- 4 Ekim 2007
- 248
- 0
- 316
- 43
- Konu Sahibi Cirkin Peri
- #1
rüzgarların alıp gittiği yeni bir ruh daha
Zaman yine geceyarısı, her hüznün çıktığı saatlerdeyiz gene, karanlıkların içinde ilerlemeye çalışırken umutla gökyüzüne.Sonbahar göstermeye başlamış yüzünü, artık bulutlar kapatıyor yıldızların önünü, ay silik bir ışık yayıyor etrafına ama ışıkları yansımıyor sonbahar akşamına.
Ve umut, umudun tükendiği anlar başlıyor yine yılgın yüreğimin derinliklerinde. Hiç üşümediğim kadar çok üşüyorum bu gece.Ruhum değil bedenim de titriyor artık hiç durmadan. Yüreğimde garip bir acı, hiç durmadan yanıyor kalbim,tarif edemediğim bir korku sarıp sarmalıyor bedenimi.Ya hiç gelmezsen diyorum ve aslında hiç gelemeyeceğini biliyorum.
Radyoda vedaları anlatıyor kim olduğunu bilmediğim bir adam. Hissetmiyor ama, konuşurken fark ediyorum. Belli ki hiç yaşamamış ayrılığı, hiç erimemiş bedeni giden ve özlenen sevgilinin ardından. O anlatırken ben dalıyorum, ben dalıyorken o anlatıyor...
Bir sonbahar mevsimi miydi çıktığında karşıma.O gözlerin, ah o gözlerin nasıl güzellerdi, nasılda çocuk gibi gülümserdi yüzün ve ne mutlu olurdun ufacık bir kağıt helvada.
'Sana hep sen bir meleksin'
Derdim hatırlıyor musun sevdiğim..
Sende gülümseyerek bakardın yine gözlerimin içine
'Ben senin aynanım aşkım'
diyerek sarılırdın bana.Halbuki ben hiç senin kadar iyi olamadım bu dünyada.Ben hiçkimseye yardım etmek istemedim yada yardım edemediğim insanlar için günlerce oturup ağlamadım.ama sen öyle değildin ki, sen başkaydın, sen sanki gökyüzünden özel olarak indirilmiştin bana ve tüm insanlara yardım etmek için.Ama bu insanların içinde en şanslısıydı benim yüreğim çünkü sevgin vardı, yüreğim yüreğindeydi bilirim. Bazen kızardın,
'Meleklere benzetme beni n'olur.bu benzetmelerin korkutuyor yüreğimi.Çünkü melekler kısa süreli gelir insanların hayatına.Onların yüzü gülümsediği zamanda sessizce yok olurlar ve başka kırık yüreklerin hıçkırık seslerine doğru yol alırlar bilinmezliğe. '
Ben bu sözünü hiç yakıştıramazdım ama sen gerçekten de korkardın bundan, bu yüzden ben susardım..
'Eğer sen gitmeyeceksen, hiç gitmeyeceksen, ben ölene kadar mutsuz olmaya razıyım inan bana.'
bu sözümle hafifçe gülümserdin ya gene de rahat etmezdi için,
'Senin mutsuz olmanı isteyecek kadar nefret etmiyorum senden.'
Bu söz oyunları uzar giderdi ikimiz arasında.anlatamadığın, sakladığın birşeyler vardı sanki ve ipuçları veriyordun ama ben anlamıyordum.Zamanı geldiğinde anlayacağımı biliyordum ama o zaman bu kadar acı çekeceğimi hiç tahmin etmiyordum.
,,,,,,,,,,,,,
Bak radyodaki adam gene giden bir sevgiliye yazılmış nottan okuyor yavaş yavaş.hisler yokolmuş sadece noktalama işaretlerine uyuyor ve yazının değerini anlatamıyor dinleyenlere.
,,,,,,,,,,,,,,,,,
O son görüşmemizi hatırlıyorumda, daha doğrusu o son vedanı bana, nasılda hissettirmeden gittin anlamadım, neden sakladıklarını sen gittiğinde öğrendim...Bu değildi benim hakkım, asla bu değildi sevdiğim.ama gene de kızamıyorum sana biliyorum ki acı çekmemem için yaptın bunu bana. Neden gittin, giderken neden gidiyorum demedin ve ben neden sonraları öğrendim asıl gidişinin nedenini.Gerçekten de bir melek miydin sevdiğim, gerçektende yaşantımın en berbat döneminde beni biraz mutlu etmek için gelip hayatıma; sonra da başka bir yerlerde bilmediğim insanları mutlu etmek için mi üzdün yüreğimi.yoksa küçücükken yitip giden minnacık miniklere anne mi gerekti gökyüzünde.hani benim mutsuz olmama dayanamazdı yüreğin, hani gitmeyecektin bu yüzden.o konuşmalarda beni meleklere benzetme derken asılıyordu suratın, ah neden anlamadım, neden o zamanlarda bir sorun olduğunu kestiremedim.O zaman belki izin vermezdim gitmene.o zaman belki bu yalnızlık ağır gelmezdi yüreğime.Ne çok özledim seni bir bilsen, ne çok yanıyor yüreğim.bir yanardağın lavları eriyor bedenimin üstünde ve o kızgınlığa rağmen yine de üşüyorum.sensiz buralarda soğuklar kaplıyor çevremi, buz tutuyor ellerim.Hareket edemiyorum, seni özlüyorum ve seni diliyorum sürekli.Asla gelmeyeceğini bildiğim halde gene de umut ediyorum.
,,,,,,,,,,,,,,,
İşte bir ayrılığı daha anlatmaya başladı radyodaki adam ve rafet çalıyor fonda.bu sefer dinlemek istiyorum onu, bu sefer belki içten anlatır diyorum...
,,,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Bir seneyi epey geçmişti semanur veda etmeden gittiğinde erkan'ın yanından.erkan hiçbirşey anlayamamıştı, neden gittiğini bilmiyordu yada nereye gittiğini. Çaresizdi, her gece eriyordu ruhu, her gecesi dualarla geçiyordu genç adamın. Hayatında ilk defa mutluluğu yakaladım dediği bir anda bir kar tanesi kadar çabuk eriyip gitmişti giden ve yanında genç adamıda diri diri gömmüştü toprağa.Halbuki asla dayanamazdı onun asık suratına, asla üzülsün istemezdi sema.ama bazen hiç kimsenin elinden birşey gelmezdi. Çünkü hayat acımasız bir insandan daha vahşi olabiliyordu yeri geldiğinde ve oyunu kurallarına göre oynamıyor sürekli bir yerlerden birşeyler çıkartıyordu.
Semanur garip bir kızdı.Hep gülümserdi hiç asık görülmemişti yüzü.Bazı bazı dalardı sadece uzaklara. gözleri buğulanırdı, bir damla belirirdi..Akmasına izin vermeden düzelirdi sonra hemen.Yüreği çocukların saflığını taşıyordu hala.Yolda gördüğü bir kimsesiz için oturup saatlerce ağlayabiliyordu zaman zaman.bunun nedenini kimse bilmiyordu.Duygusallığına vermişlerdi ama bu kadar duygusallıkta biraz fazlaydı.
Erkan ise tam tersi cıvıl cıvıl bir gençti.biraz bencil, biraz düşüncesiz de denilebilirdi.Onu ne sokak çocukları ilgilendirirdi, nede üzgün herhangi biri.Kendisi dışında taktığı pek insan yoktu da diyebiliriz çoğu zaman.
Ve bir zaman sonra her insan gibi oda hiç beklemediği bir anda çaresizliğin kollarında buldu kendini.Yanlış bir sevgili bir insanın hayatını nasıl mahveder sinem gittiğinde anlamıştı Erkan. onun sayesinde şu an Bakırköy ruh ve sinir hastalıklarında yatıyordu.onun sayesinde alışmıştı Eroine.tamam belki güçlü bir karaktere sahip olabilseydi bu olmazdı ama genede sinem'in de etkisi fazlaydı. Aslında tedavi görmekte istemiyordu ama ailesi bir şekilde ikna etmişti onu yatmaya.Ve aslında bu kötü olay hayatında yeni bir ışık yanmasına sebep olacaktı farkında olmadan.
İşte bu birbirinden farklı iki insan hastanenin mosg soğuğu koridorlarında rastlamıştı birbirine. Sema herkese olduğu gibi ona da oldukça ilgi gösteriyordu.Hemşire değildi yada doktor sadece aradabir gelir hastalarla ilgilenirdi.bu onun en hıoşlandığı şeylerden biriydi.onlarla konuşmak, nasıl bu hale geldiklerini anlamak ve onları anladığını belli etmek.Herkesin ümit kestiği bu insanlarla sohbet etmek.
'Bir sigaranız varsa verebilir misiniz acaba? '
İlk defa birinden birşey istiyordu Erkan, bu onun onurunu kırıyordu ama yapacak birşey yoktu.ruhu sıkılıyordu ve bunun sigara içerken geçeceğini düşünüyordu.
,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Radyodaki adam anlatmaya devam ediyordu ve bir an durakladı.
'Devam etmeden önce var mısınız bir şarkıyla mola vermeye. Mavi duvar sizlerle...'
,,,,,,,,,,,
Ne garip bir şarkı bu, adam gidiyor, koşuyor,Sahilde buluyor kendini.tıpkı sen gittiğinde benimde koştuğum gibi.Neden tüm insanlar sahile giderler, neden denize ağlarlar.. Bilmem, ne önemi var değil mi? Giden gittikten sonra deniz coşmuş coşmamış ne farkeder? Bak yine başladı anlatmaya.Sanki ikimizi anlatıyor sevgili, sanki sema sensin erkan ben.Tıpkı benim en kötü anımda girdiğin gibi sema da Erkanın hayatına giriyor aniden...tıpkı sen gibi,,,tıpkı ben gibi...
,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Nerde kalmıştık dinleyenlerim.Evet bir sigara istemişti Erkan Semadan.Sema sigara içmezdi ama gene de taşırdı yanında.Biliyordu çünkü burada hastaların durumunu. Hafiften gülümsedi Bakışları yerde olan Erkan'a.Erkan istediği sigaradan bin pişman, utanmış.
'Tabii ki verebilirim ama bunun için iki isteğim var sizden.Bir, gözlerinizi görmek isterim.İki birlikte içip sohbet edersek.'
Erkan şaşırdı, başını kaldırdı ve kaldı genç kızın gözlerinin içinde.Bir deniz vardı, koca bir şelale çağlayan.hüzünlü ama mutlu, ağlayan ama gülümseyen, umutsuz ama..Garipti işte.vurulduğunu hissetti bir an,
'peki,..'
Diyebildi sadece, dili tutulmuştu bir anda. Söyleyecek hiçbirşey bulamadı yada o kadar güçlü hissedemedi kendini.Sanki uslu bir çocuğa dönüşmüştü bir anda ve annesini hiç üzmüyor ne derse yapıyordu.Bir banka oturdular, o çok meşhur düşünen adamın yanında.Sema bir sigara uzattı.Kendine aldı ve yaktılar.İkisinden de ses çıkmıyordu.Sadece sigaralarını içiyorlardı. Sonunda Sema dayanamadı ve gülümseyerek,
'Sen çıkmıyorsun genelde dışarıya sanırım, çünkü ben ilk kez görüyorum seni..'
'Yoo buralardayım, alışmak zor oldu.'
'Öyledir..'
'Sen ne zamandan beri yatıyorsun burada? '
Sema bir an düşündü...
'Uzun süre oldu, yarın taburcu oluyorum.. '
Erkan'ın yüzü asıldı, daha tanımıyordu ama genede üzülmüştü.'
'Neden astın yüzünü..'
'Hiç...Bilmem..Yani aslında yeni tanıştık, bir sigara içimlik konuştuk ama gitmemeni dilerdim..'
Sema gülümsedi..
'Merak etme sık sık gelirim yanına. Hem ben severim burayı. Burada kalmamın sebebi de hastalık değil zaten, burada olmayı seviyorum, buradaki insanlarla sohbet etmesini...'
O gün Srema giderken sebepsiz birşekilde her gün gitme isteğiyle karşılaşacağını biliyordu ve Erkan'da artık her gün onun yolunu gözlüyordu.geceleri penceresinden ona gelen ay ışığı onun yüzünü yansıtıyordu.
Hemen hemen her gün konuşuyorlardı, hemen hemen hergün gülerek geçiyordu zamanları.Öyle ki Erkan hızla iyileşiyordu.sigarayı bile bırakmıştı. Ve artık tamamen Sema ile doluydu yüreği.Sema erkandan farklı bir durumda değildi.Ama gitgide daha fazla dalar olmuştu uzaklara.gitgide birşeylere daha fazla sıkılır olmuştu.
O gün gene sabahın erken saatlerinde düşünen adamın yanında buluşmuştu iki sevgili. Sema konuşacak gibi oluyor ama Erkan'ın yüzündeki o mutluluğu görünce vazgeçiyordu.Erkan hiç gülmediği kadar çok gülümsüyordu son zamanlarda.Bütün kötülükler manen ve madden siliniyordu hayatından.En güzeli ise herkesin istediği, iyi yürekli bir sevdiği vardı. Onun güzelliğiyle herşey güzelleşiyor, onun yüzünün aydınlığıyla yüreği aydınlanıyordu Erkan'ın.
'Hadi bir sigara içelim...'
Dedi Sema gözleri yerde.Erkan şaşırdı. İlk kez başı yerdeydi genç kzıın ve sigarayı sevmediği halde sigara içmek istiyordu sebepsiz. İlk buluştukları daha an geldi aklına genç adamın.
'Peki ama hatırlıyor musun bana dediğini.Yüzünü kaldırırsan kabul ederim bu teklifi.O gözlerki ben baktığım anda dalmışım içine.Hapsolmuşum çıkamıyorum ama çıkmakta istemiyorum. Hadi kaldır başını da bak gene aynı o gün olduğu gibi.'
Sema kaldırdı başını, ama Birşey..birşey çok kötü yaralamıştı Erkan'ı.bilmiyordu ne olduğunu ama bir karanlık çıkıyor onun yüreğine doğru ilerliyordu.Anlamadı, anlamak istemedi..sevdiğini üzmemek için hiçbirşey yokmuş gibi davranıyordu.
Birer sigara yaktılar birlikte.Sonra bu sefer Erkan konuşmaya başladı ilk önce..
'Hayatıma giren en iyi yürekli insansın sen biliyor musun.Ve ben nefret ettiğim şu koridorlarda mutlulukla dolaşıyorum senin yüzünden.bu soğuk koridorlar seni tanımamı sağladı çünkü.Çünkü bu soğuk grimsi duvarlar sayesinde, melek yüzlü sevdiğim, sen çıktın karşıma..'
Sema başını kaldırdı,
'Bana melek deme yalvarırım..Ben melek değilim inan.'
'Hayır meleksin işte.Melekler kadar iyi yüreğin.Ve melekler kadar yardımseversin insanlara.Hem neden bu kadar sert çıktın bir anda.Ne var bu sözde...? '
Sema haksız ve fazla tepki verdiğini hissettiği anda,titreyen gözlerle baktı sevdiğine.Bir buğu kaplamıştı, ağlamakla ağlamamak arasında bir yerde zor tutuyordu kendini.
'Özür dilerim seni kırmak istemedim..Sadece..Sadece melekler fazla durmaz hayatımızda.Bir zorlukla kariılaştığımızda çıkarlar karşımıza.sonra..Sonrada usulca ve hep çok erken terk ederler bizi.Ben senin için öyle olmak istemiyorum.. '
'Olmayacaksın zaten.Ve eğer benimle kalman benim mutsuz olmam ile alakalıysa ömür boyu razıyım mutsuzluğa..'
'Ama bazen hayat istnileni vermez bizlere.Önce çıkış yolunu gösterir daha sonra ise gördüğüm o ışığı söndürür aniden.ben senin için bir ışık oldum belki ama o ışık sönerse karanlığına dönüşmek korkutur beni...'
'Hiç bir zaman karanlığım olamazsın sen ey güzel peri. Ben gözlerinden çaldım öperken gökyüzün deli mavisini. Ben sözlerinden çaldım anlamı ve sen 29 harf oldun hayatımı ve yüreğimi anlamlandırmak adına dünyada...'
'Ama bazen bazı anlamalr vardır ki hiçbirşey ifade etmeden, hiç bir şey anlatamadan yok olurlar, aniden silinirler kağıttan.Ve daha önce varolduğunu bile anlayamazsın.acaba ben bunu yazmışmıydım dersin bir zaman sonra..'
'Sen ve yüreğin asla silinmeyeceksiniz hafızamdan.'
Bu sözün ardından durdu Erkan.Artık anlamadığı bir yere gidiyordu sözlerin yolu.Ve o bu gidişi hiç beğenmemişti.Bu nedenle sözünü bitirdi.Sigarasını söndürdü ve..
'Artık gitmem gerek yorgunum biraz.Hem geç oldu hadi sende git evine ki aklım kalmasın sende...'
'Peki..'
Başka birşey söyleyemedi Sema, gücü yoktu ve cesareti.Tıpkı o karşılaştıkları ilk günkü durumun aynısıydı..Sadece roller değişmişti bir an ve maalesef değişmek zorundaydı. Hayat böyle istiyordu...
,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Ne garip değil mi sevgi dinleyenler.Hayat, bizim hayatımız..ama kuklalardan farkımız yok, ellerimiz kollarımız bağlı ve bizonun istediği şeyleri yapmak zorunda kalıyoruz. Acaba yapmak zorunda mıyız.Sema da gerçekten gitmek zorunda mı? Bilmem, bir şarkı dinleyelim önce hep beraber, ardından da devam edelim öykümüze...
,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,
Sende gitmek zorunda mıydın Sema gibi..Dedim ya bizim hikayemize benziyor herşey..O gitti yada gidecek ve sen..Sen de gittin.. Ben kaldım sensiz..bir başıma çaresiz..Neden gittin,neden gelmeyeceksin.Gerçekten bir melek miydin hayatımda, peki neden melekler bu kadar erken gitmek zorunda hayatımızdan. Sen benim yüreğimin içine yerleşmiştin oysa.Sen benim en büyük adağımdın dünyaya.Ve gittin, nedensiz gittin..Ben sormuyorum artık neden gittiğini, tek bilmeni istediğim yüreğimi ektim yüreğini,tek bilmeni istediğim içimin kırıkları birleşse yine de sen oluyor, yeniden sen doluyor. Senin gidişinin ardından mavilerim karardı, gökyüzünde bulutlar, gitmek bilmiyorlar.Herşey karanlık sevdiğim.Neden demek istemiyorum ama neden...Neden bir söz hakkı vermedin bana,neden gitme dememi engelledin?
Bak gene başladı radyoda ruhsuz adam, sema ne yapacak diyor gene durup durup.Ben biliyorum ne yapacağını çünkü seni görüyorum.. Sen gibi oda..Bir melek gibi..gidecek, kaybolacak...Ve geride sadece erimiş bir yürek bırakacak...
Hani sen derdin ya hep bana sevdiğim, ne olursa ol güçlü ol diye.Ben öyle yapıyorum diye..ben yapamıyorum, inan bana deniyorum ama y-a-p-a-mı-yo-rum...Sensiz ama seninle yaşamak ne demek bilir misin? Hayır ama ben biliyorum. ölüm gibi bu soğuk, yalnız... Yapamıyorum, anla yapamıyorum...
Çöldeyim,susuzum,dudağın bana leyla.. Kuyularda Yusuf'um sözlerin bana Züleyha..Ölüler içinde bir ölüyüm yarim ellerin olmuş musalla... Gidiyorum artık, tıpkı senin gibi sessiz, sedasız... kimseye söz hakkı vermeden bende gidiyorum.....
Genç adam bileklerinden akan kanın rengine bakakalmış, yatıyordu öyle.giden hiçbirşey söylemeden giden sevgilisinin peşinden yol alıyordu. Yaklaşık bir sene önce kansere yenik düştüğünü öğrendiğinde yaralanmıştı yüreği ve bir daha düzelmemişti.şimdi ise kendi arzusuyla gözünde bir damla yaş ile kalakalmıştı kan kırmızısına boyanan halının üzerinde.
Radyodaki spiker konuşmaya devam ediyordu. Hiç tahmin etmiyordu birilerinin hikayeyi kendisine benzeteceğini.Nerden bilebilirdi ki bir aşk hikayesinin sonunda hiç bilmediği bir şehirde bilmediği bir insanın yaşamına son vereceği...
,,,,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Radyoda eski bir şarkı çalmaya başladı spiker, genç adam yüzünde bir tebessüm evinin odasında giden sevgiliye kavuşma ümidiyle kapamış gözlerini...
Bir yerlerde karanlıklar hüküm sürüyor insanın ruhuna, yıldızlar sonbahara yenik, bulutlar kapamış önlerini.Ve bir yerlerde, hiçbilmediğimiz yerlerde giden sevgiliye adanan ömürler..Gerçek sevgiler belkide korkak yürekler... Hayatın kuklalarına son oyunu, aşk ve ölüm ama ne olursa olsun yeniliş... sonbaharın getirdiği rüzgarların alıp gittiği yeni bir ruh daha...
28.09.2005/19
02
Meral BİLGİÇ
Zaman yine geceyarısı, her hüznün çıktığı saatlerdeyiz gene, karanlıkların içinde ilerlemeye çalışırken umutla gökyüzüne.Sonbahar göstermeye başlamış yüzünü, artık bulutlar kapatıyor yıldızların önünü, ay silik bir ışık yayıyor etrafına ama ışıkları yansımıyor sonbahar akşamına.
Ve umut, umudun tükendiği anlar başlıyor yine yılgın yüreğimin derinliklerinde. Hiç üşümediğim kadar çok üşüyorum bu gece.Ruhum değil bedenim de titriyor artık hiç durmadan. Yüreğimde garip bir acı, hiç durmadan yanıyor kalbim,tarif edemediğim bir korku sarıp sarmalıyor bedenimi.Ya hiç gelmezsen diyorum ve aslında hiç gelemeyeceğini biliyorum.
Radyoda vedaları anlatıyor kim olduğunu bilmediğim bir adam. Hissetmiyor ama, konuşurken fark ediyorum. Belli ki hiç yaşamamış ayrılığı, hiç erimemiş bedeni giden ve özlenen sevgilinin ardından. O anlatırken ben dalıyorum, ben dalıyorken o anlatıyor...
Bir sonbahar mevsimi miydi çıktığında karşıma.O gözlerin, ah o gözlerin nasıl güzellerdi, nasılda çocuk gibi gülümserdi yüzün ve ne mutlu olurdun ufacık bir kağıt helvada.
'Sana hep sen bir meleksin'
Derdim hatırlıyor musun sevdiğim..
Sende gülümseyerek bakardın yine gözlerimin içine
'Ben senin aynanım aşkım'
diyerek sarılırdın bana.Halbuki ben hiç senin kadar iyi olamadım bu dünyada.Ben hiçkimseye yardım etmek istemedim yada yardım edemediğim insanlar için günlerce oturup ağlamadım.ama sen öyle değildin ki, sen başkaydın, sen sanki gökyüzünden özel olarak indirilmiştin bana ve tüm insanlara yardım etmek için.Ama bu insanların içinde en şanslısıydı benim yüreğim çünkü sevgin vardı, yüreğim yüreğindeydi bilirim. Bazen kızardın,
'Meleklere benzetme beni n'olur.bu benzetmelerin korkutuyor yüreğimi.Çünkü melekler kısa süreli gelir insanların hayatına.Onların yüzü gülümsediği zamanda sessizce yok olurlar ve başka kırık yüreklerin hıçkırık seslerine doğru yol alırlar bilinmezliğe. '
Ben bu sözünü hiç yakıştıramazdım ama sen gerçekten de korkardın bundan, bu yüzden ben susardım..
'Eğer sen gitmeyeceksen, hiç gitmeyeceksen, ben ölene kadar mutsuz olmaya razıyım inan bana.'
bu sözümle hafifçe gülümserdin ya gene de rahat etmezdi için,
'Senin mutsuz olmanı isteyecek kadar nefret etmiyorum senden.'
Bu söz oyunları uzar giderdi ikimiz arasında.anlatamadığın, sakladığın birşeyler vardı sanki ve ipuçları veriyordun ama ben anlamıyordum.Zamanı geldiğinde anlayacağımı biliyordum ama o zaman bu kadar acı çekeceğimi hiç tahmin etmiyordum.
,,,,,,,,,,,,,
Bak radyodaki adam gene giden bir sevgiliye yazılmış nottan okuyor yavaş yavaş.hisler yokolmuş sadece noktalama işaretlerine uyuyor ve yazının değerini anlatamıyor dinleyenlere.
,,,,,,,,,,,,,,,,,
O son görüşmemizi hatırlıyorumda, daha doğrusu o son vedanı bana, nasılda hissettirmeden gittin anlamadım, neden sakladıklarını sen gittiğinde öğrendim...Bu değildi benim hakkım, asla bu değildi sevdiğim.ama gene de kızamıyorum sana biliyorum ki acı çekmemem için yaptın bunu bana. Neden gittin, giderken neden gidiyorum demedin ve ben neden sonraları öğrendim asıl gidişinin nedenini.Gerçekten de bir melek miydin sevdiğim, gerçektende yaşantımın en berbat döneminde beni biraz mutlu etmek için gelip hayatıma; sonra da başka bir yerlerde bilmediğim insanları mutlu etmek için mi üzdün yüreğimi.yoksa küçücükken yitip giden minnacık miniklere anne mi gerekti gökyüzünde.hani benim mutsuz olmama dayanamazdı yüreğin, hani gitmeyecektin bu yüzden.o konuşmalarda beni meleklere benzetme derken asılıyordu suratın, ah neden anlamadım, neden o zamanlarda bir sorun olduğunu kestiremedim.O zaman belki izin vermezdim gitmene.o zaman belki bu yalnızlık ağır gelmezdi yüreğime.Ne çok özledim seni bir bilsen, ne çok yanıyor yüreğim.bir yanardağın lavları eriyor bedenimin üstünde ve o kızgınlığa rağmen yine de üşüyorum.sensiz buralarda soğuklar kaplıyor çevremi, buz tutuyor ellerim.Hareket edemiyorum, seni özlüyorum ve seni diliyorum sürekli.Asla gelmeyeceğini bildiğim halde gene de umut ediyorum.
,,,,,,,,,,,,,,,
İşte bir ayrılığı daha anlatmaya başladı radyodaki adam ve rafet çalıyor fonda.bu sefer dinlemek istiyorum onu, bu sefer belki içten anlatır diyorum...
,,,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Bir seneyi epey geçmişti semanur veda etmeden gittiğinde erkan'ın yanından.erkan hiçbirşey anlayamamıştı, neden gittiğini bilmiyordu yada nereye gittiğini. Çaresizdi, her gece eriyordu ruhu, her gecesi dualarla geçiyordu genç adamın. Hayatında ilk defa mutluluğu yakaladım dediği bir anda bir kar tanesi kadar çabuk eriyip gitmişti giden ve yanında genç adamıda diri diri gömmüştü toprağa.Halbuki asla dayanamazdı onun asık suratına, asla üzülsün istemezdi sema.ama bazen hiç kimsenin elinden birşey gelmezdi. Çünkü hayat acımasız bir insandan daha vahşi olabiliyordu yeri geldiğinde ve oyunu kurallarına göre oynamıyor sürekli bir yerlerden birşeyler çıkartıyordu.
Semanur garip bir kızdı.Hep gülümserdi hiç asık görülmemişti yüzü.Bazı bazı dalardı sadece uzaklara. gözleri buğulanırdı, bir damla belirirdi..Akmasına izin vermeden düzelirdi sonra hemen.Yüreği çocukların saflığını taşıyordu hala.Yolda gördüğü bir kimsesiz için oturup saatlerce ağlayabiliyordu zaman zaman.bunun nedenini kimse bilmiyordu.Duygusallığına vermişlerdi ama bu kadar duygusallıkta biraz fazlaydı.
Erkan ise tam tersi cıvıl cıvıl bir gençti.biraz bencil, biraz düşüncesiz de denilebilirdi.Onu ne sokak çocukları ilgilendirirdi, nede üzgün herhangi biri.Kendisi dışında taktığı pek insan yoktu da diyebiliriz çoğu zaman.
Ve bir zaman sonra her insan gibi oda hiç beklemediği bir anda çaresizliğin kollarında buldu kendini.Yanlış bir sevgili bir insanın hayatını nasıl mahveder sinem gittiğinde anlamıştı Erkan. onun sayesinde şu an Bakırköy ruh ve sinir hastalıklarında yatıyordu.onun sayesinde alışmıştı Eroine.tamam belki güçlü bir karaktere sahip olabilseydi bu olmazdı ama genede sinem'in de etkisi fazlaydı. Aslında tedavi görmekte istemiyordu ama ailesi bir şekilde ikna etmişti onu yatmaya.Ve aslında bu kötü olay hayatında yeni bir ışık yanmasına sebep olacaktı farkında olmadan.
İşte bu birbirinden farklı iki insan hastanenin mosg soğuğu koridorlarında rastlamıştı birbirine. Sema herkese olduğu gibi ona da oldukça ilgi gösteriyordu.Hemşire değildi yada doktor sadece aradabir gelir hastalarla ilgilenirdi.bu onun en hıoşlandığı şeylerden biriydi.onlarla konuşmak, nasıl bu hale geldiklerini anlamak ve onları anladığını belli etmek.Herkesin ümit kestiği bu insanlarla sohbet etmek.
'Bir sigaranız varsa verebilir misiniz acaba? '
İlk defa birinden birşey istiyordu Erkan, bu onun onurunu kırıyordu ama yapacak birşey yoktu.ruhu sıkılıyordu ve bunun sigara içerken geçeceğini düşünüyordu.
,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Radyodaki adam anlatmaya devam ediyordu ve bir an durakladı.
'Devam etmeden önce var mısınız bir şarkıyla mola vermeye. Mavi duvar sizlerle...'
,,,,,,,,,,,
Ne garip bir şarkı bu, adam gidiyor, koşuyor,Sahilde buluyor kendini.tıpkı sen gittiğinde benimde koştuğum gibi.Neden tüm insanlar sahile giderler, neden denize ağlarlar.. Bilmem, ne önemi var değil mi? Giden gittikten sonra deniz coşmuş coşmamış ne farkeder? Bak yine başladı anlatmaya.Sanki ikimizi anlatıyor sevgili, sanki sema sensin erkan ben.Tıpkı benim en kötü anımda girdiğin gibi sema da Erkanın hayatına giriyor aniden...tıpkı sen gibi,,,tıpkı ben gibi...
,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Nerde kalmıştık dinleyenlerim.Evet bir sigara istemişti Erkan Semadan.Sema sigara içmezdi ama gene de taşırdı yanında.Biliyordu çünkü burada hastaların durumunu. Hafiften gülümsedi Bakışları yerde olan Erkan'a.Erkan istediği sigaradan bin pişman, utanmış.
'Tabii ki verebilirim ama bunun için iki isteğim var sizden.Bir, gözlerinizi görmek isterim.İki birlikte içip sohbet edersek.'
Erkan şaşırdı, başını kaldırdı ve kaldı genç kızın gözlerinin içinde.Bir deniz vardı, koca bir şelale çağlayan.hüzünlü ama mutlu, ağlayan ama gülümseyen, umutsuz ama..Garipti işte.vurulduğunu hissetti bir an,
'peki,..'
Diyebildi sadece, dili tutulmuştu bir anda. Söyleyecek hiçbirşey bulamadı yada o kadar güçlü hissedemedi kendini.Sanki uslu bir çocuğa dönüşmüştü bir anda ve annesini hiç üzmüyor ne derse yapıyordu.Bir banka oturdular, o çok meşhur düşünen adamın yanında.Sema bir sigara uzattı.Kendine aldı ve yaktılar.İkisinden de ses çıkmıyordu.Sadece sigaralarını içiyorlardı. Sonunda Sema dayanamadı ve gülümseyerek,
'Sen çıkmıyorsun genelde dışarıya sanırım, çünkü ben ilk kez görüyorum seni..'
'Yoo buralardayım, alışmak zor oldu.'
'Öyledir..'
'Sen ne zamandan beri yatıyorsun burada? '
Sema bir an düşündü...
'Uzun süre oldu, yarın taburcu oluyorum.. '
Erkan'ın yüzü asıldı, daha tanımıyordu ama genede üzülmüştü.'
'Neden astın yüzünü..'
'Hiç...Bilmem..Yani aslında yeni tanıştık, bir sigara içimlik konuştuk ama gitmemeni dilerdim..'
Sema gülümsedi..
'Merak etme sık sık gelirim yanına. Hem ben severim burayı. Burada kalmamın sebebi de hastalık değil zaten, burada olmayı seviyorum, buradaki insanlarla sohbet etmesini...'
O gün Srema giderken sebepsiz birşekilde her gün gitme isteğiyle karşılaşacağını biliyordu ve Erkan'da artık her gün onun yolunu gözlüyordu.geceleri penceresinden ona gelen ay ışığı onun yüzünü yansıtıyordu.
Hemen hemen her gün konuşuyorlardı, hemen hemen hergün gülerek geçiyordu zamanları.Öyle ki Erkan hızla iyileşiyordu.sigarayı bile bırakmıştı. Ve artık tamamen Sema ile doluydu yüreği.Sema erkandan farklı bir durumda değildi.Ama gitgide daha fazla dalar olmuştu uzaklara.gitgide birşeylere daha fazla sıkılır olmuştu.
O gün gene sabahın erken saatlerinde düşünen adamın yanında buluşmuştu iki sevgili. Sema konuşacak gibi oluyor ama Erkan'ın yüzündeki o mutluluğu görünce vazgeçiyordu.Erkan hiç gülmediği kadar çok gülümsüyordu son zamanlarda.Bütün kötülükler manen ve madden siliniyordu hayatından.En güzeli ise herkesin istediği, iyi yürekli bir sevdiği vardı. Onun güzelliğiyle herşey güzelleşiyor, onun yüzünün aydınlığıyla yüreği aydınlanıyordu Erkan'ın.
'Hadi bir sigara içelim...'
Dedi Sema gözleri yerde.Erkan şaşırdı. İlk kez başı yerdeydi genç kzıın ve sigarayı sevmediği halde sigara içmek istiyordu sebepsiz. İlk buluştukları daha an geldi aklına genç adamın.
'Peki ama hatırlıyor musun bana dediğini.Yüzünü kaldırırsan kabul ederim bu teklifi.O gözlerki ben baktığım anda dalmışım içine.Hapsolmuşum çıkamıyorum ama çıkmakta istemiyorum. Hadi kaldır başını da bak gene aynı o gün olduğu gibi.'
Sema kaldırdı başını, ama Birşey..birşey çok kötü yaralamıştı Erkan'ı.bilmiyordu ne olduğunu ama bir karanlık çıkıyor onun yüreğine doğru ilerliyordu.Anlamadı, anlamak istemedi..sevdiğini üzmemek için hiçbirşey yokmuş gibi davranıyordu.
Birer sigara yaktılar birlikte.Sonra bu sefer Erkan konuşmaya başladı ilk önce..
'Hayatıma giren en iyi yürekli insansın sen biliyor musun.Ve ben nefret ettiğim şu koridorlarda mutlulukla dolaşıyorum senin yüzünden.bu soğuk koridorlar seni tanımamı sağladı çünkü.Çünkü bu soğuk grimsi duvarlar sayesinde, melek yüzlü sevdiğim, sen çıktın karşıma..'
Sema başını kaldırdı,
'Bana melek deme yalvarırım..Ben melek değilim inan.'
'Hayır meleksin işte.Melekler kadar iyi yüreğin.Ve melekler kadar yardımseversin insanlara.Hem neden bu kadar sert çıktın bir anda.Ne var bu sözde...? '
Sema haksız ve fazla tepki verdiğini hissettiği anda,titreyen gözlerle baktı sevdiğine.Bir buğu kaplamıştı, ağlamakla ağlamamak arasında bir yerde zor tutuyordu kendini.
'Özür dilerim seni kırmak istemedim..Sadece..Sadece melekler fazla durmaz hayatımızda.Bir zorlukla kariılaştığımızda çıkarlar karşımıza.sonra..Sonrada usulca ve hep çok erken terk ederler bizi.Ben senin için öyle olmak istemiyorum.. '
'Olmayacaksın zaten.Ve eğer benimle kalman benim mutsuz olmam ile alakalıysa ömür boyu razıyım mutsuzluğa..'
'Ama bazen hayat istnileni vermez bizlere.Önce çıkış yolunu gösterir daha sonra ise gördüğüm o ışığı söndürür aniden.ben senin için bir ışık oldum belki ama o ışık sönerse karanlığına dönüşmek korkutur beni...'
'Hiç bir zaman karanlığım olamazsın sen ey güzel peri. Ben gözlerinden çaldım öperken gökyüzün deli mavisini. Ben sözlerinden çaldım anlamı ve sen 29 harf oldun hayatımı ve yüreğimi anlamlandırmak adına dünyada...'
'Ama bazen bazı anlamalr vardır ki hiçbirşey ifade etmeden, hiç bir şey anlatamadan yok olurlar, aniden silinirler kağıttan.Ve daha önce varolduğunu bile anlayamazsın.acaba ben bunu yazmışmıydım dersin bir zaman sonra..'
'Sen ve yüreğin asla silinmeyeceksiniz hafızamdan.'
Bu sözün ardından durdu Erkan.Artık anlamadığı bir yere gidiyordu sözlerin yolu.Ve o bu gidişi hiç beğenmemişti.Bu nedenle sözünü bitirdi.Sigarasını söndürdü ve..
'Artık gitmem gerek yorgunum biraz.Hem geç oldu hadi sende git evine ki aklım kalmasın sende...'
'Peki..'
Başka birşey söyleyemedi Sema, gücü yoktu ve cesareti.Tıpkı o karşılaştıkları ilk günkü durumun aynısıydı..Sadece roller değişmişti bir an ve maalesef değişmek zorundaydı. Hayat böyle istiyordu...
,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Ne garip değil mi sevgi dinleyenler.Hayat, bizim hayatımız..ama kuklalardan farkımız yok, ellerimiz kollarımız bağlı ve bizonun istediği şeyleri yapmak zorunda kalıyoruz. Acaba yapmak zorunda mıyız.Sema da gerçekten gitmek zorunda mı? Bilmem, bir şarkı dinleyelim önce hep beraber, ardından da devam edelim öykümüze...
,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,
Sende gitmek zorunda mıydın Sema gibi..Dedim ya bizim hikayemize benziyor herşey..O gitti yada gidecek ve sen..Sen de gittin.. Ben kaldım sensiz..bir başıma çaresiz..Neden gittin,neden gelmeyeceksin.Gerçekten bir melek miydin hayatımda, peki neden melekler bu kadar erken gitmek zorunda hayatımızdan. Sen benim yüreğimin içine yerleşmiştin oysa.Sen benim en büyük adağımdın dünyaya.Ve gittin, nedensiz gittin..Ben sormuyorum artık neden gittiğini, tek bilmeni istediğim yüreğimi ektim yüreğini,tek bilmeni istediğim içimin kırıkları birleşse yine de sen oluyor, yeniden sen doluyor. Senin gidişinin ardından mavilerim karardı, gökyüzünde bulutlar, gitmek bilmiyorlar.Herşey karanlık sevdiğim.Neden demek istemiyorum ama neden...Neden bir söz hakkı vermedin bana,neden gitme dememi engelledin?
Bak gene başladı radyoda ruhsuz adam, sema ne yapacak diyor gene durup durup.Ben biliyorum ne yapacağını çünkü seni görüyorum.. Sen gibi oda..Bir melek gibi..gidecek, kaybolacak...Ve geride sadece erimiş bir yürek bırakacak...
Hani sen derdin ya hep bana sevdiğim, ne olursa ol güçlü ol diye.Ben öyle yapıyorum diye..ben yapamıyorum, inan bana deniyorum ama y-a-p-a-mı-yo-rum...Sensiz ama seninle yaşamak ne demek bilir misin? Hayır ama ben biliyorum. ölüm gibi bu soğuk, yalnız... Yapamıyorum, anla yapamıyorum...
Çöldeyim,susuzum,dudağın bana leyla.. Kuyularda Yusuf'um sözlerin bana Züleyha..Ölüler içinde bir ölüyüm yarim ellerin olmuş musalla... Gidiyorum artık, tıpkı senin gibi sessiz, sedasız... kimseye söz hakkı vermeden bende gidiyorum.....
Genç adam bileklerinden akan kanın rengine bakakalmış, yatıyordu öyle.giden hiçbirşey söylemeden giden sevgilisinin peşinden yol alıyordu. Yaklaşık bir sene önce kansere yenik düştüğünü öğrendiğinde yaralanmıştı yüreği ve bir daha düzelmemişti.şimdi ise kendi arzusuyla gözünde bir damla yaş ile kalakalmıştı kan kırmızısına boyanan halının üzerinde.
Radyodaki spiker konuşmaya devam ediyordu. Hiç tahmin etmiyordu birilerinin hikayeyi kendisine benzeteceğini.Nerden bilebilirdi ki bir aşk hikayesinin sonunda hiç bilmediği bir şehirde bilmediği bir insanın yaşamına son vereceği...
,,,,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Radyoda eski bir şarkı çalmaya başladı spiker, genç adam yüzünde bir tebessüm evinin odasında giden sevgiliye kavuşma ümidiyle kapamış gözlerini...
Bir yerlerde karanlıklar hüküm sürüyor insanın ruhuna, yıldızlar sonbahara yenik, bulutlar kapamış önlerini.Ve bir yerlerde, hiçbilmediğimiz yerlerde giden sevgiliye adanan ömürler..Gerçek sevgiler belkide korkak yürekler... Hayatın kuklalarına son oyunu, aşk ve ölüm ama ne olursa olsun yeniliş... sonbaharın getirdiği rüzgarların alıp gittiği yeni bir ruh daha...
28.09.2005/19

Meral BİLGİÇ