Kategori: Cinsellik

  • Mikoplazma Genitalium AIDS’ten beter

    Mikoplazma Genitalium AIDS’ten beter

    İngiliz doktorlar Mikoplazma Genitalium adı verilen bir bakterinin yol açtığı ve cinsel yolla bulaşan yeni bir hastalığın dünyada hızla yayıldığı konusunda uyardı.

    Sadece İngiltere’de 16-44 yaş arası nüfusun yüzde 1’inde bu hastalık görülüyor.

    HASTALIK KENDİSİNİ BAKIN NASIL GÖSTERİYOR

    Hastalık kendini kusma, testis ağrısı, karın ağrısı, kadınlarda cinsel ilişki sonrası kanama olarak gösteriyor.

    HASTALIK KISIRLIĞA NEDEN OLUYOR

    Hastalık kısırlığa ve düşüğe de neden oluyor. İngiliz doktorlar hastalık konusunda uyarı yayınladı.

  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar

    “Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, dünyada olduğu gibi ülkemizde de oldukça yaygın. Cinsel ilişkiye başlama yaşının giderek düşmesi ve çok eşliliğin artması, cinsel yolla bulaşan hastalıkların görülme sıklığını artırdı. Bu hastalıkların en bilindik türleri olan AIDS, Hepatit B ve C enfeksiyonları, prezervatif kullanılarak büyük oranda engellenebiliyor. Ancak gonore (bel soğukluğu), sifiliz (firengi) ve klamidya (chlamidia) gibi virüs enfeksiyonlarında prezervatif tek başına yetmiyor. Bunlar kanama, akıntı ve ağrı gibi vücut genelinde belirtiler gösterebiliyor. Burada ele aldığımız HPV, molloscum contagiozum ve HSV2 ise cinsel yolla bulaşan deri hastalıklarıdır. Bu hastalıkların en tehlikeli yanı, tensel temasın bulaşması için yeterli olması ve prezervatifin engelleyememesi. Üstelik viral enfeksiyon olduklarından, vücuttan tamamen atılmaları da çok güç. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kişisel değil toplumsaldır. Hem kendinizi hem partnerinizi korumak adına
    güvenli cinsel yaşamı tercih etmelisiniz.”

    HPV (Genital Siğiller)

    “Her iki cinste, genital bölge veya anüs çevresinde deri ile aynı renkte, kabartılı düz lezyonlar veya et beni benzeri döküntülerle kendini gösteren, son derece bulaşıcı bir hastalıktır. Tedavisinde topikal kremler, koterizasyon (yakma işlemi) veya kriyoterapi (dondurma işlemi) gibi yöntemler uygulanıyor. Hastalık, virüs kaynaklı olduğundan, yeniden nüksedebiiliyor. Dolayısıyla kesin
    bir tedavisi yok. Onu tehlikeli yapan şeyse, kadınlarda rahim ağzı, her iki cinste baş-boyun kanserlerinin baş sorumlusu olması.”

    HSV-2 Enfeksiyonu

    “Her iki cinste, kasık ve anüs bölgesinde, dudak kenarında görülen uçuk benzeri yaralara neden oluyor. Bazen ağrılı olabiliyor. Penis başında görülüp içeriye doğru genişleyebiliyor. İdrarda
    zorlanma ve yanmaya neden oluyor. HSV-2 enfeksiyonu da tedaviye oldukça dirençli ve vücuttan tamamen atılması çok zor. Üstelik sık tekrarlama özelliği, kişinin yaşam kalitesini ciddi
    ölçüde etkiliyor. Çoğu hastaya topikal kremler ve ağızdan anti-viral hap tedavisi öneriliyor.”

    Molloscum Contagiozum

    “Her iki cinste, genital bölge veya anüs çevresinde beyaz uçlu sivilceye benzeyen ama farklı türde bir cilt döküntüsü oluşur. Pox virüsünün yol açtığı bu viral enfeksiyon da son derece bulaşıcıdır. Tıpkı HPV gibi bu hastalığın da ilk aşama tedavisi, topikal krem ve solüsyonlarla yapılıyor. İlerleyen vakalar içinse koterizasyon ve kriyoterapi tedavileri uygulanıyor. Bazı durumlarda tedavi edilmeksizin kendiliğinden gerileyebildiği gibi, bazen de çok dirençli olup çok sayıda lezyonla kendini yeniden gösterebiliyor.”

    Nasıl Önlem Alınır?

    “Güvenli olmayan cinsel hayat sadece cildi değil, hayatı da tehdit edebiliyor. Örneğin oral seksle bulaşan HPV virüsü, ağız içi ve boğaz mukozasında kanser oluşturma riskinde bir numara. Prezervatif birinci kural olsa da, çoğu zaman (özellikle temasla bulaşan hastalıklarda) yeterli olmaz. Bu noktada güvenli seksin önemi ortaya çıkıyor. Rastgele partner seçimi yapmamak,
    çok sık partner değiştirmemek, cinselliği yaşarken dikkatli olmak gerekiyor.”

  • Adet dönemin hamile kalınır mı?

    Adet dönemin hamile kalınır mı?

    Adet dönemin hamile kalınır mı ? Seksle ilgili efsanelere hepimiz bayılıyoruz itiraf edin. “Bizim kuzen şunu yapmış böyle olmuş”, “Bir arkadaşım var sevişmeden önce peynir yemiş de bilmem ne olmuş” gibi pek de gerçekle ilgisi olmayan şeyleri hem anlatmaya hem de dinlemeye bayılıyoruz.
    Adet döneminde hamile kalınmaz efsanesi de bunlardan biri.
    Adet döneminde cinsel ilişkinin zararlı olmadığını hepimiz biliyoruz. Tercih edilir edilmez orasını bilemeyiz. Kişinin kendisine kalmış bir durumdur. Lakin adetliyken hamile kalınmaz gibi kesin bir düşünce yanlıştır. Adetliyken kesinlikle hamile kalmazsınız garantisini vermek mümkün değildir.
    Uzmanlara göre pek çok kadın “Adet dönemindeyim, hamile kalmam” diye düşünerek korunmasız seks yapmaktadır.
    Görülen her kanamanın adet kanaması olmayabileceğini unutmamak gerekiyor.  Pek çok kadın iki adet dönemi arasında yumurtlar ve en doğurgan dönem bu dönemdir.
    Ancak yapılan araştırmalar bazen zamansız yumurtaların da söz konusu olabileceğini göstermektedir.
    Normalde adet döneminde atılan yumurta haricinde sağlıklı başka yumurtalar da üretilmiş olabilir. Bu yumurtalar adet dönemi bitmeden veya hemen adet dönemini takip eden günlerde bırakılabilir. Bu dönemde korunmasız cinsel ilişkiye girildiğinde hamile kalmamak için hiçbir neden yoktur.
    Adet dönemin hamile kalınır mı?
    Adet dönemin hamile kalınır mı?
    Uzmanlara göre ovulasyon söz konusu olduğunda yumurtaların yaşama süresi 4-5 gündür. Adetliyken kadın vücuduna giren spermlerin de 4 güne kadar dölleme özelliklerini koruduğu düşünülürse o an olmasa bile ilerleyen günlerde de hamile kalma ihtimaliniz bulunuyor. Nitekim hamilelik hesaplanırken tam olarak hangi gün döllenme olduğunu tespit etmek mümkün değildir. Bu sebeple hamilelik haftası son adet gününün ilk gününden itibaren hesaplanır.
    Adet döneminde ilişkiye girerken korunmak enfeksiyonlara karşı korunmanız için önemlidir. Yoksa kirli kanın atıldığı, adet kanamasının pis olduğu gibi bir durum yoktur. Sadece her iki taraftan birinde enfeksiyon varsa adet döneminde korunmasız cinsel ilişki esnasında bulaşma ihtimali artmaktadır.
    Lolipop
  • Sex sırasında yapmamanız gerekenler

    Sex sırasında yapmamanız gerekenler

    Siz siz olun partnerinizle yatağa girdiğinizde ona sırtınızı dönmeyin. Çünkü bu vücut dilinin işlediği en büyük gaflardan biridir. Bunlar dışında aşla yapmamanız gereken birkaç şey daha var.. İşte seks sırasında yapmamanız gereken şeyler…

    Öpmemezlik yapmayın

    Araştırmalara göre birçok çift seks sırasında partneriyle öpüşmüyor. İster inanın, ister inanmayın ama bu bir gerçek. Bunun bazı nedenleri olabilir. Örnek olarak pozisyon buna el vermiyordur ya da zevkin doruklarına tırmanmak isteyen çift, seksin ritmini bozmak istemiyordur. Ancak bizden size öneri, geleceğe yatırım yapmak, partnerinizle aranızdaki bağı kuvvetlendirmek istiyorsanız, onu ilişki sırasında öpmenizi tavsiye ederiz.

    Partneriniz hazır olmadan onu ısırmayın

    Birçok insan cinsel ilişki sırasında agresif bir tavır takınmaktan zevk duyuyor. Partneri ısırmak da bu tavrın getirdiği bir davranış. Ama siz siz olun cinsel ilişkiye girdiğiniz kişiyi, o hazır olmadan ısırmayın. Çünkü hazırlıksız yakalanan bir kişide bu durum acıya, ağrıya ve ani bir korkuya neden olabilir. Böyle bir durumda partnerinizle yaşayacağınız başka zevkleri kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırsınız. Seks yaptığınız kişinin buna hazır olduğundan iyice emin olduktan bu eylemi gerçekleştirin.

    Sadece vücudun tek bir bölgesine odaklanmayın

    Biliyoruz, kadınlarda en dikkat çeken 3 bölge belli. Ancak siz sadece bu 3 bölgeye odaklanırsanız, partneriniz bu durumdan olumsuz etkilenebilir. Dizler, bilekler, sırt ve karın… Bu bölgeleri sakın pas geçmeyin. Karın bölgesi oldukça erojen(cinsel istek uyandıran) bir bölgedir. Bu gölgeyi yavaşça okşamak partnerinizi daha istekli hale getirecektir.

    Bütün ağırlığınızı ona vermeyin

    Bazen zevkin doruklarına ulaştığınızda kendinizi ve beden kontrolünüzü kaybedebilirsiniz. Bu durumları istisna sayabiliriz, fakat siz olabildiğince bedeninizi kontrol edin ve tüm ağırlığınızı partnerinize vermeyin. Bu durumlarda baskı altında kalan partnerinizin nefes alış verişini engellemiş olursunuz. Böyle bir durumda partneriniz size eşlik etmekte zorlanabilir. Dikkatli olun…

    Ne erken ne de geç….

    Özellikle en çok dert yandığınız konulardan biri. Erken ya da geç boşalmak. Zamanında boşalmamak, partnerinizin memnuniyetsiz bir şekilde yataktan ayrılmasına neden olabilir. Bu, eşinizin kendisini bir iş makinesi gibi hissetmesine yol açabilir. Zamanında boşalmak için iyi bir kas kontrolüne sahip olmalısınız. Ön sevişmeye daha fazla zaman tanımalısınız.

  • Kadınlar yatakda ne ister

    Kadınlar yatakda ne ister

    Kadınlar yatakda ne ister ? Herkes kendini yatakta başarılı, adeta bir makine ve boğa gibi görebilir. Hatta porno filmlerindeki yıldızlar kadar başarılı bulabilir. Ancak durum gerçekten öyle mi?

    Farkında olmadan elinizin ve gözünüzün uzandığı porno filmler çok başarılı duruyor değil mi? Oradakilerin aynısını yaptığınızda başarılı olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz. Bir eğitim filmi olarak gördüğünüz porno filmler, sadece birer showdan ibaret. Peki kadınlar yatakta gerçekten ne istiyor? 10 güzel kadına bu soruyu sorduk, bakın ne istiyorlarmış?

    Viktoria (22) – “Zaman ayırın”

    “Seks yapmadan önce bizimle daha fazla zaman harcayın ve bizi biraz eğlendirin. Bizi biraz öpün ve bize dokunun ki, bunun gerçek bir sekse doğru gittiğinden emin olalım. Yavaş, yumuşak dokunuşlarla tutkulu olun. Bazı erkekler sevişme öncesinde çok sabırsız ve bencil olabiliyor.”

    Amy (21)- “Ses çıkartın”

    “Erkekler seks yaparken inleyen kadınlardan hoşlanıyor, ancak kendileri bunu nadiren yapıyor. Cinsel ilişki sırasında zevk duyduğunu belirten cümleler ve inlemek erkekleri çok çekici yapıyor. Onun gerçekten içimde olduğunu hissettiriyor.”

    Olivia,(28)- “Ellerinizi kullanın”
    “Seks yaparken parmaklarınızı kullanın ve klitorisi ovalayın. Çoğu kadın sadece penetrasyonla orgazm olmaz. Bu yüzden parmaklarınız biraz meşgul olsun. Eğer arkadan yapıyorsanız,eliniz ön tarafta olsun mutlaka”

    Dana (25)- “Biraz sapık olmaktan korkmayın”

    Biraz garip ama ben kaba seks sevenlerdenim. Yattığım adamlardan bir tanesi hariç hepsi düz vanilya seksi yapmış. Ben bir erkekle birlikte olduğumda kıçıma şaplak atsın istiyorum. Onu kravatından tutup kendime çekere kulağına terbiyesiz şeyler fısıldamak istiyorum.

    Selena (22)- “Yavaş yavaş soyun”

    “Giyisileri yavaşça çıkartmak oldukça seksi. Bazen hızlıca çıkartmak baştan çıkarıcı olabiliyor ama hediye paketini yavaş yavaş açmak daha zevkli. Çünkü alttaki iç çamaşırı bir erkek için özenilmiş olduğunda, bu takdir edilecek bir durum.”

    Jess (29)- “Daha çok baştan çıkarıcı pozisyon deneyin”

    “Misyoner ve doggy pozisyonu güzel ama ben biraz daha farklı pozisyonlar denemekten yanayım. Sürprizleri seviyorum. Mesela bacaklarımı omuzuna atsın, ya da beni mutfağa götürüp tezgahın üzerinde becersin.”

  • Cinsel uyarılma bozukluğunun görülmesi

    Cinsel uyarılma bozukluğunun görülmesi

    Cinsel ilişkiye girileceğini hissettiğinde vücutta bir hareketlenme yaşanıyor. Tepeden tırnağa yaşanan bu başkalaşım hazzın doruklarına ulaşmada en büyük yardımcı oluyor. Cinsel uyarılma bozukluğunun görülmesi halindeyse yaşanan hazdan çok bir görev hatta acı verici bir deneyim halini alıyor.

    Cinsellik insan yaşamının hava gibi, su gibi doğal ihtiyaçlarından biri! Çift ilişkilerinin ise vazgeçilmez öğesi. Ancak fizyolojik ve psikolojik bazı sorunlar, kişilerin cinselliği olması gerektiği gibi yaşamasını imkansız kılıyor.

    Günümüzde cinsel işlev bozukluğuna yol açan birçok hastalığın varlığı biliniyor. Bu rahatsızlıkların temelinde hormonal problemler, kullanılan ilaçlar gibi birçok etken rol oynayabiliyor. Öte yandan yanlış öğretiler, toplumsal baskı ve taciz, tecavüz gibi geçmiş travmalar da bu sorunlara yol açabiliyor. Bunlardan biri de cinsel uyarılma bozukluğu… Toplumda çok fazla bilinmediği için diğer cinsel işlev bozukluklarından ayırt edilmeyen bu sorun çok sayıda kişide görülüyor. Tedavisinde medikal ve terapi yöntemlerinin kullanıldığı cinsel uyarılma bozukluğu hakkındaki sorularımızın yanıtlarını Psikiyatri Uzmanı, Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney’den öğrendik.

    CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU NEDİR?

    Sürekli ya da tekrarlayıcı biçimde, cinsel uyarılmanın olmaması ya da uyarılmanın cinsel birleşme bitinceye kadar sürdürülememesi “cinsel uyarılma bozukluğu” olarak adlandırılıyor. Bu durum cinsellikle ilgili sıkıntı yaşanmasına yol açıyor. Çünkü beden cinsel ilişkiye seksüel uyarılmayla hazırlanıyor. Cinsel isteğin ortaya çıkmasıyla birlikte vücutta çeşitli değişiklikler oluyor. Uyarılma sırasında erotik duygular yoğunlaşıp, vajinada cinsel birleşmeye hazırlık olarak kayganlaşma oluşuyor. Vajinaya doğru kan akımı artıyor. Cinsel olarak heyecanlanma sonucunda kalp atışı hızlanıp, nefes alıp verme çoğalıyor ve vücutta genel bir sıcaklık hissi meydana geliyor. Göğüsler gerginleşiyor, meme uçları dikleşiyor, klitoris şişerek, vajina uzuyor, genişliyor ve gevşiyor. Böylece cinsel organ birleşme için hazır hale geliyor. Cinsel uyarılma bozukluğunda ise bunlar oluşmuyor. Doğal olarak cinselliğin diğer dönemlerine de geçiş sağlanamıyor. Sonuç olarak cinsellik sona eriyor ya da hazzın olmadığı, hatta bazen acı veren bir cinsel birleşme yaşanıyor.

    KADINLARDA BU SORUNA SIK RASTLANIYOR MU?

    Cinsel uyarılma bozukluğunun kadınlarda ne kadar yaygın olduğu tam olarak bilinmiyor. Ancak yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, evliliğinde mutlu olduğunu söyleyen kadınların bile üçte birinde bu soruna rastlanıyor.

    NEDEN ORTAYA ÇIKIYOR?

    Fazla endişeli, suçluluk duygusu yaşayan, cinsellikle ilgili korkuları olan kişilerde cinsel uyarılma bozukluğu daha fazla görülüyor. Genelde ülkemizde alelacele, hatta çoğunlukla çok az ya da hiç ön sevişme olmadan cinsellik başlatılıyor. Bu da bedenin cinsellik için hazırlanmasını önlüyor. Ayrıca hormonal bozukluklar ile bazı psikiyatrik, tansiyon, idrar söktürücü, alerji, astım ve kolesterol ilaçları da cinsel uyarılmayı engelliyor.

    CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU BİR KADINI NASIL ETKİLİYOR?
    Cinsellik belli bir rutinde yaşanıyor. Önce kadında cinsel istek ortaya çıkıyor, devamında cinsel uyarılma oluşuyor. Bunu cinsel hazzın yoğun yaşandığı bir birleşme dönemi, sonrasında da orgazm ve rahatlama dönemi takip ediyor.

    Kadınlar pek çok nedenle cinsel uyarılma bozukluğu tedavisinden kaçınıyor. Toplumda genç kızların cinselliğe ilgi göstermesi yoğun tepki alıyor. Cinsellikle ilgili konuşmaların ayıp ve günah denilerek engellenmesi de sorunun bir başka boyutu. Birçok kadın yaşamları boyunca hiç mastürbasyon yapmıyor. Çünkü yine toplumda mastürbasyon sadece erkeklere ait bir cinsel doyum şekli olarak algılanıyor. Kadınların ise sadece eşlerinin cinsel isteklerine yanıt vermesi gerektiği düşünülüyor. Ayrıca kadınlar eşleriyle cinsel konularda konuşmuyor. Vücutlarının neresinden zevk aldığını, cinsellikte nelerden hoşlanmadığını, hangi pozisyonu istediğini söylemiyor. Bu nedenle hem kadınlar hem de erkekler cinselliği arkadaş sohbetlerinden öğrendikleri kadarıyla yaşıyor. Öte yandan kadınların cinsellikle ilgili eşleriyle konuşmaları, cinsel isteklerini söylemeleri ayıp sayılıyor. Hatta cinsel isteği olan kadına kötü gözle bakılıyor. Birçok kadın yeteri kadar uyarılmadığı halde cinsel birleşmeyi reddedemiyor. Yapılan araştırmalar kadınların önemli bir bölümünün ön sevişme sırasında eşlerine bazen hiç, bazen de yok denecek kadar az katıldığını, cinsel birleşme sırasında ise çoğunlukla hareketsiz kaldığını gösteriyor. Evlilikte olan çatışmalar, eşler arasında yakınlık sorunları, duygusal olarak yaşanan eksiklikler de bu sorunu ortaya çıkarabiliyor. Eşini sevmeyen, istemeyen kadınlarda da uyarılma sorununa rastlanıyor.

    EŞİNİZLE ARANIZDAKI DUVARLARI YIKIN
    Cinsellik mahremiyet içeriyor. Ancak bu durum eşler arasında geçerli değil. Cinselliğin olması gerektiği gibi yaşanmasının önündeki en önemli sorun ise çiftler arası iletişimsizlik. Yrd. Doç. Dr. Üney, eğer konuşulursa çiftlerin birçok sorunu kendi aralarında, bilgilenerek çözebileceğini belirterek, “İletişim kurup, konuşmak çiftin var olan sorunlar için bir cinsel terapiste gitmesini sağlayabiliyor. Cinsel sorunların neredeyse tamamının çözümü mümkün. Bu konuda sorun yaşayanların cinsel tedaviye başvurmaktan çekinmemeleri de önem taşıyor” diyor.

    BUNUN TEMELİNDE NE YATIYOR?
    Cinsel uyarılma sorununun en önemli nedeni ön sevişmenin yeteri kadar olmaması. Oysa uyarılma için ön sevişme büyük önem taşıyor. Bu süreç uyarılmayı kolaylaştırıyor. Kısa ön sevişmelerde kadın bedeni cinsel birleşme için hazırlanamıyor. Bazen sadece ön sevişmeyi uzatmak dahi bu sorunu ortadan kaldırabiliyor. Erken boşalma sorunu yaşayan erkekler, bu durumla karşı karşıya gelmemek adına ön sevişmeyi kısa tutmak istiyor. Yani erkeklerin bu durumu da kadının cinsel olarak uyarılamamasına neden olabiliyor.

    Cinselliğin yaşandığı ortam da kadının cinsel olarak uyarılmasını etkileyebiliyor. Temiz olmayan, aşırı ışıklı ve aydınlık ortamlar, yatak odası kapısının anahtarının olmaması, bebeğin ya da çocuğun aynı odada olması gibi nedenler de önem taşıyor. Hamile kalma endişesi ve hamilelik durumunda bebeğe zarar gelir korkusu da diğer sorunlar arasında yer alıyor.

    Bazı kadınlar cinsellikten, penisten ve meniden tiksindiği için cinsel uyarılma engellenebiliyor. Bu durumun da mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor.

    Geçmişinde tecavüz ya da taciz yaşayanlarda da cinsel uyarılma önemli bir sorun yaratabiliyor. Eşi tarafından aldatılan kadınların cinsellikle ilgili yoğun sorunları olabiliyor.

    BAŞKA SORUNLARLA KARIŞTIRILABILIYOR MU?
    Birçok cinsel sorunda benzer belirtiler oluyor. Hemen her cinsel problemde cinsellikten uzaklaşma yaşanıyor. Bu nedenle sorunun kaynağının mutlaka araştırılması gerekiyor. Cinsel uyarılma bozukluğu, cinsel istek bozukluğuyla karıştırılıyor. Cinsel istek bozukluğunda genellikle cinselliğe başlamakla ilgili bir sorun yaşanırken, üzerinde durduğumuz konuda vücudun cinselliğe hazırlanmasında problem görülüyor. Öte yandan ağrılı cinsel birleşmeyle de karıştırılabiliyor. Oysa bu sorunun altında da enfeksiyonlar, kist hastalıkları, geçirilmiş ameliyatlar, idrar yolu iltihabı, menopoz ya da hormonal sorunlar yatıyor. Vajinismus da cinsel uyarılma bozukluğu ile karıştırılan bir başka cinsel problem. İstek ve uyarılmada bir sorun olmayan vajinismusta, kadın cinsel ilişki sırasında bacaklarını kasıp, geri çekilerek birleşmeye izni vermiyor.

    NEDEN PSIKOLOJIK MI, YOKSA FIZYOLOJIK MI?
    Bu sorunun küçük bir bölümü fizyolojik yani başka bir hastalığa bağlı olabiliyor. Özellikle hormonal sorun yaşayan kadınlarda ve bazı ilaçların etkisiyle cinsel uyarılma bozukluğu oluşabiliyor. Temel nedense büyük oranda psikolojik kaynaklı. Bazen panik bozukluk, endişe bozukluğu, depresyon, takıntı hastalığı gibi birçok ruhsal hastalık bu soruna yol açabiliyor. Bunların tedavi edilmesi bile sorunu ortadan kaldırabiliyor. Çok endişeli kişiler, özgüven sorunu yaşayanlar, cinsellikle ilgili yanlış bilgileri olanlar, cinsellikle ilgili yoğun korkuları olan, eşiyle çatışma yaşayan kişiler de bu sorunu yaşayabiliyor.

    NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?
    Bu sorunla bir uzmana başvuran kişiler mutlaka altta yatan fiziksel bir sorun olup olmadığının anlaşılması için bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına yönlendiriliyor. Fiziksel sorun varsa, önce o tedavi ediliyor ve sonrasında devreye cinsel terapi giriyor. Aksi halde direkt cinsel terapiye başlanıyor. Bu tedavi sırasında başka bir psikiyatrik sorun yoksa ilaç kullanmadan cinsel terapistin önerileri ve verdiği ödevler, görevler uygulanıyor. Cinsel terapi sırasında çift mutlaka cinsel yönden bilgilendiriliyor. Tedavi ortalama 6-12 seans sürüyor. Bu terapiler eşle beraber yani çift olarak yapılıyor. Tek başına tedavi genelde tercih edilmiyor ancak zorunlu hallerde uygulanabiliyor. Medyada ve internette tek seansta çözüm gibi bazı reklamlar yer alsa da bunların bilimsel bir geçerliliği bulunmuyor. Cinsel terapilerin bu konuda uzman kişiler tarafından yapılması önem taşıyor.

    TEDAVİYLE BU SORUNDAN KURTULMAK MÜMKÜN MÜ?
    Cinsel tedavi oldukça başarılı sonuçlar veriyor. Ancak tedavinin sonucunu etkileyen faktörler bulunuyor. Çiftin tedaviye verdiği önem, verilen görevlerin yerine getirilmesi, eşlerin tedavi isteği ve seansların aksatılmaması tedaviyi olumlu etkiliyor. Eşini istemeyen çiftlerde ise tedavi genelde başarısız oluyor. Eğer tedavinin şartları yerine getirilirse, kadın bu sorundan tamamen kurtulabiliyor.

    BU SORUNUN ORTAYA ÇIKIŞINDA CİNSEL MİTLERİN ROLÜ VAR MI?
    Cinsel yaşam, kültürden ve toplumdan etkileniyor. Yeni kuşaklar yetişirken toplumun hafızasında olan bilgiler, düşünce kalıpları ve yargılarla karşılaşıyor. Cinsellik alanında da abartılı, yanlışlarla dolu birçok bilgiye maruz kalınıyor. Zaten birçok kişi cinselliği, gençlik döneminde arkadaşlarıyla yaptıkları konuşmalardan öğreniyor. Genelde yeterince cinsel deneyimi olmayan gençler de birbirlerine yanlış bilgiler veriyor. Günümüzde internet, kitap, dergi ve gazete gibi kaynaklara ulaşmanın kolay olması, cinselliğin birçok mecrada daha rahat konuşulabilmesi ise bu yönde önemli ilerlemelere sebep oluyor. Yine de yanlış bilgiler halen çok yaygın.

    Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Üney bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Bu noktada öncelikle orgazmın ne olduğunu açıklamak gerekiyor. Orgazm, Yunanca şehvetli heyecan anlamına geliyor. Kadının cinsel uyarının artışı sonrasında vajina, rahim ve kasık bölgesinde hissettiği ritmik kasılmalar ve buna eşlik eden yoğun zihinsel haz orgazm olarak ifade ediliyor. Bu; havada asılı kalmak, kontrolün kısmen yitirilme duygusu gibi hissediliyor. Her iki tarafın orgazmı arasında fark oluyor. Erkeklerde cinsel birleşme sırasında bir kez yaşanmasına rağmen, kadınlarda aynı cinsel birleşme sırasında bir veya birden fazla orgazm yaşanabiliyor.

    Orgazm bozukluğu ise cinsel birleşmelerin çoğunda (yüzde 75 veya daha fazlasında) kadının orgazm olamama halini ifade ediyor. Bunun yanında, orgazmı düşük haz düzeyinde yaşamak da orgazm bozukluğu olarak nitelendirilebiliyor. Bazen erkeklere ait cinsel sorunlar (sertleşme bozukluğu ve erken boşalma gibi) kadının orgazm olamamasının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Çünkü orgazm olabilmek için cinsel birleşmenin kesintisiz ve belirli bir sürenin üzerinde devam etmesi gerekiyor. Ülkemizde cinsel sorunla bir uzmana başvuran kadınların yarısında orgazm bozukluğu sorunu tespit ediliyor.

    Cinsel uyarılma bozukluğunda, cinselliğin bir ileri evresi olan orgazm yaşamak olanaksız hale geliyor. Bazen kadınlar cinsel uyarılma bozukluğu sorunu olmasına rağmen ‘orgazm olamıyorum’ şikayetiyle cinsel terapistlere başvurabiliyor.”

    Formsanté 2015 – Kasım sayısı

  • Susam cinsel hayatı canlandırıyor!

    Takvim’de yer alan habere göre böreklerin, çöreklerin simitlerin vazgecilmezi olan susamın faydaları saymakla bitmiyor. Yağ oranı ve enerji değeri çok yüksek bir besin olan susam protein, kalsiyum, magnezyum, potasyum mineraller ve B vitaminleri acısından cok zengin. Vücuda enerji verir. Cinsel gücü artırır. Aynı zamanda iceriğindeki kalsiyum nedeniyle çocuklarda boy uzatır. Susam, ağız sağlığı icin de cok faydalıdır. Ağızdaki atıkları, zararlı bakterileri ve mikropları ortadan kaldırır. Susamın sağlığa yararlarından bazıları şöyle:

    Solunum yolu hastalıklarına karşı faydalıdır.
    Göğsü yumuşatarak nefes darlığı ve bronşite iyi gelir.
    Antioksidan ve kansere karşı koruyucudur.
    Susam yağı safra taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.
    Hazmı kolaylaştırıp sindirimi rahatlatarak, kabızlığı giderir.
    Gaz söktürür. Karın ağrısını azaltır.
    Karaciğer hastalıklarına karşı faydalıdır.
    Böbrek iltihaplarını gidermeye yardımcı olur.
    Kemi k erimesine karşı faydalıdır.
    Mideyi çalıştırır, iştahı açar. Hazımsızlığı giderir.
    Mide ve bağırsaklardaki aşırı gazı sokturur.
    İdrar söktürücüdür. Kanı ve idrar yollarını temizler.
    Terleticidir . Soğuk algınlığında iyileştirici etkisi gorulur.
    Antiseptik (mikrop kırıcı) etkisi de vardır. Bademcik ve boğazda ortaya çıkan enfeksiyonlara iyi gelir.
    Afrodizyak yani cinsel gücü artırıcı etkileri olduğu bilinir.

    FAZLA TÜKETİMİ KİLO ALDIRIR

    Susam, yoğun yağ içerir. Aşırı tüketimi kilo almak dahil bazı sağlık sorunlarına neden olabilir. Herhangi bir hastalıktan dolayı ilaçlı tedavi olan kişilerin tüketmeden önce doktorlarına danışması gerekir. Ayrıca susam hassas bünyelerde alerjiye yol açabilir. Fazla tüketiminde kilo aldırabilir, ciltte sivilcelere neden olabilir.

  • Flört ederken cinsellik olmalı mı, olmamalı mı?

    Flört ederken cinsellik olmalı mı, olmamalı mı?

    Kadınİlişkinin belki de en özel, çiftlerin en heyecanlı ve ilgili olduğu günler flört dönemine denk geliyor. Ama konu yatak odasının kapısını zorladığında kadınların aklı hep o soruda takılıyor: Flört ederken cinsellik olmalı mı, olmamalı mı?

    Yaşı 60’ın üzerinde olanlar çevrelerinde aşk evliliği yapan çiftleri tanımlamak için “sevişerek evlendiler” cümlesini çok kullanır. Oysa onlar bizim bugün anladığımız anlamda sevişmeyi değil, birbirilerini çok seven bir çifti anlatmaya çalışıyor. Günümüzde ise yeni evli bir çift için bu cümleyi söylemek büyük cesaret istiyor. Çünkü toplumun bize dayattığı birçok tabu ve yasak evlilik öncesi cinsel ilişkiyi onaylamıyor. Peki günümüz çiftleri hak ve özgürlüklerin çok olduğu, teknolojinin tüm nimetlerinin sevgililer yararına çalıştığı bu dönemde anne-babaları gibi sözde sevişerek mi evlenmeli, yoksa bunu fiiliyata dökmeli mi? İlişki Koçu Seda Diker ile bu soruya yanıt aradık. Flört ve cinsellik arasında nasıl bir ilişki olması gerektiğini anlamaya çalıştık.

    Konuya ilk olarak flört kavramıyla girdik. Nedir bu flört? Biz bu kavramın anlamını biliyor muyuz? Seda Diker, Türkiye’de ne kadınların ne de erkeklerin flört hakkında doğru bilgilere sahip olmadığını belirterek, şunları söylüyor: “Yurt dışına gittiğimizde görüyoruz, çiftler ne de güzel flört ediyor. Bu hiç yanlış bir şey değil ama biz bu kelimeyle korkutuluyoruz. Halbuki flört iki insanın birbirini tanıma amaçlı başlattığı ama daha sonra ilişkinin duygusunu yüksek tutabilmek için ömür boyu devam ettirmesi, şekil değiştirmesi gereken bir diyaloglar bütünü. Bence Türk halkının ilacı şu an flört. Çünkü biz birlikteliklerimizi ya ilişkiye döndüremiyoruz ya da direkt yatağa girip, sonrasında da görüşmüyoruz. Cinselliğin ardından oluşan diğer süreç de ‘takılma’ olarak adlandırılıyor. Flört ise işte bu takılmayı ilişkiye çevirecek, aşkı ve duyguyu oluşturacak aşamayı ifade ediyor” diyor.

    Flört ederken cinsellik olmalı mı, olmamalı mı?

    HER ŞEYİN BİR ZAMANI VAR!
    Diker’in sözlerine bakılırsa cinsellik flörtün içindeki unsurlardan biri, iyi ama ne zaman? Bir ilişkiye başlamaya çalışan tüm kadınların korkulu rüyası olan bu dönem flörtün hangi aşamasına karşılık geliyor? “Biliyorum ki her kadın bilinçaltında kaybetme korkusuna sahip olduğu için maalesef belirsiz olan o gri alanı sevmiyor. Danışanlarımdan örnek vermem gerekirse bazıları flört etmeyi istemiyor, bir an önce ne olacağını görmeyi tercih ediyor. Yaşadığının ne olduğunu bilmeyi istiyor” diyen Seda Diker, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bunları istiyorsunuz, kabul ama karşınızdaki erkekle aranızda duygu oluşması için bir zaman geçmedi, hayal kurulmadı, heyecan duyulmadı, oyun oynanmadı! Bunlar olmadıktan sonra o ilişkinin durumu nasıl netleşecek? Biz şu an arada kalmış bir nesiliz. Bundan 20 yıl önce evliliğe giden çiftlere bakıyoruz; ellerinde internet, akıllı telefonlar, chat ya da başka hiçbir iletişim aracı yok. Kendi örneğimi vereyim, eşimle evleneli 24 yıl oldu. Ben eşime ulaşamıyordum çünkü ev telefonu salonda duruyordu. Duygusuz konuşuyordu, sürekli hık mık ediyordu. Peki biz ne yaptık? Konuşamıyoruz, görüşemiyoruz, evlenelim de beraber olalım dedik. Fakat şimdi yaşam böyle değil.”

    GİDER Mİ, KALIR MI?
    Flört etmenin doğasında el ele tutuşmak, öpüşmek, birlikte dışarı çıkmak, arkadaşlarla bir araya gelmek, sosyalleşmek, bir koltukta oturup film izlemek olduğu kadar cinsellik de var. Ancak Türk kadınları bu gri alanla ilgili büyük endişeler yaşıyor. Bunların en büyüğü de “Yatağa girersem hevesini alıp, başkasına gider mi?” sorusunun bilinmezlerle dolu cevabı. Erkek belki gider, belki de gitmez ama bu noktada asıl düşünülmesi gereken başka şeyler var. Diker bunları şöyle açıklıyor: “Bu konuda ince bir çizgi var. Kadının kendine ben ne kadar oyun oynayabiliyorum, heyecan yaratabiliyorum sorularını sorması gerekiyor. Duygunun yani bir aşkın oluşabilmesi için her iki tarafın da hoşlandığı kişide farklı hisler uyandırması önemli. Bunları uyandırıp, onun karşılığını vermesi gerekiyor. Örneğin heyecan uyandırmak, merak ettirmek ve tabii ki hayal kurdurmak… Bir erkek kadını hayal etmek ister. Ne kadar çok hayal edebilirse o kadar aşık olur, düşünür. Erkek de kadına öfke hissettirebilir ama bunu yaptığında ‘Ben buradayım haydi, karşında ben varım’ diyebilmeli. Korku hissettirirse ardından güven, endişe hissettirirse de şefkat vermeli. Yani erkeğin kadının duygusunu takip edip, onda bunları uyandırıp, karşılığını vermesi gerekli.”

    AKIŞA BIRAKMAK LAZIM
    Flörtü bir anlamda sevişmeye benzetmek gerekiyor. Bir erkek kadının, kadın da erkeğin nasıl seviştiğini yatakta onunla flört ederek anlayabiliyor. Diker, yatak odasında bir kadınla bir erkek birlikte olduğunda önce bir tarafın yönetici olduğunu, diğerinin de kendini partnerine bıraktığını ama aynı anda hem yöneten hem de yönetilen olamayacağını söyleyerek, “Sonra öyle bir an gelir ki roller değişir, o zaman diğer kişi partnerini mutlu eder, coşturur, haz verir. Sonra roller yeniden değişir. Flörtte de eğer sürekli bir taraf yönetici olursa bir sıkıntı oluşur. O zaman o kişiyle yatağa girmek istenmez. Asıl önemli olan şu; hep derler ki yuvayı dişi kuş yapar, kadın yönetsin. Hayır, erkek de kadın da ara sıra yönetici olacak ve ilişkiyi paslaşacak. Eğer bunu yapamıyorsa erkek kadında eşitini görmek istiyor. Kendi yeterince flörtöz ve yönetici ise karşılığını kadında göremezse ona aşık olamıyor” diyor.

    ONU YATAKTA AŞIK EDEMEZSİNİZ!
    Eğer flört eden bir çiftten kadın olan erkeğe aşık olmuş ama karşıdan aynı duyguları alamıyorsa, partnerini elde tutmak için ilişkiyi cinsellik üzerine kurabiliyor. Böylece onu kendine aşık edebileceğini düşünüyor. Ancak bu her zaman işe yaramıyor. Diker, bu çabaların yüzde 100 ters dönüp, işlerin sarpa sarabileceğini belirterek kadınlara şu uyarılarda bulunuyor: “Erkeği cinsellikle elinde tutmayı şu an çok kadın deniyor ama hepsi başarısız oluyor. Erkek hiçbir zaman onlara ait olmuyor. Ancak ilişkideki problem kadının yatağa girmemesi, erkeğin de çok tabusuz olması ise o zaman durum farklı! Ama bunlardan kaç tane var ki Türkiye’de?”

    “KOLAY KADIN OLMAYAYIM!”
    Flörtte bir tarafta cinselliğini kullanarak erkeği elinde tutmaya çalışan kadın modeli varken, diğer tarafta da güçlü, duygularını belli etmeyen, “O kadınlar gibi olmayayım” diyen, birbirini yargılayan başka bir grup bulunuyor. Bu gruptaki kadınlar aman ben basit görünmemeyim, onun peşinde koşuyor gibi olmayayım düşüncesine takılıyor. Bu gri alanda yer alan kadınların oynadığı tek bir oyun olduğunu ancak sıkıcı olan bu oyunu hiçbir erkeğin istemediğini belirten Diker, “Bu oyunun adı ben kaçayım, o kovalasın, ben duygumu belli etmeyeyim, o sorsun merak etsin, peşimden koşsun… Ama erkek bunu bir-iki kez yaptıktan sonra vazgeçip, kaçıyor. Bu iyi bir oyun değil. Buradaki çözüm başka bir yerde. Kadın hislerini karşısındaki erkeğe mutlaka öfkeli, kızgın değil nötr bir şekilde, dersini çalışmış, negatif elektriğini atmış olarak üç-dört cümleyle özetle ifade etmesi gerekiyor” diyor.

    Flört ederken cinsellik
    Flört ederken cinsellik

    SINIRLAR & DUYGULAR
    Bir kadının flört ederken kendini ne kadar açacağına yalnızca kendisi karar verebilir. Bunun birinci aşamasında duygu oluşturup, hayal kurdurma ve oyun oynama yer alıyor. Bu oyunları oynarken kimi zaman partnerimizi sinirlendireceğiz, öfkelendireceğiz, belki biraz utandırıp, takdir edeceğiz. Böylece duygu spektrumunun en uçlarında ona farklı şeyler yaşatacağız. Tabii ki aynı şeyi de paylaşacağız. Bunun bir tango gibi düşünülmesi gerektiğini belirten Diker sözlerini şöyle sürdürüyor: “Eğer bir taraf, söz gelimi erkek cevap vermiyor, kaçıyor, duruyorsa kadının yapması gereken iki şey var. İlki, erkeğin korkusunu takip edip, iç düşünceleri, korkuları nedeniyle emin olmayan bu kişinin beyninin yüzde 100’ünün kabullenmesini beklemek. İkincisi ise kendisini ve korkularını durdurmak, korkulara göre hareket etmemek! Çünkü kadınlar her şeyi üzerine alınıyor. Erkekler flört aşamasında yaşadıklarından çok fazla emin olamıyor. Oysa kadın erkeğin emin olmasını, ilk günden netleşmesini istiyor. Böyle bir şey yok. Burada kadının korkuya kapılmadan, soğukkanlılıkla erkeğin korkusunu okuyup, onu bypass etmesi gerekiyor. Ama kadınlar tam aksine ‘Aman Allah’ım neden beni istemedi, boyum mu kısa, güzel mi değilim?’ sorularına düşüyor. Oysa tek sorun erkeğin kafasındaki gelgitler. Bunların nedenini çözmekse flörtle mümkün.”

    KARTLARINIZI AÇIK OYNAYIN
    Kadınlar bir ilişki sürdürdüğünde birtakım konulara takılabiliyor. Bunlardan biri de “Partnerim geldiğinde çok kalmıyor, ne yaparsam yapayım gitmeye devam ediyor” düşüncesi. Eğer ilişkide bu tür belirsizlikler yaşanıyor ve bunlar devam ediyorsa kadının erkekle açıkça konuşması ve bu sorunu çözmesi için karşı tarafa yüreğini açıp, olaya el koyması gerekiyor. Gerekirse süre vermesi, bu bir hafta, 10 gün ya da üç ay sürse de bir çerçeve çizdirmesi önemli. Ama bunun yolu “Bizim ilişkimiz ne olacak, bize ne olacak, ciddi miyiz?” gibi sorular sormak değil. Tam aksine, ona verdiği değeri ifade edecek, “Gittiğinde, benden uzaklaşıp, mesaj atmadığında neler hissediyorum biliyor musun? Seni çok özlüyorum ve duruma çok üzülüyorum” gibi cümleler kurmak gerekiyor. Seda Diker, bu durumu çözmenin diğer yollarını ise şu sözlerle anlatıyor: “İkinci olarak ‘Aslında ben seninle ne hayal ediyorum biliyor musun, daha yakın bir ilişki. Arkadaşlarımızla birlikte çıktığımız, el ele yürüdüğümüz…’ demek gerekiyor. Bir diğer yol ise onun da fikrini alarak, bu duruma dahil etmek. ‘Acaba sen ne düşünüyorsun? Eğer sen aynı fikirde değilsen ben gideceğim’ demek de gerekiyor bazen. Son olarak da eğer erkek ‘Evet ben seni istiyorum’ diyorsa, ona zaman tanımak. Erkeğin yaşadığı gelgitlerin bitmesi için gerekli süreyi ona vermek önem taşıyor. Ama tüm bu çabalara rağmen erkek aynı davranışları sürdürüyor ya da açıkça hayır cevabını veriyorsa o noktada kadının konuyu kapatıp, enerjisini o adama daha fazla kaptırmaması gerekiyor.”

    CİNSELLİĞİN İLK ADIMI: FLÖRT

    – Partnerinizin beğendiğiniz yönlerine odaklanın. Bunları ona ifade edin. Beğenmediğiniz ya da rahatsız olduğunuz yönlerini ise yargılamadan, sevgiyle açıklayın.

    – Flört ederek cinsel enerjinizi artırın.

    – Bir an evvel boşalmak gibi düşüncelerle yatağa girmeyin, hazza odaklanın.

    – Önyargılarınızı geride bırakıp flörte başlayın. Üstünüzden çıkardığınız ilk şey önyargılarınız olsun.

    – Acele etmeyin, partnerinizin nelerden hoşlandığını ya da hoşlanmadığını keşfetmeye zaman ayırın. Her seferinde yeni şeyler keşfettiğinizi göreceksiniz.

    – Kıyaslama yapmayın.

    – Partnerinize karşı maskelerinizi çıkartın.

    – Aile veya arkadaş yargılamalarına müsaade etmeyin, kendi sınırınızı çizin.

    – Kadının hasının duygularına kapılmadan huzurda kalabilen olgun kadın, erkeğin hasının ise kendi kadınıyla derinleşebilecek kadar doygun olan erkek olduğunu unutmayın.

    ERKEK SÖYLER, KADIN GÖSTERİR
    Kadınlarla erkeklerin kafa yapısı çok farklı. Örneğin bir erkek, bir kadınla yatağa girmek istiyorsa bunu dokunarak ifade ediyor hatta açıkça dile getiriyor. Bunun temelinde aktif ve rahat olmaları yatıyor. Kadın ise eğer yatağa girip, sevişmek istiyorsa bunu teşhir ederek gösteriyor ve ne kadar cevap aldığına bakıyor. Ama eğer istemiyorsa bunu partnerine en kısa sürede bildirmesi gerekiyor. Nasıl mı? Seda Diker bunun üç yoldan yapılabileceğini söylüyor. Birinci adımda; kadın eğer istemiyorsa bunu hareketiyle belli edip, sınır çiziyor, karşılığında da erkek geri adım atıyor. Eğer devam ediyorsa bu onun tacizkar olduğunu gösterir ki konunun mutlaka konuşulması, ben böyle hareketlerden hoşlanmıyorum diye açıklaması gerekiyor. Ama kadın belli bir sınıra ya da süreye kadar beklemesine rağmen erkekten bir duygu görmüyorsa, bunu hissedene kadar ona vakit tanımayı tercih ediyor. Diker, “Kadın zamansızca erkekten seks talebini duyduğu ya da hissettiği an ilk önce o erkeği isteyip istemediğinin kararını vermeli. İstiyorsa ama karşı taraftan birtakım duygusal hareketler bekliyorsa bunu açıkça dile getirmeli. Yani ben de seni istiyorum mesajı vermek zorunda. Aksi halde çok antipatik oluyor. Çünkü madem sevişmek istemiyorsun, o halde adamın yanında ne arıyorsun? Dolayısıyla o erkeğe, ben de istiyorum bunu diyerek söze başlamak gerekiyor. Ama göz kontağı kurup, gözleriyle severek ‘Benim biraz daha duyguya, sevgiye, şefkate, biraz daha tanımaya ihtiyacım var’ demeli. Ve tabii ki direkt olarak ‘Ben de seni istiyorum ama bana biraz daha zaman tanır mısın?’ diyebilmeli” diyor.

    DOĞRU KİŞİYİ BULDUĞUNUZA EMİN MİSİNİZ?

    • Yüzde 30 Bedensel uyum

    • Yüzde 30 Zihinsel uyum

    • Yüzde 40 Ruhsal uyum

    Eğer sevgili adayınız buradan 70 ve üzeri almayı başarırsa, denemeye değer demektir.

    Formsanté – 2015 Temmuz sayısı
    Ayşegül Uyanık Örnekal

  • Cinsellik ne zaman yaşanmalı?

    Cinsellik ne zaman yaşanmalı? Araştırma için 11 bin evli olmayan ama ilişkilerini ciddi ve uzun vadeli olarak nitelendiren çift incelendi ve ilişkilerine ne kadar güvendikleri soruldu.

    Bir yıldan fazla süredir beraber olan ve ilişkinin ilk zamanlarında cinsel birleşme yaşayan çiftlerin iletişimlerinde ve ilişkilerinde, ilk haftalarda seks yapmayan çiftlere göre daha düşük bir tatmin yaşadıkları ortaya çıktı.

    Araştırmada sonuçları etkilemesi muhtemel ırk, eğitim, seks partnerlerinis sayısı ve dini inançlar gibi faktörlerde incelendi. Uzmanlar cinselliği ertelemenin neden olumlu bir etki yaptığı konusunda net değil. Bunun sebebinin muhtemelen erken cinsellik yaşayanların yüksek cinsel beklentilere yöneldiği ve bu yönde de devam ettiği düşünülüyor.

    Araştırmayı yürüten uzmanlardan Justin Lehmiller bu durumun seksle hiçbir alakası olmayabileceğini sadece ilk buluşmada yatağa atlayan ve bekleyenler arasında karakter farkıyla alakalı olabileceğini belirtti.

  • Orgazm faydaları

    Orgazm faydaları

    Orgazm faydaları Kadın orgazmı cinsel sağlık konusunda en çok tartışılan ve en karmaşık konulardan biridir. Seksin sağlığa faydaları ile birlikte orgazmın da ayrıca birçok faydaları var. İngiliz Daily Star Gazetesi’nin haberine göre orgazmın kadın sağlığına 9 yararı:

    Orgazm faydaları

    1) Düzenli yapılan seks bağışıklık sistemini güçlendirir. Soğuk algınlığını gidermeye yardımcı olur.
    2) Orgazm kan akışını düzenler.
    3) Her ne kadar günlük olarak egzersiz yapmanın yerini hiç birşey tutmasada, orgazm kardiyo egzersizi ile eşdeğerdir.
    4) Orgazm ile stres iki kat daha fazla atılabilir.
    5) Seks cildin daha canlı ve sağlıklı olmasını sağlar.
    6) Meme kanseri riskinin azalmasına yardımcı olur.
    7) Daha fazla seks daha fazla uyku demektir. Orgazm uykusuzluğu gidermeye yardımcıdır.
    8) Daha uzun bir yaşamın sırrı orgazmdır
    9) Orgazm daha iyi yaşlanmaya yardımcıdır.

    Yoğun bir orgazm yaşadıktan sonra, yaşadığınız bu orgazmı kendinize sürekli hatırlatmaya çalışın. İyi bir cinsel deneyim sonrası partnerinize sizi ne kadar iyi hissettirdiğini hatırlatın. En güzel cinsel deneyimleri birlikte anmak, sizi neyin birbirinize çektiğini size tekrar hatırlatır ve bunu yeniden yapmak istersiniz.