kızlar bu yazıyı paylasmak istedim
Aslı tandogan ile roportaj
Dövüş sanatıyla ilgileniyormuşsunuz?
Evet, Wing Tsun yapıyorum. Çinlilerin bulduğu, kadınların rahat yapabileceği bir Kung Fu çeşidi.
Birini dövmeye yarıyor mu peki?
Gerçekten birini dövmeye yarıyor, çünkü savunma sporu değil. Saldırı sporu.
Birini dövdünüz mü?
Gazetelerde çıkan ‘Aslı Tandoğan kapkaççıyı yakaladı, dövdü’ türü haberlerden bunaldım, çok bahsetmek istemiyorum ama evet dövdüm.
Tek çocuksunuz, aileniz nasıldı?
Babam balet. Ankara’da yaşadık. Sonra babam, Antalya Operası’nı kurmak için oraya gitti. Annem de resim, heykel yapar. ıkisi de doğaya düşkündür. Teknemiz vardı, yazlarım hep denizde geçti. Avlara, kamplara giderdik, güzel bir çocukluğum oldu. Önce Bilkent Üniversitesi’ne girdim, keman bölümüne ama hiç istemedim. Sınıfta kaldım. Sonra Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nın Arp bölümüne girdim. 10 yıl okudum, mezun olunca Antalya Operası’nda işe başladım, sonra ıstanbul’a geldim.
Oyunculuk nasıl başladı?
Jülide, menajerim fotoğrafımı ele geçirmiş, sürekli aradı. Karar veremiyordum. Bir gün arkadaşımla bisiklet kazası geçirdik ve yüzümün bir yanı şişti, gözüm kapandı, o gün karar verdim. “Oyunculuk yapacaksam, şimdi yapmalıyım” dedim ve ıstanbul’a geldim.
28 yaşından küçük gösteriyorsunuz?
Küçük gösteriyorum, ama gerçekten de kendimi küçük hissediyorum. Büyümeye hazır değilim herhalde. Çocukken dedemi filan gördüğümde, onların yaşlı olduğunu görüp içlerinin de yaşlı olduğunu düşünürdüm. Ama öyle değilmiş. Bedenleri yaşlanıyor belki ama ruhları genç kalıyor. Korkutucu bir şey. ıçinde çılgın bir ruh var, hareket etmek istiyor ama bedenin izin vermiyor.
CASUSLUK HAYALıMDı
Çince’ye , Çin’e olan ilgi nereden geliyor?
Çince’de semboller var. Edebiyat öğretmenim bana sembol çalışması ödevi verirdi. Sembollere düşkünüm, bilgisayar oyunlarını seviyorum. Çince sembolleri çözmek oyun gibi geliyor. Hayatta da oyun oynamayı çok severim.
Birilerine oyun yaptın mı hiç?
Yaptım, yaparım, size de yaparım, odayı turlarsınız. Ankara’da bir arkadaşıma, küçük bir zarf yolladım, içinde ‘insert coin’ yazıyordu. Yani jetonu at… Denklemler hazırladım. Bir sayı çıkıyor, Milli Kütüphane’ye gidip, oradan şu seri numaralı kitabın şu sayfasına bakıyorsun. Bir zarf çıkıyor. Sonunda bir sürpriz oluyor.
Oyuncu olmasaydın casus mu olurdun?
Çocukluğumun hayalidir zaten, casus olmak. Eniştem emniyette çalışıyordu, çocukken bana “seni yazdırdım, sen MıT ajanı olacaksın” dedi. Nasıl sevindim anlatamam, gerçekliğine inandım, ‘küçük yaşta alıp yetiştiriyorlar’ demişti. Şakaymış tabii. Çok hayal kırıklığına uğramıştım.
Casus romanları okumayı sever misin?
Çok sevmem. Margaret Weiss ve Tracy Hickman’ı severim. Fantastik romanları seviyorum. ‘Ölüm Kapısı’ serileri…
Çocukken fantezi dünyan vardı o zaman…
Küçükken üç ay denizdeydik, rüya gibiydi. Aklım sahilde dondurma yiyen çocuklara gider, kendimi yalnız hissederdim. ‘Rüzgar kardeşim’, ‘ben deniz kızıyım’ diye hayal kurardım.
Babasının kızı mı annesinin kızı mı?
ıkisinin de. Ketumdur babam; o tip şeylerim babama benziyor. Yaşım büyüyüp, daha kadın oldukça anneme daha çok benziyorum. ‘Kadınlar erkekleri anlayamıyorlar’ derdim çocukken ama büyüdükçe gerçekten de erkeklerle uzak olduğunu da anlıyorsun.
Aşka nasıl bakıyorsun? Hiç âşık oldun mu?
ıki büyük aşkım oldu, biri gençlik aşkım, bir tanesi de bu yaşlarımda.
Şu an âşık olduğun kişiyle beraber misin?
Evet.
Bir insanın neyine âşık olursun?
ılk başta bakışları çok önemli. Bakışlarından içinde neler olup bittiğini görebilirsin. O insan gerçekten bir ilişkiye girmeye değer mi anlayabilirsin. Güven ararsın, şefkat, içtenlik ararsın, ben de onlara bakıyorum.
Nasıl bir duygu aşk?
Lamia’yla benziyorum. Aşkı için her şeyi kabulleniyor. Belki başka bir ilişkide böyle olmam ama şimdiki ilişkimde, gerektiği zaman bazı şeyleri sineye çekmek olsun, gerektiğinde kendini vermek olsun bir teslimiyet var. Şu andaki aşkımı öyle yaşıyorum.
Aşk acısı çektin mi? Duygusal mısın, yoksa kapıyı çarpıp gidenlerden misin?
Çektim. Gerçekten bir insana karşı bir şey hissedildiğinde, bu aşksa, ‘kapıyı çarpıp giderim’ deneceğine inanmıyorum. En ketum, en duvarları olan insan bile gerçekten aşkı yaşadığında bunu yapamaz. Kapıyı vurup gidenler gerçekten aşk yaşamıyor bence.
Üzüldüğün zaman kendini iyileştirmek için ne yaparsın?
Çok ağlarım ve kendimi iyileştirmek için hiçbir şey yapmam. O duyguyu dibine kadar bitirmeyi tercih ederim. Yaşadığım acı neyse onu yaşayıp tamamen temizlenirim. Bunu da müzikle yaparım. Müzik dinleyip iyice kendimden geçip, mahvederim kendimi. Duygularımı paramparça edip, ondan sonra hayata devam ederim.
ınşallah seni ‘casus’ rolünde göreceğiz...
Hazırlanıyorum, bütün dövüş tekniklerini öğreniyorum. Kaya tırmanışı da yapıyorum, çok uzun süre dağcılık yaptım. Bütün aksiyon sahnelerinde oynayabilirim, deniz motoru kullanabiliyorum, su kayağı yapabilirim, ata binebilirim. Bir tek motor kullanamıyorum. Aksiyon filmleri için hazırım yani.
Peki diyelim Hollywood’dan teklif geldi, sevgilini bırakır gider misin?
Hayır gitmem. Bırakmam.
Lamia kalbiyle seviyor
Lamia öksüz, akrabalarının yanında kalan, çocuklarına bakan bir kız. Çok saf, yaşı küçük olduğu için çocuksu hareket ediyor ama çok şey yaşamanın getirdiği bir burukluk bir hüzün de var. Tabii ki yaşının getirdiği bir hareketlilik ve canlılık da taşıyor. Müzikten yola çıkarak birine âşık oluşu çok romantik. Laima kalbiyle sevdiği için, sevdiği insanın yaptığı her şeye tamam diyen birisi. O yüzden biraz ezik gibi gelebilir ama hiç ezik biri değil aslında. Çok severek oynuyorum.
AYCAN SAROĞLU
alıntıdır