- Konu Sahibi SUDENAZ222
- #1
Kısırlık Erkek Kısırlığı üstüne ilginç bir yazı
Çarşamba, 14 Kasım 2007
Doç.Dr. M. İhsan Karaman
Üroloji Uzmanı
Şair, çocuklarının kendisine –deyim yerindeyse- ayakbağı olduğunu ima etmek için “viran olası hanede evlad ü ıyal var” demiş. Amma, hanelerinde evlad görebilmek için nice servet veren nice aile var, bir bilse idi... Gerçekten de dünya hayatının süsü, neşesidir çocuklarımız. Gün gelip dünyaevine girdikten sonra bu neşeyi tadamayanlar, uzunca sürecek bir maratonun daha başında olduklarını bilmeden soluğu doktorda alırlar. Ama hangi doktorda? Bizim ülkemizde çocuk isteyen bir çiftin ilk durağı, genellikle bir kadın doğum uzmanıdır. Çünkü, önce kadın sağlam olduğunu ispatlamak zorundadır. Öyle ya, erkek milletiz; bizim erkeklerimizde kusur olur mu hiç?!
İşin rengi
Oysa, işin rengi öyle değil! Bu konuda ilk bilinmesi gereken, evliliğin hangi döneminde, adına “infertilite” dediğimiz kısırlıktan kuşkulanılıp doktora gidilmesi gerektiğidir. Biz ürologların tarifine göre, evli bir çiftin düzenli cinsel beraberlik yaşamalarına ve korunmamalarına rağmen, bir yıl içinde hamilelik oluşmamasına “infertilite” (kısırlık) adı verilir. Şu halde, pek sık rastladığımız gibi, 5-6 aylık evli çiftlerin “çocuğumuz olmuyor” diye doktor doktor dolaşmaları “prematüre” bir telaştır ve maddi-manevi kayıplara yol açar.
İkinci önemli nokta, gidilecek doğru adresin tesbitidir. Genel olarak, kısırlığa yolaçan problem 1/3 oranında kadında, 1/3 oranında erkekte ve 1/3 oranında her ikisinde müşterek bulunur. Böylece, en az %50 oranında problemin erkek tarafını ilgilendirdiği ortaya çıkmaktadır. Kısırlık teşhis ve tedavisine ilişkin şöhret bulmuş bir ifadeye göre, erkek kısırlığında teşhis kolay – tedavi zor; kadın kısırlığında ise teşhis zor – tedavi kolaydır. Bu ifade bize, kadınla ilgili tetkiklerin uzun zaman ve masrafa malolacağını anlatmaktadır. O halde, erkek millet kompleksini bir yana bırakıp, öncelikle erkeğin bir uzman üroloğa görünmesi en doğru ve kestirme yoldur.
Yeri gelmişken,şu meşhur “kusur kimde?” sorusunu bir deşelim. Kusur ve kısır kelimeleri arasındaki yakınlıktan mıdır nedir, halkımız bu soruyu pek sever ve sık sık sorar: “Kusur kimde doktor bey?” Problemin, eşler arasında “fifty-fifty” dağıldığına yukarıda işaret ettik. Bu gerçek bir yana, şu “kusur” yakıştırması (suçlaması değilse) ne oluyor? Elimizde olmadan grip, siyatik ya da akciğer kanserine yakalanınca kimse kendinde kusur aramazken, kısırlık sözkonusu olunca topu taca (ya da karşı tarafa) atmak için bir kusur arama yarışı başlıyor çoğu kez. Bu yarışın sebebi de, en başta çevre baskısı şüphesiz. Biline ki, “kısırlık” bir kusur değil, bir hastalıktır. Bir tarafı değil, çifti ilgilendirir. Her hastalık gibi, bunda da, ilgili hekime başvurulmalı, tanı ve tedavi yolları izlenmeli, çıkacak olan sonuç ise tevekkül ve teslimiyetle karşılanmalıdır.
Erkeğin rolü
Kadına ait kısırlık sebepleri ile teşhis ve tedavi yöntemlerini kadın-doğum uzmanı meslektaşlarımıza bırakıp, uzmanlık alanımız olan erkek kısırlığına bir göz atalım sizinle birlikte.
Kısırlık kuşkusu ile üroloğa başvuran bir erkekte ilk yapılması gereken, ayrıntılı bir sorgulama ve ardından tam bir muayenedir. Probleme ve sebebine ait birçok ipucu, daha bu ilk adımlarda elde edilebilir.
Erkeğe ait kısırlık tetkikinde en önemli ve sık kullanılan yöntem meni tahlilidir (spermiogram). Birçok erkeğe, masturbasyon yoluyla, üstelik evde değil, laboratuar ortamında meni örneği verilmesini gerektiren bu tetkik çok zor ve kabul edilmez olarak gözükür. Ne çare ki, çocuk yapma kabiliyeti ve buna engel olan nedenler hakkında çok kıymetli bilgiler veren bu temel tetkikin, bu şekilde yapılması zorunludur. En az 10 gün arayla yapılan en az iki sperm tetkikinde, hekim tarafından tesbit edilen bir bozukluk varsa, sebebi ortaya koymak için ileri tetkikler gerekir. Meni tahlilinde görülecek bozukluklar, meninin fiziksel ve kimyasal özellikleri ile, sperm hücrelerinin sayısal, yapısal, fiziksel ve fonksiyonel yeterliliklerini ilgilendirebilir.
“İleri tetkik” de ne ola?
Hastalığın ve hastanın öyküsü, fizik muayene ve spermiogram sonuçlarına göre, hekimin isteyeceği ilave araştırmalar kişiden kişiye değişebilir. Bu demektir ki, komşu Ahmet veya bakkal Mehmet’ten doktorunun istediği tetkik bizden istenmemişse şaşmamak gerek; öyle ya, beş parmağın beşi de bir değil...
Artık devir değişti. Yerli yersiz herşeye el atan modern teknoloji, tıpta da devrimler yaptı. Bugün, bir sperm hücresinin yapısı ve fonksiyonu en ince ayrıntısına ve hatta moleküllerine kadar incelenebiliyor. Korkmayın, klinik uygulamada doktorunuz sizden bunları isteyecek değil. Ancak yine de, birtakım kan tahlilleri, sperm fonksiyon testleri, yumurtaların ve çevresindeki damarların renkli ultrason cihazı ile incelenmesi gibi ileri tetkikler ve hatta yumurtadan parça alıp inceleme (testis biopsisi) gibi müdahaleler yapabilir. Unutmayın, bunların hepsi sizin için; yuvanızı, yeryüzü bahçesinin şefkat tomurcukları ile süsleyebilmek için.
Sebepler dünyası
Herşeyin bir sebebi var. Tüm sebepler de, her şeyin Sebebi Olan’ın malumu. Lakin, her türlü teknik gelişmeye rağmen, bazı şeylerin sebebi bize meçhul olabiliyor. Erkek kısırlığında da, ileri tetkik dediğimiz her türlü araştırmaya karşılık, vakaların yaklaşık yarısında bir sebep bulunup ona yönelik tedavi uygulanır. Kalan % 50 olguda ise, bugünkü imkanlarla bir sebep bulunamayıp tecrübeye dayalı değişik tedaviler veya yardımlı üreme yöntemleri seçilir.
Bilinen ve bulunabilen sebepler arasında, hormon ve kromozom bozuklukları, çeşitli sistemik hastalıklar, geçirilmiş ameliyatlar, çevre kaynaklı fiziksel ve kimyasal bazı faktörler, doğrudan testisleri ilgilendiren ve doğumdan itibaren geçirilmiş olabilen bazı hastalık ve anormallikler, kullanılan ilaçlar, bağışıklık sistemi bozuklukları... sayılabilir. Ancak, hepsi bir yana, şu meşhur “varikosel” bir yana.
Varikosel muamması
Birçok infertilite hastasının, yumurtasını göstererek, “doktor, damarında tıkanıklık var deyip ameliyat önerdi” şeklinde bir galat-ı meşhur ile ifade ettiği “varikosel”, erkek kısırlığında en sık görülen organik sebeptir. Yanlışlık, varikoselin bir damar tıkanıklığı değil, aksine bir “damar genişlemesi” olmasıdır. Yumurta çevresindeki toplardamarların genişleyip, burada kanın göllenmesi anlamına gelen varikosel, tedavi edilebilir bir patoloji olması bakımından çok önemlidir. Kısırlık tetkiki yapılan erkeklerin yaklaşık %40’ında varikosel saptanır. Daha çok solda, bazen de iki taraflı olarak bulunan varikosel, spermlerin sayı, hareket veya şekillerini bozarak çocuk oluşmasına engel olur.
Yine bir infertilite klasiği olan soruya sıra geldi şimdi: “Bu varikoselin ilacı yok mu, doktor bey?” El-cevab: Hayır! Spermiogramda bozukluğa yol açmış olan varikoselde tedavi daima ameliyattır. Doğru teşhis sonucu yapılan başarılı bir ameliyat sonrasında, yaklaşık %40-50 vakada hamilelik oluşmakta, toplam %70 olguda ise sperm sayı ve fonksiyonları iyi yönde gelişmektedir.
Yeri gelmişken bir de kendimize çuvaldız batıralım. Ticari etkenlerin dürüst hekimlik prensiplerine de müdahale ettiği günümüz ortamında, ürolojinin en çok istismar edilen ameliyatlarından birisi de varikoseldir. Belki çok az sayıda hekimi ilgilendirse de, bu tür ticari operasyonların (her iki anlamda da operasyon!) yapılıyor olması, hasta-hekim arasındaki güven köprüsünün önemini bir kez daha hatırlatmayı gerekli kılıyor.
Çarşamba, 14 Kasım 2007
Doç.Dr. M. İhsan Karaman
Üroloji Uzmanı
Şair, çocuklarının kendisine –deyim yerindeyse- ayakbağı olduğunu ima etmek için “viran olası hanede evlad ü ıyal var” demiş. Amma, hanelerinde evlad görebilmek için nice servet veren nice aile var, bir bilse idi... Gerçekten de dünya hayatının süsü, neşesidir çocuklarımız. Gün gelip dünyaevine girdikten sonra bu neşeyi tadamayanlar, uzunca sürecek bir maratonun daha başında olduklarını bilmeden soluğu doktorda alırlar. Ama hangi doktorda? Bizim ülkemizde çocuk isteyen bir çiftin ilk durağı, genellikle bir kadın doğum uzmanıdır. Çünkü, önce kadın sağlam olduğunu ispatlamak zorundadır. Öyle ya, erkek milletiz; bizim erkeklerimizde kusur olur mu hiç?!
İşin rengi
Oysa, işin rengi öyle değil! Bu konuda ilk bilinmesi gereken, evliliğin hangi döneminde, adına “infertilite” dediğimiz kısırlıktan kuşkulanılıp doktora gidilmesi gerektiğidir. Biz ürologların tarifine göre, evli bir çiftin düzenli cinsel beraberlik yaşamalarına ve korunmamalarına rağmen, bir yıl içinde hamilelik oluşmamasına “infertilite” (kısırlık) adı verilir. Şu halde, pek sık rastladığımız gibi, 5-6 aylık evli çiftlerin “çocuğumuz olmuyor” diye doktor doktor dolaşmaları “prematüre” bir telaştır ve maddi-manevi kayıplara yol açar.
İkinci önemli nokta, gidilecek doğru adresin tesbitidir. Genel olarak, kısırlığa yolaçan problem 1/3 oranında kadında, 1/3 oranında erkekte ve 1/3 oranında her ikisinde müşterek bulunur. Böylece, en az %50 oranında problemin erkek tarafını ilgilendirdiği ortaya çıkmaktadır. Kısırlık teşhis ve tedavisine ilişkin şöhret bulmuş bir ifadeye göre, erkek kısırlığında teşhis kolay – tedavi zor; kadın kısırlığında ise teşhis zor – tedavi kolaydır. Bu ifade bize, kadınla ilgili tetkiklerin uzun zaman ve masrafa malolacağını anlatmaktadır. O halde, erkek millet kompleksini bir yana bırakıp, öncelikle erkeğin bir uzman üroloğa görünmesi en doğru ve kestirme yoldur.
Yeri gelmişken,şu meşhur “kusur kimde?” sorusunu bir deşelim. Kusur ve kısır kelimeleri arasındaki yakınlıktan mıdır nedir, halkımız bu soruyu pek sever ve sık sık sorar: “Kusur kimde doktor bey?” Problemin, eşler arasında “fifty-fifty” dağıldığına yukarıda işaret ettik. Bu gerçek bir yana, şu “kusur” yakıştırması (suçlaması değilse) ne oluyor? Elimizde olmadan grip, siyatik ya da akciğer kanserine yakalanınca kimse kendinde kusur aramazken, kısırlık sözkonusu olunca topu taca (ya da karşı tarafa) atmak için bir kusur arama yarışı başlıyor çoğu kez. Bu yarışın sebebi de, en başta çevre baskısı şüphesiz. Biline ki, “kısırlık” bir kusur değil, bir hastalıktır. Bir tarafı değil, çifti ilgilendirir. Her hastalık gibi, bunda da, ilgili hekime başvurulmalı, tanı ve tedavi yolları izlenmeli, çıkacak olan sonuç ise tevekkül ve teslimiyetle karşılanmalıdır.
Erkeğin rolü
Kadına ait kısırlık sebepleri ile teşhis ve tedavi yöntemlerini kadın-doğum uzmanı meslektaşlarımıza bırakıp, uzmanlık alanımız olan erkek kısırlığına bir göz atalım sizinle birlikte.
Kısırlık kuşkusu ile üroloğa başvuran bir erkekte ilk yapılması gereken, ayrıntılı bir sorgulama ve ardından tam bir muayenedir. Probleme ve sebebine ait birçok ipucu, daha bu ilk adımlarda elde edilebilir.
Erkeğe ait kısırlık tetkikinde en önemli ve sık kullanılan yöntem meni tahlilidir (spermiogram). Birçok erkeğe, masturbasyon yoluyla, üstelik evde değil, laboratuar ortamında meni örneği verilmesini gerektiren bu tetkik çok zor ve kabul edilmez olarak gözükür. Ne çare ki, çocuk yapma kabiliyeti ve buna engel olan nedenler hakkında çok kıymetli bilgiler veren bu temel tetkikin, bu şekilde yapılması zorunludur. En az 10 gün arayla yapılan en az iki sperm tetkikinde, hekim tarafından tesbit edilen bir bozukluk varsa, sebebi ortaya koymak için ileri tetkikler gerekir. Meni tahlilinde görülecek bozukluklar, meninin fiziksel ve kimyasal özellikleri ile, sperm hücrelerinin sayısal, yapısal, fiziksel ve fonksiyonel yeterliliklerini ilgilendirebilir.
“İleri tetkik” de ne ola?
Hastalığın ve hastanın öyküsü, fizik muayene ve spermiogram sonuçlarına göre, hekimin isteyeceği ilave araştırmalar kişiden kişiye değişebilir. Bu demektir ki, komşu Ahmet veya bakkal Mehmet’ten doktorunun istediği tetkik bizden istenmemişse şaşmamak gerek; öyle ya, beş parmağın beşi de bir değil...
Artık devir değişti. Yerli yersiz herşeye el atan modern teknoloji, tıpta da devrimler yaptı. Bugün, bir sperm hücresinin yapısı ve fonksiyonu en ince ayrıntısına ve hatta moleküllerine kadar incelenebiliyor. Korkmayın, klinik uygulamada doktorunuz sizden bunları isteyecek değil. Ancak yine de, birtakım kan tahlilleri, sperm fonksiyon testleri, yumurtaların ve çevresindeki damarların renkli ultrason cihazı ile incelenmesi gibi ileri tetkikler ve hatta yumurtadan parça alıp inceleme (testis biopsisi) gibi müdahaleler yapabilir. Unutmayın, bunların hepsi sizin için; yuvanızı, yeryüzü bahçesinin şefkat tomurcukları ile süsleyebilmek için.
Sebepler dünyası
Herşeyin bir sebebi var. Tüm sebepler de, her şeyin Sebebi Olan’ın malumu. Lakin, her türlü teknik gelişmeye rağmen, bazı şeylerin sebebi bize meçhul olabiliyor. Erkek kısırlığında da, ileri tetkik dediğimiz her türlü araştırmaya karşılık, vakaların yaklaşık yarısında bir sebep bulunup ona yönelik tedavi uygulanır. Kalan % 50 olguda ise, bugünkü imkanlarla bir sebep bulunamayıp tecrübeye dayalı değişik tedaviler veya yardımlı üreme yöntemleri seçilir.
Bilinen ve bulunabilen sebepler arasında, hormon ve kromozom bozuklukları, çeşitli sistemik hastalıklar, geçirilmiş ameliyatlar, çevre kaynaklı fiziksel ve kimyasal bazı faktörler, doğrudan testisleri ilgilendiren ve doğumdan itibaren geçirilmiş olabilen bazı hastalık ve anormallikler, kullanılan ilaçlar, bağışıklık sistemi bozuklukları... sayılabilir. Ancak, hepsi bir yana, şu meşhur “varikosel” bir yana.
Varikosel muamması
Birçok infertilite hastasının, yumurtasını göstererek, “doktor, damarında tıkanıklık var deyip ameliyat önerdi” şeklinde bir galat-ı meşhur ile ifade ettiği “varikosel”, erkek kısırlığında en sık görülen organik sebeptir. Yanlışlık, varikoselin bir damar tıkanıklığı değil, aksine bir “damar genişlemesi” olmasıdır. Yumurta çevresindeki toplardamarların genişleyip, burada kanın göllenmesi anlamına gelen varikosel, tedavi edilebilir bir patoloji olması bakımından çok önemlidir. Kısırlık tetkiki yapılan erkeklerin yaklaşık %40’ında varikosel saptanır. Daha çok solda, bazen de iki taraflı olarak bulunan varikosel, spermlerin sayı, hareket veya şekillerini bozarak çocuk oluşmasına engel olur.
Yine bir infertilite klasiği olan soruya sıra geldi şimdi: “Bu varikoselin ilacı yok mu, doktor bey?” El-cevab: Hayır! Spermiogramda bozukluğa yol açmış olan varikoselde tedavi daima ameliyattır. Doğru teşhis sonucu yapılan başarılı bir ameliyat sonrasında, yaklaşık %40-50 vakada hamilelik oluşmakta, toplam %70 olguda ise sperm sayı ve fonksiyonları iyi yönde gelişmektedir.
Yeri gelmişken bir de kendimize çuvaldız batıralım. Ticari etkenlerin dürüst hekimlik prensiplerine de müdahale ettiği günümüz ortamında, ürolojinin en çok istismar edilen ameliyatlarından birisi de varikoseldir. Belki çok az sayıda hekimi ilgilendirse de, bu tür ticari operasyonların (her iki anlamda da operasyon!) yapılıyor olması, hasta-hekim arasındaki güven köprüsünün önemini bir kez daha hatırlatmayı gerekli kılıyor.