- 20 Haziran 2012
- 2.010
- 32
- 88
1. ÜNİTE
...
Adjectives-Adverbs
(Sıfatlar-Zarflar)
İngilizce’de sıfat ve zarflar aynı anlama gelmesine rağmen farklı görevlerde kullanılırlar ve
genelde yazılışları farklıdır.
Sıfatlar genelde
bir isimden, nesneden önce gelirken, zarflar ise fiilden sonra kullanılır ve
genel olarak cümlenin sonunda kullanılır.
Bazı sıfatlar
hariç,sıfatlar zarf yapılırken sıfatın sonuna “–ly” eki getirilir.
Örnekler:
Sıfat zarf
Patient(sabırlı) patiently
Careful(dikkatli) carefully
Easy(kolay) easily
Automatic automatically
Quiet(sessiz,sakin) quietly
Serious(ciddi) seriously
Slow(yavaş) slowly
-ly eki olmadan
zarf olan bazı sıfatlar
Sıfat zarf
Good(iyi) well
Late(geç) late
Fast(hızlı) fast
Hard(zor,sert) hard
Örnek cümleler;
He’s a careful
driver. (O, dikkatlı bir sürücü.)
Yukarıdaki cümlede
driver(sürücü) kelimesinden önce kullanılan careful(dikkatli) kelimesi
sıfattır. Ancak aşağıdaki örnekte drive(sürmek) fiilinden sonra kullanılan
carefully(dikkatli-ce) zarf görevindedir.
He drives
carefully.(O dikkatli araba sürer.)
Bunun gibi
örnekler;
He doesn’t sing
very well. (O, çok iyi şarkı söylemez.)
He’s not a good
singer.(O, iyi bir şarkıcı değildir.)
DİKKAT: Şart değil
ama genelde, well, carefully gibi zarflar cümlenin sonunda kullanılır.
Örnek:
Jack is a .......
driver. He drives very ........
Boşluklara hangi
kelimeler gelir?
A. slowly/slow
B. slow/slow
C. slow/slowly
D. slowly/slowly
E. fastly/fast
Yukarıdaki soruda
verilen ilk boşluk driver kelimesinden önce ve ikinci boşluk drive fiilinden
sonra ve cümlenin sonunda kullanılmıştır.Dolayısıyla ilk boşluğa slow, ikinciye
ise slowly gelmelidir.YANIT C’dir.
Sıfat ve
Zarflardan önce kullanılan pekiştirme(güçlendirme) kelimeleri(zarflar):
İncredibly:inanılmaz
Extremely:son
derece
Very:çok
Really:gerçekten,kesinlikle
So:çok
Pretty
ldukça
Fairly:epeyce,oldukça
Absolutely:kesinlikle,tamamen
Bu kelimeler bazı
sıfat ve zarflardan önce getirilir,anlamı güçlendirmek için.
She’s incredibly
talented.(O, inanılmaz yetenekli.)
Jane is extremely
generous.(Jane son derece cömerttir.)
We get along
really well.(Biz gerçekten iyi geçiniriz.)
Get
along:geçinmek.
At all:
Olumsuzluğu daha çok vurgulamak için kullanılır, genelde cümlenin sonundadır.
She’s not selfish
at all.(O,hiç bencil değil.)
I don’t like fish
at all.(Ben hiç balık sevmem.)
Completely-totaly
kelimeleri de yüzde yüz anlamına gelir.
He’s completely
honest.(O tamamen dürüst.)
She’s totaly
reliable.(O yüzde yüz güvenilirdir.)
At least:en
azından
Always:her
zaman,daima
Always kelimesi genelde
geniş zaman ile kullanılmasına rağmen, sürekli yapılan olaylarda şimdiki zaman
yapısı(am-is-are ve fiil(-ing) eki) ile kullanılır.
I lose things.(Ben
bir şeyler kaybederim.)
I’m always losing
things.(ben her zaman(sürekli) bir şeyler kaybediyorum.)
Ünitede bilinmesi
gereken bazı kelimeler:
Proper:uygun,yerinde
Appropriate:uygun,özgü
Different:farklı
Correct:doğru,uygun
Safe:güvenli
İmmediate:hemen,acil
Similar:benzer same:aynı different:farklı
Not: Sıfatların
başına gelen “im-,un-,dis-,in-“ sıfatları zıt anlama çevirir.
Honest:dürüst dishonest:dürüst olmayan
Reliable:güvenilir unreliable:güvenilmez
Patient:sabırlı impatient:sabırsız
Organized:düzenli disorganized:düzensiz
Friendly:samimi unfriendly:samimiyetsiz
Considerate:düşünceli,saygılı inconsiderate:düşüncesiz,saygısız
Happy:mutlu unhappy:mutsuz
Pleasant:hoş,sevimli unpleasant:hoş olmayan,çirkin
Bazı sıfatlar
(insanları tanımlayan)
Talented:yetenekli competitive:hırslı,rekabetçi
Sense of
humor:espri anlayışı modest:ılımlı
Generous:cömert wonderful:harika
Creative:yaratıcı arrogant:kibirli,küstah
Outgoing:açık
yürekli,sempatik shy:utangaç
Easygoing:uysal,neşeli laidback:sakin
Practical
ratik,becerikli down-to-earth:gerçekçi
Selfish:bencil sad:üzgün
Skillful:yetenekli competent:yetenekli,yetkili
Healthy:sağlıklı supportive:destekleyici
Support:desteklemek versatile:çok yönlü,becerikli
Demanding:titiz humble:alçakgönüllü
İmpeccable:kusursuz,hatasız accomplished:başarılı
Borrow:ödünç
almak roommate
da
arkadaşı
Mind:dikkat etmek
Talk about people
behind their backs:insanların arkasından konuşmaka
Like:.... gibi
Lose:kaybetmek sing:şarkı söylemek
Fix:tamir
etmek come:gelmek
Bring:getirmek complain:şikayet,şikayet
etmek
Cancel:iptal
etmek apologize:özür
dilemek
Fall asleep:uykuya
dalmak buy:satın almak
Forget:unutmak remember:hatırlamak
Whistle:ıslık
çalmak,üflemek find:bulmak
Tell jokes:espiri
yapmak daydream:hayal kurmak
Break:kırmak
I was born and
raised in ........: .......’de doğdum ve büyüdüm.
At the age of 16:
16 yaşındayken
I can be ......:
....... olabilirim.
I started playing
......: ......... çalmaya(oynamaya) başladım.
I started playing
football at the age of seven:7 yaşında futbol oynamaya başladım.
ÜNİTE-2
PRESENT PERFECT TENSE
Bu zaman yapısında yardımcı fiil olarak “have/has” kullanılır.
I,you,we,they ve
çoğul öznelerde: have
He,she.it ve tekil
öznelerde: has kullanılır.
Örnekler:
I have been to
Europe. (Avrupa’daydım.)
Be-was/were-been
You have done a
lot of things. (Çok şey yapmışsın.)
Do(yapmak)-did-done
They have
travelled in Asia. (Onlar Asya’da seyahat ettiler.)
Travel(seyahat)-travelled-travelled
He has surfed in
Hawaii. (O Havaii’de sörf yaptı.)
Surf-surfed-surfed
I haven’t been to
Paris.(Paris’te bulunmadım.)
We haven’t saved
enough Money. (Yeterince para biriktirmedik.)
Save(saklamak,biriktirmek,kurtarmak)-saved-saved
She hasn’t tried
surfing before.(O, daha önce sörf yapmayı denemedi.)
Not: İnsanlar
yaptıkları seyahatten gittikleri yerlerden bahsederken “been” yada “gone”
fiilerini kullanırlar.
Eğer gidilip
dönüldüyse “been” fiili kullanılır.
I have been to
Paris. (Paris’e gittim.) I’m in İstanbul now. (Şu an İstanbuldayım)
Mary has gone to
Paris.(Mary Paris’e gitti.) She’s in Paris now.(O, şimdi Paris’te.)
Not:Eğer gidilen
zaman belirtilirse bu kez, go(gitmek) fiilinin 2. hali “went” kullanılır.
Go-went-gone
I went to Paris
last summer.(Geçen yaz Paris’e gittim.)
Once(birkez),
Twice(iki kez), three times (3 kez), four times(4 kez),
Many times(birçok
kez)
We have gone to
Ankara many times.(Birçok kez Ankara’ya gittim.)
I’ve seen the
movie “Titanic” twice.(Titanik filmini iki kez izledim.)
Soru-cevap
cümleleri
İpucu: Present
Perfect ile sorukan sorulara yanıt verirken aynı kalıp kullanılmalıdır.
Dolayısıyla “have” ile sorulursa “have”, “has” ile sorulursa “has” ile cevap
verilmelidir. Tüm cümlelerde fiilin 3. hali kullanılır.
Have you ever gone
to Paris? (Hiç Paris’e gittin mi?)
Yes, I have./No, I
haven’t.I have never gone to Paris.
Not: Eğer belli
zamanlardan ve olaylardan bahsedilirse Simple Past Tense kullanılır.
Did you have a
good time?(İyi vakit geçirdiniz mi?)
Yes,I did./No,I
didn’t.
Did they come here
last year?(Onlar, geçen yıl buraya geldi mi?)
Yes,they
did./No,they didn’t.
Not: “Have you
ever ........?” ile başlayan sorular bir eylemin hiç yapılıp yapılmadığını
sorar.
“I’ve never
......... .” ile başlayan cümleler bir eylemin hiç yapılmadığını anlatır.
BAZI DÜZENSİZ
FİİLLER VE GEÇMİŞ ZAMAN HALLERİ
Fiil 2. hali
3. hali
Be(olmak) was/were been
Do(yapmak) did done
Go(gitmek) went gone
Have(sahip olmak) had had
See(görmek) saw seen
Win(kazanmak) won won
Get(almak) got gotten
Speak(konuşmak) spoke spoken
Take(akmak,götürmek) took taken
Find(bulmak) found found
Fall(düşmek) fell fallen
Read(okumak) wrote written
Drink(içmek) drank drunk
Drive(sürmek) drove driven
Give(vermek) gave given
Sing(şarkı
söylemek) sang sung
Eat(yemek) ate eaten
Break(kırmak) broke broken
Choose(seçmek) chose chosen
Forget(unutmak) forgot forgotten
Hear(duymak) heard heard
Keep(tutmak) kept kept
Leave(ayrılmak) left left
Make(yapmak) made made
Meet(buluşmak) met met
Say(söylemek) said said
Sell(satmak) sold sold
Buy(satın almak) bought bought
Sit(oturmak) sat sat
Tell(anlatmak) told told
Catch(yakalamak) caught caught
Teach(öğretmek) taught taught
Think(düşünmek) thought thought
Become(olmak) became become
Come(gelmek) came come
Run(koşmak) ran run
Put(koymak) put put
Hurt(yaralanmak) hurt hurt
Cut(kesmek) cut cut
Düzenli fiillerin
ise, 2. ve 3. hali her zaman “-ed” eki alır.
Bazı Düzenli
Fiiller
Fiil 2.hali 3.hali
Watch(izlemek) watched watched
Play(oynamak,çalmak) played played
Try(denemek,çabalamak) tried tried
Use(kullanmak) used used
Clean(temizlemek) cleaned cleaned
Travel(seyahat
etmek) traveled traveled
Want(istemek) wanted wanted
Save(saklamak,kurtarmak) saved saved
Do you?/Have you?
gibi sorular şaşırdığını vurgulamak için söylenir.Söylenen cümle ile aynı
zaman(tense) yardımcı fiili kullanılmalıdır.
A: I love Jim
Carry. (Jim Carry’yi seviyorum.)
B: Do you? Me
too.(Ben de)
A: I have been to
London. (Londra’da bulundum.)
B: Have you? I’ve
never been to there. (Ben hiç oraya gitmedim.)
Ünitede geçen bazı
kelimeler:
Before: önce,daha
önce
Always: her zaman
Contest: yarışma
Trip: seyahat
Family: aile
Ski: kayak yapmak
Vacation: tatil
Appointment:
randevu
Scuba diving:
dalış yapmak
Competition:
rekabet,yarışma
Grade: not(ders
başarısı)
Famous: ünlü
Valuable:değerli
İmportant: önemli
Giant: dev gibi
Wander:
gezmek,dolaşmak
Reason: sebep
Fortunately(iyi
ki) / Unfortunately(maalesef) / Amazingly(inanılmaz şekilde)
Yukarıdaki gibi
zarflar, bir şey hakkındaki hislerinizi veya tutumunuzu göstermek için (vurgu
yapmak için) kullanılır.
Genelde cümlenin
en başında veya sonunda kullanılır.
Örnek:
Fortunately, there
were some great guides.(İyi ki, birkaç iyi rehber vardı.)
I didn’t see any
one, unfortunately. (Maalesef hiç kimseyi görmedim.)
ÜNİTE 3
SUPERLATİVES (EN
.... )
Bir toplulukta
herhangi bir nesnenin ya da kişinin bir özelliğinin en üstün olduğunu söylemek
için kullanılır. Yani Türkçedeki “en ...” ile aynı şeyi ifade eder.
Kısa sıfatlar için
sonuna “-est” , uzun sıfatlar için başına “most” getirilir. Mutlaka başa “the”
getirilir.
Tall(uzun)-the
tallest(en uzun)
Rich(zengin)-the
richest(en zengin)
Expensive(pahalı)-the
most expensive(en pahalı)
İnteresting(ilginç)-the
most interesting(en ilginç)
İSTİSNALAR
Good(iyi)-the
best(en iyi)
Bad(kötü)-the
worst(en kötü)
Fun(eğlenceli)-the
most fun(en eğlenceli)
Örnekler
What is the most
expensive restaurant in İstanbul?
(İstanbul’daki en
pahalı restoran ne?)
Where is the
biggest stadium?
(En büyük stadyum
nerede?)
What’s the best
sports team?
(En iyi spor
takımı ne?)
*Nesne
isimlerinden önce most gelirse “en çok” anlamına gelir.
Which country has
the most tourism?
(En çok turizme
hangi ülke sahip?)
Süperlatives and
Present Perfect Tense
Örnekler
What’s the most
interesting place you’ve seen?
(Gördüğün en
ilginç yer ne?) place:yer
See(görmek)-saw-seen
She’s the most
beautiful girl I’ve ever met.
(O şimdiye kadar
tanıştığım en güzel kız)
Meet(tanışmak,buluşmak)
How + sıfat...?
How soru
kelimesinin yanına high,long,wide gibi sıfatlar getirildiğinde, bir nesnenin o
sıfatla ilgili ölçüsü sorulmuş olur.
High:yüksek long:uzun wide:geniş
Deep:derin large:geniş hot:sıcak
How high ....? yüksekliği
ne kadar?
How deep ....?
derinliği ne kadar?
How long ....?
uzunluğu ne kadar?
Örnekler
How high is Mount
Everest?
(Everes Dağının
yüksekliği? )
It’s 8850 meters high. (29035 feet high)
How long is the
Nile river?
It’s 6695 kilometers
long.
İpucu: soruda
hangi sıfat varsa cevap ta onunla bitiyor.
Bilinmesi gereken
kelimeler
City:şehir building:bina
Bridge:köprü world:dünya
(shopping)mall:alışveriş
merkezi store:dükkan
İncluding:içeren,kapsayan employ:çalıştırmak,iş vermek
Worker:işçi seat:koltuk
Country:ülke airport:hava
alanı
Train station:tren
istasyonu fling:uçuş
Monument:anıt large:geniş,büyük
Fast:hızlı neighborhood:semt,çevre
Mountain:dağ ocean
kyanus
River:nehir rain
forest:yağmur ormanı
Desert:çöl island:ada
Tree:ağaç range:menzil,alan
Lake:göl archipelago:takımadalar
Place:yer awesome:korkunç,dehşet
verici
Everywhere:heryer wildlife:yabanhayatı
Passenger:yolcu subway:metro
Visitor:ziyaretçi located:yer alan
According to
.....: ...’ya göre poisonous:zehirli
Snake:yılan the best
known:en iyi bilinen
Historic:tarihi beach:sahil
Valley:vadi
...
Adjectives-Adverbs
(Sıfatlar-Zarflar)
İngilizce’de sıfat ve zarflar aynı anlama gelmesine rağmen farklı görevlerde kullanılırlar ve
genelde yazılışları farklıdır.
Sıfatlar genelde
bir isimden, nesneden önce gelirken, zarflar ise fiilden sonra kullanılır ve
genel olarak cümlenin sonunda kullanılır.
Bazı sıfatlar
hariç,sıfatlar zarf yapılırken sıfatın sonuna “–ly” eki getirilir.
Örnekler:
Sıfat zarf
Patient(sabırlı) patiently
Careful(dikkatli) carefully
Easy(kolay) easily
Automatic automatically
Quiet(sessiz,sakin) quietly
Serious(ciddi) seriously
Slow(yavaş) slowly
-ly eki olmadan
zarf olan bazı sıfatlar
Sıfat zarf
Good(iyi) well
Late(geç) late
Fast(hızlı) fast
Hard(zor,sert) hard
Örnek cümleler;
He’s a careful
driver. (O, dikkatlı bir sürücü.)
Yukarıdaki cümlede
driver(sürücü) kelimesinden önce kullanılan careful(dikkatli) kelimesi
sıfattır. Ancak aşağıdaki örnekte drive(sürmek) fiilinden sonra kullanılan
carefully(dikkatli-ce) zarf görevindedir.
He drives
carefully.(O dikkatli araba sürer.)
Bunun gibi
örnekler;
He doesn’t sing
very well. (O, çok iyi şarkı söylemez.)
He’s not a good
singer.(O, iyi bir şarkıcı değildir.)
DİKKAT: Şart değil
ama genelde, well, carefully gibi zarflar cümlenin sonunda kullanılır.
Örnek:
Jack is a .......
driver. He drives very ........
Boşluklara hangi
kelimeler gelir?
A. slowly/slow
B. slow/slow
C. slow/slowly
D. slowly/slowly
E. fastly/fast
Yukarıdaki soruda
verilen ilk boşluk driver kelimesinden önce ve ikinci boşluk drive fiilinden
sonra ve cümlenin sonunda kullanılmıştır.Dolayısıyla ilk boşluğa slow, ikinciye
ise slowly gelmelidir.YANIT C’dir.
Sıfat ve
Zarflardan önce kullanılan pekiştirme(güçlendirme) kelimeleri(zarflar):
İncredibly:inanılmaz
Extremely:son
derece
Very:çok
Really:gerçekten,kesinlikle
So:çok
Pretty

Fairly:epeyce,oldukça
Absolutely:kesinlikle,tamamen
Bu kelimeler bazı
sıfat ve zarflardan önce getirilir,anlamı güçlendirmek için.
She’s incredibly
talented.(O, inanılmaz yetenekli.)
Jane is extremely
generous.(Jane son derece cömerttir.)
We get along
really well.(Biz gerçekten iyi geçiniriz.)
Get
along:geçinmek.
At all:
Olumsuzluğu daha çok vurgulamak için kullanılır, genelde cümlenin sonundadır.
She’s not selfish
at all.(O,hiç bencil değil.)
I don’t like fish
at all.(Ben hiç balık sevmem.)
Completely-totaly
kelimeleri de yüzde yüz anlamına gelir.
He’s completely
honest.(O tamamen dürüst.)
She’s totaly
reliable.(O yüzde yüz güvenilirdir.)
At least:en
azından
Always:her
zaman,daima
Always kelimesi genelde
geniş zaman ile kullanılmasına rağmen, sürekli yapılan olaylarda şimdiki zaman
yapısı(am-is-are ve fiil(-ing) eki) ile kullanılır.
I lose things.(Ben
bir şeyler kaybederim.)
I’m always losing
things.(ben her zaman(sürekli) bir şeyler kaybediyorum.)
Ünitede bilinmesi
gereken bazı kelimeler:
Proper:uygun,yerinde
Appropriate:uygun,özgü
Different:farklı
Correct:doğru,uygun
Safe:güvenli
İmmediate:hemen,acil
Similar:benzer same:aynı different:farklı
Not: Sıfatların
başına gelen “im-,un-,dis-,in-“ sıfatları zıt anlama çevirir.
Honest:dürüst dishonest:dürüst olmayan
Reliable:güvenilir unreliable:güvenilmez
Patient:sabırlı impatient:sabırsız
Organized:düzenli disorganized:düzensiz
Friendly:samimi unfriendly:samimiyetsiz
Considerate:düşünceli,saygılı inconsiderate:düşüncesiz,saygısız
Happy:mutlu unhappy:mutsuz
Pleasant:hoş,sevimli unpleasant:hoş olmayan,çirkin
Bazı sıfatlar
(insanları tanımlayan)
Talented:yetenekli competitive:hırslı,rekabetçi
Sense of
humor:espri anlayışı modest:ılımlı
Generous:cömert wonderful:harika
Creative:yaratıcı arrogant:kibirli,küstah
Outgoing:açık
yürekli,sempatik shy:utangaç
Easygoing:uysal,neşeli laidback:sakin
Practical

Selfish:bencil sad:üzgün
Skillful:yetenekli competent:yetenekli,yetkili
Healthy:sağlıklı supportive:destekleyici
Support:desteklemek versatile:çok yönlü,becerikli
Demanding:titiz humble:alçakgönüllü
İmpeccable:kusursuz,hatasız accomplished:başarılı
Borrow:ödünç
almak roommate

arkadaşı
Mind:dikkat etmek
Talk about people
behind their backs:insanların arkasından konuşmaka
Like:.... gibi
Lose:kaybetmek sing:şarkı söylemek
Fix:tamir
etmek come:gelmek
Bring:getirmek complain:şikayet,şikayet
etmek
Cancel:iptal
etmek apologize:özür
dilemek
Fall asleep:uykuya
dalmak buy:satın almak
Forget:unutmak remember:hatırlamak
Whistle:ıslık
çalmak,üflemek find:bulmak
Tell jokes:espiri
yapmak daydream:hayal kurmak
Break:kırmak
I was born and
raised in ........: .......’de doğdum ve büyüdüm.
At the age of 16:
16 yaşındayken
I can be ......:
....... olabilirim.
I started playing
......: ......... çalmaya(oynamaya) başladım.
I started playing
football at the age of seven:7 yaşında futbol oynamaya başladım.
ÜNİTE-2
PRESENT PERFECT TENSE
Bu zaman yapısında yardımcı fiil olarak “have/has” kullanılır.
I,you,we,they ve
çoğul öznelerde: have
He,she.it ve tekil
öznelerde: has kullanılır.
Örnekler:
I have been to
Europe. (Avrupa’daydım.)
Be-was/were-been
You have done a
lot of things. (Çok şey yapmışsın.)
Do(yapmak)-did-done
They have
travelled in Asia. (Onlar Asya’da seyahat ettiler.)
Travel(seyahat)-travelled-travelled
He has surfed in
Hawaii. (O Havaii’de sörf yaptı.)
Surf-surfed-surfed
I haven’t been to
Paris.(Paris’te bulunmadım.)
We haven’t saved
enough Money. (Yeterince para biriktirmedik.)
Save(saklamak,biriktirmek,kurtarmak)-saved-saved
She hasn’t tried
surfing before.(O, daha önce sörf yapmayı denemedi.)
Not: İnsanlar
yaptıkları seyahatten gittikleri yerlerden bahsederken “been” yada “gone”
fiilerini kullanırlar.
Eğer gidilip
dönüldüyse “been” fiili kullanılır.
I have been to
Paris. (Paris’e gittim.) I’m in İstanbul now. (Şu an İstanbuldayım)
Mary has gone to
Paris.(Mary Paris’e gitti.) She’s in Paris now.(O, şimdi Paris’te.)
Not:Eğer gidilen
zaman belirtilirse bu kez, go(gitmek) fiilinin 2. hali “went” kullanılır.
Go-went-gone
I went to Paris
last summer.(Geçen yaz Paris’e gittim.)
Once(birkez),
Twice(iki kez), three times (3 kez), four times(4 kez),
Many times(birçok
kez)
We have gone to
Ankara many times.(Birçok kez Ankara’ya gittim.)
I’ve seen the
movie “Titanic” twice.(Titanik filmini iki kez izledim.)
Soru-cevap
cümleleri
İpucu: Present
Perfect ile sorukan sorulara yanıt verirken aynı kalıp kullanılmalıdır.
Dolayısıyla “have” ile sorulursa “have”, “has” ile sorulursa “has” ile cevap
verilmelidir. Tüm cümlelerde fiilin 3. hali kullanılır.
Have you ever gone
to Paris? (Hiç Paris’e gittin mi?)
Yes, I have./No, I
haven’t.I have never gone to Paris.
Not: Eğer belli
zamanlardan ve olaylardan bahsedilirse Simple Past Tense kullanılır.
Did you have a
good time?(İyi vakit geçirdiniz mi?)
Yes,I did./No,I
didn’t.
Did they come here
last year?(Onlar, geçen yıl buraya geldi mi?)
Yes,they
did./No,they didn’t.
Not: “Have you
ever ........?” ile başlayan sorular bir eylemin hiç yapılıp yapılmadığını
sorar.
“I’ve never
......... .” ile başlayan cümleler bir eylemin hiç yapılmadığını anlatır.
BAZI DÜZENSİZ
FİİLLER VE GEÇMİŞ ZAMAN HALLERİ
Fiil 2. hali
3. hali
Be(olmak) was/were been
Do(yapmak) did done
Go(gitmek) went gone
Have(sahip olmak) had had
See(görmek) saw seen
Win(kazanmak) won won
Get(almak) got gotten
Speak(konuşmak) spoke spoken
Take(akmak,götürmek) took taken
Find(bulmak) found found
Fall(düşmek) fell fallen
Read(okumak) wrote written
Drink(içmek) drank drunk
Drive(sürmek) drove driven
Give(vermek) gave given
Sing(şarkı
söylemek) sang sung
Eat(yemek) ate eaten
Break(kırmak) broke broken
Choose(seçmek) chose chosen
Forget(unutmak) forgot forgotten
Hear(duymak) heard heard
Keep(tutmak) kept kept
Leave(ayrılmak) left left
Make(yapmak) made made
Meet(buluşmak) met met
Say(söylemek) said said
Sell(satmak) sold sold
Buy(satın almak) bought bought
Sit(oturmak) sat sat
Tell(anlatmak) told told
Catch(yakalamak) caught caught
Teach(öğretmek) taught taught
Think(düşünmek) thought thought
Become(olmak) became become
Come(gelmek) came come
Run(koşmak) ran run
Put(koymak) put put
Hurt(yaralanmak) hurt hurt
Cut(kesmek) cut cut
Düzenli fiillerin
ise, 2. ve 3. hali her zaman “-ed” eki alır.
Bazı Düzenli
Fiiller
Fiil 2.hali 3.hali
Watch(izlemek) watched watched
Play(oynamak,çalmak) played played
Try(denemek,çabalamak) tried tried
Use(kullanmak) used used
Clean(temizlemek) cleaned cleaned
Travel(seyahat
etmek) traveled traveled
Want(istemek) wanted wanted
Save(saklamak,kurtarmak) saved saved
Do you?/Have you?
gibi sorular şaşırdığını vurgulamak için söylenir.Söylenen cümle ile aynı
zaman(tense) yardımcı fiili kullanılmalıdır.
A: I love Jim
Carry. (Jim Carry’yi seviyorum.)
B: Do you? Me
too.(Ben de)
A: I have been to
London. (Londra’da bulundum.)
B: Have you? I’ve
never been to there. (Ben hiç oraya gitmedim.)
Ünitede geçen bazı
kelimeler:
Before: önce,daha
önce
Always: her zaman
Contest: yarışma
Trip: seyahat
Family: aile
Ski: kayak yapmak
Vacation: tatil
Appointment:
randevu
Scuba diving:
dalış yapmak
Competition:
rekabet,yarışma
Grade: not(ders
başarısı)
Famous: ünlü
Valuable:değerli
İmportant: önemli
Giant: dev gibi
Wander:
gezmek,dolaşmak
Reason: sebep
Fortunately(iyi
ki) / Unfortunately(maalesef) / Amazingly(inanılmaz şekilde)
Yukarıdaki gibi
zarflar, bir şey hakkındaki hislerinizi veya tutumunuzu göstermek için (vurgu
yapmak için) kullanılır.
Genelde cümlenin
en başında veya sonunda kullanılır.
Örnek:
Fortunately, there
were some great guides.(İyi ki, birkaç iyi rehber vardı.)
I didn’t see any
one, unfortunately. (Maalesef hiç kimseyi görmedim.)
ÜNİTE 3
SUPERLATİVES (EN
.... )
Bir toplulukta
herhangi bir nesnenin ya da kişinin bir özelliğinin en üstün olduğunu söylemek
için kullanılır. Yani Türkçedeki “en ...” ile aynı şeyi ifade eder.
Kısa sıfatlar için
sonuna “-est” , uzun sıfatlar için başına “most” getirilir. Mutlaka başa “the”
getirilir.
Tall(uzun)-the
tallest(en uzun)
Rich(zengin)-the
richest(en zengin)
Expensive(pahalı)-the
most expensive(en pahalı)
İnteresting(ilginç)-the
most interesting(en ilginç)
İSTİSNALAR
Good(iyi)-the
best(en iyi)
Bad(kötü)-the
worst(en kötü)
Fun(eğlenceli)-the
most fun(en eğlenceli)
Örnekler
What is the most
expensive restaurant in İstanbul?
(İstanbul’daki en
pahalı restoran ne?)
Where is the
biggest stadium?
(En büyük stadyum
nerede?)
What’s the best
sports team?
(En iyi spor
takımı ne?)
*Nesne
isimlerinden önce most gelirse “en çok” anlamına gelir.
Which country has
the most tourism?
(En çok turizme
hangi ülke sahip?)
Süperlatives and
Present Perfect Tense
Örnekler
What’s the most
interesting place you’ve seen?
(Gördüğün en
ilginç yer ne?) place:yer
See(görmek)-saw-seen
She’s the most
beautiful girl I’ve ever met.
(O şimdiye kadar
tanıştığım en güzel kız)
Meet(tanışmak,buluşmak)
How + sıfat...?
How soru
kelimesinin yanına high,long,wide gibi sıfatlar getirildiğinde, bir nesnenin o
sıfatla ilgili ölçüsü sorulmuş olur.
High:yüksek long:uzun wide:geniş
Deep:derin large:geniş hot:sıcak
How high ....? yüksekliği
ne kadar?
How deep ....?
derinliği ne kadar?
How long ....?
uzunluğu ne kadar?
Örnekler
How high is Mount
Everest?
(Everes Dağının
yüksekliği? )
It’s 8850 meters high. (29035 feet high)
How long is the
Nile river?
It’s 6695 kilometers
long.
İpucu: soruda
hangi sıfat varsa cevap ta onunla bitiyor.
Bilinmesi gereken
kelimeler
City:şehir building:bina
Bridge:köprü world:dünya
(shopping)mall:alışveriş
merkezi store:dükkan
İncluding:içeren,kapsayan employ:çalıştırmak,iş vermek
Worker:işçi seat:koltuk
Country:ülke airport:hava
alanı
Train station:tren
istasyonu fling:uçuş
Monument:anıt large:geniş,büyük
Fast:hızlı neighborhood:semt,çevre
Mountain:dağ ocean

River:nehir rain
forest:yağmur ormanı
Desert:çöl island:ada
Tree:ağaç range:menzil,alan
Lake:göl archipelago:takımadalar
Place:yer awesome:korkunç,dehşet
verici
Everywhere:heryer wildlife:yabanhayatı
Passenger:yolcu subway:metro
Visitor:ziyaretçi located:yer alan
According to
.....: ...’ya göre poisonous:zehirli
Snake:yılan the best
known:en iyi bilinen
Historic:tarihi beach:sahil
Valley:vadi
Son düzenleme: