisi olduğunu bilmelerini özellikle belirtmek isterim.

    Çift vajinismus sorunu yaşarken ne kadar zorlanmış olursa olsun vajinismus terapisi sonucunda çiftlerden “biz asıl şimdi evlendik “ demelerini duymak ve çiftin gözlerindeki o pırıltıyı görmek bir cinsel terapist için değeri dünyada hiçbir şey ile ölçülemeyecek kadar kıymetli, son derece ödüllendirici ve keyif vericidir.

    Shu.Güldane KAVGACI
    Aile ve Evlilik Terapisti & Cinsel Terapist

  • Vajinismus olduğunuzu nasıl anlarsınız?

    Vajinismus olduğunuzu nasıl anlarsınız?

    Vajinismus vajinal giriş denemeleri sırasında vajen kaslarının istemsiz bir şekilde kasılarak cinsel ilişkiye izin vermemesi olarak tanımlanır. Vajinismus toplum tarafından ilk gece korkusu, cinsel ilişkiye girememe olarak da isimlendirilir.

    Vajinismus sorunu yaşayan çiftlerin bir kısmı öncelikle neye uğradıklarına şaşırırlar. Daha önce başlarına böyle bir şeyin geleceğini hiç düşünmemişlerdir. Diğer bir kısmının ise daha önceden ilk gece korkuları vardır. Hatta evlenme tarihi yaklaştıkça korkularda buna paralel olarak artar. Çiftler neden böyle bir sorun yaşadıklarına bir türlü anlayamazlar. Diğer bir gurup çift ise ilk başta vajinismus sorunu yaşadıklarını kabullenmekte zorluk çekerler. Diğer bazı çiftlerde eşlerden her biri bir diğerini suçlayabilir.

    Cinsel ilişkiye girememe(vajinismus) sorunu yaşayan kişi derinden bir üzüntü duyar. Ve ilk başlarda sık sık ağlarlar. Vajinismus sorunu yaşayan tek çift olduklarını düşünürler. Her cinsel ilişki denemesinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından kendilerine olan güvenleri sarsılır. Hatta bu problemi hiçbir zaman çözemeyeceklerine bile inanmaya başlarlar.

    Oysaki vajinismus cinsel terapiye mükemmel cevap verir. Cinsel ilişkiye girememe deneyimli bir cinsel terapist rehberliğinde kesinlikle çözülebilen bir cinsel sorundur.

    Siz vajinismus sorunu mu yaşıyorsunuz? Bunu anlayabilmek için aşağıdaki tipik belirtileri gözden geçirerek vajinimus olup olmadığınıza kendiniz karar verebilirsiniz

    vajinismus_belirtileri

    Cinsel ilişkinin hiç gerçekleşmemesi ya da ağrılı veya acılı olması.

    Cinsel ilişkiye girmekten korkma kaçınma ve ilişkiye girememe.

    O an geldiğinde vücudun tümünde ya da kalçalar ve bacaklarda kasılmaların olması.

    Sıklıkla bacakların kapatılması ve kendini geri çekme.

    Vajinismusun en temel belirtisi o an geldiğinde kişinin panik atak benzeri bir durum yaşamasıdır. Yani kişi eşini iter kasılır. Endişe korku kaygı duyar. Bilinç açık olsa da kontrolünü yitirir. Kontrol bilinç dışının eline geçer. Sanki kişi bilinç dışı tarafından negatif bir hipnoz transı haline getirilir. ( Keçe. 2008)

    O an geldiğinde korku, titreme, terleme, bunaltı veya bayılacakmış hissi yaşama.

    Cinsel ilişkide ağrı acı olacağı beklentisi.

    Cinsel ilişkinin ya hiç gerçekleşmemesi ya da kısmen (penis başı ya da penisin yarısının girişi) gerçekleşmesi.

    Her denemede aynı şeyle karşılaşma duvara çarpma ve girişin gerçekleşmemesi.

    O an geldiğinde vajinada ağrı acı hissetme.

    Başarısız cinsel ilişki denemelerinden sonra ağlama krizlerinin olması.

    Diğer bazı kişilerde cinsel ilişki gerçekleşse bile ilişkinin ağrılı ve acılı gerçekleşmesi.

    Kişinin cinsel ilişkiye girmeyi başarmayı çok istemesine rağmen bilemedikleri bir şekilde bir erteleme ve kaçınma davranışı ve tutumu göstermeleri.

    Bu sıkıntıları yaşayıp yaşamadığınızı gözlemleyerek vajinismus(cinsel ilişkiye girememe) sorunu yaşayıp yaşamadığınıza kendiniz karar verebilirsiniz. Çünkü ne yaşadığınızı en iyi siz bilebilirsiniz.

    Diğer taraftan yukarıdaki tipik belirtilerin hepsinin birden olması gerekmez. Örneğin vajinismus surunu yaşayan bazı danışanlarımın bayılma hissi ve korkusu yaşamalarına rağmen diğer bazılarında bu belirti hiç görülmez. Bazılarında o an geldiğinde titreme olurken bazılarında bu belirti hiç yoktur. Bazıları açık açık ağrı acı olacağından korkarken bazılarında bu korku yoktur ve sade o an geldiğinde kötü şeyler olacağından korkarlar.

    Eğer siz cinsel ilişkiye giremiyorsanız ya da kısmen cinsel ilişki gerçekleşiyorsa ya da cinsel ilişki ağrılı ve acılı oluyorsa ve o an geldiğinde bu belirtileri yaşadığınızı deneyimliyorsanız vajinismus (cinsel ilişkiye girememe) sorunu yaşıyorsunuz demektir. Bu sorunu yaşayan çiftlerin bazıları zamanla çözüleceğine inanıp zamanın akışına kendini bırakırlar. Bazı vajinismus kocaları bu sorunun eşlerin kafasında halledebilecekleri bir sorun olarak görüp eşlerinin kendi kafalarında bu sorunu zamanla kendi kendilerine çözeceklerine inanırlar.

    Diğer bazı grup çift her başarısız denemeden sonra artık yavaş yavaş deneme motivasyonlarını kaybederler. Yavaş yavaş denemelerin arası açılır deneme sayısı düşer ve zamanla hiç denememeye ve bu sorunu konuşmamaya başlarlar. Diğer bir grup çift ise paniğe kapılıp ne yapacağını şaşırır, acele ve hızlı tedavi arayışına girerler. Oysa bu yaklaşımların hiç birisi verimli ve doğru değildir. Yapılması gereken sakin olup biraz araştırıp bilgilenmek ve ardından yukarıdaki belirtilerin kendilerinde olup olmadığını ayırt etmeye fark etmeye çalışmalarıdır. Eğer vajinismus sorunu yaşadıklarını düşünüyorlarsa hiç vakit kaybetmeden bir çift olarak deneyimli bir cinsel terapiste başvurmalıdırlar. Çünkü vajinismus zamanla kendi kendine çözülmez. Ve kişide görülen kasılma ve kaçınmalar onun elinde değildir ve kesinlikle kontrolü dışındadır. Diğer taraftan vajinismus bütün kadın cinsel fonksiyon bozuklukları içerisinde cinsel terapiyle en mükemmel şekilde çözülebilen bir problemdir.

    O an geldiğinde kişinin kendini kasması kaçınması bacaklarını kapatması eşini elleri ile itmesi ve bir korku hali yaşaması kişinin kesinlikle kontrolü dışındadır. Bu nedenle çift birbirini suçlamamalıdır. Bir çift olarak birbirlerini destekleyerek bir cinsel terapist eşliğinde sorunun çözümü konusunda ilerlemek için ileriye yönelik adım atma konusunda karar birliğine varmalıdırlar.

    Vajinismus bir erteleme ve kaçınma rahatsızlığıdır. Çifti bugün olmaz yarın, bu hafta olmaz öbür hafta, bu ay olmaz öbür ay olur mantığı ile zaman kaybettirerek bir kısır döngünün içine sokar. Ne yazık ki bu geçen süre çiftin evlilik ilişkilerinin aleyhine işler. Zamanla cinsel ilişkiye girememe sorununa evlilik sorunları da eklenir. Çiftin yükü giderek ağırlaşır.

    Aynı zamanda vajinismus kişide özgüven sorununa neden olur. Özgüven kaybı hem kişinin zamanla bu problem hiç çözülmeyecekmiş gibi düşünmesine hem de evlilik problemlerine zemin hazırlar ve ilişkiyi yavaş yavaş olumsuz yönde etkilemeye başlar. Vajinismus çifti inanılmaz derecede üzen ve hırpalayan bir problemdir. İyi haber şu ki vajinismus çözümsüz değildir. Vajinismus cinsel terapi ile mükemmel bir şekilde çözülebilir bir problemdir.

    Acaba benim de iyi bir yaşantım olacak mı, bu sorunu çözebilecek miyiz? Diğer çiftler gibi keyifli bir cinsellik yaşayabilecek miyiz? diye kendinize soruyorsanız kesinlikle özlediğiniz bu yaşantıya kavuşacaksınız. Bunun için yapmanız gereken deneyimli bir cinsel terapiste başvurup onun rehberliğinde ilerlemenizdir.

    Biz Sentez Vajinismus Terapi Merkezi olarak çiftlerimize vajinismustan korkmamalarını mutlaka bir çözümün olduğunu bilmelerini ve terapi süreci boyunca bir çift olarak hareket etmelerini ve birbirlerini desteklemenin ne kadar önemli olduğunu bilmelerini tercih ve tavsiye ederiz.

    Kaynaklar:

    1- Keçe. Cem “Vajinismusun üstesinden gelmek “ütopyagrafik, 2008

    2-Kaplan.H.S., The New Sex Therapy, New York :Buruner/ Mazel,1974.

    3-Gillan. P.”Sex Therapy For Single people” Psycbology today.

    Shu.Güldane KAVGACI
    Aile ve Evlilik Terapisti & Cinsel Terapist

     

    Psk. Dan. Güldane KAVGACI tarafından yazılmıştır.

  • Cinsel isteksizlik : buz dağının görünen kısmı

    Cinsel isteksizlik : buz dağının görünen kısmı

    Öfkenin işaretleri olarak sinirden kıpkırmızı olmuş yüzleri, en yüksek perdeden gelen bağırışları, sertçe çarpılan kapıları görürüz. Ancak öfke çok başka işaretlerle de kendisini belli eder. İnsan öfkeli olduğunun farkına varmadığı ya da anlasa da kabul etmek istemediği zamanlarda içinde biriken öfke, uyuşukluğa ve sonrasında cinsel isteksizliğe dönüşür.

    Öfkemizi Neden İfade Edemeyiz ?

    Partnerimize kızgın olduğumuzda, bu kızgınlık sonucu uyuşuk ve melankolik bir ruh haline kapılır ve onunla seks yapmak istemeyiz. Öfkemizi görmezden gelmeyi yeğlememizin de 2 nedeni vardır.

    1-) İlk olarak bizi sinirlendiren olaylar biz daha onların farkına varmadan, son derece hareketli ve kaotik ortamlarda (kahvaltı sırasında, çocukları okula gönderme telaşında vs.) o kadar çabuk gerçekleşir ki öfkemizin nedenini tam olarak belirleyip onu ifade etmeyi başaramayız. Ok yayından çıkıp bizi yaralamıştır bir kere ancak okun zırhımızı tam olarak nasıl ve ne zaman deldiğini saptamak için gerekli verileri ve bağlamı zihnimizde yeniden oluşturamayız.

    2-) İkinci neden ise öfkemizin farkında olduğumuz zamanlarda bile onu ifade etmekten genellikle kaçınmamızdır. Bizi yaralamış olan şeyler gözümüze o kadar küçük, önemsiz ve saçma görünür ki onları dile getirdiğimizde karşımızdakinin bize gülmekten kendisini alamayacağını düşünürüz.

    Sessiz Savaşın Kaybedeni İlişki Olur

    Sakin geçen bir hafta boyunca bir taraf ötekinin attığı o küçük oklardan düzinelercesine hedef olur ve kendisi de bunlardan karşı tarafa düzinelerce atar, hem de ne oklara hedef olduğunun, ne de kendisinin ok fırlattığının farkına vararak. Bu yaraların izleri, çiftin arasına giren o belli belirsiz soğuklukta görülür; zaman içinde bu soğukluk çiftin seks yapma isteğini öldürür, çünkü seks keyifsiz olduğumuzda, özellikle de bunun farkında bile olmadığımızda karşımızdakine vermekten kolaylıkla vazgeçtiğimiz bir hediyedir. Bu durum sık sık daha da kötüleşip içinden çıkılmaz bir hal alır. Partnerini istemeden yaralamış olan taraf, seks yapma isteği reddedilerek cezalandırılır. Bu da reddedilen tarafın daha da üstü kapalı oklar atmasına neden olur. Oklara hedef olan taraf ise aldığı yaraların farkına varamaz, varlıklarını bile bilmediği bu yaraları tedavi etmek için de çaba harcamaz. Bir türlü kapanmayan bu yaralardan dolayı kendini geri çeker ve saldırır, ancak bunları neden yaptığını ne kendisi ne de partneri bilir.

    ”Bugün Havamda Değilim”

    Güvenilir bir iş arkadaşı, sevgi dolu bir dost ve topluma yararlı bir birey olarak görülen iyi niyetli ve mantıklı kişilerin arasında bile aşağıdaki gibi bir patlama yaşanır:

    CEM: Sen aslında benimle hiç sevişmek istemiyorsun, öyle değil mi?

    FUNDA: Hayır istiyorum tabii de, bugün havamda değilim.

    CEM: Hep aynı şeyi söylüyorsun.

    FUNDA: Hayır, söylemiyorum. Kendimi buna mecbur hissetmek istemiyorum sadece.

    CEM: Ben seni hiçbir şeye mecbur etmiyorum!

    FUNDA: Baksana şu haline. Tabii ki ediyorsun.

    CEM: Acaba frijit misin diye düşünüyorum bazen.

    FUNDA: Ben de senin iğrenç bir adam olduğunu düşünüyorum.

    CEM: Ben salonda yatacağım.

    FUNDA: Umurumda değil, nerede istiyorsan orada yat.

    Dünyanın her yerinde her an yüzlerce belki de binlerce bu tür konuşmalar yapılır. Zaman kaybına ve ruhsal sorunlara neden olan bu konuşmalar aslında son derece gereksizdir; çünkü birbirlerine şu an ne kadar hakaret ediyor gibi görünseler de her iki taraf da birbirini gerçekten sevip kibar olmayı bilen kişilerdir, ancak bunu yeniden anımsamaları için öfkelerinin nedenlerini saptamaları gerekir.

    Günümüzde, çiftlerin birbirlerine neden ok attıklarını ve ilişkilerin neden sona erdiğini bilecek kadar insan denen varlığı tanımış durumdayız. İlişkilerin sona ermesinin nedenleri, psikoloji kitaplarında duygusuz ve net bir dille açıklanmıştır. İstediğimiz bütün bilgiler o kitaplarda durur, ancak bir kurnazlık yapıp kriz anlarında bize bir türlü yardımcı olmaz. Böyle kriz anlarında önerilerini dinleyeceğimiz, nesnel gözlemcilere ve zihnimize iyi düşüncelerin yerleşmesini sağlayacak mantralara gereksinim duyarız. Bunu şüphesiz daha düzgün işleyen bir DÜNYA, çiftlerin birbirleriyle savaşlarına bir son vererek, onları sessiz bir odaya davet ederek yapacaktır. Dünyanın, en azından ülkemizin bu seviyeye gelmesi zaman alabilir. Siz bir şeyler yapmak isterseniz evlilik terapisi deneyimi bu ihtiyacınızı fazlasıyla karşılayacak, özleminizi duyduğunuz ilişki için size mentörlük edecektir.

    Sevgiyle Kalın

    Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

    Cinsel Terapist & Çift Terapisti

  • Öpüşme hakkında 10 şaşırtıcı bilgi

    Öpüşme hakkında 10 şaşırtıcı bilgi

    6 Temmuz, 1990 yılından bu yana ‘Dünya Öpücük Günü’ olarak kabul ediliyor. ABD’li bazı uzmanlara göre öpüşmek bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor, iç huzuru artırıyor ve yaşlanmayı yavaşlatıyor.

    İşte öpücükle ilgili 10 şaşırtıcı bilgi:

    Dünya öpüşme rekorunu 58 saat 35 dakika 58 saniye ile Taylandlı bir çift elinde bulunduruyor. Çift, rekor kırabilmek için yemek yerken, su içerken, hatta tuvalete gittiklerinde bile dudaklarını birbirinden ayırmadı.

    Normal bir öpücük ile dakikada 6,4 kalori yakmak mümkün. Buna göre öpücük rekorları Taylandlı çifte yaklaşık 24 bin 120 kaloriye mal oldu.

    Ancak öpüşmek her kültürde hoş karşılanmıyor. Hatta “özgürlükler ülkesi” Amerika’da bile… Örneğin Connecticut ve Michigan’da pazar günleri kadınların öpülmesi yasak. Maryland’da ise kamuya açık alanda bir saniyeden uzun öpücükler yasaya aykırı.

    Fransızlar ve İtalyanlar günde ortalama 7 kez öpüşürken, Almanlar günde ortalama dört kez öpüşüyor.

    Öpüşmenin de bilimi var: Filematoloji. Bilim insanlarının yaptığı araştırmalara göre öpüşürken insanların üçte ikisi başını sağ tarafa yatırıyor.

    Öpüşmek bağışıklık sistemini güçlendiriyor, tükürük üretimini artırarak diş taşı oluşumunun önüne geçmeye yardımcı oluyor.

    Öpüşmek farkı kültürlerde farklı anlamlara geliyor. Örneğin Japonya’da öpüşmek sadece cinsellik öncesinde yapılırken, Fransızlar selamlaşmak için birbirlerinin yanaklarına üç öpücük konduruyor.

    Öpüşmek aslında içgüdüsel bir eylem ve sadece insanlara özgü de değil. Primatlar, gagalarını birbirine bastırmak suretiyle kazlar, hatta hortumlarını birbirlerinin ağzına götürmek yoluyla filler de öpüşüyor.

    Öpüşmek 100 milyar sinir hücresini uyarıyor. Mutluluk hormonu ve adrenalin salgılanmasına yol açıyor. Kalp atışlarını hızlandırıp, kan basıncı ve vücut sıcaklığını yükseltiyor.

    Öpüşme sırasında 60 miligram sıvı, 0,5 miligram protein, 0,15 miligram salgı maddesi, 0,4 miligram tuz ve yaklaşık 22 bin bakteri değiş tokuşu yapılıyor.

    Kaynak: DW Türkçe

    Fotoğraflar: AFP