Kazım Karabekir, en fedakar subay neslimizin seçkin örneklerinden. Gençlik yıllarını cepheden cepheye koşarak geçirmiş bir Osmanlı subayı. Mağlubiyetleri de yaşamış, zaferi de. Hem büyük bir asker ve kahraman, hem insan olarak üstün vasıflara sahip. Nefs terbiyesi denen zor savaşı da kendi benliğinde vermiş bir kişilik. Kıskançlık, bencillik, gurur, kibir, dedikodu, kin, intikam gibi insani denebilecek kişilik kusurlarından arınmış yüksek bir karakteri var.
Eki Görüntüle 808345
İlk yılları ve eğitimi
Jandarma Alaybeyi Mehmed Emin Bey'in oğlu olarak 23 Temmuz 1882'de, İstanbul'da doğdu.[2] 1902'de Harbiye Mektebi'den, 1905'te Mekteb-i Erkân-ı Harbiye'den mezun oldu.
Eki Görüntüle 808346
Sadece asker değil. Diğer komutanlarda şahit olmadığımız özellikleri var. Bugün için bile ileri düşüncelere sahip. Bir kere doğuştan eğitimci. Yıllarını geçirdiği Erzurumda bunu her fırsatta gösteriyor. Gerek kolordusunun himayesine aldığı binlerce yetimin eğitilmesi, gerekse halkın irfan seviyesini yükseltebilmek için çalışıyor. O hengamenin içinde vakit ve enerji ayırarak çocuklar için ayrı, yetişkinler için ayrı piyesler yazıyor, bunları sahneye koyduruyor, şiirler yazıyor, bazılarını marş olarak besteliyor. Ruslardan kalma hurda bir motor bulsa çocuklara motor sınıfı kuruyor, eline hurda bir telefon santralı geçse telefon kursu açtırıyor. Meslek sahibi yapmaya çalıştığı yetimleri akşam yemeklerinde sofrasına oturtarak onların görgüsünü arttırmaya çalışıyor. Erzurum halkını spor ve beden eğitimine teşvik ediyor. Pedogoji konusunda yazılmış Amerikan kitaplarını tercüme ettirerek kendi açtırdığı okullarda burada anlatılan yöntemleri uygulatıyor. Şu yıllarda yapılan bir uygulamanın dünyadaki ilk örneğini veriyor: Sarıkamışda bir çocuk köyü kurdurmuş. Aynı anda, mahiyetindeki kurmay adayı subayları arazide bizzat eğitime çıkararak yetiştiriyor. Edirnede görev yaptığı 1912 yılında da Karabekirin yetiştirdiği adayların sınavı birincilikle kazandığını biliyoruz.
Askerliğine laf eden zaten yok. Ancak, sıradan bir generalden fazlalıkları var.. Nereye gitse kuvvetli bir radyo alıcısı diktirerek, Londra, Moskova gibi radyoların haberlerini dinletiyor. Sürekli olarak birinci elden dünyadaki askeri gidişatı izliyor. Stratejisini buna göre güncelliyor. Doğu Cephesindeki ileri harekatımızın zamanlaması hakkında Mustafa Kemalle, telgraf üzerinden yaptıkları tartışmaları ve gelişmelerin Karabekiri nasıl haklı çıkardığını, o günlere meraklı olanlar bilirler.