Kategori: Cinsellik

  • Düzenli Cinsel Hayatın Bilinmeyen Faydaları

    Düzenli Cinsel Hayatın Bilinmeyen Faydaları

    Mutlu bir cinsel hayat duygusal olduğu kadar fiziksel sağlığınız içinde çok sağlıklıdır. Düzenli cinsel hayatın bilinmeyen faydaları var. Kadın ve erkeğin sağlığı açısından olumlu etkileri nelerdir?

    Düzenli Cinsel Hayatın Bilinmeyen Faydaları

    Düzenli ve mutlu bir cinsel hayat kişileri psikolojik olarak olumlu etkiliyor. Yapılan araştırmalar ise düzenli bir cinsel hayatınız olmasının bedensel sağlığınız açısından da olumlu etkileri olduğu yönünde.

    Düzenli Cinsel Hayatın Faydaları

    • Kalp ve damar hastalıklarının önlenmesinde faydalıdır. Felç riskini azaltır.
    • Vajinal kuruluğu önler.
    • Kadınların adet sancılarının azalmasına yardımcı olarak daha rahat bir adet dönemi geçirmenizi sağlar.
    • Adet düzensizliği olan kadınlarda adet döngüsünün düzene girmesini sağlar.
    • Cinsel ilişkide salgılanan hormonlar ile daha genç kalmış olursunuz.
    • Kadınların kendilerini daha seksi hissetmesine neden olur. Mutluluk hormonunun salgılanmasını yardımcı olur.
    • Cinsel ilişki sırasında ortama 400 kalori harcamış olursunuz. Kilo verdirir.
    • Vücudunuzun forma girmesine yardımcı olur.
    • Erkeklerde ilerleyen yaşlarda görülen prostat riskini azaltır.
    • Yapılan araştırmalar cinsel ilişkinin koku duyusunu geliştirdiğini söylüyor.
    • Salgılanan hormonlar ağrıların azaltılmasına yardımcı olur.
    • Cinsel ilişki sırasında salgılanan hormonlar ile bağışıklık sisteminiz daha güçlü bir hale gelir.
    • Erkeklerde salgılanan testosteron hormonu kemik sağlığının korunmasına yardımcı olur.
  • Cinsel isteksizliğin nedenleri nelerdir?

    Cinsel isteksizliğin nedenleri nelerdir?

    Kadınlarda cinsel isteksizliğin nedenleri nelerdir? Cinsel isteksizliğin temelinde ne gibi sorunlar vardır? Cinsel yaşamda mutluluğu yakalamak için neler yapılmalıdır?

    Cinsel isteksizliğin nedenleri nelerdir?

    Kadınlarda karşılaşılan cinsel isteksizliğin büyük çoğunluğu fiziksel olamayan psikolojik nedenlere bağlıdır. Cinsel isteksizlikle alakalı kadın yada erkeğin kendisini suçlaması bu durumu çözüme kavuşturmaz. Aksine sizin psikolojik nedenlerinizin çözüme kavuşmasını zorlaştırır. Cinsellik kişilerde sadece görev haline gelirse bu duruma gelişmesinin normal olduğu konusunda uzmanlar uyarıyor. Kadınların cinsel isteksizliği engelleyen en önemli nedenlerden biri olan bedenini tanımaması yada sevmemesidir. Mutlu bir cinsel hayat için öncelikle kendinize karşı sevgi duymanız gerekiyor.

    Cinsel isteksizliğin nedenleri nelerdir? | 1

    Cinsellikten Uzaklaştıran Fiziksel Nedenler

    Menopoz,

    Hamilelik

    Hormonel problemler,

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar,

    Epilepsi hastalığı,

    Tansiyon,

    Diyabet,

    Nörolojik rahatsızlıklar,

    Alkol ve sigara bağımlılığı,

    Pelvis bozukluğu.

    Psikolojik Nedenler

    Cinselliğin yanlış aktarılmış olması,

    Depresyon,

    Partneriyle kavga,

    Nefret,

    Korku gibi durumlar olması,

    Geçimsizlik sorunudur.

    Kadınların cinselliğe neden olan faktörün fiziksel mi yok psikolojik mi olduğunu belirlemesi gerekir. En sık rastlanan sorun ise vajinimustur.

    Vajinimus cinsel ilişki sırasında vajinada kasılmalar meydana gelmesidir. Kadın için cinsel ilişki şiddetli ağrılara neden olan bir duruma dönüşebilir. Uzman jinekolog muayenesinden sonra psikologlar eşliğinde tedavi edilebilir. Nedeni ise büyük çoğunlukla çocukluk çağlarından itibaren cinselliğin yanlış anlatımıdır.

     

  • Mükemmel Oral Seks Tüyoları

    Mükemmel Oral Seks Tüyoları

    Mükemmel Oral seks “blowjop” bir çok kişinin cinsel yaşamına renk katmak için kullandığı bir yöntem. Genel olarak bir tabu olarak görüldüğü için bu konuda en doğru bilgileri sizin için araştırdık ve mükemmel oral seks tüyolarını oluşturduk.

    Oral seksin tarihi oldukça eskiye dayanır. Ancak bu konuda doğru ve sağlıklı bilgi bulmak oldukça zordur. Oral seks tanım olarak cinsel organların ağız ile uyarılmasıdır. Taraflardan biri oral seks istemiyorsa zorlama olmamalıdır.

    Mükemmel Oral Seks Tüyoları

    Oral sekste hamilelik riski yoktur.

    Kızlık zarına zarar vermez.

    Partnerde olan bulaşıcı hastalıklar açısından tehlikeli olabilir.

    Oral sekste cinsel organların temizliğine dikkat edilmelidir.

    Oral sekste tarafların karşılıklı memnuniyeti önemlidir, bunu unutmayın.

    Erkeğin penisini tamamen ağza almadan önce biraz heyecan yaratın.Kulak memelerini, boynunu, dudaklarını öperek ve minik dil darbeleriyle yumuşak ve olabildiğince sakin hareketlerle boynundan göğsüne, oradan da uyluklara kadar ilerleyin.

    Penisin ucuna dudaklarınızı değdirip çekin. Ağzınızı açarak penisi kavrayın. Burada en önemli kozunuzun ağzınız ve diliniz olduğunu unutmayın. Penisi ağız kaslarınızı çok sıkmadan emin.

    Testisleri yumuşak hareketlerle okşayabilir, penisle anüs arasında kalan bölge ve kasık bölgesini ellerinizle ürpertebilirsiniz.

    Sadece penisi değil, testisleri, kasıkları ve penisle bacakların birleştiği kıvrım bölgelerini yalayın.

    Penisin en uç, yani baş kısmı çok hassastır. Dişlerinizi kullanmayın.

    Oral seks sırasında partnerinizin gözlerine bakmayı unutmayın.

    Oral seks tüyoları için Tıklayın!

    Dilinizi dışarı çıkararak penis ucunda dairesel hareketler çizin.

    Penis oldukça hassas bir organdır. Isırıklarınıza dikkat etmeniz son derece önemlidir.

    Ağzınızın içini vajina olarak düşünün ve ona göre hareketler yapın.

    Erkeğe oral seks yapmak, ellerin, dudakların, dişlerin ve hatta saçların koordineli olarak çalışmasını gerektirecek kadar komplike bir iştir.

    Siz ve partneriniz son derece özel olduğu için oral seks içerikleride size göre değişiklik gösterecektir.

  • Gebelik döneminde cinsel yaşam

    Gebelik döneminde cinsel yaşam

    İlk gebeliğini yaşayan anne adayları bu sürece uyum sağlarken cinselliğe karşı soğukluk yaşayabilirler. Gebelik dönemi kadın hayatını kökten etkileyen değişik bir süreçtir. Bu süreçte fiziksel değişikliklerin yanı sıra birçok psikolojik değişiklik de ortaya çıkmaktadır. Hayatın her evresinde büyük bir önem taşıyan cinsellik ve cinsel yaşam çoğunlukla gebelikten olumsuz etkilenmektedir. Özellikle de ilk gebeliğini yaşayan anne adayları bu sürece uyum sağlarken cinselliğe karşı soğukluk yaşayabilirler.

    Gebeliğin gerçekleşmesi ile birlikte kadınlarda annelik içgüdüsü daha baskın bir hale gelmektedir. İlk gebeliğini yaşayan anne adayları, dışarıdan gelecek her türlü müdahalenin bebeğine zarar vereceğini düşündüğünden dolayı cinsel isteklerinde körelme yaşayabilmektedirler. Fakat uzmanlar normal seyreden bir gebelik sürecinde cinsel ilişkinin hiç bir olumsuz etkisi olmadığını belirtiyorlar.

    Gebeliğin ilerlemesi ile ve anne adayı kendisinde gerçekleşen bu değişime uyum sağladığı sürece cinsel istekte de artış görülebilmektedir. Fakat rahimin iyice büyümesi ile cinsel ilişki teknik olarak zor bir hal almaktadır. Bu nedenden dolayı ara ara anne adayında ağrı ve acı yaşanabilir. Bundan dolayı da gebeliğin son dönemlerinde cinsel istekte yeniden azalma görülebilmektedir.

    Gebelik sürecinin normal olarak gittiği durumlarda son dört haftaya kadar cinsel yaşamda hiçbir kısıtlama yoktur. Ancak bu dönemde erkeğin ejekulasyon sıvısı içinde bulunan ve prostaglandin adı verilen maddelerin rahim kasılmalarını başlatıp erken doğuma neden olabileceği düşüncesi ile ilişki önerilmemektedir.

    • Buna ek olarak daha önceden tekrarlayan gebelik kayıpları olan ya da erken doğum yapan kadınlarda, orgazma bağlı düşük risklerinden dolayı ilk üç ayda ilişki kısıtlanabilmektedir.
    • Gebeliğinin herhangi bir döneminde vajinal kanaması olan, düşük veya erken doğum tehdidi yaşayan kadınlarda ilişki kesinlikle yasaklanmaktadır. Bu koyulan yasak ise tehlikenin ortadan kalktığı kesin olarak belirlenene kadar devam etmektedir.
    • Erkek veya kadında teşhis edilmiş genital enfeksiyon varsa tam olarak tedavi tamamlanana kadar yasak konulmalıdır.
    • Plasentanın önde gelmesi gibi gebelik sürecinde riski durumu olanlarda da kanamayı başlatma riskinden dolayı ilişkiden kaçınmak gerekmektedir.
    • Eğer ki anne adayı psikolojik korkular nedeni ile cinsel ilişkiden kaçınıyorsa bu durumu anlayışla karşılamak ve bu durumda zorlamamak gerekir.

    Kaynak: gebe.com

  • Kadın prezervatifleri hakkında bilmeniz gereken 7 şey

    Kadın prezervatifleri hakkında bilmeniz gereken 7 şey

    Kadın prezervatifleri son zamanda en çok aranan şeylerden biri oldu! Peki, halen çoğu kadının bilmedi bu prezervatif türleri tam olarak nedir ve nasıl kullanılır? İşte bu soruların cevabı

    Her ne kadar yeni bir haber olmasa da kadınların çoğu “kadın prezervatifinin” varlığından bile haberdar değil. Son zamanlarda giderek popüler olmaya başlayan bu koruyucular hakkında ne kadar bilgiye sahipsiniz bilmiyoruz ama her bir kadının mutlaka bu “kadın prezervatifleri” hakkında öğrenmesi gereken şeyler var.

    DAHA KOLAY ORGAZM OLMANIZI SAĞLIYOR!

    Kadın prezervatifleri (condom) lateks olmayan nitrilden üretildikleri için vücut sıcaklığıyla ısınabilirler. Bu şekilde kadınlar normale nazaran daha hızlı orgazm olabiliyorlar.

    HER İKİ TARAF DAHA ÇOK ZEVK ALIR

    Cinsel ilişki esnasında prezervatifin dış halkası klitorise çarparken iç halkada penis başını uyaracaktır. Yani kadın prezervatifleri sayesinde seks esnasında her iki taraf da daha çok zevk alır.

    TAKMASI VE KULLANMASI ZOR MU?

    Kadın prezervatiflerini ilk kez görünce takması zor gibi durabilir. Ama bu durum aslında çok farklı. Çünkü kadın prezervatifini ayakta, yatarak, oturarak istediğiniz pozisyonda rahatça takabilirsiniz.

    KÜRESEL KADIN PREZERVATİF GÜNÜ

    Size bu bilgi biraz ilginç gelebilir ama bu kadar kadın prezervatifleri hakkında konuşup da böyle bir “eşya”nın gününü hatırlatmadan olmaz. Evet Uluslararası kadın kondomları günü olarak belirlenmiş bir gün var; Uluslararası Kadın Prezervatif Koalisyonu 2012’de, 16 Eylül tarihini “Küresel Kadın Prezervatif Günü” ilan etmiştir.

    KADIN PREZERVATİFİ NEDİR? NASIL KULLANILIR?

    İstenmeyen gebelikten ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için kullanılan, kadınların vajinal kanalına yerleştirerek kullanabileceği lateks ya da poliüretandan yapılmış kese şeklindeki cinsel sağlık ürünüdür. Femidom (‘female condom’un yani kadın prezervatifinin kısaltması) olarak da bilinir.

    Erkek prezervatifi lateksten yapılırken, artık çoğu kadın prezervatifi poliüretandan yapılıyor. Bunun sebebi, poliüretanın ısı iletebilme özelliğine sahip olması. Bu özelliği ile kadın prezervatifi vajina duvarlarına tutunabiliyor ve ısıyı yüksek oranda geçirerek ilişki sırasında kondomun varlığı çok az hissediliyor.

    Kadın prezervatifi silindir biçiminde ve halkası olan iki ucu var. Kapalı olan uçtaki halkanın görevi, rahim ağzını sarmak. Açık uçtaki halka ise vajina girişinin etrafına tutunarak, cinsel hastalık bulaştıran, siğil oluşumuna sebep olan virüslere karşı koruma sağlıyor.

    Kadın prezervatifi
    Kadın prezervatifi

    17 cm’lik kadın prezervatifi cinsel ilişkiden sekiz saat kadar önce vajinaya yerleştirilebiliyor Cinsel ilişki sırasında ihtiyaç duyulan kayganlığı sağlayan bir yapıya sahip. Ancak kayganlaştırıcı yağ da kullanabilirsiniz.

    Kadın prezervatifi vajinaya doğru yerleştirilirse ve ilişkiden sonra gerektiği biçimde çıkarılırsa yüzde 99 oranında gebeliğe karşı koruma sağlıyor.

    Kadın prezervatifi, erkek prezervatifi ile kıyaslandığında bazı avantajlara sahip. Mesela erkek prezervatifi gibi penis üzerinde sıkışmışlık hissi yaratmıyor. Ayrıca ısıyı ileten malzemeden üretilmiş olması, penisin sıcaklığını hissetmeye izin veriyor.

    İlk kadın prezervatifi 1980’li yıllarda Danimarkalı Lasse Hessel tarafından tasarlandı ve 10 yıl kadar sonra Fransa’da geliştirildi.

  • Vajina hakkında çok az bilinen 7 hayat kurtarıcı bilgi

    Vajina hakkında çok az bilinen 7 hayat kurtarıcı bilgi

    Birçok insan vajina hakkında çok az şey biliyor ya da vajina hakkında herhangi bir bilgiye sahip olma gibi bir ihtiyaç duymuyor. Halbuki hayatınızı değiştirecek o kadar çok şey var ki…

    Aslında çok basit gibi görünen ve sadece altı kelimeden oluşan “Vajina” tahmin ettiğinizden çok daha fazla anlam taşıyor.

    Özellikle kadınların fazla konuşmadığı, herhangi bir bilgi eksikliği hissetmediği bu organ hakkında gelin baştan her şeyi öğrenelim ve tüm şüphelere bir son verelim

    VULVA FARKLILIĞI

    Vajina hakkında ilk bilmeniz gereken şey aslında, vulva farklılığının olmasıdır. Vulvanın ne olduğunu soracak olursanız; vulva vajina çevresinde bulunan dudaklardır ve her kadında farklı yapıya sahiptir.

    VAJİNA AKINTILARI

    Vajina hakkında bilinmesi geren bir diğer konu ise vajina akıntılarının normal bir durum olmasıdır. Vajina bazı zamanlarda içerisindeki zararlı bakterileri uzaklaştırmak için akıntı sağlayarak kendini temizler.

    Vajina hakkında çok az bilinen 7 hayat kurtarıcı bilgi | 2

    BEKARET

    Bekaret, kadınlarda bir seferlik bulunsun diye olan bir vajina duvarıdır. Bir kez yırtıldığı zaman doğal yollarla asla eski haline dönmez. sağlık açısından bir koruma görevi üstlenir.

    VAJİNA ASLINDA BİR TÜR KASTIR

    Vajina da bir tür kas gibi ve gerilip küçülebilir. Bir süre kullanılmayan vajina kasları zamanla işlevini yitirir ve bazı hastalıklara neden olabilir.

    VAJİNA KAYGAN BİR SIVI SALGILAR

    Özellikle uyarıldığı zaman, vajina kaygan bir sıvı salgılar. Aslında bu sıvı cinsel ilişkiden önce vajinanın zarar görmemesi için salgılanarak vajinayı korur.

    VAJİNA TEMİZLİĞİ NASIL YAPILMALI?

    Temizlik söz konusu olduğunda biz kadınların yapmayacağı şey yok. O yüzden vücudumuzu, yüzümü temiz tutmak için bu kadar uğraşırken vajinayı da es geçmek olmaz. Ancak uzmanlar biz kadınların bu durumu biraz abarttığını, vajinayı temiz tutalım derken tam tersi daha da bakteri üretmesine sebep olduğunu söylüyor.

    ?Michigan Eyalet Üniversitesinden Profesör Nancy Herta’nın açıklamasına göre “vajina” zaten kendi kendini temizleme konusunda oldukça usta. Peki, hatayı nerde yapıyoruz? İşte Nancy Herta’nın açıklamasına göre, vajinamıza ‘hijyen’ amaçlı sürdüğümüz her şey vajinanın Ph dengesini bozuyor ve gerçekte bakterilerin üremesine sebep oluyor. Ne kadar çok yıkar ve temizlemeye çalışırsak vajinamızın içi o kadar çok kurur ki bunun yüzünden cinsel ilişki sırasında canınızın yanması çok mümkün.

    İşte tüm bu sorunların önüne geçerek, vajinayı temiz tutmanın yolları:  

    -Duş alırken vajinanızı sadece sabunla yıkayın.

    -Duştan sonra da tamamen kurulamadan asla iç çamaşırınızı giymeyin.”

  • Doğum kontrol yöntemleri nelerdir?

    Doğum kontrol yöntemleri nelerdir?

    En iyi aile planlaması doğum kontrolden geçer. Ama ne yazık ki çoğumuz hala bunların tam olarak ne olduğunu bilmiyor. İşte doğum kontrol hakkında bilmeniz gereken her şey..

    Aile planlaması, eşlerin kendilerine uygun bir dönemde, imkanlarında dahilinde bakabileceği kadar çocuğa sahip olmasını sağlamaktır.

    Ayrıca aile planlaması sayesinde istenmeyen gebelikler, sosyal ve ekonomik koşullar ve iki doğum arasındaki düzenlemeler koşulların en uygun olduğu dönemde çocuk sahibi olmalarında yardımcı olmaktadır. En iyi aile planlamanın sağlanması ise doğum kontrol yöntemlerinden geçmektedir.

    Aile planlamasının gerek çocuk gerek ise anne için bir takım faydaları bulunmaktadır. Bunlardan anne için olan faydaları;

    • İki gebelik arasındaki süre serbestçe belirlenebilmektedir.
    • Riskli gebeliklerin erken tespiti sağlanmaktadır.
    • Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde gebeliğe veya düşüğe bağlı anne ölümlerinin önüne geçilebilmektedir.

    Ayrıca aile planlaması ve doğum kontrol yöntemlerinin toplum üzerindeki yararları da şu şekildedir;

    • Kontrollü nüfus artışı sağlanmaktadır.
    • Hızlı nüfus artışı önlenerek, ekonomik ve şehirleşmeye bağlı sorunlar önlenmektedir.

    YANLIŞ OLAN DOĞUM KONTROL YÖNTEMLERİ

    Doğum kontrolü konusunda toplumda uygulanan ve de tam kontrol sağlamayan birçok yöntem bulunmaktadır.

    Doğum kontrol yöntemleri olarak sayılan ve riskli faktörü yüksek olan bu yöntemlerin uygulanması doğum kontrolü açısından doğru değildir. Toplumda sıkça yapılan ancak yanlış olan ya da tam doğum kontrolü sağlamayan yöntemlerise şunlardır;

    • Geri Çekme Yöntemi: Bu yöntem toplumda sıklıkla kullanılan yöntemler arasındadır. Ancak başarı oranı en iyi ihtimal ile %15 olan bir yöntemdir. Dolayısıyla tam bir korunma sağlanamamaktadır.
    • Takvim metodu adı verilen kadınların muayyen günü öncesi yapılan ilişkilerde tam bir korunma sağladığı söylenememektedir. Çünkü hali hazırda rahimde bulunan yumurtalar daha vücuttan atılmadığından dolayı gebelik riski yüksek bir yöntemdir.
    • Korunmasız ilişki sonrasında vajinanın yıkanarak temizlenmesi de doğum kontrol yöntemleri arasında sayılmamaktadır.

    DOĞUM KONTROL HAPI

    Hormonların kontrolünün sağlanarak gebeliğin önlemiş olduğu doğum kontrol yöntemlerinden en yaygın kullanıma sahip olanıdır.

    Doğum kontrol hapları kullanımıyla progesteron ve östrojen hormonlarının yumurtlamayı baskılar ve böylelikle gebelik önlenmiş olur. Doğum kontrol hapları genellikle 21 adet hap içeren tabletlerden oluşmaktadır.

    Kullanımı her gün bir adet olmalıdır ve bir tablet bittikten sonra 7 gün ki bu adet kanamalarının görüldüğü zamana denk gelmekte ve ilaca da ara verilmelidir.

    İlk kullanımda gebelikten koruma etkisi düşük olmasıyla birlikte ek korunma yolları da uygulanmalıdır. Ancak düzenli olarak kullanılmaya devam edildiği sürece gebelik riski önlenebilmektedir.

    Doğum kontrol yöntemleri nelerdir? | 3

    DOĞUM KONTROL HAPLARININ FAYDALARI

    Doğum kontrol haplarının aynı zamanda da vücuda şu gibi olumlu yönleri vardır. Bunlar;

    • Adet zamanı kanamayı azaltmakta ve demir eksikliğini önlemektedir.
    • Adetlerin düzenli olmasını sağlamaktadır.
    • Adet öncesi stres, ağrı ve diğer şikayetleri azaltmaktadır.
    • Dış gebeliğin önlenmesini sağlamaktadır.
    • Rahim ve yumurtalık kanseri riskini azaltmaktadır.
    • Kemik erimesi ve buna bağlı hastalıkların ise oluşmasını önlemektedir.
    • Rahim ve çevresinde oluşabilecek enfeksiyon riskini azaltmaktadır.

    Ertesi Gün Hapları: Hormonları düzenleyici yöntemler arasında yer almaktadır. Genel olarak doğum kontrol yöntemleri içerisinde yer almamaktadır. Korunma olmadan gerçekleşen bir cinsel ilişkinin ardından ya da istenmeyen bir gebeliğin önlenmesi amacıyla kullanılır. İlişki sonrası 72 saat içerisinde kullanılması önerilmektedir. Yan etkileri ise;

    • Göğüs ve çevresinde hassasiyet
    • Bulantı ve kusma

    AYLIK VEYA ÜÇ AYLIK ENJEKSİYONLAR

    Progesteron içerikli olan bu enjeksiyonlar doğum kontrol yöntemleri arasında yer almakta ve düzenli olarak yaptırılması önerilmektedir. İlk aylarda düzensiz kanamalara neden olabilmektedir.

    CİLT ALTI İMPLANTLARI:

    Bu yöntem ile kolda bulunan derinin altına yerleştirilen progesteron içerikli preperatlar yerleştirilmektedir.

    Yaklaşık olarak 5 yıl süre ile gebeliği önlediği görülmüştür. Doğum kontrol yöntemlerinden en rahat kullanıma sahip yöntemler arasında yer almaktadır.

    İmplantlar yerleştirildiği zaman kullanım süresi bitene kadar bu yöntemle ilgili başka herhangi bir işleme gerek duyulmamaktadır. Yan etkileri ise;

    • Vücutta su toplanması
    • Kilo alma durumu
    • Göğüs ve çevresinde hassasiyet
    • Adet kanamalarında düzensizlik görülmesi

    Başarı oranı oldukça yüksek olan bu yöntem doğum kontrol yöntemleri içerisinde kullanımı ile de bir o kadar kolaydır.

    RAHİM İÇİNE SPİRAL YERLEŞTİRİLMESİ

    Dünya üzerinde sıklıkla tercih edilen doğum kontrol yöntemlerinden birisidir. Özellikle de gebeliği geçici bir süre ile önlemesi ve uzun süre etkili olması en avantajlı yanıdır. Üç tür spiral kullanımı mevcuttur;

    • Bakırlı Rahim İçi Araç
    • Katkısız Rahim İçi Araç (Spiral)
    • Hormonlu Rahim İçi Araç

    Türkiye’de bakır içerikli spirallerin kullanım oranı oldukça yaygındır. Bu yöntemin uygulanacağı en uygun dönem rahim ağzının genişlemesi ve de gebelik riskinin çok düşük olması nedeni ile adet kanamalarının görüldüğü dönemlerdir. Kişiyi rahatsız eden ve etkili yan etkileri mevcut değildir.

    • Gebelik sürecine girilmiş ise,
    • Dış gebelik,
    • Rahim veya genital bölgede oluşmuş kanser olması ya da bu bölgede kanser öyküsü,
    • Rahimde ielri itelikli enfeksiyon olması
    • Akut ya da subakut tüp enfeksiyonu
    • Tanısı bilinmeyen vajinal hastalıklar veya kanamaların olması rahim içi araç yönteminin kullanılması mümkün değildir.

    KADINDA VEYA ERKEKTE STERİLİZASYON UYGULAMASI

    Diğer doğum kontrol yöntemleri arasındaki en önemli fark, sterilizasyon uygulaması sonrasında gerek kadın gerek erkek için kalıcı etki göstermesidir. Yani üreme cerrahi yöntemler ile kalıcı olarak ortadan kaldırılır.

    Özellikle de gerek sağlık nedeni ile, gerek başka nedenler ile doğum yapması uygun olmayan kadınlara bu yöntem tavsiye edilmektedir. Uygulanabilecek cerrahi yöntemler ise;

    • Kapalı ameliyat olarak yapılan laparoskopi ve de rahim içi tüplerin yakılması ile gebelik kalıcı olarak önlenir.
    • Açık ameliyat yöntemi olan laparatomi ile tüpler bağlanarak gebelik önlenir.
    • Ayrıca histerektomi uygulaması ise gebelik önlenmesi için kullanılmaktadır.

    Bu yöntemin diğer doğum kontrol yöntemlerine göre geri dönüş olmadığından belli bir yaşın üzerinde, yeterli çocuğa sahip ya da kesinlikle çocuk isteyen kadınlar üzerinde uygulanması doğru olur.

    Doğum kontrol yöntemleri arasında kabul edilmeyen erkeklerde sterilizasyon uygulaması kadınların durumuna göre daha farklıdır. Aynı şekilde erkekte bulunan üreme tüplerinin bağlanması yoluyla üreme fonksiyonu durdurulur. Ancak istenildiği takdirde tekrar müdahale ile geri dönüşü mevcuttur.

     

    Kaynak: Posta.com.tr

  • Cinsellikle ilgili uydurmalar

    Cinsellikle ilgili uydurmalar

    Cinsellikle ilgili düşünce ve duygularımızda ne tür beklentiler ve yargılar taşıyoruz? Acaba bu beklentiler ve yargılar cinselliğin doğasına uygun mu yoksa cinsel mitlerle çarpıtılmış mı?” bu soru çok can alıcıdır ve kafamızda çözemediğimiz cinsel sorunlarımızı anlamamıza giden önemli bir yoldur.

    CİNSEL MİTLER – CİNSELLİKLE İLGİLİ UYDURMALAR
    Türk Dil Kurumu verilerine göre; geleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren, Tanrı, Tanrıça, evrenin doğuşu ile ilgili hayali, alegorik bir anlatımı olan halk hikayelerine “mit” denir. Ama ülkemizde mit denilince akla ilk önce Milli İstihbarat Teşkilatı gelir. Cinsel mit deyince de akla cinsel konularda toplumun genelince doğru kabul edilen, toplumun fertlerinin birbirine aktarmasıyla yayılan, abartılı ve yanlış inanışlarımızı araştıran bir teşkilat gelmelidir. Aslında bu varsayım çok da yanlış değildir. Çünkü cinsel mitlerde, gizli kalmış kapılar ardındaki cinsellikle ilgili kaygılarımızı, korkularımızı, endişelerimizi veya yargılarımızı yansıtırlar ve bir istihbarat teşkilatı gibi beynimizde örgütlenmişlerdir. Geleneksel olarak kulaktan kulağa yayılan, toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren gerçek bilimsel verilerle bağlantılı olmayan cinsel mitler, olumsuz düşüncelerdir ve cinselliğin doğasına uygun değildir. Yanlış olan bu cinsel inanışlara halk değimiyle cinsellikle ilgili “uydurma”,“hurafe” veya “kurmaca” denir.

    Cinsel işlev bozukluklarının temelinde yatan cinsel bilgisizlik veya yanlış bilgilenmenin bir sonucu olan cinsel mitler; değişik kültür ve toplumlarda önemli benzerlikler gösterir. Cinsel mitler genellikle toplum içinde kabul görür. Bu nedenle birçok insan yarım yamalak bilgilerle cinselliği yaşarken, kimisi de doğru bildiklerinin aslında birer uydurma olduğunu yıllar sonra öğrenebiliyor.

    Cinsel mitlerin en önemli nedeni; cinselliğin toplumun değer yargılarıyla yakından ilişkili olması ve cinsellikle ilgili konuların açıkça konuşulmaması, tartışılmaması ve üzerinde yeterli bilimsel çalışılmaların yapılmamasıdır. Bu bilinmezlik korkuyu körükler, nedeni bilinmeyen korkular abartılı olarak kulaktan kulağa dolaşır ve cinsel mitler oluşmaya başlar. Cinsel mitler, oluşturdukları abartılı ve gerçekçi olmayan cinsel beklentiler, suçluluk ve yetersizlik hisleri, kaygı ve başarısızlık korkularıyla cinsel işlev bozukluklarına zemin hazırlarlar.

    Peki bu cinsel mitler neden bu kadar önemli? Çünkü cinsel mitler; cinsel sorunların oluşmasında bir neden olarak ve oluşan cinsel sorunların artarak devamında çok önemlidir. Ayrıca cinsel mitler kişilerin cinsel kimliklerinin oluşmasında önemli yer tutar. Zamanla cinsel ilişkiyi belli biçimlere zorlar, cinsel ilişkinin kalitesini düşürür.

    Cinsel mitler konusundaki başarılı çalışmaları ile tanınan Bernie Zilbergeld, toplumlarda cinsel mitlerin yaygınlık ve etkileri ile bunların cinsel işlev bozukluklarıyla ilişkisini ilk araştıranlardan biridir. Zilbergeld “Erkek Cinselliği” adlı eserinde; “Cinselliği iki insanın birbiriyle bağlantı kurmasının ve eğlenmesinin bir yolu olarak görerek ne kadar haz ve yakınlık yaratıldığını sormaktansa, bunu bir performans olarak görüp ereksiyonun ne kadar sert olduğunu, ne kadar uzun sürdüğünü ve kadının kaç kez orgazm olduğunu sorarız. Sorunlar ortaya çıktığında ise bize yardımcı olması için mekanik yardımlardan ve önerilerden medet umarız, aynı arabalarız ve diğer makinelerimize nasıl bakacağımızı el kitaplarından öğrendiğimiz gibi. Bu ne kadar olursa cinselliğin sıkıcı ve çirkin olma ya da bir bozukluğun ortaya çıkma olasılığı o kadar yüksek olacaktır” demiş ve eksik, daha da kötüsü hatalı bilgi aktaran arkadaş çevresi, basın yayın organlarında ki sorumsuz bazı haberler, fıkralar, şakalar, pornografik yayınlar büyük kardeşler, gazete, dergi, kitap gibi yayınların cinsel mitlerin toplumun genelinde kabul görmesine katkıda bulunduğunun altını çizmiştir. Zilbergeld toplumların kültürlerine ek olarak, cinse özel cinsel kültürden söz etmekte ve toplumda cinsellikle ilgili yerleşik cinsel mitlerin cinsel işlev bozukluğunun oluşumunda ve devamında çok önemli bir yeri olduğunu belirtmiştir. Ayrıca pornografik yayınlar da cinsel mitlerin pekişmesini sağlar. Yine bilinenin aksine, cinsel mitler eğitim düzeyi yüksek gruplarda, hatta doktorlar arasında bile çok yaygındır. Zilbergeld tarafından ortaya konan cinsel mitler diğer cinsel terapistlerce de ilgi görmüş, genişletilmiş ve yaygın olarak her iki cinste de kullanılmaya başlanmıştır. Bu cinsel mitlerin değiştirilmesi kişilerin cinsel sorunlarının çözümünde ilk adım olacaktır.

    En Önemli Cinsel Mitler
    1-Erkekler cinsel ilişkiyi her zaman ister ve buna her zaman hazırdır.
    En yaygın mittir. Sertleşme bozukluklarıyla ilişkili cinsel mitlerden biridir ve erkekleri çok ağır bir yük altında bırakır. Örneğin yeni evli bir çift, ilk gece genellikle erken boşalma sorunu yaşar. Eğer bu mit egemense erkek boşaldıktan hemen sonra yeniden sertleşme olmadığında büyük bir ümitsizliğe, kaygıya ve “kendimi tam bir erkek hissetmiyorum” gibi ciddi oranda başarısızlık ve yetersizlik duygusuna kapılabilir. Zamanla cinsel ilişkiyi erkeklik ile özdeşleştiren genç, her cinsel ilişkiye “yine erken boşalırsan, yine tekrar sertleşmezse” diye başlar ve kendini erkekliğinin test edildiği bir sınavda hissetmeye başlar. Kişinin kendine olan saygısını ve güvenini olumsuz etkileyen ve travmatik olarak algılanan bu durum, oluşturduğu aşırı kaygı ve başarısızlık korkusu ile psikojenik sertleşme bozukluklarına zemin hazırlar. Bu herkesin zor katlanacağı bir durumdur ve sonuç: Anksiyete, depresyon, şiddetli geçimsizlik vb.

    2-Cinsellikte erkek yöneticidir, her şeyi bilir. Cinsel eylemi erkek başlatmalıdır.
    Cinsel aktiviteyi başlatma ve yönlendirme yükümlülüğünün erkeğe ait olduğunu ifade eden, cinsel kimlik ve toplumsal rollerle ilişkili olan bu mitte; erkek ve kadın kendine biçilen rolün dışına çıkamaz ve cinsellik konusunda kendilerini geliştirme imkanından mahrum kalırlar ve böylece kadınların geleneksel edilgen rolünün devamına yol açar. Ayrıca bu cinsel mite göre, cinsel ilişki isteğinin bir kadın tarafından dile getirilmesi kadın için ahlaksızlık veya hafifliktir. Oysa yapılan son araştırmalar kadının başlattığı bir cinsel eylemin her iki cinsiyet için de daha uyarıcı olduğunu göstermektedir.

    3-Kadın cinselliği karmaşık ve gizemlidir. Erkek cinselliği açık ve basittir.
    Bu mit, erkeklerin cinsellik konusunda çok rahat olmasını, cinsel ilişkinin en iyi şekilde nasıl yapılacağını çok iyi bilmesini ve bunu sık sık yapmasını gerektirir. Bu durum erkeklerde çok büyük bir baskı oluşturur. Ama tam tersi erkek cinselliği basit ve yalın değildir. Kadın cinselliğinin karmaşık ve gizemli olması miti, cinsellikle ilgili düşüncelerin toplumun kadınların ezilmişlik ile ilgili genel kabulünü yansıtmasının bir göstergesidir.

    4-Erkekliğin, cinsel performansın ve cinsel gücün göstergesi sık sık cinsel ilişki de bulunmaktır.
    Eşlerin cinsel istek düzeyleri farklı olabilir. Sık sık ilişkiye girme miti eşler arasında sorunlara ve ciddi çatışmalara yol açabilir.

    5-Cinsellik penisin vajinaya girmesinden ibarettir.
    Cinselliğin amacını sadece penisin vajinaya girmesi ile sınırlayan bu cinsel mit, cinselliğin yalnızca neslin devamına yönelik olması gerektiğine ilişkin bazı tutucu dinsel görüşlerle de paralellik gösterir. Ön sevişme olmaksızın yapılan cinsel birleşme ile sınırlı kalan cinsel eylemler kadınlarda uyarılma
    yetersizlikleri ve orgazm olamama sorunlarına da zemin hazırlar.

    6-Cinsellik için mutlaka ereksiyon gereklidir.
    Bu mit sayesinde çiftler dokunmanın verdiği hazzı almada eksiklik yaşarlar. Ayrıca penis sertleşmeden parmakların ufak bir yardımıyla girişi gerçekleştirebilir. Çinliler buna “yumuşak giriş tekniği” demektedir. Bu sayede erkek hem kendine hem de partnerine cinsel haz verebilir. Yumuşak giriş tekniği bu cinsel mitin kökünden yıkılmasında önemli bir yöntemdir. Bu sayede erkeğin sertleşmeyi sağlayamadıkça bir kadınla cinsel ilişkiye giremeyeceği ve girişin gerçekleşebilmesi için penisin sert olması önyargıları ortadan kalkacaktır. Çünkü hiç kimse her an sertleşmeyi sağlayabileceğini garanti edemez. Yumuşak giriş tekniği partner ne zaman cinsel ilişkiye istekli olursa erkeğe de o zaman sevişme olanağı verir.

    7-Erkekler duygularını belli etmez.
    Bedensel, zihinsel ya da ruhsal bitkinlik gibi nedenlerden dolayı isteksiz olan bir erkek bu duyguları partneriyle paylaşamaz ise başarısızlıkla sonuçlanacak cinsel birleşmeler sonunda kendini her geçen gün daha da kötü hissetmeye başlayabilir. Bu nedenle erkeklerde her türlü duyguyu yaşayabilir ve paylaşabilir. Bu durum doğaldır.

    8-Cinsellikte başarılı olmak çok önemlidir.
    Cinsellikte başarılı olmak yerine cinsel haz almaya odaklanmak doğru bir davranış olacaktır. Çünkü başarılı olmanın kriterleri kişiyi açmazlara sürükleyebilir.

    9-Sevişme sırasında konuşulmaz.
    Konuşmak cinsellikte çok ama çok önemlidir, konuşmayan ve duygularını bu nedenle paylaşamayan çiftlerin cinsel sorunlar yaşaması kaçınılmazdır.

    10-Kadınlar cinsel ilişkiden çok zevk alırlar.
    Cinsel ilişkiden haz almak duruma, mekana, partnere, cinsel kimliklere göre değişebilir. Kadınların kendilerini cinsel ilişkiden zevk almak zorunda hissetmeleri alacakları hazzı azaltıp, yaşadıkları sorunları arttıracaktır.

    11-Cinsellik hakkında keşfedecek yeni şeyler yoktur. Cinsellik içgüdüseldir, öğrenilmez.
    İçgüdüsel ve biyolojik temeli olmakla birlikte cinsel tutum ve davranışların önemli kısmı öğrenme ile gelişir. Bu nedenle yeterli bilgi ve beceri düzeyine sahip olabilmek için, cinsellik hakkında keşfedilecek yeni şeylerin sınırı yoktur. Yapılan araştırmalar kendi cinsel bilgi düzeyini yeterli olarak nitelendirenlerin çoğunda cinsel bilgi ve beceri düzeyinin çok düşük olduğunu ortaya çıkarmıştır.

    12-Penis sertleştiğinde boşalmalıdır.
    Penisin sertleştiğinde hemen cinsel ilişkiye girilmesi, sertleşmenin kaybolup bir görevin yerine getirilmemesi endişesini körükler. Bu da sertleşme olunca ilişkiye girilmesini hızlandırır ve bu hız boşalmayı da hızlandırır. Erken boşalmanın nedenlerinden olan bu cinsel mit pek çok erkeğin endişe ve suçluluk duymasına yol açmaktadır. Oysa telaşsız ve heyecansız bir rahatlık içinde derin derin nefes alıp vermek, penisi ilişki sırasında on saniyeyle otuz saniye arası bir süre geri çekmek, işaret parmağı ve orta parmağı erbezi torbasının altıyla makat arasındaki noktaya üç dört saniye bastırmak, böylece boşalma refleksini geçiştirmek ve bu sayede boşalmanın geciktirilmesi cinsel ilişkiden alınan hazzı arttıracaktır.

    13-Cinselliğin temel amacı orgazm olmaktır, orgazm bitince cinsellik de biter.
    Bu mit çok can yakmıştır. Cinselliğin amacı haz almaktır. Cinsel haz almak, özensiz, acele ve sırf tatmin olmak için yapılan cinsel birleşmeden daha önemlidir.

    14-Erkekler kadınlara nasıl zevk verileceğini bilir.
    Erkekler kadınlara nasıl zevk verileceğini doğuştan bilmek zorunda değillerdir. Bu tecrübe ve deneyimle öğrenilebilecek bir davranıştır. Kadınlarda erkekleri istekleri ve rahatsızlıkları konusunda uyarmalı ve sık sık konuşarak yönlendirmelidir. Kısaca cinsellik bir cinsin tekelinde değildir, her iki cins için eşit sorumluluk ve görevler vardır.

    15-Erkeğin penisinde sertleşmenin kaybı eşini çekici bulmadığı anlamına gelir.
    Cinsel ilişki sırasında erkeğin penisinin sertliğini kaybetmesinin onlarca nedeni olabilir. Bu durumu partnerin çekici bulunmamasına bağlamak var olan sertleşme sorunlarını arttırabilir, çözümünü zorlaştırabilir.

    16-Birbirlerini seven çiftler sevişmekten nasıl zevk alabileceklerini çok iyi bilirler.
    Bu cinsel mit çiftleri baskı altına almanın ötesinde öğrenmeyi ve tecrübe kazanmayı da geciktirir.

    17-Dokunma, okşama, öpüşme vb. tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşme ile sonuçlanmalıdır.
    Bu cinsel birleşme öncesi alınması gereken hazlardan çiftleri mahrum bırakır. Oysa dokunma, okşama, öpüşme gibi cinsel aktiviteler en az cinsel birleşme kadar önemlidir.

    18-Mastürbasyon kirli ve zararlıdır.
    Bilinen en eski ve yaygın cinsel mitlerden biridir. Kişide suçluluk ve pişmanlık duygularına yol açar. Bu cinsel mit, mastürbasyon yapmanın körlük gibi bedensel veya delilik gibi ruhsal hastalık veya yıkımlara yol açtığı, sapıklık olduğu, alışkanlık yaptığı şeklindeki önyargılardan köken alır. Yine pek çok insan cinsel işlev bozukluklarının mastürbasyon yapmanın bir sonucu olduğunu düşünür. Aksine mastürbasyonun zararlı değildir, cinsel işlev bozukluklarına yol açmaz, cinselliğin haz verici olarak öğrenilmesini sağlamak için cinsel terapilerde kullanılır, alışkanlık yapmaz, bedensel ve ruhsal yıkımlara yol açmaz. Bu nedenle mastürbasyon sonrası oluşan utanç ve suçluluk duyguları çok yersizdir. Ayrıca mastürbasyonun erişkinlikte ve ileri yaşlarda da sürmesi ve evli kişilerin de mastürbasyon yapması doğaldır. Bir tercih meselesidir.

    19-Sevişmenin kuralları vardır ve değişmez.
    Sevişmenin kuralları yoktur. Kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Öğrenilebilir bir davranıştır.

    20-Sürekli heyecanın tırmandığı bir sevişme orgazmla sonlanır.
    Hayal kırıklıkları yaratan ve kişilerde yetersizlik hissi doğuran bir diğer cinsel mittir. Her sevişme orgazmla sonuçlanmayabilir. Bu çok doğal bir durumdur. Çünkü orgazmın öznel bir duygudur. Her insanda farklı algılanabilir. Bir öpücük, dokunuş ve okşama da heyecanlı ve güzel bir cinselliğin yaratıcıları olabilir. Önemli olan, kişinin yüksek düzeyde cinsel gerginlik ve coşkudan sonra rahatlama hissi duyup duymadığıdır. Özensiz, acele ve sırf tatmin olmak için yapılan cinsel birleşmede orgazm olmak iyi bir cinsel birleşme anlamına gelmez. Ayrıca orgazm olamayan bir kişi asla yetersiz olduğu duygusunu yaşamamalıdır. Çünkü orgazm öğrenilmesi gereken cinsel bir işlevdir. Bir kişinin defalarca ilişkide bulunmadan, bu sırada kendini ve partnerini iyi tanımadan orgazm olması beklenmemelidir.

    21-Cinsel ilişki sırasında karşılıklı mastürbasyon yanlıştır.
    Bilinenin aksine cinsel ilişki sırasında da karşılıklı mastürbasyon uyarıcı bir eylemdir. Hatta cinsel birleşme ile orgazm olamama sorunu olanlarda cinsel ilişki sırasında yapılan karşılıklı mastürbasyon çok yararlıdır. Ayrıca eşcinsellerde tek başına veya karşılıklı mastürbasyon güvenli bir cinsel etkinlik olarak da önerilmektedir.

    22-Cinsel birleşme sırasında fantezi kurmak yanlıştır. Cinsel fanteziler ahlak dışı, sapık ve sadakatsiz davranışlardır.
    Cinsel yaşamın en önemli renkli öğeleri arasında yer alan cinsel fantezilerin zararlı, hatta bir çeşit sapıklık olduğu inanışı oldukça yaygın bir cinsel mittir. Bu cinsel mitin etkisiyle bazı kişiler cinsel fantezileri nedeniyle suçluluk, korku ve endişe duyabilirler. Bilinenin aksine, cinsel uyarılma yalnızca görme, dokunma, ses ve koku gibi duyular aracığıyla olmaz. Kafamızda kurduğumuz hayallerinde cinsel uyarılma üzerinde çok öneli etkileri vardır. Cinsel fantezilerin var olan partner ve her zamanki cinsel ilişki tarzından farklı olması kişilerin suçluluk duymasının en önemli nedenlerinden biridir. Ama unutulmamalıdır ki; cinsel fantezi kurmak, bunun gerçek yaşamda olmasını istemek anlamına gelmez. Fantezilerin içeriğinin olağan dışı olması doğal ve yaygın bir durumdur. Nancy Friday tarafından derlenen ve bu alanda önde gelen derlemelerden biri olan “Benim Gizli Bahçem” adlı kitap kadınların cinsel fantezileriyle ilgilidir ve Türkçe çevrisi de vardır.

    23-Erkeğin penisinin boyu çok önemlidir.
    İlkel çağlardan bu yana erkeklik gücünün simgesi sertleşmiş büyük bir penistir. Pornografik yayınlarla da pekiştirilen bu cinsel mit, kadınların tatmin olabilmesinin ancak büyük bir penis ile mümkün olabileceği önyargısına neden olmaktadır. Pek çok erkek kendi cinsel organının boyutlarını etraftan duyduğu abartılı tanımlamalarla karşılaştırarak yetersizlik hissi ve endişe duyabilir. Bir erkeğin penisinin küçük olması onun cinsel anlamda yetersiz olduğu anlamına gelmez. Aksine büyük penis çoğu kez kadınlara acı verir. Ayrıca penis sertleşmemiş haldeyken de cinsel haz alınabilir. Hatta cinsel bilgi ve becerinin kişi ve partnerinin haz alması ve doyuma ulaşmasında penis boyundan çok daha önemlidir.

    24-Cinsel ilişki sırasında erkekler geri çekilirse hamile kalınmaz.
    Bu cinsel mit her geçen gün istenmeyen hamileliklerin oluşmasını arttırıyor. Birçok güvenilir yöntem varken bu riskli yöntemi seçmek yine cinsellikle ilgili öğrenilmesi gereken çok şeyin olduğunun bir kanıtıdır.

    25-Önceden tanınan bir insanla cinsel ilişki kurulacaksa prezervatif kullanımına gerek yoktur.
    Bir insanı önceden tanımak, temiz görünmesi ve güzel kokması onun cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle güvenli cinsellik için mutlaka prezervatif kullanın.

    26-Sevişmek cinsel birleşme demektir.
    Sevişmek sadece cinsel birleşme değildir. Haz almak ve duyguları paylaşarak rahatlamak için de bir yoldur.

    27-Sevişme ancak iki tarafın birlikte orgazm olması ile güzeldir.
    Bu cinsel mit cinsel birleşme sırasında orgazm olamayan kişilerin yetersizlik ve endişe duymasına neden olabilir. Yapılan son araştırmalar cinsel birleşme esnasında orgazm olmanın, öğrenme ve kazanılan deneyimle zaman içinde sağlanabildiğini göstermektedir.

    28-Cinsellik doğal bir süreçtir ve iki insan birbirini severse cinsel hayatları iyidir.
    Bu mite sahip çiftler bir sorun yaşadıklarında, sorunu çözmekten çok var olan sorunu, birbirlerine karşı sevgilerini sınadıkları bir sınav gibi görmeye başlarlar. Oysa cinsellik her iki taraf için de öğrenilen bir süreçtir.

    29-Hamileyken kurulan cinsel ilişki bebeğe zarar verir.
    Bu cinsel mit yüzünden hamilelik döneminde çiftler, bireysel tatminlerini ön plana çıkarıyorlar ve eşler mastürbasyon yaparak cinsel doyuma ulaşmaya çalışıyorlar. Tabi aynı sorun doğum sonrasında da devam ediyor. Bu cinsel mit kadının ilişki sırasında enfeksiyon kapacağı ve emzirme yoluyla hastalığını bebeğine bulaştıracağı cinsel mitini de daha sonra beraberinde getirebiliyor. Bu durum eşlerin cinsel yaşamdan uzaklaşmalarına neden oluyor. Gerçekte ise; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı bir hekim tarafından aksi söylenmedikçe, gebelik sırasında ilk 6 ay cinsel birleşmenin bir sakıncası yoktur ve orgazm kasılmalarından dolayı bebek kafa travması veya beyin sarsıntısı geçirmez. Dolayısıyla hamilelik ve doğum sonrasında cinsel yaşamla ilgili duyduğunuz her cinsel mite inanmayın.

    30-Oral yolla yapılan cinsel aktivite pis bir eylemdir.
    Oral cinsel aktivite hijyen kurallarına uyulduğunda ve her iki partner tarafından kabul edildiğinde uygulanmasında sakınca bulunmayan ve uyarma düzeyi çok yüksek olabilen bir etkinliktir. Özellikle uyarılma zorluğu çeken bireyler oral cinsel ilişkiden yararlanabilir.

    31-Cinsel birleşme insanı yorar ve tüketir.
    Bu cinsel mit, Taocu cinsellik akımının boşalmayı bir düzen ve denetim altına alma düşüncesinin ve “insan bir kez boşaldı mı, sönmüş bir balona ya da otomobil lastiğine döner” felsefesiyle yarattığı, cinsel birleşmenin çok enerji tüketen ve bazı durumlarda bedensel sağlık için zararlı olabilecek bir etkinlik olduğu önyargısından kaynaklanır. Bu mit nedeniyle oluşan aşırı kaygı erkeklerde sertleşme bozuklukları ve cinsel istek azalmasına zemin hazırlar.

    32-Yaşlıların cinsel ilişkide bulunması uygun olmaz.
    Eş, sağlık, statü gibi pek çok kayıpla karşı karşıya kalan yaşlı insanların zayıf, çaresiz ve yetersiz olduğu, cinsel ve fiziksel yakınlaşmaya istekli ve yeterli olmadığı kanısı oldukça eski ve yaygın bir cinsel mittir.

    33-Eşcinseller kadınlardan nefret eder, onları rakip olarak görür.
    Bilinenin aksine eşcinsel erkekler heteroseksüel kadınlarla çok sıkı dostluklar kurabilir. Yapılan araştırmalarda birçok erkek eşcinselin ilk açıldığı arkadaşının bir kız arkadaşı olduğu görülmüştür.

    Cinsel işlev bozukluklarına neden olabilecek etmenler tutucu ve kısıtlayıcı yetiştirme tarzı, cinsel eğitimsizlik, iletişim eksikliği, ana-babanın erken yaşlarda ölümü ya da boşanması, özel gizliliğe saygı, ikincil seks karakterlerine tepki, utanma, aşağılanma, hayal kırıklığı, travma, taciz, ilk deneyimle ilgili özellikler, mastürbasyonla ilgili tutum, homoseksüel ilgi, dini çatışmalar vb hazırlayıcı, sadakatsizlik, çocuk doğumu, aşırı beklentiler, eşle ilgili sorunlar vb. başlatıcı ve performans anksiyetesi, yakınlık korkusu, iletişim sorunları vb. sürdürücü etmenler olarak ele alındığından, cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde bu hazırlayıcı, başlatıcı ve sürdürücü etmenlerin ortadan kaldırılması esas olmalıdır. Cinsel mitler cinsel işlev bozuklukların oluşumunda hem hazırlayıcı, hem başlatıcı ve hem de sürdürücü niteliği ile çok önemli yer tutar. İşte bu nedenle de cinsel mitlerin değiştirilmesi ve yerine doğru bilgilerin aktarılması kişilerin cinsel sorunlarının çözümüne katkıda bulunur.

    Cinsel mitlerin tedavisi var mı? Evet var. Tedavi olarak ilaçtan ziyade, eşler arasında cinsel uyumu oluşturmayı amaçlayan cinsel terapi öncelikli olarak kullanılır. Cinsel mitler ve yol açtığı sorunlar konusunda var olan sorunun kimden kaynaklandığının çok iyi bilinmesi, her iki tarafın itici gelmesi muhtemel yönlerinin cinsel terapist yardımıyla saptanması ve bu konuda çiftin kendilerini geliştirmesi çok önemlidir. Cinsel mitlerin yol açtığı cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde, cinsel terapistin toplumsal önyargılar ve cinsel mitlerle mücadelesinde, öncelikle kendisinin cinsel mitlerin etkisinden kurtulmuş olmasının, yeterli bilgi ve tecrübe birikimine sahip olmasının ve bu bilgi birikimini uygun, anlaşılır ve ikna edici bir biçimde danışanına aktarabilmesinin önemi açıktır. Örneğin erken boşalma problemi var ve erkek “cinsellikte başarılı olmak çok önemlidir” ve “erkekliğin, cinsel performansın ve cinsel gücün göstergesi fazla cinsel ilişki de bulunmaktır” mitine sahip. Kendini çok kötü hissediyor, yetersiz buluyor. Cinsel eğitim ve bilgilendirme yaparız. Partneriyle uzun uzun cinsel birleşmeleri içeren ve kendini kontrol edebildiği cinsel fantezileri kurmasını sağlayarak hayal dağarcığını genişletiriz. Onda psikolojik travmaya yol açacak mitlerin yanlışlığını görmesini sağlarız. Bu amaçla kişinin sosyokültürel düzeyine uygun biçimde; cinsellik için “uygun ortam, uygun zaman ve kişi” gereğini vurgularız. Cinselliğin aşamaları ve mekanizmalarının yanı sıra korku, kaygı, utanç, suçluluk gibi olumsuz duygulanımların cinsel uyarılmayı nasıl engellediği anlatırız. Ayrıca çeşitli bedensel ve ruhsal etkenlerin, hastalıkların, ilaçların, yorgunluk ve aşırı yüklenmenin cinsel hayata olumsuz etkilerinden söz ederek, zaman zaman cinsel istek ve uyarılmayla ilgili sorunlarla karşılaşılmasının doğal olduğunun altını çizeriz. Mükemmel uyumun karşılıklı fedakarlıkla gerçekleştirilebileceğini anlatırız. Sorun genellikle çözülür.

    Son tahlilde; cinsel mitlerin yerine doğruları koymalıyız ve gücü kişilere ya da kişisel durumlara göre değişebilse de, cinsel mitlerin insanı ağır psikolojik yük altında bırakan koca birer yalan olduğunu unutmamalıyız.

    Uzm. Psk. Dan. Cem KEÇE

  • Kadınların cinsellikle ilgili doğru bildiği 10 yanlış

    Kadınların cinsellikle ilgili doğru bildiği 10 yanlış

    Kadınların mahremiyet içeren cinsellik konusunda eksik ve yanlış birçok bilgiye sahip olduğunu belirten Nişantaşı Psikiyatri Merkezinden Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd.Doç.Dr. Rıdvan Üney, kadınların cinsellikle ilgili doğru bildiği 10 yanlışı şöyle açıkladı:

    1. Erkekler sürekli cinsellik düşünür ve her zaman hazırdır: Yapılan bir araştırmada erkekler günde 19 kez cinsellik düşünürken kadınlar ise günde 10 kez düşündükleri bulunmuştur. Kadınlar da erkeklerden çok da farklı değiller. Ayrıca erklerde kadınlar gibi, cinselliğe kendilerini hazır hissettiklerinde girerler.

    2. Cinselliğin kadın tarafından başlatılması ahlaksızlıktır: Kadınlar arasında yanlış olan bu bilgi, çiftlerin cinsel hayatlarını olumsuz etkilemektedir. Aksine pek çok erkek cinselliği hep kendisinin başlatmasından şikâyet eder.

    3. Mastürbasyon kötü ve zararlıdır: Nasıl ki erkeklerin mastürbasyon yapması doğal ve sağlıklı ise, kadınların ki de doğal ve sağlıklı bir davranıştır.

    4. Cinsellikte istekleri belirtmek ahlaki sorundur: Cinsellikte kadının isteklerini belirtmesi, cinselliğin iki taraf açısından daha doyumlu olmasını sağlar.

    5. İlk cinsellik korkutucu olur: İlk cinsel birleşme aşırı ağrılı olduğu, kadınlar arasında bir abartılı bir konudur. Sağlıklı ve stressiz bir ortamda yaşanan ilk cinsel deneyim ürkütücü bir durum değildir. Aşırı bir acı olacağı ise tamamen yanlıştır.

    6. Orgazm, kadınların sadece bir kısmının yaşadığı bir durumdur: Birçok kadın, sevişme süresinin veya cinsel birleşme süresinin kısalığı nedeniyle orgazm olamaz. Bu sorunlar ortadan kalktığında, orgazm olamamanın önünde çoğunlukla bir engel kalmaz.

    7. Cinsellik esnasında konuşulmaz. İstekler belirtilmez, romantik olmaz, doğal olmaz: Cinsellik esnasında konuşmak doğallığı bozmaz aksine kişilerin birbirine yakınlığını artırır. Ancak tabi ki cinsellikle ilgili ve yumuşak tarzda konuşulmalıdır.

    8. Erkekler kadınlardan daha erken orgazm olurlar: Aslında; erkekte erken boşalma sorunu yoksa, bir cinsel ilişki sırasında erkek bir kez orgazm olabilirken, kadın birden fazla orgazm olabilir.

    9. Aynı anda orgazm olmak, hedef olmalı: Çok az cinsel ilişkide, aynı anda orgazm olmak olasıdır. Yani nadir yaşanan bir durumdur.

    10. Gebelikte cinsellik çocuğa zarar verebilir veya düşüğe sebep olabilir: Çoğunlukla ilk gebeliklerde kadınlar, bu korkuyla cinsellikten sakınabilirler. Oysa ki; sağlıklı ve normal bir gebelikte son dört haftaya kadar cinsellik bebeğe zarar vermez.

    İHA

  • Vajinismus psikolojik tedavisi

    Vajinismus psikolojik tedavisi

    Vajinismus; eğitim ve sosyo-kültürel düzeyi ne olursa olsun bütün kesimlerde görülen, kadının bir takım korku ve endişelerden dolayı istem dışı vajinasını kasması sonucunda cinsel ilişkinin gerçekleşememesi durumudur. Bazen penisin vajinaya girme durumunda değil, sadece ilişkinin hayal edilmesinde bile bu kasılma durumları söz konusu olabilir. Ülkemizde görülme sıklığı hayli yüksek olan vajinismus, daha çok yeni evli çiftlerde görülmekle beraber yıllarca evli kalan çiftlerde de görmekteyiz. Dünyada görülme sıklığı %2-4 arasında iken ülkemizde %10 ları bulmaktadır.

    Vajinismusun Nedenleri

    Kişiye, yaşadığı kültürel ortama göre değişen birçok nedeni vardır. Fizyolojik olarak bir çocuğun doğabileceği şekilde esnek olan vajinanın cinsel birleşmeye karşı kasılıp kendini kapatması anlamsız gibi görünse de, o an yaşanan endişe, korku ve kaygılar göz önünde bulundurulduğunda normal bir tepki olduğu anlaşılmaktadır. Önemli olan bu yaşanan kaygıların altında yatan psikolojik nedenlerdir.

    • Toplumumuzda ayıp ve yasak olarak algılanan cinsellik hakkında sağlıklı bilgiler edinilmemesi, yanlış ve yetersiz cinsel bilgiler,
    • Abartılarak anlatılan ilk gece hikayelerindeki korkutucu ve ürkütücü durumlar, genç kızlarda kendilerinin de ilişki esnasında çok acı çekeceklerine dair korku oluşturması,
    • Bekaretin kutsandığı toplumumuzda kızlık zarının yırtılacağı, patlayacağı, çok kan akacağı şeklindeki kaygılar,
    • Vajinanın küçük olduğu ve penisin giremeyeceği endişesi,
    • Yeterli uyarılma ve sevginin olmaması,
    • Kızlık zarının çok kalın olduğu düşüncesi,
    • Erkeğin ilk ilişki sırasında kaba davranması,
    • Bilinç dışı kadınlığı kabullenememe ve kız olarak kalma, masumiyetini kaybetmeme,
    • Annenin değersiz görüldüğü bir ailede kız çocuğunun önemsenmek istediği için kadınlığı reddetmesi,
    • Geçmişte yaşanan taciz ve travmalar,
    • Gebelik ve doğum korkusu,
    • Cinsel güvensizlik,
    • Cinsel isteksizlik,
    • Cinsel kimlik sorunları,
    • Güvensizlik,
    • Cinselliğin kadın için zevk değil görev olduğu algısı,

    Gibi nedenler olabileceği gibi kadının daha farklı farkında olmadığı, bilgi çarpıtması, bilinç dışı nedenler, farklı bir kaygı ve korkunun buraya transfer edilmesi de olabilir.

    Vajinismus İlişkiyi Nasıl Etkiler?

    Vajinismusta ilk tepkiler genelde yaşanan durumu anlamlandıramama, korku ve panik halleri, umutsuzluk, başarısızlık, çiftlerin kendilerini birbirlerine karşı suçlu hissetmeleri ve çaresizliktir. Genelde ne yapacaklarını bilemezler ve çözümü ötelerler.

    Kadın kendini eksik ve yetersiz hissederken, erkekte de istenilmeme, reddedilme gibi algılandığından öfke ve kırgınlık yaşanabilir.Yaşanan durumun sadece kendilerine özgü olduğunu düşünerek yoğun ümitsizlikler yaşarlar.

    Uzun süre tedavi edilmediğinde erkekte, cinsel isteksizlik ve erken boşalma gibi sorunların ortaya çıktığı görülmüştür. Ayrıca evlilikte bir çok çatışmanın da temelinde cinselliğin olmaması yatmaktadır.

    Cinselliği konuşmanın bile yadırgandığı toplumumuzda sorunu dile getirmek ve çözüm arayışında bulunmak çok zordur. En yakınlarından bile çoğu zaman gizlenir. Zamanla düzeleceği düşünülerek beklenir, yeni denemelerde bulunulur.

    Neden bizim başımıza geldi?

    Nasıl geçecek bu durum?

    Tedavisi varmıdır?

    Nasıl tedavi edilir?

    Nereye, kime başvurmak gerekir?

    Nasıl tedavi edilecek?

    Tedavi ne kadar sürecek?

    Maliyeti ne kadar?

    Tedavi edilirse daha sonra tekrar bu sorunu yaşarmıyız?

    Gibi bir çok soru akla gelir. Bu durumda yapılması gereken şey ne kadar süredir olursa olsun, hemen bir kadın doğum uzmanının muayenesinden geçip, cinsel terapiste başvurulmalıdır. Terapiye gelen danışanlarımızdan yıllarca vajinismustan dolayı cinsellik yaşamadan evliliklerini sürdürmeye çalıştıklarını görmekteyiz. Mutlu bir evlilikte önemli bir yer tutan cinsellik hem çiftlerin ilişkilerini güçlendirmesi, neslini devam ettirmesi açısından önemliyken hem de alınan hazzın, keyfin hayatlarına lezzet kattığını unutmamalıdır.

    Vajinismusun Tedavisi

    Tedavisi en kolay ve kısa süreli olan vajinismus, psikolojik bir sorundur. Sadece kadının değil çiftin her ikisinin de sorunudur.

    Fizyolojik bir rahatsızlığın olup olmadığını anlamak için yapılacak jinekolog muayenesinden sonra, herhangi bir organik sorun olmadığı psikolojik nedenlere bağlı olduğu anlaşıldığında cinsel terapi yapan bir terapiste gidilmelidir.

    Evli çiftlerin terapiye birlikte katılmalarını önermekteyiz. Kadın isterse tek başına da terapiye gidebilir. Eşlerin katılımı terapiye olumlu bir destek sağlar.

    Vajinismus tedavilerinde bir çok değişik teknikler uygulanmaktadır. Tedavi şekli vajinismus sorunu olan danışanın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmaktadır. Sorunun altında yatan nedene göre kişiye özgü bir yaklaşım sergilenmektedir. Bazı danışanlarda sadece bilgilendirme yapıldığında sorunun çözüldüğünü görürken, bazılarında davranışsal terapi teknikleri uygulanması gerekmekte, bazılarında ise geçmişle ilgili ayrıntılı dinamik psikoterapi teknikleri uygulamak gerekmektedir. Bütün bu tekniklerin birleştirilerek bütüncül bir yaklaşımda sergilenebilmektedir.

    Sorunun kaynağı sadece penisin vajinaya girmemesi, yani organlarla ilgili bir durum değil, ruhun, beynin ve bedenin ortak sorunudur.

    Çiftlerin ikisinin birlikte katılmasını önemsediğimiz vajinismus terapisinin ilk seanslarında değerlendirme görüşmeleri yapılır; sorunun nedenleri, ne zamandır varolduğu, çiftin yaşamını nasıl etkilediği, nasıl ortaya çıktığı gibi bir çok soruya cevap aranır

    Terapinin ikinci aşamasında; ilişkideki çatışmalar çözümlenir ve yeniden yapılandırılır. Eşlerin cinselliğe bakış açıları değerlendirilerek yanlış düşünce ve davranış örüngüleri düzeltilir. Cinselliğin bir görev yada zorunluluk olmadığı, istekli bir şekilde yapılan, evliliğin ve hayatın gerekliliği olduğu farkındalığı kazandırılır. Evliliği heyecanlı ve canlı kılan, çiftlerin birlikte yapmaları gerekli olan; iletişim kurma, dokunma, sarılma, birlikte aynı anda yatağa girme, sadakat gibi konular işlenir. Çiftlerin adeta yeniden flört yaşamaya başlaması sağlanmaya çalışılır.
    Üçüncü aşamada; cinsel eğitim verilerek, çiftlerin cinsellikle, cinsel organlarla ve cinsel hurafelerle ilgili doğru ve gerekli bilgi edinmeleri sağlanır. Cinsel mitler ele alınarak doğrular netleştirilir. Vajinismusun sadece birinden kaynaklı olmadığı çiftlerin her ikisinin de sorunu olduğu, birlikte çözmeleri gerçeği vurgulanır. Çiftlerin birbirlerini suçlamamaları, destek olmalarının önemi üzerinde durulur. Cinsellikle ilgili bilinen tüm yanlış inançlar ele alınarak, suçluluk ve günahkarlık duygularıyla baş edilebilmesi için her iki tarafında cinsel gereksinimlerinin normal olduğu, doğal gereksinim olduğu ve uyumun öğrenilebileceği işlenir. Ayrıca kolaylıkla yapılabilen bir takım ev ödevleri verilir. İlişkide karşılıklı yapılan davranışların üzerinde durularak cinselliğin yetişkin yetişkine kaliteli ve zevkli bir eylem olduğu vurgulanır.
    Dördüncü aşamada; derinlerde hissedilen duygulara odaklanılır. Çiftlerin fantezileri, zevk algıları, kendilerini keşfetmeleri, çocukluk döneminin yansımaları ele alınır. Sosyo-kültürel baskıların oluşturduğu gerilimler giderilir. Toplumsal olarak kadına ve erkeğe yüklenen anlamsız sorumluluklar ve rollerin cinsel hayata olumsuz etkilerinden kurtulmaları sağlanır.
    Son aşamada ise çiftin baş başa birlikte yapacakları çeşitli aşk oyunları önerilir. Bu oyunlarla kendi bedenlerini ve partnerlerinin bedenlerinin keşfedilmesi, nelerden haz duydukları, nelerden hoşlandıklarını, sevişme sanatının inceliklerini hiçbir kaygı hissetmeden öğrenirler. Yeni ve ilgi çekici duygusal, cinsel teknikler öğrenirler. En önemlisi çiftler bütün bunları büyük bir keyif duygusuyla kendilerini ve partnerlerini en özel şekilde keşfetmek için yaptıklarından zevk ve mutluluk duyarlar. Sonuçta hayatlarını anlamlı kılan cinselliği; problemsiz, kaygısız doya doya yaşamayı ve mutlu olmayı öğrenirler.

    Feyzullah ALPMAN

    Psikolojik Danışman