Etiket: Cinsellik

  • Emoji ve seks

    Emojiler günümüz iletişiminin vazgeçilmez parçası haline geldi. Duyguları bazen kelimelerle tarif edemediğimiz zaman emojilere sarılıyoruz. Yapılan araştırmalar emoji kullanımıyla seks yapmanın bağlantılı olduğunu söylüyor. Siz ne dersiniz?

    Emoji ve seks
    Emoji ve seks

    Kimimiz her cümlesinde emoji kullanıyor, kimisi smiley bile kullanmadan iletişim kurmayı tercih ediyor. Match.com’un ortaya attığı iddiaya göre, emoji kullanan kişiler kullanmayanlara oranla daha fazla seks yapıyor. 5,675 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre, emoji kullananların %54’ü düzenli bir seks hayatı yaşadığını belirtti. İfade kullanmayan kişilerde ise bu oran %31.

    Yine aynı araştırmaya göre en çok kullanılan emojiler sırasıyla şöyle: Yüzde 53 ile ‘göz kırpma’, yüzde 38 ile ‘gülümseme’ ve yüzde 27 ile ‘öpücük’. Ayrıca yapılan araştırmalarda 18-25 yaş arasındaki katılımcıların %84’ünün emoji kullanarak seksten bahsetme konusunda daha rahat hissettiklerini ortaya koyduğunu söyleniyor.

  • Burcunuza Göre En Seksi Yanınız Ne ?

    Burcunuza Göre En Seksi Yanınız Ne ?

    Burcunuza Göre En Seksi Yanınız Ne ? Burcunuz sizin kuzey yıldızınızdır – kıyıya sağ salim varmanızı sağlayan rehber ışığınız. Ama sadece doğru yolda ilerlemenizi sağlamaz, kişiliğiniz ve karakteriniz hakkında da pek çok ipucu verir.

    Burcunuza Göre En Seksi Yanınız Ne?

    Burcunuz kişiliğinizi ve dolayısı ile cinsel çekiciliğinizi şekillendiren etmenlerden biridir. İşte her burcun kendine has cazibesinde ağır basan ögeler:
    Koç (21 Mart – 19 Nisan): Bu burç savaş tanrısı ile sembolize edilir, dolayısı ile güçlü, iddialı ve istediğini elde eden bir insansınız. Bağımsız bir kişilikten daha seksi bir şey olabilir mi?
    Boğa (20 Nisan – 20 Mayıs): Boğa, zevk düşkünü sosyal bir kelebektir ve topluluk içinde dikkat çekmeyi bilir. Her zaman ilginin merkezindesiniz ve insanlar sizden bir parça istemekten kendilerini alıkoyamıyorlar.
    İkizler (21 Mayıs – 20 Haziran): Biraz utangaç ve çekingensiniz ama çoğu insan bunu karşı konulmaz buluyor. Elde edilmesi zor biri olmanız insanların sizi daha çok istemesine neden oluyor.
    Yengeç (21 Haziran – 22 Temmuz): Sıcak ve besleyici doğanız ile insanları çekiyorsunuz. Doğru şekillerde davetkarsınız. İnsanlar size yakınlaşarak kendilerini iyi hissediyor.
    Aslan (23 Temmuz – 22 Ağustos): Özgüven sahip olduğunuz en güçlü anahtar. İpleri ele almayı seviyorsunuz ve bu diğerlerinin dikkatini çekiyor. Hep dominantsınız ve asla pasif. İlk adımı atan ve ateşi körükleyen olmaktan çekinmiyorsunuz.
    Başak (23 Ağustos – 22 Eylül): Sanatsal ve dilsel zihniniz en büyük silahınız ve herkesi cezbetmeye yeter. Birini sadece konuşarak sevişmeye ikna edebilirsiniz.
    Terazi (23 Eylül – 22 Ekim): Terazinin en çok arzu edilen burç olduğu söylenir. Çekicilik, güzellik ve iyilik dolusunuz. Size ilk kez bakan insan bir film sahnesindeki yavaşlamış hareketliliği görüyor.
    Akrep (23 Ekim – 21 Kasım): Cesur ve tutkulusunuz ve insanlar bu ateşte yanmaya gönüllü. Çevrenizdeki herkese bulaşan ve etkileyen bir enerji yayıyorsunuz.
    Yay (22 Kasım – 21 Aralık): En şanslı burç olmanız sadece şansınıza güvendiğiniz anlamına gelmiyor. Her zaman yeni şeyler denemek için istekli olmanız etrafınızdaki insanları cezbediyor.
    Oğlak (22 Aralık – 19 Ocak): Zeka ve mizah duygunuz cinsel cazibenizin birincil kaynaklarıdır. Bir kahkahanın iki kadeh içkiye bedel olduğu söylenir ve sizde karşınızdaki insanın başını döndürecek kadar çok espri var.
    Kova (20 Ocak – 18 Şubat): Tüm doğru şekillerde düşüncelisiniz. Tatlı olan da seksi olabilir! Söylenecek doğru şeyleri her zaman biliyorsunuz ve karşınızdaki insanın doğru düğmelerini bulup, basmayı da.
    Balık (19 Şubat – 20 Mart): Karanlık ve gizemli bir insansınız, bu da diğerlerinin sizi çekici bulması için yeterli sebep. Uzak durmak yalnızlık sebebi gibi görünse de herkes orada sizinle olmak için can atıyor. Çekimine engel olunamayan bir kara delik gibisiniz.
  • Mikoplazma Genitalium AIDS’ten beter

    Mikoplazma Genitalium AIDS’ten beter

    İngiliz doktorlar Mikoplazma Genitalium adı verilen bir bakterinin yol açtığı ve cinsel yolla bulaşan yeni bir hastalığın dünyada hızla yayıldığı konusunda uyardı.

    Sadece İngiltere’de 16-44 yaş arası nüfusun yüzde 1’inde bu hastalık görülüyor.

    HASTALIK KENDİSİNİ BAKIN NASIL GÖSTERİYOR

    Hastalık kendini kusma, testis ağrısı, karın ağrısı, kadınlarda cinsel ilişki sonrası kanama olarak gösteriyor.

    HASTALIK KISIRLIĞA NEDEN OLUYOR

    Hastalık kısırlığa ve düşüğe de neden oluyor. İngiliz doktorlar hastalık konusunda uyarı yayınladı.

  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar

    “Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, dünyada olduğu gibi ülkemizde de oldukça yaygın. Cinsel ilişkiye başlama yaşının giderek düşmesi ve çok eşliliğin artması, cinsel yolla bulaşan hastalıkların görülme sıklığını artırdı. Bu hastalıkların en bilindik türleri olan AIDS, Hepatit B ve C enfeksiyonları, prezervatif kullanılarak büyük oranda engellenebiliyor. Ancak gonore (bel soğukluğu), sifiliz (firengi) ve klamidya (chlamidia) gibi virüs enfeksiyonlarında prezervatif tek başına yetmiyor. Bunlar kanama, akıntı ve ağrı gibi vücut genelinde belirtiler gösterebiliyor. Burada ele aldığımız HPV, molloscum contagiozum ve HSV2 ise cinsel yolla bulaşan deri hastalıklarıdır. Bu hastalıkların en tehlikeli yanı, tensel temasın bulaşması için yeterli olması ve prezervatifin engelleyememesi. Üstelik viral enfeksiyon olduklarından, vücuttan tamamen atılmaları da çok güç. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kişisel değil toplumsaldır. Hem kendinizi hem partnerinizi korumak adına
    güvenli cinsel yaşamı tercih etmelisiniz.”

    HPV (Genital Siğiller)

    “Her iki cinste, genital bölge veya anüs çevresinde deri ile aynı renkte, kabartılı düz lezyonlar veya et beni benzeri döküntülerle kendini gösteren, son derece bulaşıcı bir hastalıktır. Tedavisinde topikal kremler, koterizasyon (yakma işlemi) veya kriyoterapi (dondurma işlemi) gibi yöntemler uygulanıyor. Hastalık, virüs kaynaklı olduğundan, yeniden nüksedebiiliyor. Dolayısıyla kesin
    bir tedavisi yok. Onu tehlikeli yapan şeyse, kadınlarda rahim ağzı, her iki cinste baş-boyun kanserlerinin baş sorumlusu olması.”

    HSV-2 Enfeksiyonu

    “Her iki cinste, kasık ve anüs bölgesinde, dudak kenarında görülen uçuk benzeri yaralara neden oluyor. Bazen ağrılı olabiliyor. Penis başında görülüp içeriye doğru genişleyebiliyor. İdrarda
    zorlanma ve yanmaya neden oluyor. HSV-2 enfeksiyonu da tedaviye oldukça dirençli ve vücuttan tamamen atılması çok zor. Üstelik sık tekrarlama özelliği, kişinin yaşam kalitesini ciddi
    ölçüde etkiliyor. Çoğu hastaya topikal kremler ve ağızdan anti-viral hap tedavisi öneriliyor.”

    Molloscum Contagiozum

    “Her iki cinste, genital bölge veya anüs çevresinde beyaz uçlu sivilceye benzeyen ama farklı türde bir cilt döküntüsü oluşur. Pox virüsünün yol açtığı bu viral enfeksiyon da son derece bulaşıcıdır. Tıpkı HPV gibi bu hastalığın da ilk aşama tedavisi, topikal krem ve solüsyonlarla yapılıyor. İlerleyen vakalar içinse koterizasyon ve kriyoterapi tedavileri uygulanıyor. Bazı durumlarda tedavi edilmeksizin kendiliğinden gerileyebildiği gibi, bazen de çok dirençli olup çok sayıda lezyonla kendini yeniden gösterebiliyor.”

    Nasıl Önlem Alınır?

    “Güvenli olmayan cinsel hayat sadece cildi değil, hayatı da tehdit edebiliyor. Örneğin oral seksle bulaşan HPV virüsü, ağız içi ve boğaz mukozasında kanser oluşturma riskinde bir numara. Prezervatif birinci kural olsa da, çoğu zaman (özellikle temasla bulaşan hastalıklarda) yeterli olmaz. Bu noktada güvenli seksin önemi ortaya çıkıyor. Rastgele partner seçimi yapmamak,
    çok sık partner değiştirmemek, cinselliği yaşarken dikkatli olmak gerekiyor.”

  • Adet dönemin hamile kalınır mı?

    Adet dönemin hamile kalınır mı?

    Adet dönemin hamile kalınır mı ? Seksle ilgili efsanelere hepimiz bayılıyoruz itiraf edin. “Bizim kuzen şunu yapmış böyle olmuş”, “Bir arkadaşım var sevişmeden önce peynir yemiş de bilmem ne olmuş” gibi pek de gerçekle ilgisi olmayan şeyleri hem anlatmaya hem de dinlemeye bayılıyoruz.
    Adet döneminde hamile kalınmaz efsanesi de bunlardan biri.
    Adet döneminde cinsel ilişkinin zararlı olmadığını hepimiz biliyoruz. Tercih edilir edilmez orasını bilemeyiz. Kişinin kendisine kalmış bir durumdur. Lakin adetliyken hamile kalınmaz gibi kesin bir düşünce yanlıştır. Adetliyken kesinlikle hamile kalmazsınız garantisini vermek mümkün değildir.
    Uzmanlara göre pek çok kadın “Adet dönemindeyim, hamile kalmam” diye düşünerek korunmasız seks yapmaktadır.
    Görülen her kanamanın adet kanaması olmayabileceğini unutmamak gerekiyor.  Pek çok kadın iki adet dönemi arasında yumurtlar ve en doğurgan dönem bu dönemdir.
    Ancak yapılan araştırmalar bazen zamansız yumurtaların da söz konusu olabileceğini göstermektedir.
    Normalde adet döneminde atılan yumurta haricinde sağlıklı başka yumurtalar da üretilmiş olabilir. Bu yumurtalar adet dönemi bitmeden veya hemen adet dönemini takip eden günlerde bırakılabilir. Bu dönemde korunmasız cinsel ilişkiye girildiğinde hamile kalmamak için hiçbir neden yoktur.
    Adet dönemin hamile kalınır mı?
    Adet dönemin hamile kalınır mı?
    Uzmanlara göre ovulasyon söz konusu olduğunda yumurtaların yaşama süresi 4-5 gündür. Adetliyken kadın vücuduna giren spermlerin de 4 güne kadar dölleme özelliklerini koruduğu düşünülürse o an olmasa bile ilerleyen günlerde de hamile kalma ihtimaliniz bulunuyor. Nitekim hamilelik hesaplanırken tam olarak hangi gün döllenme olduğunu tespit etmek mümkün değildir. Bu sebeple hamilelik haftası son adet gününün ilk gününden itibaren hesaplanır.
    Adet döneminde ilişkiye girerken korunmak enfeksiyonlara karşı korunmanız için önemlidir. Yoksa kirli kanın atıldığı, adet kanamasının pis olduğu gibi bir durum yoktur. Sadece her iki taraftan birinde enfeksiyon varsa adet döneminde korunmasız cinsel ilişki esnasında bulaşma ihtimali artmaktadır.
    Lolipop
  • Sex sırasında yapmamanız gerekenler

    Sex sırasında yapmamanız gerekenler

    Siz siz olun partnerinizle yatağa girdiğinizde ona sırtınızı dönmeyin. Çünkü bu vücut dilinin işlediği en büyük gaflardan biridir. Bunlar dışında aşla yapmamanız gereken birkaç şey daha var.. İşte seks sırasında yapmamanız gereken şeyler…

    Öpmemezlik yapmayın

    Araştırmalara göre birçok çift seks sırasında partneriyle öpüşmüyor. İster inanın, ister inanmayın ama bu bir gerçek. Bunun bazı nedenleri olabilir. Örnek olarak pozisyon buna el vermiyordur ya da zevkin doruklarına tırmanmak isteyen çift, seksin ritmini bozmak istemiyordur. Ancak bizden size öneri, geleceğe yatırım yapmak, partnerinizle aranızdaki bağı kuvvetlendirmek istiyorsanız, onu ilişki sırasında öpmenizi tavsiye ederiz.

    Partneriniz hazır olmadan onu ısırmayın

    Birçok insan cinsel ilişki sırasında agresif bir tavır takınmaktan zevk duyuyor. Partneri ısırmak da bu tavrın getirdiği bir davranış. Ama siz siz olun cinsel ilişkiye girdiğiniz kişiyi, o hazır olmadan ısırmayın. Çünkü hazırlıksız yakalanan bir kişide bu durum acıya, ağrıya ve ani bir korkuya neden olabilir. Böyle bir durumda partnerinizle yaşayacağınız başka zevkleri kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırsınız. Seks yaptığınız kişinin buna hazır olduğundan iyice emin olduktan bu eylemi gerçekleştirin.

    Sadece vücudun tek bir bölgesine odaklanmayın

    Biliyoruz, kadınlarda en dikkat çeken 3 bölge belli. Ancak siz sadece bu 3 bölgeye odaklanırsanız, partneriniz bu durumdan olumsuz etkilenebilir. Dizler, bilekler, sırt ve karın… Bu bölgeleri sakın pas geçmeyin. Karın bölgesi oldukça erojen(cinsel istek uyandıran) bir bölgedir. Bu gölgeyi yavaşça okşamak partnerinizi daha istekli hale getirecektir.

    Bütün ağırlığınızı ona vermeyin

    Bazen zevkin doruklarına ulaştığınızda kendinizi ve beden kontrolünüzü kaybedebilirsiniz. Bu durumları istisna sayabiliriz, fakat siz olabildiğince bedeninizi kontrol edin ve tüm ağırlığınızı partnerinize vermeyin. Bu durumlarda baskı altında kalan partnerinizin nefes alış verişini engellemiş olursunuz. Böyle bir durumda partneriniz size eşlik etmekte zorlanabilir. Dikkatli olun…

    Ne erken ne de geç….

    Özellikle en çok dert yandığınız konulardan biri. Erken ya da geç boşalmak. Zamanında boşalmamak, partnerinizin memnuniyetsiz bir şekilde yataktan ayrılmasına neden olabilir. Bu, eşinizin kendisini bir iş makinesi gibi hissetmesine yol açabilir. Zamanında boşalmak için iyi bir kas kontrolüne sahip olmalısınız. Ön sevişmeye daha fazla zaman tanımalısınız.

  • Kadınlar yatakda ne ister

    Kadınlar yatakda ne ister

    Kadınlar yatakda ne ister ? Herkes kendini yatakta başarılı, adeta bir makine ve boğa gibi görebilir. Hatta porno filmlerindeki yıldızlar kadar başarılı bulabilir. Ancak durum gerçekten öyle mi?

    Farkında olmadan elinizin ve gözünüzün uzandığı porno filmler çok başarılı duruyor değil mi? Oradakilerin aynısını yaptığınızda başarılı olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz. Bir eğitim filmi olarak gördüğünüz porno filmler, sadece birer showdan ibaret. Peki kadınlar yatakta gerçekten ne istiyor? 10 güzel kadına bu soruyu sorduk, bakın ne istiyorlarmış?

    Viktoria (22) – “Zaman ayırın”

    “Seks yapmadan önce bizimle daha fazla zaman harcayın ve bizi biraz eğlendirin. Bizi biraz öpün ve bize dokunun ki, bunun gerçek bir sekse doğru gittiğinden emin olalım. Yavaş, yumuşak dokunuşlarla tutkulu olun. Bazı erkekler sevişme öncesinde çok sabırsız ve bencil olabiliyor.”

    Amy (21)- “Ses çıkartın”

    “Erkekler seks yaparken inleyen kadınlardan hoşlanıyor, ancak kendileri bunu nadiren yapıyor. Cinsel ilişki sırasında zevk duyduğunu belirten cümleler ve inlemek erkekleri çok çekici yapıyor. Onun gerçekten içimde olduğunu hissettiriyor.”

    Olivia,(28)- “Ellerinizi kullanın”
    “Seks yaparken parmaklarınızı kullanın ve klitorisi ovalayın. Çoğu kadın sadece penetrasyonla orgazm olmaz. Bu yüzden parmaklarınız biraz meşgul olsun. Eğer arkadan yapıyorsanız,eliniz ön tarafta olsun mutlaka”

    Dana (25)- “Biraz sapık olmaktan korkmayın”

    Biraz garip ama ben kaba seks sevenlerdenim. Yattığım adamlardan bir tanesi hariç hepsi düz vanilya seksi yapmış. Ben bir erkekle birlikte olduğumda kıçıma şaplak atsın istiyorum. Onu kravatından tutup kendime çekere kulağına terbiyesiz şeyler fısıldamak istiyorum.

    Selena (22)- “Yavaş yavaş soyun”

    “Giyisileri yavaşça çıkartmak oldukça seksi. Bazen hızlıca çıkartmak baştan çıkarıcı olabiliyor ama hediye paketini yavaş yavaş açmak daha zevkli. Çünkü alttaki iç çamaşırı bir erkek için özenilmiş olduğunda, bu takdir edilecek bir durum.”

    Jess (29)- “Daha çok baştan çıkarıcı pozisyon deneyin”

    “Misyoner ve doggy pozisyonu güzel ama ben biraz daha farklı pozisyonlar denemekten yanayım. Sürprizleri seviyorum. Mesela bacaklarımı omuzuna atsın, ya da beni mutfağa götürüp tezgahın üzerinde becersin.”

  • Cinsel uyarılma bozukluğunun görülmesi

    Cinsel uyarılma bozukluğunun görülmesi

    Cinsel ilişkiye girileceğini hissettiğinde vücutta bir hareketlenme yaşanıyor. Tepeden tırnağa yaşanan bu başkalaşım hazzın doruklarına ulaşmada en büyük yardımcı oluyor. Cinsel uyarılma bozukluğunun görülmesi halindeyse yaşanan hazdan çok bir görev hatta acı verici bir deneyim halini alıyor.

    Cinsellik insan yaşamının hava gibi, su gibi doğal ihtiyaçlarından biri! Çift ilişkilerinin ise vazgeçilmez öğesi. Ancak fizyolojik ve psikolojik bazı sorunlar, kişilerin cinselliği olması gerektiği gibi yaşamasını imkansız kılıyor.

    Günümüzde cinsel işlev bozukluğuna yol açan birçok hastalığın varlığı biliniyor. Bu rahatsızlıkların temelinde hormonal problemler, kullanılan ilaçlar gibi birçok etken rol oynayabiliyor. Öte yandan yanlış öğretiler, toplumsal baskı ve taciz, tecavüz gibi geçmiş travmalar da bu sorunlara yol açabiliyor. Bunlardan biri de cinsel uyarılma bozukluğu… Toplumda çok fazla bilinmediği için diğer cinsel işlev bozukluklarından ayırt edilmeyen bu sorun çok sayıda kişide görülüyor. Tedavisinde medikal ve terapi yöntemlerinin kullanıldığı cinsel uyarılma bozukluğu hakkındaki sorularımızın yanıtlarını Psikiyatri Uzmanı, Psikoterapist Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney’den öğrendik.

    CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU NEDİR?

    Sürekli ya da tekrarlayıcı biçimde, cinsel uyarılmanın olmaması ya da uyarılmanın cinsel birleşme bitinceye kadar sürdürülememesi “cinsel uyarılma bozukluğu” olarak adlandırılıyor. Bu durum cinsellikle ilgili sıkıntı yaşanmasına yol açıyor. Çünkü beden cinsel ilişkiye seksüel uyarılmayla hazırlanıyor. Cinsel isteğin ortaya çıkmasıyla birlikte vücutta çeşitli değişiklikler oluyor. Uyarılma sırasında erotik duygular yoğunlaşıp, vajinada cinsel birleşmeye hazırlık olarak kayganlaşma oluşuyor. Vajinaya doğru kan akımı artıyor. Cinsel olarak heyecanlanma sonucunda kalp atışı hızlanıp, nefes alıp verme çoğalıyor ve vücutta genel bir sıcaklık hissi meydana geliyor. Göğüsler gerginleşiyor, meme uçları dikleşiyor, klitoris şişerek, vajina uzuyor, genişliyor ve gevşiyor. Böylece cinsel organ birleşme için hazır hale geliyor. Cinsel uyarılma bozukluğunda ise bunlar oluşmuyor. Doğal olarak cinselliğin diğer dönemlerine de geçiş sağlanamıyor. Sonuç olarak cinsellik sona eriyor ya da hazzın olmadığı, hatta bazen acı veren bir cinsel birleşme yaşanıyor.

    KADINLARDA BU SORUNA SIK RASTLANIYOR MU?

    Cinsel uyarılma bozukluğunun kadınlarda ne kadar yaygın olduğu tam olarak bilinmiyor. Ancak yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, evliliğinde mutlu olduğunu söyleyen kadınların bile üçte birinde bu soruna rastlanıyor.

    NEDEN ORTAYA ÇIKIYOR?

    Fazla endişeli, suçluluk duygusu yaşayan, cinsellikle ilgili korkuları olan kişilerde cinsel uyarılma bozukluğu daha fazla görülüyor. Genelde ülkemizde alelacele, hatta çoğunlukla çok az ya da hiç ön sevişme olmadan cinsellik başlatılıyor. Bu da bedenin cinsellik için hazırlanmasını önlüyor. Ayrıca hormonal bozukluklar ile bazı psikiyatrik, tansiyon, idrar söktürücü, alerji, astım ve kolesterol ilaçları da cinsel uyarılmayı engelliyor.

    CİNSEL UYARILMA BOZUKLUĞU BİR KADINI NASIL ETKİLİYOR?
    Cinsellik belli bir rutinde yaşanıyor. Önce kadında cinsel istek ortaya çıkıyor, devamında cinsel uyarılma oluşuyor. Bunu cinsel hazzın yoğun yaşandığı bir birleşme dönemi, sonrasında da orgazm ve rahatlama dönemi takip ediyor.

    Kadınlar pek çok nedenle cinsel uyarılma bozukluğu tedavisinden kaçınıyor. Toplumda genç kızların cinselliğe ilgi göstermesi yoğun tepki alıyor. Cinsellikle ilgili konuşmaların ayıp ve günah denilerek engellenmesi de sorunun bir başka boyutu. Birçok kadın yaşamları boyunca hiç mastürbasyon yapmıyor. Çünkü yine toplumda mastürbasyon sadece erkeklere ait bir cinsel doyum şekli olarak algılanıyor. Kadınların ise sadece eşlerinin cinsel isteklerine yanıt vermesi gerektiği düşünülüyor. Ayrıca kadınlar eşleriyle cinsel konularda konuşmuyor. Vücutlarının neresinden zevk aldığını, cinsellikte nelerden hoşlanmadığını, hangi pozisyonu istediğini söylemiyor. Bu nedenle hem kadınlar hem de erkekler cinselliği arkadaş sohbetlerinden öğrendikleri kadarıyla yaşıyor. Öte yandan kadınların cinsellikle ilgili eşleriyle konuşmaları, cinsel isteklerini söylemeleri ayıp sayılıyor. Hatta cinsel isteği olan kadına kötü gözle bakılıyor. Birçok kadın yeteri kadar uyarılmadığı halde cinsel birleşmeyi reddedemiyor. Yapılan araştırmalar kadınların önemli bir bölümünün ön sevişme sırasında eşlerine bazen hiç, bazen de yok denecek kadar az katıldığını, cinsel birleşme sırasında ise çoğunlukla hareketsiz kaldığını gösteriyor. Evlilikte olan çatışmalar, eşler arasında yakınlık sorunları, duygusal olarak yaşanan eksiklikler de bu sorunu ortaya çıkarabiliyor. Eşini sevmeyen, istemeyen kadınlarda da uyarılma sorununa rastlanıyor.

    EŞİNİZLE ARANIZDAKI DUVARLARI YIKIN
    Cinsellik mahremiyet içeriyor. Ancak bu durum eşler arasında geçerli değil. Cinselliğin olması gerektiği gibi yaşanmasının önündeki en önemli sorun ise çiftler arası iletişimsizlik. Yrd. Doç. Dr. Üney, eğer konuşulursa çiftlerin birçok sorunu kendi aralarında, bilgilenerek çözebileceğini belirterek, “İletişim kurup, konuşmak çiftin var olan sorunlar için bir cinsel terapiste gitmesini sağlayabiliyor. Cinsel sorunların neredeyse tamamının çözümü mümkün. Bu konuda sorun yaşayanların cinsel tedaviye başvurmaktan çekinmemeleri de önem taşıyor” diyor.

    BUNUN TEMELİNDE NE YATIYOR?
    Cinsel uyarılma sorununun en önemli nedeni ön sevişmenin yeteri kadar olmaması. Oysa uyarılma için ön sevişme büyük önem taşıyor. Bu süreç uyarılmayı kolaylaştırıyor. Kısa ön sevişmelerde kadın bedeni cinsel birleşme için hazırlanamıyor. Bazen sadece ön sevişmeyi uzatmak dahi bu sorunu ortadan kaldırabiliyor. Erken boşalma sorunu yaşayan erkekler, bu durumla karşı karşıya gelmemek adına ön sevişmeyi kısa tutmak istiyor. Yani erkeklerin bu durumu da kadının cinsel olarak uyarılamamasına neden olabiliyor.

    Cinselliğin yaşandığı ortam da kadının cinsel olarak uyarılmasını etkileyebiliyor. Temiz olmayan, aşırı ışıklı ve aydınlık ortamlar, yatak odası kapısının anahtarının olmaması, bebeğin ya da çocuğun aynı odada olması gibi nedenler de önem taşıyor. Hamile kalma endişesi ve hamilelik durumunda bebeğe zarar gelir korkusu da diğer sorunlar arasında yer alıyor.

    Bazı kadınlar cinsellikten, penisten ve meniden tiksindiği için cinsel uyarılma engellenebiliyor. Bu durumun da mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor.

    Geçmişinde tecavüz ya da taciz yaşayanlarda da cinsel uyarılma önemli bir sorun yaratabiliyor. Eşi tarafından aldatılan kadınların cinsellikle ilgili yoğun sorunları olabiliyor.

    BAŞKA SORUNLARLA KARIŞTIRILABILIYOR MU?
    Birçok cinsel sorunda benzer belirtiler oluyor. Hemen her cinsel problemde cinsellikten uzaklaşma yaşanıyor. Bu nedenle sorunun kaynağının mutlaka araştırılması gerekiyor. Cinsel uyarılma bozukluğu, cinsel istek bozukluğuyla karıştırılıyor. Cinsel istek bozukluğunda genellikle cinselliğe başlamakla ilgili bir sorun yaşanırken, üzerinde durduğumuz konuda vücudun cinselliğe hazırlanmasında problem görülüyor. Öte yandan ağrılı cinsel birleşmeyle de karıştırılabiliyor. Oysa bu sorunun altında da enfeksiyonlar, kist hastalıkları, geçirilmiş ameliyatlar, idrar yolu iltihabı, menopoz ya da hormonal sorunlar yatıyor. Vajinismus da cinsel uyarılma bozukluğu ile karıştırılan bir başka cinsel problem. İstek ve uyarılmada bir sorun olmayan vajinismusta, kadın cinsel ilişki sırasında bacaklarını kasıp, geri çekilerek birleşmeye izni vermiyor.

    NEDEN PSIKOLOJIK MI, YOKSA FIZYOLOJIK MI?
    Bu sorunun küçük bir bölümü fizyolojik yani başka bir hastalığa bağlı olabiliyor. Özellikle hormonal sorun yaşayan kadınlarda ve bazı ilaçların etkisiyle cinsel uyarılma bozukluğu oluşabiliyor. Temel nedense büyük oranda psikolojik kaynaklı. Bazen panik bozukluk, endişe bozukluğu, depresyon, takıntı hastalığı gibi birçok ruhsal hastalık bu soruna yol açabiliyor. Bunların tedavi edilmesi bile sorunu ortadan kaldırabiliyor. Çok endişeli kişiler, özgüven sorunu yaşayanlar, cinsellikle ilgili yanlış bilgileri olanlar, cinsellikle ilgili yoğun korkuları olan, eşiyle çatışma yaşayan kişiler de bu sorunu yaşayabiliyor.

    NASIL TEDAVİ EDİLİYOR?
    Bu sorunla bir uzmana başvuran kişiler mutlaka altta yatan fiziksel bir sorun olup olmadığının anlaşılması için bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına yönlendiriliyor. Fiziksel sorun varsa, önce o tedavi ediliyor ve sonrasında devreye cinsel terapi giriyor. Aksi halde direkt cinsel terapiye başlanıyor. Bu tedavi sırasında başka bir psikiyatrik sorun yoksa ilaç kullanmadan cinsel terapistin önerileri ve verdiği ödevler, görevler uygulanıyor. Cinsel terapi sırasında çift mutlaka cinsel yönden bilgilendiriliyor. Tedavi ortalama 6-12 seans sürüyor. Bu terapiler eşle beraber yani çift olarak yapılıyor. Tek başına tedavi genelde tercih edilmiyor ancak zorunlu hallerde uygulanabiliyor. Medyada ve internette tek seansta çözüm gibi bazı reklamlar yer alsa da bunların bilimsel bir geçerliliği bulunmuyor. Cinsel terapilerin bu konuda uzman kişiler tarafından yapılması önem taşıyor.

    TEDAVİYLE BU SORUNDAN KURTULMAK MÜMKÜN MÜ?
    Cinsel tedavi oldukça başarılı sonuçlar veriyor. Ancak tedavinin sonucunu etkileyen faktörler bulunuyor. Çiftin tedaviye verdiği önem, verilen görevlerin yerine getirilmesi, eşlerin tedavi isteği ve seansların aksatılmaması tedaviyi olumlu etkiliyor. Eşini istemeyen çiftlerde ise tedavi genelde başarısız oluyor. Eğer tedavinin şartları yerine getirilirse, kadın bu sorundan tamamen kurtulabiliyor.

    BU SORUNUN ORTAYA ÇIKIŞINDA CİNSEL MİTLERİN ROLÜ VAR MI?
    Cinsel yaşam, kültürden ve toplumdan etkileniyor. Yeni kuşaklar yetişirken toplumun hafızasında olan bilgiler, düşünce kalıpları ve yargılarla karşılaşıyor. Cinsellik alanında da abartılı, yanlışlarla dolu birçok bilgiye maruz kalınıyor. Zaten birçok kişi cinselliği, gençlik döneminde arkadaşlarıyla yaptıkları konuşmalardan öğreniyor. Genelde yeterince cinsel deneyimi olmayan gençler de birbirlerine yanlış bilgiler veriyor. Günümüzde internet, kitap, dergi ve gazete gibi kaynaklara ulaşmanın kolay olması, cinselliğin birçok mecrada daha rahat konuşulabilmesi ise bu yönde önemli ilerlemelere sebep oluyor. Yine de yanlış bilgiler halen çok yaygın.

    Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Üney bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Bu noktada öncelikle orgazmın ne olduğunu açıklamak gerekiyor. Orgazm, Yunanca şehvetli heyecan anlamına geliyor. Kadının cinsel uyarının artışı sonrasında vajina, rahim ve kasık bölgesinde hissettiği ritmik kasılmalar ve buna eşlik eden yoğun zihinsel haz orgazm olarak ifade ediliyor. Bu; havada asılı kalmak, kontrolün kısmen yitirilme duygusu gibi hissediliyor. Her iki tarafın orgazmı arasında fark oluyor. Erkeklerde cinsel birleşme sırasında bir kez yaşanmasına rağmen, kadınlarda aynı cinsel birleşme sırasında bir veya birden fazla orgazm yaşanabiliyor.

    Orgazm bozukluğu ise cinsel birleşmelerin çoğunda (yüzde 75 veya daha fazlasında) kadının orgazm olamama halini ifade ediyor. Bunun yanında, orgazmı düşük haz düzeyinde yaşamak da orgazm bozukluğu olarak nitelendirilebiliyor. Bazen erkeklere ait cinsel sorunlar (sertleşme bozukluğu ve erken boşalma gibi) kadının orgazm olamamasının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Çünkü orgazm olabilmek için cinsel birleşmenin kesintisiz ve belirli bir sürenin üzerinde devam etmesi gerekiyor. Ülkemizde cinsel sorunla bir uzmana başvuran kadınların yarısında orgazm bozukluğu sorunu tespit ediliyor.

    Cinsel uyarılma bozukluğunda, cinselliğin bir ileri evresi olan orgazm yaşamak olanaksız hale geliyor. Bazen kadınlar cinsel uyarılma bozukluğu sorunu olmasına rağmen ‘orgazm olamıyorum’ şikayetiyle cinsel terapistlere başvurabiliyor.”

    Formsanté 2015 – Kasım sayısı

  • Aşk mı şehvet mi?

    Aşk mı şehvet mi?

    Aşk mı şehvet mi? Sana olan hislerini merak ediyorsan, aşk ile şehvet arasındaki farkları da bilmelisin.

    Aşk mı şehvet mi?

    Çoğu zaman, aşka giden yolun şehvetten geçtiği söylenir. Ancak bu durum her zaman için geçerli değil. Şehvetin bazı zamanlarda tek getirisi harika bir seks ile sınırlı kalabilir.  Seks elbette her romantik ilişkinin vazgeçilmezi; ama iyi seks yapıyor olmak, onun sana aşık olduğunu da göstermeyebilir. Tek başına saf şehvet, iki insan arasındaki fiziksel çekimin bir yansımasıdır. İki “gerçek” insanın birleşmesinin ardından, şehvet uçup gider. Aşk ise hepimizin çok iyi bildiği gibi bundan çok daha ötesidir. Gerçek bir ilişkide, insanların birbirlerine hissettikleri aşk, fiziksel temasın gerçekleşmesinin ardından uçup gitmez. Hatta aşkın temellenebilmesi için günlere, aylara ihtiyaç vardır. Çünkü karşındakini şehvetin sınırlarından koparak tanıyabilmen ve ona aşık olabilmen için daha uzun sürelere ihtiyacın vardır.

    O halde, karşındakinin sana olan hislerinin şehvetten ibaret olup olmadığını, şehvetin de ötesinde aşk olup olmadığını nasıl anlayabilirsin. Bunu daha iyi sezebilmek için aşk ile şehvet arasındaki farkları beraber inceleyelim.

    1- Seks meselesi

    Bir süredir birbirinizi görebilme şansınız olmadı mı? Peki onunla uzun süre sonra buluştuğunda ne yapmayı planladınız? Ortada bir aşk söz konusuysa, uzun süre ayrı kaldıktan sonra yapmayı planlayacağın ilk şey muhtemelen seks olacaktır. Bir de birbirinizle düzenli olarak vakit geçirdiğiniz zamanları ele alalım. Partnerin, ayrı kalmak gibi olağanüstü bir durumun olmadığı zamanlarda da sürekli seks yapmak mı istiyor? O halde, onun hislerinin daha çok şehvetten yana olduğunu söyleyebiliriz. Normal şartlarda, ilişki içerisinde yemek yer, arkadaşlarınla buluşur, güzel bir uyku çeker ve de seks yaparsın. Ama seks, tüm bunların üstüne çıkıyor ve birbirinizi tanımanızı bile engelliyorsa, aşktan söz edilebilmesi biraz zor görünüyor.

    2- Neyi gördüğü önemli

    Eğer aşıksan, aşık olduğun kişinin yüzünü “görebilme” konusunda güçlük yaşarsın. Çünkü onun gözlerinin içine her baktığında, gözlerinden çok daha fazlasını görürsün. Şehvet halinde ise partnerinin ne denli yakışıklı olduğuna saplanır, o eksende dönüp durursun. Aynısı partnerin için de geçerli tabii. Seni herkesin gördüğünden daha farklı boyutlarda görebiliyorsa, fiziksel güzelliğinin ötesine geçip, yüzüne her baktığında sana dair kimsenin aydınlatamadığı dünyalara dalabiliyorsa, sana aşık demektir.

    3- Keşfetme meselesi

    Aşkta, insan karşısındakine dair her şeyi bilmek, öğrenmek ister. Aşk, doymak bilmeksizin sürekli keşfetme halidir. Bir o kadar da keyiflidir. Şehvette ise durum biraz daha sığ diyebiliriz. Eğer sana beslediği duygu şehvet ile sınırlıysa, boş konular üzerine boşa gideceğinden emin olabileceğin sığ kelimeler birbiri ardına dökülüverir. Seni tanımak gibi bir niyeti yoktur; daha çok fiziksel görünümüne odaklanır ve konuşmalar sürekli olarak bu çerçevede şekillenir. Hayatın üzerine, duyguların üzerine, arkadaşlarınla ya da ailenle olan ilişkilerin üzerine ne sıklıkta konuşuyorsunuz? Yoksa konuşmalar bugün ne yediğinin sorgulanması ile sınırlı mı kalıyor? Aradaki farkın ne denli derin olduğunun eminim ki farkındasındır

    4- Sen mi yoksa senin idean mı önemli?

    İlk tanıştığınız günlere dönelim…İşteyken onu hayal ettiğin zamanlara…İkinizin o an yatakta olduğunu düşlediğin ya da dün geceki harika seksi kafanda tekrar canlandırdığın muhakkak olmuştur. Peki bununla yetiniyor muydun? Eğer cevabın hayır ise, ona aşık olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü eğer karşındakine aşıksan, kurduğun hayaller ya da aklında canlanan anılar, güzel zamanlar ile sınırlı kalmaz. Peki ya partnerin? Sence yaptığınız ilk kavgayı düşünmüş müdür? Gittiğiniz ilk tatil ya da ona verdiğin ilk öpücük, gün içerisinde düşüncelerine ne denli sızabilmiştir? Eğer sana dair hatırladıkları hep o “dün geceki” harika seks ile sınırlı kalıyorsa,bu, şehvet demektir ve seni değil, senin ideanı tercih ediyor sonucunu çıkarabiliriz. Ama aşık olmak, iyisiyle kötüsüyle hayatı paylaşmaktır. Eğer düşlerinden uyanıp hala senin yanına kıvrılıp uyuyakalmak istiyorsa, sana aşıktır.

    Kaynak: womenshealth.com.tr

  • Susam cinsel hayatı canlandırıyor!

    Takvim’de yer alan habere göre böreklerin, çöreklerin simitlerin vazgecilmezi olan susamın faydaları saymakla bitmiyor. Yağ oranı ve enerji değeri çok yüksek bir besin olan susam protein, kalsiyum, magnezyum, potasyum mineraller ve B vitaminleri acısından cok zengin. Vücuda enerji verir. Cinsel gücü artırır. Aynı zamanda iceriğindeki kalsiyum nedeniyle çocuklarda boy uzatır. Susam, ağız sağlığı icin de cok faydalıdır. Ağızdaki atıkları, zararlı bakterileri ve mikropları ortadan kaldırır. Susamın sağlığa yararlarından bazıları şöyle:

    Solunum yolu hastalıklarına karşı faydalıdır.
    Göğsü yumuşatarak nefes darlığı ve bronşite iyi gelir.
    Antioksidan ve kansere karşı koruyucudur.
    Susam yağı safra taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.
    Hazmı kolaylaştırıp sindirimi rahatlatarak, kabızlığı giderir.
    Gaz söktürür. Karın ağrısını azaltır.
    Karaciğer hastalıklarına karşı faydalıdır.
    Böbrek iltihaplarını gidermeye yardımcı olur.
    Kemi k erimesine karşı faydalıdır.
    Mideyi çalıştırır, iştahı açar. Hazımsızlığı giderir.
    Mide ve bağırsaklardaki aşırı gazı sokturur.
    İdrar söktürücüdür. Kanı ve idrar yollarını temizler.
    Terleticidir . Soğuk algınlığında iyileştirici etkisi gorulur.
    Antiseptik (mikrop kırıcı) etkisi de vardır. Bademcik ve boğazda ortaya çıkan enfeksiyonlara iyi gelir.
    Afrodizyak yani cinsel gücü artırıcı etkileri olduğu bilinir.

    FAZLA TÜKETİMİ KİLO ALDIRIR

    Susam, yoğun yağ içerir. Aşırı tüketimi kilo almak dahil bazı sağlık sorunlarına neden olabilir. Herhangi bir hastalıktan dolayı ilaçlı tedavi olan kişilerin tüketmeden önce doktorlarına danışması gerekir. Ayrıca susam hassas bünyelerde alerjiye yol açabilir. Fazla tüketiminde kilo aldırabilir, ciltte sivilcelere neden olabilir.